?>
?>
Son 60 yılda vakalar 4 katına çıktı
Zona genellikle ileri yaşta görülmekle birlikte suçiçeği geçiren herkeste görülebildiğinden bebeklik çağı dahil her yaşta ortaya çıkabilmektedir.
Hastalık suçiçeği gibi solunum yoluyla bulaşmamakta; su toplamalarına direkt temas ile ya da su toplamalarının komtamine ettiği yatak, nevresim, kıyafet aracılığıyla bulaş olabilmektedir. Eğer çevremizde zona geçiren bir kişi varsa bakımı sırasında eldivensiz şekilde bireye ve temas ettiği alanlara dokunulmamalı, her temas sonrası eller yıkanmalıdır.
60 yıl içinde zona hastalığının 4 kattan fazla artmış olduğunu gösteren bilimsel veriler bulunmaktadır. Hem erken yaşlarda olup hem de sayıca artmasının sebepleri olduğu düşünülen bazı konular mevcuttur. Aşı karşıtlığının yaygınlaşması ile suçiçeği ya da zona aşısının yapılmaması, kanser ve organ nakli tedavi yöntemlerinin çeşitlenmesi ve bu hastaların bağışıklığı düşüren ilaçlar kullanması, Covid 19 gibi çeşitli enfeksiyon hastalıklarının yaygınlaşması da bağışıklık sistemimizi etkileyerek zona artışına yol açmış olabilmektedir. Ancak yapılan çalışmalarda istatistiksel olarak anlamlı bir ilişki kurulamamış ve bu konuda daha fazla araştırma gerektirdiği belirtilmiştir.
Güçlü bağışıklık, sakin zona hastalığı
Bağışıklığımız ne kadar kuvvetliyse zona hastalığı o kadar sakin geçer. Genç bireylerde, suçiçeği aşısı olanlarda, bağışıklığı düşüren ilaç kullanmayan ya da HIV- kanser gibi bağışıklığı düşüren bir hastalığı olmayanlarda hastalık küçük bir alanda ağrısız su toplamaları şeklinde gelişmekte, hiç tedavisiz bile iz bırakmadan maksimum 1 hafta içinde iyileşmektedir.
Vücutta saçlı deri, yüz, gövde, kol, bacak yani tüm vücut alanlarında görülebilir ancak bölgesel olarak gelişir; ağır hastalar dışında tüm vücuda yayılmamaktadır. Hastalık bir hat boyunca kızarık zemin üzerinde gruplar halinde su toplamaları olarak görülmektedir. Genellikle bahsedilen hat boyunca şiddeti değişken olan ağrı da eşlik eder. Su toplamaları ve ağrı olunca doktora başvuru beklenilen bir süreçtir ancak bazen döküntüden 1 hafta -10 gün önce tek başına ağrı gelişebilmektedir. Sebebi açıklanamayan, vücudun tek tarafında ataklar halinde gelen zonklayıcı ağrıda bu hastalıkta akla gelmelidir.
Zona aşısı hem tekrarı engeller hem de zona geçirmeyenleri korur
Kişi nadir de olsa tekrar zona hastalığı geçirebilmektedir. Ancak genellikle bu ileri yaşlarda ve bağışıklığı bozuk bireylerde olmaktadır. 50 yaş üzeri kişilere ve bağışıklığı etkileyen hastalığa sahip olan gençlerde zona aşısı önerilmektedir. Zona aşısı hem tekrarı engellemekte hem de zona geçirmeyen kişilerde koruma sağlamaktadır. Bunun dışında genel sağlık kurallarına yeterlidir. Düzenli beslenme ve uyku ile bağışıklığınıza dikkat etmeli, dikkat edemiyorsak da ek besin takviyeleri kullanılabilmektedir.
