?> ?> belirti arşivleri - Kocaeli Basın https://kocaelibasin.com.tr Yeni Nesil Kocaeli Haber Medyası Mon, 03 Feb 2025 08:50:10 +0000 tr hourly 1 https://wordpress.org/?v=7.0 https://kocaelibasin.com.tr/wp-content/uploads/2024/10/cropped-favicon1-32x32.png belirti arşivleri - Kocaeli Basın https://kocaelibasin.com.tr 32 32 Çocuklarda Kanser Bu 15 Belirti ile Gelebilir https://kocaelibasin.com.tr/cocuklarda-kanser-bu-15-belirti-ile-gelebilir/ Mon, 03 Feb 2025 08:50:09 +0000 https://kocaelibasin.com.tr/cocuklarda-kanser-bu-15-belirti-ile-gelebilir/ Kanser tüm dünyada çocuklarda ve yetişkinlerde hızla yaygınlaşıyor.

Çocuklarda Kanser Bu 15 Belirti ile Gelebilir yazısı ilk önce Kocaeli Basın üzerinde ortaya çıktı.]]>
Kanser tüm dünyada çocuklarda ve yetişkinlerde hızla yaygınlaşıyor. Doğumdan itibaren her dönemde kanser ortaya çıkabiliyor. Tüm çocukluk çağı kanser vakalarının neredeyse %50’si 0-5 yaş arası çocuklarda görülüyor. Erken teşhis ve teknolojik gelişmeler çocukluk çağı kanserlerinde tedavi başarı oranını oldukça artırıyor. Memorial Şişli Hastanesi Çocuk Hematolojisi-Onkoloji Bölümü’nden Prof. Dr. Atila Tanyeli, 4 Şubat Dünya Kanser Günü öncesi çocukluk çağı kanserleri hakkında bilgi verdi. 

Çocukluk çağında görülen 6 kansere dikkat!

Çocukluk çağı kanserleri klinik, biyolojik ve genetik olarak erişkinlerde görülen kanserlerden farklıdır. Bu nedenle çocuklarda kanser teşhisi konulması erişkinlere göre biraz daha zordur. Klasik olarak erken teşhis ve erken dönemde tedavi başarıyı oldukça artırmaktadır. Çocuklarda sıklıkla görülen kanser türleri yetişkinlerde görülenlerden farklıdır. En sık görülen çocukluk çağı kanser türleri aşağıdaki gibidir.

  • Lösemi (kan kanseri) 
  • Beyin ve omurilik tümörleri 
  • Lenfomalar 
  • Yumuşak doku tümörleri
  • Böbrek tümörleri
  • Kemik tümörleri

Çocuğunuzda bu belirtiler varsa… 

Çocukluk çağı kanserlerinin belirtileri genellikle diğer, daha yaygın sağlık sorunlarıyla da ilişkilendirilebilir ancak yine de ciddi bir şekilde değerlendirilmelidir. Yaygın olarak görülen belirtilerden bazıları şunlardır;

1. Ciltte özellikle gövdede, bacakların üst kısmında herhangi bir travma olmaksızın morlukların oluşması,

2. Diş eti büyümesi (diş eti hipertrofisi) ve/veya sık tekrarlayan burun kanamaları, 

3. Nedeni bulunamayan ve açıklanamayan uzun süren ateş, 

4. Son altı ayda istemsiz olarak vücut ağırlığının %10’dan fazlasının kaybı,

5. Özellikle sabah kusmaları, baş ağrısı ve bulantı olmaksızın kusma birlikteliği, 

6. Boyun, gövde, karın veya vücudun herhangi bir yerinde ortaya çıkan bezeler, özellikle 2 cm’den büyük lenfadenopati varlığı,

7. Özellikle kemiklerde, eklemlerde, sırtta veya bacaklarda geçmeyen ve geceleri daha kötü olabilen ağrı, açıklanamayan topallama,

