?>
?>
350 bin ton ergitme kapasitesi ve entegre üretim altyapısıyla faaliyet gösteren EKU, otomotiv yan sanayisinde üretim gücü ve ihracat performansıyla küresel pazarlardaki konumunu güçlendirmeye devam ediyor.
Türkiye otomotiv yan sanayisinin güçlü temsilcilerinden EKU, yüksek üretim kapasitesi ve global ihracat ağıyla sektörde dikkat çeken şirketler arasında yer alıyor. Avrupa’nın en büyük dökümhanelerinden birine sahip olan şirket, yıllık 350 bin ton ergitme kapasitesi ve entegre üretim altyapısıyla 7 kıtada 100’den fazla ülkeye ihracat gerçekleştiriyor.
EKU, otomotiv sektörüne yönelik fren kampanası ve fren diski üretiminde 60 yılı aşkın deneyimi ile faaliyet gösteriyor. Şirket; dökümden talaşlı imalata, boyamadan ambalajlamaya kadar tüm üretim süreçlerini tek bir entegre yapı içinde yürütüyor. Bu üretim modeli, kalite standardizasyonu, maliyet verimliliği ve teslimat performansı açısından EKU’ya küresel pazarda önemli bir rekabet avantajı sağlıyor.

Üretim altyapısında yüksek otomasyon ve robotik sistemlere yatırım yapan EKU, tam otomatik kalıplama hatları ve robotik üretim hücreleriyle üretim süreçlerinde insan hatasını minimum seviyeye indiriyor. Talaşlı imalat tarafında yıllık 3,5 milyon adet işleme kapasitesine sahip olan şirketin maça üretim hattında ise yıllık 2 milyon adet üretim kapasitesi bulunuyor. Bu üretim ölçeği ve otomasyon seviyesi, hem kalite sürekliliğini hem de sürdürülebilir verimliliği destekleyen önemli unsurlar arasında yer alıyor.
Konuya ilişkin değerlendirmede bulunan EKU Genel Müdürü Doğukan Dudaroğlu, şirketin üretim gücünün ve ihracat performansının küresel rekabet açısından önemli bir konum yarattığını belirterek şunları söyledi:
“EKU olarak bugün 7 kıtada 100’den fazla ülkeye ihracat gerçekleştiriyoruz. Hem OEM hem de aftermarket pazarlarında güçlü bir oyuncu konumundayız. Global müşterilerimiz için yalnızca bir tedarikçi değil, aynı zamanda uzun vadeli bir çözüm ortağı olmayı hedefliyoruz.”
Sürdürülebilir üretim anlayışını stratejik öncelikleri arasında konumlandıran EKU, çevreye duyarlı üretim sistemleri, enerji verimliliği projeleri ve karbon ayak izini azaltmaya yönelik yatırımlarıyla otomotiv sanayisinde sürdürülebilir dönüşüme katkı sağlamayı sürdürüyor.
Önümüzdeki dönemde otomasyon seviyesini daha da artırmayı, dijital üretim sistemlerini güçlendirmeyi ve küresel pazarlardaki payını büyütmeyi hedefleyen EKU, yüksek teknoloji, sürdürülebilir üretim yaklaşımı ve güçlü mühendislik altyapısıyla uluslararası pazarlardaki konumunu daha da ileri taşımayı amaçlıyor.
EKU’dan 7 Kıtaya İhracat: Avrupa’nın En Büyük Dökümhanelerinden Biri yazısı ilk önce Kocaeli Basın üzerinde ortaya çıktı.]]>
Konut sigortasının önemine dair farkındalığı artırmak hedefiyle farklı bütçelere ve ihtiyaçlara göre üç farklı plan dahilinde Yuvam Sigortası’nı müşterileriyle buluşturduklarını söyleyen Gökmen, “Karşılaşabileceğimiz birçok risk ve olasılığa karşı güvence sağlayan Yuvam Sigortası; eko, ekstra ve premium olmak üzere 3 farklı paketten oluşuyor. Cam kırılmasından tesisat sorunlarına, çilingir hizmetinden evcil hayvan asistans hizmetine, zengin teminat içeriğiyle öne çıkan Yuvam Sigortası’ndan hem ev sahipleri hem de kiracılar faydalanabiliyor” dedi.
Antalya’daki konutların sigortalılık oranı yüzde 31 seviyelerinde
Antalya özelinde konut sigortası penetrasyonunun yalnızca yüzde 31 seviyelerinde olduğunu söyleyen Gökmen, “Antalya’da konutların yaklaşık yüzde 70’inin konut sigortası olmadığını görüyoruz. Dolayısıyla ildeki 3 konuttan yalnızca birinin konut sigortası var ve konutların büyük çoğunluğu sigortalanmayı bekliyor. Eko, ekstra ve premium paket seçeneklerimizle müşterilerimizin ihtiyaç duydukları tüm alanlarda özel çözümler üretiyoruz” dedi.
Çevre dostu ev eşyaları da güvence altında!
Çevre dostu özellikleriyle öne çıkan Allianz Yuvam Sigortası; yağmur suyu depolama ünitesi, su sensörü, hareket sensörü, kompost makinesi, voltaj regülatörü ve çöp öğütücü gibi birçok çevre dostu eşyayı da güvence altına alıyor. Evlerin yanı sıra hepimizin yuvası olan dünyamızı da iklim krizinin etkilerine karşı korumak için 2021 yılından bu yana Yuvam Dünya Derneği’nin çatı destekçisi olan Allianz Türkiye, tüm Allianz Yuvam Sigortası sahipleri adına Yuvam Dünya Derneği’ne bağışta bulunuyor.
