?>
?>
60. Cumhurbaşkanlığı Türkiye Bisiklet Turu’nun en karakteristik etaplarından biri olan Selçuk – Çeşme parkuru, yarışçıları antik Efes’in gölgesinden alarak, Ege’nin rüzgârla yoğrulmuş kıyılarına uzanan bir serüvene çıkarıyor. Bu etap, yalnızca bir hız ve dayanıklılık sınavı değil; aynı zamanda Ege’nin denizle, tarih ve doğayla iç içe geçmiş dokusunu keşfetmeye açılan bir pencere niteliği taşıyor.
Toplam 144,2 kilometrelik Selçuk–Çeşme parkuru, Ege’nin eşsiz doğasında unutulmaz bir yolculuğa sahne olacak. Etap boyunca sporcular, denizle iç içe geçmiş koylardan tarihi rotalara, virajlı orman yollarından panoramik zirvelere kadar pek çok zorlu ve görsel açıdan etkileyici güzergâhı geride bırakacak. Efes Antik Kenti’nden başlayarak Çeşme Ilıca Caddesi’nde sona erecek bu etapta, dünya çapında tanınan bisikletçiler zirve mücadelesi için pedal çevirecek.
60. Cumhurbaşkanlığı Türkiye Bisiklet Turu – Selçuk-Çeşme Etabı Parkur Tanıtımı
Cumhurbaşkanlığı Türkiye Bisiklet Turu’nun yedinci günü, pelotonu Ege’nin tarih kokan topraklarından denizin mavi ufkuna taşıyan görsel bir yolculuğa sahne olacak. 3 Mayıs 2025 Cumartesi günü gerçekleşecek Selçuk–Çeşme etabı, toplam 144,2 kilometrelik uzunluğuyla yarışın hem estetik hem de fiziksel açıdan en dikkat çeken etaplarından biri olacak.
Yarış, dünyanın en önemli arkeolojik alanlarından biri olan Efes Antik Kenti’nden start alacak. Buradan nötral startla harekete geçecek peloton, Seferihisar yönüne ilerlerken Ahmetbeyli, Özdere, Gümüldür ve Ürkmez gibi kıyı güzellikleriyle bezeli yerleşimlerden geçecek.
Yarışın ilk sprint kapısı 73,8. kilometrede Seferihisar-Ulamış yolunda kurulacak. Bu noktada sprinterler, yeşil forma için puan mücadelesine girecek. 99,2. kilometrede ise Türkiye Güzellikleri Prim Kapısı yer alıyor. Bu kapı, güzergâhın en doğal ve kültürel zenginliklerini simgelerken, aynı zamanda mayo yarışı için kritik bir nokta olacak.
Parkur Detayları:
Tarih: 3 Mayıs Cumartesi
Start Saati: 11.00
Mesafe: 144,2
Başlangıç Noktası: Efes Antik Kenti
Bitiş Noktası: Çeşme Ilıca Caddesi
Öne Çıkan Noktalar:
70,4. km | Sprint Kapısı – Seferihisar Merkez: Zeytinliklerin arasından geçen yollar, sprinterler için açılan bu kapıyla tempoyu artırıyor. Yeşil forma hedefleyen sporcular burada önemli puanlar kazanmak için ataklarını planlıyor.
99,2. km | Türkiye Güzellikleri Sprint Kapısı – Güzelbahçe: İzmir Körfezi’ne hâkim manzaralar eşliğinde konumlanan bu özel sprint noktası, beyaz forma rekabeti kadar etabın görsel anlatısını da güçlendiriyor. Sürat, çeviklik ve zamanlama burada her şeyden önemli.
117,8. km | 3. Kategori Tırmanış – İçmeler Yokuşu: Etabın kırılma noktalarından biri olan bu tırmanış bölgesi, özellikle genel klasmanda iddialı takımların dizilişini yeniden şekillendirebilir. Kısa ama etkili bu tırmanış, iniş öncesi son taktiksel hamlelere zemin hazırlayacak .
144,2. km | Finiş – Ilıca / Çeşme: Çeşme’de son bulan bu etap, sadece bir yarışın değil, aynı zamanda bir masalın sonu. Ege kıyılarında yarışan bisikletçileri burada izleyenleri bekleyen, taktikle harmanlanmış bir hız şöleni olacak.
