?>
?>
Körfez’e deşarj edilen suyun atık su değil yağmur suyu olduğu belgelendi
İzmir Büyükşehir Belediyesi, yağmur suyu hatlarında biriken ve kirlilik içermeyen suların denize deşarj edilmesine ilişkin görüntüler üzerinden yürütülen dezenformasyon çalışmalarına analiz sonuçlarıyla yanıt verdi.
Kemeraltı ve Mustafa Kemal Sahil Bulvarı ile Cumhuriyet Bulvarı’nın sahil şeridindeki yağmur sularını toplayan sistemin denizle buluştuğu noktada alınan görüntülerin Körfez’e evsel atık suların deşarj edildiği iddiasıyla basına yansıtılmasına yanıt İZSU Genel Müdürlüğü Körfez Ekoloji Danışma Kurulu Üyesi ve İzdeniz Yönetim Kurulu Başkanı Dr. Işıkhan Güler’den geldi. Güler, suyun kaynağındaki terfi merkezinden alınan numunelerin analiz edildiğini, çıkan sonuçların söz konusu suyun evsel atık su değil, yağmur suyu standartları taşıdığını belgelerle gösterdiğini açıkladı.
11 Mart Salı günü bazı basın kuruluşları tarafından Körfez’e evsel atık suların arıtılmadan deşarj edildiği iddiasıyla kamuoyuna yansıtılan haberlerin ve Çevre Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanlığı’nın İZSU Genel Müdürlüğü’ne cezai yaptırım uygulanmasına yol açan iddiaların gerçeği yansıtmadığı bilimsel raporlarla kanıtlandı.
İzmir Büyükşehir Belediyesi İZSU Genel Müdürlüğü Çevre Koruma ve Kontrol Dairesi Başkanlığı Laboratuvar Şube Müdürlüğü’nün Türk Akreditasyon Kurumu (TÜRKAK) tarafından akredite edilen laboratuvarlarında yapılan analizler, görüntülere yansıyan suyun evsel atık değil, yağmur suyu standartlarında olduğunu ortaya koydu.
Terfi Merkezi’nden alınan örneklere bakılarak tüm parametrelerin tespit edildiğini belirten İZSU Genel Müdürlüğü Körfez Ekoloji Danışma Kurulu Üyesi Dr. Işıkhan Güler “Terfi merkezindeki sularla ilgili analizler yapıldı ve yağmur suyu standartlarında sonuçlar çıktı. Laboratuvar sonuçları da gösteriyor ki verilen su evsel atık su değil. Yani atık su değil rüsubatlı (çöküntü- tortu) yağmursuyu” dedi.
Derelerdeki sistem gibi
İzmir Körfezi’ne atık su deşarj edildiği iddia edilen yağmur suyu kuşaklama sisteminin denizle buluştuğu noktada açıklama yapan Dr. Işıkhan Güler, şunları kaydetti:
“Kemeraltı bölgesinde iki tane ayrık sistem var. Yağmur suyu ve atık su toplama sistemi. Sistem şöyle çalışıyor. Aşırı yağışlarda İkiçeşmelik ve yüksek kesimlerden gelerek Kemeraltı’nda baskınlara neden olan yağmur sularının terfi merkezinde toplanıp denize deşarj edilmesini sağlıyor. Bu sürekli olan bir durum değil. Terfi merkezinde biriktirilen yağmur suları belli bir seviyeye geldiği zaman taşkınlara sebebiyet verilmemesi için denize yağmur suyu deşarj ediliyor. Derelerdeki sistem gibi düşünebilir. Kemeraltı’ndan gelen ve denize dökülen sular yağmur sularıdır. Atık su değildir.”
