?>
?>
KARAR İBB MECLİSİ’NDE OYBİRLİĞİ İLE ALINDI
İBB Meclisi’nin Nisan ayının üçüncü oturumu İBB Saraçhane Yerleşkesi’nde gerçekleştirildi. Toplantının gündem maddelerinde 24 Ocak’ta uğradığı bıçaklı saldırı sonucunda hayatını kaybeden 14 yaşındaki Mattia Ahmet Minguzzi de yer aldı.
Minguzzi’nin adı, çok sevdiği ve çocukların özgürce hareket ettiği Maltepe Orhangazi Şehir Parkı’nda bulunan kaykay pistinde yaşayacak. Pist artık oyunla, sporla ve paylaşımla büyüyen bir geleceğin parçası olacak. Bu anlamlı karar, İBB Meclisi’nde oybirliği ile alındı.
VAKİT GEÇİRMEYİ EN SEVDİĞİ YERDİ
Aynı zamanda kaykay sporuna olan tutkusu ile tanınan Mattia Ahmet Minguzzi’nin, vakit geçirmeyi en sevdiği yerin Maltepe Orhangazi Şehir Parkı’ndaki adının verildiği kaykay pistinin olduğu öğrenildi.
Kaynak: (BYZHA) Beyaz Haber Ajansı
Minguzzi’nin Adı Çok Sevdiği Kaykay Pistinde Yaşayacak yazısı ilk önce Kocaeli Basın üzerinde ortaya çıktı.]]>Kainatın yaratıcısı evreni ne için yarattı?
Kainatın yaratıcısının, her şeyden önce isim ve sıfatlarının tecellilerini görmek ve bir de şuurlu varlıklara göstermek için evreni yarattığını dile getiren Prof. Dr. Niyazi Beki, “Her cemal ve kemal sahibi kendi kemal ve cemalini görmek ve göstermek istemesi varlık aleminde herkes tarafından kabul edilen bir düsturdur. Kabiliyetli bir ressam bir resmi yaparken bu kabiliyetini görmek ve göstermek ister. Bir şair bir şiir yazarken şiir yazma maharetini görmek ve göstermek ister.” dedi.
Her cemal ve kemal sahibi, kendi cemal ve kemalini görmek ve göstermek ister
Prof. Dr. Niyazi Beki, konuyu Bediüzzaman hazretlerinin ifadesini kısaltarak özet halinde şöyle dile getirdi:
“‘Her cemal ve kemal sahibi, kendi cemal ve kemalini görmek ve göstermek istemesi sırrınca; bu kâinatın şanı yüce sultanı dahi istedi ki, bir fuar açsın, içinde maharetini gösteren sergiler dizsin ki, saltanatının haşmetini, servetinin şaşaasını, kendi sanatının harikalarını, hem kendi marifetinin/ilim, kudret ve hikmetinin eşsiz tecellilerini teşhir edip göstersin. Ve böylece cemal ve kemal-i manevîsini iki vecihle müşahede etsin: Bir yönü; bizzat sanatın inci gibi en ince inceliklerine aşina olan kendi bakış açısıyla temaşa etsin. Diğer yönü de; başka şuurlu varlıkların nazarıyla baksın. İşte bu bakış açısını harekete geçirmek için başta insan olmak üzere Melek, cin gibi şuurlu varlıkların akıl ve şuurlarına hitap etmeyi ve bir elçi vasıtasıyla kâinattaki sanatın güzelliğini ve yaratıcının manevi cemal ve kemalini ders vermeyi uygun görmüştür. Zira güzel ve anlamlı bir kitap muhatapları tarafından tam anlaşılmıyorsa ve onu açıklayan bir muallimi de yoksa, o kitabın değer ifade eden bir kıymet-i harbiyesi olmaz.”
