?>
?>
Dokuz Eylül Üniversitesi (DEÜ) Deniz Bilimleri ve Teknolojisi Enstitüsü, Yunanistan’nın Santorini Adası çevresindeki deprem fırtınasının Ege Bölgesi ve İzmir Körfezi’ne etkileri, oluşum nedenleri ile olası tsunami risklerine yönelik bir açıklama yayımladı.
Açıklamada, Ege Denizi’nin sismolojik olarak oldukça aktif bir bölge olduğu vurgulanarak, Santorini Adası çevresindeki sismik hareketliliğin haftalar boyunca devam edebileceği belirtildi. Bölgedeki depremlerin hem teknotik hem de volkanik açıdan etkin olduğuna ve oluşan depremlerin tektonik kökenli mi yoksa magmatik bir hareketlilik sonucu mu olduğunun henüz netlik kazanmadığına değinilen açıklamada, olası bir yıkıcı depremin Türkiye kıyılarında yaratabileceği hasara da dikkat çekildi.
“HAFTALAR SÜREBİLİR”
Santorini Adası çevresindeki deprem fırtınasının hâlâ devam ettiğine ve haftalarca sürebileceğine vurgu yapılan açıklamada, şu ifadelere yer verildi: “Bölge, Girit’in güneyi boyunca uzanan ve Helenik Yay adı verilen aktif bir yitim zonunun etkisi altındadır. Bu yay boyunca Doğu Akdeniz’in tabanı, kuzeye, Ege Denizi’nin altına dalmakta; bu durum özellikle Güney Ege boyunca sürekli şekilde deprem aktivitesinin oluşmasına neden olmaktadır. Yine aynı yay nedeniyle, Girit’in kuzeyindeki bir alan boyunca volkanik adalardan oluşan aktif bir volkanik ada yayı gelişmiştir. Santorini, bu volkanik adalardan en çok bilinenidir. Geçtiğimiz hafta, Santorini Adası’nın hemen kuzeyinde, büyüklüğü 5.2’ye ulaşan ve deprem fırtınası olarak nitelenen yüzlerce deprem meydana geldi. Aktivite halen devam ediyor ve haftalar boyu devam edeceği düşünülüyor.”
“OLUŞUM NEDENİ NETLİK KAZANMADI”
Depremlerin oluşum nedenlerinin henüz netlik kazanmadığına dikkat çekilen açıklamada şu bilgiler paylaşıldı: “Bölge hem tektonik hem de volkanik açıdan etkin olduğundan, oluşan depremlerin tektonik bir hareket sonucu mu yoksa mağmatik bir hareket nedeniyle mi oluştuğu henüz netlik kazanmış değil. Oluşan 4.0’dan büyük depremlerin fay düzlemi çözümleri, depremlerin düşey hareket sonucu oluşan normal faylanma ile ilişkili olduğunu gösteriyor. Bu depremlerin daha büyük bir depremin öncüsü olup olmadığı da henüz bilinmiyor. Bu aşamada aktivite ile ilgili iki olasılık söz konusu olabilir: Oluşan deprem aktivitesi, gelişmekte olan bir sualtı volkanının oluşumu ile ilişkilendirilebilir veya bölgede süregelen tektonik aktivite ile ilişkili olabilir.”
“TSUNAMİ YIKIM YARATABİLİR”
Her iki durumda da olası afet yönetimi anlamında göz önünde bulundurulması gereken iki temel unsura dikkat çekilen açıklamada, “Bunlar olası bir yıkıcı depremin Türkiye kıyı yerleşim alanında yaratacağı hasar ve bu depremin neden olacağı olası bir tsunami etkisidir. Ege Denizi’nde oluşacak olası bir yıkıcı deprem, 30 Ekim 2020 Samos depreminde olduğu gibi bölgeye yakın yerleşim alanlarında ciddi can ve mal kaybına neden olabilir. Normal faylanma gibi deniz tabanında düşey yer değiştirme oluşturan tektonik hareketler veya deprem sonucu tetiklenen denizaltı heyelanları, tsunami meydana getirebilmektedir. Özellikle Santorini Adası’nın güney yamacının oldukça dik bir morfolojiye sahip olduğu ve olası bir denizaltı heyelanı için uygun bir yapı sunduğu biliniyor. Tarihsel kayıtlar, Güney Ege boyunca oluşan depremlerin Anadolu kıyısal alanlarında tsunami meydana getirdiğini de işaret ediyor. Bölgedeki en yakın depremlerden biri, 1956 yılında meydana gelen 7.7 büyüklüğündeki Amorgos Depremi’dir ve tsunamiye yol açarak Fethiye civarında 1 metre dalga oluşturmuş ve su baskını kıyıdan 250 metre içerilere kadar ulaşmıştır” ifadeleri yer aldı.
