?>
?>
“ZULME ELİNİZ GİTMİYOR”
Babacan’ın açıklamalarından öne çıkanlar şöyle oldu:
“Ben kendimi bildim bileli bazı mahallelerde ‘Elim altı oka gitmiyor, elim CHP’ye gitmiyor’ derler. Bu seçim, tam da o mahallelerde, o evlerde kısık sesle ‘Elim AK Parti’ye gitmiyor’ deniliyor. Önceki seçimlerde AK Parti’ye oy vermiş arkadaşlarım sesleniyorum. Evet, bu sefer eliniz gitmiyor biliyorum. Eliniz, yoksulluğa gitmiyor, yüzde 100’ü geçen enflasyona gitmiyor. Haksızlığa, hukuksuzluğa, adaletsizliğe, baskıya, zulme eliniz gitmiyor.
“O ERDOĞAN YOK ARTIK”
Sözünden dönen, etrafındaki çıkarcılara yakasını kaptırmış Recep Tayyip Erdoğan’a eliniz gitmiyor, farkındayım. Çünkü sizin 2002’de iktidara taşıdığınız, ‘Bütün servetim bu yüzük’ diyen Erdoğan sözünden döndü. O günkü Erdoğan yok artık. İlk gün söz verdiği adaletten, ortak akıldan, istişareden
“AK PARTİ’Yİ BİRİLERİ HAKSIZ ZENGİNLEŞMENİN ARACI OLARAK KULLANIYOR”
Ama benim de kurucusu olduğum o parti, artık 2002’deki AK Parti değil. Erdoğan, 2002’deki Erdoğan değil artık. Maalesef şimdi o partiyi bazıları, haksız zenginleşmenin aracı olarak kullanılıyor her gün. Onlar milleti unuttu. Zaten biz de o yüzden burada değil miyiz? Adaleti alaşağı eden, demokrasiyi ezen, hakkı yerle bir eden o eski hikâyeyi kabul etmediğimiz için hep beraberiz.
“DEVASA BİR KÜLLİYE İNŞA EDEN ZİHNİYETE ELİNİZ GİTMİYOR”
Keçiören’deki mütevazı evinden taşınıp, devasa bir külliye inşa eden bir zihniyete eliniz gitmiyor, gitmeyecek; biliyorum. Dünyada son 100 yıl içinde inşa edilen en büyük saray Ankara’da. Biz, ‘Sarayları yükseltelim’ demiyoruz. ‘Demokrasiyi yükseltelim’ diyoruz.
“’MİLLET İTTİFAKI KAZANDI’ DEMEYECEĞİZ, ‘TÜRKİYE KAZANDI’ DİYECEĞİZ”
Zamanında AK Parti’ye gönül vermiş kardeşlerim, biliyorum, itirazınızı yüksek sesle dile getirmiyorsunuz ama sabırla sandık gününü bekliyorsunuz. Değişim için, kaybedeni olmayan bir zafer için, bize destek vermenizi bekliyoruz. Biz, pazar akşamı ‘Millet İttifakı kazandı’ demeyeceğiz. ‘86 milyon kazandı, Türkiye kazandı’ diyeceğiz. Hep beraber kazanmak için, evlatlarınız için, torunlarınız için bize destek vermenizi bekliyoruz.
“DEVA İÇİN CHP’YE, ‘BİRLİKTE DEVA VAR’ DİYEREK KILIÇDAROĞLU’NA…”
O sandık günü sakince gidip, kabinde vicdanınızla baş başa kaldığınızda vicdanınızın sesini dinleyin. Mührü bu kez DEVA için CHP’ye basmanızı talep ediyoruz. Saadet için, Gelecek için, Demokrat Parti için mührü CHP’ye basmanızı talep ediyoruz. ‘Birlikte DEVA var’ diyerek mührü Sayın Kılıçdaroğlu’nun isminin altına basmanızı talep ediyoruz.