Evren dahi yaratıcısını tanıtmak üzere yazılmış ontolojik bir kitap
Evrenin dahi yaratıcısını tanıtmak üzere yazılmış ontolojik bir kitap olduğunu da ifade eden Prof. Dr. Niyazi Beki, “Fakat yazılış gayesine uygun manalarını keşfedip ortaya koymak bir muallim olmadan olmaz, olamaz. İşte Hz. Muhammed’in (s.a.v) doğumu bu tanıtım işini icra etmesi bakımından eşsiz bir öneme sahiptir. Rabiü’l-evvel ayının günlerine tevafuk eden bu doğum gününün bu tevafuku ile, bir baharın habercisi, gül ve çiçeklerin açılmasının müjdecisi ve Nisan yağmuru gibi umumi bir rahmet olduğuna işaret edilmiştir.” ifadesinde bulundu.
Hz. Peygamberin dünyaya teşrifleri ne anlatıyor?
Hz. Peygamberin (s.a.v) dünyaya teşriflerinin her yönden kâinatın yaratıcısını tanıtması, emir ve yasakları çerçevesinde dünya ve ahiret hayatının mutluluğunu kazandırması hem prensipleriyle hem pratik hayatıyla insanlara insanlık ahlakını, insanlık değerlerini öğretmesi, diri diri kızlarını toprağa gömen bir toplumu haksız yere karıncayı öldürmekten imtina eden bir konuma getirmesinin eşsiz bir olay olduğunu anlatan Prof. Dr. Niyazi Beki, şöyle devam etti:
“Bütün dünyaca malûmdur ki, az bir kavmin âdetlerinden hakir, ehemmiyetsiz bir âdeti kaldırmak veya zelil, miskin bir taifenin cüz’î, zayıf huylarını ortadan kaldırmak, büyük bir hükümdarın kolayca yapamayacağı, uzun bir zamanda bile çok zahmetlere bağlıdır. Acaba hâkim olmamakla beraber, maddi kuvvete sahip olmadığı halde, az bir zamanda, eski kültür ve adetlerine nihayet derecede bağlı, inatçı ve fertleri pek çok olan bir toplumda kötü ahlaklarını terk ettiren; hem yerlerine gayet yüksek âdetleri, güzel ahlâkları tesis eden bir zât, hârikulâde olmaz mı? Özellikle insanın fıtratında ve vicdanında var olan istinat (Allah’a iman) ve istimdat (ahirete iman) noktalarını tatmin edecek bir fikri kalplerinde tesis etmek, müjdelerin ötesinde canlı bir hayat modelidir. Aciz olan insana her türlü yardımını esirgemeyen bir Allah’a iman; keza fakir olan bir insana lojistik destek sağlayan ahirete iman etmekten daha büyük bir müjde, daha büyük bir kazanç daha büyük bir servet olabilir mi?”
İman esaslarının ilmini öğrenmek, sonra öğrendiğimizle amel etmek…
Prof. Dr. Niyazi Beki, “Allah’ın bütün sıfatlarıyla kuddûs/kusurlardan münezzeh olduğuna, sonsuz rahmet sahibi Rahman ve Rahim olduğuna inanmak; keza her kıştan sonra bir bahar, her geceden sonra bir sabah olduğu gibi, her ölüm uykusundan sonra da bir mahşer baharı ve kıyamet kışından sonra da bir haşir/yeniden dirilme baharı olduğuna iman etmek en büyük bir kazançtır. Önce, ilmi çalışmalar, programlar, seminer ve konferanslar gibi programları düzenlemek ve katılmak suretiyle bu tahkiki iman esaslarının ilmini öğrenmek, sonra öğrendiğimizle amel etmek, hayatımıza uygulamakla hem dünya hem ahiretimizi tamir etmiş olacağız.” diye konuştu.
Bu asırda özellikle ihtilaf, yoksulluk ve cehalet oldukça arttı!
Bu asırda özellikle ihtilaf, yoksulluk ve cehaletin oldukça arttığını, ihtilafların çoğunun akıl ve mantığın önünü kesen hissiyat olduğu için bunu yeniden aklın rotasına oturtmanın oldukça zor iş olduğunu kaydeden Prof. Dr. Niyazi Beki, “Yoksulluk, yanlış kanaat, tembellik ve yanlış tevekkül anlayışına bağlı olarak daha da ziyadeleşmiş olduğundan, sanayi ve teknoloji konularında çok ciddi gayretlere, himmetlere muhtaçtır, bu asırda bu ihtiyaç daha fazlalaşmış olduğundan yüksek feragat, cesaret, maharet ve marifete çok şiddetli ihtiyaç doğmuştur.” şeklinde konuştu.