“İZMİR KÖRFEZİ ETKİLENMEZ”
İzmir Körfezi’nin morfolojik olarak Kuzey Ege’ye açılan bir körfez olduğu ve bu nedenle Santorini civarında oluşacak olası bir tsunamiden etkileneceğinin düşünülmediği belirtilen açıklamada, “Bununla birlikte deprem aktivitesinin gözlendiği alan ülkemizin Güney Ege kıyılarına 150 kilometre uzaklıktadır. Dolayısıyla, özellikle Güneybatı Ege sahil kesimi için, olası bir büyük deprem ve ardından meydana gelebilecek tsunami oluşumuna karşı dikkatli olunması önem taşımaktadır” bilgisi paylaşıldı.
Kaynak: (BYZHA) Beyaz Haber Ajansı
DEÜ’den Açıklama: Santorini’deki Depremler Ege İçin Ne Anlama Geliyor? yazısı ilk önce Kocaeli Basın üzerinde ortaya çıktı.]]>
TÜM SORUMLULUKLAR YERİNE GETİRİLİYOR
Kocaeli Büyükşehir Belediyesi’ne yönelik sosyal medyada paylaşılan “Yıllık 200 milyon TL’ye mama alım ihalesi” bilgisinin gerçeği yansıtmadığı açıklandı. Büyükşehir Belediyesi’nin resmi sosyal medya hesabından konuya ilişkin yapılan açıklamada şöyle denildi: “Sosyal medyada, bir teknik şartname sayfasının kopyası üzerinden dolaşıma sokulan ve Kocaeli Büyükşehir Belediyemizi hedef alan ‘Yıllık 200 milyon TL’ye mama alım ihalesi’ bilgisi tamamen yanlıştır. Aynı paylaşımda sokak hayvanları için Türkiye’nin en büyük barınağına sahip belediyemize, ‘Neden barınak yapmıyorsunuz?’ şeklinde anlamsız bir itham ve soru da yöneltilmiştir. Kocaeli Büyükşehir Belediyesi, yasaların öngördüğü ölçülerde, toplumun ihtiyacı doğrultusunda sokak hayvanlarına yönelik üzerine düşen sorumlulukları tüm hassasiyetiyle yerine getirmektedir.
KURUM VE KURULUŞLARA MAMA DESTEĞİ VERİLİYOR
Bir yandan Türkiye’nin en büyüğü olan mevcut barınağını büyütmekte, bir yandan ilçe belediyeleriyle imzalanan protokol kapsamında yenilerinin yapımına devam etmektedir. Her yıl yalnızca bu barınaklarda değil, ilçe belediyeleri ve sokak hayvanlarının sahiplenilmesine yardımcı olan sivil toplum kuruluşlarına da söz konusu ihale kapsamında mama desteği verilmektedir. Kocaeli Büyükşehir Belediyesi’nin bu kapsamda yıllık mama bütçesi 40-50 milyon TL civarıdır. Saygılarımızla kamuoyunun bilgisine sunarız.”
Kaynak: (BYZHA) Beyaz Haber Ajansı
Kocaeli Büyükşehir Belediyesi’den ‘mama alım ihalesi’ hakkında açıklama yazısı ilk önce Kocaeli Basın üzerinde ortaya çıktı.]]>İzmir Büyükşehir Belediyesi, yapım işlerinin durdurulmasına ilişkin yasal süreçlerin ardından Örnekköy 3. ve 4. Etap, Uzundere 3. ve 4. Etap kentsel dönüşüm proje alanlarının, yüklenici ve ruhsat sahibi İZBETON AŞ tarafından mahkemelerin raporlarında tespit edildiği şekilde teslim alındığını duyurdu.
Her bir kentsel dönüşüm projesiyle ilgili iş programlarının ayrı ayrı yurttaşların bilgisine sunulacağının ve sürecin şeffaflıkla yürütüleceğinin belirtildiği açıklamada, “Kentsel dönüşüm projeleri kapsamında tapularını belediyemize devretmiş olan hak sahibi yurttaşlarımıza kira yardımı ödemesini sürdüreceğiz ve yapım işini üstlenen kooperatif üyesi yurttaşlarımızın da mağduriyetlerini ve beklentilerini hukukî çerçevede karşılayacağız” denildi.
Açıklamada şu ifadelere yer verildi;
“Kentsel dönüşüm alanlarında arsalarını belediyemize devretmiş hak sahiplerinin ve yapım işlerini üstlenen kooperatif üyelerinin beklentilerini duyarlılıkla takip etmekteyiz. Daha önce kamuoyuna yansıdığı üzere, kentsel dönüşüm alanlarında yapım işlerinin kat karşılığı usulde yapı kooperatifleri eliyle görülmesi yöntemi Çevre Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanlığı tarafından uygun bulunmamış, ‘bahse konu parsellerdeki inşaat faaliyetlerinin durdurulması’ talimatı verilmiştir.
