?>
?>
| BİLGİ öğrencilerinden sanal gerçeklik destekli dil öğrenme uygulaması: Linviva
İstanbul Bilgi Üniversitesi Bilgisayar Mühendisliği Bölümü öğrencileri Muhammet Emir Başoğul, Onur Gök ve Medet Ali Halı yabancı dil öğrenmek isteyenler için sanal ortamda pratik yapma imkânı sunan 3D Sanal Gerçeklik (VR) ve Artırılmış Gerçeklik (AR) destekli bir dil öğrenme uygulaması geliştirdi. “Linviva” adı verilen uygulama, yapay zekâ ile güçlendirilmiş sanal karakterler aracılığıyla kullanıcıların gramer ve telaffuz hatalarını analiz edip öneriler sunarken dil öğrenme sürecini daha etkili ve eğlenceli hale getiriyor.
Günümüzün hızla gelişen dijital dünyasında, dil öğrenme teknikleri de teknolojinin sunduğu yeni olanaklarla dönüşüm geçiriyor. İstanbul Bilgi Üniversitesi Bilgisayar Mühendisliği Bölümü öğrencileri Muhammet Emir Başoğul, Onur Gök ve Medet Ali Halı tarafından geliştirilen “Linviva” dil öğreniminde bu dönüşümün bir parçası olarak dikkat çekiyor. BİLGİ Bilgisayar Mühendisliği Bölümü öğretim üyesi Doç. Dr. Tuğba Dalyan’ın danışmanlığında hayata geçirilen proje, 3D Sanal Gerçeklik (VR) ve Artırılmış Gerçeklik (AR) teknolojileri ile kullanıcıların yapay zekâ destekli sanal karakterlerle etkileşim kurarak dil becerilerini geliştirebilmeyi amaçlıyor.
Kullanıcılar sanal dünyada dil öğrenebiliyor Dil öğrenme süreçlerine AR ve VR ile yenilik getiren “Linviva” kullanıcıların sanal ortamlarda hem hareket edebildiği hem de nesneleri elleriyle tutup etkileşimde bulunabildiği eşsiz bir dil öğrenme deneyimi sunuyor. Kullanıcılar, bu sanal dünyada bir kafe veya tren istasyonu gibi alanlarda bulunarak yabancı bir dile gerçek hayatta maruz kalıyormuş gibi pratik yapabiliyor. Uygulamada, yapay zekâ destekli sanal karakterlerle sohbet ederken kullanıcıların gramer ve telaffuz hataları anında analiz edilip doğru kullanım önerileri sunuluyor. Uygulamayı kullanan kullanıcılar, sadece cümle kalıplarını değil, dilin çeşitli ve özgün kullanımlarını da öğrenme şansı buluyor.
Linviva herkes için erişilebilir dil pratiği sunuyor Dil öğrenmenin en etkili yollarından biri olan “maruz kalma” yöntemine dayanan Linviva, yurtdışına gitme imkânı olmayan kullanıcılar için sanal ortamda bu deneyimi yaşatmayı amaçlıyor. Prototipi İngilizce dilinde sunulan Linviva, ilerleyen aşamalarda farklı dillere uyarlanarak herkesin erişimine açılmayı hedefliyor. Kullanıcılar, VR gözlükle veya AR destekli telefon kullanımı ile uygulamayı deneyimleyebiliyor. “Linviva” dil öğrenme süreçlerinde motivasyonu artırmak amacıyla oyunlaştırma özellikleri de içeriyor ve kullanıcılar, sanal karakterlerin görünüşlerini kişiselleştirebiliyor.
|
Kaynak: (BYZHA) Beyaz Haber Ajansı
BİLGİ öğrencilerinden sanal gerçeklik destekli dil öğrenme uygulaması: Linviva yazısı ilk önce Kocaeli Basın üzerinde ortaya çıktı.]]>Üsküdar Üniversitesi NPİSTANBUL Hastanesi Uzman Klinik Psikolog Sena Kalaz Güven, bilgi obezitesi de denilen sürekli bilgi akışına maruz kalmanın etkileri hakkında açıklama yaptı.
Bilgi obezitesi duygusal dengesizliklere neden olabilir!
Bilgi obezitesinin, bireylerin sürekli olarak bilgi akışına maruz kalması ve bu bilgi miktarının yönetilemez hale gelmesi durumunu ifade ettiğini aktaran Uzman Klinik Psikolog Sena Kalaz Güven, “Psikolojik bir perspektiften bakıldığında bu kavram, insanların aşırı bilgiye maruz kaldığında zihinsel olarak olumsuz etkilerle ilişkilidir.” dedi.
Sürekli bilgi bombardımanının, bireylerin dikkatlerini odaklamakta zorlanmalarına, bilgi yığınları arasında kaybolmalarına ve endişe seviyelerinin yükselmesine neden olabileceğine dikkat çeken Güven, “Bu durum, karar verme süreçlerini zorlaştırabilir ve kararların kalitesini düşürebilir. Ayrıca, bilgi yorgunluğu ve bilişsel tükenmişlik gibi psikolojik sorunlara sebep olabilir. Bireyler, sürekli bilgi bombardımanı ile stres, kaygı ve depresyon gibi ruhsal sorunlar yaşayabilir, çünkü bu bilgi yığınları arasında kaybolma hissi, bunaltıcı olabilir. Uzun süreli aşırı bilgi maruziyeti, duygusal dengesizliklere, yüksek stres seviyelerine ve genel yaşam kalitesinde düşüşe neden olabilir.” şeklinde konuştu.
Dijital çağda maruz kaldığımız aşırı bilgi yükü, zihinsel kaynaklarımızı zorlayabiliyor!
Günümüzde dijital platformların, bilgi obezitesine önemli bir katkı sağladığını dile getiren Uzman Klinik Psikolog Sena Kalaz Güven, “İnternet, sosyal medya ve diğer dijital araçlar, sürekli ve hızlı bir bilgi akışı sunuyor. Bu platformlar, kullanıcıları sürekli olarak yeni içeriklerle beslerken, hızla değişen bilgiler arasında gezinmek zorunda bırakıyorlar. Beynimiz, tarihsel olarak sınırlı miktarda bilgi işlemeye uygun şekilde evrimleşmişken, dijital çağda maruz kaldığımız aşırı bilgi yükü, bilişsel yükümüzü artırıyor ve zihinsel kaynaklarımızı zorlayabiliyor. Beynimiz, bu kadar büyük bir bilgi yığınına biyolojik olarak adapte olamayacak kadar sınırlıdır; dolayısıyla dijital dünyanın sürekli bombardımanı, zihin sağlığımız üzerinde uzun vadeli olumsuz etkiler yaratabilir.” açıklamasını yaptı.