Cehalet hastalığını bertaraf etmek için kitap ve sünnete bağlı gelişen rehberliğe ihtiyaç var
Cehalet hastalığının bu çağda bizzat materyalist fen ve felsefeden geldiği için dalaleti, yanlışı, şaşkınlığı bertaraf etmek için kitap ve sünnete bağlı gelişen rehberliğe büyük ihtiyaç doğduğunu ifade eden Prof. Dr. Niyazi Beki, “İlim kisvesine bürünmüş bir cehaletin ortadan kaldırılması takdir edersiniz ki çok zordur. Dört mezhep imamları ve ehl-i sünnet alimleri gibi ilmi ve aklı olmayanların, Abdulkadir Geylani ve imam Rabbani gibi takva sahibi olmayanların, İmam Gazali ve Bediüzzaman Said Nursi gibi akıl ve kalp ile birlikte seyr-u süluk etmeyi prensip edinmeyen, İbn Arabi ve Mevlana gibi maddi- manevi ilimleri mezç etmeyen kimselerin rehberliği bu asırda pek müessir olmayabilir. Bu da hastalıkların teşhisi, tedavisi için gereken faydayı sağlamaktan uzak olabilir.” şeklinde sözlerini tamamladı.
Kaynak: (BYZHA) Beyaz Haber Ajansı
Prof. Dr. Niyazi Beki: “Bu asırda yüksek feragat, cesaret, maharet ve marifete çok şiddetli ihtiyaç doğmuştur.” yazısı ilk önce Kocaeli Basın üzerinde ortaya çıktı.]]>Buca Belediyesi, kentin sosyal hayatına katkı sunmak, vatandaşların uygun fiyatlarla çay, kahve gibi ürünlere ulaşabilmelerini sağlamak amacı ile mobil kiosk kafeleri yaşama geçiriyor. İlki Menderes Mahallesi’ndeki Çınarlar Buluşma Noktası’nın hemen yanında “Buca1923 Fayton Kafe” adıyla hizmete açılan kiosk kafe, bölgede oturan vatandaşlardan büyük ilgi gördü.
UĞRAK NOKTALARA KONUMLANDIRACAĞIZ
Yaşanan ekonomik sıkıntılar nedeniyle pek çok vatandaşın bir kafeye gidip oturmaktan çekindiğini ifade eden Buca Belediye Başkanı Görkem Duman, “Gerek asgari ücret rakamları gerek emeklilerimizin aldığı maaşlar, vatandaşlarımızı harcama yaparken düşünmeye itiyor. Çoğu kişi bir yerde eşi, dostu, ailesi ile oturup bir şeyler içmeye çekiniyor. Güzel ilçemiz Buca’da vatandaşlarımız sosyal yaşamın içerisinde daha çok var olsunlar, çay, kahve ücretlerini düşünmeden, bir mekanda oturup biraz soluklanabilsinler diye Buca1923 Fayton Kafemizde oldukça uygun fiyatlarla hizmet veriyoruz. Ayrıca kafelerimizi Buca’nın en uğrak noktalarına konumlandırıyoruz, böylelikle vatandaşlarımız rahatça ulaşabiliyorlar” diye konuştu.
YENİLERİ HİZMETE AÇILACAK
Buca Belediye Bakanı Görkem Duman, Buca1923 Fayton Kafe’nin açıldığı ilk günden beri özellikle emekliler tarafından çok ilgi gördüğünü bu nedenle sayılarının yakın zamanda artırılacağı müjdesini de verdi.
HAFTANIN 6 GÜNÜ AÇIK
Buca1923 Fayton Kafe, pazar günleri hariç haftanın altı günü, 08.30 ila 17.30 saatleri arasında hizmet veriyor. Kafede, çay, kahve çeşitleri, su, bitki çayı, atıştırmalık, tost gibi ürünler uygun fiyatla satışa sunulurken, yaz ayları ile birlikte limonata, dondurma gibi ürünlerin eklenerek ürün çeşitliliğinin artırılacağı belirtildi.
