?> ?> alınmak arşivleri - Kocaeli Basın https://kocaelibasin.com.tr Yeni Nesil Kocaeli Haber Medyası Sat, 13 Jun 2026 14:47:00 +0000 tr hourly 1 https://wordpress.org/?v=7.0 https://kocaelibasin.com.tr/wp-content/uploads/2024/10/cropped-favicon1-32x32.png alınmak arşivleri - Kocaeli Basın https://kocaelibasin.com.tr 32 32 Rüyada Sorguya Alınmak https://kocaelibasin.com.tr/ruyada-sorguya-alinmak/ Sat, 13 Jun 2026 14:47:00 +0000 https://kocaelibasin.com.tr/?p=88188 Rüyada sorguya alınmak, bilinçaltı çatışmalarını mı yoksa kaygıları mı işaret ediyor? Rüyalarınızı yorumlamaya hazır mısınız?

Rüyada Sorguya Alınmak yazısı ilk önce Kocaeli Basın üzerinde ortaya çıktı.]]>
Sorguya Alınmak Ne Anlama Gelir?

Rüyada sorguya alınmak, kişinin yaşamında çözülmemiş meseleler olduğunu, belki de karar verme aşamasında sıkışıp kaldığını gösteriyor olabilir. Gerçek hayatta birini veya bir durumu sorgulama hissi, rüyalara yansıabilir. Kendinizi savunmasız hissettiğinizde ya da sorgulanacak bir durumla karşı karşıya kaldığınızda, rüyanızda sorguya alınma deneyimi yaşayabilirsiniz.

Bu Rüyalar Nasıl Yorumlanır?

Sıklıkla, rüyada sorguya alınmanız, kendi içsel eleştirilerinizi ve özgüven eksikliklerinizi sorgulamanız anlamına gelebilir. Rüya sırasında sizi sorgulayan kişinin kim olduğu, bu durumun sizin için ne kadar önemli olduğunu da gösterir. Mesela, eğer bu kişi tanıdık biriyse, aranızda bir sorun olduğuna dair bir işaret olabilir. Gizli hislerinizi açığa çıkaran bir durum, gerçek hayatınızdaki bir çatışmayı temsil edebilir.

Rüyalar, adeta yaşadığımız hayatın birer aynasıdır. Rüyada kendinizi sorguya alınmış bulmanız, belki de yaşamınızda önceliklerinizi gözden geçirmeniz gerektiğini hatırlatıyor. Kayıt dışı, toplumdan dışlanmış hissettiğiniz konular üzerinde biraz düşünmek, bu rüyanın getirdiği mesajı anlamak için oldukça faydalı olabilir. Unutmayın ki, bu tür rüyalar sadece birer mesaj değil, aynı zamanda içsel gelişiminiz için birer fırsat niteliğindedir.

Rüya Tabirlerinde Sorguya Alınmak: Ne Anlama Geliyor?

Rüya esnasında sorguya alınmak, sık sık güvende hissetmemekle ilişkilidir. Kendimizi bir otoriteden sorgulanır durumda bulmak, çoğu zaman yaşamımızda kontrol kaybı ya da yetersizlik hissi yaşadığımızda ortaya çıkar. Belki de bir durum hakkında bilinçaltımızın derinliklerinde bir soru işareti vardır. Örneğin, iş yaşamında yaşanan belirsizlikler veya ilişkilerdeki karmaşıklıklar, rüyamızda sorguya alınmamıza yol açabilir. Bu durumda, rüya bizi kendimizi sorgulamaya itiyor olabilir.

Rüyalar, bizi yönlendiren mesajlar taşır. Sorguya alınma durumu, aslında içsel bir diyaloğun parçasıdır. Bu rüyaları gördüğümüzde, bilinçaltımızın bize anlattığı hikayeleri çözmek önemlidir. İçindeki sorular, aslında hayatımızda cevaplanması gereken meselelerdir. Belki de bir ilişki, iş ya da kişisel bir durum hakkında çözmemiz gereken bir şeyler vardır.

Rüya tabirlerinde sorguya alınması, bu durumun simgesel anlamını ortaya koyar. Her bireyin rüyası, kendi yaşantısına ve duygusal durumuna bağlı olarak farklı yorumlar içerir. Rüya yorumları, bize kendimizi daha iyi anlamamız ve içsel huzura ulaşmamız için bir yol haritası sunar. Unutmayın, rüyalarınızı analiz etmek, sadece ilginç bir deneyim değil; aynı zamanda kendinize dair farkındalığınızı artırmanın bir yolu olabilir.

Kendini Rüyada Sorgularken Bulmak: Psikolojik Yansımaları

Rüyaların Gizemli Dünyası: Rüyalar, bizlere uyku esnasında zihnimizin nelerle meşgul olduğunu gösterir. Belki de belirli bir konu hakkında sürekli düşünüyorsunuzdur. Rüyada kendinizi sorgularken bulduğunuzda, bu aslında hayatınızdaki bir belirsizliğe veya kararsızlığa dair bir işaret olabilir. Örneğin, kariyerinizle ilgili endişeleriniz var mı? Rüyalarınızda bu konuda kendinizi sorgulamak, bu endişeleri yüzeye çıkarmanıza yardımcı olabilir.

İçsel Dönüşüm: Rüyada sorgulama, bir tür içsel dönüşüm sürecidir. Zihniniz, kaygılarınızı ve korkularınızı analiz ederken, aynı zamanda çözüm yolları da arar. Sorgulama, bir nevi kendinizi keşfetmektir. Düşüncelerinizi ve duygularınızı yüzeye çıkararak, bunlarla yüzleşmek ve onları kabullenmek için bir fırsat sunar. Bu süreçte, kendinizi tanımanın, daha sağlıklı bir benlik duygusu geliştirmenin yollarını keşfedeceksiniz.

