?> ?> çocuklarda arşivleri - Kocaeli Basın https://kocaelibasin.com.tr Yeni Nesil Kocaeli Haber Medyası Sun, 13 Apr 2025 07:40:26 +0000 tr hourly 1 https://wordpress.org/?v=7.0 https://kocaelibasin.com.tr/wp-content/uploads/2024/10/cropped-favicon1-32x32.png çocuklarda arşivleri - Kocaeli Basın https://kocaelibasin.com.tr 32 32 Buca’da, çocuklarda 21. yüzyıl becerilerini geliştirme konusu masaya yatırıldı. https://kocaelibasin.com.tr/bucada-cocuklarda-21-yuzyil-becerilerini-gelistirme-konusu-masaya-yatirildi/ Sun, 13 Apr 2025 07:40:24 +0000 https://kocaelibasin.com.tr/bucada-cocuklarda-21-yuzyil-becerilerini-gelistirme-konusu-masaya-yatirildi/ Buca Belediyesi'nin Radikal Eğitim Kurumları iş birliğiyle düzenlediği "Geleceğin Liderlerini Yetiştiren Anne Baba Olmak" semineri Belediye Meclis Salonu'nda gerçekleştirildi.

Buca’da, çocuklarda 21. yüzyıl becerilerini geliştirme konusu masaya yatırıldı. yazısı ilk önce Kocaeli Basın üzerinde ortaya çıktı.]]>
Buca Belediyesi’nin Radikal Eğitim Kurumları iş birliğiyle düzenlediği “Geleceğin Liderlerini Yetiştiren Anne Baba Olmak” semineri Belediye Meclis Salonu’nda gerçekleştirildi. Uzman Psikolojik Danışman Utku Nefesoğlu’nun konuşmacı olarak yer aldığı seminerde, katılımcı ebeveynlere çocuklarda 21. yüzyıl becerilerini geliştirmeye yönelik değerli bilgiler verildi. 21. yüzyıl becerilerini iletişim, takım çalışması, yaratıcılık ve problem çözme olarak tanımlayan Utku Nefesoğlu, her bir başlığı örneklerle açıkladı.

İNTERAKTİF BİÇİMDE GERÇEKLEŞTİ
İnteraktif şekilde ilerleyen seminerde anne baba olarak çocuklara nasihat vermekten ziyade rol model olmak gerektiğini ifade eden Utku Nefesoğlu, “Öğrenme hevesi anne babadan çocuklara bulaşıyor. Anne baba olarak rol model olmak çok önemli. Çocukla kurulan iletişim çok önemli. Kurulan iletişimin yüzde kaçında anne baba olarak siz konuşuyorsunuz? Bu sorgulanmalı. Lider çocuk demek, kendi direksiyonunda olan çocuk demektir. Ancak sorumluluk birden verilmemeli çocuğa, yaşına uygun sorumluluk verilmelidir. Anne babanın yeteri kadar psikolojik alt yapısı olmayınca sınırsızlığı liderlik sanıyor. Yalnızca öz güven yeterli değil. Birey, fikrini açıklarken (Ben bu konuda şöyle düşünüyorum) demeli. İletişimde doğru üslup çok önemli” diye konuştu.

 

Kaynak: (BYZHA) Beyaz Haber Ajansı

Buca’da, çocuklarda 21. yüzyıl becerilerini geliştirme konusu masaya yatırıldı. yazısı ilk önce Kocaeli Basın üzerinde ortaya çıktı.]]>
Çocuklarda Geçmeyen Grip Ciddi Hastalıklara Yol Açabilir https://kocaelibasin.com.tr/cocuklarda-gecmeyen-grip-ciddi-hastaliklara-yol-acabilir/ Sat, 22 Feb 2025 12:41:36 +0000 https://kocaelibasin.com.tr/cocuklarda-gecmeyen-grip-ciddi-hastaliklara-yol-acabilir/ Kış ayları, özellikle okul çocukları için hastalıklar açısından büyük risk taşıyor.

Çocuklarda Geçmeyen Grip Ciddi Hastalıklara Yol Açabilir yazısı ilk önce Kocaeli Basın üzerinde ortaya çıktı.]]>
Kış ayları, özellikle okul çocukları için hastalıklar açısından büyük risk taşıyor. Çocuklar üst solunum yolu enfeksiyonlarına daha sık yakalanıyor, grip çocuklar arasında zincirleme bir şekilde yayılmaya devam ediyor. Grip, çocuklarda yetişkinlere benzer belirtiler göstererek, daha hızlı seyredebiliyor. Özellikle bağışıklık sistemi yetişkinlere göre daha zayıf olan çocuklarda, grip hızlı bir şekilde zatürre ve bronşite kadar ilerleyebiliyor. Yüksek ateş, karın ağrıları ve özellikle kusma çocuklarda daha şiddetli oluyor ve kusma nedeniyle vücuttaki sıvı kaybı da fazla olduğu için hastanede tedavi edilmeleri gerekebiliyor. Memorial Antalya Hastanesi Çocuk Sağlığı ve Hastalıkları Bölümü’nden Uz. Dr. Eser Akkuş, çocuklarda mevsimsel grip ve dikkat edilmesi gerekenler hakkında bilgi verdi. 

 

Ailelere önemli görev düşüyor

Çocuklar sağlığına gerekli özeni gösteremeyebilirler. Burada ailelere önemli görevler düşmektedir. Özellikle genel durumu iyi olmayan çocuklar mutlaka doktora götürülmeli ve antibiyotik gibi ilaçlar doktora sormadan verilmemelidir. Çocuklarda grip belirtileri çok iyi gözlenmelidir. 

Bu belirtiler şu şekilde sıralanabilir: 

  • Yüksek ve düşmeyen ateş 
  • Halsizlik 
  • Karın ağrısı 
  • Kusma
  • Öksürük 

Hastalık döneminde çocuklar çok daha özenli beslenmeli 

Aileler grip olan çocuklarda ilaç tedavisine ek olarak çocukların beslenmesine çok dikkat etmelidir. Tedavi sağlıklı ve dengeli bir beslenme ile desteklenmezse bu tür gribal enfeksiyonlardan sonra en çok orta kulak iltihabı ve alt solunum yolu enfeksiyonları görülebileceği unutulmamalıdır. Çocuklarda grip döneminde hem ateş hem de beslenmeye bağlı olarak sıvı kaybı olabilmektedir. Bu nedenle sıvı alımı artırılmalıdır. Dengeli ve sağlıklı beslenmeye dikkat edilmelidir. Özel bir menü hazırlamaya gerek yoktur ancak çocuklara katkısız, koruyucu madde içermeyen besin gruplarından verilmelidir. 

 

D vitamini desteği doktor önerisiyle alınmalı

Kış mevsiminde güneş ile olan temas azaldığından dolayı hem çocuklarda hem de yetişkinlerde D vitaminin azaldığı görülmektedir. D vitaminin az olması da hastalıklara davetiye çıkarmaktadır. Doktor tavsiyesiyle eksik olan kan düzeyine bakılarak, yaşa uygun bir şekilde D vitamini damla olarak verilmelidir. D vitamini doktor önerisiyle alınmalı, aileler bu konuda kendi istekleri doğrultusunda çocuğa D vitamini vermemelidir. 

 

Çocuk hastayken okula gönderilmemeli

Grip tanısı konulan bir çocukta 5 gün süren yüksek ateş olabilir. Özellikle ateşli döneminde çocuğu okula göndermemek gerekmektedir. Yaklaşık 5 – 7 gün boyunca çocuklar evde sağlıklı beslenmeli ve doktorunun verdiği ilaç tedavisi uygulanmalıdır. Bir hasta çocuğun tüm sınıfı olumsuz yönde etkileyeceği ve hasta edebileceği unutulmamalıdır. 

 

Grip genelde aile bireylerinden birine bulaştığında tüm fertlerde görülebilmektedir. Evde grip olan bir kişi varsa o kişi sağlıklı olanlardan uzak durmalı, ev sık sık havalandırılmalı, eller düzenli olarak yıkanmalı, başta havlu olmak üzere ortak eşya kullanımı kısıtlanmalıdır. Bu şekilde bulaştırıcılık riskini azaltmak mümkündür. 

 

Çocuğunuz sık grip oluyorsa…

Bir kez grip olan çocuk, mikrobu aldığı için bir daha kolay kolay hasta olmayacaktır. Ancak yine de okulda sıra arkadaşının hasta olması çocuk için bir risktir. Bütün kurallara dikkat edilse de çocuk böyle bir durumda yeniden hastalanabilir. Bu tür durumlarda da özellikle sık hastalanan çocuklar için kapsamlı tetkiklerin yaptırılması ve bağışıklığının daha fazla güçlenmesi için doktor önerisiyle gerekli tedavinin başlatılması gereklidir. 

 

Ateş 5 günden uzun sürerse dikkat!