Kaynak: (BYZHA) Beyaz Haber Ajansı
Buca1923 Fayton Kafe’yi Bucalılar çok sevdi yazısı ilk önce Kocaeli Basın üzerinde ortaya çıktı.]]>Türkiye Bedensel Engelliler Ampute futbol 1.Ligi’nde mücadele eden Bağcılar Belediyesi Ampute Futbol takımı, oynadığı 12 maçın 11’ini kazanarak maç fazlalığı ile grupta Lider durumda yer alıyor. Başarılı bir grafik çizen mavi beyazlı takım, Süper Lig yolunda emin adımlarla ilerliyor. Bağcılar Belediyesi Ampute Futbol takımı, hafta sonu deplasmanda oynadığı maçta Antalya Büyükşehir Belediyespor’u 5-1 yenerek önemli bir galibiyet elde etti. Bağcılar Belediyesi Ampute Futbol takımı, bu başarısıyla Türkiye Bedensel Engelliler Ampute futbol 1.Ligi’nde maç fazlalığıyla liderliğini koruyor. Bugüne kadar oynadığı 12 maçın 11’ini kazanan mavi beyazlı takım, Süper Lig biletini almaya da çok yakın görünüyor. İlçemiz adına büyük bir gurur Başarılarından dolayı takımı tebrik eden Bağcılar Belediye Başkanı Yasin Yıldız, “Ampute Futbol Kulübümüzün yükselişi ilçemiz adına büyük bir gurur. Süper Lig’de mücadele eden tekerlekli sandalye basketbol takımımızdan sonra Ampute futbol takımımızın da Süper Lig yolunda ilerlemesi bizleri mutlu etmektedir. Başta Ampute Futbol takımımız olmak üzere diğer tüm engelli sporcularımıza bizlere yaşattıkları mutluluklardan dolayı teşekkür ediyor, kendilerine başarılar diliyorum” dedi.
Kaynak: (BYZHA) Beyaz Haber Ajansı
Bağcılar Ampute Futbol Takımı, Süper Lige çok yakın yazısı ilk önce Kocaeli Basın üzerinde ortaya çıktı.]]>
Kartepe Belediyesi tarafından Ramazan ayı münasebetiyle düzenlenen etkinliklerde Kartepeli minikler eğlenerek öğrendiler.
Kartepe Belediyesi Kültür ve Sosyal İşler Müdürlüğü tarafından organize edilen Ramazan etkinlikleri kapsamında, Kartepeli minikler keyifli ve eğlenceli anların tadını doyasıya çıkarırken, onları yalnız bırakmayan aileleri de bu coşku dolu anlara ortak oldu.
HEM EĞLENCELİ HEM DE ÖĞRETİCİ
Necip Fazıl Kısakürek Kültür Merkezi’nde gerçekleştirilen etkinlikler, Kartepelilere hem eğlenceli hem de öğretici anlar sundu. Neşeli Aile ve Kurnaz Tilki adlı tiyatro oyunlarıyla minikler keyif dolu anlar yaşarken, aynı zamanda yeni bilgiler edindiler.
İZLEYİCİLERDEN BÜYÜK İLGİ TOPLADI
Ramazan eğlenceleri kapsamında ise İbiş ve Nasreddin Hoca karakterlerinin yanı sıra kukla şovları, Hacivat ile Karagöz gösterileri ve göz alıcı illüzyon performansları izleyicilerden büyük ilgi topladı. Program sonunda çocuklara çeşitli hediyeler verildi.
Kaynak: (BYZHA) Beyaz Haber Ajansı
Kartepeli çocuklar ramazan’da çok mutlu yazısı ilk önce Kocaeli Basın üzerinde ortaya çıktı.]]>Yağ yangınlarında asla su kullanılmamalı!
Uzmanlar, mutfak yangınlarının en yaygın nedenlerinden birinin, kızartma yağlarının aşırı ısınarak tutuşması olduğunu söylerken, Bolu Kartalkaya’da 78 kişinin yaşamını yitirdiği Grand Kartal Otel’deki yangının da mutfakta kızgın yağın tutuşmasının ardından alevlerin üzerine su atılmasıyla çıktığı biliniyor.