Kaynak: (BYZHA) Beyaz Haber Ajansı
Antalya’da 3 evden biri konut sigortası sahibi yazısı ilk önce Kocaeli Basın üzerinde ortaya çıktı.]]>ING Türkiye, sürdürülebilirlik stratejisi kapsamında finansal sağlığa katkıda bulunmak amacıyla 2011 yılından bu yana gerçekleştirdiği ve Nielsen iş birliğiyle yenilediği Türkiye’nin Tasarruf Eğilimleri Araştırması’nın 2024 yılı dördüncü çeyrek sonuçlarını açıkladı. 2024 yılı dördüncü çeyrek araştırma sonuçlarına göre, Türkiye’de her iki kişiden biri tasarruf sahibi. Bir önceki çeyreğe benzer şekilde katılımcıların yüzde 54’ü tasarruf sahibi olduğunu ifade ediyor. Eğitim seviyesi arttıkça tasarruf yapma eğilimi de yükseliyor. Ayrıca, evli bireyler bekârlara, çocuk sahibi olanlar da olmayanlara göre daha fazla tasarruf yapıyor. Tasarrufu olmayan yüzde 46 oranında kitlenin içerisinde yakın zamanda tasarruf etmeyi planlayanların oranı geçen dönemle benzer şekilde yüzde 24 seviyesinde.
Tasarruf sahipleri içinde düzenli tasarruf yapanların oranı yüzde 79
Araştırma sonuçlarına göre, tasarruf sahipleri içinde düzenli tasarruf yapanların oranı yüzde 79 ile geçen çeyreğe göre 7 puan artış gösterdi. Düzenli tasarruf yapanların yüzde 30’u gelirlerinin yüzde 10’undan azını, yüzde 45’i ise gelirlerinin yüzde 10 ile 20’si arasındaki bir tutarı tasarrufa ayırabildiğini belirtiyor. Tasarruf motivasyonları incelendiğinde, geleceğe yatırım yüzde 39 oranı ile en önemli neden olarak öne çıkıyor. Bununla birlikte, beklenmedik durumlara karşı güvence ve çocuklar odağındaki birikimlerin bu çeyrekte tasarruf yapma gerekçeleri arasında payını artırdığı görülüyor.
Tasarruf araçlarında yastık altı altın ve nakit ilk sırada yer alıyor
Tasarrufu olanların tasarruf aracı tercihlerinde ise, önceki çeyrekten farklı olarak yüzde 31 oranı ile “yastık altı altın ve değerli taş metal” ile “yastık altı döviz ve TL nakit” ilk sırayı paylaşıyor. Bu araçları yüzde 23 ile “TL Vadeli Hesap” ve yüzde 21 ile “altın, değerli taşlar ve metal hesaplar” takip ediyor. Hisse senetlerinin tercih edilme oranı önceki döneme benzer şekilde yüzde 18 olurken, bireysel emeklilik fonlarının tercih edilme oranı yüzde 12 olarak gerçekleşti. Eğitim seviyesi yükseldikçe yastık altı nakit tercihinin azaldığı görülüyor. Üniversite mezunlarında yastık altı nakit sahipliği yüzde 26 iken ortaokul ve altı seviyesindekilerde bu oran yüzde 44’e yükseliyor. Geçen çeyreğe benzer şekilde tasarrufu olanların getiri beklentileri orta vadeye odaklanırken, genç yaş grupları ile lise ve üzeri eğitim düzeyine sahip olanların daha kısa vadede getiri beklentisi içinde olduğu dikkat çekiyor.
Her iki kişiden biri yatırım ürünleri konusunda bilgili olduğunu aktarıyor
Katılımcıların yüzde 92’si bankacılık hizmeti alırken, son bir ayda internet veya mobil bankacılık hizmeti kullananların oranı ise geçen çeyrek ile benzer şekilde yüzde 89 olarak gerçekleşti. Yatırım ürünleri konusunda bilgili olduklarını ifade edenlerin oranı genel kitlede yüzde 50 iken, bu oran erkeklerde yüzde 57 ile kadınlardan 13 puan daha yüksek. Her zaman ve sıklıkla aylık bütçe takibi yaptığını belirtenlerin oranı yüzde 47 seviyesinde gerçekleşti. Finansal kararlardan tek başına sorumlu olduğunu belirtenlerin oranı yüzde 32 seviyesinde iken, bu oran erkeklerde yüzde 68 ile kadınlardan yaklaşık olarak iki kat daha fazla. Finansal kararlardan başka biriyle birlikte sorumlu olduğunu aktaranların oranı yüzde 37 iken, bu oran kadınlarda yüzde 56 ile erkeklerden iki kat daha yüksek. Araştırmaya göre, finansal durumlarından memnun olduğunu aktaranların oranı yüzde 40 ile geçen çeyrek ile benzer seviyede kalırken, katılımcıların yüzde 62’si finansal sağlıklarını korumak amacıyla harcamalarını kontrol ediyor.
Tuğçe Bora Kılıç: Finansal sağlığı destekleyen hizmetlerimizle müşterilerimizin yanında olmaya devam edeceğiz.