Dijital platformlarda geçirilen zaman sınırlandırılmalı…
Bilgi obezitesinden mustarip olan bireylerin, sürekli bir zihinsel yorgunluk, dikkat dağınıklığı ve karar verme güçlüğü gibi belirtiler yaşayabileceklerini vurgulayan Uzman Klinik Psikolog Sena Kalaz Güven, “Ayrıca, bilgi yükü nedeniyle kaygı, stres ve tükenmişlik hissi artabilir. Bireyler, gün boyunca sürekli bilgi tüketme ihtiyacı hissedebilir ve bu da sosyal izolasyon, motivasyon eksiklikleri veya ruh hali değişimlerine yol açabilir.” dedi.
Bilgi tüketimini sağlıklı bir seviyede tutabilmek için öncelikle dijital platformlarda geçirilen zamanın sınırlanması ve sadece ihtiyaç duyulan güvenilir kaynaklardan gelen bilgilerin seçici bir şekilde tüketilmesi gerektiğinin altını çizen Uzman Klinik Psikolog Sena Kalaz Güven, sözlerini şöyle tamamladı:
“Düzenli aralıklarla dijital detoks yapmak, beynin dinlenmesine ve yeniden enerji toplamasına yardımcı olabilir. Ayrıca, bilgiye odaklanmayı sağlamak için belirli saatlerde, belirli konularda bilgi edinmeye odaklanmak ve sürekli gelen bildirimleri kapatarak dikkat dağınıklığını azaltmak faydalı olacaktır. Günlük yaşamda, zihinsel sağlığı korumak amacıyla fiziksel aktiviteler, meditasyon veya derin nefes alma gibi rahatlatıcı teknikler de uygulanabilir. Sosyal medya ve haber platformları gibi bilgi akışının yoğun olduğu alanlardan bilinçli olarak uzak durmak, bireylerin aşırı bilgi yüklemesine karşı kendilerini korumalarına yardımcı olabilir.
Psikolojik destek almak da faydalı olabilir; bir terapist veya danışman, bireylerin stres yönetimi, zaman yönetimi ve zihinsel sağlığı iyileştirme konularında rehberlik sağlayarak, aşırı bilgi yükü ile başa çıkmalarına yardımcı olabilir.”
Kaynak: (BYZHA) Beyaz Haber Ajansı
Bilgi obezitesi zihinsel sağlığı tehdit ediyor! yazısı ilk önce Kocaeli Basın üzerinde ortaya çıktı.]]>
Daha önce oyunculara yönelik bir tehdit olarak tanımlanan bilgi hırsızı Lumma Stealer tespitleri, 2024 yılın ilk yarısından ikinci yarısına yüzde 369 artış gösterdi. Lumma gibi bilgi hırsızları, genellikle sahiplerinin bilgisi olmadan hem tüketici hem de iş sistemlerini rahatsız etmeye devam ettiğinden bu durum önemli bir sorun olarak tanımlanıyor.
Hedefleri arasında kripto para cüzdanları da var
LummaC2 Stealer olarak da bilinen kötü amaçlı yazılım çoğunlukla kripto para cüzdanlarını, kullanıcı kimlik bilgilerini ve iki faktörlü kimlik doğrulama tarayıcı uzantılarını hedef alır ancak tehlikeye atılan makinelerden çeşitli diğer verileri de sızdırmaya çalışır. Lumma Stealer ilk olarak Ağustos 2022’de ortaya çıktı ve hack forumları ve Telegram’da katmanlı bir fiyatlandırma yapısı aracılığıyla satışa sunuldu. Maliyet 250 ila 20.000 dolar arasında değişiyor ve en pahalı katman, alıcıların bilgi hırsızının kaynak koduna erişmesine izin veriyor. Bu da suçluların satıcı olarak hareket etmesini sağlıyor. Lumma hazır bir kötü amaçlı yazılım çözümü olduğundan acemi tehdit aktörleri için paylaşılması daha kolaydır. Kullanım kolaylığı ve işlevlerinin genişliği onu tek başına saldırganlar için cazip bir seçenek haline getirmektedir. Ayrıca fark edilmeden birden fazla vektör aracılığıyla yayılabilmesi onu daha da kullanışlı olmasını sağlıyor.
Bilgi hırısızı yayılmak için her aracı kullanıyor
Lumma Stealer çeşitli dağıtım vektörleri aracılığıyla yayılabilirken bazı yöntemler diğerlerinden daha zekicedir. Ekim 2024’te keşfedilen özellikle sofistike bir kampanya, Lumma Stealer’ı sahte CAPTCHA siteleri aracılığıyla dağıttı ve başarılı bir “doğrulama” sonrasında bilgi hırsızını kurbanın cihazına gönderdi. Lumma Stealer’ın yayılmasını sağlayan diğer yollar arasında ChatGPT veya Vegas Pro gibi popüler açık kaynaklı veya ücretli uygulamaların kırılmış kurulumları yer alıyor. Bilgi hırsızı ayrıca kimlik avı e-postaları veya Discord mesajları yoluyla da yayılabilir, bu da en genç çevrimiçi kullanıcıların bile gelen kutusuna düşme olasılığını artırır. ESET ayrıca Win/Rozena.ADZ enjektörünün Lumma Stealer’ı, çevrimiçi pazarlarda ve yetişkin içerikli web sitelerindeki güvenliği ihlal edilmiş videolar aracılığıyla sunduğu bir kampanya da tespit etti. Aynı şekilde, Windows’un korsan kopyaları için KMS etkinleştiricilerinde de Lumma Stealer tespit edildi. Son olarak Haziran 2024’te ESET Research, popüler Hamster Kombat mobil tıklama oyununun oyuncularının hedef alındığını ve Lumma Stealer içeren kriptoların oyun için yararlı otomasyon araçları kisvesi altında GitHub depolarına gizlendiğini bildirdi.
