?>
?>
AREA Araştırma tarafından Ekim 2024’te yayımlanan kapsamlı “Ulaşım ve Paylaşımlı Yolculuk” raporu, Martı TAG’ın ulaşım sektörünün dönüşümünü ne denli etkilediğini ortaya koyuyor. Raporda, katılımcıların paylaşımlı yolculukla ilgili çarpıcı bulguları yer alıyor.
Taksi sorununa akılcı bir yaklaşım
AREA’nın raporuna göre, katılımcıların %59,7’si Martı TAG gibi yenilikçi platformların mevcut taksi sorununu çözebileceğine inanıyor. Daha da dikkat çekici bir bulgu olarak, %70,7’lik bir oran, paylaşımlı yolculuk uygulamalarının yasal bir zemine oturtulmasını destekliyor. %40,5 oranında katılımcı ise bir siyasetçinin paylaşımlı yolculuğu desteklemesinin oy tercihlerini etkileyeceğini belirtiyor. Bu rakamlar, paylaşımlı yolculuğun bireysel bir tercih olmasının ötesinde, toplumsal bir ihtiyacı karşılayan çözüm olduğunu gösteriyor.
Oğuz Alper Öktem bilinirlik oranı ve güven
Raporda, Martı’nın kurucusu Oğuz Alper Öktem’in liderlik becerileri de öne çıkıyor. Katılımcıların
%38,2’si Öktem’i tanırken, %74,4’ü olumlu liderlik özellikleriyle tanımlıyor. Ayrıca taksi sistemi üzerinde yapılacak reformlara verdiği destek kamuoyunda geniş yankı buluyor. Katılımcıların %82’si, Öktem’in bu mücadelesini desteklediğini ifade ediyor.
Martı TAG memnuniyet oranı zirvede
Martı TAG’ın hizmet kalitesinde ulaşılması zor bir standart yakaladığını gösteren araştırmada katılımcıların %93,8’i Martı TAG’ın hizmetlerinden memnun olduklarını belirtirken, sürücülerle ilgili memnuniyet oranı %93,1 seviyesinde. Özellikle büyük şehirlerde yaşayanlar, Martı TAG’ın sunduğu konfor ve hızın ulaşım sorunlarına çözüm sunduğunda hemfikir. Ankete katılanların %21,5’i Martı TAG’ı kullandığını ifade ederken, bu orandaki artış dikkat çekiyor.
Kaynak: (BYZHA) Beyaz Haber Ajansı
AREA Araştırma, Ulaşım ve Paylaşımlı Yolculuk araştırmasını kamuoyu ile paylaştı: Martı TAG memnuniyet oranı %93,8! yazısı ilk önce Kocaeli Basın üzerinde ortaya çıktı.]]>
Sisteme sızan kötü amaçlı yazılımlar tamamen yeni veya değiştirilmiş olduğundan, bu durum geleneksel imza tabanlı tespit yöntemlerini atlatmalarını sağlıyor. En etkili saldırı biçimlerinden biri olan living-off-the-land tekniği, kötü amaçlı yazılımın diskte iz bırakmadan bilgisayarın belleğinde saklanmak için meşru sistem süreçlerinden yararlanıyor. Geleneksel güvenlik çözümlerinde uyarıları tetikleyen tipik sistem tehlikesi göstergeleri oluşturulmadığından, bu durum tespit işlemini önemli ölçüde zorlaştırıyor. Bir diğer yaygın taktik ise DLL enjeksiyonu olarak karşımıza çıkıyor. DLL (Dinamik Bağlantı Kitaplığı), birden fazla program tarafından yeniden kullanılabilen kod içeren bir dosya olarak biliniyor. Kötü amaçlı yazılım, meşru bir sistem sürecine bir DLL ekleyerek güvenlik önlemlerinden kaçabiliyor ve tespit edilmeden çalışabiliyor. Buna ek olarak, kötü amaçlı yazılım DLL kancalama yöntemini kullanarak çeşitli uygulamalar tarafından paylaşılan kütüphanelere bulaşabiliyor ve kötü amaçlı kodunu çalıştırırken gizli kalmasını sağlayabiliyor. Ayrıca, kötü amaçlı yazılımın meşru bir DLL’nin yanına kötü amaçlı bir DLL yerleştirdiği DLL yan yüklemesi, savunmaları atlatmak için uygulamanın arama modelinden yararlanıyor. Büyüyen zorlukların üstesinden gelmek için gelişmiş güvenlik teknolojilerine ihtiyaç duyuluyor. Güvenlik duvarları yalnızca şifrelenmiş trafiği denetlemekle ve izinsiz giriş girişimlerini engellemekle kalmıyor, aynı zamanda izole bir ortamda kötü amaçlı yazılım davranışını da analiz ediyor. Aynı zamanda güvenlik duvarları, bilinmeyen tehdit sistemlerini tehlikeye atmadan önce tespit etmeyi mümkün kılıyor ve yalnızca imzalara güvenmeden en gelişmiş kaçınma tekniklerine karşı hızlı ve etkili koruma sağlıyor.