8. Nedeni bulunamayan uzun süren halsizlik, yorgunluk, bitkinlik,

9. Küçük bebeklerde kedigözü parlaması gibi gözün içinde beyazlık ortaya çıkması, (Flaşlı fotoğraf çekildiğinde bebeğin göz bebeği beyaz renkte ise bu mutlaka araştırılmalıdır)

10. Geceleri iç çamaşırı değiştirecek kadar gece terlemesinin bu şikayetlere eşlik etmesi,

11. Karın şişliği ile birlikte özellikle idrar ve gaita çıkarımında zorlanma, kanlı idrar birlikteliği, (özellikle çocuklar banyo yaptırılırken, giydirilirken karın bölgesinde ele sertlik gelmesi)

12. Yüzde felç, yürüme bozukluğu,

13. Kansızlık, özellikle demir tedavisine cevap vermeyen anemi, 

14.  İyileşmeyen veya tekrarlayan enfeksiyonlar,

15. Küçük çocuklarda sürekli ağlama, huzursuzluk, çok uyuma, yemek yememe gibi davranış değişiklikleridir.

Yaygın görülen genel belirtilerin yanı sıra kanser türüne bağlı olarak değişen belirtiler de görülebilmektedir Örneğin, beyin tümörleri baş ağrısı ve denge bozukluklarına neden olabilirken, lösemi gibi kan kanserleri halsizlik, kansızlık, tekrarlayan enfeksiyonlar ve vücutta travma olmaksızın kolay morarma gibi belirtiler gösterebilir. 

Modern yöntemler tedavi başarısını artırıyor

Çocukluk çağı kanserleri genellikle tanı konulması ve tedavi edilmesi açısından uzmanlık gerektirir. Teşhis, kan testleri, görüntüleme testleri (MR, BT taramaları), kemik iliği biyopsisi ve diğer yöntemleri içerebilir. Tedavi yöntemleri cerrahi, kemoterapi, radyoterapi ve hedefe yönelik ilaç tedavisi gibi çeşitli olabilir. Tıptaki ilerlemeler sayesinde çocukluk çağı kanserlerinin tedavisinde başarı oranları oldukça yüksektir. 1960’lardan önce başarı oranı %50’lerin altında iken günümüzde Genel ortalama %80’lerin üzerindedir. Akut lenfoblastik lösemi B hücre tipinde %90’lara varan iyi sonuçlar alınmaktadır. Ancak bazı kemik tümörlerinde, AML’de ve nöroblastomada hala istenen başarılar elde edilememektedir. Yine de erken teşhis ve uygun tedavi ile birçok çocukluk çağı kanseri başarı ile tedavi edilebilmektedir. Günümüzde dirençli vakalarda kemoterapi yanında immünoterapi ve uygun vakalarda kök hücre nakli yapılması önemli bir tedavi seçeneğidir.  

Çocukluk çağı kanseri riskine karşı 9 önlem

Çocukluk çağı kanserleri hem çevresel hem de genetik etkilerin bir kombinasyonu nedeniyle ortaya çıkabilir. Bu yüzden, çocuğunuzun kanser olmasını engellemenin kesin bir yolu yoktur. Ancak bazı risk faktörlerine dikkat edilerek çocuklarda kanser riski azaltılabilir.

  1. Hamilelik sırasında yeterince folik asit almaya dikkat edin.
  2. Eğer mümkünse yeterli süre emzirin.
  3. Çocukluk dönemi boyunca çocuğa yeterli fiziksel aktivite imkanı sağlayın.
  4. Tüm çocuklar ve aileler için güvenli, istikrarlı, besleyici ilişkiler ve ortamlar inşa ederek olumsuz çocukluk çağı deneyimlerinin önün geçin.
  5. Hamilelik sırasında alkol ve tütün kullanımından kaçının. Radyasyon maruziyetinden kaçının.
  6. Çocukların tütün dumanından ve hava kirliliğinden uzak durmasını sağlayın.
  7. Çocuğunuzun sağlıklı ve dengeli beslenmesini sağlayın.
  8. Kansere neden olabilecek kimyasal maddelerin kullanılmasından kaçının.
  9. Günümüzde elektromanyetik dalgalarının kanser yapıcı etkileri ile ilgili yayınlar artmaktadır. Bu konuda dikkatli olun.