Araştırmanın sonuçlarını değerlendiren ING Türkiye Bireysel Bankacılık Genel Müdür Yardımcısı Tuğçe Bora Kılıç, “Yenilenen araştırmamızla, tasarruf eğilimlerine dair kapsamlı veriler sunarak bireylerin finansal kararlarını daha bilinçli şekilde almasına katkıda bulunmayı amaçlıyoruz. Aynı zamanda farklı ihtiyaçlara hitap eden finansal araçlar geliştirmenin ve bu ürünlere dijitalden kolay bir şekilde erişim sağlanmasının tasarrufu destekleyeceğine inanıyoruz. Bu yaklaşım doğrultusunda, ING Türkiye olarak biz de lider tasarruf bankası olma hedefiyle ilerliyor, avantajlı tasarruf ürünlerimizi dijitalden müşterilerimize sunmayı stratejimizde önceliklendiriyoruz. 2011 yılında bir ilke imza atarak hayata geçirdiğimiz ve geçen sene Bitmeyen Hoş Geldin Faizi yapısı ile yenilediğimiz Turuncu Hesap da bu ürünlerimizden biri. 2 milyonu aşkın müşteriye ulaşan Turuncu Hesap ile müşterilerimize günlük yüksek faizle mevduatlarını değerlendirme ve ihtiyaçları olduğunda vade derdi olmadan birikimlerini kullanma fırsatı sunuyoruz. Bitmeyen Hoş Geldin Faizi yapısıyla birlikte, müşterilerimiz Turuncu Hesap’taki faiz kazançlarını artırmak için farklı bankacılık ürünlerimize de daha çok ilgi gösteriyor. Binlerce Turuncu Hesap sahibi, faiz oranlarını artık kendileri belirleyebiliyor. Bununla birlikte, yatırım fonu dünyamızı zenginleştirmeye devam ediyoruz. ING Mobil’deki son yeniliklerle müşterilerimiz farklı fonların getirilerini tek ekranda karşılaştırabiliyor; fon detay sayfalarında fonların dönemsel performansı, risk seviyesi, varlık dağılımı, işlem bilgilerini incelerken ABD Doları, Euro & Altın ile farklı dönem getirilerini karşılaştırmalı olarak değerlendirebiliyor. Yatırım fonu kararı vermeyi kolaylaştıran bu özelliklerle aynı zamanda müşterilerimizin dijital deneyimini de iyileştiriyoruz. Finansal sağlığı destekleyen ürün ve hizmetlerimizle müşterilerimizin yanında olmaya ve tasarruf eğilimlerine ışık tutan çalışmalarımızla da toplumsal fayda sağlamaya devam edeceğiz” diye aktardı.
Kaynak: (BYZHA) Beyaz Haber Ajansı
Her iki kişiden biri tasarruf sahibi yazısı ilk önce Kocaeli Basın üzerinde ortaya çıktı.]]>Konya Büyükşehir Belediye Başkanı Uğur İbrahim Altay, Sultan Selim Camii’nde teravih namazı sonrası vatandaşlarla bir araya geldi.
Türbeönü Çarşıları ve Bedesten’de de vatandaşlarla selamlaşarak esnafa hayırlı işler dileyen Başkan Altay, Konyalılarla bir araya gelerek, Ramazan’ın huzurunu birlikte paylaşmanın mutluluğunu yaşadıklarını söyledi.
Başkan Altay, Konya’nın manevi ikliminin gönüllere huzur verdiğini belirterek, “Konya, Ramazan’ın en güzel yaşandığı şehirlerden biri. Çarşı, pazar cıvıl cıvıl. İnsanlarımız çocuklarıyla beraber camileri dolduruyor. Ramazan’ın 15’ine geldik, inşallah hayırlısıyla Kadir Gecesi’ne ve Ramazan Bayramı’na da sağlıkla ulaşmayı temenni ediyorum” ifadelerini kullandı.
Kaynak: (BYZHA) Beyaz Haber Ajansı
Başkan Altay: “Konya Ramazan’ın En Güzel Yaşandığı Şehirlerden Biri” yazısı ilk önce Kocaeli Basın üzerinde ortaya çıktı.]]>Köprü ve otoyolların, şehirlerin birbirlerine olan bağlantı ve ulaşım sürelerini oldukça kısalttığını belirten Belediye Başkanı Mesut Ergin, İstanbul 3.5, Bursa 2.5, Balıkesir ve İzmir’den ise 1.5 saatte Ayvalık’a rahatlıkla gelindiğini hatırlattı. Tarihi kent sokakları, mimarisi, kiliseleri, camileri ve ayazmasıyla Ayvalık’ın adeta bir Açıkhava müzesi olduğuna değinen Başkan Mesut Ergin, Dünya’da tarihi kentler arasında Ayvalık’ın çok özel bir konuma sahip olduğunu söyledi.