Cumhurbaşkanlığı Türkiye Bisiklet Turu Selçuk- Çeşme Etabı Yükseklik Analizi
• 70,4. km | Sprint Kapısı: 46 metre yüksekliği ile yarışın ilk ciddi tempo yükselişi burada yaşanıyor. Düz ama hızlı bu noktada, yeşil forma mücadelesi veren sporcular için önemli bir fırsat söz konusu. Grup içinde pozisyon savaşı belirginleşiyor.
• 117,8. km | 3. Kategori Tırmanış: Etap profilinin en dik bölümlerinden biri olan bu tırmanış, yarışın kaderini belirleyebilecek zorlukta. 273 metre yüksekliğindeki bu yer, tırmanışçıların atağa kalkması için ideal bir zemin sunarken, sprinterlerin tempo kaybetmesine neden olabilir.
• 144,2. km | Finish : Uzun tırmanıştan hemen sonra gelen ve 10 metre yüksekliğinde düz bir profil ile karşımıza çıkacak olan finish noktası, kırılan grupların toparlanması ve sprinter takımların yeniden organize olması açısından kritik bir rol üstleniyor.
Genel Değerlendirme:
• Formaya Giden Yol:
144,2 kilometrelik Selçuk–Çeşme etabı, her forma için ayrı bir savaş alanı. Sprint noktaları ve tırmanış primleri; yeşil, beyaz ve kırmızı forma hedefleyen bisikletçilerin taktiklerini belirliyor. Her bölüm, yarışın kaderini yeniden yazabilecek potansiyele sahip.
• Profilin Ruhu:
Etap, deniz seviyesine yakın başlayarak 270 metrenin üzerine çıkan bir yükseklik dalgasıyla sürüyor. 117,8. kilometredeki 3. kategori tırmanış, yarışın temposunu değiştirirken; 140. kilometredeki final öncesi inişler, yarışçılar için hem fiziksel hem zihinsel bir sınav anlamına geliyor.
60. Cumhurbaşkanlığı Türkiye Bisiklet Turu 7. Etabı Selçuk- Çeşme güzergâhında bulunan tarihi ve ikonik noktalar:
1. Efes
Efes, Türkiye’deki en ünlü antik şehirlerden biridir. Efes Arkeolojik Alanı, özellikle Helenistik ve Roma dönemlerine ait olan farklı medeniyetlere ait yüksek düzeyde kentsel yaşam, mimari ve dini tarihin sembollerini taşır.
Efes antik tiyatrosu, 30,000 seyirci kapasitesiyle Türkiye’nin en büyüğüdür. Efes’teki diğer dikkat çekici yapılar arasında Celsus Kütüphanesi, Mazaeus ve Mithridates Kapısı, Hadrian Tapınağı ve Roma ailelerinin zengin yaşam tarzını tasvir eden “teras evleri” bulunur. Hamamlar, gymnasyum ve iki agora (ticaret ve devlet agora) mükemmel durumdadır.
2. Çeşme- Ilıca
Çeşme, özellikle İzmir’in yakınlarındaki sakinler için çok popüler bir yaz tatil beldesidir. 16. yüzyıldan kalma bir kale ve antik bir kervansaray gibi tarihi zenginliklere sahip olan ilçede, beyaz kumlu plajlar boyunca sıralanmış şık evler ve restoranlar bulunur. Alaçatı, windsurfing için mükemmel koşullara sahip plajları ve eski köy atmosferiyle dikkat çekerken, Ilıca’daki termal sular ise sağlıklı bir tatil deneyimi sunar. Çeşme’de aynı zamanda spa tedavileriyle rahatlayarak, bir tatilden çok daha fazlasını deneyimleyebilirsiniz.
3. Urla
Urla, İzmir şehir merkezinin batısında, Çeşme Yarımadası’nın boynunu oluşturan tarihi ve doğal güzellikleriyle öne çıkan bir kasabadır. Zeytinyağı üretimiyle ünlü antik Klazomenai ve Türkiye’nin ilk su altı kazılarının yapıldığı Liman Tepe gibi tarihi alanlara ev sahipliği yapan Urla, ziyaretçilerine unutulmaz bir tatil deneyimi sunuyor. Aynı zamanda, benzersiz bağları ve zeytinyağlılarıyla ünlü Urla, her yıl düzenlenen festivalleriyle de kültürel bir zenginlik sunuyor. Urla, sadece tarih değil, aynı zamanda lezzetli yemekler ve güzel doğa ile dolu bir cennet.