Duygusal Belirsizlikler: Rüyada sorgulama, çoğu zaman duygusal belirsizliklerden kaynaklanır. Hayatta yaşadığınız değişimler, kayıplar veya büyük kararlar, psikolojik olarak sizi etkileyebilir. Bu tür durumlarla yüzleşmeniz gerektiğinde, rüyalarınızda kendinizi sorgulamanız oldukça yaygındır. Aynı zamanda, bu sorgulama süreci, stres ve kaygıları yönetmeden daha sağlıklı bir yaşam sürme çabasıdır.

Kendinizi rüyada sorgularken bulmak, hem bilinçaltınızla hem de bilinçli yaşamınızla ilgili birçok şeyi ortaya çıkarabilir. Bu süreçte, kendinize karşı nazik olmayı unutmayın; çünkü her soru, yeni bir keşfin kapısını aralayabilir.

Rüyada Sorguya Alınmanın Bilinçaltı Zıttı: Korkular ve Kaygılar

Rüyalar, zihnimizin derinliklerinde kaybolmuş korku ve kaygılarımızı yansıtan büyülü bir aynadır. Rüyada sorguya alınmak, aslında ruh halimizin bir yansımasıdır. Çünkü çoğumuz, gerçek hayatta yaşadığımız baskılar ve belirsizlikler karşısında nasıl tepki vereceğimizi bilemeyiz. Peki, rüyada sorguya alınmak ne anlama geliyor ve bunun bilinçaltımızdaki yeri neresi?

Birçok insan, rüyalarında sorguya alındığını gördüğünde, bu durumu korkutucu bir deneyim olarak yaşıyor. Bu rüyalar, genellikle bir şeylerin yeterince iyi yapılmadığı, ya da yanlış giden bir durumun sonucu olarak ortaya çıkıyor. Rüyalar, aslında bu korkuları yüzleşmemiz için bir fırsat sunuyor. Sonuçta, korkularımızla yüzleşmediğimiz sürece onlardan kaçınmaya devam ederiz. Sorguya alınmak, kaygılarımızın gün yüzüne çıkmasını sağlıyor.

Sorguya alınmak, aynı zamanda kaygıların da bir göstergesi. İş hayatında, ilişkilerde veya günlük yaşamda yaşadığımız belirsizlikler, bilinçaltımıza yerleşir. Rüyada sorguya alınmak, bu kaygıları somut bir hale getirir. Kendimize sorduğumuz çeşitli sorular, aslında hayatımızda sorguladığımız temel meselelerin birer yansıması. Bu rüyalar sayesinde, kaygılarımızı daha iyi anlama ve çözme şansı buluyoruz.

Sonuçta, bu rüyalar bize sadece korku ve kaygı vermiyor; aynı zamanda kendimizi tanımak için bir fırsat. Rüyalar, bilinçaltımızla iletişim kurmamız için bir kapı aralıyor. Sorguya alınmak, bu diyalogun en güçlü temsilcilerinden biri. Peki, bir sonraki rüyanızda sorguya alındığınızı gördüğünüzde, bu durumu sadece bir kabus olarak değil, aynı zamanda kendinizi keşfetme yolculuğunun bir parçası olarak görmeye ne dersiniz?

Sorguya Alınmak: Rüyaların Gizemli İşleyişi Üzerine Bir İnceleme

Bu sorunun yanıtı, beynimizin uyku anındaki karmaşık faaliyetlerinde saklı. Rüyalar genellikle REM (Hızlı Göz Hareketi) uykusu sırasında oluşur. Bu dönem, hayal gücümüzün en cezbetici yönlerini serbest bıraktığı bir zamandır. Bizler, uyanıkken bile bir film izlerken hissettiğimiz o yoğun duyguları rüya âleminde de yaşarız. Rüyalar, kimi zaman bilinçaltımızdaki düşünceleri ve hisleri dışa vurma aracı olarak karşımıza çıkar. Yani, yaşamakta olduğumuz günlük stres ve kaygılar, rüya dünyasında şekil alabilir. Rüyalarımızı hatırlamak, bazen bu karmaşık duygu durumlarının açık bir yansıması gibidir.

Rüyalarımızı sorgulamak, sadece uyanık aklımızın ürünü mü? Aslında hayır! Rüyalar bazen bizden daha fazlasını biliyor. Kendimizi sorgularken, hayatımızda çözmeye çalıştığımız sorulara dair ipuçları buluyoruz. İnsanlar, rüyalarının anlamını çözme çabası içindedir. Mesela, tanıdığınız birinin rüyanızda belirmesi, belki de o kişiyle çözümlenmemiş bir durum yaşıyor olabileceğiniz anlamına gelebilir. Rüyalarımızda yaşadığımız her detay, belki de uyanık yaşamımızda atlamış olduğumuz bir gerçeği yüzümüze vuruyor.

Bu çoğu kez karışık ve tuhaf imgelerden oluşan süreç, ruhsal sağlığımız ve içsel olarak dengemizi bulmamız için önemli bir yolculuktur. Rüyalar, kendimizi daha iyi anlamanın anahtarı olabilir. Onları sorgularken, aslında kendimize dair birçok şeyi keşfediyoruz. Böylece, rüyalarımızın sadece birer hayal değil, kendi iç yolculuğumuzun derinliklerine inme fırsatı sunduğunu anlayabiliyoruz.

