?> ?> belirtisi arşivleri - Kocaeli Basın https://kocaelibasin.com.tr Yeni Nesil Kocaeli Haber Medyası Wed, 25 Dec 2024 10:10:10 +0000 tr hourly 1 https://wordpress.org/?v=7.0 https://kocaelibasin.com.tr/wp-content/uploads/2024/10/cropped-favicon1-32x32.png belirtisi arşivleri - Kocaeli Basın https://kocaelibasin.com.tr 32 32 Akran zorbalığının 11 belirtisi https://kocaelibasin.com.tr/akran-zorbaliginin-11-belirtisi/ Wed, 25 Dec 2024 10:10:09 +0000 https://kocaelibasin.com.tr/akran-zorbaliginin-11-belirtisi/ Çocuklar ve gençler arasında giderek artan akran zorbalığı, öğrencilerin hem okul başarılarını hem de sosyal yaşamlarını olumsuz etkileyen önemli bir toplumsal sorun.

Akran zorbalığının 11 belirtisi yazısı ilk önce Kocaeli Basın üzerinde ortaya çıktı.]]>
Çocuklar ve gençler arasında giderek artan akran zorbalığı, öğrencilerin hem okul başarılarını hem de sosyal yaşamlarını olumsuz etkileyen önemli bir toplumsal sorun.

TÜİK’in 2022 verilerine göre, Türkiye’de 6-17 yaş aralığındaki çocukların neredeyse yüzde 30’u ayda birkaç kez zorbalığa maruz kalıyor. Akran zorbalığının özellikle ortaokul ve lise çağında yaygınlaştığını anlatan Anadolu Sağlık Merkezi Hastanesi’nden Uzman Psikolog Selin Karabulut Hızlan, “Çocuklar arasında teknoloji kullanımının yaygınlaşması ile siber zorbalık en önemli sorunlardan biri haline geldi” dedi. 

Bir çocuğun aynı yaş aralığında olduğu ve özellikle de kendisine karşılık vermeyeceğini ya da veremeyeceğini düşündüğü başka bir çocuğu; sözel, fiziksel, duygusal ve sosyal olarak baskılaması akran zorbalığı olarak tanımlanıyor. Şiddet eğilimi ve zorbalığın; fiziksel, duygusal, sözel, sosyal, siber ve cinsel gibi tüm çeşitleri her yıl artış gösteriyor.

Öyle ki Dünya Sağlık Örgütü’nün 2024 yılında “Okul Çağındaki Çocuklarda Sağlık Davranışları” temalı araştırmasına göre, 6 ergenden biri siber zorbalığa maruz kalıyor. DSÖ ve Avrupa Bölge Dairesi iş birliği içinde yürütülen araştırma sonuçlarına değinen Anadolu Sağlık Merkezi Hastanesi’nden Uzman Psikolog Selin Karabulut Hızlan, “Araştırma; kötü niyetli mesaj, gönderi, elektronik posta veya çevrim içi görüntü ve fotoğrafların izinsiz paylaşımı gibi siber zorbalıkların arttığını gösteriyor” dedi. 

 

İtip kakma, alay etme ve isim takma da birer zorbalık

İstatistiklere göre erkek çocuklarının daha çok fiziksel zorbalığa maruz kalırken, kız çocuklarının ise daha çok duygusal zorbalıklarla baş etmek zorunda kaldığını paylaşan Uzman Psikolog Selin Karabulut Hızlan, “Çocuğun şaka veya oyun adı altında karşısındaki akranını rencide etmesi, itip kakması, düşürmesi, tehdit etmesi, zor durumda bırakması, dışlaması, ona iftira atması, isim takması, gülmesi, onun izinsiz fotoğraf veya videosunu çekmesi ve bunları gruplarda paylaşması, dedikodusunu yapması, yemeğini gasp etmesi ya da parasını çalması gibi akla gelebilecek tüm davranışların yetişkinler arasında ‘suç’ sayıldığı unutulmamalı ve ebeveynler tarafından ciddiye alınmalı” dedi.

 

Ebeveyn dur demezse zorbalık yetişkinliğe taşınır 

Bazı küçük çocukların; arkadaşının elinden oyuncağını çektiğine, ağlatmak için vurduğuna, zor durumda bırakmak için şikâyet ettiğine hemen herkesin tanık olduğuna değinen Selin Karabulut Hızlan, “Dolayısıyla zorbalık, sosyalleşmeye başladığımızda hayatımıza giriyor. Ebeveynler uygun çocuk yetiştirme tutumları göstermediğinde bu durum ilkokul, ortaokul, lise hatta yetişkinlik dönemine de aktarılabiliyor. Bu sebeple sayılan davranışlardan biri gözlemlendiğinde ebeveyn-okul-öğretmen-psikoterapist-rehber öğretmen iş birliği ile konunun çözülmesi önemli” dedi. 

 

Çocuğun akran zorbalığına uğradığının 11 belirtisi

Akran zorbalığını fark edebilmek ve anlayabilmek için ilk önce çocuğun okul yaşamına bakmak gerektiğini söyleyen Hızlan, “Kimlerle arkadaş, teneffüste ne yapıyor, yemeğini nerede yiyor, parasını nereye harcıyor, kimlerle mesajlaşıyor, kimlerle oynuyor, kimlerden nasıl bahsediyor, kimlerden çekiniyor veya huzursuz oluyor gibi soruların cevaplarına sahip olmak gerekiyor. Bu soruların cevaplarına hâkim olmadıkları için birçok ebeveyn ve hatta okul yönetimi, çocuğun zorbalığa maruz kaldığını maalesef bilmiyor ve anlayamıyor. Çocuklar genellikle yaşadığı zorbalığı kendiliğinden paylaşmaz bu yüzden soru işareti uyandıran ipuçlarını yakalayabilmek önemli” dedi.