Diğer önemli bilgi hırsızları arasında, ilk olarak 2016 yılında keşfedilen ve çoğunlukla e-posta kimlik avı yoluyla yayılan Formbook yer almaktadır. Bu bilgi hırsızı pano verilerini, tuş vuruşlarını, ekran görüntülerini ve önbelleğe alınmış tarayıcı verilerini toplar ve daha derin analizi önlemek için gelişmiş gizleme teknikleri kullanır. Ayrıca Polonya, Romanya, Çekya ve Hırvatistan gibi Orta ve Doğu Avrupa ülkelerinde büyük ölçekli ModiLoader ve AceCryptor kampanyalarının bir parçası olarak tespit edilmiştir.
Bilgi hırsızları çok zararlıdır çünkü kısa bir süre için bile olsa kimlik bilgilerinin ele geçirilmesi hem bireyler hem de işletmeler için oldukça yıkıcı olabilir. Bir bilgi hırsızı bir kişinin kimlik bilgilerini, fonlarını veya kimliğini çalmak için yeterli veriyi topladığında bu kişi fonlarını (kripto veya nakit), kişisel hesaplarına erişimini ve daha fazlasını kaybedebilir. Tehlikeye giren işletmeler ağa sızma, veri ihlalleri, gasp ve fidye yazılımı saldırıları gibi maliyetli siber olaylarla karşılaşabilir.
Bilgi hırsızlarının ve benzer tehditlerin cihazlara sızmasını önlemenin yolları
Kaynak: (BYZHA) Beyaz Haber Ajansı
Bilgi hırsızlığı hızla büyüyor yazısı ilk önce Kocaeli Basın üzerinde ortaya çıktı.]]>İstanbul Bilgi Üniversitesi Elektrik-Elektronik Mühendisliği Bölümü öğrencileri Beril Aygül, Sena Ulgaz ve Berkay Yılmaz, BİLGİ Elektrik- Elektronik Mühendisliği Bölümü öğretim üyesi Doç. Dr. Yiğit Dağhan Gökdel’in danışmanlığında solunum yolu hastalıklarının teşhis edilmesine olanak sağlayan “Tek Kullanımlık Kâğıt Tabanlı Piyezodirenç MEMS Akış Algılayıcısı” projesini geliştirdi. Proje, astım ve KOAH gibi kronik solunum yolu hastalıklarının teşhisini hızlı, düşük maliyetli ve enfeksiyon riskini en aza indiren yöntemlerle gerçekleştirme imkânı sunuyor.
Günümüzde kronik solunum yolu hastalıkları, dünya genelinde milyonlarca insanı etkileyen ciddi sağlık sorunları arasında yer alıyor. Özellikle astım ve KOAH gibi rahatsızlıkların erken teşhisi, hastaların yaşam kalitesini artırmak ve tedavi sürecini hızlandırmak açısından büyük önem taşıyor.
Tek kullanımlık ve çevre dostu tasarım
TÜBİTAK 2209-A Üniversite Öğrencileri Araştırma Projeleri Destekleme Programı kapsamında desteklenen proje, solunum yolu hastalıklarının hızlı ve etkili ön tanısını sağlamak amacıyla düşük maliyetli ve çevre dostu bir hava akış sensörüne odaklanıyor. Yalnızca 30 dakikada üretilebilen bu kâğıt bazlı sensör, enfeksiyon riskini en aza indirirken çevresel atıkların önüne geçiyor. Aynı zamanda uygun maliyetiyle düşük gelirli ülkelerde sağlık hizmetlerine erişimi kolaylaştırma potansiyeline sahip olan cihaz, geniş ölçekli biyomedikal uygulamalarda kullanılabilir bir alternatif sunuyor.
Projeyi akciğer fonksiyonlarının ölçen mevcut sistemlerle karşılaştıran Doç. Dr. Yiğit Dağhan Gökdel, “Spirometreler, yalnızca solunum teknisyeni eşliğinde kullanılabilen, taşınamayacak kadar büyük cihazlardır. Ayrıca sık temizlenememeleri, Covid, zatürre ve diğer solunum yolu virüslerinin bulaşma riskini artırmaktadır. Üstelik bu cihazlar oldukça yüksek maliyetlidir. Geliştirdiğimiz tasarımla tüm bu dezavantajları ortadan kaldırmayı amaçladık.” dedi.
Ayrıca Beril Aygül, Sena Ulgaz ve Berkay Yılmaz, Doç. Dr. Yiğit Dağhan Gökdel, Kuter Erdil ve Ömer Gökalp Akcan’ın proje ile ilgili yazdığı makale alanında saygın bir yayın olan Journal of Microelectromechanical Systems dergisinde yer alarak önemli bir akademik başarıya imza attı. Projenin bir sonraki aşamasında klinik testlerin ve sertifikasyon süreçlerinin tamamlanması hedefleniyor.
Kaynak: (BYZHA) Beyaz Haber Ajansı
Solunum yolu hastalıklarının tanısında yenilikçi yöntem: BİLGİ öğrencilerinden düşük maliyetli ve çevre dostu sensör yazısı ilk önce Kocaeli Basın üzerinde ortaya çıktı.]]>Dereceye giren katılımcılara başarı belgesi ve ödüllerini takdim eden Zeytinburnu Belediye Başkanı Ömer Arısoy, Zeytinburnu Belediyesi olarak hayatı daha yaşanılabilir kılmak, hayatı anlamlandırmak için birçok faaliyet yürüttüklerini, sporla ilgili yapılan faaliyetlerin buna iyi bir örnek olduğunu ancak kendilerini en çok heyecanlandıran hususun burada, Kültür ve Sanat Merkezi’nde; kültüre, kitaba, öyküye dair yapılan işlerin olduğunun altını çizdi.
“KİTAPTAN, OKUMAKTAN KOPMAYAN GENÇLERİ İYİ BİR YAŞAM BEKLİYOR”
Kitap okuma yarışmasıyla başlayan bir sürecin 10 yıldır geleneksel olarak düzenlenen büyük bir Öykü Yarışması’na dönmüş olmasından Zeytinburnu Belediyesi olarak gurur duyduklarını söyleyen Başkan Arısoy, “Ömrümün bütün dönemlerinde kitapla, okumayla irtibatını koparmamış bir ağabeyiniz, kardeşiniz olarak kültürün, kitabın, edebiyatın hayatı daha anlamlı mutlu kıldığını yaşayarak bilenlerden biriyim. Burada, Zeytinburnu’nda, kendi ölçeğimizde bir mahfil küçük bir dünya oluşturabildiysek, bundan büyük bir memnuniyet duyacağız. Çünkü ömrünün özellikle çocukluk, gençlik dönemlerinde kitapla, yazmayla irtibat kuran birisinin daha güzel bir hayat yaşayacağına inanıyoruz. Bizim okuyup öğrendiklerimiz bunun ispatı, delilidir.” dedi.
