?>
?>
Dr. Öğr. Üyesi İbrahim Akkaya’yı makamında ağırlayan Ege Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Necdet Budak, “Ege Üniversitesinin en stratejik hedeflerinden olan uluslararasılaşma misyonunda, yurt dışına yönelik gerçekleştirilen projeler önemli bir rol oynuyor. Elektrik Elektronik Mühendisliği Bölümü öğretim üyesi Dr. Öğr. Üyesi İbrahim Akkaya hocamızın NARNIA başlıklı projesi de bu kapsamda desteklenen uluslararası projelerimiz arasında yerini aldı. Hocamızı ve ekibini tebrik ediyor, başarılarının devamını diliyorum” dedi.
“Proje, yeni ufuklar açabilecek potansiyele sahip”
Proje hakkında bilgi veren Dr. Öğr. Üyesi İbrahim Akkaya, “Projemiz kapsamında; beyin aktivitesinin sürdürülmesinde ve geri dönüşü olmayan hasarın önlenmesinde kritik bir rol oynayan serebral otoregülasyon ve nörovasküler eşleşme arasındaki ilişkinin, çoklu-modalite görüntüleme yöntemleriyle yenilikçi bir şekilde gerçekleştirilmesine yönelik araştırmalar yapılacak. Nörogörüntüleme yöntemlerindeki devrim niteliğindeki ilerlemelere rağmen, serebral hemodinami (kan akışı, oksijenlenme, vasküler düzenleme) ile nöronal aktivite arasındaki ilişki ve karşılıklı etkileşimler hakkında hâlâ birçok soru bulunmaktadır. Projemiz ile bu karmaşık ilişkiyi çözmek amacıyla, 32-64 kanallı grafen bazlı çözelti ile kapılı alan etkili transistörler (gSGFET) ve yeni yüksek-yoğunluklu Benek Zıtlık Tomografisi kullanarak yüksek uzamsal-zamansal çözünürlüklü, çok-modlu bir kortikal nöronal aktivite ve hemodinamik görüntüleme sistemi geliştireceğiz. Araştırmamız, nörovasküler bilimlerde üniversitemizin uluslararası iş birliğini güçlendirecek ve dünya çapındaki bilim insanlarına yeni araştırma fırsatları sunacak. Ayrıca, bu araştırma, beyin hastalıklarının anlaşılması ve tedavisinde yeni ufuklar açabilecek potansiyele sahip” dedi.
Dr. Öğr. Üyesi İbrahim Akkaya, bilimsel çalışmalarını İspanya’nın Barcelona şehrinde bulunan Fotonik Bilimler Enstitüsü’nde (Institute of Photonic Sciences, ICFO) yürütecek.
Kaynak: (BYZHA) Beyaz Haber Ajansı
Egeli akademisyen beyin hastalıklarının tanı ve tedavisine yönelik inovatif proje ile İspanya’da araştırma yürütecek yazısı ilk önce Kocaeli Basın üzerinde ortaya çıktı.]]>
İstinye Üniversitesi, dünyanın en büyük parçacık fiziği araştırma laboratuvarı ve bilimsel keşif merkezi olan Avrupa Nükleer Araştırma Merkezi’ndeki (CERN) ATLAS Deneyi’nde Üniversite Yüksek Enerji ve Parçacık Fiziği (YEPAF) araştırma grubu ile aktif olarak görev almaya devam ediyor. ATLAS Müon Spektrometresi algıçlarının bakım ve onarımına yönelik önemli bir sorumluluk, İstinye Üniversitesi YEPAF Araştırma Grubuna dahil olan fizik doktora ve mühendislik yüksek lisans öğrencileri ile teknik uzmanların katkılarıyla yürütülüyor.
İstinye Üniversitesi laboratuvarlarında yapılan Ar-Ge ile süreci belirlenen bakım ve onarım teknikleri, CERN ATLAS yönetimi tarafından onaylanarak ATLAS deney mağarasında, deneyin çalışmadığı dönemlerde uygulamaya geçiriliyor. İstinye Üniversitesi Araştırma Grubu, CERN Büyük Hadron Çarpıştırıcısının kapalı olacağı Kasım-Aralık 2024 ve Ocak-Mart 2025 döneminde CERN’de ATLAS Müon Spektrometresi yönetimince onaylanan bakım ve onarım çalışmalarını gerçekleştirecek. İstinye Üniversitesi ATLAS Grubu’nun deney kapsamındaki çalışmalarına önderlik eden Temel Bilimler Bölüm Başkanı Prof. Dr. Serkant Ali ÇETİN ve çalışmada görev alan araştırmacılar, CERN ATLAS deneyindeki deneyimlerinin geleceğe bakışlarına ve vizyonlarına katkısı ile ilgili görüşlerini paylaştılar.