Ev yangınların genellikle elektrik arızaları, açık alev kullanımı, sigara ve ısıtma sistemleri gibi faktörlerden kaynaklandığını belirten Doç. Dr. Müge Ensari Özay, “Mutfak yangınlarının en yaygın nedenlerinden biri, kızartma yağlarının aşırı ısınarak tutuşmasıdır. Özellikle ocakta unutulan veya yüksek sıcaklıklarda uzun süre ısıtılan yağlar, kendiliğinden alev alabilir.” dedi.
Mutfak yangınlarını önlemek için, yemek pişirme sırasında ocak başında olunması ve özellikle yağların aşırı ısınmasına izin verilmemesi gerektiğini söyleyen Doç. Dr. Müge Ensari Özay, “Yağ yangınlarında asla su kullanılmamalı, bunun yerine yangın battaniyesi veya metal kapakla alevlerin havasız bırakılarak söndürülmesi sağlanmalıdır.” dedi.
Üsküdar Üniversitesi İş Sağlığı ve Güvenliği Bölümü Öğretim Üyesi Doç. Dr. Müge Ensari Özay, ev tipi yangınlara karşı alınacak önlemleri, can ve mal kayıplarının nasıl önüne geçilebileceğini anlattı.
Ev yangınları can ve mal kayıplarına yol açıyor!
Ev yangınlarının, can ve mal kayıplarına yol açabilen ciddi tehlikeler arasında yer aldığını kaydeden Doç. Dr. Müge Ensari Özay, şunları ifade etti:
“Bu tür yangınlar genellikle elektrik arızaları, açık alev kullanımı, sigara ve ısıtma sistemleri gibi faktörlerden kaynaklanıyor. Eski veya hasar görmüş elektrik tesisatları, aşırı yüklenen prizler ve kalitesiz kablolar, kısa devreye neden olarak yangın çıkmasına sebep olabilir. Ayrıca, elektrikli cihazların uzun süre prizde takılı kalması da aşırı ısınmaya yol açarak yangın riskini artırır. Ev içindeki açık alev kaynakları arasında mumlar, ocaklar, şömineler ve kibrit-çakmak gibi unsurlar yer alıyor. Özellikle mumlar veya açık ocak ateşleri, yanıcı maddelerle temas ettiğinde yangın çıkmasına neden oluyor. Sigara izmaritlerinin söndürülmeden bırakılması veya yatakta sigara içilmesi, mobilya ve yatak takımlarının tutuşmasına yol açar.”
Elektrikli ısıtıcılara dikkat!
Elektrikli ısıtıcıların perde, halı ve mobilya gibi yanıcı maddelere çok yakın konumlandırılmasının da yangın riski oluşturabileceğini dile getiren Doç. Dr. Müge Ensari Özay, “Ayrıca, baca temizliğinin düzenli olarak yapılmaması da bacada kurum birikimine ve dolayısıyla yangına sebep olabilir. Alkol bazlı temizleyiciler, boya, tiner ve diğer kimyasal maddeler uygun koşullarda muhafaza edilmediğinde yangın çıkma ihtimali artmaktadır. Bu tür maddeler, özellikle sıcak ortamlarda ya da ateş kaynağına yakın yerlerde bulundurulduğunda tehlike arz ediyor.” dedi.
Ev yangınları mutfakta çıkıyor
“Mutfak, ev içerisinde yangın riskinin en yüksek olduğu alanlardan biridir.” diyen Doç. Dr. Müge Ensari Özay, şöyle devam etti:
“Yüksek ısı, açık alev kullanımı ve yanıcı maddelerin bir arada bulunması nedeniyle mutfakta çıkan yangınlar, hızlı bir şekilde yayılır. Ocağın, fırının veya davlumbazın düzenli olarak temizlenmemesi, yağ ve gıda kalıntılarının birikmesine yol açarak yangın riskini artırır. Özellikle bacalarda biriken yağ tortuları, alevle temas ettiğinde hızla yanabilir. Mutfak yangınlarının en yaygın nedenlerinden biri, kızartma yağlarının aşırı ısınarak tutuşmasıdır. Özellikle ocakta unutulan veya yüksek sıcaklıklarda uzun süre ısıtılan yağlar, kendiliğinden alev alabilir. Mutfak yangınlarını önlemek için, yemek pişirme sırasında ocak başında olunmalı ve özellikle yağların aşırı ısınmasına izin verilmemelidir. Yağ yangınlarında asla su kullanılmamalı, bunun yerine yangın battaniyesi veya metal kapakla alevlerin havasız bırakılarak söndürülmesi sağlanmalıdır. Ocak, fırın ve diğer gazlı pişirme cihazları açık alev kullanımı nedeniyle yangına yol açabilir. Ocağın açık unutulması, yemek pişirme sırasında alevin yanıcı maddelerle temas etmesi veya gaz kaçağı meydana gelmesi mutfak yangınlarına sebeplerindendir. Yanıcı malzemeler ocak ve fırından uzak tutulmalı, fırın, ocak ve davlumbaz düzenli olarak temizlenerek yağ birikimi önlenmelidir.”
