?>
?>
TOBB ETÜ Tıp Fakültesi Hastanesi Üroloji Uzmanı Op. Dr. Şükrü Ali Altan, Türkiye’de böbrek taşı görülme sıklığının bölgeden bölgeye değişse de yaklaşık yüzde 15 olduğunu belirterek, 13 milyon kişinin hayatlarının bir döneminde böbrek taşı rahatsızlığından şikayetçi olduğunu söyledi. Op.Dr. Altan, “Günlük pratiğimizde bu kadar sık gördüğümüz böbrek taşları tedavisinde, en sert taşları bile rahatlıkla kırabilen Holmiyum lazer sistemi gibi bir alternatifimiz var. Holmiyum lazerle taşı toz haline getirebildiğimiz gibi, uygun hastalarda taşları daha küçük parçalar halinde vücuttan çıkartabiliyoruz’’ dedi.
F-URS ile Böbrek Taşlarından Hızla Kurtulun
Böbrek taşlarının tedavisinde son yıllarda en çok tercih edilen yöntemlerden biri olan Fleksible Üreterorenoskopi (F-URS) teknoloji hakkında açıklama yapan Op.Dr. Altan, “F-URS yöntemi, vücudun doğal kanallarını kullanarak taşlara ulaşmayı sağlıyor” dedi. F-URS’un ince ve bükülebilir bir endoskop olduğunu, vücudun doğal yolları kullanılarak böbreğin en küçük havuzlarına bile ulaşılabildiği bilgisini verdi.
Hastalar Aynı Gün Taburcu Oluyor
F-URS yönteminin cerrahi kesi gerektirmediğini ve hasta konforunu ön planda tuttuğunu belirten Op.Dr. Altan, işlemin 1-2 saat içinde tamamlandığını ve hastaların çoğunlukla aynı gün taburcu edildiğini söyledi.
Kanama Riski Taşımıyor
F-URS yönteminin özellikle kan sulandırı ilaç kullanan hastalar için güvenli bir alternatif oluşturduğunu ifade eden Altan, taşın boyutu ya da yeri fark etmeksizin yüksek başarı oranı sağlandığını vurguladı. F-URS yönteminin kilolu hastalarda ve doğuştan gelen diğer tedavi yöntemlerine göre daha etkili olduğunu vurgulayan Altan, “ESWL gibi dışarıdan taş kırma yöntemlerinin başarı oranı kilolu hastalarda düşükken, F-URS yöntemi daha başarılı sonuçlar veriyor ayrıca bu yöntemi doğuştan böbrek anomalisi olan hastalarda da güvenle kullanıyoruz” dedi.
Kaynak: (BYZHA) Beyaz Haber Ajansı
Bıçak Altına Yatmadan Böbrek Taşı Tedavisi yazısı ilk önce Kocaeli Basın üzerinde ortaya çıktı.]]>Hareketsiz ve yanlış beslenen çocuklarda risk artıyor
Böbreklerimizin en önemli görevleri, üre, ürik asit, kreatinin gibi vücudumuzdaki zararlı ve atık maddeleri süzerek, idrar yolu ile atmakla beraber vücudumuz için gerekli olan bazı minerallerin dengede tutulmasını sağlamaktadır. Böbreklerin dengesi farklı nedenlerle bozulduğu zaman özellikle genetik yatkınlık bulunan kişilerde soruna neden olmaktadır. İdrar yollarında kristal oluşan hastalarda böbrek taşları ortaya çıkabilmektedir. Doğumsal veya sonradan gelişen çeşitli anatomik bozukluklar veya idrar yolu enfeksiyonları da böbrek taşı oluşumuna zemin hazırlamaktadır.
Son yıllarda bebeklik ve çocukluk çağlarında daha sık böbrek taşları görülmesinin iki temel nedeni bulunmaktadır. Hareketsiz yaşam ve beslenme alışkanlıklarının değişmesi, uygunsuz ilaç kullanımı gibi böbrek taşı oluşumuna neden olan olumsuz koşullar artmaktadır. Bir başka neden ise, teknolojinin gelişmesiyle birlikte son yıllarda ultrason cihazlarının daha yaygın kullanılması ve yeni cihazların çözünürlüklerinin çok yüksek olması nedeniyle önceki yıllarda saptanamayan minik kristallerin ve taşların daha kolay belirlenebilmektedir.