“Uzun soluklu bir deneysel çalışma içerisindeyiz”
İSÜ Temel Bilimler Bölüm Başkanı ve ATLAS Deneyi Ulusal Koordinatörü Prof. Dr. Serkant Ali Çetin, İstinye Üniversitesi’nin CERN ATLAS Deneyindeki rolüyle ilgili aktarımda bulundu:
“İstinye Üniversitesi 2023 itibariyle ATLAS Deneyinin Türkiye’den üçüncü resmi üyesi olma onurunu taşıyor. Akademisyenlerimiz, teknik kadromuz ve aynı zamanda öğrencilerimizle birlikte yürütülen bu çalışma önemli bir kurumsal adanmışlığı gösteriyor. CERN ATLAS deneyi bilim dünyası için, önümüzdeki 15-20 yıl boyunca uluslararası arenada kritik öneme sahip bir uluslararası paydaşlık girişimi ve heyecan kaynağıdır. İstinye Üniversitesi için, sürekliliği önemli bir sorumluluk olan bu bilimsel iş birliğinde deneye katkı sağlamak evrensel bir araştırma kurumu olma yönünde ciddi bir adım oldu. Dünya genelinde onlarca ülkeden, yüzlerce enstitüden uzmanların katkı sağladığı uzun soluklu bir deneysel çalışma içerisindeyiz.”
“Evrensel bir araştırma üniversitesi olma misyonunda önemli bir adım atıyoruz”
Prof. Dr. Çetin, CERN Atlas Deneyini tecrübe etmenin öğrencilere katkılarıyla ilgili ise şöyle konuştu:
“Bizler yalnızca İstinye Üniversitesi’ndeki yüksek enerji parçacık fiziği araştırmacıları ve akademisyenleri olarak değil, aynı zamanda yetiştirdiğimiz öğrencilerle İstinye Üniversitesi’ni bu alanda temsil etmekten derin bir mutluluk duyuyoruz. Bu çerçevede, ilerleyen süreçlerde de yapılacak olan çeşitli bakım onarım ve aynı zamanda yenileme çalışmalarında da öğrencilerimiz ve teknik personelimizle birlikte yer alıyor olmak çok kıymetli. İstinye Üniversitesi’nde yüksek enerji parçacık fiziği alanında yürüttüğümüz doktora programında çok nitelikli, değerli öğrencilerimiz yetişiyor ve onların bu tecrübeyi öğrencilikleri sırasında CERN’de yaşayarak kazanmaları bizim için büyük bir avantaj oldu. Katkıda bulunduğumuz bu vizyon aynı zamanda İstinye Üniversitesi’nde bizim için büyük bir sorumluluğu beraberinde getiren araştırma üniversitesi olma misyonunun bir parçası. Bu bağlamda, evrensel bilime ve parçacık algıç teknolojilerine evrensel boyutta sürdürülebilir katkılar sağlayabilmek için hep birlikte çalışıyoruz.”
“Araştırma grubu, bilim dünyası için kritik bir sürece paydaş oldu.”
İstinye Üniversitesi’nin CERN ATLAS deneyine ilerdeki katkılarıyla ilgili de bilgi veren Prof. Dr. Çetin, “ATLAS deneyinde Müon Spektrometresindeki büyük bir bakım ve onarım çalışması içinde yer almakta olan İstinye Üniversitesi araştırma grubu, teknik kadrosu, öğrencileri ve akademisyenleriyle bilim dünyası için kritik bir sürece paydaş oldu. İlerleyen süreçte, deneyde yenilenecek olan bazı algıçların kurulumunu ülkemizde İstinye Üniversitesi’nde de ilk defa yaparak daha sonra CERN’e gönderip ATLAS deneyinde çalışmaya almayı planlıyoruz. Bu deneydeki çalışmamız büyük bir yetkinlik gerektiriyor. İstinye Üniversitesi’nin uluslararası gelişimi ve bilimde öncülüğü hedefleyen vizyonuna yönelik bizler de tüm birikimimiz ile emek veriyoruz” dedi.