Rüyada Sorgulama Deneyimleri: Anlam ve Yaklaşımlar

Bir rüyada kendinizi sorgularken bulduğunuzda, aslında içsel bir mücadele yaşıyor olabilirsiniz. Bu, belki de hayatınızdaki bir kararla ilgili endişeleriniz veya belirsizlikleriniz olduğunu gösterir. Rüyalar çoğunlukla günlük hayatımızda yaşadığımız stres ve kaygılardan etkilenir. Çoğu zaman, bu rüyalar birer işaret niteliğindedir. Yani, bilinçaltınız, çözüm bekleyen sorunları ya da üstesinden gelinmesi gereken duygusal yükleri sizlere sunuyor olabilir.

Sorgulama deneyimlerinin psikolojik boyutu, kişisel gelişim için önemli bir alan sunar. Kendimize neyin nedenini sorduğumuzda, daha derin bir öz farkındalık oluştururuz. Rüyaların, gündüz düşündüğümüz konuların bir yansıması olduğunu unutmamak gerek. Bu yüzden, rüyayı görmeye başladığınız anlarda hissettiğiniz duygular, aslında size bir şeyler anlatma çabasıdır. Bir nevi içsel bir rehber gibi düşünebilirsiniz onları!

Unutmayın, rüyada sorgulama yapmak, sadece bir rahatlama değil, aynı zamanda büyüme fırsatıdır. Belki de hayatınızdaki bazı kalıpları kırmak, yeni fikirler geliştirmek için bu deneyimleri bir araç olarak kullanabilirsiniz. Kendi rüyalarınıza dikkat ederek, hangi konularda kendinizi merak içinde hissettiğinizi fark edebilir ve bu doğrultuda adımlar atabilirsiniz. Rüyalar, bazen hayatımızın en derin sırlarını açığa çıkaran birer ayna gibidir.

Rüyalar ve Kimlik Krizi: Sorguya Alınmak Neleri Ortaya Çıkarıyor?

Rüyalar, bilinçaltımızın derinliklerine dalma fırsatı verir. Her bir görüntü, bir his, bir çelişki ya da özlem barındırır. Mesela, sıkça rüyasında uçtuğunu gören biri, özgürlük arzusuyla yüzleşiyor olabilir. Kimlik krizi yaşayan bireylerde rüyalar, bilinçaltının sesini yükseltir; kendinizi tanıma çabası, rüyalarda daha belirgin hale gelir. Rüyalar, günlük kaygılarımızı ve kaybolmuş hissettiğimiz yönlerimizi doğal bir biçimde öne çıkarır. Bu durumda, rüyaların anlamını çözümlemek, kimliğimizi yeniden şekillendirmede yardımcı olabilir.

Kimlik krizi sırasında, yaşadığımız belirsizlik sıkça içsel sorgulamalara yol açar. Kendimize "Ben kimim?" veya "Ne istiyorum?" gibi sorular sorduğumuzda, o karmaşanın ortasında, rüyalar bize bir ayna tutar. Rüyalar, hayallerimiz ve korkularımız aracılığıyla, bilinçaltımızda gizli kalmış parçalara ışık tutar. Bu süreçte, rüyalar bir tür rehberlik işlevi görür; bizi hayatımızdaki önemli seçimlerle yüzleştirir.

Rüyaların ve kimlik crisisinin birleşimi, insan olmanın karmaşık doğasını keşfetmemizde kritik bir rol oynar. Kendi içsel yolculuğumuz esnasında, rüyalarımızın sunduğu ipuçlarını dikkate almak, kimliğimiz üzerinde derinlemesine düşünmemizi sağlar. Her bir rüya, bazen bir bilinçaltı mesajı, bazen de kişisel bir keşif yolculuğudur. Bu da, yaşam yolculuğumuzda neleri bulacağımızı merakla beklememize neden olur.

Sorguya Alınmak: Rüyaların Karanlık Yüzü Nedir?

Sorguya alınmak, aslında içsel bir düşünce sürecini yansıtır. Rüyalar, günlük hayatımızda yaşadığımız stres, kaygılar ve kararsızlıklarla bir şekilde bağlantılıdır. Kendimizi sorgularken, bu durum rüyalarımızda yer bulur. Düşüncelerin ve hislerin birer yansıması olan rüyalar, bizi bilinçaltımızdaki derin sularda yüzmeye zorlayabilir. Anlayamadığımız bazı karelerde, sanki bir mahkeme salonunda yargılanıyormuşuz gibi hissetmek, düşündüğümüzde ne denli korkutucu bir deneyim!

Sorguya alındığımız rüyalar, genellikle korku, suçluluk veya belirsizliğin sonucudur. Bazen, kendimizi başkaları tarafından değerlendirildiğini hissetmekle karşı karşıya kalırız. Bu tür rüyalar, gün içinde yaşanan belirsizlik ve kaygının bir yansımasıdır. Bir iş görüşmesi ya da önemli bir sınav öncesinde bu tür rüyaların görülmesi oldukça yaygındır. Sonuçta, hayat her an bizi yargılayan bir platoda geçiyor gibi!

Rüyalar aracılığıyla kendimizi sorgulamak, aslında kişisel gelişimimizin bir parçasıdır. İçsel çatışmalar ve gizli kalmış duygular, gündüz düşlemlerimizin bir alt yüzeyinde kaybolup gidebilir. Önemli olan, bu karanlık kısımlara ışık tutarak, onları anlamak ve kabullenmektir. Kimi zaman hata yaptığımızı düşündüğümüz anlarda, kendimizi sorguya çekmek, insan olmanın getirdiği doğal bir durumdur.