4. Seferihisar
İzmir şehrinin güneyinde bulunan Seferihisar, doğanın, tarihin ve denizin buluşma noktasıdır. Türkiye’de Cittaslow hareketine katılan ilk kasabadır.
60.Cumhurbaşkanlığı Türkiye Bisiklet Turu’nun 7. Etabı, Selçuk- Çeşme etabı Ege’nin doğal ve tarihi zenginlikleriyle çevrili bir parkur sunuyor. Rotanın öne çıkan yerleri:
Tarihi Yerler:
Köyler ve Kasabalar:
Ilıca: Çeşme’nin en çok bilinen duraklarından biri olan Ilıca, adını yer altından çıkan sıcak termal sulardan alır. Şifalı özellikleriyle bilinen bu sular, denizle buluşarak Ilıca Plajı’na benzersiz bir özellik kazandırır. Sığ ve sıcak deniziyle özellikle aileler tarafından tercih edilen bölge, aynı zamanda termal turizmin de gözde merkezlerinden biridir. Doğal güzellikleri, geniş kumsalları ve sakin atmosferiyle Ilıca Köyü, Çeşme’de hem dinlenmek hem de yenilenmek isteyenler için ideal bir kaçış noktasıdır.
Germiyan: Çeşme’ye bağlı Germiyan Köyü, doğal yaşamı, özgün mimarisi ve yerel üretimiyle dikkat çeken sakin ve otantik bir Ege köyüdür. G eleneksel tarım ürünleri, ata tohumları ve ev yapımı lezzetleriyle sürdürülebilir yaşamın güzel bir örneğini sunar. Duvarlarında köy halkının çizdiği renkli motifler ve çiçek süslemeleriyle bezenmiş evleri, fotoğraf tutkunları için de eşsiz kareler sunar. Doğallığın, emeğin ve yerelliğin ön planda olduğu Germiyan, modern yaşamdan uzaklaşmak isteyenler için huzur dolu bir duraktır.
Ovacık: Çeşme’nin kalabalığından uzak, doğayla iç içe bir mola arayanlar için Ovacık Köyü, saklı bir vaha gibidir. Zeytinlikler, üzüm bağları ve lavanta tarlalarıyla çevrili bu köy; sakin atmosferi, temiz havası ve geleneksel köy yaşamını yansıtan dokusuyla öne çıkar. Son yıllarda organik tarım ve yerel üretimle adından söz ettiren Ovacık, aynı zamanda doğa yürüyüşleri ve bisiklet rotalarıyla da doğaseverlerin ilgisini çekiyor. Çeşme’nin keşfedilmemiş yüzünü tanımak isteyenler için Ovacık, samimi ve doğal bir kaçış noktasıdır.
Doğal Güzellikler:
Delikli Koy: Çeşme’nin Alaçatı Mahallesi sınırlarında yer alan Delikli Koy, adını kayalıkların arasındaki doğal deliklerden alır ve adeta kartpostallık bir manzara sunar. Turkuaz rengi denizi, bembeyaz kayalıkları ve el değmemiş doğasıyla dikkat çeken koy, kalabalıktan uzak, huzurlu bir deniz keyfi arayanların favori duraklarından biridir. Şezlongların ve tesislerin bulunmadığı bu doğal alan, özgürlük hissi ve sade güzelliğiyle ziyaretçilerine eşsiz bir deneyim sunar. Gün batımında altın rengine bürünen kayalıklar ise Delikli Koy’u unutulmaz kılar.
Çeşme Ilıcaları: Ege’nin sağlık dağıtan duraklarından biri olan Çeşme Ilıcaları, sıcak termal suların denizle iç içe geçtiği nadir noktalardan biridir. Özellikle Ilıca Plajı çevresinde kendiliğinden çıkan termal kaynaklar, hem denizde yüzerken hem de kumda dinlenirken doğal bir terapi sunar. Cilt hastalıklarından romatizmaya kadar birçok rahatsızlığa iyi geldiği bilinen bu sular, tarih boyunca şifa arayanların uğrak noktası olmuştur. Modern spa tesisleriyle birleşen bu doğal zenginlik, Çeşme’yi sadece tatil değil, sağlık turizmi açısından da cazip kılar.