Nisan ayından itibaren yeniden faaliyete geçirdiğimiz Kentsel Dönüşüm Dairesi’nin koordinatörlüğünde belediyemizin ve iştiraklerimizin mühendisleri, hukukçuları ve denetim elemanlarından oluşan ekiplerle kentsel dönüşüm alanlarında durum tespitleri yapılmış, aynı dönemde gerçekleşen Bakanlık Teftiş Kurulu müfettişleri incelemeleri takip edilmiştir.
Herhangi bir tereddüde yol açılmaması için bir sonraki aşamaya geçilmeden önce Örnekköy 3. ve 4. Etap, Aktepe-Emrez 1. Etap, Uzundere 3. ve 4. Etap kentsel dönüşüm projelerinin hâlihazırdaki yapım aşamaları ve projelerin tamamlanması için gereken işler ve bedeller mahkemelerce görevlendirilen bilirkişi heyetleriyle hâkimler nezaretinde belirlenmiş, taraflara tebliğ edilmiştir.
“Artık tamamlama aşamasına geçiyoruz”
“Şimdi, mahkeme bilirkişi raporlarındaki seviye ve kalan işler tespitleri esas alınarak beş ayrı kentsel dönüşüm projesi yapım işlerinin, iştiraklerimizden İZBETON ve Egeşehir şirketlerimizin koordineli çalışmasıyla hızla tamamlanması aşamasına geçiyoruz.
Bu kapsamda; mülkiyeti İzmir Büyükşehir Belediyesi’ne ait Örnekköy 3. ve 4. Etap, Uzundere 3. ve 4. Etap kentsel dönüşüm proje alanları, yapım işlerinin durdurulmasına ilişkin Bakanlığın 12.07.2023/6858273 sayılı ve Belediyemizin 04.07.2024/2029982 sayılı yazıları gereğince Yüklenici/Ruhsat Sahibi İZBETON AŞ tarafından mahkemelerin tespit raporlarında tespit edildiği hâl ile teslim alınmıştır.
Her bir kentsel dönüşüm projemizle ilgili iş programlarını ayrı ayrı yurttaşlarımızın bilgisine sunacağız ve bu süreci şeffaflıkla yürüteceğiz. İlgili bütün tarafların görüşlerini alıyoruz, önerilerini değerlendiriyoruz. Kentsel dönüşüm projeleri kapsamında tapularını belediyemize devretmiş olan hak sahibi yurttaşlarımıza kira yardımı ödemesini sürdüreceğiz ve yapım işini üstlenen kooperatif üyesi yurttaşlarımızın da mağduriyetlerini ve beklentilerini hukukî çerçevede karşılayacağız.
Yurttaşlarımızın bilgilerine saygıyla sunarız.”
Kaynak: (BYZHA) Beyaz Haber Ajansı
İzmir Büyükşehir Belediyesi’nden kentsel dönüşüm süreciyle ilgili açıklama “Proje alanları kooperatiflerden teslim alındı” yazısı ilk önce Kocaeli Basın üzerinde ortaya çıktı.]]>İzmir Büyükşehir Belediye Başkanı Dr. Cemil Tugay yaptığı yazılı açıklamada şunları dile getirdi:
“Kamuoyumuza;
Ege Sanayicileri ve İş İnsanları Derneği (ESİAD) tarafından düzenlenen 3. Yatırım Zirvesi’nin açılışında yapmış olduğum konuşmada, güneş enerjisi özelinde ifade ettiğim bazı görüşlerimin bağlamından koparılarak çarpıtıldığına, siyasi malzeme olarak kullanıldığına üzülerek tanık olmaktayım.
Bugüne kadar enerjide net ithalatçı konumda olan ülkemizin ihtiyaç duyduğu yenilenebilir ve temiz enerji kaynaklarına karşı olumsuz bir görüş ifade etmedim. Ülkemizin temiz enerji kaynaklarından üreteceği her birim enerjinin, karşılığı olan dövizin yurt içinde kalması anlamına geldiğini de çok iyi biliyorum.
Konuşmamda ifade edilen konu, ülkemizde güneş paneli üreticilerine son yıllarda verilen gereksiz ve anlamsız teşviklerin yarattığı arz fazlasıyla, Türkiye’nin ihtiyacının kat be kat üzerinde güneş paneli tesisleri açılmasıdır.