Grip tanısı konulan bir çocuğun ateşinin 5 gün sürmesi ve düşmemesi normal kabul edilmektedir. Ancak ateş 5 günden uzun sürüyorsa, çocukta genel durumu çok iyi değilse, solunum sıkıntısı, öksürük, nefes daralması, ciddi bir orta kulak ağrısı varsa o zaman komplikasyon gelişmiş olabilir. Bu durumda tekrar hekime başvurulmalıdır. Çocuktaki hastalık bulgularına göre ayaktan ya da yatarak tedavi uygulanır. Gerekirse akciğer filmi, kan testleri yapılır ve ek ilaçlar önerilir. Akciğer enfeksiyonları hızlı ve ağır seyredebileceği için önemlidir ve takibi gereklidir. 

Kaynak: (BYZHA) Beyaz Haber Ajansı

Çocuklarda Geçmeyen Grip Ciddi Hastalıklara Yol Açabilir yazısı ilk önce Kocaeli Basın üzerinde ortaya çıktı.]]>
Sagem’den Ailelere “Çocuklarda Sınırlar ve Mahremiyet” Semineri https://kocaelibasin.com.tr/sagemden-ailelere-cocuklarda-sinirlar-ve-mahremiyet-semineri/ Sun, 09 Feb 2025 10:20:14 +0000 https://kocaelibasin.com.tr/sagemden-ailelere-cocuklarda-sinirlar-ve-mahremiyet-semineri/ Selçuklu Belediyesi tarafından ilçeye kazandırılan ve açıldığı günden bu yana yoğun ilgi gören Selçuklu Aile Gelişim Merkezi (SAGEM), “Sağlıklı ilişkiler ve huzurlu aile için yanınızdayız” sloganı ile evlilik öncesi danışmanlık, aile hukuku danışmanlığı, aile ve çift danışmanlığı, manevi danışmanlık ve oyun terapisi konularında ücretsiz danışmanlık hizmetleri sunuyor.

Sagem’den Ailelere “Çocuklarda Sınırlar ve Mahremiyet” Semineri yazısı ilk önce Kocaeli Basın üzerinde ortaya çıktı.]]>
Selçuklu Belediyesi tarafından ilçeye kazandırılan ve açıldığı günden bu yana yoğun ilgi gören Selçuklu Aile Gelişim Merkezi (SAGEM), “Sağlıklı ilişkiler ve huzurlu aile için yanınızdayız” sloganı ile evlilik öncesi danışmanlık, aile hukuku danışmanlığı, aile ve çift danışmanlığı, manevi danışmanlık ve oyun terapisi konularında ücretsiz danışmanlık hizmetleri sunuyor. Memnuniyet oluşturan bu hizmetleri ile aile ilişkilerinin güçlenmesine katkı sağlayan merkez, bilinçli ebeveyn tutumlarının oluşması amacıyla da alanında uzman isimler tarafından eğitim seminerleri gerçekleştiriyor. Bu amaçla SAGEM Konferans Salonu’nda “Çocuklarda Sınırlar ve Mahremiyet” konulu eğitim semineri gerçekleştirildi. Anne ve babalarıyla birlikte seminere gelen çocuklar oyun terapi alanında çeşitli aktivitelerle keyif dolu zaman geçirdiler.  

Çocukların sağlıklı bir birey olarak büyüyebilmeleri için mahremiyet ve sınır koyma becerilerinin erken yaşta kazandırılmasının önemine dikkat çekilen seminerde bilinçli aile tutumuna yönelik önemli bilgiler aktarıldı. Ailelerin çocuklarına güvenli ve sevgi dolu bir ortamda sınır koyabilmeleri için dikkat etmeleri gereken unsurların da anlatıldığı programda çocuğa sınır koymanın gelecekte çocuğun sosyal hayattaki ilişkilerinde uyum sağlamasını kolaylaştıracağına dikkat çekildi. Programda çocuğun kişilik gelişiminde mahremiyet eğitiminin de büyük önem taşıdığının üzerinde durulurken çocuğa mahremiyet eğitiminin anne ve baba tarafından verilmesinin önemine vurgu yapıldı.  

Başkan Pekyatırmacı: “SAGEM ile aile yapısını güçlendirecek çalışmalar yürütüyoruz.”                          

Selçuklu Belediyesi olarak sağlıklı, bilinçli, mutlu ve huzurlu bir aile kurumunun oluşumuna destek olmayı önemli bir hedef olarak gördüklerini ve SAGEM ile bu doğrultuda önemli çalışmalar yürüttüklerini ifade eden Selçuklu Belediye Başkanı Ahmet Pekyatırmacı, “Sayın Cumhurbaşkanımız Recep Tayyip Erdoğan tarafından 2025 yılı “Aile Yılı” olarak ilan edildi. Bizler de huzurlu bir toplumun ancak güçlü bir aile yapısı ile sağlanabileceğini düşünüyor ve bu doğrultuda “Güçlü Aile Güçlü Toplum” anlayışla çalışmalarımızı şekillendiriyoruz.

Yarınlara güvenle bakabilmenin, mutlu ve huzurlu bir toplum oluşturmanın temel şartının “Güçlü Aile Güçlü Toplum” anlayışından geçtiğini düşünüyoruz. Bu yüzden aile kurumunu önemsiyor ve SAGEM ile aile yapısını güçlendirecek çalışmalar yürütüyoruz. Bu kapsamda alanında uzman danışmanlarımız eşliğinde aile yapısını tehdit eden unsurların ve aile içerisindeki iletişim problemlerinin önlenmesine yönelik ücretsiz danışmanlık hizmeti veriliyoruz. Tabi tüm bu çalışmaların yanı sıra ailelere ve çiftlere yönelik aile içi iletişimi güçlendirme, sorunlara çözüm bulma ve hayata rehberlik edecek yeni bakış açıları kazanmak amacıyla hemşehrilerimizin yoğun katılımları ile farklı konularda eğitim semineri de düzenliyoruz. Gerçekleştirdiğimiz seminerlerimizin aile bütünlüğü ve bağlarının güçlenmesine katkı sağlayacağını düşünüyor, emeği geçen danışmanlarımıza şükranlarımı sunuyorum. Seminerlere yoğun ilgi göstererek bizleri memnun eden vatandaşlarımıza katılımlarından dolayı ayrıca teşekkür ediyorum” dedi.

Seminere yoğun ilgi gösteren vatandaşlarda, seminerden duydukları memnuniyeti ifade ederek,  Selçuklu Belediyesi ve SAGEM’e desteklerden dolayı teşekkür etti.   

Kaynak: (BYZHA) Beyaz Haber Ajansı

Sagem’den Ailelere “Çocuklarda Sınırlar ve Mahremiyet” Semineri yazısı ilk önce Kocaeli Basın üzerinde ortaya çıktı.]]>
Çocuklarda kalıcı görme kaybına neden olan sinsi hastalık: üveit https://kocaelibasin.com.tr/cocuklarda-kalici-gorme-kaybina-neden-olan-sinsi-hastalik-uveit/ Fri, 07 Feb 2025 09:41:49 +0000 https://kocaelibasin.com.tr/cocuklarda-kalici-gorme-kaybina-neden-olan-sinsi-hastalik-uveit/ Üveit, göz içi iltihaplanması olarak tanımlanır ve ciddi bir göz hastalığıdır.

Çocuklarda kalıcı görme kaybına neden olan sinsi hastalık: üveit yazısı ilk önce Kocaeli Basın üzerinde ortaya çıktı.]]>
Üveit, göz içi iltihaplanması olarak tanımlanır ve ciddi bir göz hastalığıdır. Çocuklarda kalıcı görme kaybına yol açabileceği için oldukça dikkat edilmesi gereken bir durum olduğunu belirten Dünyagöz Hastaneler Grubu Üveit Bölüm Başkanı Prof. Dr. Merih Oray, özellikle çocukluk çağı eklem romatizması (juvenil artrit) olan çocuklarda, üveit daha ağır seyredebildiğini belirtti. Bu hastalığın, gözdeki iltihaplanma nedeniyle görme kaybına yol açabileceğine ve eğer tedavi edilmezse kalıcı hasara neden olabileceğine dair açıklamalarda bulundu.

 

Gözün damardan zengin orta tabakasının iltihaplanmasıyla üveit hastalığı meydana gelmektedir. Başta behçet hastalığı, ankilozan spondilit, iltihaplı bağırsak hastalığı olmak üzere birçok romatizma hastalığında ve multiple skleroz (MS) gibi nörolojik hastalıklarda üveit görülebilir. 

 

Üveit hastalığı ve tedavi yöntemlerine ilişkin bilgi veren Prof. Dr. Merih Oray, “Gözün İris dokusunu tutan ve gözün ön kısmına sınırlı olan üveitlerde; göz küresinde dokunmakla ve sağa-sola çevirmekle hissedilen ağrı, ışık hassasiyeti, kızarıklık ve bulanık görme belirtileri ön plana çıkar. Bu belirtiler iltihabın alevlendiği dönemi yansıtır ve mutlaka tedavi gerektirir. Gözün arka kısmında yer alan üveitlerde ise bulanık görme ve siyah noktalar görme belirtileri ön plandadır. Özellikle makula dediğimiz görme noktasının iltihabi tutulumu doğru tedavi edilmediği taktirde komplikasyonlara ve kalıcı görme kaybına neden olabilmektedir. Üveit için bir kere tedavi olup iyileştim denilmemeli, uzun yıllar doktor kontrolü gerektiren bir hastalık olduğu unutulmamalıdır” diye konuştu.