 

Kaynak: (BYZHA) Beyaz Haber Ajansı

Çocuklarda Kanser Bu 15 Belirti ile Gelebilir yazısı ilk önce Kocaeli Basın üzerinde ortaya çıktı.]]>
Beyin sisi farklı hastalıkların belirtisi olabilir! Depresyon, anksiyete, uykusuzluk ve bunama beyin sisi ile belirti verebiliyor! https://kocaelibasin.com.tr/beyin-sisi-farkli-hastaliklarin-belirtisi-olabilir-depresyon-anksiyete-uykusuzluk-ve-bunama-beyin-sisi-ile-belirti-verebiliyor/ Thu, 28 Nov 2024 11:50:03 +0000 https://kocaelibasin.com.tr/beyin-sisi-farkli-hastaliklarin-belirtisi-olabilir-depresyon-anksiyete-uykusuzluk-ve-bunama-beyin-sisi-ile-belirti-verebiliyor/ İnsanların zihinsel yeteneklerindeki azalmayı fark etmelerinin bir hastalık anlamına gelmediğini belirten Nöroloji Uzmanı Prof.

Beyin sisi farklı hastalıkların belirtisi olabilir! Depresyon, anksiyete, uykusuzluk ve bunama beyin sisi ile belirti verebiliyor! yazısı ilk önce Kocaeli Basın üzerinde ortaya çıktı.]]>
İnsanların zihinsel yeteneklerindeki azalmayı fark etmelerinin bir hastalık anlamına gelmediğini belirten Nöroloji Uzmanı Prof. Dr. Barış Metin, beyin sisi olarak tanımlanan durumun bilimsel ya da tıbbi olarak bir hastalık olmadığını söyledi. Beyin sisi şikayetinin altında farklı nedenler olabileceğine dikkat çeken Prof. Dr. Barış Metin, “Beyin sisi şikayetinin altından genellikle depresyon, anksiyete bozuklukları, uyku bozuklukları, bunamaların erken dönem belirtisi gibi hastalıklar çıkıyor.” dedi.

Üsküdar Üniversitesi NPİSTANBUL Hastanesi Nöroloji Uzmanı Prof. Dr. Barış Metin, zihinsel fonksiyonlardaki bozuklukları tanımlamak için kullanılan ‘beyin sisi’ hakkında bilgi verdi. 

Beyin sisi bilimsel ya da tıbbi olarak bir hastalık değil 

Beyin sisinin, popüler kültürde sıkça duyulmaya başlanan bir terim olduğunu dile getiren Nöroloji Uzmanı Prof. Dr. Barış Metin, “Beyin sisi bilimsel ya da tıbbi olarak bir hastalık değildir. Daha çok insanların kendi zihinsel fonksiyonlarıyla ilgili algıladıkları bir soruna halk dilinde verdikleri bir isimdir.” dedi.

Her insanın kendi zihinsel yeteneğindeki azalmayı fark etmesinin bir hastalık anlamına gelmediğine dikkat çeken Prof. Dr. Barış Metin, “Bazen insanların kendilerinden çok yüksek performans beklentileri olabiliyor. Böyle durumda yüksek performans beklentisini karşılayamamak da bir rahatsızlık gibi algılanabiliyor. Bazen bunun altından farklı bir rahatsızlık da çıkabiliyor. Bu nedenle araştırmak gerekiyor. İnsanlar ‘ben eskisi kadar dikkatimi yoğunlaştıramıyorum, eskisi kadar kafam hızlı çalışmıyor, hafızam eskisi kadar güçlü değil, sanki böyle uykudan uyanamamışım gibi hissediyorum, sağlıklı düşünemiyormuş gibi hissediyorum’ gibi şikayetlerle bize başvurabiliyor ve bu tip şikayetler beyin sisini tanımlıyor. Biz bu şikayetleri duyduğumuz zaman altta yatan nedenleri düşünmeye başlıyoruz.” açıklamasını yaptı.