TEİAŞ verilerine göre, 2024 yılının ilk 10 ayında, ülkemizde 4720 Megavat güneş enerjisi santrali devreye alınırken, Türkiye’nin güneş paneli üretim kapasitesi 50 bin Megavat’a yaklaşmıştır. Üzerini çizdiğim sorun, bu arz fazlası üretimin gereksiz yere desteklenmesi, destek verilmeye devam edilmesi, ülkemizin kıt olan kaynaklarının verimsiz alanlara teşvik olarak aktarılmasıdır.
Bir diğer itirazımız ise ülkemizde çeşitli şirketler ve kurumlar tarafından inşa edilen lisanslı güneş enerjisi santrallerinin ormanlık alanlarda ve tarım yapılan arazilerde inşa edilmesinedir.
Bu yönde maalesef içimizi acıtan çok örnek bulunmaktadır.
Bu sistemlerin tarımsal özelliğini tamamıyla kaybetmiş arazilerde inşa edilmesi gerektiğini ifade etmek, güneş enerjisine karşı olmak değildir. Gücü ve imkânı olan her vatandaşın bir enerji üreticisi olmasının önündeki tüm engellerin kaldırılmasını; ancak bunu yaparken tarım alanlarına, meralara, ormanlara, çevre dokusuna zarar verilmemesini; koruma ve kullanma dengesi ilkesine azami oranda riayet edilmesini savunmakta; enerji üretimi ve gıda güvenliğinin birbirinin alternatifi olamayacağını vurgulamaktayım.
Son yıllarda ‘Hibrit Santral’ adı altında lisans ayrıcalığı ve muafiyeti hakkı tanınan güneş enerjisi santrallerinin, mera alanlarına ve yerleşim yerlerine kurulduğunu da biliyoruz. İzmir’in cennet ilçelerinden Karaburun buna en dikkat çekici örneği teşkil etmektedir. Bu ilçemizde mevcut rüzgâr enerjisi santrallerinin lisans sahalarına verilen hibrit santral izinleri ve güneş santrali kurulumları sonucunda; lisans sahaları çit ile çevrilerek başta keçi yetiştiriciliği olmak üzere hayvan ve insan girişlerine kapatılmakta, adeta yaşamdan koparılmaktadır. Bu yanlışları ifade etmek de güneş enerjisine karşı olmak demek değildir.
Bu kötü örneklerin yanında; çatı statiği uygun konutların, fabrikaların, turizm tesislerinin ve diğer uygun yapıdaki binaların çatılarına güneş enerjisi santrallerinin kurulmasına itirazımız elbette yoktur ve olamaz.
İzmir Büyükşehir Belediyesi’nin en önemli kurumlarından ESHOT; Gediz’de bulunan ana onarım merkezi ve atölyelerinin çatılarına güneş enerjisi santralleri kurmuştur ve karbon salımını dikkat çekici oranda azaltmaktadır.
Aynı şekilde bir diğer kuruluşumuz İZSU’nun güneş enerjisi projeleri vardır ve aşama aşama hayata geçirilmektedir.
Dolayısıyla; İzmir’in Büyükşehir Belediye Başkanı olarak ne söylediğimin tamamıyla farkındayım.
Ne güneş enerjisine ne de yenilenebilir enerji üretimine elbette karşı değilim. Hele ki kömüre dayalı elektrik üretiminde Türkiye’yi karbon emisyonu açısından utanılacak bir noktaya getirmeyi hiç savunmuyorum.
Plansız ve verimsiz yatırımlara, ülkemizin tarım ve mera alanlarını kullanılmaz hale getiren GES’lere teşvikler verilirken kalite standartlarının ve verimliliğin gözetilmemesine, RES’lerin yanına GES’lerin yapılmasına verdiğiniz teşvikle doğamızın katledilmesine itiraz ediyorum…
Enerji verimliliğinin önemini, enerji yatırım ve teşviklerinde bilinçli planlamayı, jeotermal enerji gibi Türkiye’nin çok daha yüksek verimle kullanılabilecek diğer yenilenebilir enerji kaynaklarımızın en doğru ve verimli şekilde değerlendirmesini savunuyorum, savunmaya devam edeceğim…
Tüm kamuoyumuzun bilgisine saygıyla sunarım.”
Kaynak: (BYZHA) Beyaz Haber Ajansı
Başkan Tugay’dan açıklama “Güneş enerjisine de yenilenebilir enerji üretimine de elbette karşı değilim” yazısı ilk önce Kocaeli Basın üzerinde ortaya çıktı.]]>Açıklamada tüm süreçlerin titizlikle izleneceği ve projelerin hak sahiplerine en kısa zamanda tesliminin hedeflendiği belirtilerek “İzmir Büyükşehir Belediyesi olarak kentsel dönüşüm projeleri kapsamında tapularını tarafımıza devretmiş hak sahibi yurttaşlarımıza kira yardımı ödemesini sürdüreceğiz ve yapım işini üstlenen kooperatif üyesi yurttaşlarımızın da mağduriyetlerini ve beklentilerini hukukî çerçevede karşılayacağız” denildi.