Mutfakta yangın söndürme tüpü ve battaniyesi bulundurulmalı
Mutfakta yangın söndürme tüpü ve yangın battaniyesi bulundurulması, duman ve gaz dedektörleri kurulup düzenli olarak test edilmesi gerektiğini anlatan Doç. Dr. Müge Ensari Özay, “Elektrikli ocaklar, mikrodalga fırınlar, tost makineleri ve su ısıtıcıları gibi cihazlar, aşırı ısınma veya kısa devre nedeniyle yangın çıkarabilir. Hasar görmüş kablolar, arızalı prizler veya cihazların uzun süre fişe takılı bırakılması risk faktörlerindendir. Alüminyum folyo veya metal içeren kapların mikrodalga fırında kullanılması kıvılcım çıkmasına ve yangına yol açabilir. Ocak ve fırın kullanıldıktan sonra kapatıldığından emin olunmalı, gaz kokusu alındığında hemen havalandırma sağlanarak gaz tesisatı düzenli olarak kontrol edilmelidir. Elektrikli mutfak cihazları hasarlı kablolarla veya aşırı yüklenmiş prizlerle kullanılmamalı, metal içeren malzemeler mikrodalga fırına konulmamalıdır.” diye konuştu.
Elektrik tesisatları düzenli olarak kontrol edilmeli!
Ev yangınlarını önlemek için, elektrik tesisatlarının düzenli olarak kontrol edilmesi, eski ve hasarlı kablolar değiştirilerek aşırı yüklenmiş prizlerden kaçınılması gerektiğini de kaydeden Doç. Dr. Müge Ensari Özay, “Açık alev kaynakları, özellikle mumlar ve ocaklar kullanılmadığında kapatılmalı ve yanıcı maddelerden uzak tutulmalıdır. Sigara izmaritleri tamamen söndürülmeli, yatakta sigara içmekten kaçınılmalıdır. Elektrikli ısıtıcılar ve şömineler yanıcı malzemelerden uzak konumlandırılmalı, bacalar düzenli olarak temizlenmelidir. Yanıcı kimyasallar serin ve havalandırılmış alanlarda muhafaza edilmeli, güneş ışığı veya ısı kaynaklarından uzak tutulmalıdır. Her evde yangın söndürme tüpü bulundurulmalı, duman dedektörleri ve yangın alarmları düzenli olarak kontrol edilerek erken uyarı sistemi oluşturulmalıdır.” şeklinde konuştu.
Ev yangınları genellikle dikkatsizlik nedeniyle meydana geliyor
Ev yangınlarının, genellikle dikkatsizlik ve önleyici tedbirlerin eksikliği nedeniyle meydana geldiğini de ifade eden Doç. Dr. Müge Ensari Özay, “Elektrik tesisatlarının düzenli bakımı yapılmalı, açık alev kullanımına dikkat edilmeli, sigara kullanımına ilişkin tedbirler alınmalı ve ısıtma sistemleri güvenli bir şekilde kullanılmalı, yangın söndürme cihazları bulundurulmalı, acil durum senaryolarına karşı hazırlıklı olunmalı ve bireylerin bu konuda bilinçlendirilerek toplumda güvenlik kültürü oluşturulmalıdır.” ifadesinde bulundu.
