?>
?>
Mudanya’nın eşsizliğini ulusal ve uluslararası arenada daha yüksek sesle anlatmak istediklerini vurgulayan Dalgıç, söz konusu iş birliği ile Mudanya’nın tarihi ve kültürel mirasını uluslararası bir perspektifle ele alarak daha geniş kitlelere ulaştırmayı hedeflediklerini söyledi. Diplomasi Araştırmaları Derneği’nin bugüne kadar yaptığı çalışmalarla Mudanya’ya kültürel yapısına büyük katkı sağladığına da dikkat çeken Başkan Dalgıç, şöyle devam etti:
“Her zaman yanımızda oldular; ne zaman bir fikir ortaya çıksa birlikte çalıştık. Bu nedenle bu iş birliğini çok önemsiyoruz. Akademik, kültürel ve sosyolojik çalışmalar sadece Mudanya için değil, ülkemiz için de büyük bir değer taşıyor. Mudanya olarak bu konuda iş birliği yapıyor olmaktan dolayı kendimizi şanslı hissediyoruz. İmzaladığımız bu protokol ilçemize hayırlı olsun.”
Diplomasi Araştırmaları Derneği Başkanı Prof. Dr. R. Kutay Karaca ise Mudanya’nın Türk diplomasi tarihi açısından çok önemli bir yere sahip olduğunu vurguladı. Mudanya Belediyesi ile yürüttükleri çalışmalar sayesinde ilçenin ulusal ve uluslararası düzeyde adını daha fazla duyurduğunu ifade eden Prof. Karaca, “Mudanyalıların diplomasi ve tarihe olan ilgisi çok fazla. Mudanya Belediyesi ile diplomatik, kültürel ve tarihi alanlarda birçok projeyi hayata geçireceğiz.” dedi.
Mudanya Belediye Başkanı Deniz Dalgıç ve DARD Başkanı Prof. Dr. R. Kutay Karaca arasında imzalanan protokol, iki kurum arasında araştırma ve eğitim-öğretim alanlarında bilimsel iş birliğini teşvik etmeyi amaçlıyor. Protokol kapsamında, mevcut çalışmaları geliştirmek, eğitimler düzenlemek, araştırmalar yapmak, ortak proje ve bilimsel yayınlar yapılması ana hedefler arasında yer alıyor.
Kaynak: (BYZHA) Beyaz Haber Ajansı
Mudanya Belediyesi ve Diplomasi Araştırmaları Derneği İş Birliği Protokolü İmzaladı yazısı ilk önce Kocaeli Basın üzerinde ortaya çıktı.]]>Etkinliğin açılış konuşmasını gerçekleştiren Dr. Öğretim Üyesi Hülya Gölgesiz, “Etkinliğimizde, yerel ve sözlü tarih araştırmacılarını ve öğrencileri bir araya getirmekten mutluluk duyuyoruz. Biz, 3 ay önce bu etkinliği gerçekleştirmek adına küçük ama inançlı bir kadroyla yola çıktık. Öğrencilerimizin ve katılımcılarımızın yoğun ilgisi sayesinde etkinliğimizi gerçekleştiriyoruz” diye konuştu.
“Bizi biz yapan ve besleyen kaynak yerel tarihtir”
Konuşmasının devamında yerel ve sözlü tarihin öneminden bahseden Dr. Öğr. Üyesi Hülya Gölgesiz, “Günümüz dünyasını tanımlarken öne çıkan kavramlara bakıldığında küreselleşme, dünya insanı olmak gibi kavramlar karşımıza çıkıyor. Bütün insanları birbirine yakınlaştıran gelişmeler ve birçok nedene bağlı olarak gerçekleşen göçler ile birlikte günümüzde kentler büyüdü ve kimlikleri değişti. Bu gelişmeler köklerimize olan bağımızı da koparttı. Bizler için kültürel kimlik inşasında yerel tarih çok önemli çünkü bizi biz yapan ve besleyen kaynağımız yerel tarihtir. Sözlü tarih çalışmalarıyla kuşaklar arasında bir bağ kurmanın yolunu da bulmuş oluyoruz” dedi.