İzmir Büyükşehir Belediyesi’nden yapılan açıklamada şu ifadelere yer verildi:
“İştiraklerimizden İzbeton AŞ’nin kentsel dönüşüm alanlarında üstlendiği yapım işlerini kat karşılığı usulle yapı kooperatiflerine devri işlemlerinin denetimi kapsamında belediyemizin önceki yöneticileri bakımından soruşturma izni verildiği konusunda basında yer alan haberlere ilişkin kamuoyumuzun bilgilendirilmesi uygun görülmüştür. Belediyemizin kentsel dönüşüm alanlarında yürüttüğü çalışmalarda yapım aşaması, projelerin kamu kaynağı kullanmadan kendisini finanse edebileceği şekilde ve 2886 sayılı Devlet İhale Kanunu kapsamında ‘kat karşılığı inşaat yapımı ihaleleri’ esasına göre planlanmıştır. Ancak 2020 ve izleyen yıllarda pandemi ve piyasa koşulları sebebiyle teklif alınamayan yapım işlerinin 6306 sayılı Kanun uyarınca iştiraklerimizden İzbeton AŞ tarafından üstlenilmesi Belediye Meclisi’mizin kararı ile kabul edilmiş ve Örnekköy III.Etap, Örnekköy IV.Etap, Gaziemir I.Etap, Uzundere III.Etap, Uzundere IV.Etap kentsel dönüşüm projeleri ‘kat karşılığı yapım sözleşmeleri’ ile iştiraklerimizden İzbeton’a tevdi olunmuştur. Belediyemizin garantisi altındaki kentsel dönüşüm yapım işlerinden bir bölümünün 2886 ve 4734 sayılı kanunlar kapsamına alınmaksızın İzbeton’a tevdiine ilişkin ‘kat karşılığı yapım sözleşmeleri’ ilgili mevzuat hükümlerine uygundur ve eleştirilmemektedir. Ancak İzbeton’un anılan sözleşmeler ile üstlendiği yapım işlerinin aynı koşullarla fakat ihalesiz olarak yapı kooperatiflerine devri isabetli bulunmamıştır.
“Beklentilerin farkındayız”
Diğer taraftan, İzbeton’un yapım işlerini devrettiği yapı kooperatiflerinin yaklaşık 4.500 adet bağımsız birim yapması beklenmektedir. Ancak yapım işinin yürütümünde ve denetimindeki bazı aksamalar kentsel dönüşüm uygulamaları konusunda kamuoyu nezdinde soru işaretleri doğurmuştur.
Kentsel dönüşüm alanlarında hak sahibi yurttaşlarımızın gecikmeye yönelik tepkilerinin ve belediyemizden beklentilerinin farkındayız. Kentsel dönüşüm alanlarındaki yapım işlerinin tamamlanması idaremizin öncelikli hedeflerinden biridir. Bu yıl Nisan ayında görevi devralan yeni yönetiminin ilk tasarruflarından biri Kentsel Dönüşüm Dairesi Başkanlığımızın yeniden kurulması olmuştur. Kentsel Dönüşüm Daire’mizin koordinatörlüğünde belediyemizin ve iştiraklerimizin mühendisleri, hukukçuları ve denetim elemanlarından oluşan ekiplerle kentsel dönüşüm alanlarında durum tespitleri yapılmış, konu hem İç Denetim Birim Başkanlığı’mızın hem de Teftiş Kurulu Başkanlığı’mızın incelemesine alınmış, bakanlık incelemelerine de refakat edilmiştir.
Bu süreçte; yapı kooperatifleri eliyle görülen yapım işleri bakanlık talimatı gereğince durdurulmuştur. Bir sonraki aşamaya geçilmeden önce Örnekköy 3. ve 4. Etap, Aktepe-Emrez 1. Etap, Uzundere 3. ve 4. Etap kentsel dönüşüm projelerinin hâlihazırdaki yapım aşamalarının ve projelerin tamamlanması için gereken işlerin ve bedellerin mahkemelerce görevlendirilen teknik bilirkişi heyetleriyle hâkimler nezaretinde tespitleri yapılmıştır.
“En kısa zamanda teslimi hedefliyoruz”
Mahkeme bilirkişi raporlarındaki seviye ve kalan işler tespitleri esas alınarak beş ayrı kentsel dönüşüm projesinin, iştiraklerimizden İzbeton ve Ege Şehir şirketlerimizin ve Kentsel Dönüşüm Dairemizin koordineli çalışmasıyla hızla tamamlanması ve hak sahiplerimize en kısa zamanda teslimi hedeflenmektedir.