Ayrıca, Ayvalık’ta 9 ay süreyle meltem esintisine eşlik eden oksijeni bol bahar havasının sağlık turizmini de tetiklediğinin altını çizen Başkan Mesut Ergin, “Zeytinyağlı yemeklerimiz, her sezonda farklı ot çeşitlerimiz ve deniz ürünlerimizle 365 gün turizme hizmet eden kentimizi, uluslararası ve ulusal alanda daha iyi anlatmak ve tanıtmak için fuarda yerimizi alıyoruz. Mübadelen önce Anadolu’nun en önemli ticari ve mimari kentlerinden olan Ayvalık’ı her yönüyle tanıtmak, turizmde sezonu uzatmak en büyük hedefimiz olacaktır. Endüstriyel peyzaj ile UNESCO koruma planı geçici listesinde yer alan Ayvalık’ın kalıcı listeye geçmesi için girişimlerimizi de aralıksız sürdürüyoruz. Dünya’da zeytin ve zeytinyağının nefasetiyle bilinen Ayvalık’ın her yönüyle tanınması için fuarda geniş bir katılımla yerimizi alıyoruz. Kendi işletmesini tanıtmak isteyen her turizmciyi standımıza bekliyoruz. Ayvalıklı işletmelerimizin özel desteklerinin de bulunduğu EMITT’teki standımızda, daha dijital ve interaktif bir tanıtım yapmayı hedefliyoruz” diye konuştu.
Kaynak: (BYZHA) Beyaz Haber Ajansı
Ayvalık, Dünyanın En Büyük Turizm Fuarlarından Biri Olan EMITT 2025’e katılıyor yazısı ilk önce Kocaeli Basın üzerinde ortaya çıktı.]]>Cumhuriyet Caddesi’nde olduğu gibi yol yenileme çalışmalarının kent genelinde süreceğini belirten Aydın Büyükşehir Belediye Başkanı Özlem Çerçioğlu, “Vatandaşlarımıza hizmetlerimizi ulaştırmak için gece gündüz demeden çalışıyoruz. Cumhuriyet Caddesi’nde yaptığımız düzenlemelerle hem yaya hem araç trafiği için daha güvenli ve konforlu bir yol oluşturduk. Vatandaşlarımızın en iyiyi hak ettiğini bilerek projelerimizi hayata geçirmeye devam edeceğiz” ifadelerini kullandı.
Cumhuriyet Caddesi, yenilenen haliyle vatandaşların ve esnafların kullanımına sunuldu.
“Özlem Başkan verdiği sözleri bir bir yapıyor”
Başkan Çerçioğlu’nun çalışmaları ve yatırımları hızla hayata geçirmesinden dolayı memnuniyet duyduklarını ifade eden Mustafa Dirim, “Özlem ablamızın çalışmalarından memnunuz. Sağ olsun başkanımız. Sık sık Umurlu-Dalama yoluna da gidiyorum. Geçen yıl da orası yapıldı. Kaymak gibi oldu. Özlem Başkan verdiği sözleri bir bir yapıyor. Kendisinin çalışmalarını takdir ediyorum. Özlem Başkanımızın her zaman arkasındayız. Kadın başkan bir tane” dedi.
“Çalışmalar hızla tamamlandı”
6 yıldır Cumhuriyet Caddesi’nde üzerinde esnaflık yaptığını belirten Adem Yılmaz, “Caddemiz güzel oldu. Hızlı bir çalışma gerçekleştirildi. Çok da güzel oldu. Tertemiz bir yol. Trafikte güzel işliyor. Bu tür çalışmaların devamını diliyoruz. Esnafın yanında olunması güzel bir şey. Sokaklarımız ne kadar temiz olursa esnaflarda o kadar güzel hizmetler sunabilir.” dedi.
Ulaşımın çok rahatladığını kaydeden cadde esnaflarından Armağan Eken ise “Yollarda laka olayı ortan kalktı. Gayet temiz bir yol oldu. Özlem Çerçioğlu başkanımıza teşekkür ediyorum” diye konuştu.
“Biz de bu kadar kısa sürede tamamlanacağını tahmin etmiyorduk”
Cumhuriyet Caddesi’nde gerçekleştirilen çalışmaların kısa sürede tamamlandığını belirten Leyle Şekerci, “Biz de bu kadar kısa sürede olacağını tahmin etmiyorduk. Teşekkür ederiz. Gerçekten çok iyi oldu. Ses bakımından da çok büyük katkısı oldu. Çok memnunuz. Çok kısa sürede çok güzel bir şekilde yapıldı. Özlem Başkanımıza çok teşekkür ederiz, her şey için” dedi.
“Burada gece gündüz çalışıldı”
Esnaf olarak Cumhuriyet Caddesi’nin yenilenmesinden dolayı çok mutlu olduklarını ifade eden Birol Erel, “Yolumuz yapıldı. Belediyemize çok çok teşekkür ederiz. Herkesin ellerine sağlık. Mükemmel bir şey oldu. Yoldaki lakalar rahatsızlık veriyordu. Şimdi mükemmel bir yol oldu. Buradaki çalışma çok isabetli bir karar oldu. Esnaf olarak çok memnunuz. Özlem Başkanı tebrik ediyoruz. Gece gündüz çalışıldı bu yolda. Ekipler gerçekten harika. Herkes işini bilerek yaptı. Disiplin içinde çok düzgün bir iş yapıldı. Aydın Büyükşehir Belediyesi’ni tebrik ederim” diye konuştu.
Kaynak: (BYZHA) Beyaz Haber Ajansı
Nilüfer Belediyesi Kütüphane Müdürlüğü’nün düzenlediği, Çocuklara Kitap Söyleşileri’nin son konuğu, çocuk kitapları yazarı Burcu Ünsal oldu. Yazar, “Biri Şu Sayıları Toplasın” kitabının fikir aşamasından, son haline kadar olan sürecini minik öğrencilere anlattı.
