?> ?> bozukluğu! arşivleri - Kocaeli Basın https://kocaelibasin.com.tr Yeni Nesil Kocaeli Haber Medyası Mon, 09 Dec 2024 11:40:49 +0000 tr hourly 1 https://wordpress.org/?v=7.0 https://kocaelibasin.com.tr/wp-content/uploads/2024/10/cropped-favicon1-32x32.png bozukluğu! arşivleri - Kocaeli Basın https://kocaelibasin.com.tr 32 32 Tedavi edilmeyen Borderline bozukluğu intihara sürükleyebiliyor! https://kocaelibasin.com.tr/tedavi-edilmeyen-borderline-bozuklugu-intihara-surukleyebiliyor/ Mon, 09 Dec 2024 11:40:47 +0000 https://kocaelibasin.com.tr/tedavi-edilmeyen-borderline-bozuklugu-intihara-surukleyebiliyor/ Borderline Kişilik Bozukluğunun, birçok farklı faktörün bir araya gelmesi sonucu ortaya çıkabildiğine dikkat çeken Psikiyatri Uzmanı Prof.

Tedavi edilmeyen Borderline bozukluğu intihara sürükleyebiliyor! yazısı ilk önce Kocaeli Basın üzerinde ortaya çıktı.]]>
Borderline Kişilik Bozukluğunun, birçok farklı faktörün bir araya gelmesi sonucu ortaya çıkabildiğine dikkat çeken Psikiyatri Uzmanı Prof. Dr. Serdar Nurmedov, “Genetik yatkınlık, çocukluk dönemi travmaları, aile faktörleri ve beyin kimyasal dengesizlikleri gibi etkenler bu bozukluğun oluşumunda rol oynayabilir.” dedi. Kadınlarda ve erkeklerde hastalığın hemen hemen eşit oranda görülebildiğine değinen Prof. Dr. Serdar Nurmedov, bu bozukluğun cinsiyetle ilgili seyri hakkında bazı farklılıklar olduğunu söyledi. Prof. Dr. Nurmedov ayrıca hastalığın tedavi edilmemesi durumunda özellikle depresyon, alkol-madde kullanımı ve intihar gibi istenmeyen sonuçların ortaya çıkabileceği uyarısını yaptı.

Üsküdar Üniversitesi NP Feneryolu Tıp Merkezi Psikiyatri Uzmanı Prof. Dr. Serdar Nurmedov, Borderline kişilik bozukluğu hakkında bilgi verdi.

En önemli belirtiler duygusal ve davranışsal istikrarsızlık…

Borderline Kişilik Bozukluğunu, duygusal ve davranışsal olarak istikrarsızlık, kimlik bütünlüğü eksikliği ve ilişkilerdeki zorluklar gibi temel özelliklere sahip bir tür kişilik patolojisi olarak tanımlayan Psikiyatri Uzmanı Prof. Dr. Serdar Nurmedov, Borderline kişilik bozukluğunun belirtilerinin duygusal istikrarsızlık, kişilerarası ilişkilerde istikrarsızlık, kimlik kargaşası, dürtüsellik ve kendine zarar verme gibi durumları içerdiğini söyledi:

“Borderline kişilik bozukluğuna sahip biri çok hızlı öfkelenebildiği gibi çok ani sakinleşebilir. Son derece çökkün iken hemen aşırı neşeli hal alabilir.”

Borderline, kişilerin kendine zarar vermesine neden olabiliyor! 

Bu kişilerin ilişkilerde sürekli güven sorunu yaşadıklarına dikkat çeken Prof. Dr. Serdar Nurmedov, “Kendisinin sevilip sevilmediğini sürekli test eder. İlişkilerde de ani iniş çıkışlar yaşar. Görünürde hiçbir sebep yokken kendinden itebilir. Durup dururken aşırı bir biçimde ilan-ı aşkta bulunabilir.” dedi.

Borderline kişilik bozukluğunun ‘kimliğini tam keşfedememe’ye de neden olduğunu dile getiren Prof. Dr. Serdar Nurmedov, sözlerini şöyle sürdürdü:

“Bu kişiler sürekli kimlik arayışı içinde olurlar. Ayrıca alkol kullanımı, rastgele cinsellik, uyuşturucu kullanımı, gereksiz alışveriş, düzensiz ve rastgele yeme alışkanlıkları ve yeme bozukluğu gibi üzerine düşünülmeden yapılan riskli davranışlarda bulunma eğilimindedirler. Duygusal acılarını hafifletmek ve içinde bulundukları boşluk hissini doldurmak için kendilerine zarar verici davranışlar sergilerler.”

