?>
?>
Ailelere önemli görev düşüyor
Çocuklar sağlığına gerekli özeni gösteremeyebilirler. Burada ailelere önemli görevler düşmektedir. Özellikle genel durumu iyi olmayan çocuklar mutlaka doktora götürülmeli ve antibiyotik gibi ilaçlar doktora sormadan verilmemelidir. Çocuklarda grip belirtileri çok iyi gözlenmelidir.
Bu belirtiler şu şekilde sıralanabilir:
Hastalık döneminde çocuklar çok daha özenli beslenmeli
Aileler grip olan çocuklarda ilaç tedavisine ek olarak çocukların beslenmesine çok dikkat etmelidir. Tedavi sağlıklı ve dengeli bir beslenme ile desteklenmezse bu tür gribal enfeksiyonlardan sonra en çok orta kulak iltihabı ve alt solunum yolu enfeksiyonları görülebileceği unutulmamalıdır. Çocuklarda grip döneminde hem ateş hem de beslenmeye bağlı olarak sıvı kaybı olabilmektedir. Bu nedenle sıvı alımı artırılmalıdır. Dengeli ve sağlıklı beslenmeye dikkat edilmelidir. Özel bir menü hazırlamaya gerek yoktur ancak çocuklara katkısız, koruyucu madde içermeyen besin gruplarından verilmelidir.
D vitamini desteği doktor önerisiyle alınmalı
Kış mevsiminde güneş ile olan temas azaldığından dolayı hem çocuklarda hem de yetişkinlerde D vitaminin azaldığı görülmektedir. D vitaminin az olması da hastalıklara davetiye çıkarmaktadır. Doktor tavsiyesiyle eksik olan kan düzeyine bakılarak, yaşa uygun bir şekilde D vitamini damla olarak verilmelidir. D vitamini doktor önerisiyle alınmalı, aileler bu konuda kendi istekleri doğrultusunda çocuğa D vitamini vermemelidir.
Çocuk hastayken okula gönderilmemeli
Grip tanısı konulan bir çocukta 5 gün süren yüksek ateş olabilir. Özellikle ateşli döneminde çocuğu okula göndermemek gerekmektedir. Yaklaşık 5 – 7 gün boyunca çocuklar evde sağlıklı beslenmeli ve doktorunun verdiği ilaç tedavisi uygulanmalıdır. Bir hasta çocuğun tüm sınıfı olumsuz yönde etkileyeceği ve hasta edebileceği unutulmamalıdır.
Grip genelde aile bireylerinden birine bulaştığında tüm fertlerde görülebilmektedir. Evde grip olan bir kişi varsa o kişi sağlıklı olanlardan uzak durmalı, ev sık sık havalandırılmalı, eller düzenli olarak yıkanmalı, başta havlu olmak üzere ortak eşya kullanımı kısıtlanmalıdır. Bu şekilde bulaştırıcılık riskini azaltmak mümkündür.
Çocuğunuz sık grip oluyorsa…
Bir kez grip olan çocuk, mikrobu aldığı için bir daha kolay kolay hasta olmayacaktır. Ancak yine de okulda sıra arkadaşının hasta olması çocuk için bir risktir. Bütün kurallara dikkat edilse de çocuk böyle bir durumda yeniden hastalanabilir. Bu tür durumlarda da özellikle sık hastalanan çocuklar için kapsamlı tetkiklerin yaptırılması ve bağışıklığının daha fazla güçlenmesi için doktor önerisiyle gerekli tedavinin başlatılması gereklidir.
Ateş 5 günden uzun sürerse dikkat!
Grip tanısı konulan bir çocuğun ateşinin 5 gün sürmesi ve düşmemesi normal kabul edilmektedir. Ancak ateş 5 günden uzun sürüyorsa, çocukta genel durumu çok iyi değilse, solunum sıkıntısı, öksürük, nefes daralması, ciddi bir orta kulak ağrısı varsa o zaman komplikasyon gelişmiş olabilir. Bu durumda tekrar hekime başvurulmalıdır. Çocuktaki hastalık bulgularına göre ayaktan ya da yatarak tedavi uygulanır. Gerekirse akciğer filmi, kan testleri yapılır ve ek ilaçlar önerilir. Akciğer enfeksiyonları hızlı ve ağır seyredebileceği için önemlidir ve takibi gereklidir.
