?>
?>
Antibiyotiklerin, bakteri kaynaklı hastalıkların tedavisinde kullanıldığına dikkat çeken Prof. Dr. Murat Olukman, “Antibiyotikler, sadece bakteriyel kökenli hastalıklarda kullanılmalı, onun dışındaki enfeksiyonlarda kullanıldığında hiçbir etkisi olmuyor. Yanlış antibiyotik kullanımı, en sık viral enfeksiyonlarda gerçekleşiyor. Viral enfeksiyonlarda antibiyotik kullanımı bir işe yaramıyor. Yanlış ve gereksiz ilaç kullanımı hem insan sağlığı hem de ekonomi açısından negatif bir durum ortaya çıkarıyor” dedi.
“Antibiyotiklerin pek çok yan etkisi bulunuyor”
Kullanılan antibiyotikle ilgili bazı beklenmedik yan etkilerle karşılaşılabildiğini söyleyen Prof. Dr. Olukman, “Tüm antibiyotikler bulantı-kusma yapabilir, bağırsak mikroflorasını bozduğu için ishal yapabilir, bazıları kimyasal madde yapısına bağlı olarak alerjik reaksiyonlar oluşturabilir, bilinçsiz veya yüksek dozda kullanıldığında böbrek rahatsızlıklarına yol açabilir. Kimi antibiyotikler de karaciğere zarar verebilir. Antibiyotik kullanımı ilacın yapısına göre değişir. Önemli olan ilaçları zamanında ve doktorumuzun anlattığı şekilde ve dozda kullanmaktır” diye konuştu.
Kaynak: (BYZHA) Beyaz Haber Ajansı
Yanlış antibiyotik kullanımı sağlığımızı tehdit ediyor yazısı ilk önce Kocaeli Basın üzerinde ortaya çıktı.]]>Proje ekibini tebrik eden Ege Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Necdet Budak, “Üniversitemiz, özellikle sağlık alanında geliştirdiği projeler ile Türkiye’de ve dünyada adeta bir referans merkezi konumunda. Sağlık alanındaki projeleriniz, TÜBİTAK nezdinde de kabul görmeye devam ediyor. Fen Fakültesi Biyokimya Bölümü öğretim üyemiz Prof. Dr. Serap Evran ve ekibi, verem hastalığının tedavisinde önemli bir sorun olan antibiyotik direncinin aşılmasına katkı sağlayacak önemli bir projeye imza atıyorlar. Hocamızı ve ekibini kutluyor, başarılarının devamını diliyorum” dedi.
Tüberküloz hastalığının ölümcül bir nitelik taşıdığını ifade eden Prof. Dr. Serap Evran, “Tüberküloz (verem) her yıl yaklaşık 2 milyon kişinin ölümüne neden olan bulaşıcı bir hastalıktır. Tüberküloz kaynaklı ölümlerin önlenmesi, Birleşmiş Milletler Sürdürülebilir Kalkınma Amaçlarının sağlık hedeflerinden de birisidir. Tüberküloza ‘Mycobacterium tuberculosis’ bakterisi neden olur ve tedavide antibiyotikler kullanılır. Ancak, bakterinin antibiyotiğe karşı direnç kazanması tedaviyi zorlaştıran bir faktör. Bu nedenle, bakterinin direnç göstermediği yeni ilaçların keşfine ihtiyaç var. Projemizde, antibiyotik direnci sorununa karşı farklı bir yaklaşım kullanmayı hedefliyoruz. Bağışıklık sistemimiz tüberküloza neden olan bakteriye karşı bir cevap oluşturuyor. Ancak, bakteri Zmp adı verilen bir enzimi üreterek bağışıklık sisteminden kaçabiliyor. Projedeki amacımız, bu enzimin aktivite göstermesini engelleyen aptamer yapılı bir inhibitör geliştirmek” diye konuştu.
“Yeni nesil antibiyotikler geliştirilecek”
Prof. Dr. Evran, “Projemizden elde edeceğimiz sonuçlar, Rektörümüz Prof. Dr. Necdet Budak tarafından oluşturulan multidisipliner ‘Aptamer Tabanlı Yeni-nesil Antimikrobiyaller Çalışma Grubu’ üyelerinin katkılarıyla yeni projelerin üretilmesini sağlayabilecek. Temel bilim düzeyinde yapacağımız bu araştırmanın sonuçlarını tıp ve eczacılık alanlarında çalışan araştırmacılar ile paylaşarak yeni-nesil antibiyotiklerin geliştirilmesine katkı sağlamayı hedefliyoruz” dedi.
