?>
?>
VM Medical Park Ankara Hastanesi Gastroenteroloji Uzmanı Doç. Dr. Gürkan Çelebi, kalın bağırsak polipleri hakkında açıkalamalarda bulundu.
RİSK FAKTÖRLERİ
Doç. Dr. Çelebi, kalın bağırsakta polip oluşumunu artıran başlıca risk faktörlerini şu şekilde sıraladı:
HERHANGİ BİR BELİRTİ VERMEYEBİLİR
Kalın bağırsak poliplerinin büyük çoğunlukla herhangi bir belirti vermediğini belirten Doç. Dr. Çelebi, şu bilgileri paylaştı:
“Bu nedenle polipler, tarama kolonoskopileri veya başka bir nedenle yapılan radyolojik yöntemlerle tesadüfen saptanmaktadır. Ancak özellikle polip boyutu büyüdükçe dışkılama alışkanlığında değişiklikler, dışkılama esnasında mukus gelmesi, kanama ve buna bağlı kansızlık belirtileri, nadiren de karın ağrısı ile karşımıza çıkabilmektedir.”
DIŞKIDA GİZLİ KAN TESTİ TANI KONMASINDA YETERSİZDİR
Dışkıda gizli kan (GGK) testinin yaygın kullanılan bir tarama testi olmasına karşın, kalın bağırsak poliplerinin tespitinde oldukça yetersiz olduğunu belirten Doç. Dr. Çelebi, “Dışkıda gizli kan testinin negatif olması, kalın bağırsak polipi olmayacağı anlamına gelmediği gibi, testin pozitif olması da her zaman kişide kalın bağırsak polipi-kanseri olduğu anlamına gelmez” açıklamasında bulundu.
ÇOĞUNLUKLA İYİ HUYLU RAPOR EDİLMEKTEDİR
Kalın bağırsak poliplerinin, iyi huylu (benign) veya kötü huylu (malign) olabileceğini söyleyen Doç. Dr. Çelebi, “Kolonoskopik kontrollerde saptanan poliplerin çoğunluğunun iyi huylu polipler olduğu rapor edilmektedir. Kalın bağırsak kanserlerinin en önemli sebebinin polipler olduğu unutulmamalıdır. Ayrıca, iyi huylu kalın bağırsak poliplerinin bile büyük boyutlarda bağırsak tıkanıklıklarına ve kanamalara neden olabileceği, bu olguların tedavi için cerrahi yöntemlere ihtiyaç duyabileceği unutulmamalıdır” dedi.
KOLONOSKOPİ İLE TANI KONULABİLİR
Kalın bağırsak poliplerinin tespitinde en etkili yöntemin kolonoskopi olduğunu dile getiren Doç. Dr. Çelebi, “Kolonoskopi kalın bağırsak poliplerinin hem tanısında, hem de tedavisinde en etkili ve en güvenli yaklaşım olarak karşımıza çıkmaktadır. Bununla birlikte, büyük kalın bağırsak polipleri tomografi (BT) ve magnetik rezonans (MR) gibi kesitsel radyolojik görüntüleme yöntemleri ile tespit edilebilir. Ancak bu radyolojik yöntemler sadece tanı imkanı sağlayabilir, tedavi amaçlı kullanılamazlar” ifadelerini kullandı.
TEDAVİ YOLLARI
Kalın bağırsak poliplerinin nasıl tedavi edildiğine değinen Doç. Dr. Çelebi, “Kolonoskopi esnasında kalın bağırsak polipleri tespit edildiklerinde bu polipler çıkarılabilir. Özellikle küçük ve saplı poliplerin kolonoskopi esnasında çıkarılması mümkünken, büyük polipler ve sapsız geniş tabanlı (sesil) poliplerin çıkarılması ileri endoskopik tekniklere (endoskopik rezeksiyon yöntemleri) ihtiyaç duyacağı için ilave kolonoskopi seansları uygulanabilmektedir. Kalın bağırsak poliplerinin büyük bir kısmı kolonoskopi ile tedavi edilebilirken, kolonoskopik olarak çıkarılması mümkün olmayan poliplerde ameliyat gerekebilmektedir” dedi.
İYİ HUYLU VE KÖTÜ HUYLU OLMALARINA GÖRE DEĞİŞKENLİK GÖSTEREBİLİR
Kalın bağırsak poliplerinin tekrarlama riskinin, iyi huylu veya kötü huylu olmalarına göre değişkenlik gösterebileceğini anlatan Doç. Dr. Çelebi, “Literatürde kolonoskopi ile polip çıkarıldıktan sonra, 3 yıl içerisinde yüzde 40’a varan oranlarda kalın bağırsağın herhangi bir bölümünde tekrar polip oluşabildiği bildirilmektedir. Kolon polipleri çıkarıldıktan sonra gastroenteroloji uzmanının uygun gördüğü aralıklarla kolonoskopik olarak takip önerilmelidir” diyerek sözlerini sonlandırdı.