Her yıl olduğu gibi bu yıl da Öykü Yarışması’na olan ilginin yoğun olduğunu kaydeden Başkan Arısoy, “Tıpkı Okuma Yarışması gibi Öykü Yarışmamız da büyük bir mesafe kazandı. Yarışmamıza bu yıl 4. Sınıfları da dâhil ettik. Bir şeyler yazmaya çalışan bir çocuğumuz, gencimiz bundan sonra kitabı başka türlü okuyacak demektir. Başka türlü bir okumaya dönecek demektir ve bu onun hayatını olumlu yönde etkileyecektir. Ben emek veren bütün arkadaşlarıma teşekkür ediyorum. Kıymetli jüri üyelerimize de çok teşekkür ediyorum. Alanında çok iyi isimler bize bu konuda rehberlik ediyorlar, emek veriyorlar.” diye konuştu.
BİLGİ EVLERİ ÖYKÜ YARIŞMASI HAKKINDA
Zeytinburnu Belediyesi, Bilgi Evleri ve Gençlik Merkezi’ne üye olan öğrencileri ve yetişkinleri okuma-yazmaya özendirmek, onların kişisel ve sosyal gelişimlerine destek olmak amacıyla bu yıl Öykü Yarışması’nın 10’uncusunu düzenlendi. Teslim edilen eserler, iki aşamada değerlendirmeye tabi tutuldu. Birinci aşamada eserler, ön seçici kurul tarafından elemeye alınırken ikinci aşama olarak ön elemeden geçen eserler, 7 kişilik seçici kurul tarafından tekrar değerlendirildi. Seçici kurul tarafından yapılan bu değerlendirme esas alınarak her kategoride birincilik, ikincilik, üçüncülük ödüllerinin sahipleri ve teşvike değer görülenler belirlendi. Yarışmanın 1’incisine 40 bin TL, 2’ncisine 30 bin TL, 3’üncüsüne 20 bin TL verilirken, ilk üçe girenler ailelerinden iki kişiyle birlikte 5 gece 6 gün sürecek olan Çanakkale Doğa ve Tarih kampıyla ödüllendirildi. İlk üç dereceye giren eserlerin dışında her kategoriden beşer eser sahibine teşvik olarak 7 bin 500 TL ödül verildi.
Kaynak: (BYZHA) Beyaz Haber Ajansı
Bilgi Evleri 10. Öykü Yarışması’nın Kazananları Belli Oldu yazısı ilk önce Kocaeli Basın üzerinde ortaya çıktı.]]>Umman Yükseköğretim, Bilimsel Araştırmalar ve İnovasyon Bakanlığı, Türkiye’nin Muskat Büyükelçiliği ve Atatürk Kültür, Dil ve Tarih Yüksek Kurumu iş birliğiyle Türkiye-Umman Bilgi Diyaloğu Sempozyumu düzenlendi.
Dil, edebiyat, tarih, uluslararası ilişkiler, sanat, mimari, havacılık, denizcilik, sanayi ve tıp alanlarında akademik, bürokratik, diplomatik ve siyasi tecrübeye sahip Türk akademisyenler ve üniversite rektörleri ile Ummanlı akademisyen ve bürokratları bir araya getiren sempozyum, başkent Muskat’ta gerçekleştirildi.
İki gün boyunca devam eden sempozyumun ilk gününde “Edebiyat, Dil ve Çeviri”, “Türkiye-Umman ilişkileri: Tarihi Köprüler ve Geleceğe Yolculuk” ve “İslam Mimarisi” başlıklı oturumlar gerçekleştirildi.
Sempozyumun ikinci gününde ise, “Tıbbi/Medikal Turizm” ve “Havacılık ve Havalimanı Yönetiminde İnovasyonun Geleceği” başlıkları ele alındı.
Sempozyum sonunda iki ülke üniversiteleri, fakülteleri ve araştırma merkezleri arasında iş birliği fırsatlarını değerlendirmek üzere ikili görüşmeler de gerçekleştirildi.
Programın açılışında konuşan Umman Yükseköğretim, Bilimsel Araştırmalar ve İnovasyon Bakanı Rahma Bint İbrahim Al Mahrooqiye, düzenlenen sempozyum ile iki ülke arasında kültürel, bilimsel ve diğer konulardaki iş birliğinin pekiştirilmesinin amaçlandığını ifade etti.
Türkiye’ye yaptıkları ziyarette, iki ülke kurumları arasında, özellikle bilimsel araştırma alanında iş birliği, yükseköğretimde ortak programların hazırlanması ve inovasyon alanında bilgi paylaşımının artırılması konularında birtakım kararlar alındığını anımsatan Al Mahrooqiye, bu ziyaretler neticesinde bugünkü bilimsel toplantının düzenlendiğini kaydetti.
Al Mahrooqiye, sempozyumda ele alınacak alanlarda yapılacak iş birliklerinin, iki dost ülke arasındaki iş birliğini daha da artıracağını dile getirdi.
Türkiye’nin Muskat Büyükelçisi Prof. Dr. Muhammet Hekimoğlu ise, Türkiye-Umman Bilgi Diyaloğu Sempozyumu’nu “tarihi buluşma” olarak nitelendirdi.
Hekimoğlu, “Bugün, Umman ile Türkiye arasında tarihi dostluk ve kardeşliğin yeniden canlandığı, yeni ufukların karşılıklı saygı ve güvenle açıldığı tarihi bir güne tanıklık ediyoruz” dedi.
İki ülke arasında tarihte ilk defa böyle bir toplantı yapıldığını vurgulayan Hekimoğlu, “Bu da Türkiye ile Umman arasındaki ilişkilerin normal seyrinde ve iyi bir şeklide işlediğinin bir göstergesidir” değerlendirmesinde bulundu.
Atatürk Kültür, Dil ve Tarih Yüksek Kurumu Başkanı, Büyükelçi Prof. Dr. Derya Örs de Türkiye ve Umman arasındaki tarihi bağların, günümüzde stratejik ortaklıklar, ticaret, kültürel diplomasi ve yenilikçi projelerle daha da ileri taşındığını aktardı. Örs, yatırım, ticaret, tarım, sağlık, kültür ve diplomasi gibi alanlarda iki ülke arasında büyük bir potansiyel bulunduğunu kaydetti. Örs, Türk ve Umman üniversiteleri arasında kurulan köprülerin, genç nesillerin ortak bir anlayış geliştirmesine katkı sağlayacağını da dile getirdi.
