?>
?>
Sektörde adını duyurmak isteyen ancak sistemin duvarlarına çarpan bir oyuncunun, kendi filmini çekme kararıyla başlayan “Aktör”, sinema ve tiyatro dünyasının karanlık yüzünü seyirciye aktarıyor. Filmde, oyunculuk tutkusu için her şeyi göze alan baş karakter, 30 oyuncuyu kendi sahnesine davet ederek, onları farkında olmadan ölümcül bir yarışın içine sürüklüyor. Oyuncular, hayatta kalmak için gerçekten rol yapabilmek zorunda!
Gerçeklik ve Kurgu Arasında Bir Oyunun İçinde
“Aktör“, ezber bozan senaryosu ve nefes kesen temposuyla izleyiciyi psikolojik bir sürecin içine çekiyor. Film, sahnede hayatta kalma savaşı veren oyuncuların, sanat ve gerçeklik arasındaki büyük ikilemini sorgulatıyor. “Ne zaman oyuncuyuz ne zaman gerçekten yaşıyoruz?” sorusunu zihinlere kazıyan film, izleyicileri de bu gerilim dolu oyunun bir parçası yapıyor.
Usta Kadro, Dikkat Çekici Atmosfer
Cemal Hünal‘ın başrolünde yer aldığı filmde, usta oyuncuların yanı sıra sinema dünyasının deneyimli isimleri de projeye katkı sağlıyor. Senaryosunu da kaleme alan Mevlüt Bora‘nın yönetmen koltuğunda oturduğu “Aktör” filmi, sektörümüzün usta yapımcılarından Sami Dündar tarafından Sinetim Medya ortak yapımı olarak hayata geçiriliyor. Sadullah Şentürk, Uğur Bayraktar, Ezel Akay, Funda Alp gibi sinemacıların da danışman olarak katkı verdiği “Aktör“, polisiyeden kara mizaha, psikolojik gerilimden tiyatro sahnesinin derinliklerine kadar pek çok türü ustaca harmanlayan bir yapım olarak şimdiden büyük bir merak uyandırıyor. Çekimleri İstanbul’da gerçekleşen film, eş zamanlı olarak Avrupa ve birçok dünya ülkesinde seyirciyle buluşmaya hazırlanıyor.
“Aktör” Ne Zaman Vizyonda?
29 Ocak 2025 tarihinde çekimleri başlayan “Aktör“, 2025 yılı son aylarında vizyona girmeye hazırlanıyor. Sinema tutkunları, bu sıra dışı filmle sinemanın gerilim dozu en yüksek hikâyelerinden birine tanıklık edecek.
“Aktör” ile sinemanın ötesinde bir deneyime hazır olun
Kaynak: (BYZHA) Beyaz Haber Ajansı
Sinemada Ezber Bozan Bir Gerilim: “Aktör” Filminin Çekimleri Başladı! yazısı ilk önce Kocaeli Basın üzerinde ortaya çıktı.]]>Kekemeliğin kesin nedenlerinin tam olarak bilinmediğini aktaran Dil ve Konuşma Terapisti Hazel Ezgi Dündar, “Kekemelikte genetik, nörolojik ve çevresel faktörlerin etkili olduğu düşünülüyor. Cümle üretimleri başladığında çocukların konuşmalarındaki akışı bozan duraklamalar, tekrarlar ve uzatmalar kekemeliğin belirtileri olabilir.” dedi. Dil ve konuşma terapisinin, kekemeliğin yönetilmesinde oldukça etkili bir yöntem olduğuna dikkat çeken Hazel Ezgi Dündar, kekeme bireylerin yakınlarına da iletişim sürecinde sabırlı olmalarını önerdi ve kekemeliği değil mesajı anlamaya çalışmanın önemini vurguladı.
Üsküdar Üniversitesi NP Feneryolu Tıp Merkezi Uzman Dil ve Konuşma Terapisti Hazel Ezgi Dündar, kekemelik hakkında bilgi verdi ve ailelere önerilerde bulundu.