“Genç bilim insanı adayları olarak bizlere çok önemli bir vizyon katıyor”
İstinye Üniversitesi araştırmacılarından ilgili bakım onarım sürecinden sorumlu koordinatör, İSÜ YEPAF teknik uzmanı ve Fizik Doktora programı öğrencisi Makine Mühendisi Ahmet Renklioğlu, şunları söyledi:
“CERN ATLAS deneyi RPC grubunda gaz sistemleri sorumlusu olarak çalışıyorum. Lisansta makine mühendisliği ana dalı ile elektrik-elektronik mühendisliği yan dalını tamamladım. Lisans sürecinde fiziğe olan ilgim başladı ve fizik alanında yüksek lisans yaparken CERN ile tanıştım. CERN’ de çalışmak mükemmel bir duygu. İki yıldır CERN Atlas’ta RPC gaz sistemleri sorumluluğunu almış bulunuyorum ve hala bu sorumluluğu sürdürmekteyim. Aynı zamanda İstinye Üniversitesi’nde fizik doktorası yapıyorum. Doktora ve yüksek lisanstaki arkadaşlarımızla birlikte bakım onarım çalışmalarında hep beraber çalışıyoruz. Bu kadar büyük bir iş birliğinin parçası olabilmek genç bilim insanı adayları olarak bizlere çok önemli bir vizyon katıyor. İş birliklerinde nasıl sorumluluk almamız gerektiğini genç yaşta tanımamıza olanak sağlıyor. Bunun için de çok mutluyuz.”
“Ürettiğim robot kolla CERN ATLAS onarım çalışmalarını geliştirmemiz mümkün olacak”
Fizik doktora programı öğrencisi ve Mekotronik Mühendisi Amine İclal Akın, ise şöyle konuştu:
“Mekatronik mühendisliği öğrencisiydim; lisans eğitimimi bu alanda tamamladım ve bu konuda projeler yaparken Yüksek Enerji Parçacık Fiziği alanına büyük bir ilgi duyduğumu fark ettim. Bu alanda en ünlü laboratuvarlardan biri olduğundan dolayı lisans eğitimimi tamamladıktan sonra da İstinye Üniversitesi’nde fizik doktorasına başladım. İstinye Üniversitesi’nin CERN ATLAS’a dahil olması benim için çok değerli. Çünkü bu alanda bir mühendis olarak çalışmak istiyorum ve uygulamalı olarak Yüksek Enerji Parçacık Fiziği alanında deneyim kazanmak çok kıymetli. Bu çalışmaya dahil olmam aslında lisans yıllarımda bitirme projesi olarak bir robot kol tasarlamam ile başladı. Bu ürettiğim robot kol sayesinde CERN ATLAS onarım çalışmalarını biraz daha geliştirmemiz mümkün olacak. Tasarladığım robot kolu şubat ayında CERN ATLAS bakım onarım çalışmalarında uygulamaya alacağız.”
İstinye Üniversitesi YEPAF Araştırma Grubunun ATLAS Deneyindeki genç araştırmacı kadrosu aşağıdaki isimlerden oluşuyor:
Bakım-Onarım Koordinatörü Ahmet Renklioğlu, İSÜ TBB YEPAF teknik uzman & İSÜ Fizik Doktora Öğrencisi, İSÜ TBB YEPAF Teknik Uzman Yardımcısı Orhan Seyrek, İSÜ Fizik Doktora Öğrencisi Mehmet Tosun, İSÜ Fizik Doktora Öğrencisi Taha Batuhan İlhan, İSÜ Fizik Doktora Öğrencisi Amine İclal Akın, İSÜ Bilgisayar Müh. Y. Lisans Öğrencisi Hilal Koç, İSÜ Bilgisayar Müh. Y. Lisans Öğrencisi Tuğrul Göl, İSÜ YEPAF Grubunda Proje Araştırmacısı Elif Tuğ.