Uzm. Psk. Selin Karabulut Hızlan, akran zorbalığının çocuk üzerindeki 11 belirtisini paylaştı:

 

  1. Okula gitme motivasyonu azalabilir.
  2. Kıymetli eşyalarından örnek olarak harçlığını kaybettiğini veya nerede olduğunu bilmediğini söyleyebilir.
  3. Kişisel eşyaları yırtık, boyalı ya da zarar verilmiş hale gelebilir.
  4. Sosyal medya gruplarından çıkmak isteyebilir.
  5. Çeşitli organizasyonlara katılmak istemeyebilir.
  6. Vücudunda düştüm, vurdum, bilmiyorum gibi ifadelerle açıklamaya çalıştığı çürük ve morluklar gözlemlenebilir.
  7. Kendini ‘beceriksiz, aptal, farklı, yetersiz’ hissettiğini söyleyebilir.
  8. Keyif aldığı şeyleri bile artık yapmak istemediğini söyleyebilir.
  9. Kendine ve etrafına duyduğu güven azalabilir.
  10. İçine kapanabilir.
  11. Akademik başarısı düşebilir.

 

Zorbalık eden çocuk da psikolojik destek almalı

Zorbalık eden çocuğun da en az mağdur edilen çocuk kadar yardıma ihtiyacı olduğunu paylaşan Hızlan, “Derdini zorbalıkla ifade etmesinin elbet bir sebebi vardır. Bunda da ailesi başta olmak üzere bulunduğu evin, çevrenin, yaşadıklarının, ebeveyn zorbalığına maruz kalmış olmasının veya birçok şeyin etkisi olabilir. O yüzden akran zorbalığını sadece mağdurlar için konuşmak, durumu eksik ele almaktır ve çözüm bulamamayı beraberinde getirir” diye konuştu.

 

Aileye duyulan güven zedelenmemeli

Çocukların başka kimse olmasa da ailesi tarafından sonsuz şekilde sevileceğini hissetmesinin olası zorbalık durumlarında alacakları yarayı hafiflettiğini anlatan Hızlan, “Çocuğun ‘Ailem beni korur, ne gerekiyorsa yapar’ düşüncesi ve güven duygusu zedelenmemeli. Yaşanan olumsuzluklar görmezden gelinmemeli, sessiz kalınmamalı. Ancak problemin çözümünde, zorbalık eden çocuk ya da ebeveynleriyle suçlayıcı tonda konuşmak işleri zorlaştırabileceği için dikkatli olunmalı. Okul yönetimine de sorumlulukları hatırlatılmalı, okul saatleri içindeki olumsuzluklardan haberdar olmaları gerektiği vurgulanmalı ve yardım istenmeli.” dedi. 

 

Uygun olmayan talep ve isteklere ‘hayır’ denilebilmeli

Öz güvenli çocuk yetiştirmek adı altında çocuğun her istediğini, istediği an ve istediği şekilde yapmanın ‘zorba adayı’ yaratma ihtimalini artırdığını hatırlatan Hızlan, “Başkalarının hak ve özgürlüklerini gözeterek yetiştirilen çocuklar daha anlayışlı olur, empati yeteneği güçlenir bunun sonucunda da iletişimi zorbalık etmeden kurabilmeyi öğrenir” dedi.

Kaynak: (BYZHA) Beyaz Haber Ajansı

Akran zorbalığının 11 belirtisi yazısı ilk önce Kocaeli Basın üzerinde ortaya çıktı.]]>
DEHB olduğunu düşündüğünüz davranışlar bipolar belirtisi olabilir! https://kocaelibasin.com.tr/dehb-oldugunu-dusundugunuz-davranislar-bipolar-belirtisi-olabilir/ Mon, 23 Dec 2024 12:50:09 +0000 https://kocaelibasin.com.tr/dehb-oldugunu-dusundugunuz-davranislar-bipolar-belirtisi-olabilir/ Çocuk ve ergenlerde bipolar bozukluğu konusunun kafa karıştırıcı  olduğunu belirten Çocuk ve Ergen Psikiyatri Uzmanı Dr.

DEHB olduğunu düşündüğünüz davranışlar bipolar belirtisi olabilir! yazısı ilk önce Kocaeli Basın üzerinde ortaya çıktı.]]>
Çocuk ve ergenlerde bipolar bozukluğu konusunun kafa karıştırıcı  olduğunu belirten Çocuk ve Ergen Psikiyatri Uzmanı Dr. Öğr. Üyesi Melek Gözde Luş, hiperaktivite de eşlik ettiğinde, bu durumun dikkat eksikliği hiperaktivite bozukluğu gibi görünebileceğini veya karşıt olma karşıt gelme bozukluğu gibi algılanabileceğini söyledi.

Bipolar bozukluğun neredeyse yüzde 75 oranında dikkat eksikliği ve hiperaktivite bozukluğuyla ilişkilendirildiğine dikkat çeken Dr. Öğr. Üyesi Melek Gözde Luş, “Ayırt edici faktörlerden biri, duygu durumundaki değişkenliklerdir.” dedi. Bipolar bozuklukta belirtilerin genellikle dönemsel olarak ortaya çıktığını aktaran Dr. Öğr. Üyesi Melek Gözde Luş, “Anne ve babalar genellikle çocuklarının alışılmadık davranışlarını ve özelliklerini tanır. Bir ergen, daha önce hiç yapmadığı bir şekilde cinsel aktivitelerde artış veya bu konulara aşırı ilgi göstermeye başlarsa, bu durumu normal ergenlik döneminden ayırmak ve bir duygu durum bozukluğu, belki de bipolar bozukluk olup olmadığını değerlendirmek önemlidir.” uyarısında bulundu.