Yüzde gelişen zona göz içini tutmasıyla körlüğe; yüzdeki fasiyal sinire etki ederek yüz felcine; kulak içinde tutulum yaparak denge problemlerine; yine tutulum yerine göre idrar –gaita kaçırma gibi problemlere yol açabilmektedir. Hastalık geçtikten sonra da aylarca devam eden ağrılara yol açabilir (postherpetik nevralji); üzerine bakteriyel enfeksiyon da eklenirse ciltte iz bırakabilir. Bu sebeple ciddiye alınması gereken bir hastalıktır. Tüm enfeksiyöz hastalıklarda olduğu gibi 50 yaş üzeri, ek hastalıkları olan ya da kanser nedeniyle gibi bağışıklığı etkilenmiş bireylerde tüm vücuda da yayılıp ölümcül de olabilir. Hastalıkta virüse karşı antiviral haplar kullanılmaktadır. Ağrı için ağrı kesiciler bazen yeşil reçeteli ilaçlar tedaviye eklenmektedir. Ve mutlaka yara bakımı için gerekli sürme tedaviler verilmektedir.
Kaynak: (BYZHA) Beyaz Haber Ajansı
Bağışıklığı Düşenlerde Zona Tehlikesine Dikkat yazısı ilk önce Kocaeli Basın üzerinde ortaya çıktı.]]>
Çocukların abur-cuburdan ve fast-food türü beslenme tarzından, şekerli ve işlenmiş gıdalardan uzak tutulması gerekir. Et, balık, yumurta, baklagiller gibi protein kaynakları bağışıklık hücrelerinin yapımı için önemlidir. Özellikle C vitamini (portakal, mandalina, kivi, brokoli) ve A vitamini (havuç, aspanak) açısından zengin gıdalar tüketilmelidir. Bağırsak sağlığı bağışıklığın yüzde 70’ini etkilediğinden bağırsak sağlığını desteklemek için yoğurt ve kefir gibi fermente gıdaların tüketimi özendirilmelidir. Ceviz ve badem gibi kuruyemişler de beslenmeye dahil edilmelidir.
Uyku sırasında bağışıklık sistemi onarım ve yenilenme süreçlerinden geçer. Çocukların yaşlarına uygun (1-3 yaş: 11-14 saat, 3-6 yaş: 10-13 saat, 6-12 yaş: 9-12 saat) sürelerde uyuması bağışıklık sisteminin düzenlenmesinde hayati öneme sahiptir. Yetersiz ve kalitesi uyku bağışıklığı zayıflatır. Uyku ortamı karanlık, sessiz ve rahat olmalıdır.
Fiziksel aktivite, kan dolaşımını artırarak bağışıklık hücrelerinin daha etkin çalışmasını sağlar. Stres seviyesini düşürerek genel sağlığı iyileştirir. Çocukların açık havada oynaması hem fiziksel hem de ruhsal sağlık için faydalıdır. Çocukların günde en az 1 saat açık havada oyun oynaması sağlanmalı, yaşa uygun spor etkinliklerine katılmaları teşvik edilmelidir.
El hijyeni enfeksiyon riskini büyük ölçüde azaltır. Özellikle yemek öncesi, tuvalet sonrası ve dışarıdan geldikten sonra el yıkama alışkanlığı mutlaka kazandırılmalıdır. El hijyeninin sağlanması, gün içerisinde ellerin yüze, gözlere ve ağıza götürülmemesi mikropların vücuda girişini engeller ve enfeksiyon riskini azaltır.
Çocuk Sağlığı ve Hastalıkları Uzmanı Dr. Süheyla Yeldan Vatansever “Bağışıklık sistemini hastalıklara karşı hazırlayan en önemli yöntemlerden biri aşıdır. Aşılar, çocukların bağışıklık sistemini belirli hastalıklara karşı hazırlayarak koruma sağlar. Çocukların aşı takvimi düzenli olarak takip edilmeli ve varsa eksik aşılar tamamlanmalıdır. Özellikle grip, zatürre gibi mevsimsel hastalıklara karşı koruyucu aşılar düşünülmelidir” diyor.
Çocukların stresli durumlarda bağışıklık sistemleri zayıflar. Aile içi huzur ve destekleyici bir ortam sağlamak önemlidir. Sanat ve oyun gibi aktivitelerle rahatlamaları teşvik edilebilir. Stresin dozunda yaşandığında kişiyi tehlikelerden korumaya katkı sağladığı ama aşırı stresin sağlığa zarar verdiği öğretilmeli, stresi yönetmeyi öğretmesi konusunda gerekirse uzman desteği alınmalıdır.