Türkiye’de Tıp Eğitimi ve Sağlık Hizmetleri
Açış konuşmalarının ardından bilimsel oturumlara geçilirken, Ankara Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Necdet Ünüvar, “Tıbbi/Medikal Turizm” başlıklı oturumda; “Türkiye’de Tıp Eğitimi ve Sağlık Hizmetleri” başlığı altında Türkiye’nin sağlık alanındaki başarı hikayesini anlattı.
Bir ülkenin “Sağlıkta başarılıyım” diyebilmesi için 3 kritere bakmak gerektiğinin altını çizen Ünüvar, bunlardan bir tanesinin temel sağlık göstergeleri, bir diğerinin vatandaşın cebinden çıkan ekstra para ve üçüncüsünün de memnuniyet oranı olduğunu ifade etti.
Temel sağlık göstergelerinde anne ölüm oranı, bebek ölüm oranı ve beklenen yaşam süresinin son derece önemli olduğuna vurgu yapan Ünüvar, Türkiye’nin bu üç temel göstergede de bugün dünyanın en ileri ülkeleri arasında yer aldığını kaydetti. Ünüvar, “Anne ölüm oranını 20 küsur yılda binde 32’den binde 9’a, bebek ölüm oranını yüz binde 64’ten yüz binde 13.5’e, beklenen yaşam süresini de 74’ten 80’e çıkarmayı başarmış bir ülkeyiz. Dolayısıyla Türkiye temel göstergelerde fevkalade başarılı bir ülke” ifadelerini kullandı.
Vatandaşın cebinden sağlık harcamaları için çıkan rakamlara bakıldığında; 2002’de her 100 liranın 21 lirasını vatandaş cebinden harcarken, bugün her 100 liranın 17 lirasını cebinden harcadığını, dolayısıyla burada da bir ilerleme olduğunu belirten Ünüvar, bunun doğal olarak memnuniyet oranlarına da yansıdığını kaydetti. Ünüvar, “Bunun arkasında kim var? Bunun arkasında Cumhurbaşkanımız Sayın Recep Tayyip Erdoğan var ve onun gerçekten sağlığa verdiği önem var” diye konuştu.
Fiziki Yapı, Donanım, İnsan Gücü
Herhangi bir işte başarıyı elde edebilmek için bir üçgeni doğru kurmak gerektiğinin altını çizen Prof. Dr. Necdet Ünüvar, üçgenin bir köşesinde fiziki yapı, bir köşesinde donanım, bir köşesinde de insan gücü bulunduğunu aktardı. Ünüvar, sözlerini şöyle sürdürdü:
“Yani iyi bir binanız olacak, iyi bir donanımınız olacak ve gerçekten nitelikli bir insan gücüne sahip olacaksınız. Bu üçgeni doğru kurmadığınız hiçbir işte başarılı olamazsınız. Türkiye, fiziki yapı noktasında fevkalade önemli değişimler yaşadı. şehir hastaneleri yaptı. Hem fiziki yapıları yeniden gözden geçirdi hem yeni yapılar yaptı ve gerçekten çok ciddi ölçüde yataklarını nitelikli hale getirdi. Şehir hastaneleri hem pandemide hem depremde gerçekten fevkalade işler yaptı. Şu anda Türkiye’nin 20’nin üzerinde vilayetinde şehir hastanesi var. Ve bunlarla biz fiziki yapıyı fevkalade düzelttik ama yeter mi? Yetmez? Aynı zamanda içindeki yoğun bakım ünitelerini de artırmanız gerekiyor, acil sağlık hizmetlerini geliştirmeniz gerekiyor. Acil durumlarda sağlık hizmetine erişimi kolaylaştırmanız lazım. Bunun için de hava, kara, deniz ambulansları hizmete alındı.”
Yoğun bakım ünitelerinde 14 kat, ambulans sayısında da 10 kata yakın artış olduğunu dile getiren Ünüvar, “Türkiye, MR, tomografi gibi aslında sağlık uzmanlarının çok iyi bileceği son derece önemli zengin donanımlara sahip. Aynı zamanda sağlık bilişiminde de fevkalade önemli işler yapıldı. Hastane sağlık bilişim sistemlerinde, geri bildirimlerde, e-nabız sisteminde fevkalade önemli noktadayız. Bununla esasında biz sağlığın o donanım ayağını da gerçekten mükemmel bir şekle getirmiş olduk” değerlendirmesini yaptı.
“Tıp Eğitiminde de Çok Güçlüyüz”
İnsan kaynağının da en önemli husus olduğunu belirten Ünüvar, sağlık personelinin yetişmesindeki en önemli unsurun da üniversiteler olduğuna işaret etti. Türkiye’deki 208 üniversitenin 118’inde tıp fakültesi bulunduğunu aktaran Ünüvar, bu fakültelerden her yıl 18 bin civarında doktorun mezun olduğunu kaydetti.
Diş hekimleri, hemşireler, sağlık çalışanları, hastaneler ve yatak kapasitesi gibi unsurların hepsinin sağlıktaki başarının arkasındaki görünen güçler olduğunu vurgulayan Ünüvar, şunları kaydetti:
“Görünen güçlerin içerisinde Türkiye’nin Cumhuriyet döneminde kurulan ilk üniversitesi olan Ankara Üniversitesi de var. Ve tıpta da son derece güçlü. İki büyük hastanemiz var; İbni Sina ve Cebeci Hastaneleri. 2 bin yatak kapasitesine sahibiz. Çok güçlü bir akademisyen ordumuz var. 512 öğretim üyemiz var. Ayrıca, mükemmel bir diş hastanemiz var. Dünyanın her yerinden, Umman’dan da dahil olmak üzere pek çok kardeşimize de sağlık eğitimi veriyoruz.”
Sağlık Turizmi
Sağlık turizminde Türkiye’nin giderek artan bir popülaritesi ve potansiyeli bulunduğuna da dikkat çeken Ünüvar, “Türkiye, her yıl artan sayıda sağlık turistine hizmet sunuyor ve özellikle dünyanın pek çok yöresinden İngiltere’den Almanya’ya, Suriye’den Irak’a, Umman’dan Suudi Arabistan’a kadar her yerden gelen hastalara pek çok alanda çok ciddi sağlık turizmi hizmeti veriyor” dedi.