Laboratuvar sonuçları da her şeyi gösteriyor”
İZSU Genel Müdürlüğü Körfez Ekoloji Danışma Kurulu Üyesi Dr. Işıkhan Güler “Videolarda ilk önce koyu renkli gelen bir su var. Bu su yağmurun getirdiği tabandaki malzemedir. Terfi merkezinin dibinde çökmüş olan malzeme ilk başta koyu akıyor daha sonra normal rengine dönüyor. Bizler terfi merkezindeki sularla ilgili analizler yaptık ve tamamen temiz su standartlarında sonuçlar çıktı. Laboratuvar sonuçları da gösteriyor ki verilen su evsel atık su değil. Kirli değil temiz su. Temiz su ölçüsünde denize verilmesinde bir sıkıntı yok. Ekosisteme bir zararı yok. Yağmur suları alt yapı ne olursa olsun denize gidecek. Doğal döngünün bir parçası” şeklinde konuştu.
Güler, “Her yağmur yağdığında denize nasıl derelerden rüsubatlı su geliyorsa buradaki durum da aynı. Zaten video da görüldüğü üzere öncelikle yağmursuyu terfi istasyonu deposunda rüsubatlı malzeme deşarj ettiği için kahverengi renkli akıyor daha sonra suyun rengi berraklaşıyor. Ekteki planlarda da görüldüğü buradaki deşarj hattı yağmursuyu şebekesinin deşarj hattıdır” dedi.
Tüm değerler sınırın altında
Laboratuvardan alınan analiz sonuçlarının değerlendirme bölümünde “Arıtılmamış evsel atık su kirlilik karakteristiği parametre değerleri ile karşılaştırıldığında evsel atık su olmadığı açıkça görüldü. Ayrıca iletkenlik parametresinin analiz değerinden de görüldüğü üzere deniz suyu karakterinde de olduğu görülmekte” ifadelerine yer verildi.
Yapılan ölçümlere göre arıtılmamış evsel atıklarda 500 mg/L olması beklenen Kimyasal Oksijen İhtiyacı (KOİ) 15 mg/L değerinin altında çıktı. Toplam Askıda Katı Madde değeri ise atık sularda 220 mg/L olarak görülürken alınan numunelerde 25 mg/L olarak ölçüldü. Fosfor ve azot miktarlarının da yine sınır değerlerin çok altında olduğu görüldü.
Kaynak: (BYZHA) Beyaz Haber Ajansı
Analiz sonuçları gerçeği ortaya çıkardı yazısı ilk önce Kocaeli Basın üzerinde ortaya çıktı.]]>
Kadın girişimciliğini destekleyerek kadınların ekonomik hayatta güçlenmesini amaçlayan Türkiye Kadın Girişimciler Derneği (KAGİDER), BM Kadının Statüsü Komisyonu toplantıları kapsamında New York’ta önemli bir etkinliğe Sanofi Türkiye ile ev sahipliği yaptı. 11 Mart 2025’te gerçekleştirilen etkinlikte, genç kadınların iş dünyasında daha güçlü bir yer edinmesi için yürütülen çalışmalar ele alındı. KAGİDER ve Sanofi Türkiye iş birliğiyle 15 yıldır sürdürülen “Geleceğin Kadın Liderleri” programının etkileri ve kazanımlarının da paylaşıldığı etkinliğin onur konuğu ise T.C. Aile ve Sosyal Hizmetler Bakanı Mahinur Özdemir Göktaş oldu.
Etkinliğin ana tema konuşmacıları BM Kadın Birimi Orta Avrupa ve Asya Direktörü Belen Sanz Luque ve Avrupa Ekonomik ve Sosyal Komite Başkanı Oliver Röpke’ydi. Panelin moderatörlüğünü KAGİDER Başkan Yardımcısı Şila Gök üstlenirken, KAGİDER Yönetim Kurulu Üyesi Kıvılcım Pınar Kocabıyık, Sanofi Türkiye Kurumsal İletişim Direktörü Pınar Kaya, Sanofi Avrasya Bölgesi İnsan ve Kültür Direktörü Raziye Baysal ve Geleceğin Kadın Liderleri 2014 yılı mezunu Meltem Dere Kartal panelist olarak yer aldı.