Sigara dumanına maruz kalmak, çocukların bağışıklığını zayıflatır ve solunum yolu enfeksiyonlarına zemin hazırlar. Evde ve çocuğun bulunduğu ortamlarda sigara içilmemesi kritik öneme sahiptir. Sigaranın ve kimyasal maddelerin zararlarına karşı bilinçlendirme çok önemlidir.
Vücudun su dengesinin korunması, bağışıklık hücrelerinin etkin çalışması için gereklidir. Çocuğun yaşına uygun miktarda su içmesi sağlanmalıdır. Su, toksinlerin vücuttan atılmasını ve bağışıklık hücrelerinin etkin çalışmasını destekler.
D vitamini eksikliği bağışıklık sisteminin zayıflamasına yol açabilir. Günde 15-20 dakika güneş ışığı almak faydalıdır. Güneş ışığı, D vitamini üretimini, D vitamini ise bağışıklık hücrelerini destekler. Kış güneşinden mutlaka faydalandırın. Gerekirse doktor kontrolünde D vitamini takviyesi yapılabilir.
Dr. Süheyla Yeldan Vatansever “Çocuklarda vitamin kullanımı, sağlıklı büyüme ve gelişim için gerekli olabilir; ancak bu süreç dikkatle yönetilmelidir. Anne-babalar çocuklarının bağışıklık sistemlerini güçlendirmek amacıyla arkadaşlarından, internetten ya da çevrelerinden duyduklarıyla vitamin ve mineral takviyesinde bulunabiliyor. Oysa doktora danışılmadan ve çocuğun ihtiyacı olmayan bir takım ürünlerin verilmesi bazen bağışıklık sistemini fazla çalıştırarak otoimmün hastalıkları tetikleyebilir! Çocuğun ihtiyacı kan tahlilleri ve sağlık durumu değerlendirilerek belirlenmelidir. Bazı vitaminlerin uzun süre yüksek doz kullanımı vücutta birikerek zehirlenmelere yol açabilir. Bu durum, özellikle büyüme ve gelişme çağındaki çocuklar için ciddi sağlık riskleri oluşturabilir” diyor.
xxxxxxxxx Kutu Bilgisi xxxxxxxxxxx
Gereksiz antibiyotik kullanımından kaçının
Çocuk Sağlığı ve Hastalıkları Uzmanı Dr. Vatansever, antibiyotiklerin gereksiz yere kullanılmasının bağışıklık sistemini olumsuz etkilediğini ve bağırsak florasını bozabildiğini belirterek şöyle diyor: “Her soğuk algınlığı veya öksürükte antibiyotik kullanılmamalı, antibiyotikler sadece doktor önerisiyle kullanılmalıdır. Gereksiz antibiyotik kullanımı, bağışıklık sistemini zayıflatır ve dirençli bakterilerin oluşmasına yol açar.”
Kaynak: (BYZHA) Beyaz Haber Ajansı
Çocuklarda Bağışıklığı Kuvvetlendirmenin 10 Etkili Yolu! yazısı ilk önce Kocaeli Basın üzerinde ortaya çıktı.]]>
Bağışıklık sistemi, vücuda giren hastalık yapıcı mikropları ortadan kaldırmak için savaşıyor. Bu yüzden de öncelikli olarak bu sistemi zayıf düşüren faktörlerden uzak durulması gerektiğini vurgulayan Anadolu Sağlık Merkezi Hastanesi Beslenme ve Diyet Uzmanı Tuba Örnek, “Bu faktörler; hatalı beslenme alışkanlıkları, hareketsiz yaşam, sigara, uyku düzensizliği ve stres. Bunların varlığı halen devam ederken bağışıklık güçlendiren takviyeler veya vitaminli bir besini aşırı tüketmek tek başına hiçbir işe yaramaz” dedi.
Tuba Örnek, kış mevsiminde bağışıklığı güçlendirmek için 12 beslenme önerisinde bulundu:
Şekerli yiyecekler ve kızartmalardan uzak durun
Öncelikle şeker ve şeker eklenmiş yiyecekler-içecekler, hamur işleri, kızartmalar, katkı maddesi içeren hazır yiyecekler, işlenmiş etler, katı yağ ile yapılmış yiyeceklerden uzak durmak gerekir. İlk kural dört besin grubundan yeterli derecede beslenmektir. Bunlar; süt ürünleri, et ürünleri, sebze-meyveler ve tahıllardır. Bu gruplar içerisinde enfeksiyon ile savaşma konusunda çok başarılı besinler ve besin öğeleri mevcut.