Boyalık Koyu: Çeşme’nin kuzey kıyılarında yer alan Boyalık Koyu, berrak denizi, ince kumlu plajı ve rüzgâra kapalı yapısıyla huzurlu bir deniz keyfi sunar. Geniş sahil şeridi ve sakin dalgalarıyla hem aileler hem de yüzme tutkunları için ideal olan koy, aynı zamanda gün batımında eşsiz manzaralar sunar. Kalabalık Alaçatı ve Ilıca plajlarına göre daha sessiz olan Boyalık, doğayla baş başa kalmak isteyenler için saklı bir cennet gibidir. Tatilde dinginlik arayanlar için Boyalık Koyu, Ege’nin en güzel duraklarından biridir.
60. Cumhurbaşkanlığı Türkiye Bisiklet Turu 7. Etabı (Selçuk – Çeşme) Gastronomi ve Tarım Bilgileri
Ege’nin tarih, doğa ve kültürle yoğrulmuş rotalarından biri olan Selçuk – Çeşme etabı, yalnızca yarış olarak değil, aynı zamanda tarımsal zenginlik anlamında da eşsiz bir deneyim sunuyor. Bu etap, antik kentlerin gölgesinde, verimli ovaların içinden ve kıyı kasabalarının rüzgârı eşliğinde geçerken, Ege’nin bereketli topraklarının sunduğu dört önemli ürünü de gözler önüne seriyor.
Pamuk: Küçük Menderes ve Gediz havzalarının kesiştiği bu topraklar, yüzyıllardır pamuk tarımıyla anılıyor. Bahar aylarında yeşeren pamuk tarlaları, yaz sonunda beyaz bir denize dönüşerek bölgeye bambaşka bir manzara kazandırıyor. Tarım ekonomisinin temel taşlarından biri olan pamuk, tekstilden geleneksel üretime kadar pek çok alanda bölge halkının geçim kaynağını oluşturuyor.
Tütün: Tarihte önemli bir ihracat ürünü olan Ege tütünü, Selçuk ile Çeşme arasında kalan bazı köylerde hâlâ özenle yetiştiriliyor. İnce yapraklı, aromatik yapısıyla bilinen bu tütün, geçmişten günümüze uzanan bir kültürün izlerini taşıyor. Her bir tütün yaprağı, sabahın serinliğinde elle toplanıp ipliklere dizilerek kurutuluyor; bu zahmetli süreç, bölgenin emeğe dayalı tarım geleneğini yansıtıyor.
Zeytin ve Zeytinyağı: Selçuk’tan Çeşme’ye uzanan güzergâh, Ege’nin en kadim zeytin yollarından biridir. Yüzlerce yıllık ağaçların gölgesinde şekillenen etap boyunca, yamaçlarda sıralanan zeytinlikler adeta bu toprakların sessiz tanığıdır. Soğuk sıkım zeytinyağı, hem mutfakların vazgeçilmezi hem de bölgenin aromatik karakterinin bir yansımasıdır.
İncir: Yarışın başlama noktası olan Selçuk, Türkiye’nin en verimli sarı lop incirlerinin yetiştiği merkezlerden biridir. Yazın ortasında olgunlaşan bu tatlı meyve, hem taze hem kuru olarak sofralarda yerini alırken, üretim süreci boyunca köylüler için yoğun bir emek döngüsünü temsil eder. İncir, bu toprakların en köklü tarımsal hazinelerinden biridir.
Gastronomi ve Çeşme Mutfağı
Bisiklet turunun geçtiği güzergâhta, Çeşme’ye özgü birçok lezzeti bulmak mümkündür:
Kenger Kavurması: Çeşme’nin dağlık ve taşlık alanlarında kendiliğinden yetişen kenger otu, ilkbahar aylarında toplanarak yöre mutfağında değerlendirilen özel bir bitkidir. Genellikle haşlanıp zeytinyağı, soğan ve yumurta ile kavrularak servis edilir. Hafif acımsı aroması ve lifli yapısıyla, hem besleyici hem de doyurucu bir Ege klasiğidir.
Arap Saçı: Çeşme çevresinde bolca bulunan ve dere kenarlarında doğal olarak yetişen arap saçı (rezene), kendine has aromasıyla özellikle ot severlerin favorisidir. Zeytinyağlı olarak pişirilen bu ot, kimi zaman yumurta ile kavrulur, kimi zaman yoğurtla servis edilir. Sindirimi kolaylaştırıcı etkisiyle de bilinen arap saçı, bölgenin sağlıklı mutfak kültürünü yansıtan lezzetlerden biridir.