Kaynak: (BYZHA) Beyaz Haber Ajansı
Çocuklarda Geçmeyen Grip Ciddi Hastalıklara Yol Açabilir yazısı ilk önce Kocaeli Basın üzerinde ortaya çıktı.]]>
Uzun süre oturmak veya ayakta kalmak tetikliyor!
Ailede varis hastalığı öyküsü olması, 50 yaş üzerinde olmak ve kadın cinsiyeti, varis için değiştirilemeyen risk faktörlerini oluşturuyor. Sabit pozisyonda uzun süre masa başında oturmak veya ayakta kalmak da varis oluşumunu tetikleyebilen önemli faktörlerden. Kalp ve Damar Cerrahisi Uzmanı Dr. Ayça Özgen, bu durumun kanın sirkülasyonunun yavaşlamasına, bacak toplardamarlarında birikmesine ve damar içi basıncın artmasına yol açabildiğine işaret ederek, “Damarlar artan basınçtan dolayı gerilebiliyor ve bu durum toplardamarların duvarlarının zayıflamasına ve damardaki kapakçıkların fonksiyonunun bozulmasına neden oluyor. Sonuçta damar çapının artmasına, giderek büyümesine sebep oluyor ve fonksiyonu bozulmuş, belirginleşmiş varis damarları oluşuyor” diyor. Kadınlarda hamilelikle beraber kilo artışı, hormonal değişim ve rahmin büyüyerek pelvik toplardamarlar üzerinde yaptığı baskı da varise yol açabiliyor. Yine kadınlarda menopoz dönemlerindeki hormonal değişiklikler de bacak toplardamar duvarı ve basıncı üzerinde etki göstererek varisin gelişimini tetikleyebiliyor.
Bu belirtiler varsa, dikkat!
Kalp ve Damar Cerrahisi Uzmanı Dr. Ayça Özgen, varisin belirtilerini şöyle özetliyor:
Bacaklarda kalıcı yaralar oluşabiliyor!
Varis toplum arasında estetik bir problem olarak görülse de aslında ciddi sağlık sorunlarına neden olabiliyor. İleri derecedeki varislerin zamanla giderek ilerlemesi durumunda, bacakta özellikle venöz sistem basıncının yüksek olduğu ayak bileklerinde geriye dönüşümü olmayan renk değişiklikleri, ödem ve kanamalı varisler gelişebiliyor. Dahası, en istenmeyen tablo olan ve “venöz ülser” olarak adlandırılan bacakta geçmeyen yaralar oluşabiliyor. Kalp ve Damar Cerrahisi Uzmanı Dr. Ayça Özgen, varis hastalığının ileri dönemlerinde görülen bu semptomların hastanın hem tedavi süresini hem de tedavi sonrası iyileşme süresini uzattığını belirterek, “Ayrıca ileri dönem varislerde hastalar tedavilerini olsalar bile ayak bileğinde oluşan renk değişiklikleri ve venöz ülserin neden olduğu skar dokusu geçmeyebiliyor. Oysa varis hastalığı tanısı kolay ve kişiye uygun güncel tedavi yöntemleri ile ilerlemesi önlenebilen bir hastalıktır” diyor.
Tedaviden yüksek başarı sağlanıyor!
Tedavi yöntemlerine; varis hastalığının kalsifikasyonuna ve hastanın genel sağlık durumuna göre karar veriliyor. Kalp ve Damar Cerrahisi Uzmanı Dr. Ayça Özgen, oldukça başarılı sonuçlar alınan tedavi yöntemlerini şöyle anlatıyor:
Yaşam tarzı değişiklikleri: Kilo kontrolüne dikkat etmek ve düzenli olarak bacak kaslarını çalıştıran egzersizleri yapmak, vücudu saran kıyafetler ile yüksek topuklu ayakkabılardan kaçınmak gibi yaşam tarzında yapılacak olan değişimler hastalığın ilerleme hızını önleyebiliyor.
