?>
?>
Bu bağlamda, rüyada bağlı olduğunuzu görmek, kendinize dönme ihtiyacını da vurgulayabilir. İnsanlar bazen o kadar derin ilişkilere dalar ki, kendilerini unutur hale gelirler. Rüyalar, içsel sesimizi dinlememiz için bir araçtır. Kendinize ne kadar zaman ayırıyorsunuz? Bu soru, belki de yaşamınızdaki önceliklerinizi gözden geçirmenize yol açabilir.
Rüyada bağlı hissetmek, aynı zamanda psikolojik bir durumu da anlatabilir. Kaygı düzeyi yüksek bir yaşam içerisindeyseniz, bu tür rüyaların görülmesi normaldir. Zihin, endişe ve stresin yoğun olduğu anlarda, özgürlük isteği duyar. Bu durumda, belki de yaşam tarzınızı değiştirmek veya stres yönetimi tekniklerini uygulamak gerekebilir.
Rüyalar, içsel düşüncelerimizin bir yansımasıdır. Rüyada bağlı olduğunu görmek, hayatınızdaki ilişkiler, hisler ve yaşam tarzı üzerinde düşünmeniz için bir fırsat sunar. Bu rüyayı doğru yorumlamak, kendinizi daha iyi anlamanıza yardımcı olabilir.
Bağlı olmak, rüyalarımızda sıkça karşımıza çıkan bir tema. Peki, bu rüya boyunca yaşadığımız hislerin ve gördüğümüz sembollerin ardındaki anlam ne? Rüya tabirleri, içsel duygularımızın, ilişkilerimizin ve hayatımızda meydana gelen olayların yansımalarını bize gösteriyor.
Eğer rüyanızda sevdiğiniz birine sıkı sıkı sarıldığınızı gördüyseniz, bu dayanışma ve güven arayışınızı temsil edebilir. İnsanlar genel olarak bağlanma ihtiyacı hissederler ve bu durum, sağlıklı ilişkiler kurma isteğinin bir göstergesidir. Duyguların yoğunluğu, bazen gerçekten o kişiyle olan ilişkinizi sorgulamanıza yol açabilir. Rüyalarınızda bu duyguların dışa vurumu, bilinçaltınızdaki düşüncelerin bir yansıması olabilir.
Bağlılık rüyaları, sadece romantik ilişkilerle sınırlı değildir. Aile bağları, arkadaşlık ilişkileri ya da iş hayatındaki etkileşimler de bu rüyalarda kendini gösterebilir. Eğer iş yerinizdeki bir arkadaşınıza yardımcı olduğunuzu gördüyseniz, bu, o kişiye duyduğunuz güvenin ya da destek olma arzusunun bir sembolü olabilir. Yani, herkesin hayatında bağlı olduğu çeşitli ilişki biçimleri bulunur ve bu ilişkiler, rüyalarında farklı şekillerde kendini ifade eder.
Ancak rüyalar, her zaman mutluluk ya da güven değil, kaygıları da beraberinde getirebilir. Bağlılık korkusu, bazılarına kabus gibi gelebilir. Eğer bir rüyada yalnız kalmaktan ya da birisiyle ayrıldığınızdan bahsediyorsanız, bu geçmişteki deneyimlerinizin ya da geleceğe dair endişelerinizin bir izdüşümü olabilir. Rüyalar, içsel mücadelelerimizi dokunaklı bir şekilde açığa çıkarır ve bize duygusal yüklerimizi değerlendirme fırsatı sunar.
Rüya tabirleri, hayatın karmaşasını anlamanın ve ruhsal durumumuzu keşfetmenin harika bir yöntemidir. Bağlılık, kimimizin en çok aradığı şey kıymetli bir değer; bu yüzden rüyalarımızda ona dair ipuçları aramak son derece anlamlı.
Bağlılık, güven arayışının bir yansımasıdır. Bir ilişkiye ya da bir topluma duyulan bağlılık, kişinin ruh halini şekillendirir. Ancak bu bağlılık, aynı zamanda özgürlük kısıtlaması olarak algılanabilir. Rüyalarımızda hissettiğimiz bu gerilim, sabah uyandığımızda bile ruhumuzda yankılanır. Kendimizi bir uçurumun kenarında mı yoksa bir pranga içinde mi hissettiğimiz, aslında içsel mücadelemizi simgeler.
Rüyalarda sık sık karşımıza çıkan simgeler, bilinçaltımızın derinliklerine inmemizi sağlar. Özgürlük mücadelesi, kaynaklarımızın azaltıldığı, yaratıcılığımızın sınırlı olduğu anları temsil eder. Rüyada bağlı olma hissi, çoğu zaman kaçış arzusuyla birleşir. Bu sarmal, ruhsal bir boğulma hissi yaratır; birey, ne yapacağını, hangi yöne gideceğini bilemez hale gelir. Bu durum, günlük yaşamda kendimizi yeterince ifade edemediğimiz anlamına da gelebilir.