 

ÇOCUKLUK ROMATİZMASI OLAN ÇOCUKLARDA SIK GÖRÜLÜYOR

 

Üveit hastalığının her yaş grubunda gelişebildiğini söyleyen Prof. Dr. Merih Oray, özellikle çocuk yaş grubunda bu hastalığın, körlüğe kadar varan komplikasyonlar ile ciddi bir sağlık problemine neden olabileceğini dikkat çekti. 

 

“Görme kaybı değişkenlik göstermekle beraber yüzde 10-15 ciddi görme kaybı riski vardır. Fark edilmeden sinsice ilerleyen bu hastalığın tekrarlamasını önlemek için altında yatan sebeplerin de araştırılması şart. Özellikle çocukluk çağı romatizması olan çocuklarda sık aralıklarla göz taraması yapılmasının önemine vurgu yaparak, “Bu çocuklarda eklemlerde iltihap olduğu gibi gözde de olabiliyor. Bazen gözde kızarıklık olmuyor çocuklar küçük olduğu için bunu ifade edemiyor. Aileler de fark edemiyor. O nedenle bu çocukları rutin aralıklarla mutlaka üveit uzmanı göz doktoruna götürmek lazım. Bazen çocukların muayenesi de zor oluyor. Planlı sistemik bir tedavi uyguluyoruz. Uzun vadede fark edilmezse ciddi yan etkileri olabilir. Katarakt, göz tansiyonu gibi problemler ortaya çıkabilir. Zaman içerisinde de görme kaybına da yol açabiliyor” dedi. 

 

ACİL MÜDAHALE EDİLMESİ GEREKEN BİR HASTALIKTIR

 

Üveit hastalığının erken dönemde teşhis edilerek hasta tedaviye yönlendirildiği durumlarda, mevcut görme seviyelerinin artırılabilir ya da korunabilir olduğunu belirten Prof. Dr. Merih Oray, “Ne şiddette olursa olsun, üveit acil müdahale edilmesi gereken bir hastalıktır. Geç kalındığında hastalık ilerler ve iltihap nedeniyle göz bebeğinde şekil bozuklukları, katarakt, göz tansiyonu yükselmesi gibi komplikasyonlara neden olabilir. Zaman içerisinde geçirilen ataklar göz içerisinde yapısal hasara yol açıyor. Göz sinirinde ve görme noktasında hasar olabiliyor. Hastalık kısa sürede tedavi edilmediğinde doku harabiyeti oluşuyor ve görme kaybı meydana gelebiliyor. Belirtiler görüldüğünde yapılacak ilk iş üveit konusunda tecrübeli bir göz doktoruna muayene olmaktır” ifadelerini kullandı.

 

 

ÜVEİT KONUSUNDA UZMAN DOKTORUN MUAYENESİ ŞART

 

Katarakt ameliyatı olacak kişilerin gözünde aktif iltihap olmaması gerektiğini söyleyen Prof. Dr. Oray, “Üveit tedavisi olan fakat tekrarlayan bir hastalıktır ve bu hastalığın altında yatan hastalığı da teşhis etmek lazım. Bu sebeple üveiti olan kişilerin bu konuda uzmanlaşmış olan doktora gitmesi gerekmektedir. Behçet hastalığı, kanser, bağışıklık sistemi hastalıkları, ülseratif kolit, crohn hastalığı, ankilozan spondilit, yetişkin ve çocuklarda romatizmal hastalıklar, bakteri, virüs, parazit veya mantar gibi enfeksiyonların gözü tutması ve göz travması üveite neden olabilir. Üveit hastalarında katarakt da sıklıkla görüyoruz. Üveiti hastası katarakt ameliyatı olacaksa bunun zamanlaması çok önemli. Çünkü hastaların o anda gözünde aktif iltihap olmaması gerekiyor. Göz içindeki iltihap tedavi edildikten sonra cerrahi yöntemler uygulanmalı” diyerek uyardı. 

 

 

TEDAVİ ÜVEİTİN TÜRÜNE GÖRE PLANLANIYOR

 

Hastalığın çeşidine göre tedaviye karar verildiğini belirten Prof. Dr. Merih Oray, “Ön üveit dediğimiz irisin etkilendiği iltihabi durumlarda ilk aşamada lokal damla tedavisi önerilmektedir. Öncelikle iris dokusunun lense yapışmasının önlenmesi ve ağrının azaltılması için göz bebeğini büyüten damlalar kullanılır. Ayrıca iltihabı baskılamak için kortizonlu damlalar kullanılmaktadır. Gerekli durumlarda göz içine veya gözün çevresine iğne tedavileri de uygulanmaktadır.  Üveit atakları tekrarlıyorsa sistemik tedavi edilir. Enfeksiyon kaynaklı olmayan arka üveitlerde ise çoğunlukla ağız yoluyla ve özellikle son yıllarda cilt altından alınan güncel ilaçlar kullanılmaktadır. Enfeksiyon kaynaklı olmayan arka üveitler için kortizonlu ilaçlar ve bağışıklık sistemi üzerinde dengeleyici olan ilaçlar önerilmektedir. Gerek ön gerekse arka üveitler için hekim takibi gereklidir. Hastalığın erken döneminde ve doğru tedavi edildiği takdirde sonuçlar kesinlikle olumlu olmaktadır. Ayrıca sistemik hastalıklarla ilişkili olan üveitlerde, ilgili branşlarla konsülte edilerek tedavisine devam edilmelidir. Enfeksiyon kaynaklı üveitlerde etkene yönelik tedavi yapılır. Tedavinin hekim gözetiminde yapılmadığı durumlarda, özellikle de ilaçlar kontrolsüz kullanılırsa, hayati tehlike ile karşı karşıya kalınabilir” diyerek cümlelerini tamamladı.  

Kaynak: (BYZHA) Beyaz Haber Ajansı

Çocuklarda kalıcı görme kaybına neden olan sinsi hastalık: üveit yazısı ilk önce Kocaeli Basın üzerinde ortaya çıktı.]]>
Çocuklarda Kanser Bu 15 Belirti ile Gelebilir https://kocaelibasin.com.tr/cocuklarda-kanser-bu-15-belirti-ile-gelebilir/ Mon, 03 Feb 2025 08:50:09 +0000 https://kocaelibasin.com.tr/cocuklarda-kanser-bu-15-belirti-ile-gelebilir/ Kanser tüm dünyada çocuklarda ve yetişkinlerde hızla yaygınlaşıyor.

Çocuklarda Kanser Bu 15 Belirti ile Gelebilir yazısı ilk önce Kocaeli Basın üzerinde ortaya çıktı.]]>
Kanser tüm dünyada çocuklarda ve yetişkinlerde hızla yaygınlaşıyor. Doğumdan itibaren her dönemde kanser ortaya çıkabiliyor. Tüm çocukluk çağı kanser vakalarının neredeyse %50’si 0-5 yaş arası çocuklarda görülüyor. Erken teşhis ve teknolojik gelişmeler çocukluk çağı kanserlerinde tedavi başarı oranını oldukça artırıyor. Memorial Şişli Hastanesi Çocuk Hematolojisi-Onkoloji Bölümü’nden Prof. Dr. Atila Tanyeli, 4 Şubat Dünya Kanser Günü öncesi çocukluk çağı kanserleri hakkında bilgi verdi. 

Çocukluk çağında görülen 6 kansere dikkat!

Çocukluk çağı kanserleri klinik, biyolojik ve genetik olarak erişkinlerde görülen kanserlerden farklıdır. Bu nedenle çocuklarda kanser teşhisi konulması erişkinlere göre biraz daha zordur. Klasik olarak erken teşhis ve erken dönemde tedavi başarıyı oldukça artırmaktadır. Çocuklarda sıklıkla görülen kanser türleri yetişkinlerde görülenlerden farklıdır. En sık görülen çocukluk çağı kanser türleri aşağıdaki gibidir.