Medikal tedavi: Kanı kalbe taşıyan toplardamarlarda direnç artıran ilaç gruplarına başvuruluyor.
Varis çorabı: Dıştan kompresyon uygulayarak venöz sistem basıncının azaltılmasına yardımcı oluyor. Kanı kalbe taşıyan toplardamarlarda sirkülasyonu kolaylaştırarak yüzeyel damarların belirginleşmesini, büyümesini ve damarların yetmezlik derecesinin ilerlemesini önleyebiliyor.
Girişimsel tedavi: Fizik muayene ve venöz doppler USG bulgularına göre hastaya özel olarak belirlenen tedavi yöntemi uygulanıyor.
Cilt yüzeyel damar lezyonlarının tedavisinde lokal olarak iğne radyofrekans tedavisi veya skleroterapi (köpük tedavisi) yöntemlerine başvuruluyor.
Derin venöz sistem yetmezlik tedavisinde, ameliyathane şartlarında, endovenöz radyofrekans/lazer ablasyon yöntemi ile kapalı varis cerrahisinden, stripping yöntemi ile açık varis cerrahisinden faydalanılıyor.
Varisi önlemek için 8 etkili kural!
Varis ilerleyici bir hastalık olmasına rağmen alacağınız bazı önlemlerle ilerleme hızını yavaşlatabilir, hatta oluşumunu önleyebilirsiniz. Kalp ve Damar Cerrahisi Uzmanı Dr. Ayça Özgen, varise karşı almanız gereken önlemleri şöyle özetliyor:
Kaynak: (BYZHA) Beyaz Haber Ajansı
Tedavisinde gecikildiğinde ciddi sorunlara neden olabilir! yazısı ilk önce Kocaeli Basın üzerinde ortaya çıktı.]]>“Tamamen hukukun gereğini yapıyoruz”
Muhalefet grubunun kentsel dönüşüm projelerine ilişkin ifadelerine yanıt veren İzmir Büyükşehir Belediyesi Başkan Vekili Levent Yıldır, “Kamuoyuna yanlış bilgi vermiyoruz, her şeyimiz şeffaf. Ortada hukuksuz bir durum yok. Tamamen hukukun gereğini yapıyoruz. 1,5 sene önce inşaat yapımlarının durdurulması ile ilgili gelen bakanlık yazısının gereği olarak birtakım girişimlerde bulunduk. Bunlardan ilki sözleşmelerin sonlandırılması oldu. Sonrasında kooperatif yönetimleriyle yoğun bir şekilde görüşmeler yapıyoruz, yaptık. Sonuçta aslında yaptığımız her şey hukuka uygun. Süreçle ilgili olarak giderilmesi gereken eksiklikler neyse bunları da yasaların gereği olarak yapıyoruz. Kamuoyunda bahsedilen emniyet konusu var. Yanılmıyorsam 2886 sayılı yasanın belli bir maddesine bağlı olarak zaten yasal olarak bunun böyle olması gerekiyor. Aslında şantiye şefi de İZBETON elemanı, güvenlik İZBETON elemanı. Hak sahiplerinin devrettiği tapular nedeniyle toprak zaten bizim. Ayrıca kaymakamlıklarla görüşmeler yapılmıştır. Bu doğrultuda bu işlemler devam etmektedir. Burada yapmamız gereken, atladığımız herhangi bir konu olursa da arkadaşların bizi uyarmasını her zaman bekler ve takdirle karşılaşırız. Uyarılar değerli. Geçen süre herhangi bir oyalama süresi değildir. Yapılacak işlerle ilgili olarak belli zamanları beklemek zorundayız. Kendimiz gelir gelmez ilgili girişimlerde bulunduk ama kendimiz de inşaatların hangi aşamada olduğuna dair tespit yapmakla yetinmedik, ayrıca mahkemeden de inşaatların, yapıların var olan konumları nedir, tamamlanması için neler gerekmektedir gibi bilirkişi görüşleri istedik, onları aldık. Kooperatiflerle tekrar tekrar görüştük, belki önümüzdeki süreçte yine görüşmeler devam edecek” değerlendirmesinde bulundu.