Kaynak: (BYZHA) Beyaz Haber Ajansı
İstinye Üniversitesi akademisyen ve öğrencileri CERN ATLAS Deneyi’ne önemli katkılar sunuyor yazısı ilk önce Kocaeli Basın üzerinde ortaya çıktı.]]>Etnik müzik, arabesk – fantezi ve popüler müzik tarzlarında hit olacak ve listelerde yer alacağına inandığı yepyeni eserleriyle kendine has güçlü sesi ve güçlü yorumuyla Türkiye ve Uluslararası sahnelerde yer edinmeye çalışan sanatçının söz ve müziği kendisine ait SENSİZ OLAMAM adlı klibi NETD Youtube ve tüm digital platformlarda yerini aldı.
Sözü ve müziği sanatçının kendisine ait olan eserin stüdyo kayıtlarında Türkiye’nin usta müzisyenleri icrada ve katkıda bulundu. SENSİZ OLAMAM adlı eserin müzik yönetmenliğini ve düzenlemelerinde ise Türkiye’ de bir çok ünlü sanatçının da çalışmalarında ve tanınmalarında müzik yönetmeni ve aranjör olarak imzası bulunan usta müzisyen ve yapımcı Erdinç ONAR’ın imzası bulunuyor.
4K olarak çekimleri İstanbul’da tamamlanan klibin kurgu, çekim sanat yönetmenliğini de bir çok ünlünün, markaların, modellerin, iş dünyasının da fotografçısı ve videografı Ghazaleh Alamshahi (hazel_production) yaptı. Klipin dekor ve çalışma alanı düzenlemelerine , sanatçı ve sanatçı partnerinin kostümüne, aksesuarına , makyaj ve imadgenda da ünlülerin ve Sibel Can’ın da imadge makerlerinden olan büyük usta by Çoşar’ın fikirleri, yaratıcılığı ve elleri hayat verdi. Klipte sanatçı Sebahattin Sivrikaya’ya hazel production modellerinden best model of best press 2022 ve Miss Fredom of Balkan 2022 güzellerinden model Güler Erdoğan eşlik etti.
Gerek eserin sözleri, gerek müziği, gerek aranjesi ve altyapısı, gerek sanatçının güçlü sesi ve güçlü yorumuyla birleşen usta eseri klip yayınlandığı ilk günden itibaren büyük bir çıkış yakalayarak oldukça beğeni ile izlenen ve eleştirmenlerden de tam not alan “SENSİZ OLAMAM ” klibi bomba etkisi yaratıyor.
Arabesk-Fantezi , Türkü ve Popüler müzik,etno folk müzik türlerinde eserlerinden oluşan yeni ve güçlü çalışmaları için stüdyoya giren Sebahattin Sivrikaya hem bu çalışmalarını çok yakın zamanda izleyici ve dinleyicileri ile buluşturmayı, hem de Türk halk dansları koreografı olması, sahne ve sanat yönetmenliği alanında Orta Asya ‘da edindiği tecrübeler, müziğin her türünden eserler seslendirecek yeteneği, kendine özgün güçlü sesi ve yorumuyla repertuarında yer alan eserlerle, halk dansları koreografı ve sanat yönetmenliği kimliği ile de ulusal ve uluslararası sahnelerde kaliteli- görsel konserler vermeyi hedefliyor.
Kaynak: (BYZHA) Beyaz Haber Ajansı
Akademisyen sanatçı Sebahattin Sivrikaya’dan dillerden düşmeyecek, hit olacak fantazi türde bir eser: Sensiz olamam yazısı ilk önce Kocaeli Basın üzerinde ortaya çıktı.]]>Proje ekibini tebrik eden Rektör Prof. Dr. Necdet Budak, “Bilindiği gibi akciğer kanseri, hem görülme sıklığı hem de ölümcül olması sebebiyle ciddi bir sağlık sorunudur. Doç. Dr. Erkan Kahraman’ın yürütücülüğünü yaptığı proje kapsamında enflamasyon ve akciğer kanseri arasındaki ilişki incelenecek. Sağlık alanındaki yatırımlarımızın karşılığını başarılı projelerle almayı sürdürüyoruz. Hocamızı ve ekibini tebrik ediyorum” diye konuştu.