Üsküdar Üniversitesi NP Etiler Tıp Merkezi Çocuk ve Ergen Psikiyatri Uzmanı Dr. Öğr. Üyesi Melek Gözde Luş, çocuk ve ergenlerde bipolar bozukluk hakkında bilgi verdi.

Aileler manik dönem belirtilerine dikkat etmeli… 

Çocuk ve ergenlerde bipolar bozukluğu konusunun kafa karıştırıcı  olduğunu dile getiren Dr. Öğr. Üyesi Melek Gözde Luş, “Bipolar bozukluk, duygu durum bozukluğu olan, manik ataklar ve depresif ataklarla seyreden iki uçlu bir duygu durum bozukluğudur.” dedi.

Manik ve depresif dönemler arasında gidip geldiği için ‘iki uçlu’ olarak adlandırıldığını ifade eden Dr. Öğr. Üyesi Melek Gözde Luş, “Manik atak, en az bir hafta süreyle bazı belirtilerin görüldüğü bir duygu durum bozukluğudur. Aslında bipolar bozukluğun en sık tanındığı, ailelerin çocuklar ve ergenler için başvurduğu ve bizim de bipolar bozukluğunu yakaladığımız bir dönemdir.” şeklinde konuştu.

Normalin dışında coşkunluk ve iyilik hali tanı için önemli bir kriter…

Manik atağın belirtilerine değinen Dr. Öğr. Üyesi Melek Gözde Luş, şunları söyledi:

“Bu bir duygu durum bozukluğu olduğu için duygu durumunda bir yükselme olması gerekir. Kişinin kendisinde hissettiği aşırı bir iyilik hali, öfari dediğimiz aşırı bir coşkunluk, normalin dışında, kişinin kendisini daha önce hissetmediği bir şekilde çok daha iyi hissetmesi, önemli belirtilerdir. Bu olmazsa olmaz kuralımız aslında manik atak tanısı için. Tabii ki, buna eşlik eden başka belirtiler de var.

Motor bir artış, bizim ajitasyon dediğimiz aşırı bir hareketlilik, dikkatte aşırı bozulma, bir takım faaliyetlerde artış, ilginin çeşitli alanlara kayması ancak herhangi bir alana dikkatin yoğunlaştırılamaması yani işlevsel olmayan bir uğraş, uykuda bozulmalar, daha az uyuma ve yorgunluk, cinsel faaliyetlerde artış gibi belirli özellikler de manik atak dönemine işaret eder.”

Kronik depresyonla seyreden ve hafif mani dönemlerinin olduğu bir seyir izleyebilir

Bipolar bozukluğun depresif döneminden de bahseden Dr. Öğr. Üyesi Melek Gözde Luş, “Depresif dönemde çökkün bir duygu durumu, uykuda bozulmalar, daha fazla uyuma isteği, iştahsızlık, keyif alamama, hiçbir şey yapmak istememe, aşırı ilgisizlik gibi belirtiler görülür. Bu dönemde ergenler de başvurabilir çünkü bipolar bozukluğun ergenlik döneminde depresif dönemlerle giden, kronik depresyonla seyreden ve tam manik dönemlerin olmadığı, hatta hipomani dediğimiz hafif mani dönemlerinin olduğu bir seyir gösterebileceği unutulmamalı.” uyarısını yaptı.

Dikkat eksikliği ve hiperaktivite bozukluğu gibi görünebilir! 

Bazen, karışık görünümler de ortaya çıkabileceğine dikkat çeken Dr. Öğr. Üyesi Melek Gözde Luş, “Yetişkinlerde manik ataklar en az bir hafta sürecek şekilde devam eder, gün içinde tam bir günü kaplayacak ve yoğun bir şiddete sahip olacak şekilde tanımlanır. Ancak çocuklarda durum farklı olabilir; gün içinde duygu durumu sık sık değişebilir ve özellikle irritabilite gibi bazı semptomlar öne çıkabilir.” dedi.

Hiperaktivite de eşlik ettiğinde, bu durumun dikkat eksikliği hiperaktivite bozukluğu gibi görünebileceğine veya karşıt olma karşıt gelme bozukluğu gibi algılanabileceğine vurgu yapan Dr. Öğr. Üyesi Melek Gözde Luş, şöyle devam etti:

“Bipolar bozukluk, neredeyse yüzde 75 oranında dikkat eksikliği ve hiperaktivite bozukluğuyla ilişkilendirilir. Bipolar bozuklukta da dikkat dağılımı ve konsantrasyon sorunları yaşanabilir. Ayırt edici faktörlerden biri, duygu durumundaki değişkenliklerdir. Örneğin, coşkulu duygusal durumlar manik dönemde ortaya çıkabilirken, depresif duygusal durumlar depresif dönemde görülebilir. Bu dönemsellik, ayırt edici bir kural olabilir.”