Sebze-meyve tüketimine ağırlık verin
Çeşitli antioksidan ve lif içerikleri nedeniyle kıymetli olan; soğan, sarımsak, lahanagiller, turpgiller, brokoli, nar, portakal, avokado başta olmak üzere tüm sebze ve meyvelere beslenme programınızda yer verin. Her yemeğin yanında zeytinyağlı sirkeli bol salata tüketin.
Yoğurt, kefir ve turşu tüketin
Sebze ve meyvelerin bağırsaklarımızdaki yararlı bakteriler olan probiyotiklerin çoğalmasına yardımcı olması özelliği de savunma sistemimize güç katar. Probiyotik sayımızı arttırmak için yoğurt, kefir, turşu, sirke gibi fermente ürünlerden faydalanacağımız gibi probiyotik-prebiyotik takviyelerden de doktor ve diyetisyeniniz uygun görürse kullanabilirsiniz.
Lifli, kepekli tahılları tercih edin
Karbonhidrat olarak basit yani sofra şekeri ve şekerle yapılan yiyeceklere ihtiyacımız olmadığı gibi bağışıklık sistemini de zayıflatır. Dolayısıyla lifli olan kompleks karbonhidrat yani rafine edilmemiş, kepekli, kabuklu tahıllar tercih etmeliyiz. Örneğin tam buğday ekmeği, karabuğday, yulaf ve bulgur tüketebilirsiniz.
Protein tüketin
Bağışıklık sisteminin salgıladığı antikorlar protein yapıdadır. Protein alımınızı yeterli düzeyde tutmalısınız. Et, tavuk, balık, hindi, yumurta, süt ürünleri, bakliyatlar protein içerir. Ayrıca bu grupta çinko minerali direncimizi arttırmamızda yardımcı olur.
Omega 3 içeren balık, ceviz ve semizotu tüketiminizi artırın
Omega 3 yağ asitleri de bağışıklık sistemimizi güçlendirmede önemli rol oynar. Başta balık olmak üzere semizotu ve cevizde de bulunur. Balık tüketiminiz ızgara veya fırında olmalı. Haftada 3 porsiyon öneriyoruz. Tüketemiyorsanız balık yağı kapsüllerini doktor veya diyetisyeninize danışarak tüketebilirsiniz.
Çorbalarınıza zerdeçal ekleyin
Kurkumin içeren zerdeçal son zamanlarda üzerinde en çok çalışma yapılan bitkilerden biri. Bağışıklık sistemini harekete geçirdiğini biliyoruz. Baharat olarak karabiberle birlikte çorbalarınızda kullanabilirsiniz. Doktor veya diyetisyeninizin kontrolünde takviye olarak da kullanılabilir.
Zeytinyağı ve avokadoya beslenmenizde yer verin
Yağlı tohumlardan ceviz, fındık ve bademin E vitamininin bitkisel yağ asidi ve çeşitli mineral içeriği oldukça faydalı. Yağ çeşidi olarak özellikle zeytinyağı, hindistan cevizi yağı, çörekotu yağı, avokado yağı güçlü antioksidanlardır.
Bitki çayları ile vücut direncinizi artırın
Vücut direncinizi arttıracak örnek bitki çayı olarak; yeşil çay+ adaçayı+ 1 çay kaşığı doğal bal + birkaç karanfil ekleyip karıştırarak günde 2 fincan tüketebilirsiniz. Ihlamur, rezene, zencefil, kuşburnu çayları da önerilebilir.
Doktor kontrolünde propolis tüketin
Arıların kovanlarının hijyenini sağlamak için ürettiği Propolisin de bağışıklığımızı arttırdığına dair çalışmalar mevcut. Üretim koşullarının güvenirliği ve kişiye alerjik etkisi riski nedeniyle yine doktor veya diyetisyen görüşü alınmalıdır.
D vitamini düzeyinize dikkat edin
D vitamini düzeylerinizi arttırmak için güneşten yararlanın. Doktor önerisiyle gerekiyorsa takviyelerinizi kullanın.