Hayat, tıpkı bir denge tahtasına benzer. Bir yanda özgürlük arzusu, diğer yanda bağlılıkla gelen güven hissi yer alır. Rüyalarımızda bu iki unsur sürekli çatışma halindedir. İçsel barışı sağlamak için bu mücadeleleri deneyimlemek zorundayız. Bu yüzden rüyalar, sadece uyku sürecinin bir yansıması değil, aynı zamanda ruhsal sağlığımızın bir aynasıdır. Ruh halimizdeki bu dalgalanmaları anlayarak, kendimizi daha iyi tanıyabiliriz.
Rüyada kendinizi bağlı hissetmek, iletişimdeki zorlukları ve hislerinizi ifade etme konusundaki kısıtlamaları işaret edebilir. Mesela, kendinizi sıkışmış hissettiğiniz bir durumdaysanız, bu rüya aslında duygu ve düşüncelerinizin baskı altında olduğunu anlatıyor olabilir. Duygusal bağlar, hayatımızın en önemli parçalarındandır. Ancak bazen bu bağlar o kadar yoğun hale gelir ki, özgürlüğümüzü kaybettiğimizi hissederiz. Yani, rüyalarımız, bağlanmanın güzellikleriyle birlikte, bizim için kısıtlayıcı olabilecek yanlarını da gözler önüne seriyor.
Bağlı olduğunuzu görmek, aynı zamanda çevrenizle olan ilişkilerinizi sorgulamanız gerektiğini de gösterebilir. Belki de sevgi dolu bir ilişki içindesiniz, ama derinlerde bir yerlerde kaçış arıyorsunuz. Bu tür rüyalar, genellikle kendi içsel çatışmalarımızın dışavurumu olarak karşımıza çıkar. Aynı zamanda, bu rüyalar, geçmişteki yaralarımızı ve onları iyileştirme isteğimizi de sembolize edebilir.
Rüyada bağlı olmak, aslında zihin ve duygular arasındaki karmaşık ilişkileri keşfetme imkanımızı sunarak bize önemli dersler verir. Rüyanızın anlamını çözmek için kendi yaşantınıza ve durumlarınıza odaklanarak içsel bir yolculuğa çıkmanız gerekebilir.
Rüyalar, genellikle duygusal hallerimizin bir yansımasıdır. İçinde bulunduğumuz ilişkiler, yaşadığımız olaylar ve hisler, rüyalarımızda sembollerle ifade bulur. Bağlılık hissi, bazen huzur, bazen de kaygı yaratabilir. Rüya günlüğünüzde, sıkça çıkan ilişkiler temalı rüyalara dikkat etmek önemlidir. Örneğin, rüyanızda eski bir sevgiliyle karşılaşmak, belki de içsel bir özlem ya da tamamlanmamış bir hikaye ile ilgili olabilir.
Bağlılık Temasını Anlamak: Bağlılık, genellikle aidiyet hissi ile bağlantılıdır. Rüya günlüğünüzdeki notlar, bu hislerinizi çözmenize yardımcı olabilir. Rüyanızda bir yerde kaybolduğunuzu düşünün; bu, belki de bir ilişki içinde kaybolduğunuzun bir göstergesi olabilir. Duygusal bağlılıklar, yaşamımızda önemli yer tutar ve rüyalar aracılığıyla bu bağları incelemek, kendi içsel dünyamızla bir yüzleşmedir.
Rüyalar, uyku sırasında zihnimizin nasıl çalıştığını gösteren bir ayna gibidir. Sigmund Freud’un “rüyalar, bilinçaltının krallığıdır” sözü bazen abartılı gibi görünse de bir gerçeği yansıtır: Rüyalar, bizim içsel çatışmalarımızı ve arzularımızı yüzeye çıkarır. Duygusal durumlarımızın ve günlük yaşantımızdaki stres faktörlerinin, rüya içeriklerine doğrudan etki ettiğini söylemek yanlış olmaz. Yani, bir rüyada karşılaştığınız hayali düşmanlar veya kaybolmuş eşyalar, gündelik yaşamınızdaki kaygıların dışavurumu olabilir.
Rüyalar, çoğu zaman sembollerle doludur. Örneğin, uçtuğunuzu veya düştüğünüzü gördüğünüzde bu, özgürlük arayışınızı ya da kontrol kaybı hissinizi temsil ediyor olabilir. Bu semboller, rüya yorumcuları tarafından keşfedilmeyi bekleyen birer anahtar gibidir. Kendinize şu soruyu sorabilirsiniz: "Bu rüya benim için ne anlama geliyor?" Sorular, keşif yolculuğunuza rehberlik ederken, bilinçaltınızda nelerin saklandığını bulmanıza yardımcı olabilir.