Nedeni tek başına genetik değil!

Borderline Kişilik Bozukluğunun, birçok farklı faktörün bir araya gelmesi sonucu ortaya çıkabildiğine dikkat çeken Prof. Dr. Serdar Nurmedov, “Genetik yatkınlık, çocukluk dönemi travmaları, aile faktörleri ve beyin kimyasal dengesizlikleri gibi etkenler bu bozukluğun oluşumunda rol oynayabilir. Tek başına genetik yatkınlık bu kişilik bozukluğunun ortaya çıkması için yeterli değil.” açıklamasını yaptı.

Erkeklerde de kadınlar kadar sık görülüyor! 

Kadınlarda ve erkeklerde hastalığın seyri hakkında bilgi veren Prof. Dr. Serdar Nurmedov, “Her ne kadar yapılan araştırmalar kadınlarda daha sık görüldüğünü söylese de erkeklerde de azımsanmayacak kadar sık görülür. Bununla birlikte bu bozukluğun cinsiyetle ilgili seyri hakkında bazı farklılıklar vardır.” dedi ve bu farklılıkları şöyle açıkladı:

“Kadınlarda tanı daha kolay konabilir. Erkeklerin sergilediğini kimi davranışlar bazen toplumun erkeklik stereotipleri nedeniyle farklı şekillerde ifade edilebilir. Semptomun dışa vurumu erkeklerde daha çok içe dönük olur. Erkeklerde öfke patlamaları ve dışa vurumlar daha çok çaresizlik ile ilişkilidir. Oysa kadınlarda semptomlar genellikle daha belirgin ve açıkça ifade edilir. Duygusal dışavurum kadınlarda daha çok dalgalanma şeklinde ya da kendine zarar verme ve ilişkilerde karmaşa şeklinde iken, erkeklerde daha çok öfke kontrol sorunları alkol-madde kullanım sorunları, bağlanma sorunları olarak görülür. Kadınlar daha çok destek ve yardım ararken, erkekler bu konuda daha isteksizdirler.”

Tedavi kişiye özel planlanıyor 

Borderline kişilik bozukluğu tedavi edilmezse ileri evrede başka psikiyatrik hastalıkların da görülebileceğinin altını çizen Prof. Dr. Serdar Nurmedov, “Özellikle depresyon, alkol-madde kullanımı ve intihar söz konusu olabilir. Borderline kişilik bozukluğu tedavisinde her hastaya yaklaşım bireyseldir.” uyarısını yaptı.

Kaynak: (BYZHA) Beyaz Haber Ajansı

Tedavi edilmeyen Borderline bozukluğu intihara sürükleyebiliyor! yazısı ilk önce Kocaeli Basın üzerinde ortaya çıktı.]]>
Modern yaşamın getirdiği dezavantaj: Postür bozukluğu https://kocaelibasin.com.tr/modern-yasamin-getirdigi-dezavantaj-postur-bozuklugu/ Thu, 24 Oct 2024 09:36:20 +0000 https://kocaelibasin.com.tr/modern-yasamin-getirdigi-dezavantaj-postur-bozuklugu/ Postür bozukluklarının genellikle modern yaşam tarzı, uzun süre oturma, yanlış oturma pozisyonları, zayıf kas yapısı ve fiziksel aktivite eksikliğinden kaynaklandığına dikkat çeken Beyin, Sinir ve Omurilik Cerrahisi Uzmanı Op.

Modern yaşamın getirdiği dezavantaj: Postür bozukluğu yazısı ilk önce Kocaeli Basın üzerinde ortaya çıktı.]]>
Postür bozukluklarının genellikle modern yaşam tarzı, uzun süre oturma, yanlış oturma pozisyonları, zayıf kas yapısı ve fiziksel aktivite eksikliğinden kaynaklandığına dikkat çeken Beyin, Sinir ve Omurilik Cerrahisi Uzmanı Op. Dr. Kemal Paksoy, “Doğru postür, vücudun her bölgesinin dengeli bir şekilde hizalanmasını ve kasların minimum stres altında olmasını sağlar.” dedi. Postür bozukluğunu önlemede en önemli adımlardan birinin günlük aktivitelerde duruş bilincini artırmak olduğunu dile getiren Op. Dr. Kemal Paksoy, “Eğer doğru bir şekilde postürümüzü koruyamazsak en sık karşılaşılan omurga bozukluğu kamburluk olarak karşımıza çıkar.” uyarısında bulundu.

