?>
?>
Aranjörlüğünü müzisyen Ali Tolga Demirtaş’ın üstlendiği albüm, duygusal derinliği ve yalın ruhuyla dikkat çekiyor. Ayşen Nemutlu’nun sesinde yankı bulan yaşanmışlıklar, şiir ve meditasyonla harmanlanmış bir müzikal anlatıya dönüşüyor.
Selin ve Şenay adında iki kız çocuğu olan, İstanbul’da kurduğu moda atölyesinden Los Angeles’a uzanan yaratıcı yolculuğunda, takıdan çantaya, el işinden yağlı boya tablolara kadar birçok alanda üretim yapan Ayşen Nemutlu; sanatın farklı disiplinlerinden beslenerek özgün bir ifade biçimi ortaya koyuyor. Santa Monica College’da başlayan müzik serüveni, bugünlerde meyvesini veriyor.
Müzik, güzel sanatçı için bir ifade biçimi, içsel bir keşif alanı haline geldi. Sanat tutkusu yalnızca kendi üretimleriyle sınırlı kalmadı; yıllarca Amerika’da yaşamış olan Nemutlu, ilkokul, ortaokul ve lise öğrencilerini sanata teşvik etmek amacıyla yürütülen ulusal çaplı National Reflections Art Program’da 12 yıl boyunca unit chairman olarak görev yaptı. Resim, müzik, edebiyat, fotoğraf, film prodüksiyon ve dans koreografi gibi alanlarda öğrencilerin duygu ve düşüncelerini sanata dönüştürmelerine katkı sundu.
Albümün merkezinde yer alan “Sevgi Tomurcuğu” şarkısı ve klibi, sanatçının içsel dönüşümünü ve yeniden doğuşunu simgeliyor. Müzik, şiir ve tasarım tutkularını bir araya getiren Ayşen Nemutlu, sanatseverleri bu özel yolculuğa davet ediyor.
Kaynak: (BYZHA) Beyaz Haber Ajansı
Ayşen Nemutlu’dan Ruhlara Dokunan İlk Albüm: Sevgi Tomurcuğu Yayında! yazısı ilk önce Kocaeli Basın üzerinde ortaya çıktı.]]>İkinci Dünya Savaşı sonrası Paris’in gizemli sokaklarından gelen melodilerin yansıdığı eser; Yalçın Konuk’un yakında çıkacak albümün ilk teklisi olarak müzikseverlerle buluşuyor. Bu eser, Konuk’un hayali bir film noir hikâyesine müzikal bir hayat kazandırmak amacıyla ortaya çıktı ve her bir katmanıyla bestecinin içsel dünyasını, güçlü bir anlatının müzikal ifadesiyle buluşturuyor.
“Le Soleil Noir”, Yalçın Konuk’un Fransız sinemasına olan tutkusunu yansıtan, Jacques Deray (La Piscine) ve Jean-Pierre Melville (Le Cercle Rouge) gibi ustaların sinemasından ilham alarak kurguladığı hayali bir yapım. Filmin yönetmeni Jacques Melville, bu iki efsanevi sinemacının adlarının birleşiminden esinlenerek yaratıldı ve yönetmenin sinema tarihine olan saygısını yansıtıyor.
Albüme konu olan -hayali- filmin kısaca konusu ise şöyle: İkinci Dünya Savaşı sonrası, 1952 yılında, Paris’in labirentvari sokaklarında, eski dedektif Victor Renard, antikacı dükkânı işleterek huzurlu bir hayat sürerken aldığı esrarengiz bir mektup, onu son davasının çözülmemiş sırlarına geri çeker. Mektup, dağılmış sanılan bir suç örgütüne işaret eder. Ünlü tiyatro oyuncusu Claire Moreau ise bu soruşturmanın merkezinde yer alır. Victor, ihanet ve tehlikelerle dolu bu suç dünyasında kendi içsel şeytanlarıyla yüzleşirken, gerçek ve aşk arasında kalmak zorunda kalır.
Yalçın Konuk, “Le Soleil Noir – Thème Principal” ile ilgili olarak şu açıklamayı yapıyor:
Orkestrasyon kullandığım bu eserimde, özellikle yaylıların legato geçişlerinin müziğe duygusal bir akışkanlık katmasını, yer yer kullanılan pizzicato teknikleri ile beklenmedik ve etkileyici vurgular yaratmasını hedefledim. Sessizliği ve müzikal boşlukları ise bilinçli kullanarak, dinleyicinin hayal gücünde derinlikli bir etki bırakmaya, her dinleyişte farklı katmanların keşfedilmesine olanak tanımaya çalıştım.”
“Le Soleil Noir” albümünün geri kalanı da bu derin ve dramatik hikâyeyi sürdürecek… Bu yolculukta şimdiden yerini almak isteyen müzikseverler eseri tüm dijital platformlardan dinleyebilir.
Yalçın Konuk Hakkında:
Yalçın Konuk, yenilikçi projeleriyle müzik dünyasında farklı projeleri ile dikkat çekmeyi hedefleyen bir sanatçı. “Le Soleil Noir – Thème Principal”, onun müzik ve sinema arasındaki yaratıcı füzyonunun farklı örneklerinden biri olarak öne çıkıyor. Dinleyicileri Paris’in kayıp aşklarına, gizli sırlarına ve karanlık sokaklarına götürecek.
Kaynak: (BYZHA) Beyaz Haber Ajansı
Yalçın Konuk’un yeni hikayesi Paris’in Gizemli sokaklarından albüm olarak sesleniyor: Le Soleil Noir – Thème Principal” yazısı ilk önce Kocaeli Basın üzerinde ortaya çıktı.]]>