Kekemelik kişinin kendini ifade etmesini ve sosyalleşmesini zorlaştırabilir
Konuşmanın akıcılığının bozulması ile karakterize olan bir dil ve konuşma bozuklu olan kekemeliğin genellikle ses, hece veya kelimelerin tekrar edilmesi, uzatılması veya aralarında duraklamalar olması şeklinde kendini gösterdiğini dile getiren Dil ve Konuşma Terapisti Hazel Ezgi Dündar, “Bu durum, kişinin kendini ifade etmesini, sosyalleşmesini ve günlük hayatını zorlaştırabilir.” dedi.
Kekemeliğin nörogelişimsel bir farklılık olduğunu vurgulayan Hazel Ezgi Dündar, “Görünür hale gelmesi genellikle 2 ila 7 yaşları arasında dil gelişimi sürecinde olur. Cümle üretimleri başladığında çocukların konuşmalarındaki akışı bozan duraklamalar, tekrarlar ve uzatmalar kekemeliğin belirtileri olabilir.” açıklamasını yaptı.
Kekemeliği olan bir kişiye karşı sabırlı olunmalı…
Kekemeliğin kesin nedenlerinin tam olarak bilinmediğini aktaran Dil ve Konuşma Terapisti Hazel Ezgi Dündar, “Kekemelikte genetik, nörolojik ve çevresel faktörlerin etkili olduğu düşünülüyor. Kekemelik aniden ortaya çıkmaz fakat çevresel stres, travma veya ani dil gelişimi gibi durumlarda görünürlüğü artabilir.” dedi.
Dil ve konuşma terapisinin, kekemeliğin yönetilmesinde oldukça etkili bir yöntem olduğuna dikkat çeken Hazel Ezgi Dündar, şunları söyledi:
“Kişinin ve kekemeliğin özellikleri dikkate alınarak belirlenen doğru terapi yöntemleri ile kişiye kekemelikle başa çıkma becerilerini geliştirmeye yönelik stratejiler sunulur ve iletişimde rahatlaması sağlanır.
Kekeme bireylerin aileleri ve yakınları da onlarla iletişim kurarken dikkatli davranmalı. Kekemeliği olan bir çocuğa sabırlı ve destekleyici bir tutumla yaklaşılmalı. Konuşurken acele ettirilmemeli ve ne söylemek istediği sabırla beklenmeli. İyi niyetle yardım amaçlı söylenen ‘nefes al, yavaş konuş’ gibi ifadeler genellikle zaman baskısı ve stres yaratabilir, bu nedenle bu tür yorumlardan kaçınılmalı. Kişiye ve söylediklerine odaklanmak, kekemeliği değil mesajı anlamaya çalışmak önemlidir.”
Kekemelik akademik performansı dolaylı olarak etkileyebilir!
Kekemeliğin, bireyin öğrenme kapasitesini doğrudan etkilemediğine değinen Dil ve Konuşma Terapisti Hazel Ezgi Dündar, “Ancak örneğin sınıf ortamında kendini ifade etmede zorluklar yaşanabileceğinden ya da bu zorluklardan kaçınmak istemek sebebiyle sahip olunan potansiyel sergilenemeyeceğinden akademik performansı dolaylı olarak etkileyebilir.” dedi.
Kişinin konuşmasına değil, kendisine odaklanılmalı
Etrafında kekemelik rahatsızlığı yaşayan kişilere de önerilerde bulunan Dil ve Konuşma Terapisti Hazel Ezgi Dündar, sözlerini şöyle tamamladı:
“Her birimizin farklılıkları olduğu göz önünde bulundurularak kekemelik yaşayan bireylere de gerekli saygı ve anlayışla yaklaşılmalı. Onları yargılamadan dinlemek, konuşmaları üzerinde baskı kurmamak ve olumlu iletişim ortamları yaratmak önemli. Bu noktada pek çok özellik, kıymet ve potansiyel barındıran bir kişinin yalnızca konuşmasındaki kekemeliğe odaklanmanın doğru olmadığı, odağımızın kişinin kendisi olması gerektiği unutulmamalı.”
Kaynak: (BYZHA) Beyaz Haber Ajansı
Akışı bozan duraklamalar, tekrarlar ve uzatmalar kekemelik belirtisi olabilir! yazısı ilk önce Kocaeli Basın üzerinde ortaya çıktı.]]>