Proje ekibinde Prof. Dr. Serap Evran’ın yanı sıra araştırmacı olarak Ege Üniversitesi Fen Fakültesi Biyokimya Bölümü’nden Öğr. Gör. Dr. Burhan Bora yer alıyor.
Kaynak: (BYZHA) Beyaz Haber Ajansı
Verem hastalığında antibiyotik direncini engelleyecek proje yazısı ilk önce Kocaeli Basın üzerinde ortaya çıktı.]]>Bu kapsamda bilinçli antibiyotik kullanımının önemine dikkat çeken Enfeksiyon Hastalıkları ve Klinik Mikrobiyoloji Uzmanı Dr. Dilek Leyla Mamçu, “Antibiyotiğe dirençli enfeksiyonların tedavisi zor ve hatta bazen imkansız bile olabilir.” dedi. COVID-19 pandemisiyle antibiyotik direncinin önemli ölçüde arttığının düşünüldüğüne değinen Dr. Dilek Leyla Mamçu, “Antibiyotik direnci insan, hayvan ve çevre sağlığını içeren tek sağlık sorunudur. Bu sorunun ‘tek sağlık’ başlığı altında bütüncül olarak ele alınması geleceğimiz için büyük önem taşıyor.” uyarısını yaptı.
Üsküdar Üniversitesi NPİSTANBUL Hastanesi Enfeksiyon Hastalıkları ve Klinik Mikrobiyoloji Uzmanı Dr. Dilek Leyla Mamçu, her yıl 18-24 Kasım tarihlerinde kutlanan ‘Dünya Antibiyotik Farkındalık Haftası’ kapsamında bilinçli antibiyotik kullanmanın önemine ilişkin açıklamalarda bulundu.
Antibiyotiğe dirençli enfeksiyonların tedavisi imkansız olabilir!
İlaçların belirli bir dozda oluşturduğu etkinin, aynı dozda tekrarlayan kullanımlarından sonra azalması veya aynı etkiyi oluşturmak için daha yüksek dozda kullanılmaları gerekliliğinin antibiyotik direnci olarak tanımlandığını belirten Enfeksiyon Hastalıkları ve Klinik Mikrobiyoloji Uzmanı Dr. Dilek Leyla Mamçu, “Antibiyotik direnci kısaca ilaç etkisine karşı direnç gelişimi demektir. Antibiyotikler bugüne kadar milyonlarca hayat kurtarmış olup tıpta devrim niteliği taşır. Ancak her antibiyotik kullanımı, antibiyotik direncinin gelişmesine de katkı sağlayabilir.” dedi.
Antibiyotiğe dirençli enfeksiyonların tedavisinin zor ve hatta bazen imkansız olabildiğine dikkat çeken Dr. Dilek Leyla Mamçu, “Antibiyotiğe dirençli mikroorganizmalar toplumda, sağlık kurumlarında ve çevrede (toprak ve su da dahil olmak üzere) çeşitli ortamlara hızla yayılabilir. Bu nedenle antibiyotik direnci insan, hayvan ve çevre sağlığını içeren ‘tek’ sağlık sorunudur.” açıklamasını yaptı.
Sadece bugünü değil geleceği de ilgilendiren bir sorun!
Antibiyotik direncinin tüm dünyayı ve sadece bugünü değil geleceği de ilgilendiren, çok önemli bir sağlık sorunu olduğuna vurgu yapan Dr. Dilek Leyla Mamçu, “Günümüz teknolojik ve ekonomik koşullarının yardımıyla uluslararası seyahat sıklığının artmasının bir sonucu olarak, dünyanın herhangi bir bölgesinde ortaya çıkan antibiyotik direnci sorunu çok kısa süre içinde tüm dünyayı kapsayan bir boyuta ulaşabiliyor. Bu nedenle, ulusal düzenlemeler ve çalışmalar, dünya genelinde antibiyotik direncinin kontrol altına alınmasında kilit rol oynar. Ancak başarıya ulaşmak için tüm ulusal programların aynı başarı seviyesine ulaşmaları gerekir.” şeklinde konuştu.