Rüyaların bu karanlık ve gizemli yüzü, bizlere kendimizi anlama fırsatı sunarken, aynı zamanda belirsizliğin ve kaygının da her daim hayatımızda yer aldığını hatırlatır. Düşüncelerimizin karmaşası, aslında düşünmemiz gereken birçok şeyi gözler önüne serer.

Sıkça Sorulan Sorular

Rüyada Sorguya Alınmak Ne Anlama Gelir?

Rüyada sorguya alınmak, kişinin kendini değerlendirirken hissettiği kaygı ve rahatsızlıkların bir yansımasıdır. Bu rüya, içsel çatışmalar ve başkalarının görüşlerine duyulan endişeyi simgeler. Aynı zamanda, kişinin yaşadığı suçluluk hissi veya anlaşılma isteğinin işareti olabilir.

Rüyada Sorguya Alınmak Kâbus Mıdır?

Rüyada sorguya alınmak, genellikle kişisel kaygıları ve bastırılmış duyguları temsil eder. Bu tür rüyalar, kişinin içsel çatışmalarını ve bir şeyler hakkında duyduğu suçluluk hissini yansıtabilir. Kâbus olarak değerlendirilebilir, çünkü rüya sahibinde stres ve huzursuzluk yaratabilir.

Rüyada Sorguya Alınmanın Olumlu veya Olumsuz Etkileri Var mı?

Rüyada sorguya alınma durumu, kişinin bilinçaltında yaşadığı kaygı ve endişeleri yansıtabilir. Olumlu etkileri, kişinin içsel sorunlarını fark etmesi ve bu sorunlarla yüzleşmesidir. Olumsuz etkileri ise, stres ve kaygı seviyesini artırarak ruh halini olumsuz yönde etkileyebilir.

Rüyada Sorguya Alındıktan Sonra Neler Hissetmeliyim?

Rüyada sorguya alındıktan sonra genellikle kaygı, belirsizlik ve rahatsızlık hissedilir. Bu tür rüyalar, bilinçaltındaki endişeleri ve çözülmemiş duygusal durumları yansıtabilir. Rüyadan sonra yaşanan duygular, gerçek hayatta yaşanan stres ve kaygı ile ilişkilendirilebilir. Kendinize zaman ayırın ve hislerinizi değerlendirin.

Rüyada Sorguya Alınmanın Psikolojik Yorumları

Rüyada sorguya alınmak, kişinin içsel kaygılarını, suçluluk duygularını veya bilinçaltındaki çatışmaları yansıtabilir. Bu tür rüyalar, rüya sahibinin kendini savunmasız hissettiği durumları ve karar alma süreçlerini sorguladığını gösterir. Rüya, kişinin yaşamındaki stres ve baskılarla yüzleşme ihtiyacını simgeleyebilir.

Rüyada Sorguya Alınmak yazısı ilk önce Kocaeli Basın üzerinde ortaya çıktı.]]>
Dr. Dilek Kaya İmamoğlu: “Tüm Kazanımlar Bir Bir Elimizden Alınmak İsteniyor” https://kocaelibasin.com.tr/dr-dilek-kaya-imamoglu-tum-kazanimlar-bir-bir-elimizden-alinmak-isteniyor/ Thu, 05 Dec 2024 15:29:59 +0000 https://kocaelibasin.com.tr/dr-dilek-kaya-imamoglu-tum-kazanimlar-bir-bir-elimizden-alinmak-isteniyor/ TBB ve İBB Başkanı Ekrem İmamoğlu ile Büyüt Hayallerini projesinin fikir öncüsü Dr.

Dr. Dilek Kaya İmamoğlu: “Tüm Kazanımlar Bir Bir Elimizden Alınmak İsteniyor” yazısı ilk önce Kocaeli Basın üzerinde ortaya çıktı.]]>
TBB ve İBB Başkanı Ekrem İmamoğlu ile Büyüt Hayallerini projesinin fikir öncüsü Dr. Dilek Kaya İmamoğlu, Türkiye’de kadınların milletvekili seçme ve seçilme hakkı kazanmasını CRR’de düzenlenen Büyüt Hayallerini Özel Etkinliği ile kutladı. Atatürk’ün Mirasını Anlamak ve Geleceğe Taşımak konulu programda konuşan Dr. Dilek Kaya İmamoğlu, toplumsal cinsiyet eşitliğinde gelinen olumsuz tablonun fotoğrafını çekti. İleri gidilmesi gerekirken toplumun geriye gidişe zorlandığını belirten Dr. İmamoğlu,  “Cumhuriyet ve demokrasi sayesinde kavuştuğumuz tüm kazanımlar bir bir elimizden alınmak isteniyor” dedi. “Tüm bu zorluklara rağmen; akademisyen, aktivist ve bir anne olarak fazlasıyla umudum var” diyen Dr. Dilek Kaya İmamoğlu, “Cumhuriyetin kuruluşundan günümüze kadar pek çok zorluğun üstesinden geldik. Bu dönemi de atlatacağız. Her hayatın her alanında eşit ve adil biçimde var olmaya devam edeceğiz. Buna son derece eminim… Çünkü sadece bu salona bakmam bile yeterli… Şu an karşımda Kurtuluş Savaşı’nın yiğit savaşçıları Nene Hatun’u, Kara Fatma’yı görüyorum. Değerli müzik insanlarımız Suna Kan’ı, İdil Biret’i görüyorum… Bu yüzden umudum yüksek, inancım tam. Çünkü biz biliyoruz ki söz konusu vatansa gerisi teferruattır, biz bunu böyle bildik” diye konuşu.