Depresyon ve anksiyete beyin sisi olarak algılanabiliyor 

Depresyon ve anksiyetenin beyin sisi üzerindeki etkisine değinen Prof. Dr. Barış Metin, bu bozuklukların özellikle beynin ön bölgesini etkilediğini söyledi ve şöyle devam etti:

“Bu durumu, yapılan nörogörüntüleme tetkiklerinde görebiliyoruz. Depresyon ve anksiyete hastalarında beynin ön bölgesinde, yani frontal loblarda yavaşlama görülüyor. Frontal loblar da beynin karar verme ve hatırlama ile ilgili bölgeleri olduğu için depresyon ve anksiyete bozukluğu olan insanlar özellikle hafıza bozukluğu yaşayabiliyor. Hafıza bozukluğu kişiler tarafından beyin sisi olarak da algılanabiliyor. Yani, depresyon ve anksiyete bozukluğu olan kişiler gerçek zihinsel kapasitesini frontal lob etkilenmesine bağlı olarak kullanamayabilir. Bu nedenle günlük yaşamında performans düşüklüğü yaşayabilir.”

Sık rüya görmek beyin sisi ile bağlantılı… 

Sık rüya görmenin beyin sisiyle bir bağlantısı olup olmadığına da açıklık getiren Prof. Dr. Barış Metin, “Sık rüya görmek, aslında uyku kalitesinin bozuk olduğunu gösteriyor. Aslında her gece rüya görüyoruz, rüyamızı hatırlamamız uykumuzun bölündüğü anlamına geliyor ki o bölündüğü sıralarda uyandığımız için rüyayı hafızaya kaydediyoruz. Sık rüya gören insanların genellikle uyku kalitesi düşüktür. Bu durumun nedeni uyku apnesi, depresyon veya farklı bir rahatsızlık da olabilir. Bunların hepsi beyin sisi ile bağlantılı rahatsızlıklardır.” dedi.

Prof. Dr. Barış Metin ayrıca beyin sisinin bir görme bozukluğu olmadığına ve ‘beyin sisi’ denilince bulanık görme gibi bir durumu düşünmemek gerektiğine vurgu yaptı.

Beyin sisi tedavisi altta yatan nedenin tedavisinden geçiyor 

Beyin sisi tedavisi için altta yatan hastalığın bulunması gerektiğini yineleyen Prof. Dr. Barış Metin, “Beyin sisi şikayeti bulunan hastalar uzman hekimlere başvurduğunda çoğunlukla hekimler altta yatan nedeni anlayabiliyor. Çoğunlukla beyin sisi şikayetinin altından depresyon, anksiyete bozuklukları, uyku bozuklukları, bunamaların erken dönem belirtisi gibi hastalıklar çıkıyor. Altta yatan hastalık tespit edildikten sonra, bu hastalığa yönelik kişiye özel bir tedavi planlamak gerekiyor.” dedi.

Beyin sisi şikayetini önlemek için önerilerde de bulunan Prof. Dr. Barış Metin, sözlerini şöyle tamamladı:

“Düzenli uyku çok önemli. Uyku bozukluğu problemi varsa mutlaka tedavi edilmeli. Herhangi bir vitamin eksikliği tespit edilmesi halinde ona yönelik tedavi planlanmalı. Bünyeyi yormadan düzenli egzersiz yapılmalı. Stres hayatımızın bir parçası, stressiz bir yaşam mümkün değil. Ancak aşırı stresten kaçınmak gerekir. Yoğun kaygılarınız varsa, kendinizi hiçbir şeyden keyif almıyormuş gibi hissediyorsanız bir uzmandan destek alınması gerekir. Bu tip rahatsızlıklar zihinsel kapasiteyi de etkiler.”