COVID-19 pandemisinin antibiyotik direncini önemli ölçüde arttığı düşünülüyor
Son dönemlerde tedavi alanına giren yeni antibiyotiklerin sayısının oldukça az ve direnç konusundaki sorunları çözme beklentisini tam olarak karşılayamadığını aktaran Dr. Dilek Leyla Mamçu, “Artık geçmişte olduğu gibi yeni bir antibiyotiğin kullanımı sonunda direnç gelişmesi ve yeni diğer bir antibiyotiğin tedavi alanına girmesi ve tekrar buna da direnç gelişmesi sonucu bir diğer yeni antibiyotiğin devreye girmesi dönemi kapandı. Elimizde kalan antibiyotikleri çok daha dikkatli kullanmamız yani iyi yönetmemiz gereken bir dönemdeyiz.” değerlendirmesini yaptı.
Dr. Dilek Leyla Mamçu ayrıca, COVID-19 pandemisi başlarında geniş spektrumlu antibiyotiklerin aşırı ve yanlış kullanımı sonucu dünya çapında antimikrobiyal direnç oranlarının önemli ölçüde arttığının düşünüldüğünü söyledi.
Akılcı antibiyotik kullanımı nasıl olmalı?
“İdeal antibiyotik kullanımı için, doğru tanı sonrası doğru antibiyotik en uygun yoldan, etkin dozda, optimum aralıklarla, uygun süreyle verilmelidir.” diyen Dr. Dilek Leyla Mamçu, sözlerini şöyle sürdürdü:
“Doğru antibiyotik kullanımı için, mikrobiyolojik olarak kanıtlanmış bakteriyel bir enfeksiyonun varlığı mutlaka sorgulanmalı. Tanı açısından gerekli değerlendirme yapılmadan ve enfeksiyon olmaksızın antibiyotik kullanılması, seçilen antibiyotiğin yanlış olması, antibiyotik dozunun yetersiz veya aşırı olması, doz aralıklarının uygunsuz olması durumlarında antibiyotikler uygun kullanılmamış olur.”
Sorun ‘tek sağlık’ başlığı altında bütüncül olarak ele alınmalı
Antimikrobiyallere direncin önlenmesi veya azaltılmasında tüm antibiyotik kullanım alanları (tıp, veterinerlik ve tarım) için ortak geliştirilmiş ulusal antibiyotik politikaları yanında enfeksiyon kontrol tedbirlerinin uygulanmasının esas olduğunu vurgulayan Dr. Dilek Leyla Mamçu, “Ülkemizde antibiyotiklerin ancak doktor reçetesi ile satılabilmesi bu anlamda çok önemli bir yarar sağladı.” dedi.
Hem hastaların, hem sağlık kurumlarının hem de hayvan yetiştiricileri ve tarımla uğraşanların antibiyotik kullanımı konusunda bilinçli davranmasının önemli olduğunu vurgulayan Dr. Dilek Leyla Mamçu, sözlerini şöyle tamamladı:
“Sorunun ‘tek sağlık’ başlığı altında bütüncül olarak ele alınması geleceğimiz için büyük önem taşıyor. Antibiyotik yönetimi tek başına çözüm olarak kabul edilmemeli, bu stratejilerle birlikte enfeksiyon kontrol önlemleri ödün verilmeksizin uygulanmalı. Hastanelerdeki antibiyotik yönetimi, toplumdaki antibiyotik kullanımı ve toplumdaki direnç sorunu birlikte ele alınmalı.”
Kaynak: (BYZHA) Beyaz Haber Ajansı
İnsan, hayvan ve çevre sağlığını içeren ‘tek’ sağlık sorunu: Antibiyotik direnci yazısı ilk önce Kocaeli Basın üzerinde ortaya çıktı.]]>İstanbul Atlas Üniversitesi Tıp Fakültesi Dahili Tıp Bilimleri Bölümü Enfeksiyon Hastalıkları ve Klinik Mikrobiyoloji Anabilim Dalı Öğretim Üyesi Prof. Dr. Fatma Bozkurt, 18 Kasım Avrupa Antibiyotik Farkındalık Günü dolayısıyla yaptığı açıklamada antibiyotik kullanımında dikkat edilmesi gerekenlere ilişkin değerlendirmede bulundu.
Antibiyotik viral enfeksiyonları tedavi etmez
Antibiyotiğin bakterilerin neden olduğu enfeksiyonları tedavi etmede kullanılan ilaçlar olduğunu belirten Bozkurt, “Enfeksiyon nedeni bakteri değil ise kullanılan antibiyotiğin hastalığı iyileştirmede hiçbir etkisi yoktur. Özellikle sonbahar ve kış aylarında sık karşılaştığımız grip, soğuk algınlığı ve nezle gibi üst solunum yolu enfeksiyonlarına yol açan etkenler yüzde 70 oranında virüsler olup, antibiyotiklerin bu tür viral enfeksiyonları tedavi edici özelliği yoktur. Aksine kişide gelecekte gelişebilecek bakteriyel enfeksiyonda o antibiyotiğin etkisiz kalmasına neden olacak şekilde direnç gelişmesine yol açabilir” uyarısında bulundu.