“Hak sahipleri rahat olsun”
Konu üzerine konuşan Meclis Başkan Vekili Altan İnanç şu değerlendirmeyi yaptı: “Muhalefet grubu, önceki dönemde bu işlerin eksik gittiğini belirterek eleştiriyor. Bütün meclis toplantılarında kooperatif sürecinin eksik, bazen yanlış yürütüldüğü iddiasında bulunuyorsunuz. Bir taraftan sizin ifadenizle mağduriyetlerin giderilmesi ve işin hızlandırılarak hak sahiplerine teslim edilmesi sorumluluğumuzu alarak çalışıyoruz. Bu iki görüş arasında tutarsızlık olabilir mi? Bir taraftan eksik görüyorsunuz, yeni yönetim de bu eksiklikleri giderme durumunda. Belediye yasalarla yönetilen bir devlet kurumu. Bütün İzmirli yurttaşlarımız, hak sahipleri rahat olsun.”
Kaynak: (BYZHA) Beyaz Haber Ajansı
Başkan Vekili Yıldır’dan kentsel dönüşüm projeleri açıklaması “Ciddi bir irade ortaya koyduk” yazısı ilk önce Kocaeli Basın üzerinde ortaya çıktı.]]>
Dijital Oyun Bağımlılığı Birçok Soruna Neden Oluyor!
Dijital oyunlarla aşırı zaman harcayan kullanıcılarda; düşük akademik başarı, uyku düzeninin bozulması, yeme alışkanlıklarının değişmesi (abur cubur/ fast food gibi sağlıksız yeme alışkanlıkları) ve yetersiz fiziksel egzersiz/sedanter yaşam bağlı obezite, sürekli masa başında oturmaya bağlı kas iskelet sistemi sorunları ve özbakımda yetersizlik gibi birçok sorunu da beraberinde getirmektedir. Dijital oyun bağımlılığında dikkat edilmesi gereken diğer önemli nokta oyunun içeriğidir. Özellikle şiddet içeren dijital oyunlarının yalnızlık, depresyon, anksiyete, dikkat sorunları, okul başarısında düşme, düşük empati, yaşam doyumunun azalması, saldırganlık, şiddet eğilimi, olumlu sosyal davranışlarda azalma, düşmanca duygu ve davranışlarda artış, şiddete karşı duyarsızlaşma hatta normalleştirme gibi psikososyal bozuklukla ilişkili olduğu bildirilmektedir.
Erkenden Tedavi Edilmesi Gereken Bir Durum
Çocuk/ergenlerde birçok problemi beraberinde getiren dijital oyun bağımlılığının erken dönemde önlenmesi ve tedavisi önemlidir. Özellikle bu bozukluğun, aile içi çatışmaların olduğu ortamlardan beslendiği ve ebeveyn-çocuk/ergen arasındaki yapıcı ve güçlü ilişkilerin ise problemi azalttığı bilinmektedir. Bilgisayar oyunlarının olumsuz etkisini gören bireylerin ve ailerin “Normal oyun oynama süresi ne kadar? “Normal ve problemli oyun oynamayı nasıl ayırt edebilirim” gibi soruları var ve çocuklarında dijital oyun bağımlılığı açısından risk altında olduğunu düşünüyorsa ve tedavide ne yapacakları ile ilgili destek almak istiyorlarsa psikiyatrik danışmanlık almaları önemlidir.
Kaynak: (BYZHA) Beyaz Haber Ajansı
Dijital Oyun Bağımlılığı Çocuklarda Ciddi Bir Sorun Olarak Büyüyor yazısı ilk önce Kocaeli Basın üzerinde ortaya çıktı.]]>Üsküdar Üniversitesi NPİSTANBUL Hastanesi Enfeksiyon Hastalıkları ve Klinik Mikrobiyoloji Uzmanı Dr. Dilek Leyla Mamçu, 12 Kasım Dünya Zatürre Günü kapsamında, havaların soğumasıyla birlikte görülme sıklığı da artan zatürre hakkında bilgi verdi ve aşının önemine değindi.
Her yaştan insanı etkileyebiliyor!