Kaynak: (BYZHA) Beyaz Haber Ajansı

Beyin sisi farklı hastalıkların belirtisi olabilir! Depresyon, anksiyete, uykusuzluk ve bunama beyin sisi ile belirti verebiliyor! yazısı ilk önce Kocaeli Basın üzerinde ortaya çıktı.]]>
Divertikülit 50 yaş üzerinde yaygın olarak görülüyor! Divertikülit sıklıkla belirti vermiyor! https://kocaelibasin.com.tr/divertikulit-50-yas-uzerinde-yaygin-olarak-goruluyor-divertikulit-siklikla-belirti-vermiyor/ Mon, 28 Oct 2024 09:10:16 +0000 https://kocaelibasin.com.tr/divertikulit-50-yas-uzerinde-yaygin-olarak-goruluyor-divertikulit-siklikla-belirti-vermiyor/ 50 yaş üzerinde görülme oranı yüzde 30 iken 80 yaş üzerindeki görülme sıklığı yüzde 70’e çıkar.

Divertikülit 50 yaş üzerinde yaygın olarak görülüyor! Divertikülit sıklıkla belirti vermiyor! yazısı ilk önce Kocaeli Basın üzerinde ortaya çıktı.]]>
50 yaş üzerinde görülme oranı yüzde 30 iken 80 yaş üzerindeki görülme sıklığı yüzde 70’e çıkar.” dedi. Divertikülitin sıklıkla belirti vermediğini ifade eden Prof. Dr. Aytaç Atamer, “Genellikle bir başka hastalığın araştırılması esnasında ortaya çıkıyor.” dedi.

Üsküdar Üniversitesi NPİSTANBUL Hastanesi Gastroenteroloji ve Dahiliye Uzmanı Prof. Dr. Aytaç Atamer, sindirim sistemindeki bir veya daha fazla küçük kesenin iltihaplanması veya enfeksiyonu sonucu şiddetli karın ağrısı, ateş, titreme ve karında şişliğe neden olan divertikülit hastalığı hakkında bilgi verdi.

Divertikülit ciddiye alınmalı ve hızla tedavi edilmeli!

Divertikülün, kalın bağırsaktan dışarıya çıkan balon şeklindeki kesecikler olduğunu dile getiren Prof. Dr. Aytaç Atamer, “Genellikle kalın bağırsağın zayıf bölgelerinde oluşur. Tek keseye Divertikül denirken bunların çok sayıda fazla olmasına Divertikülozis adı verilir. Bu kesecikler herhangi bir nedenden dolayı iltihaplandığında meydana gelen hastalığa Divertikülit denir. Divertikülit kolonun her yerinde olabilirse de en çok Sigmoid Kolon dediğimiz kısımda olur. Sigmoid Kolon ise rektuma yakın bölümünü kapsıyor. Divertikülit ciddiye alınması hemen tedavi edilmesi gereken bir hastalıktır. Divertikülit özellikle 50 yaşın üzerinde sık görülmektedir. 50 yaş üzerinde görülme oranı yüzde 30 iken 80 yaş üzerindeki görülme sıklığı yüzde 70’e çıkar.” dedi.

Ağrı ve hassasiyet en sık karnın sol alt kısmında görülüyor

Divertikülitin genellikle divertikülün bulunduğu bölgede ağrı ve hassasiyet ile kendini gösterdiğini dile getiren Prof. Dr. Aytaç Atamer, “Ağrı ve hassasiyet en sık karnın sol alt kısmında, karın şişkinliği, ateş, üşüme, halsizlik, bulantı, kusma, kabızlık, nadiren dışkıda kanama, bazen ishal, hafif karın krampları tarzında olabilir. Uzun yıllardır divertikül oluşumunda kronik kabızlığın etkili olduğu düşünülmektedir. Kabız insanlarda, kalın bağırsak dışkıyı hareket ettirebilmek için daha fazla güç uygular ve bu durumda kalın bağırsağın basıncı artar ve artan basınç ile kalın bağırsağın zayıf bölümünden divertikül oluşumuna neden olabilir. Bu nedenle diyette yeteri kadar lif alımı kabızlık riskini azaltır.” diye konuştu.