Rüyaların hayatımıza etkisi ise yadsınamaz. Uyanır uyanmaz hatırladığınız bir rüya, gününüzü şekillendirebilir. Eğer rüyanızda korkunç bir durum yaşıyorsanız, belki de güne başlarken kendinizi gergin hissedeceksinizdir. Rüyalar, sadece uyku anında değil, hayatın her alanında bize ipuçları sunar. Belki de bir gün, bu ruhsal yolculuklarımıza dair daha net bir anlayışa sahip olacağız ve rüyalarımızı daha anlamlı hale getireceğiz.
İlk olarak, köklerimizi çocukluğumuza kadar takip edebiliriz. Aile dinamikleri, sevgiyi verme ve alma biçimimiz üzerinde büyük etki yaratır. Örneğin, bir çocuğun ebeveyn sevgisinin koşullu olduğu durumlarda büyümesi, yetişkinlikteki ilişkilerinde bağlanma korkusunu tetikleyebilir. Korku, kaybetme hissiyle birleşince, birçok kişi için ilişkilerdeki derin bağlardan kaçınma isteği doğurur. Kolay olanı sevmek yerine, duygusal olarak kendini geri çekmek, pek çok insanın başvurduğu bir koruma mekanizması.
Rüyalar, bu duyguları anlamamıza yardımcı olabilecek bir pencere gibidir. Rüyada kendinizi sıkışmış hissettiğinizde, bu durum genellikle yaşamınızdaki baskı ve kaygıları yansıtır. Rüyalar, bilinçaltınızın dile geldiği bir platformdur. Rüyanızdaki sıkışmışlık, aslında bağlılık korkunuzun bir yansıması olabilir; kendinizi içine kapandığınız bir kutu gibi hissedebilirsiniz. Anılar, geçmiş ilişkilerde yaşadıklarınız, rüyalarınızda sık sık karşınıza çıkarak o duygusal yükü yeniden hatırlatabilir.
Bu korkuyu yıkarak özgürlüğe ulaşmak zor bir yol olabilir. Kendinizi tanımak, bu yolculukta atılacak sağlam bir adımdır. Duygularınızı anlamak ve kabullenmek, yalnızca rüyalarınızda değil, günlük yaşamınızdaki ilişkilerinizi de olumlu yönde etkileyebilir. Unutmayın, herkes bağlılık korkusunu bir şekilde deneyimler; önemli olan, bunu nasıl yönettiğinizdir.
Rüyada bağlı olduğunuzu görmek, genellikle hayatta hissettiğiniz kısıtlamalar veya sorumluluklar hakkında duygularınızı yansıtır. Bu rüyalar, özgürlük arayışınızı, içsel çatışmalarınızı ya da ilişkilerinizdeki bağlılık hissini ifade edebilir. Aynı zamanda, güven arayışınız ve duygusal bağlarınızla ilgili düşüncelerinizi yansıtabilir.
Rüyada bağlı kalmak, genellikle hayatta hissedilen kısıtlanma, özgürlük kaybı veya kontrolsüz durumlarla ilişkilidir. Bu rüyalar, kişinin içsel kaygılarını, ilişkilerindeki baskıyı veya sosyal baskıları yansıtabilir. Kişi, gerçek yaşamında üzerinde taşıdığı yüklerden kurtulma arzusunu düzenli olarak rüyalarında ifade edebilir.
Rüyada bağlı olmak, genellikle ruhsal durumunuzu ve çevrenizdeki ilişkileri yansıtır. Kendi isteklerinizi ve özgürlüğünüzü kısıtlayan durumlarla yüzleşiyorsanız, bu rüya bir uyarı niteliği taşır. Ayrıca, başkalarına karşı duyulan sorumluluk hissi veya bağımlılık duygusunu işaret edebilir. Rüya, özgürleşme ve kendi kararlarını alma isteğinin de bir yansıması olabilir.
Rüyada bağlı olmak, genellikle kısıtlanma, kontrol altında olma veya bir duruma tutunma hissini ifade eder. Bu tür rüyalar, bilinçaltınızda hissettiğiniz baskı veya korkuları yansıtabilir. Ancak, her rüyanın yorumu kişisel durumunuza bağlıdır; bu nedenle anlamı değişkenlik gösterebilir. Rüyada bağlı olmak kötü bir durumu temsil ediyorsa, hayatınızda daha fazla özgürlük ve kontrol arayışında olduğunuzu gösterebilir.