Etkinlik kapsamında Prof. Dr. Yasin Doğan, “Geçmiş Dünya’dan Dijital Dünya’ya: Geçmişimizin Dijital Yansımaları” başlıklı bir konuşma gerçekleştirdi. Prof. Dr. Doğan, “Yerel tarih nedir? Ne değildir?’ bu ayrımı net yapmakta fayda var. Yerel tarih, tarih dediğimiz bilim dalının esaslarının birebir uygulanması gereken bir alan. Yani yerel tarihte de tarihte olduğu gibi kanıt, olgular, objektiflik gibi sorgulama süreçlerinin izlenmesi lazım. Tarihimizi makro tarih ve mikro tarih ölçeğinde ele aldığımız zaman yerel tarih mikro tarihe girer” dedi.
“Dijitalleşme hayatın her alanında kaçınılmaz son”
Tarihsel bilginin dijitalleşmesinin rağbet gördüğünü dile getiren Prof. Dr. Yasin Doğan, “Dijitalleşme, hayatın her alanında kaçınılmaz son, sosyal medya gibi dijital alanlarda çok farklı atılımlar yapıldı. E-Devlet’te 2018 yılında soy ağacı görüntüleme ile ilgili hizmet devreye girdi ve bir saat içinde 35 bin adet belge indirildi. Neticede dijital geçmiş bir odak noktası oldu. Türkiye’de verilerin dijitale aktarımında çalışmalar yapılıyor fakat veriler dağınık durumda. Tarihin dijitalleşmesinde en önemli nokta ana bir platformda birleştirmek” diye konuştu.
Konuşmasının sonunda dijitalleşme ve kişiselleşme arasındaki ilişkiden bahseden Prof. Dr. Yasin Doğan, “Artık grup, toplum, büyük kitle, toplumsal hafıza gibi kavramlar aşılıyor yerini bireyin tarihine bırakıyor. E-mail, paylaşımlar, blog, beğeni ve yorumlar gibi çok uzun süreli olmayan dijital ayak izleriyle, sanal dünyada geçmiş hafızamız birikiyor” dedi.
Şaban Yaylalı, Lozan Antlaşması kapsamında gerçekleştirilen Yunanistan Türkiye Nüfus mübadelesi nedeniyle bebekliğinde maruz kaldığı göçü ve Türkiye’ye geldiklerinde yaşadıkları zorlukları ayrıntılarıyla anlattı. İzleyiciler ve öğrenciler kendisine çok ilgi göstererek hatıra fotoğrafı çektirdiler.
Üç gün boyunca sürecek sempozyum kapsamında çevrimiçi ve yüz yüze oturumların yanı sıra atölye çalışmaları ve geziler de gerçekleştirilecektir.
Kaynak: (BYZHA) Beyaz Haber Ajansı
EÜ Eğitim Fakültesinde “I. Ulusal Yerel ve Sözlü Tarih Araştırmaları Öğrenci Sempozyumu” başladı yazısı ilk önce Kocaeli Basın üzerinde ortaya çıktı.]]>Hemşirelik Fakültesi Prof. Dr. İnci Erefe Konferans Salonu’nda yapılan kongrenin açılışına EÜ Hemşirelik Fakültesi Dekanı Prof. Dr. Ayşegül Dönmez, AKETDER Başkanı Prof. Dr. Esra Akın, fakülte yönetimi, akademisyenler ve öğrenciler katıldı.
Kongrede yaptığı açılış konuşmasında etik kavramı üzerinde duran Hemşirelik Fakültesi Dekanı Prof. Dr. Ayşegül Dönmez, “Etik kavramını ‘Ahlakın vicdan azabı’ olarak tanımlarım, hatta etiğe, insanın nerede durması gerektiğini hatırlatan bir güç gibi bakarım. Günümüzde yaşanan olaylardan etiğin yaşamın içinde ne kadar bulunup, bulunmadığını görmekteyiz. Küreselleşme, dijitalleşme ve hızla değişen sosyal dinamikler ile birlikte toplumda etik değerlere olan ihtiyacın daha çok artırdığına şahit oluyoruz. Özellikle yapay zekâ uygulamaları ile birlikte akademik alanda, etik ihlallere karşı mücadele etmek, doğru ve güvenilir bilgi üretimini sürdürebilmek daha önemli hale geldi. Bu bağlamda, ‘Etik Hepimizin Meselesi’ ana temasıyla bir araya geldiğimiz bu kongrenin; farklı disiplinlerden, çeşitli coğrafyalardan ve farklı bakış açılarından uzmanları bir araya getirerek, akademik çalışmalarda etik standartları güçlendirme konusunda farkındalığı artıracağına inanıyorum. Etik değerlerimizin yalnızca akademide değil, hayatımızın her alanında yol gösterici olması, öğrencilerimize ve toplumumuza bırakacağımız en değerli miraslardan biri olacaktır” dedi.