Ünüvar, içinde bulunduğumuz coğrafyanın en önemli kelimesinin “merhamet” olduğunu da dile getirerek, sözlerini şu ifadelerle sürdürdü:
“Türkiye, Cumhurbaşkanımız Sayın Recep Tayyip Erdoğan’ın başkanlığında o merhameti sağlık alanında cömertçe sergileyen bir ülke. 14 yıl boyunca milyonlarca Suriyeli kardeşimize sağlık hizmeti verdik. Somali’de, Sudan’da, Nijer’de, Arnavutluk’ta, Kırgızistan’da pek çok hastane yaptık ve açtık. Türkiye bu anlamda hem kuruyor hem de çalışması noktasında ciddi ölçüde insan kaynağını seferber ediyor. Bunlarla Türkiye gerçekten çok önemli bir hizmeti yerine getiriyor.”
Umman ile Türkiye arasında 2005 yılında imzalanmış bir protokol bulunduğuna da dikkat çeken Ünüvar, Ummanlıların bu protokol çerçevesinde Türkiye’ye gelerek sağlık hizmeti aldığını kaydetti.
Ünüvar, düzenlenen bu sempozyumun da Türkiye ile Umman arasındaki başta sağlık olmak üzere her alanda güçlü ilişkilere kapı açacağına inandığını sözlerine ekledi.
Sempozyuma; Gazi Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Uğur Ünal, Ankara Sosyal Bilimler Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Musa Kazım Arıcan, Kırıkkale Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Ersan Aslan, Alanya Alaattin Keykubat Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Kenan Ahmet Türkdoğan ve Türk Dil Kurumu Başkanı Prof. Dr. Osman Mert ile çok sayıda akademisyen ve davetli katıldı.
Kaynak: (BYZHA) Beyaz Haber Ajansı
Rektör Ünüvar, Türkiye-Umman Bilgi Diyaloğu Sempozyumu’nda Türkiye’nin Sağlıktaki Başarı Hikayesini Anlattı yazısı ilk önce Kocaeli Basın üzerinde ortaya çıktı.]]>
Karpal Tünel Sendromuna yol açan risk faktörleri arasında; uzun süreli ve aralıksız el bileği bükülü pozisyonda bilgisayar ve klavye kullanımı, çalgı çalmak gibi tekrarlayan el ve el bilek hareketleri, şişmanlık, hamilelikte sıvı tutulumunun yol açtığı ödem, diyabet (şeker hastalığı), hipotiroidi gibi hormonal bozukluklar ve romatoid artrit gibi enflamasyon ile seyreden hastalıklar önemli rol oynuyor. Hastalık ayrıca karpal kanal içinde yer alan gangliyon kisti gibi tümoral yapıların basısı ya da kötü kaynamış el bilek kırıkları sonrası da görülebiliyor.
Prof. Dr. Kahraman Öztürk hastalığın başlıca belirtilerini şöyle açıklıyor: “Başlangıçta hafif dokunma ve basınç duyularında kayıplar gözlenir. Hastaların en belirgin şikayetleri; baş parmak, işaret ve orta parmak ile yüzük parmağın dış yarısında kısmi ya da tam duyu kaybı, başparmak kas bölgesinde erime, elde terleme bozukluğu ve gece ellerinde sızlama ve uyuşma ile uykudan uyanmadır. ‘Gece uykudan uyanıyorum ve elimi nereye koyacağımı şaşırıyorum’, ‘eşyaları düşürüyorum’ gibi şikayetlerle başvuruyorlar. Ayrıca topluiğne gibi küçük nesneleri kavrama ve tutmada güçlük çektiklerini ve anahtarı tutamadıklarını, omuzlarına yayılabilen ağrının da yaşam kalitelerini düşürdüğünü belirtiyorlar.”
Başlangıçta elde duyu azalması şikayetleri ile kendini gösteren Karpal Tünel Sendromu’nun erken evrelerinde median sinirin dağılım bölgesinde ağrı, uyuşma ve karıncalanma şikayetleri olduğunu belirten Prof. Dr. Öztürk “Sürecin son aşamasında ise; sinir üzerine artan bası sonucu başparmak tenar kas grubunda erime ile kas gücü ve el becerisi kaybı meydana gelebilir. Gece yarısı parmaklarında sızlama ile uyanan hastalar eldeki ağrı ve uyuşmanın geçmesi için ellerini sallarlar ve ellerinin pozisyonunu sürekli değiştirme ihtiyacı hissederler” diyor.
El bileğini zorlayan, tekrarlayıcı hareketlerden kaçının. Ellerinizi ve el bileklerinizi zorlamayacak ama güçlendirecek egzersizler yapmak ödemi önleyeceği ve kasları güçlendireceği için koruyucu olacak, şikayetleri de azaltacaktır. Sürekli bilgisayar kullanıyorsanız dik tıklama cihazı (fare) kullanmanız, elinizin bükülü çalışmasını önleyerek şikayetlerinizin ortaya çıkmasını önleyecektir. Müzisyenler ve diş hekimlerinde el bilek ve parmak kullanımının doğru pozisyonda kullanıma modifiye edilmesi de şikayetleri azaltır veya ortadan kaldırır.
Ortopedi ve Travmatoloji Uzmanı Prof. Dr. Kahraman Öztürk erken tanının, tedaviyi kolaylaştırdığını vurgulayarak, tedavinin, hastalığın şiddetine göre şekillendiğini söylüyor. Erken evrede ilaç tedavisi, fizik tedavi ve egzersiz, ortopedik cihazlar ve yaşam tarzı değişiklikleri ile şikayetlerde düzelme olmaması durumunda cerrahi tedaviye başvurduklarını belirten Prof. Dr. Öztürk “Konservatif tedavinin yarar sağlamadığı hastalar ile bulguları ilerleyen ve geç dönemde başvuran ileri evre hastalarında cerrahi tedavi yapılır. Ameliyat sonrası, hastaların bir hafta süre ile el bileği hareketlerini kısıtlaması ve nötral pozisyonda üç hafta gece ateli kullanması önerilir. Hastalar, 3-4 hafta sonunda tüm el ve el bilek aktivitelerine başlaması için teşvik edilir. Başparmak bölgesindeki kasların eridiği ileri evrelerde el becerisini tekrar kazanmak için tendon transferi yapılabilir” diyor.