Uğur Mumcu Sahnesi’nde düzenlenen etkinliğe; Fethiye Şehit Öğretmen Şekip Akın İlkokulu, Görükle Dumlupınar İlkokulu, Nesrin Fuat Bursalı İlkokulu ve Şehit Kara Pilot Yüzbaşı Hakan Tan İlkokulu’ndan 293 öğrenci katıldı. Etkinliğe, Nilüfer Belediye Başkan Yardımcısı Okan Şahin de katıldı.
Yazar Burcu Ünsal aynı gün öğleden sonra da Nilüfer Belediyesi Gezici Kütüphane’nin bulunduğu Güngören İlkokulu’nda da öğrencilerle kitabı üzerine sohbet etti.
Ünsal, kitabın doğuş hikayesini paylaşarak, matematiğin eğlenceli bir ders olabileceğini keşfettiği bir dönemde, bu fikrin ortaya çıktığını söyledi. Burcu Ünsal, “Matematik aslında bir oyun gibi, bulmaca çözmek kadar keyifli. Bu anlayışla yazdığım kitabımda; Çınar, Bünyamin Öğretmen, Refik, Ekrem ve Pınar karakterlerine yer verdim. Kitabın çizim aşamasında, çizerimiz Ezgi Keleş ile büyük bir uyum içinde çalıştık. Özellikle yelekli Refik karakterini çok sevdik” dedi.
Burcu Ünsal, kitabının Çince gibi farklı bir dile de çevrilmiş olmasından duyduğu mutluluğu dile getirirken, minik okurlarıyla olan etkileşiminden büyük keyif aldığını ifade etti.
Etkinlikte konuşan Nilüfer Belediye Başkan Yardımcısı Okan Şahin ise çocukların kitapla buluşmasından duyduğu memnuniyeti dile getirerek, “Çocuklarımızın, kütüphanelerimizi daha fazla ziyaret etmesini istiyoruz. Oralarda da sizleri görmek, bizim için büyük mutluluk olacaktır” dedi. Şahin konuşmasının ardından, yazar Burcu Ünsal’a teşekkür plaketi de takdim etti.
Öğrencilerin sorularını da yanıtlayan Burcu Ünsal, minikler için kitaplarını da imzaladı.
Kaynak: (BYZHA) Beyaz Haber Ajansı
Minik okurlar “Biri Şu Sayıları Toplasın” ile matematiği sevdi yazısı ilk önce Kocaeli Basın üzerinde ortaya çıktı.]]>
Günlük yaşamda sıkça karşılaşılan hazımsızlık, iştah kaybı veya mide ekşimesi gibi şikayetler, genellikle yanlış beslenme veya stresin sonucu olarak düşünülüp önemsenmeyebiliyor. Yeditepe Üniversitesi Kozyatağı Hastanesi Gastroenteroloji Uzmanı Prof. Dr. Meltem Ergün, masum gibi görünen bu şikayetlerin mide kanserinin ilk işaretleri olabileceğini hatırlattı.
Dünyada en sık görülen dördüncü kanser türü olan mide kanserinin belirtilerinin farklı gastrointestinal sorunlarla benzerlik göstermesinin de geç fark edilmesinin önemli bir nedeni olduğunu belirten Prof. Dr. Ergün, sözlerine şöyle devam etti: “Mide kanseri, bağırsak kanserinden sonra en sık görülen gastrointestinal kanser türüdür. Geç fark edilmesinden dolayı genellikle ileri evrede tanı konulabiliyor. Ancak biz erken tanıyla tümörün karın içindeki diğer organlara yayılmadan tedaviye başlanmasını istiyoruz. Bu sayede hastanın yaşam beklentisi de artıyor. Geç tanıda ne yazık ki çok iyi sonuçlar alınamıyor.”
GELİŞMEKTE OLAN ÜLKELERDE RİSK DAHA YÜKSEK
“Helicobacter pylori enfeksiyonunun mide kanseri üzerindeki etkisine dikkat çekilmeli, bu bakterinin önlenebilir bir faktör olduğu ve erken teşhisle mide kanseri riskinin azaltılabileceği unutulmamalıdır.” diyen Prof. Dr. Ergün, sözlerine şöyle devam etti: “Helicobacter pylori, mide kanserinde önemli bir rol oynayan ve dünya genelinde yaygın olan bir bakteri. Gelişmekte olan ülkelerde nüfusun yüzde 70-80’inde bu bakteri görülürken, gelişmiş ülkelerde oran yüzde 10-30 arasında değişmektedir. Bu durum, gelişmekte olan ülkelerde mide kanseri riskinin daha yüksek olmasına neden olmaktadır.”
BESLENME ALIŞKANLIKLARIYLA DA YAKIN İLİŞKİSİ VAR
Mide kanserinin beslenme alışkanlıklarıyla da yakından ilgili olduğunu hatırlatan Prof. Dr. Ergün, Türkiye’de sıklığının nispeten daha az olmakla birlikte, özellikle Doğu ve Güneydoğu Anadolu bölgelerinde beslenme ve yaşam alışkanlıklarına bağlı olarak mide kanserinin daha sık gözlendiğini belirterek “Sigara kullanımı, çok sıcak çay içmek ve tütün ürünleri çiğnemek, yemek borusu kanserleri ile mide kanserlerinin oranlarını artırıyor. Ayrıca, yemek yeme alışkanlıkları da büyük önem taşıyor. Yağlı, hamur işi ve et ağırlıklı beslenmek, mide ve bağırsak tümörleri için önemli bir risk faktörü. Bu nedenle, genç yaşta gelişen tümörler daha çok Doğu ve Güneydoğu kökenli bireylerde görülmektedir” dedi.