  • Lösemi (kan kanseri) 
  • Beyin ve omurilik tümörleri 
  • Lenfomalar 
  • Yumuşak doku tümörleri
  • Böbrek tümörleri
  • Kemik tümörleri

Çocuğunuzda bu belirtiler varsa… 

Çocukluk çağı kanserlerinin belirtileri genellikle diğer, daha yaygın sağlık sorunlarıyla da ilişkilendirilebilir ancak yine de ciddi bir şekilde değerlendirilmelidir. Yaygın olarak görülen belirtilerden bazıları şunlardır;

1. Ciltte özellikle gövdede, bacakların üst kısmında herhangi bir travma olmaksızın morlukların oluşması,

2. Diş eti büyümesi (diş eti hipertrofisi) ve/veya sık tekrarlayan burun kanamaları, 

3. Nedeni bulunamayan ve açıklanamayan uzun süren ateş, 

4. Son altı ayda istemsiz olarak vücut ağırlığının %10’dan fazlasının kaybı,

5. Özellikle sabah kusmaları, baş ağrısı ve bulantı olmaksızın kusma birlikteliği, 

6. Boyun, gövde, karın veya vücudun herhangi bir yerinde ortaya çıkan bezeler, özellikle 2 cm’den büyük lenfadenopati varlığı,

7. Özellikle kemiklerde, eklemlerde, sırtta veya bacaklarda geçmeyen ve geceleri daha kötü olabilen ağrı, açıklanamayan topallama,

8. Nedeni bulunamayan uzun süren halsizlik, yorgunluk, bitkinlik,

9. Küçük bebeklerde kedigözü parlaması gibi gözün içinde beyazlık ortaya çıkması, (Flaşlı fotoğraf çekildiğinde bebeğin göz bebeği beyaz renkte ise bu mutlaka araştırılmalıdır)

10. Geceleri iç çamaşırı değiştirecek kadar gece terlemesinin bu şikayetlere eşlik etmesi,

11. Karın şişliği ile birlikte özellikle idrar ve gaita çıkarımında zorlanma, kanlı idrar birlikteliği, (özellikle çocuklar banyo yaptırılırken, giydirilirken karın bölgesinde ele sertlik gelmesi)

12. Yüzde felç, yürüme bozukluğu,

13. Kansızlık, özellikle demir tedavisine cevap vermeyen anemi, 

14.  İyileşmeyen veya tekrarlayan enfeksiyonlar,

15. Küçük çocuklarda sürekli ağlama, huzursuzluk, çok uyuma, yemek yememe gibi davranış değişiklikleridir.

Yaygın görülen genel belirtilerin yanı sıra kanser türüne bağlı olarak değişen belirtiler de görülebilmektedir Örneğin, beyin tümörleri baş ağrısı ve denge bozukluklarına neden olabilirken, lösemi gibi kan kanserleri halsizlik, kansızlık, tekrarlayan enfeksiyonlar ve vücutta travma olmaksızın kolay morarma gibi belirtiler gösterebilir. 

Modern yöntemler tedavi başarısını artırıyor

Çocukluk çağı kanserleri genellikle tanı konulması ve tedavi edilmesi açısından uzmanlık gerektirir. Teşhis, kan testleri, görüntüleme testleri (MR, BT taramaları), kemik iliği biyopsisi ve diğer yöntemleri içerebilir. Tedavi yöntemleri cerrahi, kemoterapi, radyoterapi ve hedefe yönelik ilaç tedavisi gibi çeşitli olabilir. Tıptaki ilerlemeler sayesinde çocukluk çağı kanserlerinin tedavisinde başarı oranları oldukça yüksektir. 1960’lardan önce başarı oranı %50’lerin altında iken günümüzde Genel ortalama %80’lerin üzerindedir. Akut lenfoblastik lösemi B hücre tipinde %90’lara varan iyi sonuçlar alınmaktadır. Ancak bazı kemik tümörlerinde, AML’de ve nöroblastomada hala istenen başarılar elde edilememektedir. Yine de erken teşhis ve uygun tedavi ile birçok çocukluk çağı kanseri başarı ile tedavi edilebilmektedir. Günümüzde dirençli vakalarda kemoterapi yanında immünoterapi ve uygun vakalarda kök hücre nakli yapılması önemli bir tedavi seçeneğidir.  

Çocukluk çağı kanseri riskine karşı 9 önlem

Çocukluk çağı kanserleri hem çevresel hem de genetik etkilerin bir kombinasyonu nedeniyle ortaya çıkabilir. Bu yüzden, çocuğunuzun kanser olmasını engellemenin kesin bir yolu yoktur. Ancak bazı risk faktörlerine dikkat edilerek çocuklarda kanser riski azaltılabilir.

  1. Hamilelik sırasında yeterince folik asit almaya dikkat edin.
  2. Eğer mümkünse yeterli süre emzirin.
  3. Çocukluk dönemi boyunca çocuğa yeterli fiziksel aktivite imkanı sağlayın.
  4. Tüm çocuklar ve aileler için güvenli, istikrarlı, besleyici ilişkiler ve ortamlar inşa ederek olumsuz çocukluk çağı deneyimlerinin önün geçin.
  5. Hamilelik sırasında alkol ve tütün kullanımından kaçının. Radyasyon maruziyetinden kaçının.
  6. Çocukların tütün dumanından ve hava kirliliğinden uzak durmasını sağlayın.
  7. Çocuğunuzun sağlıklı ve dengeli beslenmesini sağlayın.
  8. Kansere neden olabilecek kimyasal maddelerin kullanılmasından kaçının.
  9. Günümüzde elektromanyetik dalgalarının kanser yapıcı etkileri ile ilgili yayınlar artmaktadır. Bu konuda dikkatli olun.

 

Kaynak: (BYZHA) Beyaz Haber Ajansı

Çocuklarda Kanser Bu 15 Belirti ile Gelebilir yazısı ilk önce Kocaeli Basın üzerinde ortaya çıktı.]]>
Kemoterapi Tedavisi Gören Çocuklarda Hayati Uyarılar https://kocaelibasin.com.tr/kemoterapi-tedavisi-goren-cocuklarda-hayati-uyarilar/ Thu, 30 Jan 2025 08:40:25 +0000 https://kocaelibasin.com.tr/kemoterapi-tedavisi-goren-cocuklarda-hayati-uyarilar/ Kanser tedavisi gören çocukların kan üretimi olumsuz etkilenmektedir.

Kemoterapi Tedavisi Gören Çocuklarda Hayati Uyarılar yazısı ilk önce Kocaeli Basın üzerinde ortaya çıktı.]]>
Kanser tedavisi gören çocukların kan üretimi olumsuz etkilenmektedir. Kemoterapi sonrasında kanda alyuvar (eritrosit), akyuvar (lökosit) ve pıhtılaşma pulcuklarının (trombositler) sayısı azalacaktır. 

Vücudumuzu mikroplara karşı koruyan akyuvar hücreleri azalınca bakteri, virüs, mantar ve parazit gibi mikroplar önemli enfeksiyonlara sebep olabilmektedir. Trombositler sayıca azaldığında ise kendiliğinden oluşan kanamalar (burun, dişeti kanaması, cilt kanaması ve morluklar, mide, bağırsak ve iç organ kanaması vb) açığa çıkacaktır. Çocuğumuzu bu durumlardan korumak için ebeveynlere önemli görevler düşmektedir.  Başlıcaları;

  • El ve vücut temizliğine çok dikkat edilmelidir. Eller her yemek öncesi, yemek sonrası, tuvalet ihtiyacı giderildikten sonra mutlaka sıvı sabunla en az 20 saniye süreyle yıkanmalı ve ardından kâğıt havlu ile kurulanmalıdır. 
  • Yumuşak bir sabun kullanarak günlük banyo veya duş yapılmalı, özellikle koltukaltları ve kasıklar dikkatle temizlenmeli ve ardından nemli bölge kalmayacak şekilde vücut iyice kurulanmalıdır. Banyo yaptırılması mümkün değil ise günlük ılık sabunlu bezle silinerek vücut temizlenmelidir. 
  • Dişler, akyuvar ve trombosit sayısı uygunsa yumuşak bir diş fırçasıyla günde en az iki kez fırçalanmalı, hücre sayıları uygun değilse veya dişetlerinde kanama varsa her yemekten sonra temiz su ve antiseptik gargara solüsyonu veya bikarbonatlı su ile ağız iyice çalkalanmalıdır.
  • Tırnaklar, lökosit ve trombositler çok düşük olduğu dönemde kesilmeyebilir. Ancak mutlaka kesilecekse kesme işlemi düz olarak, çok derin olmadan, deriyi kesmeden yapılmalıdır. 
  • Taze çiçek ve her türlü saksı çiçeği mantar oluşum riskini arttırdığı için ortamda bulundurulmamalıdır. Yine temizlememe/dezenfekte edilme şansı olmayan tüylü, peluş veya kumaş oyuncaklar hasta odasında bulundurulmamalıdır.
    • Ev temizliği günlük yapılmalı, ortamda küf oluşturacak ıslak veya nemli yerler olmamalı, varsa klima bakımı ve temizliği aksatılmamalıdır. 
    • Akyuvar sayısı düşük dönemlerde hasta ziyaretleri kesinlikle kısıtlanmalı, kalabalık ortamlardan toplu taşımadan uzak durulmalı, zorunlu hallerde maske kullanılmalıdır. Yoğun kemoterapi dönemlerinde okula ara verilmeli, eğitime doktorunuzun izin verdiği dönemlerde evde veya hastanede devam edilmelidir. 
  • Hayvanlar bağışıklık sistemi bozuk kişileri riske sokabilecek hastalıklar taşıyabilirler. Mümkünse hayvanla fiziksel temasın olmaması en iyisidir. Özellikle hayvanın salyası veya dışkısıyla temastan kaçınılmalı, ısırıklardan veya tırmalamalardan korunmalıdır. Kuş, kertenkele, yılan, kaplumbağa, hamster veya başka bir kemirgen beslenmemelidir. 
  • Eğer yeni bir hayvan alınacaksa, bir yıldan büyük ve kısırlaştırılmış bir hayvan seçilmelidir. Evin dışında, bir çiftlik veya hayvanat bahçesinde hayvanlarla yakın temas edilmemelidir.
  • Trombositlerin düşük olduğu dönemlerde hareketli oyunlardan ve sportif faaliyetlerden, vücudu sıkan lastikli giyeceklerden kaçınılmalıdır. 
  • Nötropenik dönemde musluk suyu en az bir dakika süreyle kaynatılmadan veya filtreden geçirilmeden içilmemelidir. Şişe veya kutu içinde satılan meyve suları, soda, sıcak çay veya kahve ve pastörize edilmiş her türlü ürünün içilmesinde sakınca yoktur.