Rüyada bağlı olduğunuzu görmek, genellikle hayatta hissettiğiniz kısıtlamaların ve engellerin bir yansımasıdır. Bu tür rüyaları etkili bir şekilde yorumlamak için, günlük yaşamınızdaki baskılara dikkat edin ve bunlardan kurtulmak için adımlar atın. Kendi özgürlüğünüzü ve karar verme yetinizi artıracak aktiviteler yaparak, zihin ve ruh sağlığınızı güçlendirin. Meditasyon ve derin düşünce, farkındalığınızı artırabilir.
Rüyada Bağlı Olduğunu Görmek yazısı ilk önce Kocaeli Basın üzerinde ortaya çıktı.]]>DSÖ, ELEKTRONİK SİGARA KULLANIMINI, SAĞLIK TEHDİDİ OLARAK TANIMLIYOR
DSÖ, 2021 yılında yayımladığı Küresel Tütün Epidemisi Hakkındaki Yeni ve Yükselmekte Olan Ürünlere Dair başlıklı raporunda, elektronik sigaraların sağlık üzerindeki olumsuz etkilerine dikkat çekmişti. Raporda, elektronik sigaraların tütün ürünleriyle benzer toksinler içerdiği ve akciğer sağlığını tehdit ettiği vurgulanmıştı. 2024 yılında ise elektronik sigara ve vaping cihazlarına bağlı gelişen Evali (e-cigarette or vaping product use-associated lung injury) Sendromu’nu bir salgın olarak tanımladı ve bu durumun toplum sağlığı üzerindeki olumsuz etkilerine dikkat çekti. DSÖ raporunda, elektronik sigara kullanımının solunum yetmezliği ve kalıcı akciğer hasarı gibi ciddi sağlık sorunlarına yol açabileceği vurgulandı.
EVALİ SENDROMU NEDİR?
Yeditepe Üniversitesi Koşuyolu Hastanesi Göğüs Hastalıkları Uzmanı Dr. Öğr. Üyesi Seha Akduman, “Evali, elektronik sigara veya vaping cihazlarına bağlı gelişen akut akciğer hasarıdır. Bu durum, solunum yetmezliğine hatta ciddi solunum sıkıntılarına yol açabilir. Bugüne kadar çok sık gündeme gelmese de 2024 yılında DSÖ tarafından bir salgın olarak tanımlandı ve dikkatle ele alınması gereken bir sorun olarak öne çıktı” dedi.
‘SU BUHARINDA ERİYİK OLAN AĞIR METALLER AKCİĞERE DAHA FAZLA ZARAR VEREBİLİYOR’
Elektronik sigaraların daha az zararlı olarak lanse edilmesinin yanlış bir algı oluşturduğunu belirten Dr. Öğr. Ü. Akduman, şu açıklamalarda bulundu: “Elektronik sigara, normal sigaraya göre daha az zararlı olarak tanıtılsa da benzer toksinler içerir. Özellikle su buharında çözünebilen ağır metallerin akciğerler için daha fazla zarar verme potansiyeline sahip olduğu düşünülmektedir.”
Dr. Öğr. Ü. Akduman, Evali’nin belirtilerinin Covid-19 ve influenza gibi hastalıklarla karıştırılabileceğini ifade ederek, “Evali hastalarında Covid-19 ve influenza’dakine benzer buzlu cam dansiteleri görülebilir. Tanı koyarken viral enfeksiyonların dışlanması kritik önem taşır. PCR testleri veya diğer yöntemlerle viral ya da bakteriyel enfeksiyon olmadığı tespit edildikten sonra, hastanın elektronik sigara kullanım geçmişi incelenerek tanı konulabilir” dedi.
TEDAVİDE KORTİZON KULLANIMI ETKİLİ
Evali tedavisinde solunum yetmezliği için destekleyici yöntemlerin kullanıldığını belirten Dr. Öğr. Ü. Akduman, şu bilgileri verdi: “Evali’de inflamasyonu baskılamak için kortizon tedavisi oldukça etkili bir şekilde kullanılmaktadır. Bunun yanı sıra diğer solunum yetmezliği tedavi yöntemleri de uygulanmaktadır.”
ELEKTRONİK SİGARA KALICI HASARA NEDEN OLABİLİR
Elektronik sigara kullanımının uzun vadeli etkilerine de değinen Dr. Öğr. Ü. Akduman, şu uyarılarda bulundu: “Elektronik sigara kullanımına bağlı gelişen Evali Sendromu, akciğerlerde fibrozis (sertleşme) gibi kalıcı hasarlara neden olabilir. Elektronik sigara ilk kez 2003 yılında ruhsatlandırılmış, Evali ise 2019 yılında tanımlanmıştır. Bu hastalığın görülme sıklığı her yıl artış göstermektedir ve bu durum gelecekte gençler arasında daha ciddi sağlık sorunlarına yol açabilir. Elektronik sigara masum bir alternatif değildir; aksine bazı toksinlerin zarar verme potansiyeli daha yüksektir.”