50 yaş üzeri erkeklerde daha sık görülüyor

Divertikül oluşumu için risk faktörlerini de anlatan Prof. Dr. Aytaç Atamer, “Risk faktörleri arasında 50 yaş üzerinde olmak, erkek cinsiyette olmak, obezite, yetersiz fiziksel aktivite, sigara kullanımı, nonsteroid antiinflamatuar ilaç kullanımı, bağırsak mikrobiyotasındaki değişiklikler ve genetik yatkınlık yer almaktadır. Bu nedenle divertikül gelişimini önlemek için düzenli egzersiz yapmak önemlidir. Hareket halinde kolon basıncı azalır ve kabızlığı önler. Günlük olarak önerilen, 30 öğün düzenli egzersizdir. Sağlıklı beslenme, özellikle çocukluk ve gençlik döneminden itibaren bol lifli gıdaların tüketilmesi ve bol miktarda sıvı alımını içermelidir. Günde en az 8 bardak su içilmesi önerilir. Çay ve kahve, suyun yerini tutmaz; Aksine, aşırı tüketimleri kabızlığa yol açabilirsiniz.” şeklinde konuştu.

Divertikülit belirtileri nelerdir?

Divertikülitin sıklıkla belirti vermediğini ifade eden Prof. Dr. Aytaç Atamer, şöyle devam etti:

“Genellikle bir başka hastalığın araştırılması esnasında ortaya çıkıyor. Divertikülit oluşunca belirtiler meydana geliyor. Hastalar sıklıkla karın ağrısı ile doktora başvuruyor. Hekim, hastanın hikayesini aldıktan sonra fiziki muayene yapar. Gerektiğinde karın ultrasonografisi, karın MR’ı ya da tomografisi çekilebilir. Gaita testleri istenebilir ve diğer karaciğer, böbrek sorunlarını ekarte etmek için kan tahlilleri alınabilir. Buna bağlı olarak aynı zamanda gerekirse kolonoskopi de yapılabiliyor.

Akut Divertikülit aşamasında kolonoskopi önerilmiyor. Normal şartlar altında kolonoskopi yaparken divertiküli görmek mümkün. Nadir de olsa aşırı kanama olduğu durumlarda ise anjiyografi ile divertiküler kanamayı da görmek mümkün. O nedenle rutin kontrollerde 45 yaş üzerinde kolonoskopi yapılırken divertiküleri yakalamak ve görmek mümkündür.”

Diverkülit orada oluşan ödem nedeniyle bağırsak tıkanıklığına neden olabilir

Divertikülün yarattığı komplikasyonların başında apsenin geldiğini de kaydeden Prof. Dr. Aytaç Atamer, “Divertikülit olan bölgedeki oluşan enfeksiyondur. Bu enfeksiyon büyür ve deri altına, yumuşak dokulara yayılırsa buna flegmon denir. Fistül olabilir yani divertikül olan bölgeden başka bir organa dair arada yol oluşması olasılığıdır. Bu rahime de atlayabilir. Bazen divertiküller perfore olabilir. Divertikülit ilerlediği zaman içerisindeki irin karın boşluğuna yayılabilir ve karın iltihaplanmasına yani peritonite neden olabilir. Bazen diverkülit orada oluşan ödem nedeniyle bağırsak tıkanıklığına neden olabilir. Dışkının hareketlerini engeller.” şeklinde konuştu.

Ciddi durumda hastaneye yatırılarak tedavi ediliyor

Divertikülit tedavisinde, şiddetli vakalarda tedavi yöntemi olarak evde istirahat önerildiğini de dile getiren Prof. Dr. Aytaç Atamer, şunları kaydetti:

“Bu vakalarda diyet ve yaşam tarzı değişiklikleri, liften zengin beslenme öneriliyor. Bol hareket ve sıvı tüketmek gerekir. Divertiküliti olan hastalarda kırmızı et tüketimi azaltılması, bol meyve ve sebze tüketilmesi ve tahıl tüketilmesi önemlidir. Divertikülit hastalığın beraberindeki yaşanan ve ek hastalıklarına bağlı olarak gelinmektedir.  Bazen ciddi durumda hastaneye yatırılarak tedavi edilmekte, damar yolundan beslenmeye açılmakta, antibiyotik tedavisi, sıvı tedavisi de yapılmaktadır. Eğer divertikülit apse yolu açılırsa ultrason ya da tomografi eşliğinde boşaltmak mümkündür. Bunun dışında divertikül yırtılır ve enfeksiyon karın zarına yayılırsa genel durum bozulur, antibiyotiklere rağmen ateş düşmez. Böyle durumda ameliyat endikasyonu da olmaktadır. Ameliyattaki ideal yöntem divertikülit olan kısmının kesilip çıkartılmasıdır. Bazı durumlarda ise bu olanak vermezse bağırsak karın boşluğuna ağızlaştırılır. 10-12 hafta sonra ise kapatılabilir.  Diverkülit bazen idrar kesesi veya ince bağırsağa fistülize olabilir.”

Yaş ilerledikçe divertikül riski artıyor

Divertikül hastalığını önlemek için beslenmede genel olarak kırmızı et ürünlerini daha az tüketmek gerektiğini de ifade eden Prof. Dr. Aytaç Atamer, “Lifli gıdalar tüketmek öneriliyor. Liften zengin gıdaların başında ise tam buğday ekmeği, tahıl gevreği, bulgur, ahududu, armut, kabuklu elma, erik kurusu, bezelye, mercimek ve barbunya geliyor. Belli aralıklarla kolonoskopi yaptıran hastalarımızda divertikül görmek mümkün. Yaş ilerledikçe divertikül riski arttığı için bir gastroenteroloji uzmanı takibinde kalmakta fayda vardır.” şeklinde sözlerini tamamladı. 

Kaynak: (BYZHA) Beyaz Haber Ajansı

Divertikülit 50 yaş üzerinde yaygın olarak görülüyor! Divertikülit sıklıkla belirti vermiyor! yazısı ilk önce Kocaeli Basın üzerinde ortaya çıktı.]]>
Bu 8 Belirti Jinekomastiye İşaret Ediyor https://kocaelibasin.com.tr/bu-8-belirti-jinekomastiye-isaret-ediyor/ Tue, 22 Oct 2024 09:10:09 +0000 https://kocaelibasin.com.tr/bu-8-belirti-jinekomastiye-isaret-ediyor/ Yapılan araştırmalara göre Jinekomasti yani meme büyümesi görülen erkeklerde yaşam süresi yüzde 37 oranında azalıyor.

Bu 8 Belirti Jinekomastiye İşaret Ediyor yazısı ilk önce Kocaeli Basın üzerinde ortaya çıktı.]]>
Yapılan araştırmalara göre Jinekomasti yani meme büyümesi görülen erkeklerde yaşam süresi yüzde 37 oranında azalıyor. Jinekomasti teşhisi alan erkekler, diğerlerine oranla daha hızlı ve erken yaşamını yitiriyor. Danimarka’da bulunan Kopenhag Rigshospitalet Eğitim Hastanesi Uzmanları tarafından yapılan araştırma sonucunda jinekomasti olan erkeklerin yaşam sürelerinin 75 yaş öncesi olduğunu ortaya koyuyor. Erkeklerde meme büyümesi testosteron ve östrojen hormonlarına bağlı gelişiyor. Hormonlarda meydana gelen bu dengesizlik ile birlikte ortaya çıkan büyük meme sorunu estetik kaygı dışında da tehdit oluşturuyor. Sağlıklı kişilerde görülmeyen meme büyümesi birçok sağlık probleminin de habercisi olabiliyor. Memorial Dicle Hastanesi Estetik, Plastik Rekonstrüktif Cerrahi Op. Dr. Mehmet Ekinci, erkeklerde görülen Jinekomasti hastalığı hakkında bilgi verdi.

Erkeklerin yarısına yakınında jinekomasti görülüyor 

Jinekomasti, göğüs içinde bulunan meme dokusunun zamanla gelişerek büyümesiyle ortaya çıkan, erkeklerde ve ergenlik çağındaki erkek çocuklarında görülen, çoğu zamanda yaşlı erkekleri de etkileyebilen bir durumdur. Estetik olarak rahatsız edici bir hal alan ve erkeklerde aşırı özgüven kaybı oluşturan Jinekomasti, östrojen hormonlarının fazlalığı ile meme büyümesine neden olmaktadır. Genel olarak sağlık açısından tehlikeli olarak görülmese de, ilerleyen durumlarda meme kanserine yakalanma riskini artırmaktadır. 