Kuşkonmaz: Çeşme’nin baharla birlikte yeşeren lezzetlerinden biri de kuşkonmazdır. Kendiliğinden yetişen bu narin bitki, özellikle sabah saatlerinde toplanarak kahvaltı sofralarına taşınır. Omletlerde, zeytinyağlı yemeklerde ya da sade kavurma şeklinde sunulan kuşkonmaz, Çeşme mutfağında doğanın en zarif hediyelerinden biridir.
Sakız Reçeli: Sakız ağaçlarıyla ünlü Çeşme Yarımadası’nın simgelerinden biri olan sakız, yalnızca damaklarda değil, hafızalarda da iz bırakan bir aromadır. Sakız reçeli, bu özel aromayı en yalın haliyle sunan geleneksel bir tattır. Kahvaltı sofralarında, dondurma eşliğinde ya da tatlıların yanında sunularak Çeşme’nin kendine has kokusunu sofralara taşır.
Kaynak: (BYZHA) Beyaz Haber Ajansı
Antik Topraklardan Mavi Ufka Yolculuk yazısı ilk önce Kocaeli Basın üzerinde ortaya çıktı.]]>
Nilüfer Belediyesi ile Kültür ve Turizm Bakanlığı Kültür Varlıkları ve Müzeler Genel Müdürlüğü adına Bursa Müzesi Müdürlüğü arasında Apollonia Antik Kenti’nde (Gölyazı Mahallesi) kazı ve çevre düzenlemeleri çalışmalarına destek verilmesi ve ören yeri statüsü kazanmasına yönelik protokol imzalandı. Nilüfer Belediyesi Halk Evi’nde; Nilüfer Belediye Başkanı Şadi Özdemir ve Bursa İl Kültür ve Turizm Müdürü Dr. Kamil Özer arasında imzalanan protokol törenine, Apollonia Antik Kenti Kazı Başkanı Prof. Dr. Derya Şahin ve önceki dönem başkanı Prof. Dr. Mustafa Şahin ile Nilüfer Belediye Başkan Yardımcısı Okan Şahin de katıldı.
Apollonia Antik Kenti ve Nekropol alanının tanıtımını artırmak ve kültür turizmine katkı sağlamak amacıyla imzalanan protokol kapsamında, Apollonia Antik Kenti Nekropol alanının güvenlik, temizlik, elektrik, su gibi giderleri Nilüfer Belediyesi tarafından karşılanacak. Antik kent alanına Kültür ve Turizm Bakanlığı tarafından ören yeri statüsü verilerek, ziyaretçilere açılacak.
İmza töreninde konuşan Nilüfer Belediye Başkanı Şadi Özdemir, ilçenin kültürel mirasının gün yüzüne çıkması ve gelecek nesillere taşınması için her zaman destek olduklarını söyledi. Gölyazı, Fadıllı, Akçalar ve Ayvaköy mahallelerinin bulunduğu bölgeyi, önemli bir turizm destinasyonu haline getirmeyi hedeflediklerini ifade eden Başkan Şadi Özdemir, “Nitelikli turizm yatırımlarıyla bölgeyi turistler için daha cazip hale getirerek, tarımsal açıdan zengin olan bu mahallelerimizi turizmle de destekleyerek kalkındırmayı ve kırsaldan kente göçün önüne geçmeyi amaçlıyoruz” dedi.
Bursa’nın son yıllarda arkeoloji turizminde de ön plana çıktığını belirten Bursa İl Kültür ve Turizm Müdürü Dr. Kamil Özer de, “Bursa; İznik, Gölyazı, Aktopraklık gibi çok değerli antik bölgelere sahip. Ancak bu bölgelere turist çekebilmek için altyapı ve tesisleşme çalışmalarına ihtiyaç var. Belediyelerin bu konudaki destekleri büyük önem taşıyor. Nilüfer Belediyesi’ne verdikleri bu destekten dolayı teşekkür ediyoruz” diye konuştu.
Kaynak: (BYZHA) Beyaz Haber Ajansı
Gölyazı’daki Apollonia Antik Kenti ziyarete açılıyor yazısı ilk önce Kocaeli Basın üzerinde ortaya çıktı.]]>
Bilimin, keşfin ve hikâye anlatımının gücüne inanarak 130 yılı aşkın bir süredir dünyanın en güvenilir markalarından biri olmayı sürdüren National Geographic’in birbirinden iddialı yapımlarını D-Smart, Digiturk ve TOD, KabloTV, S Sport Plus, Tivibu ve TV+ platformlarından izleyebilirsiniz.