Belirtileri ergenlik dönemi davranışlarından ayırmak önemli… 

Bipolar bozuklukta belirtilerin genellikle dönemsel olarak ortaya çıktığını aktaran Dr. Öğr. Üyesi Melek Gözde Luş, “Anne ve babalar genellikle çocuklarının alışılmadık davranışlarını ve özelliklerini tanır. Ancak, bir ergen örneğin, daha önce hiç yapmadığı bir şekilde cinsel aktivitelerde artış göstermeye başlarsa veya bu konulara aşırı ilgi göstermeye başlarsa, bu durumu normal ergenlik döneminden ayırmak ve bir duygu durum bozukluğu, belki de bipolar bozukluk olup olmadığını değerlendirmek önemlidir. Diğer semptomlar da göz önünde bulundurularak bu değerlendirme yapılmalıdır.” dedi.

Dr. Öğr. Üyesi Melek Gözde Luş, “Eğer semptomlar çok şiddetliyse, hatta başkalarına zarar verebilecek düzeydeyse veya işlevsellikte büyük bozulmalar olursa, bu durumda bir yatışma gerekebilir. Bu nedenle bipolar bozukluk, ciddiye alınması gereken ve doğru bilgiyle ele alınması gereken bir durumdur. Aileler, bu tür bir tanı konulmuş çocukları veya ergenleri varsa, onları dikkatlice gözlemlemeli ve herhangi bir değişiklik veya belirtilerde hemen bir uzmana başvurmalıdır. Bu durumda tedavi genellikle ilaçlarla yapılır. Bipolar bozukluğun tedavisi genellikle ilaçlarla sağlanır ve bu nedenle doğru bilgi edinmek ve önem vermek gereklidir.” diyerek sözlerini tamamladı.

Kaynak: (BYZHA) Beyaz Haber Ajansı

DEHB olduğunu düşündüğünüz davranışlar bipolar belirtisi olabilir! yazısı ilk önce Kocaeli Basın üzerinde ortaya çıktı.]]>
Beyin sisi farklı hastalıkların belirtisi olabilir! Depresyon, anksiyete, uykusuzluk ve bunama beyin sisi ile belirti verebiliyor! https://kocaelibasin.com.tr/beyin-sisi-farkli-hastaliklarin-belirtisi-olabilir-depresyon-anksiyete-uykusuzluk-ve-bunama-beyin-sisi-ile-belirti-verebiliyor/ Thu, 28 Nov 2024 11:50:03 +0000 https://kocaelibasin.com.tr/beyin-sisi-farkli-hastaliklarin-belirtisi-olabilir-depresyon-anksiyete-uykusuzluk-ve-bunama-beyin-sisi-ile-belirti-verebiliyor/ İnsanların zihinsel yeteneklerindeki azalmayı fark etmelerinin bir hastalık anlamına gelmediğini belirten Nöroloji Uzmanı Prof.

Beyin sisi farklı hastalıkların belirtisi olabilir! Depresyon, anksiyete, uykusuzluk ve bunama beyin sisi ile belirti verebiliyor! yazısı ilk önce Kocaeli Basın üzerinde ortaya çıktı.]]>
İnsanların zihinsel yeteneklerindeki azalmayı fark etmelerinin bir hastalık anlamına gelmediğini belirten Nöroloji Uzmanı Prof. Dr. Barış Metin, beyin sisi olarak tanımlanan durumun bilimsel ya da tıbbi olarak bir hastalık olmadığını söyledi. Beyin sisi şikayetinin altında farklı nedenler olabileceğine dikkat çeken Prof. Dr. Barış Metin, “Beyin sisi şikayetinin altından genellikle depresyon, anksiyete bozuklukları, uyku bozuklukları, bunamaların erken dönem belirtisi gibi hastalıklar çıkıyor.” dedi.

Üsküdar Üniversitesi NPİSTANBUL Hastanesi Nöroloji Uzmanı Prof. Dr. Barış Metin, zihinsel fonksiyonlardaki bozuklukları tanımlamak için kullanılan ‘beyin sisi’ hakkında bilgi verdi. 

Beyin sisi bilimsel ya da tıbbi olarak bir hastalık değil 

Beyin sisinin, popüler kültürde sıkça duyulmaya başlanan bir terim olduğunu dile getiren Nöroloji Uzmanı Prof. Dr. Barış Metin, “Beyin sisi bilimsel ya da tıbbi olarak bir hastalık değildir. Daha çok insanların kendi zihinsel fonksiyonlarıyla ilgili algıladıkları bir soruna halk dilinde verdikleri bir isimdir.” dedi.

Her insanın kendi zihinsel yeteneğindeki azalmayı fark etmesinin bir hastalık anlamına gelmediğine dikkat çeken Prof. Dr. Barış Metin, “Bazen insanların kendilerinden çok yüksek performans beklentileri olabiliyor. Böyle durumda yüksek performans beklentisini karşılayamamak da bir rahatsızlık gibi algılanabiliyor. Bazen bunun altından farklı bir rahatsızlık da çıkabiliyor. Bu nedenle araştırmak gerekiyor. İnsanlar ‘ben eskisi kadar dikkatimi yoğunlaştıramıyorum, eskisi kadar kafam hızlı çalışmıyor, hafızam eskisi kadar güçlü değil, sanki böyle uykudan uyanamamışım gibi hissediyorum, sağlıklı düşünemiyormuş gibi hissediyorum’ gibi şikayetlerle bize başvurabiliyor ve bu tip şikayetler beyin sisini tanımlıyor. Biz bu şikayetleri duyduğumuz zaman altta yatan nedenleri düşünmeye başlıyoruz.” açıklamasını yaptı.