Üsküdar Üniversitesi NPİSTANBUL Hastanesi Beyin, Sinir ve Omurilik Cerrahisi Uzmanı Op. Dr. Kemal Paksoy, günümüzde en sık karşılaşılan sorunlardan biri olan postür bozukluğu hakkında bilgi verdi.

Her yaş gurubunda postür bozukluğu görülebiliyor 

Postür bozukluğunun, vücudun doğru duruş pozisyonunu kaybetmesi sonucunda oluşan bir durum olduğunu hatırlatan Op. Dr. Kemal Paksoy, “Bu, omurgada, kaslarda ve eklemlerde aşırı strese neden olabilir ve zamanla ağrıya, hareket kısıtlılığına ve diğer sağlık sorunlarına yol açabilir.” dedi.

Postür bozukluklarının genellikle modern yaşam tarzı, uzun süre oturma, yanlış oturma pozisyonları, zayıf kas yapısı ve fiziksel aktivite eksikliğinden kaynaklandığını ifade eden Op. Dr. Kemal Paksoy, belirtilerin ise sırt, boyun ve bel ağrısı, kaslarda sertlik ve gerginlik, yorgunluk, eklemlerde ağrı ve sertlik, omurga eğrilikleri ve baş ağrısı şeklinde görülebildiğine dikkat çekti.

Op. Dr. Kemal Paksoy ayrıca postür bozukluğunun doğru duruşa ve omurganın ergonomik yapısına önem gösterilmeyen her yaş gurubunda görüldüğü gibi özellikle çocuklarda daha sık görülebildiğini vurguladı.

Postür doğal eğriliğinde olmalı…

Doğru postürün, vücudun her bölgesinin dengeli bir şekilde hizalanmasını ve kasların minimum stres altında olmasını sağladığını dile getiren Op. Dr. Kemal Paksoy, “İyi bir postür, hem otururken hem de ayakta dururken önemlidir.” dedi.

Ayakta doğru postür nasıl olması gerektiğine değinen Op. Dr. Kemal Paksoy, “Baş dik olup, çene yere paralel hale gelmeli. Omuzları geride ve rahat olmalı, göğüs hafifçe öne doğru çıkartılmalı. Karın kasları hafifçe sıkılı olup bel desteklenmeli ve pelvis nötr bir pozisyonda tutulmalı. Omurga doğal eğriliğinde olmalı, ne çok içe ne de çok dışa kavisli bir pozisyonda tutulmalı.” şeklinde konuştu.

Yatarken de postürü korumak gerekli…

Otururken başın dik tutulması gerektiğine dikkat çeken Op. Dr. Kemal Paksoy, “Bilgisayar kullanırken ekranın göz hizasında olmasına dikkat edilmeli. Omuzlar ve sırt kısmı rahat ve geride tutup, öne doğru kambur durmaktan kaçınılmalı. Sırt bölgesi sandalyenin sırtlığına yaslanılmalı ve bel desteklenmeli. Kalça sandalyeye tamamen yerleştirilmeli, sırtın alt kısmı ve sandalyenin arasında boşluk kalmamalı. Dizler 90 derece açıda bükülü olmalı ve ayaklar yere düz basmalı.” dedi.

Yatarken de postürün doğru tutulması gerektiğini vurgulayan Op. Dr. Kemal Paksoy, şöyle devam etti:

“Sırt üstü yatarken, boynu desteklemek için uygun bir yastık kullanılmalı ve bel boşluğu doldurularak bir destek yerleştirilmeli. Yan yatarken, dizler hafifçe bükülmeli ve bacaklar arasına yastık konulmalı. Bu, omurganın doğal eğrisini korumaya yardımcı olur. Yüz üstü yatmak genellikle önerilmez, ancak bu şekilde uyumak zorundaysanız, başınızın altına düşük profilli bir yastık koyup ve pelvis altına bir yastık yerleştirerek omurga üzerindeki baskı azaltılmalı.”

Postür bozukluğu kamburluğa gidebilir…

Postür bozukluğunu önlemede en önemli adımlardan birinin günlük aktivitelerde duruş bilincini artırmak olduğunu söyleyen Op. Dr. Kemal Paksoy, “Doğru oturma, ayakta durma ve yürüme pozisyonlarına dikkat edilmeli.” uyarısını yineledi.