MSP’lerin Sisteme Sızan Kötü Amaçlı Yazılımlarla Mücadeledeki Rolü
Sisteme sızan kötü amaçlı yazılımların, giderek karmaşıklaşan bir tehdit ortamına uyum sağlamak zorunda olan MSP’ler için büyük zorluklar oluşturduğunu ifade eden Yusuf Evmez, “MSP’lerin yönettikleri ortamları korumak için saldırganlar tarafından kullanılan, sisteme sızma teknikleri hakkında güncel kalmaları gerekiyor. Güvenlik duvarları kritik öneme sahip olsa da gelişmiş bir uç nokta güvenlik çözümü bilgisayarın belleğinde ve DLL dosyalarında gizlenmiş kötü amaçlı yazılımları tespit ediyor. Benzer şekilde, XDR çözümleri bulaşma yollarını izleyebiliyor ve şüpheli faaliyetleri takip edebiliyor. MSP’ler tüm bu yetenekleri bir araya getirerek kullanıcılarını korumaya yönelik stratejik ve proaktif bir yaklaşım sunarak kendilerini farklılaştırma imkanına erişebiliyor.” açıklamalarında bulundu.
İnternet Güvenliği Raporu – Q2 2024, sisteme sızan kötü amaçlı yazılım geliştirmeleri ve güvenliği yeniden tanımlayan diğer önemli trendler de dahil olmak üzere en son tehditlerin yer aldığı bir rapor olarak kullanıcılara sunuluyor. İşletmelerin günümüzde karşılaştığı risklere ilişkin ayrıntılı analizler yer alarak zorlukları öngörmeyi sağlarken siber ortamları daha iyi korumak için bilinçli kararlar almaya yardımcı oluyor.
Kaynak: (BYZHA) Beyaz Haber Ajansı
Siber Saldırılarda Sisteme Sızan Kötü Amaçlı Yazılımların Kullanımı %168 Arttı yazısı ilk önce Kocaeli Basın üzerinde ortaya çıktı.]]>
Eğitim döneminin başlamış olmasıyla birlikte siber suçlular yönlerini eğitim kurumlarına çeviriyor. Eğitim kurumları, işletim sistemleri çeşitliliği, teknolojik cihaz sayısındaki fazlalık, aynı ağı paylaşan kullanıcı sayısı ve güvenlik önlemlerinin yetersizliği gibi etkenlerden dolayı siber saldırganların hedefi haline geliyor. Statista’yın yaptığı araştırmaya göre, 2023’te eğitim ve araştırma sektörleri siber saldırılardan en çok etkilenen sektörler oldu. Aynı zamanda Verizon’un Veri İhlali Araştırma Raporu’na (DBIR) göre, geçen yıl toplam 1.780 saldırı gerçekleşti ve bunların 1.537’si hassas veri ihlallerinin sonucu meydana geldi. Bu rapor sonuçları, bir önceki yıla kıyasla toplam olaylarda %258’lik bir artışı ve veri ihlali vakalarında %546’lık şaşırtıcı bir artışı temsil ediyor. Eğitim sektöründeki güvenlik ihlallerinin çoğunluğunun, yaklaşık %90’ının sistem ihlalleri, sosyal mühendislik ve insan hatasından kaynaklandığını ifade eden WatchGuard Türkiye ve Yunanistan Ülke Müdürü Yusuf Evmez, eğitim kurumlarını siber tehditlerden korumak için tavsiyelerini aktarıyor.
1. Ağ ve cihazların güvenliğini sağlayacak tedbirleri uygulayın: Yazılım ve donanımın güncel tutulması önemlidir çünkü bu, eğitim kurumlarını bilinen güvenlik açıklarına karşı korur. İçerik filtreleri kullanmak, erişimi sınırlamak ve olası güvenlik ihlallerini engellemek için ağı segmente etmek de siber tehditlerden korunmak için yapılması gerekenlerin başında geliyor. Aynı zamanda güvenli parolalar ve kişisel cihazların (BYOD) kullanımı için politikalar oluşturmak da önemli. Son olarak kişisel, okul ve misafir cihazları için ayrı Wi-Fi ağları kurmak, mobil cihaz yönetimi (MDM), sağlam koruma ve siber güvenlik düzenlemelerine yardımcı olacaktır.
2. Siber Güvenlik Farkındalığı: Siber güvenlik eğitimi okulları korumak için kritik öneme sahiptir. Öğrencilere ve personele düzenli eğitim vermek, saldırı simülasyonları yürütmek ve bir güvenlik kültürü oluşturmak paylaşılan sorumluluğu teşvik eder. Ayrıca, kişisel cihazların kullanımı için özel programlar, ebeveynler için atölye eğitimleri okulda ve evde kapsamlı koruma sağlar.