Depresyon ve anksiyete beyin sisi olarak algılanabiliyor 

Depresyon ve anksiyetenin beyin sisi üzerindeki etkisine değinen Prof. Dr. Barış Metin, bu bozuklukların özellikle beynin ön bölgesini etkilediğini söyledi ve şöyle devam etti:

“Bu durumu, yapılan nörogörüntüleme tetkiklerinde görebiliyoruz. Depresyon ve anksiyete hastalarında beynin ön bölgesinde, yani frontal loblarda yavaşlama görülüyor. Frontal loblar da beynin karar verme ve hatırlama ile ilgili bölgeleri olduğu için depresyon ve anksiyete bozukluğu olan insanlar özellikle hafıza bozukluğu yaşayabiliyor. Hafıza bozukluğu kişiler tarafından beyin sisi olarak da algılanabiliyor. Yani, depresyon ve anksiyete bozukluğu olan kişiler gerçek zihinsel kapasitesini frontal lob etkilenmesine bağlı olarak kullanamayabilir. Bu nedenle günlük yaşamında performans düşüklüğü yaşayabilir.”

Sık rüya görmek beyin sisi ile bağlantılı… 

Sık rüya görmenin beyin sisiyle bir bağlantısı olup olmadığına da açıklık getiren Prof. Dr. Barış Metin, “Sık rüya görmek, aslında uyku kalitesinin bozuk olduğunu gösteriyor. Aslında her gece rüya görüyoruz, rüyamızı hatırlamamız uykumuzun bölündüğü anlamına geliyor ki o bölündüğü sıralarda uyandığımız için rüyayı hafızaya kaydediyoruz. Sık rüya gören insanların genellikle uyku kalitesi düşüktür. Bu durumun nedeni uyku apnesi, depresyon veya farklı bir rahatsızlık da olabilir. Bunların hepsi beyin sisi ile bağlantılı rahatsızlıklardır.” dedi.

Prof. Dr. Barış Metin ayrıca beyin sisinin bir görme bozukluğu olmadığına ve ‘beyin sisi’ denilince bulanık görme gibi bir durumu düşünmemek gerektiğine vurgu yaptı.

Beyin sisi tedavisi altta yatan nedenin tedavisinden geçiyor 

Beyin sisi tedavisi için altta yatan hastalığın bulunması gerektiğini yineleyen Prof. Dr. Barış Metin, “Beyin sisi şikayeti bulunan hastalar uzman hekimlere başvurduğunda çoğunlukla hekimler altta yatan nedeni anlayabiliyor. Çoğunlukla beyin sisi şikayetinin altından depresyon, anksiyete bozuklukları, uyku bozuklukları, bunamaların erken dönem belirtisi gibi hastalıklar çıkıyor. Altta yatan hastalık tespit edildikten sonra, bu hastalığa yönelik kişiye özel bir tedavi planlamak gerekiyor.” dedi.

Beyin sisi şikayetini önlemek için önerilerde de bulunan Prof. Dr. Barış Metin, sözlerini şöyle tamamladı:

“Düzenli uyku çok önemli. Uyku bozukluğu problemi varsa mutlaka tedavi edilmeli. Herhangi bir vitamin eksikliği tespit edilmesi halinde ona yönelik tedavi planlanmalı. Bünyeyi yormadan düzenli egzersiz yapılmalı. Stres hayatımızın bir parçası, stressiz bir yaşam mümkün değil. Ancak aşırı stresten kaçınmak gerekir. Yoğun kaygılarınız varsa, kendinizi hiçbir şeyden keyif almıyormuş gibi hissediyorsanız bir uzmandan destek alınması gerekir. Bu tip rahatsızlıklar zihinsel kapasiteyi de etkiler.”

Kaynak: (BYZHA) Beyaz Haber Ajansı

Beyin sisi farklı hastalıkların belirtisi olabilir! Depresyon, anksiyete, uykusuzluk ve bunama beyin sisi ile belirti verebiliyor! yazısı ilk önce Kocaeli Basın üzerinde ortaya çıktı.]]>
Akışı bozan duraklamalar, tekrarlar ve uzatmalar kekemelik belirtisi olabilir! https://kocaelibasin.com.tr/akisi-bozan-duraklamalar-tekrarlar-ve-uzatmalar-kekemelik-belirtisi-olabilir/ Thu, 21 Nov 2024 13:00:02 +0000 https://kocaelibasin.com.tr/akisi-bozan-duraklamalar-tekrarlar-ve-uzatmalar-kekemelik-belirtisi-olabilir/ Kekemeliğin konuşmanın akıcılığının bozulması ile karakterize olan bir konuşma bozukluğu olduğunu belirten uzmanlar, 2 ila 7 yaşları arasında görünür hale geldiğini söylüyor.

Akışı bozan duraklamalar, tekrarlar ve uzatmalar kekemelik belirtisi olabilir! yazısı ilk önce Kocaeli Basın üzerinde ortaya çıktı.]]>
Kekemeliğin konuşmanın akıcılığının bozulması ile karakterize olan bir konuşma bozukluğu olduğunu belirten uzmanlar, 2 ila 7 yaşları arasında görünür hale geldiğini söylüyor.

Kekemeliğin kesin nedenlerinin tam olarak bilinmediğini aktaran Dil ve Konuşma Terapisti Hazel Ezgi Dündar, “Kekemelikte genetik, nörolojik ve çevresel faktörlerin etkili olduğu düşünülüyor. Cümle üretimleri başladığında çocukların konuşmalarındaki akışı bozan duraklamalar, tekrarlar ve uzatmalar kekemeliğin belirtileri olabilir.” dedi. Dil ve konuşma terapisinin, kekemeliğin yönetilmesinde oldukça etkili bir yöntem olduğuna dikkat çeken Hazel Ezgi Dündar, kekeme bireylerin yakınlarına da iletişim sürecinde sabırlı olmalarını önerdi ve kekemeliği değil mesajı anlamaya çalışmanın önemini vurguladı.

