?>
?>
Moderatörlüğünü Dokuz Eylül Üniversitesi İlahiyat Fakültesi Temel İslam Bilimleri Bölüm Başkanı Prof. Dr. Himmet Konur’un yaptığı panelde konuşmacı olarak Dokuz Eylül Üniversitesi İlahiyat Fakültesi Temel İslam Bilimleri öğretim üyesi Prof. Dr. Süleyman Gökbulut, İzmir Katip Çelebi Üniversitesi İlahiyat Fakültesi Tasavvuf Anabilim Dalı Başkanı Prof. Dr. Hamide Ulupınar, EÜ Birgivi İlahiyat Fakültesi Tasavvuf Anabilim Dalı Başkanı Dr. Öğr. Üyesi Nuriye İnci yer aldı.
Etkinlik, Hafız Eray Çakmak tarafından gerçekleştirilen Kur’an-ı Kerim tilaveti ile başladı. Ardından, EÜ Devlet Türk Musikisi Konservatuvarı Tasavvuf Müziği Topluluğu, Arş. Gör. Yakup Selim Şenel yönetiminde tasavvuf müziği dinletisi gerçekleştirildi.
Etkinliğin açılış konuşmasını gerçekleştiren EÜ Rektör Yardımcısı Prof. Dr. Mehmet Ersan, “Öncelikle, herkese Rektörümüz Prof. Dr. Necdet Budak’ın selam ve saygılarını iletiyorum. Hz. Mevlana, söylenmesi gereken pek çok şeyi Mesnevi eserinde bizlere iletmiştir. Şeb-i Arus, her sene ülkemizin çeşitli noktalarında anılıyor ve bu vesile ile Hz. Mevlana’nın fikirleri, duyguları ve düşünceleri bizlere iletiliyor. Bizler de Ege Üniversitesi olarak bu etkinlikte Mevlana’yı anıyoruz. Panelin düzenlenmesinde emeği geçen tüm hocalarımıza ve çalışanlarımıza teşekkür ediyorum.” dedi.
“Bizi medeniyetin ön saflarına taşıyan kişi Mevlana’dır”
Panel moderatörü Prof. Dr. Himmet Konur, “Geriye dönüp baktığımızda biz insanlık tarihinde medeniyet yarışında hep ileride olduğumuzu görürüz. Bugün arzu ettiğimiz yerde değilsek de o yarıştan hiçbir zaman kopmadık, yine yarışa devam ediyoruz ve ön sıralarda yer alabilmek için de elimizden geldiğince çaba sarf ediyoruz. O günlerde bizi medeniyetin ön saflarına taşıyan en önemli şahsiyetlerden birisidir Mevlana. Dolayısıyla onun, bizim inşa edecek olduğumuz medeniyetin temellerinde önemli bir yeri vardır” diye konuştu.
Mevlana’nın hayatını çeşitli görüşlerinin felsefesiyle anlatan Prof. Dr. Süleyman Gökbulut, “Kendi hayat hikâyesini üç kelimeye sığdıran Mevlana, ‘Ömrümün özeti üç kelimeden fazla değil; hamdım, piştim, yandım’ demiştir. Bu üç kelime aslında onun hayat hikâyesini, tasavvufi olgunluğunu, manevi kemalini anlatmaya yetiyor.” dedi.
“Mevlana dinin dinamik özünü bize tanıtır”
Dr. Öğretim Üyesi Nuriye İnci, “Şüphesiz Mevlana gibi şahsiyetlerin mesajlarının çağları aşarak bugüne ulaşmasının nedeni; onların insan, kainat ve Allah arasındaki ilişkiyi özgür bir şekilde yorumlayabilmeleri ve söylediklerini insanların ortak hissiyatına dayandırmayı başarabilmeleridir. Diğer yandan Mevlana’nın, dini, sadece kalıplarıyla değil gerçekten dinamik özüyle de bizlere tanıtmış olması önemli bir yönüdür” diye söyledi.
Mevlevi geleneğinde önemli bir yeri olan ‘semâ’nın, içerisinde birçok manayı barındıran bir zikir olduğunu belirten Prof. Dr. Hamide Ulupınar, “Mevlana, devrinde belli bir icra planına bağlı olarak değil de daha çok doğaçlama tarzda semâlar yapılmıştır. Mevlana, ahenkli bir ses işittiğinde, güzel bir name duyduğunda veya dini toplantılarda semâ etmiştir yani zikretmeye başlamıştır. Sema, Mevleviliğe ait bir ibadet türü ve zikirdir” dedi.
Panelin sonunda Rektör Yardımcısı Prof. Dr. Mehmet Ersan tarafından Prof. Dr. Himmet Konur, Prof. Dr. Süleyman Gökbulut, Prof. Dr. Hamide Ulupınar, Dr. Öğr. Üyesi Nuriye İnci, Arş. Gör. Yakup Selim Şenel’e teşekkür belgesi takdim edildi.