Kaynak: (BYZHA) Beyaz Haber Ajansı
Karpal Tünel Sendromu Hakkında 5 Kritik Bilgi yazısı ilk önce Kocaeli Basın üzerinde ortaya çıktı.]]>İstanbul Bilgi Üniversitesi Sağlık Bilimleri Fakültesi birinci sınıf öğrencileri ve Sağlık Hizmetleri Meslek Yüksekokulu ikinci sınıf öğrencileri, Kuştepe Kampüsü’nde düzenlenen Beyaz Önlük Giyme Töreni’nde bir araya geldi. Öğrenciler, beyaz önlüklerini giyerek sağlık kariyerlerine anlamlı bir başlangıç yaptı.
Tören, İstanbul Bilgi Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. M. Ege Yazgan, Rektör Yardımcısı Prof. Dr. Gonca Günay, Sağlık Bilimleri Fakültesi Dekanı Prof. Dr. Zeynep Şimşek, Sağlık Hizmetleri Meslek Yüksekokulu Müdürü Dr. Öğr. Üyesi Cem Sezai Başar, akademisyenler ve bini aşkın öğrencinin katılımıyla gerçekleşti.
Törende konuşma yapan İstanbul Bilgi Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. M. Ege Yazgan, “İnsan yaşamı her şeyden daha önemlidir. Beyaz önlük, sağlığa ve insana saygının, sorumluluğun ve mesleki dürüstlüğün simgesidir. Üniversitemizin ‘Okul için değil, yaşam için öğrenmeli’ mottosuna uygun olarak, öğrencilerimizin aldıkları teorik eğitimi yaşamın içinde uygulayarak mesleklerine adım atacaklarına inancımız tamdır. Beyaz önlüklerinizi giyerken duyduğunuz heyecanı ve burada öğrendiğiniz etik değerleri meslek hayatınız boyunca koruyacağınıza inanıyoruz” dedi.
‘Yeni bilgi üretmek ayrıcalıklı bir eğitimi gerektirir’
BİLGİ Sağlık Bilimleri Fakültesi Dekanı Prof. Dr. Zeynep Şimşek, “Sağlık çalışanı olmak, sadece bilgi edinmekle sınırlı kalmaz; bu bilgiyi doğru analiz etmek, uygulamaya dönüştürmek ve sürekli gelişen sağlık sorunlarına karşı yeni bilgiler üretmeyi öğrenmeyi gerektirir. Günümüzde bilgiye erişmek kolay ancak yeni bilgi üretmek ayrıcalıklı bir eğitimi gerektirir. Sizlerin hem mesleki bilgi birikimini hem de insana dokunmanın getirdiği sorumluluğu etik değerlerle harmanlayarak hayata geçireceğinize inancımız tam” ifadelerini kullandı.
İstanbul Bilgi Üniversitesi Rektör Yardımcısı Prof. Dr. Gonca Günay ise, “Sağlık personeli olarak yetişmek zor bir süreç ve bu zorluk meslek hayatınız boyunca devam edecek. Ancak değerli hocalarınızın yol göstericiliğiyle bu yolda başarıyla ilerleyeceksiniz” dedi.
‘Beyaz önlük sade bir kumaş parçasından fazlasını ifade ediyor’
BİLGİ Sağlık Hizmetleri Meslek Yüksekokulu Müdürü Dr. Öğr. Üyesi Cem Sezai Başar, beyaz önlüğün sağlık profesyonelleri için sade bir kumaş parçasından çok daha fazlasını ifade ettiğini belirterek, “Bu önlük mesleki değerleri, bilgi ve beceriyi, temizliği ve sorumluluğu sembolize eder. Geleceğin sağlık profesyonelleri olarak topluma değer katacağınıza inanıyorum” diye konuştu.
Beyaz önlüklerini giyerek mesleğe ilk adımını atan öğrenciler törende duygularını paylaştı. BİLGİ Beslenme ve Diyetetik Bölümü birinci sınıf öğrencisi Gökdeniz Yıldız, “Bugün, hayatımızdaki en anlamlı adımlardan birini attığımıza tanıklık ediyoruz. Beyaz önlüklerimiz, bilime olan bağlılığımızın ve insan sevgimizin bir sembolüdür” derken BİLGİ Hemşirelik Bölümü öğrencisi Medine Ceren Demirci, “Zorlu ama bir o kadar da değerli bir yolculuğa çıktık. Umarım bu yolda en güzel eşlikçilerimiz olan vicdan, merhamet ve empati duygularımızı rehber alır, onlardan hiç ayrılmayız” ifadelerini kullandı.
Türkmenistan’dan eğitim almak için gelen Hemşirelik Bölümü öğrencisi Ayjeren Aylyyeva ise, “İnsanlara yardım etme ve onların hayatına dokunma arzusu benim için bu mesleği cazip kıldı. Sağlık, herkesin temel hakkıdır ve ben bu hakkın savunucusu ve uygulayıcısı olmak istiyorum” dedi.
BİLGİ Sağlık Hizmetleri Meslek Yüksekokulu öğrencileri ise Hediye Kılıç ve Talha Atar konuştu. Kılıç, “Sadece beyaz bir önlük değil, hayallerimizin ve kararlılığımızın sembolü olan bu özel giysiyi gururla taşıyoruz” diye belirtirken Atar, “Beyaz önlük, yalnızca bir sembol değil; topluma liderlik yapma sorumluluğunu taşıdığımızın göstergesidir. Yeni bilgi ve becerilerle donanmış olarak her zorluğun üstesinden geleceğiz” dedi
İstanbul Bilgi Üniversitesi Hakkında:
İstanbul Bilgi Üniversitesi, 1996 yılında “Okul için değil, yaşam için öğrenmeli” mottosuyla Türkiye’de üniversite yaşamına yeni bir soluk getirmek amacıyla kurulmuştur. Bugün 20.000’in üzerinde öğrencisi ve 60.000’i aşkın mezunu bulunmaktadır. İstanbul Bilgi Üniversitesi, Hukuk, İletişim, İşletme, Mimarlık, Mühendislik ve Doğa Bilimleri, Uygulamalı Bilimler, Sağlık Bilimleri ile Sosyal ve Beşerî Bilimler fakültelerinin yanı sıra meslek yüksekokulları ve enstitüleri çatısı altında 150’yi aşkın ön lisans, lisans ve lisansüstü program sunmaktadır. Üniversitenin İstanbul’un merkezinde, santralistanbul, Dolapdere ve Kuştepe olmak üzere üç kampüsü bulunmaktadır.