Üsküdar Üniversitesi NP Feneryolu Tıp Merkezi Uzman Dil ve Konuşma Terapisti Hazel Ezgi Dündar, kekemelik hakkında bilgi verdi ve ailelere önerilerde bulundu.

Kekemelik kişinin kendini ifade etmesini ve sosyalleşmesini zorlaştırabilir

Konuşmanın akıcılığının bozulması ile karakterize olan bir dil ve konuşma bozuklu olan kekemeliğin genellikle ses, hece veya kelimelerin tekrar edilmesi, uzatılması veya aralarında duraklamalar olması şeklinde kendini gösterdiğini dile getiren Dil ve Konuşma Terapisti Hazel Ezgi Dündar, “Bu durum, kişinin kendini ifade etmesini, sosyalleşmesini ve günlük hayatını zorlaştırabilir.” dedi.

Kekemeliğin nörogelişimsel bir farklılık olduğunu vurgulayan Hazel Ezgi Dündar, “Görünür hale gelmesi genellikle 2 ila 7 yaşları arasında dil gelişimi sürecinde olur. Cümle üretimleri başladığında çocukların konuşmalarındaki akışı bozan duraklamalar, tekrarlar ve uzatmalar kekemeliğin belirtileri olabilir.” açıklamasını yaptı.

Kekemeliği olan bir kişiye karşı sabırlı olunmalı…

Kekemeliğin kesin nedenlerinin tam olarak bilinmediğini aktaran Dil ve Konuşma Terapisti Hazel Ezgi Dündar, “Kekemelikte genetik, nörolojik ve çevresel faktörlerin etkili olduğu düşünülüyor. Kekemelik aniden ortaya çıkmaz fakat çevresel stres, travma veya ani dil gelişimi gibi durumlarda görünürlüğü artabilir.” dedi.

Dil ve konuşma terapisinin, kekemeliğin yönetilmesinde oldukça etkili bir yöntem olduğuna dikkat çeken Hazel Ezgi Dündar, şunları söyledi:

“Kişinin ve kekemeliğin özellikleri dikkate alınarak belirlenen doğru terapi yöntemleri ile kişiye kekemelikle başa çıkma becerilerini geliştirmeye yönelik stratejiler sunulur ve iletişimde rahatlaması sağlanır.

Kekeme bireylerin aileleri ve yakınları da onlarla iletişim kurarken dikkatli davranmalı. Kekemeliği olan bir çocuğa sabırlı ve destekleyici bir tutumla yaklaşılmalı. Konuşurken acele ettirilmemeli ve ne söylemek istediği sabırla beklenmeli. İyi niyetle yardım amaçlı söylenen ‘nefes al, yavaş konuş’ gibi ifadeler genellikle zaman baskısı ve stres yaratabilir, bu nedenle bu tür yorumlardan kaçınılmalı. Kişiye ve söylediklerine odaklanmak, kekemeliği değil mesajı anlamaya çalışmak önemlidir.”

Kekemelik akademik performansı dolaylı olarak etkileyebilir!

Kekemeliğin, bireyin öğrenme kapasitesini doğrudan etkilemediğine değinen Dil ve Konuşma Terapisti Hazel Ezgi Dündar, “Ancak örneğin sınıf ortamında kendini ifade etmede zorluklar yaşanabileceğinden ya da bu zorluklardan kaçınmak istemek sebebiyle sahip olunan potansiyel sergilenemeyeceğinden akademik performansı dolaylı olarak etkileyebilir.” dedi.

Kişinin konuşmasına değil, kendisine odaklanılmalı 

Etrafında kekemelik rahatsızlığı yaşayan kişilere de önerilerde bulunan Dil ve Konuşma Terapisti Hazel Ezgi Dündar, sözlerini şöyle tamamladı:

“Her birimizin farklılıkları olduğu göz önünde bulundurularak kekemelik yaşayan bireylere de gerekli saygı ve anlayışla yaklaşılmalı. Onları yargılamadan dinlemek, konuşmaları üzerinde baskı kurmamak ve olumlu iletişim ortamları yaratmak önemli. Bu noktada pek çok özellik, kıymet ve potansiyel barındıran bir kişinin yalnızca konuşmasındaki kekemeliğe odaklanmanın doğru olmadığı, odağımızın kişinin kendisi olması gerektiği unutulmamalı.”

Kaynak: (BYZHA) Beyaz Haber Ajansı

Akışı bozan duraklamalar, tekrarlar ve uzatmalar kekemelik belirtisi olabilir! yazısı ilk önce Kocaeli Basın üzerinde ortaya çıktı.]]>
Kalp hastalıklarının 11 belirtisi https://kocaelibasin.com.tr/kalp-hastaliklarinin-11-belirtisi/ Fri, 01 Nov 2024 10:30:37 +0000 https://kocaelibasin.com.tr/kalp-hastaliklarinin-11-belirtisi/ Kalp hastalıklarının dünyadaki en yaygın ölüm nedenlerini oluşturduğu biliniyor.