Az sıvı alımı da önemli bir etken
Çocuklardaki taşların büyük çoğunluğu farklı metabolik bozukluklar sonucu ortaya çıkmaktadır. Kalsiyum, fosfor, okzalat, ürik asit ve sistin gibi mineral veya tuzların idrardaki artışı veya sitrat, magnezyum ve pirofosfat gibi kristalleşmeyi önleyen doğal inhibitörlerin idrar konsantrasyonunun düşüklüğü üriner sistemde taş oluşumuna yol açmaktadır.
Sıvı alımının az olması, teknolojinin ilerlemesiyle birlikte hareketsiz yaşama alışmak, beslenmede yanlış alışkanlıklar, formül mamaların sık tüketimi, gereksiz vitamin ve ilaç kullanımları, idrar akımını bozan anatomik anormallikler, tekrarlayan idrar yolu enfeksiyonları ve idrarla atılan minerallerin azlığı ve fazlalığı çocuklarda taş oluşumunu artıran nedenler arasında bulunmaktadır.
Çocuklar hazır gıdalardan uzak tutulmalı
Çocukların cips, kraker, çerez gibi hazır gıdalardan; çikolata, çay, kahve gibi ürünlerden uzak tutulması gerekmektedir. Bu tür yiyecek ve içecekler çocukların beslenmesinde yer aldığı süreçte taş oluşumuna zemin hazırlamaktadır.
Taşın cinsine göre diyet uygulayın
Böbrek taşı olan çocukların beslenmesi, taşın cinsine veya hastanın idrarındaki mineral bozukluklarına göre belirlenmektedir. Çocuklarda en sık görülen böbrek taşı “kalsiyum okzalat” taşıdır. Potasyumdan zengin, sodyum içeriği düşük ve yaşlarına göre uygunluğu belirlenen farklı protein diyetleri kalsiyum oksalat görülen çocuklara önerilmektedir. Diyetle alınan kalsiyumun kesilmesi yerine oksalat içeren gıdaların azaltılması daha doğru olmaktadır. Ispanak, pazı, bamya, karalahana, maydanoz, çilek, pancar, badem, fıstık, incir, mor üzüm, ahududu, kuru üzüm, çikolata, buğday unu, rüşeym, biber veya soya gibi yiyecekler okzalattan zengin yiyeceklerdir. Bu yiyeceklerin kullanımının sınırlandırılması önerilmektedir. Ürik asit içeren taşları bulunan çocuklar aşırı hayvansal besin tüketmemelidir.
İlaç kullanımlarına dikkat edin
Bazı ilaçlar taş oluşumunu kolaylaştıran maddelerin idrarla atılımını artırarak böbrek taşlarına neden olmaktadır. Gereksiz veya normalin üzerinde kullanılan D vitaminleri idrar kalsiyum atılımını artırmakta, C vitaminleri ise idrar oksalat atılımını artırarak böbrek taşı oluşumuna yol açabilmekte veya var olan taşların büyümesine neden olabilmektedir.
Kalsiyum, D vitamini, C vitamini, kortizon, bazı antibiyotikler, idrar söktürücüler ve mide asidini azaltan ilaçlar taş oluşumuna zemin hazırlayabilmektedir.
Böbrek taşı tedavisinde 3 temel aşama
Çocuklardaki böbrek taşı tedavisinde üç temel aşama bulunmaktadır. Akut yani ciddi derecede olan problemlerde acil tedaviler uygulanmaktadır. Ağrı giderilmekte, iyi bir hidrasyon sağlanmakta ve varsa üriner enfeksiyon tedavi edilmektedir. Taşı vücuttan uzaklaştırmak için ESWL yani taş kırma, endoskopik yöntemler ve açık cerrahi uygulamalarından destek alınmaktadır. Hastanın hayat konforu için yeni taş oluşumunun engellenmesi gerekmektedir. Bol su tüketimi, kısıtlı tuz kullanılması, potasyum içeriği zengin sebze ve meyve tüketilmesi, aşırı hayvansal proteinin tüketimine dikkat edilmesi ve gerekli hallerde ilaç tedavisi alınması önerilmektedir.