Akciğer kanserinin, kanser nedenli ölümler arasında birinci sırada yer aldığını ifade eden Doç. Dr. Erkan Kahraman, “Akciğer kanseri, neden olduğu komplikasyonlar ve mortalite oranları nedeniyle dünya genelinde üzerinde yoğun çalışılan, güncel, en önemli sağlık problemlerinin başında gelmektedir. Bütün kanser türleri içerisinde en yaygın olarak görülen ikinci kanser türü olup dünya genelinde kanser nedenli ölümler içerisinde ise ilk sırada yer almaktadır. Risk faktörleri içerisinde sigara kullanımı, alkol, hava kirliliği, genetik yatkınlık, kronik enflamasyon, iyonizan radyasyon ve asbest, polisiklik hidrokarbonlar, ağır metaller gibi maddelere mesleki ve çevresel maruziyet yer almaktadır. Akciğer kanserinde geleneksel tedaviler cerrahi, radyasyon tedavisi ve kemoterapiye dayanmaktadır. Terapötik yaklaşımın seçimi, kanserin tipine, hastalığın evresine, hastanın fonksiyonel kabiliyetine ve hastalığın genetik karakterizasyonuna bağlı olarak değişmektedir. Kanser gelişiminde hasarlı genlerin ailesel kalıtımı önemli bir yer tutmasına rağmen, aslında tüm kanserlerin sadece yüzde 5 ila 10’u mutasyona uğramış genlerin ve somatik mutasyonların kalıtımından kaynaklanmaktadır. Geriye kalan yüzde 90 ila 95 neden ise, yaşam tarzı faktörleri ve çevre ile bağlantılı meydana gelen DNA’da ortaya çıkan mutajenik değişikliklerdir. Örneğin, tüm kanserlerin yaklaşık yüzde 30’unun sigara, yüzde 35’inin beslenmeyle, yüzde 14 ila 20’si obeziteyle, yüzde 18’inin enfeksiyonlara ve yüzde 7’sinin de radyasyonla ve çevresel kirleticilerle maruziyet ile bağlantılıdır. Tüm bu risk faktörlerinde ortak görünen süreç halk arasında iltihaplanma ya da yangı olarak da tabir edilen enflamasyondur. Bu bulgular ve yeni gelişmeler sonucu, son yıllarda tümör başlatıcı enflamasyon bir kanser belirteci olarak tanımlanmıştır” dedi.
“Çalışmalar ABD’de yürütülecek”
Enflamasyonun kanser sürecine etki ettiğini söyleyen Doç. Dr. Kahraman, “Enflamasyon akciğer kanserinin hem başlamasında hem de sürdürülmesinde kritik roller oynamaktadır. Akciğer kanseri progresyonunda oluşan enflamatuvar mikroçevre, ortamda bulunan immun hücreler tarafından salınan birçok enflamatuar sitokinler nedeniyle kanser hücresinin sağ kalımı ve proliferasyonu için avantaj sağlamaktadır. Bu da kanser progresyonunun hızlanmasına hatta kemoterapötik ilaçlara karşı direnç oluşmasına yol açmaktadır. Bu nedenle enflamasyonun yönetilmesi akciğer kanseri progresyonunda kritik önem taşımaktadır. Biz de yapacağımız çalışma ile akciğer kanseri gelişimi ve ilerlemesinde kritik rolleri olan enflamasyona odaklanacağız. TÜBİTAK 2219 Yurt Dışı Doktora Sonrası Araştırma Burs Programı desteğiyle, çalışmalarımı Harvard Üniversitesi Öğretim Üyesi ve Fosyth Enstitüsü Klinik Operasyonlar Direktörü Prof. Dr. Alpdoğan Kantarcı’nın laboratuvarında ve onun süpervizörlüğünde, Amerika Birleşik Devletleri, Cambridge-Boston’da 9 ay süresince gerçekleştireceğim. Bu zaman süresince akciğer kanseri tedavisinde enflamasyon hedefli yeni aday moleküller üzerine odaklanacağız. Birçok araştırma grubu ile ortak çalışmalar yaparak hem akademik hem de bilimsel yeni bakış açıları oluşturmayı amaçlamaktayız. Araştırma sonuçlarımız enflamasyon ve akciğer kanseri ilişkisi hakkında birçok kritik veri ortaya koyacak, ayrıca akciğer kanserinde enflamasyon hedefli yeni tedavi modelleri geliştirilmesi için temel hücresel biyolojik verileri sağlayacaktır” dedi.
Kaynak: (BYZHA) Beyaz Haber Ajansı
Egeli akademisyen enflamasyonun akciğer kanserine etkisini araştıracak yazısı ilk önce Kocaeli Basın üzerinde ortaya çıktı.]]>