AİLESİNDE MİDE, KALIN BAĞIRSAK KANSERİ OLANLAR TARAMALARA DAHA ERKEN BAŞLAMALI
Mide kanserine neden olan etkenlerin başında Helicobacter bakterisinin geldiğini vurgulayan Prof. Dr. Meltem Ergün, “Toplumda bu denli yaygın olmakla birlikte, neyse ki aynı oranda mide kanseri görülmüyor. Çünkü hastalığın ortaya çıkmasında diyet ve beslenme faktörleri de önemli bir rol oynuyor. Dolayısıyla, ailede mide kanseri öyküsü yoksa ve sağlıklı besleniliyorsa, bu konuda nispeten daha şanşlıyız demektir. Ancak özellikle ailesinde kalın bağırsak, pankreas ve mide kanseri olanların taramalara daha erken başlaması gerekir.”
“ANİDEN ORTAYA ÇIKAN MİDE ŞİKAYETİ ALARM VERİCİDİR”
Mide kanseri için beslenme alışkanlıkları, Helicobacter mikrobunun varlığı ve sigara alışkanlığının varlığı gibi üç risk faktörünün, sadece hastalığın ortaya çıkmasını değil, erken yaşlarda görülmesini de etkilediğini belirten Prof. Dr. Meltem Ergün, mide kanserinin alarm belirtilerini şöyle anlattı: “En önemli belirtilerden biri istemsiz kilo kaybıdır. Hastalar, ‘Şimdiye kadar o kadar uğraşmama rağmen hiç kilo verememiştim, ama şimdi iştahım kesildi, yemek yiyemiyorum, istemeden kilo veriyorum.’ gibi açıklamalar yapar. Bir diğer belirti de sebebi bilinmeyen kansızlıktır. Her iki cinsiyette ve her yaşta ortaya çıkan kansızlık, çok önemli bir risk faktörüdür, özellikle menopoz sonrası kadınlarda kansızlık olmaması gerekir. Genç yaşlarda kansızlığı olan kadınların kan seviyeleri normalde menopoz sonrası düzelir. Kansızlık menopoz sonrasında da devam ediyorsa bu bir alarm belirtisidir. Aniden ortaya çıkan mide şikayetleri de bir diğer belirtidir; mide ağrısı, yanması, şişkinlik ya da gaz şeklinde ortaya çıkabilir. Hastalar, ‘Şimdiye kadar taş yesem öğütüyordum, midemle ilgili hiçbir şikayetim yoktu, ama şimdi ekmek, köfte ne yesem dokunuyor. Açsam da kötüyüm, toksam da kötüyüm.’ diyorsa, bu bizim için çok alarm verici olur. Özetle, yeni başlayan mide-bağırsak şikayetleri, orta yaştan sonra başlayan mide rahatsızlıkları, sebebi bilinmeyen kilo kaybı, sebebi bilinmeyen bulantı, kusma ve kansızlık belirtileri olan hastalar zaman kaybetmeden bir uzmana başvurulmalıdır.”
BELİRTİLER FARKLI MİDE HASTALIKLARIYLA KARIŞABİLİYOR
“Mide kanseri açısından bir diğer önemli nokta, hastaların şikayetlerinin farklı mide hastalıklarıyla karıştırılmasıdır,” diyen Prof. Dr. Ergün, sözlerine şöyle devam etti: “Yeni başlayan gastrit ve ülserde de benzer şikayetler yaşanabiliyor. Ancak kesin tanı endoskopi ile konulabilir. Endoskopik incelemede lezyonun ne kadar derine indiği hakkında bir fikir edinebiliriz. Ancak kanserin karın içine ya da başta organlara yayılıp yayılmadığını tespit etmek ve evresini belirlemek için MR, PET-CT gibi farklı görüntüleme yöntemlerinden faydalanıyoruz. Endoskopik ultrason ile de midenin hangi katmanlarında tutulum olup olmadığını öğrenebiliyoruz. Elde edilen tüm sonuçlarla kanserin evrelemesini yapıyoruz.”
EVRE İLERLEDİKÇE TEDAVİDEN ELDE EDİLECEK BAŞARI DA DÜŞÜYOR
Prof. Dr. Meltem Ergün, mide kanserinin erken evrede yakalandığında 5 yıllık yaşam şansının yüzde 50-70 arasında gerçekleştiğine, ancak ileri evrelerde bu oranın düştüğüne işaret ederek tedavi konusunda şunları anlattı: “Hastalığın çeşidine, hücresel yapısına ve evresine göre tedavi yöntemlerini belirliyoruz. Bunun için tanı konduğunda, gastroenteroloji, radyoloji, tıbbi onkoloji, genel cerrahi ve patoloji uzmanlarının yer aldığı tümör konseyinde durum multidisipliner olarak değerlendirilerek hastaya uygun tedavi planlaması yapılır. Erken evrelerde tabii ki cerrahi tedavi ön plana çıkıyor. Eğer hastalık bir yere yayılmamış ve sadece midenin içinde kalmışsa, midenin tümörlü bölümünü ya da tamamını alarak temizliyoruz. Burada tümörün yerleşim yeri belirleyici oluyor. Ancak karaciğer ya da karın zarına bir yayılım söz konusuysa, sıcak kemoterapi ve radyoterapi gibi tedaviler gündeme geliyor. Dolayısıyla tedavide, tümörün hücresel tipi, yayılımı ve bulunduğu konum gibi birçok etken bir arada değerlendirilerek karar veriliyor.”