Eşinin ardından söz alan TBB ve İBB Başkanı Ekrem İmamoğlu, Atatürk yaptığı   devrimlerin Türkiye’yi ayakta tuttuğunun altını çizdiği konuşmasında, “Bu ülkede fabrikalar kurup o fabrikaların teknolojisini aldığı ülkelere buradan incir, fındık yollayarak parasını ödedikleri sanayi kalkınması var vesaire…  O bizi ayakta tutuyor. Har vurup harman savuruyoruz… İşte bütün bu devrimler bizi dimdik ayakta tutuyor. Bir de düşünsenize bu ülkede cumhuriyeti demokrasiyle taçlandırdığımızı…  Hür, özgürlük içerisinde, eşitlik içerisinde; herkese saygı duyulan… Hele hele bir düşünsenize yöneticilerin yüzde 51’i kadın. Vay anam vay. Türkiye’yi kim tutar…” ifadelerini kullandı.

İstanbul Vakfı çatısı altında Dr. Dilek Kaya İmamoğlu’nun fikir öncülüğüyle hayata geçen Büyüt Hayallerini projesi, Türkiye’de kadınların milletvekili seçme ve seçilme hakkını kazanmasının 90. yılını özel etkinlikle kutladı.  TBB ve İstanbul Büyükşehir Belediye (İBB) Başkanı Ekrem İmamoğlu ile Dr. Dilek Kaya İmamoğlu’nun ev sahipliği yaptığı programa CHP Genel Başkan Vekilleri, CHP Parti Meclisi Üyeleri, milletvekilleri, belediye başkanları katıldı.   Sanat, siyaset ve basın camiasından önemli isimleri bir araya getirdi. İstanbul’un simge sanat mekanlarından Cemal Reşit Rey (CRR) Konser Salonu’nda düzenlen program, İstiklal Marşı ve saygı duruşu ardından izleyenleri duygulandıran kısa filmle devam etti.   Ardından da İBB Şehir Tiyatroları seslendirme sanatçısı Hümay Güldağ, TBMM’de ilk konuşmayı yapan kadın milletvekili Nakiye Elgün’e performansıyla hayat verdi. Güldağ’ın ardından oğulları Selim İmamoğlu ile programa katılan İmamoğlu çifti birer konuşma gerçekleştirdi. 

“KADIN İLK DEFA DEĞER GÖRMEYE BAŞLADI”

5 Aralık 1934 yılında Mustafa Kemal Atatürk’ün her açıdan ağır bir enkaz devralmış bir ülkeyi  var etme çabasındayken  ülkenin kadınlarına seçme ve seçilme hakkını verdiğini kaydeden Dr. Dilek Kaya İmamoğlu, “Kadın ilk defa değer görmeye başladı. Kadınların da insan olduğu hatırlandı” dedi. Konuşmasına sorularla detaylandıran Dr. İmamoğlu şöyle devam etti:

“ÇAĞLARIN ÖTESİ”

“Seçme ve seçilme hakkı ne demektir? Gelin bunun altını yeniden dolduralım. Kadın artık ülkesini yönetecek kişinin seçilmesinde söz sahibi olacaktı. Bununla birlikte sırası geldiğinde ülkesini de yönetebilecekti. Yani pek çok Avrupa ülkesinden çok daha önce seçme ve seçilme hakkına sahip olabilecekti. Pek çok ülkenin kadınları bu en temel, olmazsa olmaz haktan mahrumken; Gazi Mustafa Kemal’in çağların ötesini gören vizyonu ve iradesi sayesinde bizler, bu toprakların kadınları bu hakka kavuştuk. Çağların ötesi diyorum, nedeni çok belli: Bu hakkı örneğin Fransız kadınlar 1944’te, Belçikalı kadınlar 1948’de, İsviçreli kadınlarsa 1971 yılında elde edebildiler.”

“BELKİ DE EN ÇOK BU ÜLKENİN KADINLARINA GÜVENİYORDU”

Düşünebiliyor musunuz, henüz 10 yaşını geride bırakmış genç bir Cumhuriyet iken, örnek aldığımız dünyanın uygar ülkelerinden onlarca yıl öncesinde eşitlikçi kararlar alıp, uygulamaya geçirebilmişiz. İşte bu çok önemli… Çünkü o muhteşem vizyoner insan, büyük lider biliyordu ki; bu ülkenin toparlanıp ayağa kalkması kadınlar olmadan mümkün olmayacaktı. Biliyordu ekonomide ve sosyal yaşamda kadının dönüştürücü ve çoğaltıcı liderlik gücünü. Belki de en çok bu ülkenin kadınlarına güveniyordu.”

“KADINLAR YÖNETİMDEN BİR ŞEKİLDE UZAKLAŞTIRILIYOR YA DA ETKİSİZLEŞTİRİLİYOR”

“Şimdi size ikinci sorumu yöneltmek istiyorum. Bugün 5 Aralık 2024 yılındayız, o günden bugüne 90 yıl geçti. Bugün seçiyoruz evet, bunda şu an için sorun yok; peki ya seçilme noktasında hangi durumdayız? Maalesef bize en yakın siyasi partiden tutun en uzak siyasi parti kademelerinde bugün kaç tane kadın yöneticimiz var… Hatta kotamız bile var. Çoğu zaman da bu kota doldurulmuyor bile. 90 koskoca yıldan bahsediyoruz. Kadın, erkeği bir yere taşıma sürecinde var ama sonrasında yok. Kadınlar yönetimden bir şekilde uzaklaştırılıyor ya da etkisizleştiriliyor.”

“KADINLAR İÇİN BUGÜN BU BÜYÜK MÜCADELEYİ VERİR MİYDİNİZ?”