Kaynak: (BYZHA) Beyaz Haber Ajansı
Çocuklarda da Böbrek Taşı Görülebiliyor yazısı ilk önce Kocaeli Basın üzerinde ortaya çıktı.]]>
Böbrek taşlarının tek böbrekte oluşabileceği gibi her iki böbrekte de gelişebildiğini ve genellikle üreter yani idrar yoluna girdikleri zaman belirti verdiklerini söyleyen Anadolu Sağlık Merkezi Hastanesi Üroloji Uzmanı Op. Dr. Muhammed Sulukaya, “Böbrek taşının yaygın belirtileri; kusma, bulantı, idrarın renginde ve kokusunda değişiklikler, idrar yaparken yanma hissi, sık idrara çıkma isteği, idrar miktarında azalma, bel ve yan ağrısıdır. Böbrek taşı beraberinde enfeksiyona neden olduysa ateşin eşlik ettiği üşüme ve titreme de gözlenebilir” diye konuştu.
5 mm’nin üstündeki böbrek taşları için cerrahi müdahale gerekli
Böbrek taşlarının teknolojik imkanların artmasıyla birlikte kolaylıkla teşhis edilebildiğini hatırlatan Üroloji Uzmanı Op. Dr. Muhammed Sulukaya, “Taş belirtileriyle doktora başvuran hasta için fiziki muayeneden sonra ultrasonografi, ürolojik röntgen ve bilgisayarlı tomografi gibi görüntüleme yöntemlerinden faydalanılır” dedi.
5 mm’nin altındaki böbrek taşlarının bol su tüketimi ve egzersizle kendiliğinden düşebildiğini dile getiren Op. Dr. Muhammed Sulukaya, “Doktor takibiyle kullanılan, üreter kanallarını genişletici ilaç tedavileriyle de böbrek taşları düşebilir ancak 5 mm üstündeki böbrek taşları için cerrahi müdahale gerekli” açıklamasında bulundu.
Böbrek taşları tekrarlayabilir
Engelleyici önlemler alınmaması ve birtakım hayat tarzı değişikliklerine gidilmemesi halinde, böbrek taşlarının çevresel ve genetik faktörler sebebiyle tekrar etme riskinin oldukça yüksek olduğunu vurgulayan Op. Dr. Muhammed Sulukaya, “Taş oluşumunu önlemek için hayat tarzı değişiklikleri son derece önemli bir rol oynar. Hızlı beslenmekten uzak durmak, bol sıvı tüketmek ve egzersize ağırlık vermek gibi önlemler ‘önleyici değişiklikler’ olarak düşünülebilir. Bunların yanında doktor kontrolünde gerçekleştirilecek bazı ilaç tedavileri de söz konusu olur. Eşit aralıklı sağlık kontrolü ile erken tanı önem taşır” şeklinde konuştu.
Beslenme tarzında yapılacak değişiklikler yeni taş oluşum riskini azaltır
Beslenme tarzında yapılacak birkaç değişikliğin yeni taş oluşumu riskini azaltabildiğine dikkat çeken Op. Dr. Muhammed Sulukaya, “Ispanak, kakao, çay yaprakları, ceviz ve buğday kepeği gibi okzalat bakımından zengin sebze ve meyvelerden sakınırken; lif içeren sebze ve meyveleri daha fazla tüketmek gerektiğini hatırlatan Op. Dr. Muhammed Sulukaya, “Alınan kalsiyum miktarı, güçlü bir neden olmadıkça sınırlanmalı. Bol sıvı tüketimi yapılmalı, tuz tüketimi kısıtlanmalı. Düzenli egzersiz ve yürüyüş yapmaya dikkat edilmeli ama ani kilo kaybından kaçınılmalı” dedi.