Kalp hastalıklarının 11 belirtisi yazısı ilk önce Kocaeli Basın üzerinde ortaya çıktı.]]>
Kalp hastalıklarının dünyadaki en yaygın ölüm nedenlerini oluşturduğu biliniyor. Bu rahatsızlıkların belirtilerinin yakından tanınması ve zamanında müdahale refleksi sayesinde, meydana gelebilecek ciddi komplikasyonların önlenebildiğini belirten Anadolu Sağlık Merkezi Hastanesi İç Hastalıkları ve Kardiyoloji Uzmanı Prof. Dr. Nevrez Koylan, “Kalp hastalıklarının belirtileri arasında göğüs ağrısı, nefes darlığı, çarpıntı, baş dönmesi ve bayılma, şişlik, yorgunluk, terleme, mide bulantısı ve kusma, çene veya sırt ağrısı, egzersiz toleransında azalma ve hızlı veya düzensiz nabız gibi semptomlar bulunabilir. Kişide bu belirtilerden biri bile varsa göz ardı etmeden doktora başvurması hayati” dedi.

 

Kalp hastalıklarının ne kadar iyi tanınırsa, önlenmelerinin de o kadar kolaylaşacağını paylaşan Anadolu Sağlık Merkezi Hastanesi İç Hastalıkları ve Kardiyoloji Uzmanı Prof. Dr. Nevrez Koylan, kalple ilgili ihmal edilmemesi gereken 11 belirtiyi paylaştı:

 

Göğüs ağrısı: Göğüs ağrısı, kalp krizinin en bilinen belirtisi. Göğsün ortasında veya sol tarafında sıkışma, baskı veya ağrı hissi olarak tanımlanabilir. Bu ağrı, sol kola, çeneye veya sırta yayılabilir. Göğüs ağrısı genellikle kalbe giden kan akışının azalması veya tamamen kesilmesi nedeniyle ortaya çıkar. Bu durum, acil tıbbi müdahale gerektirir.

 

Nefes darlığı: Nefes darlığı, özellikle efor sırasında veya dinlenme halinde ortaya çıkabilir. Bu belirti, kalbin yeterince kan pompalayamaması nedeniyle akciğerlerde sıvı birikmesi sonucu oluşur. Nefes darlığı; kalp yetmezliği veya koroner arter hastalığının bir işareti olabilir. Tedavi edilmezse, durum daha da kötüleşebilir.

 

Çarpıntı: Kalp hastalıklarının belirtileri arasında yer alan çarpıntı; kalp atışlarının hızlı, düzensiz veya güçlü hissedilmesi durumudur. Çarpıntı; anksiyete, fazla kafein ve yoğun egzersiz nedeniyle oluşabilse de, düzensiz kalp ritmi gibi ciddi kalp problemlerinin de belirtisi olabilir. Bu semptom, felç riskini artırabileceği için bir hekim tarafından takibi kritiktir.

 

Baş dönmesi ve bayılma: Ani baş dönmesi veya bayılma, kalbin yeterince kan pompalayamaması nedeniyle beyne yeterli oksijen ulaşmamasından kaynaklanır. Bu belirtiler, kalp kapak hastalıkları, aritmiler veya kalp yetmezliği gibi ciddi kalp sorunlarının işareti olabilir.

 

Soğuk terleme: Aniden başlayan soğuk terleme, kalp krizinin yaygın bir belirtisidir. Bu belirti, vücudun strese veya ağrıya yanıt olarak salgıladığı adrenalin nedeniyle oluşur. Soğuk terleme, acil tıbbi müdahale gerektiren bir kalp krizinin belirtisi olabilir.

 

Ödem: Bu belirti; ayak bilekleri, bacaklar veya karın bölgesinde vücudun sıvı tutması nedeniyle ortaya çıkar. Kalp yetmezliği, böbrek fonksiyon bozuklukları veya damar tıkanıklıkları nedeniyle oluşabilir. Tedavi edilmezse, durum ciddi komplikasyonlara yol açabilir.

 

Yorgunluk: Kalp hastalıklarının belirtilerinden biri olan sürekli yorgunluk ve halsizlik hissi, kalbin yeterince kan pompalayamaması nedeniyle dokulara yeterli oksijenin ulaşamamasından kaynaklanabilir. Yorgunluk; kalp yetmezliği veya koroner arter hastalığının bir işareti olabilir. Bu belirti günlük basit aktiviteleri bile zorlaştırabilir.

 

Mide bulantısı ve kusma: Mide bulantısı ve kusma, özellikle kadınlarda kalp krizinin yaygın belirtilerinden biridir. Sindirim sistemi problemleriyle karıştırılabilse de, bu belirtiler kalp krizinin genellikle erken evrelerinde ortaya çıktığı için kaynağının detaylıca araştırılması çok önemlidir.

 

Çene veya sırt ağrısı: Çene veya sırt ağrısı, kalp krizinin atipik belirtilerindendir. Bu ağrılar, göğüs ağrısı olmadan da ortaya çıkabilir ve özellikle kadınlarda yaygındır. Çene veya sırt ağrısı, özellikle diğer kalp krizi belirtileriyle birlikte görülüyorsa, acil tıbbi müdahale gerektirir.

 

Egzersiz toleransında azalma: Daha önce rahatça yapabildiğiniz egzersizleri yapmakta zorlanıyorsanız veya egzersiz sırasında aşırı yorgunluk hissediyorsanız, bu durum kalbin yeterince kan pompalayamaması anlamına geldiği için altta yatan bir kalp rahatsızlığına işaret edebilir.