“ALALADE BİR SEÇİM DEĞİL, İKİ TERCİHLİ BİR REFERANDUM”
4 gün sonra alelade bir seçim yaşamayacağız. Önümüzde partilerin yarıştığı sıradan bir seçim yok. Aslında iki tercihli bir referandum var. Otoriterlik mi; demokrasi mi? Keyfilik mi; hukuk mu? Baskı mı; özgürlük mü? Tek akıl mı; ortak akıl mı? Korku mu; umut mu? Öfke mi; sevgi mi? Kavga mı; barış mı? Kriz mi; huzur mu? Yoksulluk mu; zenginlik mi? Kara kış mı; bahar mı?
“AT ŞU İMZAYI DA DÜŞÜR ENFLASYONU”
Sayın Erdoğan, ‘Ben imza atmasaydım Bebecan enflasyonu düşüremezdi’ diyor. Madem hikmet imzada, at şu imzayı da enflasyonu düşürüver görelim. ‘IMF’ye borcu sıfırladık’ diyor. Evet. Ekonomi yönetiminin başındaydım. IMF’ye son taksitin ödendiği tuşa ben bastım. ‘Ben imza atmasaydım paradan altı sıfır atamazdı’ diyor. İyi de döviz kuru 2 lirayken 20 liraya sen çıkarmadın mı? Düşür de görelim. At bir imza da dolar kuru düşsün, görelim.”
Babacan, AKP’li seçmenlere seslendi: Eliniz oy vermeye gitmiyor, biliyorum yazısı ilk önce Kocaeli Basın üzerinde ortaya çıktı.]]>“ERDOĞAN’IN VE BAKANLARIN TUTUMU ÇOK GEVŞEK OLDU”
Babacan’ın açıklamalarından önce çıkanlar şöyle oldu:
“Erzurum’da Sayın İmamoğlu’na karşı yapılan taşlama hadisesinde Sayın Erdoğan’ın ve ilgili bakanların tutumu maalesef çok gevşek oldu. Bu kadar açıklıkla söyleyemediler ama biraz daha ileri gitseler ‘Erzurum kendine yakışanı yaptı’ gibi bir ifade de kullanabilirlerdi. Biz buna kesinlikle karşı çıktık. ‘Bundan sonra olacak her şiddet eyleminin sorumlusu siz olursunuz’ dedik.
Önümüzdeki birkaç günde herkesin sağ duyusunu, aklıselimini mutlaka ön plana çıkartması lazım. Kolluk kuvvetlerin çok dikkatli olması lazım. Başta Sayın Cumhurbaşkanı’nın, aynı zamanda ona bağlı ilgili bakanların da işlerini ciddi bir şekilde yapmaları lazım. ‘Seçim dönemi var, propaganda yapıyorum’ diye kendi işlerini ihmal etmemeleri ya da kendi sahip oldukları o imkanları muhalefetin aleyhine kullanmamaları lazım. Hele hele şiddetin önünü açan bir dil asla kullanmamaları lazım. Hukuki sorumluluğu da vebali de kendi boyunlarına olur. Onun için dikkat etsinler.
“200 BİN SANDIKTA DA VARIZ”
Seçim güvenliği işinin iki tane kilit noktası var. Bir; oy pusulaları torbaya doldurulup mühürlenmeden ıslak imzalı sandık sonuç tutanağının görevliler tarafından kontrollü bir şekilde imzalanması gerekiyor. Biz DEVA Partisi olarak altı partinin ortak sistemine sadece biz 26 bin isim verdik. 200 bin sandığın 200 bininde de 6 partinin ortak mekanizması var. 200 bin sandıkta hiç boşluğumuz yok bugün itibariyle. Önemli olan o sonuç tutanaklarının hemen fotoğraflarının çekilip o fotoğrafların hızlı bir şekilde bilgi işlem sistemine girilmesi.
“VATANDAŞLARIMIZA BÜYÜK GÖREV DÜŞÜYOR”
Bir de müşahitler var. Ben buradan tekrar bütün vatandaşlara çağrı yapıyorum, her Türkiye Cumhuriyeti vatandaşı sandık müşahidi olabilir. Güvendiği bir partiye gidip ‘Ben müşahit olmak istiyorum’ diyecek. Kartını alacak ve o gün orada izleyecek. Bu, her vatandaşımızın hakkı. Elimizden geldiğince tedbir alıyoruz ama hep beraber sahip çıkmaz zorundayız. Bütün seçmenlerimiz ‘Bu, bizim işimiz’ demeli. Sadece siyasi partilere değil, bütün vatandaşlarımıza büyük görev düşüyor bu konuda.