Kaynak: (BYZHA) Beyaz Haber Ajansı
İki Bölümden Oluşan ‘Angkor’un Kayıp Hazineleri: Antik Laos Ortaya Çıkıyor’ 9 ve 16 Şubat Pazar 20.00’de National Geographic Ekranlarında! yazısı ilk önce Kocaeli Basın üzerinde ortaya çıktı.]]>Söyleşinin açılış konuşmasında müzenin eğitim etkinliklerine dair bilgiler veren Doç. Dr. Dilek Maktal Canko, “Etnografya Müzesi olarak eğitim etkinliklerine önem veriyoruz. Müze söyleşileri kapsamında ise çeşitli konularda söyleşiler ve atölyeler düzenliyoruz. Bununla birlikte sergilerimizi de gerçekleştiriyoruz. Bu yoğun programın oluşmasında emeği geçen herkese teşekkür ediyoruz” dedi.
“Olimpos geniş bir hinterlanda sahipti”
Konuşmasında Olimpos’un tarihsel süreci hakkında bilgilendirme yapan Doç. Dr. Gökçen Kurtuluş Öztaşkın, “Kent, Anadolu’nun güney batısında, Antalya’nın doğu ve batı sınırlarında kalıyor. Ama Olimpos Kenti’nin kurulduğu alan Likya bölgesinin hemen hemen doğusundaki alanlardan bir tanesi. Kentin, özellikle yazılı kaynaklardan Helenistik dönemde kurulduğunu varsayıyoruz. Strabon kenti, Likya bölgesinin 6 büyük kenti arasında sayıyor. Xanthos, Patara gibi kentlerin yanında Olimpos’un kent çekirdeği küçük bir yerleşim alanı. Ancak kentin neden bu kadar güçlü olduğunu bizlere yazıtlar söylüyor. Çevresinde başka yerleşim yerleri olmasına rağmen Olimpos’un oldukça geniş bir hinterlandı var, bu anlamda egemenlik alanı çok geniş. Bu da kentin gücünü ve zenginliğini getiriyor. Limana taşınan ürünler çok fazla, bu nedenle Helenistik dönemden itibaren de zengin, kuvvetli güçlü bir kent olarak anılmış. Kentin sıkışık, küçük bir kent merkezi oluşunda ise coğrafya çok belirleyici çünkü yerleşim, kuzey ve güneyinde hızla yükselen dik yamaçların arasında kalıyor. Kent merkezinin geniş bir alanı yok ancak hinterlandıyla beraber düşünüldüğünde döneminin kuvvetli, önde gelen kentlerinden bir tanesi” diye konuştu.
Olimpos Antik Kenti kazı çalışmalarında elde edilen veriler ile ilgili bilgi veren Doç. Dr. Gökçen Kurtuluş Öztaşkın, “Burada gerçekleştirilen arkeolojik kazı çalışmalarının temel amacı, kentin iki evresi olan hem Roma hem Bizans evrelerine ilişkin verileri mümkün olduğunca elde edebilmek. Dolayısıyla biz iki alanda çalışıyoruz. Roma döneminde tapınak alanı olarak bilinen B yapı kompleksleri ve tapınak alanı. Her ikisinin üzerinde de erken Bizans döneminde büyük boyutlu anıtsal kiliseler inşa edilmiş. Kentin Bizans dönemindeki dokusuna dair, Tapınak Alanı ve B Yapısı gibi mevcut Roma’nın yapıları tekrar kullanılırken bazı alanlarda yeniden imara açılıyor. Özellikle Metropol Caddesi olarak isimlendirdiğimiz bazı mezar anıtlarının bulunduğu alan, sivil bir dokuya dönüşüyor. Bizler çalışmalarımızda önceliğimizi Piskoposluk Sarayı’na verdik. Çünkü Roma döneminden veri elde etmeye, Bizans döneminin anıtsal yapısında neler var diye bakmaya, Roma’dan Bizans’a ne, nasıl değişti, neyi nasıl dönüştürdüler bu konular hakkında bilgiler elde etmeye çalışıyoruz” diye konuştu.