 

Hızlı veya düzensiz nabız: Hızlı veya düzensiz nabız, kalp ritim bozukluklarının bir işareti olabilir. Bu durum, kalp atışlarının hızlanması veya yavaşlaması şeklinde ortaya çıkar. Aritmiler, felç veya kalp yetmezliği gibi ciddi sağlık sorunlarına yol açabilir. Hızlı teşhis ve tedavi, komplikasyonları önlemek açısından hayatidir.

Kaynak: (BYZHA) Beyaz Haber Ajansı

Kalp hastalıklarının 11 belirtisi yazısı ilk önce Kocaeli Basın üzerinde ortaya çıktı.]]>
Testosteron düşüklüğünün 10 belirtisi https://kocaelibasin.com.tr/testosteron-dusuklugunun-10-belirtisi/ Wed, 16 Oct 2024 10:30:07 +0000 https://kocaelibasin.com.tr/testosteron-dusuklugunun-10-belirtisi/ Erkeklerde birincil cinsiyet hormonu olan testosteron, kas kütlesi, kemik yoğunluğu, kırmızı kan hücreleri üretimi ve cinsel işlevler gibi birçok fizyolojik süreçte yer alıyor.

Testosteron düşüklüğünün 10 belirtisi yazısı ilk önce Kocaeli Basın üzerinde ortaya çıktı.]]>
Erkeklerde birincil cinsiyet hormonu olan testosteron, kas kütlesi, kemik yoğunluğu, kırmızı kan hücreleri üretimi ve cinsel işlevler gibi birçok fizyolojik süreçte yer alıyor. Bu sebeple testosteron seviyesinin düşmesinin çeşitli sağlık sorunlarına yol açabildiğini belirten Anadolu Sağlık Merkezi Hastanesi İç Hastalıkları ve Kardiyoloji Uzmanı Prof. Dr. Nevrez Koylan, “Testosteron düşüklüğü genellikle yaşla birlikte artsa da bazen genç yaşlarda da ortaya çıkabilir” dedi.

Testosteron düşüklüğü belirtilerini paylaşan Prof. Dr. Koylan, şüphesi olan kişilerin doktora başvurmasının önemine vurgu yaptı.

1. Cinsel istekte azalma

Testosteron, cinsel dürtü veya libido üzerinde doğrudan bir etkiye sahip. Testosteron seviyelerindeki düşüş, cinsel istek azalmasına neden olabilir. Araştırmalar, testosteron replasman tedavisinin düşük libido yaşayan erkeklerde cinsel isteği artırabildiğini gösteriyor.

 

2. Sertleşme sorunları

Testosteron, ereksiyonların elde edilmesi ve sürdürülmesinde kritik bir rol oynar. Düşük testosteron seviyeleri sertleşme sorununa yol açabilir. 

 

3. Kas kütlesinde azalma

Testosteron, kas büyümesi ve gücünde önemli bir faktör. Testosteron eksikliği, kas kütlesinde azalma ve kas gücünde düşüş ile ilişkilendiriliyor. Bir araştırma, testosteron replasmanının kas kütlesini ve gücünü artırabileceğini gösteriyor.

 

4. Vücut yağında artış

Testosteron, yağ dağılımını düzenler. Düşük testosteron seviyeleri, vücut yağının özellikle abdominal bölgede artmasına yol açabilir. Bu durum, insülin direnci ve metabolik sendrom riskini artırabilir.

 

5. Kemik yoğunluğunda azalma

Testosteron, kemik yoğunluğunu korumada önemli bir rol oynar. Düşük testosteron seviyeleri, osteoporoz yani kemik erimesi ve kırık riskinde artışa neden olabilir. Kemik yoğunluğundaki bu azalma, yaşlı erkeklerde daha belirgin hale gelir.

 

 6. Yorgunluk ve enerji eksikliği

Düşük testosteron seviyeleri, sürekli yorgunluk ve enerji eksikliği hissine yol açabilir. Çeşitli çalışmalar, düşük testosteron seviyelerinin yorgunluk ve depresyon belirtileri ile ilişkili olduğunu gösteriyor.

 

7. Ruh halinde kötüleşme ve depresyon

Testosteron seviyelerinin düşmesi, ruh hali değişikliklerine ve depresyona neden olabilir. Araştırmalar, testosteron replasmanının bazı erkeklerde depresyon belirtilerini hafifletebileceğini öne sürüyor.

 

8. Zihinsel keskinlikte azalma

Testosteron, bilişsel işlevler üzerinde de etkiye sahip. Düşük testosteron seviyeleri, konsantrasyon güçlüğü, hafıza problemleri ve azalmış zihinsel keskinlik ile ilişkilendiriliyor. Testosteron tedavisinin bilişsel işlevleri iyileştirebileceğine dair bazı kanıtlar da var.

 

9. Kan hacminde azalma ve anemi

Testosteron, kırmızı kan hücrelerinin üretimini uyarır. Düşük testosteron seviyeleri, düşük kan hacmi ve anemiye yol açabilir. Bu durum, genellikle yorgunluk ve düşük enerji seviyeleri ile ilişkilidir.

 

10. Vücut kıllanmasında azalma

Testosteron, vücut kıllanmasının düzenlenmesinde rol oynar. Düşük testosteron seviyeleri, vücut ve yüz kıllarının azalmasına yol açabilir. Bu durum, hormonal dengesizliklerin bir işareti olabilir.

 

Kaynak: (BYZHA) Beyaz Haber Ajansı

Testosteron düşüklüğünün 10 belirtisi yazısı ilk önce Kocaeli Basın üzerinde ortaya çıktı.]]>