Bol su için
Bol su tüketimi vücuttaki toksinlerden arınmak ve metabolizmayı canlandırmak için önemli.
Kaynak: (BYZHA) Beyaz Haber Ajansı
Kış aylarında bağışıklığı güçlendirmenin 12 yolu yazısı ilk önce Kocaeli Basın üzerinde ortaya çıktı.]]>Bir kupa atom meyve suyunun günlük C vitamini gereksinmenin en az yüzde 70’ini karşılayabildiğini kaydeden Beslenme Uzmanı Öğr. Gör. Hatice Nurseda Hatunoğlu, aşırı tüketimi durumunda karşılaşılabilecek potansiyel sağlık risklerine de değinerek, kan şekerini yükseltebileceğini ve insülin direnci riskini arttırarak uzun vadede tip 2 diyabet riskini de etkileyebileceğini, aşırı C vitamini alımının oksalat maddesinin vücutta birikmesine ve böbrek taşı oluşumuna neden olabileceğini anlattı.
Üsküdar Üniversitesi Sağlık Bilimleri Fakültesi Beslenme ve Diyetetik Bölümünden Öğr. Gör. Hatice Nurseda Hatunoğlu, bağışıklık sistemini desteklemek için kış aylarında sıkça tercih edilen “atom meyve suları” hakkında önemli açıklamalarda bulundu.
C vitamini deposu atom meyve suları
Kış aylarında, bağışıklık sistemini güçlendirmek ve hastalıklara karşı korunmak amacıyla C vitamininden zengin meyve sularının daha fazla tercih edildiğini dile getiren Hatunoğlu, “Atom meyve suyu tabiri, genellikle C vitamini açısından yüksek olan ve bağışıklığı destekleyen meyve sularını tanımlamak için kullanılır. Bu tür meyve sularında genellikle portakal, nar, kivi, limon, greyfurt gibi meyveler bulunur. Antioksidan etki gösteren A, C, E vitaminleri, potasyum, folik asit gibi besin ögelerini içerdiği için besin değeri yüksektir ancak posa içerikleri meyvenin kendisine kıyasla daha düşüktür.” dedi.
C vitamini, bağışıklık sistemini desteklemeye de yardımcı
Atom meyve suları hakkında bilgi veren Öğr. Gör. Hatice Nurseda Hatunoğlu, şöyle devam etti:
“Özellikle antioksidan etki gösteren besin ögeleri sayesinde vücuda giren patojenlerle savaşarak enfeksiyonlara karşı koruma sağlamada yardımcıdırlar, serbest radikalleri etkisiz hale getirerek hücrelere zarar vermelerini engellerler ve cilt hücrelerinin yenilenmesine yardımcı olarak cilt bariyerini güçlendirirler. Ayrıca C vitamini, demir emilimini arttırması yönünden de bağışıklık sistemini desteklemeye yardımcıdır. Potasyum, vücuttaki sıvı dengesini korur, kas ve sinir fonksiyonlarını düzenler ve kalp sağlığını destekler. Sağlıklı bir kalp ve sinir sistemi ise bağışıklık hücrelerinin doğru şekilde çalışmasına yardımcı olur. Türkiye Beslenme Rehberine göre günlük yaklaşık 2000 kkal’lik enerji içeren bir diyette C vitamini ihtiyacı erkek ve kadınlarda 70 mg’dır.”
Bir kupa atom meyve suyu günlük gereksinmenin en az yüzde 70’ini karşılayabilir
Genellikle bu tür içeceklerin portakal, nar, limon gibi C vitamini bakımından zengin meyveler ile hazırlandığına işaret eden Öğr. Gör. Hatice Nurseda Hatunoğlu, “Bir kupa (yaklaşık 240 ml) atom meyve suyu, kullanılan meyvelerin çeşidine bağlı olarak değişmekle birlikte, genellikle 50 – 150 mg arası C vitamini içerebilir ve günlük gereksinmenin en az yüzde 70’ini karşılayabilir.” diye konuştu.