“Şimdi üçüncü sorumu yöneltiyorum sizlere, tam 21. yüzyılı yaşadığımız bugün, seçme ve seçilme hakkımızın 90. yılında size soruyorum. Hangimizin eşi, sevgilisi ya da babası bugün bu hakkı bize sağlayabilirdi ya da bizlere bunu layık görürdü? Bütün erkeklerin de şu soruyu kendilerine sormalarını istiyorum. Merhamet, vicdan ve insanca sevgi duygularınızı bugüne kadar ne kadar harekete geçirebildiniz? O çok sevdiğiniz kadınlar için bugün bu büyük mücadeleyi verir miydiniz? Bizden yana cevabı evet olanlara da teşekkürlerimi iletiyorum.”

“KADIN ERKEK EŞİTLİĞİ ÖYLE LAFLA SÖZLE OLMAZ”

“Eşitlik, yani kadın erkek eşitliği öyle lafla sözle olmaz. Laflarla sözlerle çok zaman kaybetti bu ülke. Bir şeyi gerçekten istiyorsan, onu önce özümseyip içselleştireceksin; sonra hukuki ve yasal yaptırımlarla toplumun her kademesine yayacaksın. Ne zamanki bu eşitlik meselesi hayatın içine girer, yaşam felsefesi haline gelir; eşitsizlik sorunu da kendiliğinden ortadan kalkarak yaşamın doğal bir süreci olur. Ve o ülkede kimse eşitsizlikten söz edemez artık. O yüce, o vizyoner insan biliyordu. Toplumun yarısı toprağa zincirle bağlıyken diğer yarısının göklere çıkamayacağını. Atatürk biliyordu bunu… Tam 90 yıl önce… İşte tam 90 yıl önce; Demokrasi tarihi bir dönüm noktası ile aşıldı.”

“GELDİĞİMİZ NOKTANIN ÖVÜNÜLECEK BİR DURUM OLMADIĞI ORTADA”

“Bugün geldiğimiz noktanın ise övünülecek bir durum olmadığı ortada. Toplumsal cinsiyet eşitliğinde ileri gitmemiz gerekirken, biz tam tersi yönde, geriye doğru gitmeye zorlanıyoruz. Cumhuriyet ve demokrasi sayesinde kavuştuğumuz tüm kazanımlar bir bir elimizden alınmak isteniyor. Yeniden evlere kapanmamız, okumamamız, çalışmamamız, hayata katılmamamız için her yolu deniyorlar. Oysa ki kadınlar, toplumun yalnızca ayrılmaz bir parçası değil, aynı zamanda geleceği şekillendirecek asli unsurlarıdır.”

KADINLAR HER ADIMDA ATATÜRK’ÜN YANINDA DURDU

“Atatürk ülkemizi kalkındıracak, milletimizi refaha kavuşturacak devrimleri gerçekleştirirken, kadınlar her adımda onun yanında durmuş; yalnızca destek olmakla kalmamış, devrimlere öncülük de etmiştir. Bu toprakların kadınları, Cumhuriyet sayesinde potansiyellerini ortaya çıkarmış, kalkınma ve çağdaşlaşma yolunda büyük atılımlar yapmıştır. Atılan adımlar sayesinde kadınlar her alanda yükselmiştir. Toplumun eşit ve onurlu bireyleri olarak ülkemizin gücüne güç katmıştır. Kültürde, sanatta, bilimde, sporda, siyasette başarılar kazanmış, sadece kendilerinin değil, toplumun, ezilenlerin, dezavantajlı grupların da sesi olmuştur.”

BÜTÜN ÇABAMIZ GENÇ KADINLARIN HAYALLERİNİN PEŞİNDEN GİTMELERİNİ SAĞLAMAK

“Bizler de; ‘Büyüt Hayallerini’ projesini, işte bu sesin, kadın sesinin, çok daha güçlü, çok daha gür şekilde çıkabilmesi ve gelecek nesillere aktarılabilmesi için başlattık. ‘Büyüt Hayallerini’ projesinin temel amacı; ülkemizi Atatürk’ün hayalini kurduğu muasır medeniyetler seviyesine çıkaracak nesillere destek olmaktır. Bütün çabamız genç kadınların; kazanımlarına sahip çıkan, çağdaş, özgür ve adil kadınlar olarak hayallerinin peşinden gitmelerini sağlamak; ülkemize ve dünyaya faydalı bireyler olmaları için destek olmaktır. Atamızın mirasını, onun fikirlerini yaşatacak gençlerin yolunu açmak, onlara ilham kaynağı olmak ve onlar için adil fırsatlar yaratmaktır. Çünkü sizler; Cumhuriyetin genç kızları, genç kadınları, bu mirası yarına taşıyacak en değerli varlıklarsınız.”

“GİDECEĞİMİZ YOL ZORLU”

“Gideceğimiz yol zorlu… Atatürk devrimleri ve demokratik ilerleme sayesinde kazandığımız hakların arkasında durmak, onları savunmak ve hatta çok daha geliştirmek bizim sorumluluğumuzdur. Bu da sahip olduğumuz hakları anlamak ve daha çok korumakla mümkün olur. Ülkemizin her kesiminden, her inançtan, her kimlikten kadının hakkını ve hukukunu savunmak, kadınların hayatın her alanında daha fazla yer edinmesi için mücadele etmek bizim sorumluluğumuzdur. Yalnızca kadınları değil, ülkenin her bir yanında ötekileştirilen, yardıma muhtaç bırakılan, ezilen her vatandaşın özgürlüğünü, eşitliğini, dirliğini savunmak da bizim sorumluluğumuzdadır.”