Kaynak: (BYZHA) Beyaz Haber Ajansı
Ev yangınları en çok mutfakta çıkıyor! yazısı ilk önce Kocaeli Basın üzerinde ortaya çıktı.]]>
“Türkiye,bir üretim üssü haline gelebilir”
Türkiye’nin bir sanayi ülkesi olduğunu, üretimden vazgeçme gibi bir lüksümüzün bulunmadığını söyleyen PLASFED Başkanı Ömer Karadeniz, “Türkiye’nin geleceği, sanayidedir, üretimdedir” dedi. Yatırımcının önünü görebilmesi açısından finansal sürdürülebilirliğe dikkat çeken Karadeniz, üretim olmadan kalkınmanın olamayacağını belirtti. Karadeniz, üretmeyi çok iyi bilen bir toplum olduğumuzu, şartların oluşması halinde Türkiye’nin bir üretim üssü haline gelebileceğini söyledi.
İnsanı ve üretimi merkezine alan bir toplum bilincinin kuşaktan kuşağa aktarıldıkça, sanayinin de güçlenerek yoluna devam edeceğini söyleyen Plastik Sanayicileri Federasyonu Yönetim Kurulu Başkanı Ömer Karadeniz, Türkiye’nin geleceğinin sanayide ve üretimde olduğunu belirtti.
Yatırımcının önünü görebilmesi açısından finansal sürdürülebilirliğin önemine dikkat çeken Karadeniz, üretmeyi çok iyi bilen bir toplum olduğumuzu, şartların oluşması halinde Türkiye’nin bir üretim üssü haline gelebileceğini ifade etti. Yatırımcının önünü görebilmesi için finansal sürdürülebilirliğin önemine işaret eden Karadeniz, üretim olmadan kalkınmanın olamayacağını belirtti. Gelişmişlik seviyemizi artırmamızın tek yolunun üretimden geçtiğini söyleyen Karadeniz, “Türkiye bilindiği gibi şu anda bir petrol ülkesi değil” dedi.
“Sanayici finansmana erişimde zorlanıyor”
Türk sanayicisinin finansmana erişim noktasında yeterli desteği bulmakta zorlandığını söyleyen Karadeniz, “Sermaye sıkıntısı yaşayan Türk sanayicisi maalesef üretimi azaltacak hale geldi. Başta plastik sektörü olmak üzere, hammaddede dışa bağımlı olan, üretim ve istihdamı devam ettirmek isteyen sanayimiz, finansmana erişim konusunda destek bekliyor. Bugün birçok sanayicimiz, finansmana erişim konusunda zorluk yaşadıklarını, üretim yapamaz hale geldiklerini söylüyor” diye konuştu.
“Üretimden vazgeçme lüksümüz yok”
Ülkemizin orta ve uzun vadeli hedeflerine ulaşmasının yolunun, nitelikli ve katma değerli bir üretim hayatı için seferber olmasından geçtiğini bildiren çatı kuruluş PLASFED Başkanı, “Ülkemizin koşulları ne olursa olsun üretimden ve yatırımdan vazgeçme gibi bir lüksümüz yok. Sınırlı mali kaynaklarımızı en etkin şekilde kullanarak, üretime, teknolojiye odaklanmalıyız” dedi.
Üretim ve ihracatta daha yüksek katma değer sağlayabilmek için inovatif ürünlerin imal edilmesini öneren Karadeniz, kaliteden ödün vermeden maliyetleri düşürmenin bir yolu bulunup, katma değerin artırılması gerektiğine dikkat çekti. Sektörün kaliteden ödün vermeden küresel pazarlarda rekabetçi üretim ve ihracat olanaklarını artırması için Avrupa standartlarında ve çevreye uyumlu üretim yapılması gerektiğini kaydeden Karadeniz, Türk sanayicisinin en büyük gücünün üretim olduğunu belirtti.
Her koşulda yeni hikayeler yazabilme kabiliyetine sahip olan Türk sanayicisinin üretimini gerçekleştirirken büyük fedakarlık gösterdiğini ifade eden Karadeniz, bu durumun sürdürülebilir olmadığını vurguladı.