 

  • Yemek hazırlarken kullanılan yüzeyler, raflar, tezgâh üzerleri, buzdolabı, dondurucular, kesme tahtası, bıçak ve diğer tüm mutfak aletleri uygun şekilde temizlenmelidir. Yemekler mümkünse öğünlük pişirilmeli, artan kısım eğer sonraki öğüne saklanacak ise yemeğin soğuması beklenmeden, hızlı soğutulması mümkün olan küçük kaplarda buzdolabına kaldırılmalıdır. İki saatten fazla oda ısısında beklemiş yemekler atılmalıdır. Buzdolabından çıkarılan pişmiş yiyecekler ısıtılarak/kaynatılarak sunulmalıdır. Donmuş yiyecekler oda ısısında bekletilerek çözülmemeli, mikrodalga kullanılmalıdır. 
  • Çiğ veya az pişmiş beyaz/kırmızı et ve yumurta kesinlikle tüketilmemeli, konserve besinlerden mümkün olduğunca kaçınılmalıdır. Pişirilmemiş kümes hayvanları, kırmızı et, balık ve diğer deniz ürünleri diğer yiyeceklerle temas ettirilmemeli, aynı yüzey üzerine konulmamalı, aynı kesme tahtası kullanılmamalıdır. 
    • Pişirilmeden yenen salatalık marul roka gibi yeşillikler ya da kabuğu soyulamayan (çilek vb) meyveler nötropenik dönemde tüketilmemelidir. Muz karpuz kavun gibi kabuğu soyulabilen meyve sebzeler ile sirkeli ya da limonlu su ile yıkanmış ve kabuğu hijyenik şartlarda kalın soyulmuş elma armut gibi meyvelerin tüketilmesinde sakınca yoktur.

 

Bu önlemler hastaya, hastalığa ve uygulanan tedavi rejimine göre kişisel farklılıklar gösterebileceğinden takip ve tedavi yapan hekiminizin/sağlık merkezinin önerilerine harfiyen uymanız sağlığınız açısından çok önemlidir. 

 

 

 

Prof. Dr. Zekai Avcı ‘’Genel olarak aşağıda belirtilen şikâyetleriniz varsa gecikmeden tedavi gördüğünüz sağlık kuruluşuna başvurmanızı şiddetle tavsiye ederim.’’ şeklinde önemli maddelere değindi.

 

  • Ateş, titreme
  • Ağız içi yaralar
  • Tedavinin verildiği damar yolu, santral ya da port iğne bölgesinde şişlik, ağrı, hassasiyet
  • Şiddetli öksürük, kanlı balgam, nefes darlığı 
  • Ani gelişen kol veya bacaklarda uyuşma, çift görme, hareket-denge bozukluğu, bilinç bulanıklığı
  • Şiddetli karın ağrısı, kusma, ishal, dışkıda kanama veya dışkının renginin katran gibi siyah olması
  • Uzun süreli burun kanaması, dişeti kanaması
  • İdrarda kanama veya yanma
  • Ciltte toplu iğne başı büyüklüğünde kırmızı renkli döküntüler veya yaygın morluklar, döküntüler
  • 2 günden fazla süren kabızlık

Kaynak: (BYZHA) Beyaz Haber Ajansı

Kemoterapi Tedavisi Gören Çocuklarda Hayati Uyarılar yazısı ilk önce Kocaeli Basın üzerinde ortaya çıktı.]]>
Çocuklarda Besin Alerjisi 2-3 Kat Arttı https://kocaelibasin.com.tr/cocuklarda-besin-alerjisi-2-3-kat-artti/ Tue, 14 Jan 2025 22:19:58 +0000 https://kocaelibasin.com.tr/cocuklarda-besin-alerjisi-2-3-kat-artti/ Çağımızın önemli bir sorunu olan besin alerjisi son yıllarda çocuklarda daha yaygın görülüyor.

Çocuklarda Besin Alerjisi 2-3 Kat Arttı yazısı ilk önce Kocaeli Basın üzerinde ortaya çıktı.]]>
Çağımızın önemli bir sorunu olan besin alerjisi son yıllarda çocuklarda daha yaygın görülüyor.

Yapılan araştırmalar;  çocuklarda besin alerjisinin son 20 yıl içinde 2-3 kat arttığını gösteriyor. Bu artışla birlikte, dünyada ve ülkemizde her 100 çocuktan yaklaşık 8’inde besin alerjisi oluştuğu belirtiliyor. Özellikle gelişmiş ülkelerde şehirleşme, hareketsiz yaşam gibi yaşam tarzındaki değişiklikler, hava kirliliği, kimyasal maruziyet gibi çevresel faktörler, çocukların mikroorganizmalar ile yeterince temas etmemesi, cilt veya bağırsak gibi koruyucu yapıların zarar görmesi ve beslenme alışkanlıklarındaki değişiklikler, çocuklarda gelişen besin alerjisinin temel nedenlerini oluşturuyor.  Acıbadem Ataşehir  Hastanesi Çocuk Alerjisi Uzmanı Dr. Ezgi Topyıldız,  bağışıklık ve sindirim  sistemi henüz tam olarak olgunlaşmadığı için besin alerjisine en sık bebeklik ve erken çocukluk dönemi olan ilk 3 yaşta rastlandığına dikkat çekerek,   “Besin alerjisi çocuğun beslenmesini kısıtlayarak büyüme ile gelişmeyi olumsuz etkileyebiliyor ve yaşam kalitesinde düşüşe yol açabiliyor, dahası nefes darlığı gibi ciddi reaksiyonlar oluşturabiliyor. Bu nedenle çocuğunda besin alerjisi olduğunu düşünen ebeveynlerin hemen bir çocuk alerji hekimine başvurmaları gerekiyor. Besin alerjisi ebeveynleri çok kaygılandırsa da aslında doğru tanı, güvenli bir diyet ve acil durum hazırlığıyla çocukların sağlıklı bir yaşam sürmeleri sağlanabiliyor” diyor. 

 

 

Alerjiye neden olan 170’ten fazla besin tanımlanmış! 

 

Günümüze kadar, besin alerjisine neden olabilen 170’ten fazla besin tanımlanmış. Çocuk Alerjisi Uzmanı Dr. Ezgi Topyıldız, ancak bu besinlerin sadece bazılarının yaygın olarak alerjiye yol açtığını belirterek, “Çocuklarda en sık alerjiye neden olan besinler; inek sütü, yumurta, soya, buğday, yer fıstığı, kuruyemişler, balık ve kabuklu deniz ürünleridir. Bunlar arasında yer fıstığı ve kabuklu deniz ürünleri daha ciddi reaksiyonlar oluşturabiliyor” bilgisini veriyor.  

 

Sadece koklamak bile yeterli gelebiliyor! 

 

Bazı besin alerjileri ilerleyen yaşla birlikte kaybolabiliyor. Özellikle süt, yumurta ve buğday alerjisi olan çocukların önemli bir kısmında bu alerjenler gerileme eğiliminde oluyor. Bununla birlikte yer fıstığı, kuruyemiş, balık ve kabuklu deniz ürünleri gibi besinlere karşı olan alerjiler yaşam boyu devam edebiliyor. Besin alerjisi oluşması için her zaman besinin yenmesi gerekmiyor. Bazı durumlarda besinin kokusunu solumak veya deriye temas etmesi de alerjik reaksiyonlara yol açabiliyor. 

 

Alerjisi geçmiştir düşüncesiyle “az miktarda” da olsa asla! 

 

Çocuklarda besin alerjisinde bazı kurallara dikkat etmek ise yaşamsal önem taşıyor. Çocuk Alerjisi Uzmanı Dr. Ezgi Topyıldız, alerjen içeren besinleri  “Çocuğumun besin alerjisi artık geçmiştir” düşüncesiyle “az miktarda” da olsa asla denememeniz gerektiği uyarısında bulunarak, “Zira, alerjen besinler çok küçük miktarlarda bile ciddi reaksiyonlara neden olabiliyor. Besin alerjisi olan çocuklar hekimleri tarafından genellikle 3-6 ay aralıklarla takip ediliyor. Alerjinin zamanla geçtiğine ancak doktor kontrolünde karar verilebiliyor. Diğer taraftan, besinleri diyetten çıkarmak çocuklarda beslenme yetersizliklerine yol açabiliyor. Bu nedenle hekim önerisi olmadan gelişigüzel diyet uygulamaktan da kaçınmak gerekiyor” diyor. 

 

En sık cilt sorunları yaşansa da, dikkat!