Etkinlikte bir konuşma gerçekleştiren T.C. Aile ve Sosyal Hizmetler Bakanı Mahinur Özdemir Göktaş, “Kadınların gücü, sürdürülebilir bir geleceğin temel taşıdır. Kadınların karar alma mekanizmalarına eşit katılımı ve liderliği yönünde atılan her adım, küresel ekonomik refaha şüphesiz katkı sağlayacaktır. Bu bağlamda, kadınların liderlik ve karar alma süreçlerinde sürdürülebilir ilerlemesinin, dünya çapında daha sağlıklı, dengeli ve uzun vadeli bir gelecek için temel olduğuna inanıyoruz” ifadelerini kullandı.
“Kadınların Ekonomik Güçlenmesi, Sürdürülebilir Bir Dünya İçin Temel Şart”
KAGİDER Yönetim Kurulu Başkanı Esra Bezircioğlu, 2011 yılından bu yana BM ECOSOC Özel Danışmanlık Statüsü’ne sahip olan KAGİDER’in, 2012’den itibaren BM Kadının Statüsü Komisyonu (CSW) toplantılarında Türkiye’de hayata geçirilen başarılı projeleri uluslararası alana taşıdığını belirtti. Kadınların iş hayatına güçlü bir başlangıç yapmalarını destekleyen ve iş dünyasında daha güçlü bir yer edinmelerine yardımcı olan “Geleceğin Kadın Liderleri” programını BM’ye taşıdıklarını vurgulayan Bezircioğlu, proje için iş birliği yaptıkları Sanofi Türkiye’ye ve katkılarından dolayı BM Kadın Birimi’ne teşekkür etti.
Konuşmasında, KAGİDER’in kadın girişimciliği, kadınların ekonomik güçlenme ve sürdürülebilirlik konusundaki çalışmalarına değinen Bezircioğlu, programın etkilerine ilişkin şu ifadeleri kullandı: “İş hayatına güçlü başlangıç yapan kadınlar, yalnızca kendi kariyerlerini inşa etmekle kalmaz, aynı zamanda çevrelerindeki kadınlara da ilham verir ve onlara yol gösterir. Bu anlayışla 15 yıl önce başlattığımız ‘’Geleceğin Kadın Liderleri’’ programıyla genç kadınların iş dünyasında sağlam bir yer edinmelerini sağlamak için somut çözümler üretmeye devam ediyoruz. Kadınların ekonomik olarak güçlenmesi, sürdürülebilir bir dünya inşa etmenin temel taşlarından biridir. 22 yıllık bir sivil toplum kuruluşu olarak, kadınların ekonomiye katılımını arttırmaya ve özellikle girişimcilik yoluyla güçlenmelerini sağlamaya yönelik birçok proje hayata geçirdik. KAGİDER Sürdürülebilirlik Raporu 2024 ile bu taahhüdümüzü somut verilerle ortaya koyuyoruz. Bugüne kadar 162 kurum ile 80 projeyi hayata geçirerek doğrudan 170.000 kadına ulaştık. “Geleceğin Kadın Liderleri” programımız fırsat eşitliği, ekonomik büyüme, eğitim ve çevresel sorumluluk gibi alanları kapsıyor; böylece 17 Sürdürülebilir Kalkınma Amacı’nın 9’una doğrudan katkı sağlıyoruz’’ dedi.