Kaynak: (BYZHA) Beyaz Haber Ajansı
BİLGİ Sağlık öğrencileri beyaz önlüklerini giyerek mesleğe ilk adımlarını attı yazısı ilk önce Kocaeli Basın üzerinde ortaya çıktı.]]>
Kemer Belediye Başkanı Necati Topaloğlu, Kemer Belediyesi’nde turizmcilerle bir araya geldi. İlçe merkezinde bulunan otel yöneticilerinin katıldığı toplantıda, turizmcilere yapılan tanıtım faaliyetleri hakkında bilgi verildi.
Toplantıda bir konuşma yapan Cansın Efir, özellikle Kemer Belediyesi tarafından tekrar hayata geçirilen VisitKemer projesi hakkında turizmcileri bilgilendirdi.
Efir, Ağustos ayından bu yana son derece aktif bir şekilde paylaşımların yapıldığı VisitKemer sayfasının daha büyük kitlelere hitap etmeye başladığını ifade ederek, şunları söyledi:
“VisitKemer projesine Kemer Belediye Başkanımız Sayın Necati Topaloğlu ciddi bir bütçe ayırdı. Kemer’de yer alan STK’lar da elini taşın altına koydu. Kurumsal bir firma ile anlaştık ve Ağustos ayından itibaren çekimlere başlandı. İçerikler üretiliyor. Sayfa aktif şekilde kullanılmaya başladı. Yayınlanan videolar şu an için tamamen organik olarak 20 bin rakamının üzerine çıkmaya başladı. Rakamları daha yukarıya çekmeyi hedefliyoruz. Onun için de öncelikle mavi tik almak için gerekli başvuru yapıldı. Ocak ayından itibaren sponsorlu reklamlara çıkacağız. Bu sayede erken rezervasyonlara da katkı sağlamayı hedefliyoruz. Ocak ayından itibaren Kemer Belediyesi’nin desteğiyle sponsorlu paylaşımlara başlayacağız. Bu konu hakkında Kemer’e en çok turist gönderen tur operatörlerini ziyaret ederek gerekli bilgilendirmeleri yapmaya devam ediyoruz. Hedefimiz, acentelerin ofislerinde bulunan televizyonlarda ve sosyal medya hesaplarında Kemer’in tanıtım videolarını VisitKemer etiketiyle yayınlamaları.”
Mayıs ayında YouTuber’lar Kemer’de olacak
Mayıs ayında Kemer’e YouTuber’lar geleceğini belirten Efir, “Şu anda görüşmelere başladık. Kendi branşlarında profesyonel olan insanları davet ediyoruz. Örneğin gastronomi ve spor gibi alanlarda uzman olan YouTuber’lar kendi alanlarında çekimler yapacak.” dedi.
Efir ayrıca tur operatörlerinden aldıkları verilere göre erken rezervasyon oranlarının bir önceki seneye kıyasla artışta olduğunu sözlerine ekledi.
Kemer Belediye Başkanı Necati Topaloğlu ise turizm tanıtım çalışmalarını yürüten Cansın Efir ve belediye personeline teşekkür ederek, düzenlenen turizm fuarlarında yaptıkları çalışmalar ve tur operatörleri ile gerçekleştirdikleri birebir görüşmeler hakkında turizmcilere bilgiler verdi.
Kaynak: (BYZHA) Beyaz Haber Ajansı
Turizmcilere tanıtım çalışmaları hakkında bilgi verildi yazısı ilk önce Kocaeli Basın üzerinde ortaya çıktı.]]>Programı başarı ile tamamlayan katılımcılar Université Paris-Dauphine Veri Bilimi Yüksek Lisans diploması almaya hak kazanacak
İstanbul Bilgi Üniversitesi, Université Paris-Dauphine işbirliğiyle BİLGİ Eğitim İş Analitiği ve Veri Bilimi Sertifika Programı’nı hayata geçirdi. Yapay zekâ ve veri bilimi alanında uzmanlaşmak isteyen profesyoneller, lisansüstü öğrencileri ve akademisyenler için hazırlanan program geniş bir müfredatla hem teorik hem de uygulamalı eğitim sunuyor.
Katılımcıların akademik ve pratik düzeyde yetkinliklerini artırmayı hedefleyen programı başarıyla tamamlayan katılımcılar, İstanbul Bilgi Üniversitesi tarafından Eğitim Sertifikası ve Université Paris-Dauphine’den Veri Bilimi Yüksek Lisans diploması almaya hak kazanacak.
Gelişen teknolojilere odaklanan program, yapay zekâ teknolojilerinden büyük veri analitiğine, bulut bilişimden derin öğrenme tekniklerine kadar geniş bir müfredatla katılımcılarına geleceğin yetkinliklerini bugünden kazandırmayı hedefliyor.
Program, dört ana modülden oluşuyor
Program, yapay zekâ ve veri bilimi alanındaki en güncel teknolojiler ve uygulamaları içeren dört ana modülden oluşuyor. İlk modülde, yapay zekâ ve veri sistemlerinin temelleri ele alınarak matematiksel modeller, algoritmalar, SQL veritabanları ve iş analitiği gibi konular işleniyor. İkinci modülde, büyük veri yönetimi, iş zekâsı uygulamaları, makine öğrenmesi ve bulut bilişim teknikleri üzerinden iş verisi analitiği ve karar verme süreçlerine odaklanılıyor. Üçüncü modül, derin öğrenme, doğal dil işleme, üretken yapay zekâ ve öneri sistemleri gibi ileri düzey öğrenme tekniklerini kapsarken bu teknolojilerin nasıl optimize edileceği ele alınıyor. Program, finans, sağlık ve robotik gibi sektörlerdeki vaka çalışmaları ve yapay zekâ projelerine odaklanan son modülle tamamlanıyor. Katılımcılar öğrendiklerini gerçek bir yapay zekâ projesi geliştirerek uygulama olanağı buluyor.
Kaynak: (BYZHA) Beyaz Haber Ajansı
İstanbul Bilgi Üniversitesi ve Université Paris-Dauphine’den Yapay Zekâ ve Veri Bilimi Sertifika Programı yazısı ilk önce Kocaeli Basın üzerinde ortaya çıktı.]]>