 

Besin alerjisinde ilk belirtiler sıklıkla kızarıklık, kurdeşen, şişlik ve kaşıntı şeklinde cilt bulgularıyla ortaya çıksa da diğer sistem tutulumları da sık görülüyor. Besin alerjisinin belirtileri hafif başlayabiliyor, ancak ilerleyerek ciddi reaksiyonlara dönüşebiliyor. Özellikle dudak, dil ve boğaz şişmesi, nefes darlığı veya bilinç değişikliği gibi belirtiler acil müdahale gerektiriyor.   Dr. Ezgi Topyıldız, besin alerjisinin en yaygın belirtilerini şöyle sıralıyor:

 

Ciltte: Kurdeşen (ürtiker), egzama alevlenmeleri, kaşıntı, kızarıklık, döküntü.

Sindirim sisteminde: Karın ağrısı, bulantı, kusma, ishal veya kanlı, mukuslu dışkı.

Solunum sisteminde: Burun akıntısı, hapşırık, öksürük, nefes darlığı, hırıltılı solunum, boğazda kaşıntı hissi.

 

Belirtiler günler sonra bile başlayabiliyor!  

 

Besin alerjisi, besinlerin içerdiği proteinlere karşı bağışıklık sistemimizin verdiği anormal yanıt sonucu oluşuyor. IgE aracılı ve non-IgE (IgE dışı) aracılı olmak üzere iki mekanizmayla gelişiyor. 

 

IgE aracılı mekanizma: Bağışıklık sistemi, besin proteinlerini tehdit olarak algılayarak IgE antikorları üretiyor. Besin alerjeni vücuda tekrar girdiğinde, IgE antikorları mast hücrelerinden histamini ve diğer kimyasalları serbest bırakıyor. Bu kimyasallar genellikle dakikalar veya saatler içinde pek çok reaksiyona neden olabiliyor. 

Non-IgE aracılı mekanizma: IgE antikorları rol oynamıyor, alerjik reaksiyon bağışıklık sistemindeki T hücreleri gibi farklı hücresel mekanizmalar üzerinden gerçekleşiyor. Alerjik reaksiyonlar daha geç ortaya çıkıyor ve belirtiler besin alerjenine maruz kaldıktan saatler veya günler sonra görülüyor. 

 

TEDAVİDE 5 KRİTİK KURAL! 

 

Besin alerjisinin tedavisinde en temel hedef, çocuğun güvenliğini sağlamak ve yaşam kalitesini artırmak. Çocuk Alerjisi Uzmanı Dr. Ezgi Topyıldız, besin alerjisinin tedavisinde 5 kritik kuralı şöyle özetliyor: 

 

Alerjen besinin diyetten çıkarılması 

 

Alerjiye neden olan besin veya besinler diyetten tamamen çıkarılıyor. Ebeveynlere etiket okuma alışkanlığı kazandırılıyor ve besinlerin gizli kaynakları hakkında bilgi veriliyor. Çocuğa, yaşına uygun şekilde, hangi besinlerden kaçınması gerektiği anlatılıyor. 

 

Beslenme ve takviye planı 

 

Alerjen besinin diyetten çıkarılmasıyla gelişebilecek besin eksikliklerini önlemek amacıyla çocuğa özel beslenme planı oluşturuluyor. Örneğin, süt alerjisi olan çocuklarda kalsiyum ve D vitamini takviyeleri gerekebiliyor. 

 

Acil durum yönetimi

 

Ciddi reaksiyon riski taşıyan çocuklar için adrenalin oto-enjektörleri reçete ediliyor. Aileler, bakıcılar ve okuldaki yetkililer çocuğun besin alerjisi konusunda bilgilendiriliyor ve acil durumlarda nasıl müdahale edileceği öğretiliyor.

 

Oral immünoterapi (OIT) 

 

Tercihen 4 yaş üzerinde, besin alerjisi gerilememiş olan çocuklarda, doktor kontrolünde, düşük dozlarla başlanarak, alerjen besinin toleransının artırılması hedefleniyor. Dr. Ezgi Topyıldız, bu sayede bağışıklık sisteminin zamanla alerjen besini “tanımaya” başladığını ve tepkilerini azalttığını belirterek, “Bu yöntemle, özellikle yer fıstığı, süt ve yumurta gibi yaygın alerjenlere karşı kazara maruziyet durumunda oluşabilecek hayati tehlikenin azaltılması sağlanıyor. Yöntem sayesinde çocuk ve ailesinin günlük yaşam kalitesi önemli ölçüde artıyor” diyor. 

 

Düzenli takip 

 

Besin alerjisi zamanla kaybolabildiği için çocuğun düzenli olarak çocuk alerjisi uzmanı tarafından takip edilmesi gerekiyor. 

Kaynak: (BYZHA) Beyaz Haber Ajansı

Çocuklarda Besin Alerjisi 2-3 Kat Arttı yazısı ilk önce Kocaeli Basın üzerinde ortaya çıktı.]]>
İki yaş altı çocuklarda ekran maruziyeti dil gelişimini geciktiriyor! https://kocaelibasin.com.tr/iki-yas-alti-cocuklarda-ekran-maruziyeti-dil-gelisimini-geciktiriyor/ Thu, 09 Jan 2025 10:59:58 +0000 https://kocaelibasin.com.tr/iki-yas-alti-cocuklarda-ekran-maruziyeti-dil-gelisimini-geciktiriyor/ Teknolojinin hayatımızda her geçen gün daha fazla alan kapladığını belirten uzmanlar bu durumun çocukların dil ve konuşma becerileri üzerinde ciddi sorunlara yol açabildiğini söylüyor.

İki yaş altı çocuklarda ekran maruziyeti dil gelişimini geciktiriyor! yazısı ilk önce Kocaeli Basın üzerinde ortaya çıktı.]]>
Teknolojinin hayatımızda her geçen gün daha fazla alan kapladığını belirten uzmanlar bu durumun çocukların dil ve konuşma becerileri üzerinde ciddi sorunlara yol açabildiğini söylüyor.

Çocukların ekran ile tek yönlü iletişim içinde olduklarını ifade eden Uzman Dil ve Konuşma Terapisti Anuş Tahmincioğlu, “Bu çocuklarda, karşılıklı ve çok yönlü etkileşiminin engellenmesi sebebiyle dili kullanma gereksiniminin ve göz kontağı kurma süresinin azalması sonucunda dil ve konuşma gelişiminin olumsuz etkilendiği yapılan çalışmalarda görülüyor.” dedi. Birçok ebeveynin, erken yaşta ekran maruziyetinin çocuğun bilişsel gelişimini destekleyeceğine inandığını aktaran Uzman Dil ve Konuşma Terapisti Anuş Tahmincioğlu, “Yapılan çalışmalar, iki yaş altı çocuklarda ekrana maruz kalmanın, dil gelişimini desteklemek yerine tam tersine geciktirdiğini gösteriyor.” uyarısını yaptı. Anuş Tahmincioğlu ayrıca bilimsel araştırmalar ve klinik deneyimlere göre, ekran sürelerinin kısıtlandığı ve çocuklara yüz yüze etkileşim fırsatları sunulduğu durumlarda, dil gelişiminde belirgin bir iyileşme gözlemlendiğini vurguladı. 

Üsküdar Üniversitesi NPİSTANBUL Hastanesi Uzman Dil ve Konuşma Terapisti Anuş Tahmincioğlu, erken yaşta ekran maruziyetinin çocukların dil ve konuşma becerilerine etkisi hakkında açıklamalarda bulundu.

Tek yönlü iletişim dili kullanma ve göz kontağı kurma süresini azaltıyor!

Teknolojinin hayatımızda kapladığı alanın her geçen gün arttığına dikkat çeken Uzman Dil ve Konuşma Terapisti Anuş Tahmincioğlu, “Ancak bu durumun, özellikle çocuklar üzerindeki etkilerini anlamak ve tartışmak, toplum olarak önceliklerimiz arasında yer almalı. Çünkü ekran karşısında geçirilen uzun saatler, çocukların dil ve konuşma becerileri üzerinde ciddi sorunlara yol açabiliyor.” dedi.

Çocukların ekran ile tek yönlü iletişim içinde olduklarını ifade eden Uzman Dil ve Konuşma Terapisti Anuş Tahmincioğlu, “Bu çocuklarda, karşılıklı ve çok yönlü etkileşiminin engellenmesi sebebiyle dili kullanma gereksiniminin ve göz kontağı kurma süresinin azalması sonucunda dil ve konuşma gelişiminin olumsuz etkilendiği yapılan çalışmalarda görülüyor.” şeklinde konuştu.

Çocuklar, duydukları kelimeleri aktif bir şekilde kullanabilmeli!

Birçok ebeveynin, erken yaşta ekran maruziyetinin çocuğun bilişsel gelişimini destekleyeceğine inandığını aktaran Uzman Dil ve Konuşma Terapisti Anuş Tahmincioğlu, “Ne yazık ki bilimsel araştırmalar bu yaygın inancının tam tersini söylüyor. Yapılan çalışmalar, iki yaş altı çocuklarda ekrana maruz kalmanın, dil gelişimini desteklemek yerine tam tersine geciktirdiğini gösteriyor.” uyarısını yaptı.

Ekranın, çocuğun yüz yüze iletişim ve sosyal etkileşim fırsatlarının yerini aldığının altını çizen Uzman Dil ve Konuşma Terapisti Anuş Tahmincioğlu, çocukların kelime hazinesinin gelişmesinde duydukları kelimeler kadar, bunları aktif bir şekilde kullanma fırsatlarının da önemli bir rol oynadığını söyledi.