Böbrek taşı tedavisi için kullanılan ilaçların yan etkilerine dikkat edilmeli
Böbrek taşı oluşumunu engelleyen veya mevcut taşları parçalayan ilaçların olduğunu ve bu ilaçların genellikle böbrek taşının boyutuna, konumuna ve tipine göre belirlendiğini paylaşan Üroloji Uzmanı Op. Dr. Muhammed Sulukaya, “Böbrek hastalıklarının tedavisinde kullanılsa bile bu ilaçların da bazı yan etkileri olduğunu unutulmamalı. Kullanılan ilaca veya kullanılan doza bağlı olarak yan etkiler değişebiliyor. Bu yan etkilerin başında; halsizlik, baş dönmesi, baş ağrısı, öksürük, potasyum ve böbrek fonksiyon değişiklikleri, yorgunluk, halsizlik, iştahsızlık ve kas krampları geliyor. Bu nedenle de ilaç kullanmadan önce, doktorla yan etkiler özelinde konuşulmalı ve hangi semptomlar karşısında sağlık merkezine başvurulması gerektiği mutlaka öğrenilmeli” uyarısında bulundu.
Farklı amaçlarla kullanılan bazı ilaçların da böbrek fonksiyonlarını olumsuz etkileyebildiğini ekleyen Op. Dr. Muhammed Sulukaya, “Bu sebeple böbrek hastalıklarına sahip bireylerin kullanacakları her ilacı öncesinde doktorlarına danışmaları çok önemli. Örneğin bazı ağrı kesicilerin böbreklere zararlı olabileceği bilinir dolayısıyla ağrı kesici kullanırken bile temkinli olmak ve mümkün olan en düşük doza sahip ilacı tercih etmek gerekir” dedi.
Kaynak: (BYZHA) Beyaz Haber Ajansı
Böbrek taşı erkeklerde daha sık görülüyor yazısı ilk önce Kocaeli Basın üzerinde ortaya çıktı.]]>Obezite ve sigara kullanımı böbrek tümörü riskini artıyor!
Böbrek kanserlerinin kesin nedeni bilinmemekle birlikte obezite, sigara, mesleki kimyasal madde maruziyeti, böbrekte uzun süreli taş bulunması veya genetik faktörlerin etkili olduğu bilinmektedir. Ailesel geçişli bazı hastalarda her iki böbrekte de tümör tespit edilebilmektedir.
Böbrek tümörleri genelde yavaş büyüyen tümörlerdir. Yıllık 0,7 milimetreye kadar büyümektedirler. Boyutu 7 cm olan tümörler 1. evre kanser olarak kabul edilmektedir.
Böbrek tümörlerinde metastaz riski tümörün boyutuna bağlıdır. Eğer böbrek tümörü 4 cm’den küçükse metastaz riski %3-5 arasındadır. Kanser hücrelerinin farklılığına göre böbrek tümörleri çeşitlendirilmektedir.
Böbrekteki her kitle kanser olmayabilir!
Böbrekte kitle oluşumu iyi huylu ya da kötü huylu olabilmektedir. Bulunan her kitle kanser değildir. İyi huylu kitleler kanser riski taşımamakta ve çoğu zaman yayılım yapmamaktadırlar. Yavaş büyüyen iyi huylu kitleler ciddi bir etki oluşturmamaktadır.
Ancak böbrek tümörleri yani kötü huylu olan kitleler, hiç belirti vermeden yıllarca ilerleyebilmektedir. Bu nedenle ultrasonografi (USG) ile uzman doktorların detaylıca tümörü incelemesi kitleyi küçükken yakalamak için önemlidir. Her kanserde olduğu gibi, böbrek kanserinde de erken teşhis hayat kurtarmaktadır.
Böbrek tümörleri ya da kanserler, erken evreler belirgin veya rahatsız edici belirtiye neden olmayabilirler. Pembe, kırmızı veya kola renginde olabilen kanlı idrar, sırt ve bel bölgesinde geçmeyen ağrı, iştahsızlık ve yorgunluk gibi belirtiler daha sonra ortaya çıkabilmektedir.
Böbrek tümörü büyüdükçe görülen böbrek kanseri belirtilerine dikkat!
Belirti vermeyebiliyor, tesadüfen tespit ediliyor
Böbrek kanseri genellikle asemptomatik olduğundan yani belirti vermeyebildiği için, tümör çoğunlukla hasta başka bir nedenle tıbbi teste girdiğinde saptanmaktadır. Hastaya yapılan ultrason ve bilgisayarlı tomografi incelemelerinde, hiç farkında olmadığı bir böbrek tümörü, hastalık henüz erken evredeyken tespit edilebilmektedir.