SON SÖZ: ELEKTRONİK SİGARADAN UZAK DURUN
Elektronik sigaranın tehlikelerine bir kez daha vurgu yaparak şunları söyledi: Dr. Akduman, sözlerini şu şekilde tamamladı: “Elektronik sigara, sigaraya alternatif masum bir ürün olarak sunulsa da aynı toksinleri içerir ve Evali gibi ciddi sağlık sorunlarına neden olabilir. 2024 yılı, Evali’nin salgın olarak anıldığı bir yıl olmuştur. Gençler ve yetişkinler, bu ürünlerin tehlikelerinin farkında olarak kullanmaktan kaçınmalıdır.”
Kaynak: (BYZHA) Beyaz Haber Ajansı
Elektronik Sigara Kullanımına Bağlı Evali Sendromu Akciğerlerde Kalıcı Hasara Neden Olabiliyor! yazısı ilk önce Kocaeli Basın üzerinde ortaya çıktı.]]>Üsküdar Üniversitesi Üsküdar Diş Hastanesi Periodontoloji Uzmanı Dr. Öğr. Üyesi Sedanur Yavuz, sigara kullanımının ağız ve diş sağlığı üzerindeki etkilerinden bahsetti.
Ağız kanseri riski sigara içenlerde 4-5 kat daha fazla…
Sigaranın genel sağlığa olan zararlı etkilerinin yanında ağız ve diş sağlığı üzerinde de zararlı etkileri bulunduğunu aktaran Dr. Öğr. Üyesi Sedanur Yavuz, “Sigara, içerisinde bulunan nikotin ve diğer maddeler ile ağız içerisinde toksik etkiler oluşturur. Sigara diş yüzeylerinde koyu kahverengi renklenmeler oluşmasına, dişetlerinde pigmentasyona, kötü ağız kokusuna ve ağız kanserlerine neden olabilir.” dedi.
Yapılan araştırmalara göre, sigara içen bireylerin, içmeyenlere kıyasla ağız kanseri geliştirme risklerinin 4-5 kat daha fazla olduğuna dikkat çeken Dr. Öğr. Üyesi Sedanur Yavuz, “Sigara, aynı zamanda damarlarda daralmaya neden olarak dişetlerindeki kanlanmayı azaltır. Buna bağlı olarak dişeti hastalıklarının ilerlemesinin hızlanmasına, dişeti tedavilerinin iyileşmesinin gecikmesine ve yara iyileşmesinin bozulmasına neden olur.” şeklinde konuştu.
2-3 hafta boyunca geçmeyen ağız içi lezyonlara dikkat!
Sigara gibi nargile ve elektronik sigaraların kullanımının da aynı problemlere neden olduğunu vurgulayan Dr. Öğr. Üyesi Sedanur Yavuz, şöyle devam etti:
“Ağız kanserleri, dudak, dil, ağız tabanı, yanak, sert damak, alveolar mukoza, retromolar bölge, yumuşak damak bölgelerini kapsayan kanserleri tanımlar. Ağız içerisinde 2-3 hafta boyunca geçmeyen bir lezyonun bulunması durumunda, lezyon tedavi eden klinisyenin şüphesini uyandırmalıdır. Diş hekimleri, premalign lezyonların tespitinde, ağız kanserinin erken teşhisinde, ağız kanseri hastalarının diş tedavilerinden önceki ve sonraki süreçlerinin yönetiminde, kanseri tedavi eden uzman ile tekrarlayan veya birincil tümörlerin gözetiminde, protez uzmanıyla birlikte eksik dişlerin rehabilitasyonunda ağız kanserini yönetmek için kritik bir rol oynar.”
Sigara, tedavilerin başarısını olumsuz etkileyebiliyor!
Sigara kullanımının implant başarısını olumsuz yönde etkileyen risk faktörlerinden biri olduğuna değinen Dr. Öğr. Üyesi Sedanur Yavuz, “Sigara, kan damarlarının daralmasına bağlı olarak kanlanmayı ve dokulara kan damarları ile gelen besin ve oksijen miktarını azaltır. İmplantın kemikle olan entegrasyon sürecinin uzamasına veya bozulmasına neden olur. Aynı zamanda ağız içerisindeki bakteriyel yükün artmasına ve enfeksiyon oluşma riskinde artışa sebep olur. Hastanın sigara içtiği süre ve günde tükettiği sigara miktarı iyileşme kapasitesini etkiler. Bu nedenle implant cerrahisi planlanan hastalarda günlük tüketilen sigara miktarının azaltılması veya tamamen bırakılması tavsiye edilir.” uyarısında bulundu.