Taze sıkılmış meyve suları kısa sürede tüketilmeli
Hazır meyve sularında C vitamininin genellikle daha düşük miktarlarda olduğunu, çünkü işleme sırasında bazı vitaminler kaybolabildiğini kaydeden Hatunoğlu, “Ayrıca hazır meyve suları ekstra şeker ve katkı maddeleri de içerebilir. Taze sıkılmış meyve sularını ise C vitamini kayıplarını önlemek amacıyla çok bekletmeden kısa sürede tüketmek önemlidir.” dedi.
Faydalarının yanında riskler de bulunuyor
Atom meyve sularının aşırı tüketimi durumunda karşılaşılabilecek potansiyel sağlık risklerine de değinen Beslenme Uzmanı Hatice Nurseda Hatunoğlu, “Meyve suları, yüksek miktarda doğal bir şeker olan fruktozu içerir ve fruktoz basit bir şeker olduğu için hızla kana karışarak kan şekerini yükseltebilir. Bu durum, insülin direnci riskini arttırarak uzun vadede tip 2 diyabet riskini de etkileyebilir. Aşırı enerji ve şeker alımı, ağırlık kazanımına neden olabilir. Meyve sularında yüksek miktarda fruktoz bulunduğu için yüksek miktarda tüketimi karaciğer yağlanmasına neden olabilir. Meyve sularında, meyvenin kendisine kıyasla posa içeriği düşüktür. Posanın ise kabızlığı önlemede ve kan şekeri kontrolünü sağlamada önemli işlevleri mevcuttur.” şeklinde konuştu.
Aşırı C vitamini alımı böbrek taşı oluşumuna neden olabilir
Atom meyve sularının, özellikle portakal, limon, greyfurt gibi asidik meyveler ile yapıldığında, düşük pH değerine sahip olduklarını ifade eden Hatunoğlu, “Bu asidik ortam, diş minesi üzerinde olumsuz etki gösterebilir. Ayrıca yüksek miktarda asidik meyve suyu tüketmek, mide asidini artırabilir ve reflü ortaya çıkabilir. Bazı meyve suları, özellikle nar, ananas ve kivi gibi meyvelerden yapılanlar, bireylerde kaşıntı, döküntü, şişlik gibi alerjik reaksiyonlara yol açabilir. Ayrıca aşırı C vitamini alımı oksalat maddesinin vücutta birikmesine ve böbrek taşı oluşumuna neden olabilir.” şeklinde sözlerini tamamladı.
Kaynak: (BYZHA) Beyaz Haber Ajansı
Atom meyve suları bağışıklığı güçlendiriyor ama tüketirken dikkat! yazısı ilk önce Kocaeli Basın üzerinde ortaya çıktı.]]>
Portakal
Portakal, içerdiği C ve A vitaminleri sayesinde kışın bağışıklık sistemini destekleyen en önemli besinlerden biridir. Ayrıca potasyum ve folat gibi minareller barındıran portakal, kalp sağlığını korumaya ve kan basıncını düzenlemeye katkı sağlar. Ancak lif tüketimini artırmak ve şeker alımını azaltmak açısından portakal suyu yerine portakalın kendisini tüketmek daha sağlıklı olacaktır. Asidik yapısı, reflü veya mide rahatsızlıklarını tetikleyebilmektedir.
Ispanak
Yüksek oranda demir, kalsiyum, A ve C vitamini ve folat içerir. Bu vitaminler sayesinde hücreleri korur, kemik sağlığını destekler ve bağışıklık sisteminin zayıflamasını önler. Besin değeri kayıplarını önlemek amacı ile ıspanağı, kısa sürede ve düşük ısıda pişirmek gerekir. Bağışıklık sistemini desteklemek için haftada iki kere ıspanak tüketilebilir. Ancak oksalat içeriği yüksek olduğu için böbrek taşı sorununu artırabilmektedir. K vitamini içeriği ile kan sulandırıcı ilaçlarla etkileşime girebilmektedir.
Balık
Balık, vücutta üretilemeyen bu nedenle besinlerle alınması gereken omega 3 yağ asidi açısından zengin bir besindir. Enflamasyonu azaltarak bağışıklık hücrelerinin etkinliğini artırır. Selenyum ve çinko kaynağı olan balık, bağışıklık sistemini destekler ve kalp sağlığını korur. Ayrıca zengin bir protein kaynağıdır. Böylece vücudun antikor üretimine ve enfeksiyonlara karşı savaşmasına katkı sağlar. Haftada iki-üç kere balık tüketmek, balığı fırında ya da buğulama şeklinde hazırlamak, kızartmadan kaçınmak gerekir.