Kaynak: (BYZHA) Beyaz Haber Ajansı
Kalın Bağırsak Kanserinin En Önemli Sebebi Polipler yazısı ilk önce Kocaeli Basın üzerinde ortaya çıktı.]]>
İnsan bağırsak mikrobiyotası, gıdaların sindirimi, bağışıklık sisteminin desteklenmesi, bazı vitaminlerin sentezlenmesi ve biyolojik modifikasyonu, sağlıklı bağırsak fonksiyonları, iltihabi değişikliklerin önlenmesi, ideal vücut ağırlığının korunması, beyin işlevleri, bazı kalp damar hastalıkları ve ruh sağlığı gibi çok farklı vücut fonksiyonlarının yerine getirilmesinde önemli roller üstleniyor.
Mikrobiyom kişiye özel
Mikrobiyotayı oluşturan mikroorganizmaların genomlarının toplamını ifade eden mikrobiyomun aynı zamanda, zararlı patojenlerle mücadele ederek vücut sağlığını korumaya yardımcı olduğunu paylaşan Anadolu Sağlık Merkezi Hastanesi Gastroenteroloji Uzmanı Prof. Dr. Melih Özel “Mikrobiyom kişiden kişiye farklılık gösteriyor. Bu farklılıklar genetik özellikler, doğum şekli, kişinin immün yanıt kapasitesi, diyet, antibiyotikler dahil pek çok ilaç, enfeksiyonlar ve çevresel mikrop maruziyetleri gibi faktörlerden etkileniyor. Ayrıca yaş ve cinsiyet de mikrobiyomu etkiliyor” diye konuştu.
Bağırsak sağlığı obezite ile doğrudan ilişkili
Son zamanlardaki çalışmaların bağırsak mikrobiyotasındaki farklılıkların ve bileşimindeki değişimin, obezite ile ve obezite ilişkili hastalıkların ortaya çıkışında da önemli olduğunun düşünüldüğünü vurgulayan Gastroenteroloji Uzmanı Prof. Dr. Melih Özel “Obez kişilerin bağırsağında bazı bakteri türlerinin azalması, belli bazı bakteri türlerinin artması ve bakteriyel çeşitliliğin azalması gibi değişiklikler gözlemlenebiliyor. Kilo verilmesi ile bu değişikliklerin geriye döndüğü de görülüyor” açıklamasında bulundu.
Antibiyotik kullanımı mikrobiyota dengesini bozabilir
Antibiyotiklerin zararlı bakterileri öldürmesinin yanı sıra yararlı bakterileri de yok edebildiğini, bunun da mikrobiyota dengesinin bozulmasına yol açabildiğini hatırlatan Prof. Dr. Melih Özel “Bu durum, antibiyotik sonrası ishallere, mantar enfeksiyonlarına ve uzun vadede antibiyotik direncine neden olabilir. Mikrobiyomun toparlanması ve eski dengesine dönmesi aylar, hatta yıllar sürebilir. Bu nedenle de antibiyotikler sadece doktor önerisi ile ve doğru dozda kullanılmalı. Soğuk algınlığı veya grip gibi viral enfeksiyonlarda antibiyotikler işe yaramaz. Bu nedenle gereksiz yere kullanılmamalı” diye konuştu.
Mikrobiyota mental sağlığı etkiliyor
Mikrobiyotanın mental sağlık üzerinde de etkili olduğunun düşünüldüğüne dikkat çeken Prof. Dr. Melih Özel, “İnsan vücudunda bağırsak-beyin ekseni olarak bilinen bir bağlantı var. Hem bu eksenin işlevlerinin düzgün olmasının hem de bağırsaklardaki bakterilerin varlığı ve çeşitliliğinin insanın ruh halini etkileyebileceği düşünülüyor. Şu an için sağlıklı bir diyet, düzenli fiziksel aktivite ve stres yönetimi teknikleri, mikrobiyom sağlığını korumanın ve dolaylı olarak mental sağlığı desteklemenin en etkili yolları olarak kabul edilebilir” dedi.
Mikrobiyota değişimleri bağırsak fonksiyon bozukluklarına neden olabilir
Disbiyozisin yani mikrobiyom dengesizliklerinin bağırsaklarda fonksiyonel bozukluklara neden olabildiğini vurgulayan Prof. Dr. Melih Özel, “Mikrobiyomun sağlığı, bağırsak hareketlerini ve mukozal bariyer fonksiyonunu etkileyerek bu tür durumların ortaya çıkmasında rol oynar. Disbiyozis, bağırsak hareketlerini düzenleyen mekanizmaları etkileyerek yararlı bakterilerin azalmasına ve zararlı bakterilerin artmasına, böylelikle bağırsak hareketlerinin düzensizleşmesine neden olabilir. Bu durum, bağırsaklarda işlev bozukluklarına yol açabilir” şeklinde konuştu.
Kaynak: (BYZHA) Beyaz Haber Ajansı
Bağırsak sağlığı psikolojiyi etkiliyor yazısı ilk önce Kocaeli Basın üzerinde ortaya çıktı.]]>