HASTALIKTAN KORUNMAK İÇİN RUTİN MUAYENE ÖNEMLİ
Mide kanseri için önerilen bir tarama programı olmadığını ve bu nedenle de asıl önemli noktanın hastalığa yakalanmamak için gerekli önlemleri almak, sağlık taramalarını ihmal etmemek olduğunu vurgulayan Yeditepe Üniversitesi Kozyatağı Hastanesi Gastroenteroloji Uzmanı Prof. Dr. Ergün, sözlerine şöyle devam etti: “Dünya Sağlık Örgütü ve gastroenteroloji dernekleri, kolorektal kanserden korunmak için 45 yaş üstü herhangi bir şikayeti olmayan herkese kolonoskopi taramalarını öneriyor. Bu yöntem, kalın bağırsak kanseri taramalarında oldukça etkili. Ancak mide kanseri için benzer bir standart bulunmuyor. Mide kanseri taraması için belirli bir yaşta endoskopi yapılması gerektiğini ifade eden genel bir kılavuz yok. Bu durum, Japonya gibi mide kanserinin oldukça yaygın olduğu ülkeler dışında dünya genelinde yaygın bir uygulama değil. Ancak Avrupa ve Amerika’da mide kanseri bu kadar yaygın olmadığından, rutin tarama önerilmiyor. Türkiye’de gastroenterolog olarak yaklaşım, kolonoskopi taraması yapılan hastalarda midenin de endoskopi ile incelenmesi yönünde. Bu yöntem herkes tarafından standart olarak önerilmese de imkân olduğunda bu inceleme yapılabiliyor. Bunun yanı sıra, ‘alarm semptomları’ adı verilen bazı belirtiler görüldüğünde endoskopi mutlaka yapılması gerekiyor.”
MİDE KANSERİNDEN KORUNMAK İÇİN YAŞAM TARZINIZI DEĞİŞTİRİN
Mide kanserinden korunmak için yaşam tarzında bazı değişiklikler yapılması gerektiğini anlatan Prof. Dr. Meltem Ergün, “Akdeniz tipi beslenme tercih edilmeli, lifli gıdalar ve taze sebze-meyve tüketimi artırılmalı. Sigara ve alkol kullanılmamalı. Özellikle fazla baharatlı yiyeceklerden uzak durulmalı. Yaşam tarzında yapılacak küçük değişikliklerle mide kanseri riski önemli ölçüde azaltılabilir. Helicobacter pylori konusunda ise toplumun bilinçlendirilmesi ve gelişmekte olan ülkelerde bu enfeksiyonun kontrol altına alınması, gelecekte mide kanseri vakalarının artışını önleyebilir.” diye konuştu.
Kaynak: (BYZHA) Beyaz Haber Ajansı
Mide Kanserinin Önde Gelen Nedenlerinden Biri: Helicobacter Pylori! yazısı ilk önce Kocaeli Basın üzerinde ortaya çıktı.]]>AutoCar Expo Fuarı’nda inovatif çözümlerini ve çevreci teknolojilerini ziyaretçilerle buluşturan TEMSA, güvenli ve sürdürülebilir mobilite anlayışı doğrultusunda HD 13, LD SB E ve MD 9 araçlarını fuardaki standında sergiledi.
“FRANSA, DÜNYA GENELİNDE EN FAZLA TEMSA ARACININ HİZMET VERDİĞİ ÜLKE”
Etkinliğin basın gününde konuşan TEMSA Batı Avrupa Satıştan Sorumlu Genel Müdür Yardımcısı Serkan Uzunay, “TEMSA olarak Fransa pazarının en güçlü oyuncuları arasında yer alıyoruz. Bu gücün arkasında bölgede kendi dağıtım ve servis ağı organizasyonumuzun olmasının büyük payı bulunuyor. AutoCar Expo’da da bu gücümüzü göstererek mobilitenin geleceğine yön veren güvenilir, sürdürülebilir ve yenilikçi çözümlerimizle farkımızı bir kez daha ortaya koyduk. 2024’ün son dönemine girerken gerçekleştirdiğimiz teslimatlarla birlikte Fransa yollarındaki TEMSA markalı araç sayısını 6 bine çıkarmış olmak bizim için büyük bir gurur kaynağı. Fransa, bugün dünya genelinde en fazla TEMSA aracının hizmet verdiği ülke olma özelliğini taşıyor. Bu başarıyı sürdürülebilir ulaşım çözümlerimizle daha da ileriye taşımayı hedefliyoruz. Özellikle elektrikli araç segmentindeki gücümüzü, geçtiğimiz yıllarda tanıttığımız ve Avrupalı bir şirket tarafından üretilen ilk elektrikli şehirlerarası otobüs olma özelliğine sahip LD SB E ile daha da pekiştirdik. Teknik özellikleri ve yüksek güvenlik kriterleriyle, Fransa’da okul otobüsü olarak da hizmet verme yetkinliğine sahip bu modelimizle, bir yandan pazarda ürün gamımızı çeşitlendirirken bir yandan da farklı müşteri gruplarının ihtiyaçlarına yenilikçi bir çözüm geliştirdik. Temsa markalı çevreci araçlarımızla, ‘Güvenli ve Sürdürülebilir Mobilite’ vizyonumuz doğrultusunda hem Fransa’da hem de global ölçekte daha verimli bir ulaşım geleceği inşa etmeye devam edeceğiz” ifadelerini kullandı.