Eğer doğru bir şekilde postürümüzü koruyamazsak en sık karşılaşılan omurga bozukluğunun kamburluk olduğuna vurgu yapan Op. Dr. Kemal Paksoy, sözlerini şöyle tamamladı:

“Kamburluk, sırtın üst kısmının aşırı derecede öne eğilmesi durumudur. Aynı zamanda bel kısmında lordoz artışına bağlı olarak belde normalden fazla içe kavis oluşur. Diğer önemli bir bozukluk skolyozdur. Omurganın ‘s’ ya da ‘c’ şekli eğriliğidir. Uzun süreli postür bozukluğu omuzların öne ve aşağıya doğru düşmesine sebep olabilir.” 

Kaynak: (BYZHA) Beyaz Haber Ajansı

Modern yaşamın getirdiği dezavantaj: Postür bozukluğu yazısı ilk önce Kocaeli Basın üzerinde ortaya çıktı.]]>
Sevgiye Uzaklaştıran O Hastalık: Depersonalizasyon Bozukluğu! https://kocaelibasin.com.tr/sevgiye-uzaklastiran-o-hastalik-depersonalizasyon-bozuklugu/ Fri, 18 Oct 2024 10:20:04 +0000 https://kocaelibasin.com.tr/sevgiye-uzaklastiran-o-hastalik-depersonalizasyon-bozuklugu/ Disosiyasyon zihindeki birtakım düşünce ve duyguların bağlı oldukları olay ve yaşantılardan koparak, ayrılarak, özerkleşmeleri ve benliği etkileme sürecidir.

Sevgiye Uzaklaştıran O Hastalık: Depersonalizasyon Bozukluğu! yazısı ilk önce Kocaeli Basın üzerinde ortaya çıktı.]]>
Disosiyasyon zihindeki birtakım düşünce ve duyguların bağlı oldukları olay ve yaşantılardan koparak, ayrılarak, özerkleşmeleri ve benliği etkileme sürecidir. Benlik tarafından kabul edilemeyen duygu ve düşünceler zihinsel olarak ayrışır ve bellek, algılama, duyu, hareket ve otonom sinir sisteminde işlev bozuklukları görülür. Stresörle karşılaşan kişinin normal psikobiyolojik baş etme kapasitesininin yetersiz isedisosiyasyon belirtileri daha şiddetli olarak ortaya çıkar. Bu durumda disosiyatif bozukluklardan söz edilmektedir

 

Kişi Kendine Yabancılaşıyor

Disosiyatif belirtiler arasında yer alan depersonalizasyonda kişi kendine yabancılaşır. Kendi benliğini, yüzünü, bedeninin bazı parçalarını veya bazen tümünü, hareketlerini, duygularını değişmiş olarak algılar. Bazen kişi bu durumu kendi bedeninden çıkmış ve kendisini dışarıdan izliyormuş gibi tarif edebilir. Derealizasyonda ise, kişi çevresindeki insanları veya eşyaları, mekânı değişmiş veya daha farklı algılar. Genel popülasyonun yaklaşık% 1-2’sinde görülür. Kronik stresörler, alkol-madde kullanımı, aşırı uykusuzluk gibi nedenlerle ortaya çıkıp kaybolabilir. Bazen de şizofreni, depresyon, anksiyete bozuklukları, epilepsi ve organik beyin patolojilerine eşlik edebilir. Daha nadiren başka bir tanı olmaksızın sadece depersonalizasyon ve derealizasyon belirtileri günlerce veya haftalarca sürebilir. O zaman depersonalizasyon-derealizasyon bozukluğu tanısı konulur

 

Duygusal Bağları Koparıyor

Depersonalizasyon-derealizasyon bozukluğunun çocukluk çağı istismarı travmalarıyla ilişkili olduğu düşünülmektedir. Özellikle duygusal istismar ve ihmal, semptomlarının gelişimi ile ilişkilendirilmiştir. En uygun tedavi seçeneği bireysel psikoterapi, grup terapisi, çevresel koşulların düzeltilmesi ve aile psikoterapisi, EMDR (göz hareketleriyle duyarsızlaştırma ve yeniden işleme) uygulanmasıdır.

Kaynak: (BYZHA) Beyaz Haber Ajansı

Sevgiye Uzaklaştıran O Hastalık: Depersonalizasyon Bozukluğu! yazısı ilk önce Kocaeli Basın üzerinde ortaya çıktı.]]>