İlgili tüm tarafların görüşleri alınmakta ve önerileri değerlendirilmektedir. Her bir kentsel dönüşüm projemizle ilgili iş programları ayrı ayrı yurttaşlarımızın bilgisine sunularak, süreç tarafımızca şeffaflıkla yürütülecektir.
İzmir Büyükşehir Belediyesi olarak kentsel dönüşüm projeleri kapsamında tapularını tarafımıza devretmiş hak sahibi yurttaşlarımıza kira yardımı ödemesini sürdüreceğimizi ve yapım işini üstlenen kooperatif üyesi yurttaşlarımızın da mağduriyetlerini ve beklentilerini hukukî çerçevede karşılayacağımızı önemle duyururuz.
Kaynak: (BYZHA) Beyaz Haber Ajansı
İzmir Büyükşehir Belediyesi’nden açıklama “Projeleri tamamlamak önceliğimiz” yazısı ilk önce Kocaeli Basın üzerinde ortaya çıktı.]]>“İzmir Büyükşehir Belediyesi iştiraklerinden İZENERJİ İnsan Kaynakları Anonim Şirketi’nde yürürlükteki Toplu İş Sözleşmesi’nin (TİS) tarafı Genel-iş Sendikası; ikramiye ödemelerinin erkene çekilerek ücretle birlikte yapılması talebiyle işyerlerinde ‘iş bırakma’ çağrısında bulunmuştur.
Genel-iş Sendikası’nın iş bırakma çağrısı haksız, dayanaksız ve kanun dışıdır.
Yürürlükteki toplu sözleşme uyarınca çalışanlarımızın ücretleri her ayın 7’nci gününe kadar ödenmektedir: 2024 yılındaki ücret ödemeleri; 5 Ocak, 6 Şubat, 6 Mart, 5 Nisan, 6 Mayıs, 6 Haziran, 5 Temmuz, 6 Ağustos, 6 Eylül, 4 Ekim tarihlerinde gerçekleşmiştir, çalışanlarımızın günü gelip ödenmemiş ücret alacağı yoktur.
Yürürlükteki TİS’te çalışanlarımız için ücretin yanında, yıllık 112 yevmiye tutarında ikramiye ödenmesi kararlaştırılmıştır. İşyerimizdeki yerleşik uygulama uyarınca ikramiye ödemesi iki ayda bir ayın son çalışma günü yapılmaktadır: 2024 yılındaki ikramiye ödemeleri; 29 Şubat, 30 Nisan, 13 Haziran, 29 Ağustos tarihlerinde gerçekleşmiştir, Ekim ayı ikramiye ödemesinin 31 Ekim’de yapılması plânlanmıştır; çalışanlarımızın günü gelip ödenmemiş ikramiye alacağı yoktur. 2024’ün Haziran ayında, şirket yönetimimizin takdir ve değerlendirmesiyle Kurban Bayramı öncesinde ödeme erkene çekilmiş ve çalışanlarımıza ayın 13’ünde ikramiye ödemesi yapılmıştır.
4857 sayılı İş Kanunu’nda 34’üncü maddedeki düzenlemeye göre ‘Ücreti ödeme gününden itibaren yirmi gün içinde mücbir bir neden dışında ödenmeyen işçi, iş görme borcunu yerine getirmekten kaçınabilir.’ Genel-iş Sendikası’nın iş bırakma çağrısı yaptığı 14 Ekim 2024 tarihi itibariyle çalışanlarımızın günü gelip ödenmemiş ücret alacağı bulunmamaktadır.
Kanun’un 25/II-h bendi hükmünde ‘İşçinin yapmakla ödevli bulunduğu görevleri kendisine hatırlatıldığı halde yapmamakta ısrar etmesi’ hâlinde, işverene haklı sebeple derhal fesih hakkı tanınmıştır.
Açıklanan sebeplerle Genel-iş Sendikası’nın iş bırakma çağrısı haksız, dayanaksız, kanun dışıdır.
Bu çağrıya uymamaları, saatinde işbaşı yapmaları, ödevli bulundukları görevleri yerine getirmeleri, aksi takdirde kanun gereği işlem yapılacağı konularında çalışanlarımızı uyarıyoruz.”
Kaynak: (BYZHA) Beyaz Haber Ajansı
İZENERJİ’den açıklama yazısı ilk önce Kocaeli Basın üzerinde ortaya çıktı.]]>GÖRÜR’DEN AÇIKLAMA GELDİ
Depremin ardından yer bilimci Prof. Dr. Naci Görür’den Konya’da meydana gelen depreme ilişkin açıklama geldi.