Birleşmiş Milletler etkinliğinde konuşan Sanofi Türkiye Kurumsal İletişim Direktörü Pınar Kaya ise cinsiyet eşitsizliğinin dünyada ve Türkiye’de hem sosyal hem ekonomik sorunların başında geldiğinin altını çizerek “Dünya Ekonomik Forumu’nun 2024 Küresel Cinsiyet Uçurumu Raporu’na göre, dünyada cinsiyet eşitliğine ulaşmak için 134 yıl daha gerekiyor. Yolumuz uzun, bugün atacağımız adımlar geleceği şekillendirecek. Sanofi olarak, güçlü kurumsal sosyal sorumluluk politikamız her zaman küresel stratejimizin merkezinde yer aldı. Çeşitliliğe verdiğimiz önemin ve toplumsal sorumluluk bilincimizin en güzel örneklerinden biri ise KAGİDER ile 15 yıldır uyum içinde yürüttüğümüz Geleceğin Kadın Liderleri projesi. Bu proje sayesinde Türkiye’nin dört bir yanında, geleceğe yön verecek genç kadın liderlerin yetişmesine katkıda bulunmaktan gurur duyuyoruz. Mezunlarımızın %92’si kariyer hayatlarına başarıyla devam ederken, %22’si üst düzey pozisyonlarda görev alıyor. Sosyal Etki Analizi sonuçları da bu başarının altını çiziyor: Geleceğin Kadın Liderleri’ne yapılan her yatırım, topluma 6 kat değer olarak geri dönüyor. Bu güçlü etki ve başarı tablosu, bizim için büyük bir gurur kaynağı” dedi.
Kaynak: (BYZHA) Beyaz Haber Ajansı
KAGİDER ve Sanofi Türkiye, “Geleceğin Kadın Liderleri” Programını ve Etki Analiz Sonuçlarını Birleşmiş Milletler’de Paylaştı yazısı ilk önce Kocaeli Basın üzerinde ortaya çıktı.]]>Proje ekibini tebrik eden Rektör Prof. Dr. Necdet Budak, “Üniversitemiz, sosyal bilimler alanında yaptığı projelerle topluma katkı sağlamayı sürdürüyor. İletişim Fakültesi Halkla İlişkiler ve Tanıtım Bölümü öğretim üyesi Doç. Dr. Ebru Belkıs Güzeloğlu hocamızın yürütücüsü olduğu proje ile sosyal ağlarda öne çıkan, kamunun dikkatini çekmiş lider bireylerin mesajlarına yönelik yapılacak analizler önemli toplumsal veriler ortaya koyacak. TÜBİTAK’dan da destek almaya hak kazanan hocamızı ve ekibini kutluyorum” dedi.
Proje hakkında bilgi veren Doç. Dr. Ebru Belkıs Güzeloğlu, “Projede, sivil toplumdan savunucuların, ilgilendikleri toplumsal sorunlar için sosyal ağlarda daha geniş kamu ilgisini nasıl çekebildiğini, savunucuların kullandığı duygusal-mantıksal ikna yolları ve onaylanan ahlaki temeller üzerinden açıklamayı amaçladık. Günümüzde tartışmalı toplumsal sorunların daha geniş katılımla nasıl müzakere edilebileceği ve ortak beklentilerin karşılanabileceği alanların nasıl yaratılabileceği konusunda politikalara yön verebilecek anlayışlara ihtiyaç bulunuyor. Bu nedenle kamu ilgisini çekmeyi başaran lider savunucuların mesajlarını, sosyal ağ analizleri ve yapay zeka destekli doğal dil işlemenin (DDİ) yenilikçi yöntemlerini kullanılarak analiz etmeyi planladık. Proje sonuçları, kamu ilgisini çekmek için uğraşan ve özellikle son dönemde siyasal kutuplaşma ortamıyla başa çıkmak zorunda kalan sivil toplum kuruluşları ve temsilcisi olan savunucuların, seslerini daha güçlü duyurmaları için yol gösterici olacaktır” dedi.
İletişim Fakültesi’nin yürütücülüğünde 15 ay sürecek projede ekibinde;Ege Üniversitesi İktisadi ve İdari Bilimler Fakültesi ve Güzel Sanatlar Tasarım ve Mimarlık Fakültesi’nden akademisyenlerin yanı sıra Çanakkale Onsekiz Mart Üniversitesi, Yıldız Teknik Üniversitesi, Yaşar Üniversitesi ve İzmir Kavram MYO’dan da akademisyenler yer alıyor.