3. Temel siber güvenlik araçlarını uygulayın: Eğitim kurumları, ağdaki şüpheli etkinlikleri tespit etmek ve bunlara hızlı bir şekilde yanıt vermek için sürekli izleme çözümleri uygulamalı ve kampüs dışı bağlantıları güvence altına almak için bir VPN kullanmalıdır. Eğitim merkezlerinde kimlikleri korumak da önemli. Bu, sorumluluklara göre kullanılabilir bilgileri sınırlayan rol tabanlı erişim ve kullanıcının konumuna ve davranışına göre güvenlik seviyelerini ayarlayan bağlamsal erişim kontrolü gibi araçlar gerektiriyor. Çok faktörlü kimlik doğrulamayı (MFA) uygulamak, izinsiz girişleri, sosyal mühendisliği ve insan hatasını azaltmaya yardımcı olduğu için çok önemlidir.
Okullar günlük faaliyetlerine çevrimiçi öğrenme platformları, Bulut tabanlı katılım ve notlandırma sistemleri gibi daha fazla teknoloji entegre etmeye devam ettikçe güçlü güvenlik önlemlerini uygulamaya yönelik kritik ihtiyaç da artmaktadır. MFA, yetkisiz kullanıcıların savunmalardan birini aşmayı başarsalar bile erişim sağlamasını zorlaştıran ek bir koruma katmanı sağlıyor.
Mobil uygulama ve anında bildirimler aracılığıyla kimlik doğrulamayı birleştirerek MFA, öğrenciler ve öğretim görevlileri için erişim sürecini basitleştirir ve savunmasız parolalara olan bağımlılığı önemli ölçüde azaltıyor. Ayrıca, Buluttaki merkezi yönetim, kurumların erişim üzerinde tam kontrol sahibi olmasını ve ihtiyaçlarına göre uyarlanmış güvenlik politikalarını yapılandırmasını sağlıyor.
Kaynak: (BYZHA) Beyaz Haber Ajansı
Geçtiğimiz Akademik Yılda Eğitim Sektöründeki Siber Saldırılar %258 Arttı yazısı ilk önce Kocaeli Basın üzerinde ortaya çıktı.]]>Faaliyetlerde, yasa dışı yollarla Bulgaristan’a geçmeye çalışan terör örgütleri PKK/KCK-PYD/YPG üyesi 4, FETÖ/PDY üyesi 1 ve IŞİD üyesi 3 şüpheli yakalandı. Jandarmadaki işlemlerinin ardından 2 şüpheli sınır dışı edildi. Adliyeye sevk edilen şüphelilerden 4’ü tutuklandı, 2’si adli kontrol şartıyla serbest bırakıldı. (DHA)
8 terör şüphelisi sınırda yakalandı yazısı ilk önce Kocaeli Basın üzerinde ortaya çıktı.]]>2015 yılında seçimlerden hemen önce dönemin CHP İstanbul Milletvekili ve Genel Başkan Yardımcısı Umut Oran’ı hedef alan “Sümeyye Erdoğan’a Suikast” iddiasına ilişkin dava 8 yıl sonra çöktü. Umut Oran, yürüttüğü hukuki süreçteki davayı kazandı. Haberi yayınlayan Akşam ve Güneş gazetesi sorumlu müdürü Mustafa Dolu, Bakırköy Asliye Ceza Mahkemesi tarafından hakaret suçundan iki kez 1 yıl, 5 ay, 15 gün; iftira suçundan da iki kez, 1 yıl 3 ay hapis cezasına mahkum edildi.

Umut Oran
KURULAN KUMPAS BİR KEZ DAHA TESCİL EDİLDİ
Umut Oran, karar sonrası yaptığı açıklamada “Medya, iktidarın elinde silah olarak kullanıldı ve itibar cellatlığına soyunuldu. ‘Sümeyye Erdoğan’a Suikast yalanı’ olarak bilinen kumpas da bu örneklerden biridir. Şimdi ilk mahkumiyet kararı verildi” dedi. Oran, şunları söyledi:
*Bu karar ile bana kurulan kumpas bir kez daha tescil edildi. Umarım Türkiye’de kumpaslar devri artık sona erer.
*14 Mayıs’ın anlamı da çok büyük. Bu eşiği aşabilirsek Türkiye’nin son 20 yılında kanıksanan ‘iftira, yalan, tetikçilik, kumpas, linç, küfür alışkanlığı da ortadan kalkacak.
*Kuyruklu yalanların açığa çıkarılması için 8 sene hukuk mücadelesi verilmek zorunda kalınmayacak.
*CHP’nin 15 Mayıs’tan itibaren kumpas devrini sonlandıracak bir düzen kurması gerektiğine inanıyorum. Bu kirli dönemin tüm kumpasçıları bulunmalı. Böylece başka masumların da yıllarını çalamazlar.
Suikast kumpası 8 yıl sonra çöktü… İlk mahkumiyet yazısı ilk önce Kocaeli Basın üzerinde ortaya çıktı.]]>