“FAZLASIYLA UMUDUM VAR”

“Özetle, bu zorlu dönemde Atatürk’ün kutsal mirasını korumak ve geleceğe taşımak gibi çok önemli bir vazifemiz var. Tüm bu zorluklara rağmen; akademisyen, aktivist ve bir anne olarak fazlasıyla umudum var. Cumhuriyetin kuruluşundan günümüze kadar pek çok zorluğun üstesinden geldik. Bu dönemi de atlatacağız. Her hayatın her alanında eşit ve adil biçimde var olmaya devam edeceğiz. Buna son derece eminim… Çünkü sadece bu salona bakmam bile yeterli… Şu an karşımda Kurtuluş Savaşı’nın yiğit savaşçıları Nene Hatun’u, Kara Fatma’yı görüyorum. Değerli müzik insanlarımız Suna Kan’ı, İdil Biret’i görüyorum. İlk kadın bakanımız Türkan Akyol’u görüyorum. Seçme seçilme hakkını elde etmiş ilk kadın milletvekilerini görüyorum. Filenin sultanlarını görüyorum, Sümeyye Boyacı’yı görüyorum. Doktor, akademisyen, yazar, eğitimci ve sivil toplumcu Türkan Saylan’ı görüyorum. Ben bu salonda Zübeyde Hanım’ı görüyorum. Bu yüzden umudum yüksek, inancım tam… Çünkü biz biliyoruz ki söz konusu vatansa gerisi teferruattır, biz bunu böyle bildik.”

İMAMOĞLU: “SİZLERLE  OLMAK ATATÜRK’Ü DAHA İYİ ANLAMAMI HİSSETTİRİYOR”

Eşinin ardından söz alan TBB ve İBB Başkanı Ekrem İmamoğlu, konuşmasının başında Cumhuriyet’in kuruluşuna ve dönemin koşullarına şahitlik eden büyüklerini örnek aldığından, tecrübelerinden dersler çıkardığından bahsetti. Zor şartlarda Cumhuriyet’in kurulduğunu belirten İmamoğlu, “Cumhuriyet’i kurduğunda gençlerin çoğu cephelerde hayatlarını kaybetmişti. Aslında yaşı yüksek bir nüfusla ve 13 milyon insanla cumhuriyeti kurmuştu. Birçok evde az insan vardı… Onun geleceğinin ancak yeni filizlenen o yuvalarda doğan çocukların, o gençlerin iyi ve karakterli; fikri hür, vicdanı, hür, irfan, irfanı hür nesiller olarak yetiştiği takdirde var olacağını, bu ülkenin büyüyeceğini, gelişeceğini düşünüyordu. Onun için gençlere çok önem verir ve değerini vurgulayan bir liderdi. Sizlerle bir araya geldiğimde hissettiklerim bana Atatürk’ü daha iyi anlamamı hissettiriyor” ifadelerini kullandı. 

“ÇOK ÖNEMLİ BİR TARİH NOTU OLDUĞUNU LÜTFEN UNUTMAYIN”

Atatürk’ün geçleri sevdiğini ve onlara güvendiğini kaydeden İmamoğlu,  “Bugün biz de sizlerin açıkçası çok başarılı olacağınıza ve başarabileceğinize ve  her birinizin gurur dolu bir yaşama ulaşabileceğine yüksek inancımız var. Bugün 90.  yılını kutladığımız, kadınlara seçme ve seçilme hakkı tanınmasının çok önemli bir tarih notu olduğunu lütfen unutmayın” diye konuştu.

İBB Başkanı İmamoğlu da konuşmasında Türk kadınının batılı birçok ülkeden önce seçme ve seçilme hakkı almasına özel paragraf ayırdı. İmamoğlu, “Cumhuriyetin vizyonu ve ideali bu. Çünkü Cumhuriyet her şeyden önce eşitlik demek. Cumhuriyet tabii olmayı, tebaayı bu ülkenin zihninden silip atan bir rejim. Hepinize, hepimize özgür bireyler olmayı sunan, olağanüstü bir rejim. Bu ülkenin her sathında, her noktasında yaşayan her çocuğumuzun, özellikle hanımefendilerin Cumhuriyete minnet duyması lazım. Atatürk’e minnet duyması lazım. Çünkü Türkiye bu konuların tamamında çok öncü ve büyük adımları millet attı” dedi.

“ATATÜRK’TEN BAŞKA GÖREMEZSİNİZ”

Kadınları seçme ve seçilme hakkına sahip olmadığı bir ülkenin gerçek bir demokrasiye sahip olamayacağı bilinciyle Atatürk’ün yaptığı devrimlerden bahseden İmamoğlu, “Dönün 1920-1930-1940 hatta 1950’lere o günün rejimlerinde tek bir liderin böyle genç hanımefendilerle, kadınlarla fotoğrafını göremezsiniz” ifadelerini kullandı.

“TOPRAKLARDA DOĞAN HERKESİN MİNNET DUYMASI LAZIM”

O dönemdeki hiçbir ideolojinin Atatürk’ün kişisel vizyonunun önünde bir hattı toplumların önüne koymadığını söyleyen İmamoğlu, “Kendini toplumuna, insanlarına adamış; bu coğrafyada yaşayan her insana adamış. Etnik kökenine, inancına bakmadan… Bu ülkenin Türk kadınına da Kürt kadınına da Çerkez kadınına da Boşnak kadınla da bütün kadınlarına kendine adamış bir ruh haliyle hizmet etti. Onun için Atatürk’e bu topraklarda doğan herkesin minnet duyması lazım” şeklinde konuştu. 