“İNŞALLAH SİSTEME KEDİ GİRMEZ”
İşin ikinci anahtarı da bu oylar ilçe seçim kurullarında bilgisayara girilirken bilgisayar veri giriş hatası olur mu olmaz mı diye kontrol edilmesi. Nerede kontrol edilecek? O da yine, 6 partinin kullandığı ortak bilgi işlem sistemleri var. Bazı partilerin de kendi partisine özel geliştirdiği bilgi işlem sistemleri var. YSK bu ucu açıyor siyasi partilere. İnşallah sistemin içine kedi girmez o gece, bir şeyler olmaz diye ümit ediyoruz. YSK ‘Biz bunu size açacağız’ dedi. YSK kendi verilerini açtığı anda bizim kendi veri tabanımızdaki veriler ile bilgi işlem ortamında mukayese edip, tutarsızlığın olduğu sandıklarda derhal kırmızı ışığın yanıp onunla ilgili gerekli müdahalelerin bulunmasıyla alakalı da bir alt yapıyı da oluşturduk. Elimizden ne geliyorsa sonuna kadar yapıyoruz.”
Babacan: Tedbir alıyoruz ama hep beraber sahip çıkmak zorundayız yazısı ilk önce Kocaeli Basın üzerinde ortaya çıktı.]]>STK ile de bir araya gelip, toplantı yapan Babacan, Erzurum’da çıkan olaylara ilişkin, “Sayın İmamoğlu’na yapılan taşlama hadisesinde Sayın Erdoğan’ın ve ilgili bakanların tutumu; maalesef çok gevşek oldu. Çok açıklıkla söyleyemediler ama biraz daha ileriye gitseler, ‘Erzurum, kendisine yakışanı yaptı’ ifadelerini kullanabilirlerdi. Vatandaşlarımızın güvenliğini tek tek savunmak şu an iktidarın görevidir. Bu sorumluluklarını unutmamaları gerekiyor” dedi.

‘AÇIK VE DEMOKRATİK BİR SİSTEM OLUŞTURDUK’
Sandık güvenliğine ilişkin de konuşan Babacan, “Oy pusulaları, torbalara konulmadan sandık sonuç tutanağının görevlilerce kontrollü bir şekilde imzalanması gerekiyor. 6 partinin ortak sistemine DEVA Partisi olarak, 26 bin isim ile 600 avukat arkadaşımızın ismini verdik. 200 bin sandığın hiçbirinde boşluğumuz yok. Bunu tek parti yapamıyor ama 6 partinin insan kaynakları havuzunu birleştirince, 200 bin sandığın tamamını kontrol altına alabiliyoruz. Her vatandaşımızın kendini sisteme kaydettirerek, sandık sahipleneceği açık platform da oluşturduk.
Sistemde bir adresi kaydettirerek, sandığı ‘sahiplenmek istiyorum’ diyebilirsiniz. Bu kadar açık ve demokratik bir sistem oluşturduk. Seçim gecesi her şey birkaç saatte olup, bitiyor. Vatandaşlarımızın sandıklara sahip çıkması; işin birinci ve en önemli anahtarıdır. Sandıktaki oylar ile tutanağa işlenen oylar, tutarsız olduğu anda onun telafisi mümkün değildir” diye konuştu. (DHA)
Babacan: Sandık güvenliği için 26 bin görevli ile 600 avukatın ismini verdik yazısı ilk önce Kocaeli Basın üzerinde ortaya çıktı.]]>İMAMOĞLU’NA SALDIRI!
“Ekrem İmamoğlu’na Erzurum’da taşlı provokasyon düzenlenmesi ve emniyet güçlerinin seyirci kalması seçim süreci için ne gösteriyor?
Muharrem İnce’nin SÖZCÜ TV’de dile getirdiği Millet İttifakı’nı destekleme şartına ne diyor?”