Bozkurt, antibiyotiğin doğru kullanılmadığı zaman ortaya çıkan direnç probleminin sadece o kişiyi değil, yayılarak tüm toplumu etkilediğini vurguladı.
Antibiyotik kullanımında bu uyarılara dikkat!
Antibiyotiklerin sadece doktor tarafından önerildiği zaman kullanılması gerektiğini belirten Bozkurt, antibiyotik kullanımında dikkat edilmesi gerekenlere ilişkin önerilerini sıraladı:
“Hekim olmayan, hastalığına iyi gelen komşunun veya çevremizdeki bireylerin önerdiği antibiyotikleri kullanmayalım çünkü her hastalığın semptom ve bulguları her bireyde farklı seyredebilir.
Antibiyotiklerin ateş düşürücü veya ağrı kesici özelliği yoktur
Ateşimizi düşürmek veya ağrımızı kesmesi amacıyla evde var olan antibiyotikleri kullanmayalım. Çünkü antibiyotiklerin ateş düşürücü veya ağrı kesici özelliği yoktur. Bu şekilde kullanılması barsağımızda var olan koruyucu florayı bozarak dirençli bakterilerin floramıza yerleşmesine yol açar. Böylece tedavisi zor olan dirençli bakteriyel enfeksiyonlar ile karşı karşıya kalabiliriz.
Hekimin önerdiği dozda, doz aralığında ve sürede alınmalıdır
Antibiyotikleri hekimin önerdiği dozda, doz aralığında ve sürede almalıyız. Aksi takdirde infeksiyona yanıt alamayabilir veya kısa bir süre sonra re-enfeksiyon ile karşı karşıya kalabiliriz. Ayrıca antibiyotiklerin uygun koşullarda muhafaza edilmesi ve son kullanma tarihine dikkat edilmeli aksi takdirde ilaç reaksiyonları ile karşı karşıya kalmamıza yol açabilir.”
Antibiyotik belirtilen saatlerde alınmalıdır
Antibiyotiğin belirtilen saatlerde alınmaması ya da doktorun bilgisi olmadan bırakılmasının önemli sağlık sorunlarına yol açabileceğini belirten Bozkurt, “Antibiyotikler doğru endikasyonlarda kullanılmadığında bakteriler kullanılan antibiyotiğe direnç geliştirerek etkisiz hale getirebilir. Bu durum hastalığın ilerlemesine ve semptomların artmasına yol açarak ciddi klinik tablolarla karşı karşıya bırakabilir” uyarısında bulundu.
Tavsiye üzerine kullanım direnci artırıyor
Doktora danışmadan antibiyotik kullanmanın risklerine değinen Bozkurt, “Bu tarz kullanımlar dirençli bakteriyel enfeksiyon oranlarının artmasına, tedavisi zor hatta bazen imkansız olan enfeksiyon hastalıklarına yol açar. Bakterilerin çeşitli yollarla direnç mekanizmalarını kendi aralarında yaymaları, dirençli bakteriyi taşıyan bireyin duyarlı bir bireye aktarabilmesi ve bir ülkeden diğer ülkeye bireyler arası taşınabilmesi direnci küresel sorun haline getirmektedir. Bu durumla mücadele edebilmek için Dünya Sağlık Örgütü, 18-24 Kasım haftasını Antibiyotik Farkındalık Haftası olarak ilan ederek dirençli bakteriyel enfeksiyonlarla karşı karşıya kalmayı minimalize etmeyi amaçlar” diye konuştu.
Antibiyotikler hekim önerisiyle kullanılmalı
Prof. Dr. Fatma Bozkurt, sözlerini şöyle tamamladı: “Antibiyotiklerin doğru kullanılmasının sadece kendimizin değil, toplum sağlığı üzerinde olumlu etkilerini düşünerek hekim önerisiyle kullanmaya özen göstermenin bilicinde olmamız gerekir.”
Kaynak: (BYZHA) Beyaz Haber Ajansı
Bilinçsiz antibiyotik kullanımı, dirençli enfeksiyona yol açıyor yazısı ilk önce Kocaeli Basın üzerinde ortaya çıktı.]]>