Görür’ün sosyal medya hesabından yaptığı paylaşım şöyle:
*Kulu- Konya’da 4,1 deprem oldu. Ülkemizin nispeten sakin bir yöresi. Burada NW-SE yönlü doğrultulu atımlı süreksiz faylar var. Muhtemelen Eskişehir Fay Zonu’na ait. Sevgiyle.
İçişleri Bakanı Süleyman Soylu “Dadaşlarla kimse başa çıkamaz” gibi provokatif söylemlerini sürdürürken, Cumhurbaşkanı ve AKP Genel Başkanı Recep Tayyip Erdoğan, saldırıyla ilgili ilk kez konuştu. Edirne’de miting yapan Erdoğan, şunları söyledi:
– Kaybedeceklerini anladıkları için şimdiden çamura yatmaya başladılar. Her partinin temsilcisinin yer aldığı heyetlerin gözetimindeki çalışmaların üzerine sanki bunu bilmiyormuş gibi gölge düşürmeye çalışıyorlar.
– Teknolojik imkanların böyle geliştiği dönemde bu numaralar bayatladı. Kendi provokasyonları ile olay çıkarıp utanmadan şehirlerimizi karalamaya çalışıyorlar. İste dün İstanbul’u gördünüz, 1 milyon 700 bin insan Atatürk Havalimanı’ndaydı.
– Milleti tahrik ederek buna güçleri yetmeyince tahkir ederek yaşayacakları hezimete kılıf arıyorlar. Resmi rakamı aldırdım, şu anda Edirne’de 25 bin kişi var.
– Aynı senaryonu bir önceki seçimlerde de sahnelediler. Kardeşliğimize leke süremeyecekler. 14 Mayıs’a kadar kafası karışık en az bir komşunuzu dostunuzu bulup kendisini Türkiye yüzyılı safına katmanızı istiyorum. Selamımla desteğini istemenizi istiyorum.
“O YÜRÜ DEMEZSE YÜRÜYEMEZSİN”
Cuma günü Erzurum’da olan Erdoğan, dün İstanbul’da yaptığı mitingde, saat 17.02’de, henüz İmamoğlu’nun mitingine saldırı gerçekleşmeden önce şu ifadeleri kullanmıştı:
“Dadaşlar bizim otobüsün adeta önünü kestiler, yürütmüyorlar. Fakat alana bir geldik, maşallah, orada da 130 bin kişi. Dadaş bu Dadaş? O yürü demezse yürüyemezsin ve onlarla beraber alana yürüdük. Alandaki coşku yine bir başkaydı.”
İmamoğlu’na taşlı saldırı sonrası Erdoğan’dan ilk açıklama yazısı ilk önce Kocaeli Basın üzerinde ortaya çıktı.]]>“ERZURUM’A YAKIŞMAYAN BİR HAMLEDE BULUNMUŞTUR”
Erzurum mitingi için gerekli izinlerin alındığını anlatan İmamoğlu, şu ifadeleri kullandı:
“Gün içerisinde hem Sivas’ta hem Çorum’da mitingimizi yaptık. Üçüncü durak olarak Erzurum’a geldik. Daha doğrusu Erzurum’a gelmeden Çorum-Sivas arasında oraya büyükşehir belediyesi, büyük bir nezaketsizlik göstererek, 40-50 tane otobüsünü yığarak bir tanıtım yapacağı şeklinde bir duyuru alındı. Kendisini tanıyorum, bu nezaketsizliğini deneyimli bir belediye başkanı olarak kendisine hiç yakıştırmadığımı da ifade ediyorum. Dadaş diyarı Erzurum’a yakışmayan bir hamlede bulunmuştur.
*Daha sonra arkadaşlarım valiyle irtibat kuruldu. Vali, ‘5 bine yakın polisimizle Erzurum’da gerekli tedbirler alınmıştır, hiçbir sorun yok. Endişe etmeyin. Zaten otobüsler de yerinden çekiliyor’ diye ifadelerde bulunmuştur. Ardından biz havalimanından karşılamayla beraber, konuşma yapacağımız alana vardık.
“POLİSLERİN HİÇBİRİSİ KILINI KIPIRDATMADI”
*Bu esnada orada biriken bir kalabalığın olduğunu, tabi bütün meydan bizim vatandaşlarımız tarafından doluydu. Bütün Türk bayraklarıyla o güzelim meydanı gelincik tarlasına çevirmişler. Biz Erzurum’da vatandaşımıza her yerde olduğu gibi seslenecektik. Bir baktık ki her yerden taş yağıyor. Görüntülerde de var polislerin hiçbirisi kılını kıpırdatmadı.