Çocuklar televizyon veya tabletten dil öğrenmez! 

Bir diğer yaygın yanılgının, televizyon veya tablet üzerinden çocukların dil öğreneceğine dair inanç olduğuna vurgu yapan Uzman Dil ve Konuşma Terapisti Anuş Tahmincioğlu, şunları söyledi:

“Bu inanç gerçekliği yansıtmamaktadır. Çünkü çocuğun soru sorma, cevap verme ve göz kontağı kurma gibi temel iletişim becerilerini geliştirmek için interaktif etkileşimlere ihtiyacı vardır.

Günümüzde sıklıkla evlerde ve restoranlarda karşılaştığımız bir durum ile örnek vermek gerekirse, anne ve babaları, çocuklar ile birlikte yemek masasında sohbet etmek yerine çocukları ellerinde telefon ya da tablet ekranlarına dalmış halde görüyoruz, böyle zamanlarda çocuk bu ailesi ile geçireceği değerli iletişim fırsatından mahrum kalıyor demektir.”

Yüz yüze etkileşim, dil gelişiminde belirgin bir iyileşme ortaya koyuyor 

Bilimsel araştırmaların ve klinik deneyimlerin, ekran sürelerinin kısıtlandığı ve çocuklara yüz yüze etkileşim fırsatları sunulduğu durumlarda, dil gelişiminde belirgin bir iyileşme gözlendiğini ortaya koyduğunu belirten Uzman Dil ve Konuşma Terapisti Anuş Tahmincioğlu, “Çocukların dil ve iletişim becerilerini desteklemek, basit ama etkili adımlarla mümkün. Kitap okumak, sohbet etmek, birlikte oyun oynamak gibi aktiviteler, çocuğun dil ve bilişsel gelişimlerine çok daha fazla katkı sağlar.” diyerek sözlerini tamamladı.

Kaynak: (BYZHA) Beyaz Haber Ajansı

İki yaş altı çocuklarda ekran maruziyeti dil gelişimini geciktiriyor! yazısı ilk önce Kocaeli Basın üzerinde ortaya çıktı.]]>
Soğuk Hava Çocuklarda Astımı Tetikliyor https://kocaelibasin.com.tr/soguk-hava-cocuklarda-astimi-tetikliyor/ Thu, 09 Jan 2025 10:00:03 +0000 https://kocaelibasin.com.tr/soguk-hava-cocuklarda-astimi-tetikliyor/ Ülkemizde de okul çağındaki her 7 çocuktan 1’inde astım görüldüğü belirtiliyor.

Soğuk Hava Çocuklarda Astımı Tetikliyor yazısı ilk önce Kocaeli Basın üzerinde ortaya çıktı.]]>
Ülkemizde de okul çağındaki her 7 çocuktan 1’inde astım görüldüğü belirtiliyor. Kış aylarında soğuk hava, grip gibi viral enfeksiyonlar, hava kirliliği ile kapalı ortamlarda artan hayvan tüyü, toz ve küf gibi alerjenler astımı tetikliyor. Bu nedenle, kış aylarında okul çağındaki çocuklarda daha yaygın görülen astım tedavi edilmediğinde veya kontrol altına alınamadığında çocuğun fiziksel aktivitelerini kısıtlayabiliyor ve okul performansını olumsuz etkileyebiliyor. Ayrıca sürekli tedavi gerektiren durumlarda psikolojik sorunlara da neden olabiliyor. Çocuklarda okul kaybı ve hastane yatışlarının önemli bir sebebi olan astımın belirtileri ise tedaviyle kaybolabiliyor. Ancak,  bu durum tüm çocuklar için geçerli olmuyor, hastalık kontrol edilmezse yaşam boyu sürebiliyor.  Acıbadem International Hastanesi Çocuk Alerjisi Uzmanı Prof. Dr. Feyzullah Çetinkaya, astımın kontrol altına alınmasında hekim, ebeveyn ile çocuğun işbirliği ve düzenli yapılan takiplerin büyük bir öneme sahip olduğuna dikkat çekerek, “Doğru tedaviyle çocuklar yaşıtları gibi sosyal aktivitelere katılabilir ve okul hayatına sorunsuz devam edebilirler. Anne babaların dikkat etmeleri gereken en önemli nokta ise çocuk biraz düzelince ‘iyileşti’ düşüncesiyle hemen ilaçları bırakmamak olmalı. Aksi halde hastalık ilerleyip kalıcı bir iz bırakabilir” diyor.

 

Çocuklarda astımın 4 önemli sinyali! 

Astım, solunum   yollarının kronik bir   şekilde  yüzeysel olarak iltihaplanması sonucu daralması ve aşırı duyarlılık göstermesiyle ortaya çıkan bir solunum hastalığı. Prof. Dr. Feyzullah Çetinkaya, solunum yolunda enfeksiyon gibi çeşitli  sebeplerle tahriş oluştuğunda gelişen belirtileri şöyle özetliyor: 

  • Düzelmeyen  öksürük 
  • Sık sık nefes alma veya  nefes  alırken zorlanma
  • Hırıltılı solunum (vizing) 
  • Efor sırasında ( özellikle koşarken veya spor yaparken) nefes almakta güçlük çekme veya hırıltı oluşması

Atakları önlemek için bu kurallara dikkat!Çocuklarda astım; atopi (yani  doğuştan  yatkınlık),   alerjenlere yoğun maruz kalma (ev tozu akarları, polenler, küf), evde sigara içilmesi, hava kirliliği ve sık geçirilen solunum yolu enfeksiyonları gibi etkenler nedeniyle oluşuyor. Prof. Dr. Feyzullah Çetinkaya, astım ataklarının önlemesinde çocuğun ilaçlarını düzenli kullanmasının, sigara dumanından uzak kalmasının, okul ortamında ve servislerde toz ile hayvan tüyü gibi ortamlardan kaçınmasının ve kokulardan uzak kalmasının büyük bir önem taşıdığını söylüyor. 

Okul yönetimini mutlaka bilgilendirin! 

Hafif astımı olan çocuklar dahi bazen çok ağır astım atakları yaşayabiliyorlar. Çocuk Alerjisi Uzmanı Prof. Dr. Feyzullah Çetinkaya, bu nedenle öğretmenlerin ve okul  yönetiminin   mutlaka bilgilendirilmesi gerektiğine işaret ederek, “Bu sayede okul yönetimi çocuğun sağlık durumu için acil müdahale gerektiğinde hazırlıklı olur ve doğru müdahalede bulunur. Ayrıca çocuğun tetikleyici ortamlardan kaçınabilmesi sağlanabilir. Bunların yanı sıra   çocuğa, örneğin spor derslerindeki aktivitelerin düzenlenmesi gibi özel düzenlemeler yapabilir” diyor. 

Yaşına uygun olarak eğitim şart!

Okulda oluşabilecek astımla ilgili sorunları öneyebilmek için çocuğa, yaşına uygun olarak astım hastalığı ve ilaçları hakkında bilgi vermenin son derece önemli olduğunu vurgulayan Çocuk Alerjisi Uzmanı Prof. Dr. Feyzullah Çetinkaya, “Çocuğa astım atağı geçirirse ne yapması gerektiği ve ilaçların doğru kullanımı mutlaka anlatılmalıdır. Bu bilgiler kendine olan güvenini artırır ve acil durumlarda paniğe kapılmasını önler” diye konuşuyor. 

“Çocuğum iyileşti” düşüncesiyle ilacı asla bırakmayın! 

Okul çağındaki çocuklarda gelişen astımın tedavisinde, her yıl grip aşısı dahil olmak üzere, genel koruyucu önlemlerin alınması büyük bir önem taşıyor. Çocuk Alerjisi Uzmanı Prof. Dr. Feyzullah Çetinkaya, tedavinin çocuğun yaşı ve hastalığın seyri gibi etkenlere bağlı olarak planlandığını vurgulayarak, “Astımı uzun vadede kontrol altına almak için ‘kontrol edici’ ilaçlara başvurulmaktadır. Ayrıca atak sırasında semptomları hafifletmek amacıyla hızlı etki gösteren ilaçlar verilmektedir. Tedaviden etkin sonuç alınabilmesi için ilaçların doğru şekilde ve zamanında kullanılması, çocuğun hastalığı konusunda eğitilmesi, düzenli olarak doktor kontrolünden geçmesi, tetikleyici faktörlerden uzak durması gerekmektedir. Doktorun önerilerine uyulması çok önemlidir. Örneğin, çocuk biraz  düzelince, anne babalar ‘çocuğum iyileşti’ düşüncesiyle ilaçları asla bırakmamalıdır. Aksi halde hastalık ilerleyip kalıcı bir iz bırakabilir” diyor.  