Sigaranın ağız içerisindeki restoratif materyaller üzerinde de olumsuz etkileri bulunduğunu dile getiren Dr. Öğr. Üyesi Sedanur Yavuz, “Sigara, dişeti problemlerine neden olarak restorasyon ve diş marjinleri arasındaki uyumun bozulmasına, restorasyonlar üzerinde koyu kahverengi renklenmeler oluşmasına neden olabilir. Bununla birlikte yapılan çalışmalar sigara içen bireylerde kompozit dolguların diş yüzeyleri ile olan bağlantısının daha zayıf olduğunu da göstermiştir.” açıklamasını yaptı.
Ağız kokusunu azaltmanın en iyi yolu sigarayı bırakmak…
Sigaranın, ağız kuruluğuna, diş eti hastalığına ve diş çürüklerine yol açtığını ve tüm bu durumların da ağız kokusuna neden olan bakteri üremesine katkıda bulunduğunu hatırlatan Dr. Öğr. Üyesi Sedanur Yavuz, “Sigaradan kaynaklanan kötü ağız kokusunu önlemek için hastaya çeşitli tavsiyeler verilebilir. Günlük ağız hijyeninin sağlanması, günde iki defa düzenli bir diş fırçalama ve günde bir defa diş ipi kullanımı kötü ağız kokusunu gidermenin en etkili yollarından biridir. Aynı zamanda fırçalama ve diş ipi kullanımı sonrasında alkolsüz ağız gargaralarının kullanımı da ağız kokusunun giderilmesinde yardımcı olur. Aynı zamanda dil temizleyiciler kullanarak dil temizliği yapılması da ağız kokusunu büyük oranda azaltır. Sigara içmek ağız kuruluğuna neden olduğu için bol su tüketilmesi ve şekersiz sakız çiğnenmesi de ağız kokusunun giderilmesine yardımcı olur. Sigaradan kaynaklanan kötü kokuyu azaltmanın en iyi yolu tabi ki sigarayı bırakmak veya azaltmaktır.” şeklinde konuştu.
Sigarayı bırakmak, diş sağlığının zamanla geri kazanılmasını sağlayabilir…
Sigaranın neden olduğu pek çok sağlık riskini en aza indirgemek için en iyi yolun sigarayı bırakmak olduğunu ifade eden Dr. Öğr. Üyesi Sedanur Yavuz, “Sigara içilen süreye bağlı olarak ağız içerisinde kümülatif etkileri söz konusu olduğundan sigara bırakıldığında dokulardaki kanlanma hemen normale dönmez. Fakat zaman içerisinde dokulardaki kanlanma ve beslenme artarak sigaranın ağız içerisindeki ve diş tedavileri üzerindeki olumsuz etkilerini azaltır.” dedi.
Bu süreçte bireyin diş sağlığını tekrar kazanması için detaylı bir ağız içi muayene yapılarak ağız içerisindeki problemlerin teşhis edilmesi gerektiğini de hatırlatan Dr. Öğr. Üyesi Sedanur Yavuz, “Diş eti tedavileri, restoratif ve protetik tedavileri yapılabilir. Aynı zamanda sigara implant başarısını da olumsuz yönde etkilediğinden, implant cerrahisi sigaranın bırakıldığı dönemde rahatlıkla yapılabilir.” diyerek sözlerini tamamladı.
Kaynak: (BYZHA) Beyaz Haber Ajansı
Sigara, ağız ve diş sağlığını birçok açıdan etkiliyor! İmplant tedavisinin başarısı, sigara kullanımına bağlı… yazısı ilk önce Kocaeli Basın üzerinde ortaya çıktı.]]>
Karmaşıklıklar şirketlerin güvenlik risklerini istemeden de olsa artırabilir. İşletme, iş süreçlerini kesintiye uğratmadan etkili bir şekilde yönetebilecek profesyonellerden yoksunsa işletmenin potansiyel tehditleri etkili bir şekilde yönetmesi ve azaltması zor olacaktır. Bunun nedeni kurum içi veya kurum dışı nedenler olabilir. Ancak bir işletme “Önce Önleme” yaklaşımını benimseyerek bu karmaşıklığı azaltabilir ve sağlam bir güvenlik sağlayabilir.