Kaynak: (BYZHA) Beyaz Haber Ajansı
Sosyal ağların lider savunucuları analiz edilecek yazısı ilk önce Kocaeli Basın üzerinde ortaya çıktı.]]>Kalite ve akreditasyon çalışmalarını, bir kültüre dönüştürerek, sürdürülebilir bir konsepte taşıdıklarını ifade eden Rektör Prof. Dr. Necdet Budak, “Ege Üniversitesi olarak hem kurumsal düzeyde hem de birimler düzeyinde kalite ve akreditasyon çalışmalarına büyük önem veriyoruz. Üniversitemizde kaliteyi bir kültür haline getirdik ve sürdürülebilir bir yapıya kavuşturduk. Ülkemizin temel bilimler alanında en köklü akademik birimlerinden olan Fen Fakültesi çatısı altında hem kamu kurumlarına hem de özel sektöre yönelik hizmet veren Petrol- Akaryakıt Analiz Laboratuvarımız, TÜRKAK tarafından yapılan denetim sonucunda TS EN ISO/IEC 17025 standardına göre akredite oldu. Bu vesile ile Dekanımız Prof. Dr. Dinçer Ayaz’a ve Prof. Dr. Nur Aksuner hocamıza teşekkür ediyor, başarılarının devamını diliyorum” diye konuştu.
Fen Fakültesi Dekanı Prof. Dr. Dinçer Ayaz, “Ege Üniversitesi Akaryakıt- Petrol Analiz Laboratuvarının, Ege Üniversitesi markasının güvenirliği ve Türk Standartları Enstitüsünün belirlediği kriterler çerçevesinde uluslararası kalite standartlarında akaryakıt ürünleri analizleri yaptığını, akaryakıt kaçakçılığının önlenmesine yönelik bilimsel destek verdiğini söyledi.
“Akaryakıt kaçakçılığı ile mücadelede büyük rol üstleniyor”
EGE PAL Müdürü Prof. Dr. Nur Aksuner ise “Ege Üniversitesi Fen Fakültesi bünyesinde yer alan Akaryakıt ve Petrol Analiz Laboratuvarı (Ege-Pal) geçtiğimiz aylarda TÜRKAK tarafından yapılan denetim sonucunda TS EN ISO/IEC 17025 standardına göre akredite olmuştur. Laboratuvarımız 2010 yılından bu yana Akreditasyona sahip bir laboratuvardır. Bu yıl yapılan TÜRKAK yenileme denetimimiz başarılı bir şekilde sonuçlanmıştır ve Ocak 2027 tarihine kadar geçerli olan Akreditasyon Sertifikamız yayınlanmıştır. Enerji Piyasası Düzenleme Kurumu (EPDK) ile her yıl hizmet sözleşmesi imzalayan EGE-PAL Laboratuvarı, kaçak akaryakıtın belirlenmesinde ve ülkemizde akaryakıt kaçakçılığı ile mücadele edilmesinde büyük rol üstlenmektedir. Her yıl 7500 ile 10000 parametre arasında analiz sayısına sahip olan laboratuvarımız, ülkemizde üniversiteler arasında EPDK ile çalışan ve en fazla akreditasyon kapsamına sahip iki laboratuvardan biridir, Ege bölgesinde ise bu özelliklere sahip tek laboratuvar olarak yerini korumaktadır” dedi.
Ege-pal laboratuvarı analiz talebinde bulunmak isteyen müşterilerin, Ege-pal laboratuvarına ait web sitesi aracılığı ile (https://egepal.ege.edu.tr/) analiz taleplerini gerçekleştirebildiklerini belirtti.
Kaynak: (BYZHA) Beyaz Haber Ajansı
Ege Üniversitesi Petrol- Akaryakıt Analiz Laboratuvarı (EGE-PAL) yeniden akredite oldu yazısı ilk önce Kocaeli Basın üzerinde ortaya çıktı.]]>