“Etik değerlerin korunması toplumun sorumluluğudur”
Etik kavramının tarihsel, kültürel ve toplumsal boyutlarına değinen AKETDER Başkanı Prof. Dr. Esra Akın, “Etik değerlerin korunması ve yaygınlaştırılması, yalnızca akademik camianın değil, toplumun her kesiminin sorumluluğudur. Bu kongre, etik ilkelerin hem akademik dünyada hem de toplumsal yaşamda güçlü bir şekilde yer edinmesi için bir platform sunuyor. Her bir katılımcının katkısı, etik anlayışımızın derinleşmesine ve daha adil bir dünyaya ulaşmamıza vesile olacaktır.” diye konuştu.
Kongrenin açılış konferansını gerçekleştiren Eğitim Danışmanı Polat Doğru, “Etik Olmadan Güven, Güven Olmadan Ekip Olmaz” başlıklı bir sunum yaptı. Kongrede alanında uzman akademisyenler; “Dijital Dönüşümün Etik Boyutları”, “Bilimsel Araştırma Sürecinde Etik”, “Yapay Zekâ ve Etik”, “Sağlık Bilimleri Etik Kurulları ve Kapsam” gibi konulara değindi.
Kaynak: (BYZHA) Beyaz Haber Ajansı
EÜ’de “AKETDER III. Uluslararası Etik Araştırmaları Kongresi” gerçekleştirildi yazısı ilk önce Kocaeli Basın üzerinde ortaya çıktı.]]>Suna ve İnan Kıraç Vakfı İstanbul Araştırmaları Enstitüsü (İAE), mimarlık, tarih, kent çalışmaları, müzik ve sinema gibi farklı alanlarda İstanbul üzerine yapılan bilimsel çalışmaları araştırmacılar, öğrenciler ve tüm ilgililerle buluşturduğu “Arka Oda Toplantıları”na kaldığı yerden devam ediyor. İstanbul araştırmalarına farklı bir boyut kazandırmak amacıyla hayata geçirilen serinin “Fakat bir an içinde yaşamak: Mimar-Restoratör Mualla Eyüboğlu (1919-2009)” başlıklı ilk konuşması, Türkiye’nin önde gelen mimar ve restoratörlerinden Mualla Eyüboğlu’na odaklanıyor. 23 Ekim günü saat 19.00’da çevrimiçi olarak gerçekleşecek ve İAE’nin YouTube kanalından canlı yayınlanacak etkinlik, Eyüboğlu’nun mesleki hayatını ve Cumhuriyet dönemi mimarlık düşün ve uygulama ortamını detaylı bir şekilde ele alacak.
Mualla Eyüboğlu’nun Mirası Üzerine Bir Söyleşi
Etkinlik, 1940’larda Türkiye’de Köy Enstitüleri’nin kuruluşunda bulunan ve kariyerinin ilerleyen dönemlerinde Topkapı Sarayı ve Rumelihisarı gibi önemli Osmanlı eserlerinin restorasyon projelerinde görev alan Mualla Eyüboğlu’nun yaşamına ve çalışmalarına dair derinlemesine bir bakış sunacak.
“Arka Oda Toplantıları”nın yeni sezondaki ilk etkinliğinde, İstanbul Araştırmaları Enstitüsü’nün yayımladığı Kurmak ve Onarmak: Mimar-Restoratör Mualla Eyüboğlu (1919-2009) kitabının yazarları Işıl Çokuğraş ve İrem Gençer ile kitabın editörü Yonca Güneş Yücel bir araya gelerek kitabın temalarını ve Eyüboğlu’nun kişisel arşivine dair araştırma süreçlerini tartışacak. Otobiyografik notlar, mesleki defterler, çizimler ve yapı fotoğrafları gibi pek çok özgün belge üzerinden, Eyüboğlu’nun mimarlık dünyasına katkıları masaya yatırılacak.
“Arka Oda Toplantıları” önümüzdeki aylarda farklı konularla devam edecek.
Kaynak: (BYZHA) Beyaz Haber Ajansı
İstanbul Araştırmaları Enstitüsü’nün Arka Oda Toplantıları yeniden başlıyor yazısı ilk önce Kocaeli Basın üzerinde ortaya çıktı.]]>