Doç. Dr. Gökçen Kurtuluş Öztaşkın, “Buluntular üzerinde detaylı ve kapsamlı çalışmalarımız devam ediyor. Kültür Bakanlığı’nın ‘Geleceğe Miras Projesi’ kapsamında desteklerine, Pamukkale Üniversitesine, verileri elde etmemizi ve yorumlanmasını sağlayan hocalarımıza, çalışmalarımızın destekçilerine ve ilginize çok teşekkür ediyorum” dedi.
Söyleşinin ardından katılımcıların sorularını yanıtlayan Doç. Dr. Gökçen Kurtuluş Öztaşkın’a, Doç. Dr. Dilek Maktal Canko tarafından “Teşekkür Belgesi” takdim edildi.
Kaynak: (BYZHA) Beyaz Haber Ajansı
Kazı Başkanı Doç. Dr. Öztaşkın, “Olimpos Antik Kenti” kazı çalışmalarını anlattı yazısı ilk önce Kocaeli Basın üzerinde ortaya çıktı.]]>İZSU Genel Müdürlüğü, Yarımada’da taşkınlara, kokuya ve kötü görüntüye neden olan derelerde temizlik çalışmalarını sürdürüyor. Son olarak Çeşme Ildırı’da bulunan ve antik dönemden günümüze gelen Aleon Deresi’nde 3 kamyon ile 3 bin 250 metre temizlik yapıldı. Dereden 2 bin 125 ton atık toplandı. Dere yatağında bulunan rusubat, evsel atıklar ve dere kenarında bulunan sazlıklar temizlenerek suyun akışı rahatlatıldı. İZSU Genel Müdürlüğü Yarımada Dereler Birimi ekipleri ayrıca son 6 ayda 402 derede 86 kilometre temizlik çalışması da yaptı.
Ekolojik yapı korundu
İZSU İşletmeler 3. Bölge Daire Başkanlığı Yarımada Dereler Birimi Teknik Amiri Ayhan Şenoğlu, “4 mevsim boyunca dere temizlik çalışmalarını sürdürüyoruz. Ayrıca kış temizliğinde; dere deniz çıkış ağızları açılarak temizlenmekte ve dere hidrolik akarları sağlandı. Aleon Deresi’nde yapmış olduğumuz çalışma sayesinde derenin ekolojik yapısı korundu ve oluşabilecek taşkınları önlemeye yönelik tedbirler alındı” dedi.
Daha verimli suya ulaşıyoruz
Ildır Mahallesi Muhtarı Erdem Yavuz ise, “Aleon deremizin temizlik faaliyetlerinden dolayı hem İzmir Büyükşehir Belediye Başkanımız Cemil Tugay’a hem de Çeşme Belediye Başkanımız Lal Denizli’ye çok teşekkür ediyorum. Deremiz M.Ö’lere dayanan bir dere olup Ildırı için büyük bir önem taşımaktadır. Günümüzde de tarımsal üretim yapan vatandaşlarımıza su sağlıyor. Yapılan çalışmalar ise daha temiz bir suyu kullanmamıza imkan veriyor. Deremizin yaz kış hiç suyu eksik olmaz. Dedelerimiz ve ninelerimizden süre gelen bir gelenek bu. Bu derenin suyu gür gür akar” şeklinde konuştu.
Yarımada’da temizlik seferberliği
İZSU Genel Müdürlüğü Yarımada Dereler Birimi ayrıca sorumluluk sahasında bulunan tüm derelerde işletme imkanları ile bölge halkının can ve mal güvenliğinin sağlanmasına yönelik çalışmalarını da devam ettirdi. Bu kapsamda Menderes, Seferihisar, Urla, Çeşme, Karaburun ilçelerindeki dere yataklarında Haziran ayından itibaren 86 kilometre uzunluğunda temizlik çalışması yapıldı.
Aleon’un tarihçesi:
Aleon Deresi başlangıcındaki Antik döşeme ve su kemerleri derenin başlangıç kısmını oluşturan bölümdeki düzgün taş döşemelerinin Erythrai yerleşiminden kaldığı biliniyor. Bunlar Aleon deresinden tarlalara su vermek ve derenin akışını düzenlemek amacıyla ilk çağlarda yapıldı. Ildırı girişinde Aleon Deresi’nin denize döküldüğü yerin yaklaşık olarak on metre gerisinde ise şehre su getirmek amacıyla yapılmış su kemerleri bulunuyor.
Kaynak: (BYZHA) Beyaz Haber Ajansı
Antik Aleon Deresi’ne İZSU dokunuşu yazısı ilk önce Kocaeli Basın üzerinde ortaya çıktı.]]>