Kuruluşlar, proaktif önlemlere odaklanarak ve tehditlerin ilk etapta ağlarına girmesini önleyerek ortaya çıkan risklerin önüne geçebilir. ESET uzmanları bu kapsamda yararlı olabilecek beş öneriyi şöyle sıraladı:
1. Temel yetenekleri konsolide edin
Birden fazla, birbirinden kopuk güvenlik aracına olan bağımlılığı azaltın. Uç nokta koruması, şifreleme ve tehdit algılama, erişim yönetimi gibi temel önleme yeteneklerini tek bir platformda birleştirin. Bu sadece yönetimi basitleştirmekle kalmaz aynı zamanda kuruluşun güvenlik duruşunda tam görünürlük sağlayarak gözden kaçan tehditlerin olasılığını azaltır.
2. Tehdit algılama ve müdahaleyi otomatikleştirin
Tehditleri tam gelişmiş olaylara dönüşmeden önce tespit etmek ve etkisiz hale getirmek için yapay zekâ destekli otomasyonu kullanın. ESET Inspect ve yapay zekâ destekli araçları gibi çözümler, riskleri kısa sürede analiz edip önlemeye yardımcı olarak BT ekiplerinin yükünü hafifletir ve insan hatasını azaltarak saldırıların artmasını önler.
3. Uyumluluk ve yönetişimi kolaylaştırın
Güvenlik kontrollerini ve uyumluluk denetimlerini otomatikleştirerek kuruluşunuzun endüstri standartlarıyla uyumlu kalmasını sağlayın. Bu, manuel süreçleri azaltmaya yardımcı olur ve olası veri ihlallerini önlerken en iyi güvenlik uygulamalarını sürdürmeyi kolaylaştırır.
4. Kimlik ve erişim yönetimini basitleştirin
Sıfır Güven ilkelerini kullanarak kritik veri ve sistemlere erişimi sınırlayın. Kullanıcıların ve cihazların kimliğini sürekli olarak doğrulayarak saldırı yüzeyini azaltır ve yetkisiz erişimin bir tehdit haline gelmesini önlersiniz. Bu proaktif kontrol, içeriden saldırı riskini önemli ölçüde azaltır.
5. Çok katmanlı güvenliği benimseyin
E-postadan uç noktalara ve mobil cihazlara kadar dijital ortamınızın tüm yönlerinde katmanlı güvenlik önlemleri uygulayın. Bu, bir katman tehlikeye girse bile ek savunmaların daha fazla yayılmayı önlemesini, tehditleri ağınızın dışında tutmayı ve riski en aza indirmeyi sağlar.
Güvenlik riskleri karşısında proaktif yaklaşım
Bu stratejileri benimseyen kuruluşlar, karmaşıklıkla ilgili güvenlik risklerini etkili bir şekilde azaltabilir ve genel güvenlik duruşlarını güçlendirebilirler. İhlallere, meydana geldikten sonra tepki vermek yerine proaktif bir yaklaşım, tehditlerin ağa sızmadan önce durdurulmasını sağlayarak karmaşık bir BT ortamında daha güçlü, daha verimli koruma sağlar.
Kaynak: (BYZHA) Beyaz Haber Ajansı
Karmaşıklığa bağlı güvenlik risklerini önlemek için 5 ipucu yazısı ilk önce Kocaeli Basın üzerinde ortaya çıktı.]]>18 kreş ve anaokulu eğitim merkezi ile 24-72 ay arası çocuklara eğitim veren İzmir Büyükşehir Belediyesi İZELMAN Anaokulları’nın öğretmenleri, 24 Kasım Öğretmenler Günü’ne özel tatlı bir heyecan yaşıyor. İZELMAN bünyesindeki okullarda görev yapan 92 öğretmenden sadece birkaçı olan Füsun Özsakalar, Semih Sığırcı, Büşra Şahin, Hülya Erol ve Almira Agara, öğretmenlik mesleğinin kutsallığını ve miniklerle kurdukları özel bağı anlattı.
“Çocukların verdiği enerji, hastalığı bile yenmenize yardımcı olabiliyor”
İZELMAN Anaokulları’nda beden eğitimi öğretmenliği yapan Semih Sığırcı, mesleğine tutkuyla bağlı. O kadar ki çocuklar sayesinde hastalığın bile üstesinden gelindiğini anlatıyor.
Semih Sığırcı, 7 yaşında jimnastik branşında lisanslı sporcu olarak İzmir Büyükşehir Belediyesi Spor Kulübü’nde kariyerine başladı. Milli sporcu da olan Sığırcı, Türkiye’de şampiyonluklar elde ederken, yurt dışında Türkiye’yi ve İzmir Büyükşehir Belediyesi’ni başarıyla temsil etti. Aynı zamanda Türkiye’nin senkronize trambolin branşındaki ilk madalyasını kazanan Sığırcı, “Üniversite dönemi de dahil olmak üzere İzmir Büyükşehir Belediyesi’nin maddi ve manevi katkıları sayesinde eğitim hayatımı tamamladım. Spor hayatımda sağladığım deneyimleri de İZELMAN Anaokulları’ndaki çocuklarımıza aktarıyorum” dedi.