“BİZİM BUGÜN ÖRNEK ALMAMIZ GEREKEN…”

“Bugün kadınların seçme ve seçilme hakkını tartışmak bile abestir” diyen İmamoğlu, konuşmasına şöyle devam etti:

“Artık bu konu çoktan gündem olmaktan zaten çıkmıştır. Ama 1934 yılında kadınlara seçme ve seçilme hakkı tüm dünyada önemli bir gündem maddesiydi. Türkiye bu konuda çok ilerici bir adımı, dünyanın birçok ülkesinden önce atmıştı. Bizim bugün örnek almamız gereken aslında o dönemin ruhunun, bugünkü ruhta bize neler yapılması gerektiğinin hatırlatılması yönündeki bir ortamı sağlamak. Yakın coğrafyamıza bir bakınız. Hemen yanı başımızdaki ülkelere ve oradaki kadının toplumdaki yerine bir bakınız. Hemen güneyimizde birbiriyle savaşan, insanların birbirini öldürdüğü, katlettiği güneyimizdeki, hafif doğumuzdaki topraklardaki yaşayan ülkelerdeki insanlar. Orada da etnik kökenine bakın. Bizim ülkemizdeki etnik kökenlerden çok farklı toplumsal tabanları görmezsiniz… Bizim yolculuğumuzun hayatta bizi Türkiye’ye taşıyan o yolculuğun içindeki insanların var olduğu  ülkeleri analiz edin. Bu cennet vatana şükreder, minnet duyar ve buna bu yaşam biçimine katkı sığınan Atatürk’e hani böyle yürekten bağlanırsınız.”

ARAP   YARIMADASI’NDA ATATÜRK’ÜN SÖYLEDİKLERİNİ SÖYLEYEN YÖNETİCİLER VAR

“Arap  Yarımadası’nda ise enteresan bir şekilde 100 yıl önce Atatürk’ün söylediklerini söyleyerek hayatı değiştirme çabasında olan insanları göreceksiniz. Ve Atatürk’ü 100 sonra örnek aldığını ifade eden yöneticileri göreceksin. Ne garip bir çelişki… Halbuki Atatürk, kendi çağında da çevresindeki ülkelere, mazlum milletlere ışık tutmuştu, örnek olmuştu. Değişimin perdesini aralamıştı. Ama onun cesareti, onun kurduğu devrimleri yapamadıkları için teker teker yıkıldılar.”

“DEVRİMLER  BİZİ DİMDİK AYAKTA TUTUYOR”

“Bugün zor coğrafyada bir biz dimdik ayakta duruyorsak işte sadece seçilme hakkı falan değil; içinde eğitim, harf devrimi var; bu ülkeden kıvılcımları yurt dışına yollayıp onların alev topu gibi gelmeleri gerektiğini söylediği gençlerin öğrendikleriyle bu ülkeye dönüşleri var… O kadar hamleler var ki sanayi  ve üretim devrimi var… Bu ülkede fabrikalar kurup o fabrikaların teknolojisini aldığı ülkelere buradan incir, fındık yollayarak parasını ödedikleri sanayi kalkınması var vesaire…  O bizi ayakta tutuyor. Har grup harman savuruyoruz… İşte bütün bu devrimler   bizi dimdik ayakta tutuyor. Bir de düşünsenize bu ülkede cumhuriyeti demokrasiyle taçlandırdığımızı…  Hür, özgürlük içerisinde, eşitlik içerisinde; herkese saygı duyulan… Hele hele bir düşünsenize yöneticilerin yüzde 51’i kadın. Vay anam vay. Türkiye’yi kim tutar.”

“CUMHURİYET DEĞERLERİ BU TOPRAKLARDA KÖK SALMIŞTIR”

“Atatürk’ün mirasına ben bu gözle bakıyorum. Ben Atatürk’ün mirasına ve bu mirası geleceğe aktarmak adına nasıl güçlü adımlar atabiliriz? Zihnimde zerre pranga yok. Tek bir pranga yok, tek bir kelepçe yok. Bugün geldiğimiz noktada işte ne yazık ki toplumsal cinsiyet eşitliği açısından dünyada örnek gösterilen gerekli adımları atmaktan geri kalmış bir durumdayız. Bundan uzaklaşmamızda işte az önce söylediğim o cumhuriyet değerlerinden ve anlayışından cesaretinden, yolculuğundan, ışığından sapmalarımızdan ötürü geri kaldık. Fakat şu asla unutulmamalıdır ki, cumhuriyet değerleri bu topraklarda kök salmıştır.”

SİZLER, MECLİS ÜYELERİ, BELEDİYE BAŞKANLARI, MİLLETVEKİLLERİ, BAKANLARI, BAŞBAKANLARI, CUMHURBAŞKANLARI OLUN…”

“Değerli bir buluşmayı yaşıyoruz. Elbette dediğim gibi duygusal zemini de ağır bir ortam. Yükü ağır olsun. Yükünü burada hissettirsin bize hep. Öyle hafiflemeyelim, yükü omuzlarımızda bizi biraz aşağı bastırsın. Biz onu yukarıya kaldırmaya çalışalım… Bu ağır sorumluluk yükünü burada hissediyorum. Hep birlikte bunu başarmalıyız. Kendinize lütfen güvenin. Başta sevgili genç hanımefendiler kendinize çok güvenin. İşinizin en iyisini yapın, Yolunuz açık olsun. Bu şehrin, bu ülkenin sizler, meclis üyeleri, belediye başkanları, milletvekilleri, bakanları, başbakanları, cumhurbaşkanları olun…”

Kaynak: (BYZHA) Beyaz Haber Ajansı

Dr. Dilek Kaya İmamoğlu: “Tüm Kazanımlar Bir Bir Elimizden Alınmak İsteniyor” yazısı ilk önce Kocaeli Basın üzerinde ortaya çıktı.]]>