TEMSA’nın Fransa’da öncü konumda olduğu elektrikli okul otobüsü segmentinin güçlü oyuncusu LD SB E, 250 kW’lık güce sahip elektrikli motoru sayesinde tüm yol koşullarında güçlü performans sunuyor. LD SB E’nin menzili ise uygun koşullarda 350 kilometreye kadar ulaşabiliyor.
Kaynak: (BYZHA) Beyaz Haber Ajansı
Şehirlerarası otobüsleriyle Avrupa’da büyüyen TEMSA, Fransa’nın en büyük üç oyuncusundan biri oldu yazısı ilk önce Kocaeli Basın üzerinde ortaya çıktı.]]>Dünyadaki kanser vakalarındaki artış tablosu, yılda yaklaşık 250 bin yeni olgu bildirilen Türkiye’de de pek farklı değil. 2050 yılında yıllık kanser vakalarının 35 milyonu bulmasının beklendiğine dikkat çeken Anadolu Sağlık Merkezi Hastanesi Tıbbi Onkoloji ve Hematoloji Uzmanı, Onkolojik Bilimler Koordinatörü Prof. Dr. Necdet Üskent, “Verilere göre kanser vakalarının sadece yüzde 18’i erken evrede teşhis edilebiliyor. Oysa bu hastalığı yenmenin yolu, kanserli hücreyi sıçrama yapmadan tespit ederek yok etmekten geçiyor. Dünya genelinde giderek artan vaka sayılarından dersler çıkararak sağlıklı yaşam alışkanlarına daha fazla önem vermeli ve düzenli taramalara gerekli zamanı ayırmalıyız” dedi.
Kansere yakalanma yaşı gittikçe düşüyor
Özellikle meme, kolon, mide ve beyin kanserlerinin 50 yaş altı altında sıklıkla görülmeye başlandığının altını çizen Tıbbi Onkoloji ve Hematoloji Uzmanı Prof. Dr. Necdet Üskent, “Hücre yaşlanması arttıkça kanser riskinin de arttığı doğrudur ancak günümüzde hastalığa yakalanma yaşı gittikçe düştüğü için ‘kanser bir ileri yaş hastalığıdır’ demek rehavete yol açarak sağlıklı yaşam alışkanlıklarını ötelemeye neden olabilir” uyarısında bulundu.
Nature’de yayınlanan bir araştırmaya göre 1990 yılından sonra doğanlarda 1970 öncesi doğanlara göre erken yaş kanserlerine daha fazla rastlanacağını paylaşan Üskent, “Bunun nedeni, bilinen kanserden korunma tedbirlerini uygulamaya başlamadan çok önce genetik şifrenin değişmesi. Araştırmacılar kanseri tetikleyen genetik mutasyonların çok küçük yaşlardan hatta doğumdan önce başlayabildiğini belirterek; diyet, yaşam tarzı değişiklikleri, çevresel faktörler, bağırsak florasındaki mikrobiyotayı düzenleme, fiziksel aktivite, hepatit ve HPV aşıları gibi kanserden korunma faktörlerinin yetersiz kaldığını ileri sürüyorlar” dedi.
Sağlıklı yaşam ve düzenli taramalar kanseri hem önlüyor hem de yıkımını azaltıyor
Kansere karşı birincil ve ikincil korunma yöntemleri olduğunu dile getiren Prof. Dr. Necdet Üskent, “Hastalığın ortaya çıkmaması için alınabilecek ve birincil olarak adlandırılan önlemler; obezitenin engellenmesi, fiziki aktivitenin artırılması, kişiye özel dengeli ve düzenli beslenme programlarının tercih edilmesi, hepatit ve HPV aşılarını olma, sigara ve alkolden uzak durma, ultraviole ve kimyasallardan kaçınma, düzenli ve yeterli uyku, doğal antioksidan alımı ve mide kanseri veya lenfomasına neden olabilen Helikobakter Pilori gibi bakterilerin doğru tedavisi olarak sıralanabilir” dedi.
İkincil korunma yollarının ise kanseri erken evrelerde yakalamayı amaçlayan tarama testleri olduğunu belirten Prof. Dr. Necdet Üskent, “Meme kanseri için tarama mamografisi, prostat için PSA, kolon kanseri için feçeste, gizli kan ve yeni geliştirilmiş gen testleri, rahim ağzı kanseri için PAP smear ve 30 yıldan fazla sigara içmiş hastalarda düşük yoğunluklu bilgisayarlı tarama tomografisi gibi yöntemler ikincil korunma yollarına örnek verilebilir” şeklinde konuştu.
Kaynak: (BYZHA) Beyaz Haber Ajansı
Sağlıklı yaşam ve düzenli tarama şart: Dünyada her 5 kişiden biri kanser yazısı ilk önce Kocaeli Basın üzerinde ortaya çıktı.]]>