Jinekomastiyi beyaz gömlek ele veriyor!

Özellikle iş hayatının içinde bulunan beyaz yakalılarda sıklıkla görülebilen Jinekomasti, hareketsiz yaşamın ve tüketilen zararlı besin maddelerinin sonucunda oluşmaktadır. Beyaz veya açık renkli kıyafetlerle ortaya çıkan meme ucu, dar gömlek kullanımı ve göğüslerin belli olması erkekler için oldukça kötü bir durum olabilmektedir. Günümüzde erkeklerin yarısında bulunan bu rahatsızlık nedeniyle çoğu erkek, jinekomasti ameliyatına yönelmektedir. Meme küçültme operasyonu için öncelikle doktor kontrolü sağlanmalıdır. Doktor önerisiyle ameliyat programına karar verilip, doğru planlama yapmak gerekmektedir. Jinekomasti ameliyatı tercih eden birçok erkek ameliyat sonrası olumlu sonuçlar almaktadır.

8 maddede jinekomasti belirtileri 

  1. Memede hassasiyet 
  2. Meme ağrısı ve acı hissi
  3. Memelerde veya memede akıntı
  4. İki memede eşitsizlik, büyüklük farkı
  5. Memede oluşan yumru hissi ve şişlik
  6. Koltuk altı lenf düğümlerinde şişlik
  7. Meme ucunun giyilen kıyafetlere sürtünerek rahatsız etmesi ve göğüs kısmında darlık hissi 
  8. Meme büyümesine bağlı özgüven kaybı ve utanma hissiyle birlikte duygusal mutsuzluk yaşama 

Yalancı jinekomastiye dikkat!

Vücut yağlanması erkeklerde genel olarak karın bölgesinde ve göğüste tamamen genetik yatkınlıkla meydana gelir. Kilo alırken göğüslerde büyüme ve sarkmalar da oluşmaktadır. Bu durum çoğu zaman jinekomasti olarak düşünülebilmektedir. Aşırı yağlanmaya bağlı olarak vücuttaki testosteronu östrojene dönüştürmektedir. Artan östrojen metabolizmayı yavaşlatabilmektedir. Kilo vermek ve kiloyu ideal düzeye indirgemek çoğu zaman bölgesel düzelmeyi sağlayamayabilir. 

Jinekomasti ameliyatları yaz aylarında artıyor 

Jinekomasti görülen erkekler estetik kaygı yaşadıkları için kış aylarında çoğu zaman yelek ya da ceket ile göğüslerinde oluşan büyüklüğü saklamayı tercih etmektedirler. Normalde meme başının 1,5 cm olması gereken erkek memesinin büyümesiyle birlikte, meme sarkması sıkça görülmektedir. Kilo vererek de bir çözüme ulaşamayan erkekler için en etkili yol göğüslerini saklayacak, kıyafet tercihleri olmaktadır. Yaz aylarının gelmesiyle birlikte saklanamayan meme büyümesi ve meme ucu görüntüsü, Jinekomasti ameliyatlarına ilgiyi artırmaktadır. Özellikle deniz ve havuza girmek isteyen erkekler toplumsal ve sosyal olarak kendini eksik ve mutsuz hissedebilir. Duygusal ve fiziksel olarak estetik görüntüyü iyileştirmeyi hedefleyen Jinekomasti cerrahisi çoğu zaman kalıcı ve kesin çözümler sunmaktadır. Yapılan cerrahi işlem sonrası 1 veya 2 aylık süreçte eski görüntü mümkün olabilmektedir. 

Kaynak: (BYZHA) Beyaz Haber Ajansı

Bu 8 Belirti Jinekomastiye İşaret Ediyor yazısı ilk önce Kocaeli Basın üzerinde ortaya çıktı.]]>