Bilgisayarlı tomogrofi (BT) ve MR taramaları böbrek tümörü teşhisinde kullanılmaktadır. Uzman doktorun daha fazla bilgiye ihtiyaç duyması halinde perkütan biyopsi olarak bilinen yöntem de uygulanmaktadır.
Böbrekteki kitlenin büyüklüğü tedavi şeklini belirliyor
Böbrek tümörü tedavisi cerrahidir. Böbrekteki kitlenin büyüklüğü, lokalizasyonun ve iki böbreğin de sağlık durumu değerlendirilerek böbreğin hepsinin mi yoksa sadece tümörlü kısmının mı alınacağı kararlaştırılmaktadır. Böbrek tümörü cerrahisi laparoskopik ve robot yardımlı yapılabilmektedir. Laparoskopi yani kapalı ameliyatlarda hastada daha az ağrı, yara yeri izi, kanama daha az, yatış kısa, iyileşme süresi hızlı olmaktadır. Cerrahiye uygun olmayan yaşlı hastalarda 4 santimden küçük tümörlerde dondurma kriyoterapi ve radyofrekans ablasyon gibi tedavi teknikleri bulunmaktadır. Böbrek tümöründen korunmak için 45 yaşından sonra düzenli check-up ve böbreklere yönelik ultrason yapılması önerilmektedir.
Kaynak: (BYZHA) Beyaz Haber Ajansı
Her Böbrek Tümörü Kanser Değildir yazısı ilk önce Kocaeli Basın üzerinde ortaya çıktı.]]>Kronik böbrek hastalığı (KBH) ülkemizde ve dünyada sıklığı giderek artan önemli bir halk sağlığı sorunudur. Erken saptandığında önlenebilir veya ilerlemesi geciktirilebilir olmasına rağmen hastalık farkındalığı tüm dünyada düşüktür. Türk Nefroloji Derneği tarafından yapılan bir çalışmada ciddi KBH olan hastalarda bile farkındalık %10’ un altında olarak saptanmıştır. Bu nedenle birçok hastada hastalık ilerlemekte ve diyaliz ya da böbrek nakli gibi tedavilere ihtiyaç gelişmektedir.
Böbrek Hastalığı Nasıl Teşhis Edilir?
KBH tanısı üç aydan daha uzun süre devam eden böbrek fonksiyon testlerinde anormallikler olması ile konur. Böbrek fonksiyonlarını ölçmek için kanda kreatinin değeri ölçülür ve çeşitli formüller ile böbrek çalışma değeri hesaplanır. Bu çalışma hızı üç ay veya daha uzun süre 60 ml/dk dan düşük ise KBH tanısı konur. Yine üç aydan uzun süre devam eden idrar tetkikinde anormallikler, protein kaçağı olması, ultrasonografik veya histopatolojik değişikliklerin saptanması ile de KBH tanısı konur. KBH’de erken evrelerden itibaren, başlıca kardiyovasküler nedenlere bağlı olarak ölüm riski artmıştır ve hastalık ilerledikçe bu artış daha da belirginleşmektedir. Erken dönem tanı konulması hasta sağlığı için çok önemlidir.
Araştırmalara Göre 7 Erişkinden Birinde KBH Görülüyor !
Ülkemizde 2012 de yapılan bir çalışmada her 7 erişkinden birinde KBH olduğu bulunmuştur. Diyabet, hipertansiyon, böbrek taşı olanlar ve ailede böbrek hastalığı öyküsü olanların KBH gelişimi açısından riskli bireylerdir. Özellikle yüksek riskli bireylerin hastalığını önlemek ve erken tanı ve tedavi ile hastalığın ilerlemesini yavaşlatmak, komplikasyonlarını kontrol altına almak önemlidir.
Kaynak: (BYZHA) Beyaz Haber Ajansı
İdrar Sıklığı, Yorgunluk, İştahsızlık! ‘Kronik Böbrek Hastası Mısınız? yazısı ilk önce Kocaeli Basın üzerinde ortaya çıktı.]]>