Yoğurt
Beslenme ve Diyet Uzmanı Aybala Dönmez “Vücudumuzdaki yararlı bakteriler olan probiyotikleri içeren yoğurt özellikle bağışıklık sistemi için önem taşır. Probiyotikler sindirim sistemini destekler, bağırsak florasını dengeler ve sindirimi kolaylaştırır. Ayrıca kalsiyum ve fosfor içeriği ile kemik sağlığını destekler. Protein içeriği sayesinde tok tutma süresini uzatır ve kilo kontrolüne yardımcı olur. Genel olarak günde 200-250 gram yoğurt tüketimi sağlığı desteklemek için önemlidir. Alternatif olarak kefir ve fermente gıdalar tercih edilebilir. Bu besinleri yeteri kadar tüketemeyenlerin doktora danışarak probiyotik takviyesi alması faydalı olmaktadır” diyor.
Balkabağı
Balkabağı, vücudun bağışıklık sistemini güçlendirmeye yardımcı olan beta-karoten içerir. Ayrıca C vitamini, E vitamini ve çinko gibi antioksidanlar ile vücudu enfeksiyonlara karşı korur. Aynı zamanda cilt ve göz sağlığını destekler. Potasyum içeriği ile kan basıncını düzenlemeye yardımcı olur. Tohumları ise çinko ve magnezyum kaynağıdır. Ancak yüksek karbonhidrat içeriği nedeni ile diyabet hastalarının ve yüksek potasyum nedeniyle de böbrek hastalarının dikkatli tüketmesi gerekir.
Kereviz
Sonbahar sebzeleri arasından kereviz, serbest radikallerle savaşan flavanoidler ve C vitamini gibi antioksidanlar içerir. Aynı zamanda iyi bir lif kaynağı olup sindirim sistemi sağlığını destekler ve tokluk süresini uzatır. Kolesterol seviyelerini düşürmeye yardımcı olur. Kereviz salatalarda, çorbalarda veya atıştırmalık olarak kolayca tüketilebilir.
Nar
Nar içeriğinde polifenoller ve C vitamini gibi güçlü antioksidanlar barındırır. Böylece serbest radikallari nötralize ederek hücre hasarını önler ve bağışıklık sistemini güçlendirmeye katkıda bulunur. Aynı zamanda potasyum ve folat gibi diğer önemli besin maddelerini içerir. Kolesterol seviyelerini düşürmeye ve kan basıncını kontrol etmeye yardımcı olur. Lif içeriği sayesinde sindirim sistemini düzenler ve kabızlık sorununu önler.
Brokoli
Yüksek C vitamini içeriği ile beyaz kan hücrelerinin üretimini artırarak enfeksiyonlara karşı koruyan brokoli, içeriğindeki sulforafan gibi güçlü antioksidanlar sayesinde vücuttaki toksinlerin temizlenmesine katkı sağlar. Yüksek lif seviyesi ile bağırsak sağlığını dengede tutarak bağışıklık sistemine olumlu etki sağlar. Aynı zamanda tokluk hissi sağlar ve düşük kalori içeriği ile kilo kontrolüne yardımcı olur.
Havuç
Havucun içeriğinde bulunan yüksek miktarda beta karoten vücutta A vitaminine dönüştürülerek bağışıklık hücrelerinin üretimini destekler, enfeksiyonlara karşı korumada rol oynar ve göz sağlığını destekler. Ayrıca havuç, iyi bir C vitamini kaynağıdır. Lif içeriği sayesinde bağırsaklarda sağlıklı bakteri dengesini koruyarak bağışıklık sistemini güçlendirir. Günde bir-iki tane havuç tüketebilirsiniz ancak ciltte sarı-turuncu renk değişikliklerine neden olabileceğinden dolayı aşıya kaçmamaya dikkat etmek gerekir.
Kaynak: (BYZHA) Beyaz Haber Ajansı
Sonbaharda Bağışıklığı Güçlendiren 9 Besin yazısı ilk önce Kocaeli Basın üzerinde ortaya çıktı.]]>