Kaynak: (BYZHA) Beyaz Haber Ajansı

Soğuk Hava Çocuklarda Astımı Tetikliyor yazısı ilk önce Kocaeli Basın üzerinde ortaya çıktı.]]>
Çocuklarda Bağışıklığı Kuvvetlendirmenin 10 Etkili Yolu! https://kocaelibasin.com.tr/cocuklarda-bagisikligi-kuvvetlendirmenin-10-etkili-yolu/ Mon, 06 Jan 2025 08:20:01 +0000 https://kocaelibasin.com.tr/cocuklarda-bagisikligi-kuvvetlendirmenin-10-etkili-yolu/ Son günlerde 7’den 70’e soğuk algınlığı ve solunum yolu enfeksiyonları yaygınlaşırken, özellikle çocuklarda mide ve bağırsak enfeksiyonlarına da sık rastlanıyor.

Çocuklarda Bağışıklığı Kuvvetlendirmenin 10 Etkili Yolu! yazısı ilk önce Kocaeli Basın üzerinde ortaya çıktı.]]>
Son günlerde 7’den 70’e soğuk algınlığı ve solunum yolu enfeksiyonları yaygınlaşırken, özellikle çocuklarda mide ve bağırsak enfeksiyonlarına da sık rastlanıyor. Dondurucu soğuklarla birlikte kapalı ve kalabalık ortamlarda geçirilen uzun saatler virüsler ve bakterilerin kolayca ve hızlıca kişiden kişiye bulaşmasına yol açarken, bağışıklık sistemi yeterince güçlü olmayanları yatağa düşürebiliyor. Acıbadem Üniversitesi Atakent Hastanesi Çocuk Sağlığı ve Hastalıkları Uzmanı Dr. Süheyla Yeldan Vatansever “Son dönemde soğuk algınlığı virüsleri ve bazı bakterilerin neden olduğu üst solunum yolu enfeksiyonlarının yanı sıra mide ve bağırsak enfeksiyonları şikayetleri de oldukça fazla görülüyor. Rotavirüs, Norovirüs, Adenovirüs gibi virüsler ve bazı bakterilerin neden olduğu mide-bağırsak enfeksiyonları (Gastroenterit) ishal, kusma, karın ağrısı, halsizlik, hafif ateş ve sıvı kaybı gibi şikayetlere neden oluyor” diyor. Çocuklarda bağışıklık sisteminin güçlü olmasının, enfeksiyonlardan korunmada son derece önemli olduğunu vurgulayan Dr. Vatansever, çocuklarda bağışıklığı kuvvetlendirmenin ve hastalıklardan korunmanın 10 etkili yolunu anlattı, önemli uyarılar ve önerilerde bulundu. 

 

  • Bu besinleri tüketmesine özen gösterin 

Çocukların abur-cuburdan ve fast-food türü beslenme tarzından, şekerli ve işlenmiş gıdalardan uzak tutulması gerekir. Et, balık, yumurta, baklagiller gibi protein kaynakları bağışıklık hücrelerinin yapımı için önemlidir. Özellikle C vitamini (portakal, mandalina, kivi, brokoli) ve A vitamini (havuç, aspanak) açısından zengin gıdalar tüketilmelidir. Bağırsak sağlığı bağışıklığın yüzde 70’ini etkilediğinden bağırsak sağlığını desteklemek için yoğurt ve kefir gibi fermente gıdaların tüketimi özendirilmelidir. Ceviz ve badem gibi kuruyemişler de beslenmeye dahil edilmelidir. 

  • Yeterli ve kaliteli uyumasına dikkat edin 

Uyku sırasında bağışıklık sistemi onarım ve yenilenme süreçlerinden geçer. Çocukların yaşlarına uygun (1-3 yaş: 11-14 saat, 3-6 yaş: 10-13 saat, 6-12 yaş: 9-12 saat) sürelerde uyuması bağışıklık sisteminin düzenlenmesinde hayati öneme sahiptir. Yetersiz ve kalitesi uyku bağışıklığı zayıflatır. Uyku ortamı karanlık, sessiz ve rahat olmalıdır. 

  • Spora teşvik edin

Fiziksel aktivite, kan dolaşımını artırarak bağışıklık hücrelerinin daha etkin çalışmasını sağlar. Stres seviyesini düşürerek genel sağlığı iyileştirir. Çocukların açık havada oynaması hem fiziksel hem de ruhsal sağlık için faydalıdır. Çocukların günde en az 1 saat açık havada oyun oynaması sağlanmalı, yaşa uygun spor etkinliklerine katılmaları teşvik edilmelidir. 

  • Hijyen kurallarını öğretin 

El hijyeni enfeksiyon riskini büyük ölçüde azaltır. Özellikle yemek öncesi, tuvalet sonrası ve dışarıdan geldikten sonra el yıkama alışkanlığı mutlaka kazandırılmalıdır. El hijyeninin sağlanması, gün içerisinde ellerin yüze, gözlere ve ağıza götürülmemesi mikropların vücuda girişini engeller ve enfeksiyon riskini azaltır.  

  • Aşılarını ihmal etmeyin 

Çocuk Sağlığı ve Hastalıkları Uzmanı Dr. Süheyla Yeldan Vatansever “Bağışıklık sistemini hastalıklara karşı hazırlayan en önemli yöntemlerden biri aşıdır. Aşılar, çocukların bağışıklık sistemini belirli hastalıklara karşı hazırlayarak koruma sağlar. Çocukların aşı takvimi düzenli olarak takip edilmeli ve varsa eksik aşılar tamamlanmalıdır. Özellikle grip, zatürre gibi mevsimsel hastalıklara karşı koruyucu aşılar düşünülmelidir” diyor. 

  • Aile içi huzur ve destekleyici ortam sağlayın  

Çocukların stresli durumlarda bağışıklık sistemleri zayıflar. Aile içi huzur ve destekleyici bir ortam sağlamak önemlidir. Sanat ve oyun gibi aktivitelerle rahatlamaları teşvik edilebilir. Stresin dozunda yaşandığında kişiyi tehlikelerden korumaya katkı sağladığı ama aşırı stresin sağlığa zarar verdiği öğretilmeli, stresi yönetmeyi öğretmesi konusunda gerekirse uzman desteği alınmalıdır. 

  • Sigara ve kimyasal maddelerin zararlarına karşı bilinçlendirin

Sigara dumanına maruz kalmak, çocukların bağışıklığını zayıflatır ve solunum yolu enfeksiyonlarına zemin hazırlar. Evde ve çocuğun bulunduğu ortamlarda sigara içilmemesi kritik öneme sahiptir. Sigaranın ve kimyasal maddelerin zararlarına karşı bilinçlendirme çok önemlidir. 

  • Yeterli su tüketmesine destek olun 

Vücudun su dengesinin korunması, bağışıklık hücrelerinin etkin çalışması için gereklidir.  Çocuğun yaşına uygun miktarda su içmesi sağlanmalıdır. Su, toksinlerin vücuttan atılmasını ve bağışıklık hücrelerinin etkin çalışmasını destekler.

  • Kış güneşinden faydalandırın 

D vitamini eksikliği bağışıklık sisteminin zayıflamasına yol açabilir. Günde 15-20 dakika güneş ışığı almak faydalıdır. Güneş ışığı, D vitamini üretimini, D vitamini ise bağışıklık hücrelerini destekler. Kış güneşinden mutlaka faydalandırın. Gerekirse doktor kontrolünde D vitamini takviyesi yapılabilir.

  • Gelişigüzel vitamin vermeyin!

Dr. Süheyla Yeldan Vatansever “Çocuklarda vitamin kullanımı, sağlıklı büyüme ve gelişim için gerekli olabilir; ancak bu süreç dikkatle yönetilmelidir. Anne-babalar çocuklarının bağışıklık sistemlerini güçlendirmek amacıyla arkadaşlarından, internetten ya da çevrelerinden duyduklarıyla vitamin ve mineral takviyesinde bulunabiliyor. Oysa doktora danışılmadan ve çocuğun ihtiyacı olmayan bir takım ürünlerin verilmesi bazen bağışıklık sistemini fazla çalıştırarak otoimmün hastalıkları tetikleyebilir! Çocuğun ihtiyacı kan tahlilleri ve sağlık durumu değerlendirilerek belirlenmelidir. Bazı vitaminlerin uzun süre yüksek doz kullanımı vücutta birikerek zehirlenmelere yol açabilir. Bu durum, özellikle büyüme ve gelişme çağındaki çocuklar için ciddi sağlık riskleri oluşturabilir” diyor.  

xxxxxxxxx Kutu Bilgisi xxxxxxxxxxx

Gereksiz antibiyotik kullanımından kaçının 

Çocuk Sağlığı ve Hastalıkları Uzmanı Dr. Vatansever, antibiyotiklerin gereksiz yere kullanılmasının bağışıklık sistemini olumsuz etkilediğini ve bağırsak florasını bozabildiğini belirterek şöyle diyor: “Her soğuk algınlığı veya öksürükte antibiyotik kullanılmamalı, antibiyotikler sadece doktor önerisiyle kullanılmalıdır. Gereksiz antibiyotik kullanımı, bağışıklık sistemini zayıflatır ve dirençli bakterilerin oluşmasına yol açar.”

Kaynak: (BYZHA) Beyaz Haber Ajansı

Çocuklarda Bağışıklığı Kuvvetlendirmenin 10 Etkili Yolu! yazısı ilk önce Kocaeli Basın üzerinde ortaya çıktı.]]>