Halk arasında zatürre olarak bilinen pnömoninin bakteri, virüs, mantar gibi çeşitli mikroorganizmalarla oluşan akciğerdeki hava keseciklerinin iltihabı anlamına geldiğini hatırlatan Dr. Dilek Leyla Mamçu, “Her yaştan insanı etkileyebilir. Özellikle 5 yaş altı çocuklarda ve yaşlı erişkinlerde önemli bir hastalık ve ölüm nedenidir.” dedi.
Bulaşma şekline göre toplum, hastane ve yoğun bakım kaynaklı olarak zatürre görülebildiğini dile getiren Dr. Dilek Leyla Mamçu, “Toplumdan kazanılmış pnömoni, tüm dünyada hastaneye başvuru sayısı, tedavi masrafları ve iş-okul günü kayıpları açısından en sık karşılaşılan enfeksiyon hastalıklarından biridir.” uyarısını yaptı.
Aşı, hastaneye yatış ve yoğun bakıma duyulan ihtiyacı azaltabilir…
Ciddi enfeksiyon hastalıklarına neden olan bakterilerin, toplum kaynaklı zatürrenin en yaygın nedeni olduğuna dikkat çeken Dr. Dilek Leyla Mamçu, özellikle kış aylarında artış gösterdiğini söyledi ve aşının öneminden bahsetti:
“Pnömokok aşısıyla pnömoni ve kan dolaşımı enfeksiyonları önlenirken, hastaneye yatış ve yoğun bakıma duyulan ihtiyaç da azaltılabilir. Özellikle çocuklarda, 65 yaş üstü yaşlılarda, böbrek, şeker, kalp veya akciğer hastalığı gibi kronik bir hastalığı olanlarda, sigara kullananlarda, bağışıklık sistemini baskılayan bir hastalık veya ilaç kullananlarda, dalağı çalışmayan veya alınmış olanlarda, alkol bağımlılığı olanlarda, HIV ile yaşayan bireylerde ve beyin omurilik sıvısı kaçağı olanlarda daha sık görülme riski vardır ve bu kişilere zatürre aşısı olmaları önerilir.”
Aşı, sağlıklı beslenme ve hijyen önleyici olabilir…
Dünyada giderek artan yaşlı nüfus oranını işaret eden Dr. Dilek Leyla Mamçu, “Yaşlılarda artan ek kronik hastalıklar direnci azaltarak enfeksiyonlara yatkınlığa neden olur. Bu nedenle 65 yaş ve üzeri kişilerde pnömoni sıklığı artar, gençlere göre daha ağır hatta öldürücü tablolarda seyredebilir.” dedi.
Bunlara karşın pnömoninin, tedavi edilebilir ve önlenebilir bir enfeksiyon hastalığı olduğunu vurgulayan Dr. Dilek Leyla Mamçu, aşılama, sağlıklı beslenme ve çevresel hijyen koşullarının iyileştirilmesi ile önlenebileceğini, hastalık geliştikten sonra da etkin ve yeterli sürede antibiyotik tedavisinin önemli olduğunu aktardı.
Zatürre aşısı ve grip aşısı birlikte uygulanabilir…
Zatürre aşısının olası yan etkilerine de değinen Enfeksiyon Hastalıkları ve Klinik Mikrobiyoloji Uzmanı Dr. Dilek Leyla Mamçu sözlerini şöyle tamamladı:
“Aşıya veya aşı içeriğindeki maddelere karşı daha önce ciddi alerjisi gelişmiş olanlara yapılmamalı. Aşının erişkinlerde görülen en sık yan etkisi, enjeksiyon yerinde ağrı ve hassasiyet olup bu yan etkiler bir iki gün içinde kaybolur. Zatürre aşısı ve grip aşısının birlikte uygulanmasında sakınca yoktur. Ülkemizde uygulanan grip aşılarının inaktif (cansız) virüs aşıları olması nedeniyle aşıya bağlı grip gelişmesi mümkün değildir.”
Kaynak: (BYZHA) Beyaz Haber Ajansı
Zatürre çocuklar ve yaşlılarda çok ciddi sonuçlara neden olabilir! yazısı ilk önce Kocaeli Basın üzerinde ortaya çıktı.]]>