İki yıl önce ciddi bir rahatsızlık geçirdiğini aktaran Sığırcı, “O süreçte öğrencilerim bana bir tablo hazırlamıştı. Onların verdiği sevgi beni çok mutlu ediyor. Çocukların verdiği enerji, böyle büyük bir hastalığı bile yenmenize yardımcı olabiliyor. İşimi ve çocukları çok seviyorum. Öğretmenlik çok kutsal bir meslek” diye konuştu.
Mesleğinde 30. yılını devirdi
İZELMAN Anaokulları’nda 1994 yılından beri öğretmenlik yapan Füsun Özsakalar’a göre ise eğer öğretmenseniz aynı zamanda hem anne hem doktor hem kuaför hem psikolog hem de hiç büyümeyen bir çocuksunuz. Özsakalar, öğretmenliğin büyük bir sorumluluk olduğunu belirterek “Aileler gözünden bile sakındığı en değerli varlığı olan çocuklarını size emanet ediyor. Siz güven duygusunu öyle hissettirmeli, sevginizi onlara öyle geçirmelisiniz ki aranızda bir bağ oluşsun. Benim bu bağım, 30. yılını devirdi” dedi.
İZELMAN Anaokulları’nda sadece öğretmen olarak değil bir dost, bir rehber, bir yol arkadaşı olarak da var olduğunu söyleyen Özsakalar, “Çünkü çocuklarımla, velilerimle, idarecilerimle ve iş arkadaşlarımla kurduğum bu bağ beni motive ediyor. Bazen ‘Emekli olmayı düşünmüyor musun?’ diye soruyorlar. Emeklilik düşüncesi bile bazen bana zor geliyor. Ben işini çok seven, üreten ve Atatürk’ün yolunda çocuklar yetiştiren bir öğretmenim” ifadelerini kullandı.
“24 Kasım’ı öğrencilerimle geçireceğim”
İZELMAN Evka 1 Buca Anaokulu’nda görev yapan öğretmen Büşra Şahin de 2 yıllık aranın ardından öğrencilerine yeniden kavuştuğunu belirterek “Ben 8 yıl okul öncesi öğretmenliği yaptım. 2 yıldır da İzmir Büyükşehir Belediyesi’nin başka bir biriminde çalışıyordum ancak öğretmenlik yapmıyordum. Öğretmenler Günü, benim için 2 senedir buruk geçiyordu. Bu sene ise 24 Kasım’ı öğrencilerimle geçireceğim için çok heyecanlı ve mutluyum. İZELMAN çatısı altında çalıştığım için de ayrıca onur duyuyorum” diye konuştu.
“Yeniden dünyaya gelsem yine bu mesleği seçerdim”
İZELMAN Anaokulları’nda 25 yıldır öğretmenlik yapan Hülya Erol da bu uzun yolculuğu işini çok sevmesine bağlıyor. Erol, 25 yıldır aynı heyecan, aynı tutku, aynı motivasyon, aynı enerjiyle görevime devam ettiğini vurgulayarak “Öğretmenlik, hayat boyu süren bir yolculuk. Bu yolculukta bana eşlik eden canların kalbinde atmak, onların yüreğinde olmak çok farklı bir duygu. İşimi çok severek yapıyorum. Bu mesleği seçmemdeki temel neden çocukların koşulsuz sevgisi, ilgisi, meraklı bakışları, heyecanları. Yeniden dünyaya gelsem yine bu mesleği seçerdim” ifadelerini kullandı.
“İZELMAN Anaokulları’ndan vazgeçemiyorum”
İZELMAN Ataşehir Anaokulu öğretmeni Almira Agara da okul öncesi öğretmenliği mezunu olduğunu belirtti. Çocukları çok severek bu mesleğe başladığını aktaran Agara, “Aynı zamanda 3 yıldır çocuk ve yetişkinlere yönelik yoga eğitmenliği yapıyorum. Yoga eğitmenliğine başlayan birçok arkadaşım kendi mesleklerini bıraktı ancak ben İZELMAN Anaokulları’ndan vazgeçemiyorum. Çünkü hem çocukları çok seviyorum hem de İZELMAN’da olmak bana kendimi her zaman kendi evimdeymişim gibi hissettiriyor” dedi.
Kaynak: (BYZHA) Beyaz Haber Ajansı
İZELMAN’ın öğretmenleri işine aşkla bağlı yazısı ilk önce Kocaeli Basın üzerinde ortaya çıktı.]]>