Kaynak: (BYZHA) Beyaz Haber Ajansı
Mevlana Celaleddin-i Rumi vefatının 751’inci Yılında Ege Üniversitesinde anıldı yazısı ilk önce Kocaeli Basın üzerinde ortaya çıktı.]]>Panelin moderatörlüğünü Dokuz Eylül Üniversitesi İlahiyat Fakültesi Temel İslam Bilimleri Bölüm Başkanı Prof. Dr. Himmet Konur üstlenecek. Panel kapsamında Dokuz Eylül Üniversitesi İlahiyat Fakültesi Temel İslam Bilimleri öğretim üyesi Prof. Dr. Süleyman Gökbulut “Üç kelimeye Sığan Bir Ömür: Mevlânâ’nın hayat Hikayesi”, İzmir Katip Çelebi Üniversitesi İlahiyat Fakültesi Tasavvuf Anabilim Dalı Başkanı Prof. Dr. Hamide Ulupınar, “Tasavvufi Sembolizm Açısından Mevlevi Sema Ayini”, EÜ Birgivi İlahiyat Fakültesi Tasavvuf Anabilim Dalı Başkanı Dr. Öğretim Üyesi Nuriye İnci ise “Eles’ten Evet’e: Mevlana’nın İnsan ve Varlık Tasavvuru” başlıklı sunumlarını gerçekleştirecek.
Etkinlikte ayrıca EÜ Devlet Türk Musikisi Konservatuvarı Tasavvuf Müziği Topluluğu tarafından, Arş. Gör. Yakup Selim Şenel yönetiminde bir müzik dinletisi gerçekleştirilecek.
Mevlânâ Celâleddin-i Rûmî
Mevlânâ Celâleddin-i Rûmî, 1207-1273 yılları arasında yaşamış din alimi, tasavvufçu, ilahiyatçı ve şair Mevlânâ bugün Afganistan sınırları içerisinde yer alan Horasan ülkesinin Belh şehrinde dünyaya geldi. Hazreti Mevlânâ, babası Horasan’ın büyük alimlerinden olan Bahaeddin Veled, annesi Mümine Hatun, kız kardeşi Fatıma Hatun, ağabeyi Alaaddin Muhammed ile yaklaşan Moğol istilası ve dönemin siyasi olayları nedeniyle Belh’ten ayrılarak Konya’da son bulacak yolculuğuna başladı. Konya’ya gelene dek Mekke, Medine, Şam, Erzincan, Anadolu’nun muhtelif şehirleri ve son olarak da Karaman’da bir süre yaşayan Mevlânâ, 1240 yılından itibaren Konya’da halkı irşat etmeye, dini ilimleri öğretmeye başladı. Konya’da tanıştığı Şems-i Tebrizi adında bir derviş, onun hayatında büyük etki yarattı ve hayatının geri kalan bölümünü şiire, musikiye ve semaya ayırdı. Mevlana, ömrünün son 10-15 yıllık kısmında, kendisine büyük sevgiyle bağlı sırdaşı Çelebi Hüsamettin’in tavsiyesi üzerine en bilinen eseri Mesnevi’yi ortaya çıkardı. Yaşamını “Hamdım, piştim, yandım” sözleriyle özetleyen Mevlana, 17 Aralık 1273’te hayata gözlerini yumdu.
Kaynak: (BYZHA) Beyaz Haber Ajansı
Mevlana Celaleddin-i Rumi vefatının 751’inci yılında Ege Üniversitesinde anılacak yazısı ilk önce Kocaeli Basın üzerinde ortaya çıktı.]]>
17 Aralık Salı günü saat 20.00’de Antalya Atatürk Kültür Merkezi Aspendos Salonu’nda gerçekleşecek Şeb-i Arûs Töreni’nde katılımcılar, semâ ve tasavvuf musikisinin mistik atmosferinde Mevlânâ’nın insanlığa sunduğu barış, sevgi ve hoşgörü mesajlarını yeniden keşfedecek. Bu etkinlik, aynı zamanda Mevlânâ’nın felsefesini derinden hissetme ve onun öğretilerinden ilham alma fırsatı sunacak.
ÖZENLE HAZIRLANILDI
Bu yılki etkinlikte, Mevlevîlik geleneğinin en önemli ritüellerinden biri olan “Semâ Töreni’nde Hüseyin Fahreddîn Dede’nin “Acemaşîran Mevlevî Âyîn-i Şerîfi” İsmail Baha Sürelsan Konservatuvarı Tasavvuf Müziği Topluluğu tarafından büyük bir özenle ve aslına uygun olarak icra edilecek. Antalya Büyükşehir Belediyesi’nin ev sahipliğinde gerçekleşecek bu anlamlı geceye, Mevlânâ’nın “Gel, ne olursan ol, yine gel!” çağrısına kulak veren tüm Antalyalılar davetli.
Kaynak: (BYZHA) Beyaz Haber Ajansı
Mevlânâ Celaleddin-i Rumi vuslatının 751. yılında anılacak yazısı ilk önce Kocaeli Basın üzerinde ortaya çıktı.]]>