SÖZCÜ TV Genel Müdürü Alişer Delek moderatörlüğünde, SÖZCÜ yazarı Uğur Dündar ve SÖZCÜ TV moderatörleri İpek Özbey ile Doç. Dr. Oğuz Demir soruyor, Ali Babacan yanıtlıyor…

Enflasyonu düşürme odaklı bir politika izleneceklerini belirten Babacan, ekonomide rekabet ortamının önemini vurguladı. Partisinin deprem öncesinde, deprem sürecinde ve deprem sonrasında yaptıkları çalışmalar hakkında da bilgi veren Babacan, iş dünyasından temsilcilerin sorularını yanıtladı.
Babacan konuşmasında, “Mutlaka güven odaklı, yatırım, üretim ve ihracat odaklı bir ekonomik perspektifi korumamız gerekiyor. O da ölçüsüz rantları ve hesapsız kitapsız para kazanma yollarını kapatıp fırsat eşitliğiyle, rekabetle, alın teriyle, akıl teriyle oluyor” dedi.
“BİR KERE BİLE KUR TELAFFUZ ETMEDİM, ETMEYECEĞİM”
Babacan, işten çıkarmalara yol açabileceği gerekçesiyle döviz kurunun baskılanmasından ve enerji maliyetlerindeki artıştan şikayet eden bir ihracatçının “Kur nerede olmalı?” sorusuna, “11 yıl ekonominin başında oldum, bir kere bile kur telaffuz etmedim. Bugün de etmiyorum, yarın da etmeyeceğim” diye karşılık verdi.
“EKONOMİDE ODAK NOKTASI ENFLASYONU DÜŞÜRMEK”
Enflasyonu düşürme odaklı politika uygulayacaklarını dile getiren Babacan, “Ekonomide enflasyonu düşük ve öngörülebilir gelmesini sağlayan bir politika uyguladığınızda diğer ekonomik göstergeler makul bir noktaya doğru akıyor. Ekonomi yönetim modelimiz hep Allah’ın verdiği aklı kullanarak, bilimsel gerçekleri kullanarak, iş dünyası ve piyasayla yakın bir ilişki içinde bir yönetimdi. Bundan sonra da öyle olacak” dedi.
“VARLIK FONU DEĞİL YOKLUK FONU”
Babacan sözlerini şöyle sürdürdü:
* “Bu kadar büyük bir ekonomide merkezi yönetim olmaz. Çok miktarda petrolün, doğal gazın olduğu, gelen dövizin bütün ekonominin ihtiyacını karşıladığı, artanın da varlık fonuna konulduğu yerde olur. Varlık fonu o zaten… Bizimkisi yokluk fonu. Borca batmış bir fon. Bizim ekonomimiz enerji konusunda dışarıya bağlı. Onun için mutlaka güven odaklı, yatırım, üretim ve ihracat odaklı bir ekonomik perspektifi korumamız gerekiyor. O da ölçüsüz rantları ve hesapsız kitapsız para kazanma yollarını kapatıp fırsat eşitliğiyle, rekabetle, alın teriyle, akıl teriyle oluyor.”
“HASAR TESPİT KOMİSYONU GERÇEKLERİ ORTAYA KOYACAK”
Millet İttifakı Cumhurbaşkanı adayı ve CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu’nun açıkladığı en önemli adımlardan birinin Hasar Tespit Komisyonu olduğunu hatırlatan Babacan, “Ülkenin gerçek durumunu tespit edip şeffaf biçimde ortaya koymak lazım. Merkez Bankası’nın, Hazine’nin gerçek durumu nedir? Gerçek enflasyon nedir? Bunları bilmemiz lazım ki çözüm üretelim” dedi.
“EKONOMİK VE SOSYAL KONSEY’İ TOPLAYACAĞIZ”
Ekonomi yönetiminde istişareye önem vereceklerini vurgulayan Babacan, “Ekonomik ve Sosyal Konsey’i toplayacağız. Orada TOBB da var sendikalar da. Şu anda oradaki eleştiri ortamına tahammül edecek yönetim anlayışı yok” diye konuştu.
Babacan ayrıca partisinin konut finansmanını karşılamak için önerdiği Konut Finansmanı Kurumu hakkında da bilgi verdi.
Ali Babacan: Allah’ın verdiği aklı kullanacağız yazısı ilk önce Kocaeli Basın üzerinde ortaya çıktı.]]>