“BU ‘MÜDAHALE ETMEYİN’ TALİMATIDIR”
*Bu bir talimattır. Bunun adı başka bir şey olamaz. ‘Müdahale etmeyin’ talimatıdır. Orada TOMA var, taşlar atılıyor milletin kafasına, biz otobüsün üstüne çıktık, bize taşlar atılıyor. Yapılan müdahaleyle beraber ben konuşmanın beşinci dakikasında konuşmamı kestim.
“BENİM GÖZÜMÜN ÖNÜNDE 10-15 İNSAN YARALANDI”
*Çünkü bize atılan taşlar, bizim üstümüzden insanların kafasına, gözüne… Benim gözümün önünde 10-15 insan yaralandı. Öyle olunca ben vatandaşlarıma dedim ki, ‘Bizim yüzümüzden size de taş geliyor, lütfen arabadan uzaklaşın. Ben de arabanın içine giriyorum’ dedim ve arabanın içine girdim. Vatandaşlarımızı yine orada bekleyeyim diye düşündüm ama taş trafiği devam edince, vatandaşlar da hemen geri çekilmeyince oradan seslendim, ‘lütfen siz cevap vermeyin bunlara, uymayın bunlara. Burada sizi korumakla yükümlü polisler vardır. Polis sizi uyarıyorum, eğer müdahale etmezseniz buradaki yetkili amirleriniz hakkında suç duyurusunda bulunacağım’ akabinde ben arabayla oradan ayrıldım.
“ONLAR AK PARTİLİ NE ONLAR ÜLKÜCÜ, NE DE ONLAR ERZURUMLU”
*Allah’a şükür arabanın içine giren arkadaşlarımın hiçbir şeyi yok. Bir tarafta 200 kişiyi geçmez, öbür uç tarafta da yaklaşık 200-300 tane de sözüm ona Ak Partili olduğunu söyleyen insanlar vardı. Ne onlar Ak Partili ne onlar ülkücü, ne de onlar Erzurumlu. Öyle bir şeyi kabul etmiyorum.
“VALİYE İSTİFA ETMESİ GEREKTİĞİNİ YAZDIM”
*Az önce vali beye mesaj attım, kendisinin Erzurum’a yakışmadığını, gerekeni yapması gerektiğini, istifa etmesi gerektiğini yazdım. O da kendisi beni aradı, bilgilendirme için aradığını söyledi. Vali, ‘Biz sadece esnaf ziyaretini biliyorduk’ dedi. Kesinlikle öyle bir şey yok. Sabah bize söylediği, ‘5 bine yakın polisle görevimin başındayım, hiçbir sorun yok’ diye teminat veren vali, şimdi ‘orası size verilmedi, biz miting olduğu için tedbirleri o anlamda almadık. Yoksa miting olsa kuş uçurtmazdık…’ Valiye söylüyorum buradan, siz, Erzurum’a yakışmayan bir valisiniz.
*Nene Hatun torunlarına yakışmayan bir valisiniz. Yakışmayan bir emniyet müdürlüğü vardır burada, yakışmayan bir irade vardır. Bu iradenin tepesinde kim varsa, İçişleri Bakanından cumhurbaşkanına kadar sorumludurlar, gereğini acilen yapmalıdırlar.
“YARALILARLA İLGİLİ BİLGİ ALMADAN ERZURUM’U TERK ETMİYORUM”
*Seçime giderken ortaya konan bu davranış biçimi, asla kabul edilemez. Vali beye şunu söyledim, ‘En geç 20 dakika içinde, oradaki insanların can güvenliğini sağladık diye bir açıklama yapana kadar burada bekleyeceğim. Yaralılarla ilgili açıklamanızı bekliyorum. Yaralılarla ilgili yapılan açıklamayla beraber yaralıları gerekirse ziyaret edeceğim. Onlarla ilgili bilgi almadan da Erzurum’u terk etmiyorum.
“MÜCADELE ETMEYE DEVAM EDECEĞİZ”
*Bugün yaşanan demokrasi adına utanç verici bir durumdur. Elinde Türk bayraklarıyla, milli duyguları en üst seviyede olmuş insanları taşlatan bir anlayış bu memleketi bölme anlayışının sahibi olan bir anlayıştır.
*Buna karşı mücadelemiz devam edecektir. Biz yine milletimizi barışa, huzura davet etmeye devam edeceğiz. 86 milyon insanımızın kardeşliği, birliği ve beraberliği için mücadele etmeye devam edeceğiz.
İmamoğlu’ndan saldırı sonrası ilk açıklama: Cumhurbaşkanı sorumludur yazısı ilk önce Kocaeli Basın üzerinde ortaya çıktı.]]>