İmalat sanayi zayıflıyor
Türk imalat sektörünün Şubat 2025 PMI verilerinin 48,3 ile 50 eşik değerinin altında kalarak sektördeki daralmanın bir göstergesi olduğunu söyleyen Karadeniz, imalat sanayinde yaşanan bu gerilemenin kaygı verici olduğunu belirtti. Tam 11 aydır sürekli eşik değerin altında kalan PMI verilerinin sanayicinin içinde bulunduğu durumun bir neticesi olduğunu vurgulayan Karadeniz, “Her zaman söylediğimiz gibi üretim olmadan kalkınma olamaz. Sanayinin güçlenerek yoluna devam edebilmesi için üretimi odağına alan tüm politikaların devreye alınmasını bekliyoruz” dedi.
Kaynak: (BYZHA) Beyaz Haber Ajansı
PLASFED Başkanı Ömer Karadeniz: “Üretmeyi çok iyi bilen bir toplumuz” yazısı ilk önce Kocaeli Basın üzerinde ortaya çıktı.]]>görüntülere sahne oluyor. Etkinliklere özellikle çocuklar yoğun ilgi gösteriyor
Milli İrade Meydanı’nda çocuklar çok neşeli
Büyükşehir Belediyesi’nin Milli İrade Meydanı’nda düzenlediği Ramazan
etkinlikleri hafta sonu da devam etti. KO-MEK tarafından düzenlenen Küçük
Davulcular Atölyesi’ne katılan 4-6 yaş arasındaki minikler, Ramazan’ın
sembolü davulları çizerek boyadı.
MELİH TUĞTAĞ ÇOCUKLARLA BULUŞTU
Kocaeli Büyükşehir Belediyesinin 7’den 70’e herkese hitap eden Ramazan
etkinlikleri tüm hızıyla devam ediyor. 8 Mart Cumartesi günü öğleden sonra ilk
etkinlik çocuklar için gerçekleştirildi. Öğleden sonra ise çocukların severek
kitaplarını okuduğu yazar Melih Tuğtağ, Milli İrade Meydanı’na geldi. Yazar,
minik dostları için birbirinden güzel hikâyeler anlattı. Tuğtağ söyleşisinde ayrıca
bir insanın neden yazma ihtiyacı duyduğunu ve masal yazarken nelere dikkat
edilmesi gerektiği konusunda açıklamalarda bulundu. Masalların bundan 200
yıl öncesinde büyük insanlara anlatıldığını ifade eden Tuğtağ, “Nerede bir
hikâye varsa orada dikkatle dinlenen biri vardır. Hikâye insanın etrafıyla bağ
kurmasını sağlar” dedi.
İNTERAKTİF HİKÂYE ANLATIMI
Söyleşide interaktif bir uygulama da gerçekleştirildi. Bir hikâyeye başlayan
Tuğtağ, daha sonra çocuklardan bu hikayeleri kendi hayal dünyaları
çerçevesinde tamamlamalarını istedi. Bir anda interaktif bir etkinliğe dönüşen
hikaye anlatımı çocukların hayal dünyalarının ne kadar güzel ve sevgi dolu
olduğunu ortaya koydu.
SEDAT ANAR GÖNÜLLERE SESLENDİ
Etkinlikler kapsamında ilahi şöleni yaşandı. Santur sanatçısı Sedat Anar, Sanat
Kafe’de vatandaşlarla biraya geldi. Anar solo ve enstrümantal konserinde
“Suyun Ayak Sesi”, “Sokak Sessizliği” ve “Biraz da Santur Anlatsın”ın
aralarında bulunduğu kendi bestelerini çaldı.
KOCAELİ’NE OLAN SEVGİSİNİ DİLE GETİRDİ
Kocaeli’ne olan sevgisini dile getiren sanatçı Sedat Anar, “Kocaeli artık benim
için İstanbul’dan farklı bir yer gibi gelmiyor. Buraya her geldiğimde kendimi
evimde hissediyorum. Kocaeli Kitap Fuarı’ndaki etkinliklere de davet
edilmiştim. Kocaeli Büyükşehir Belediyesi kültür ve sanat alanında önemli
hizmetler veriyor. Tebrik ediyorum” şeklinde konuştu. Sedat Anar, ayrıca
Ramazan ayının tüm İslam alemi ve ülkemize hayırlı olmasını da diledi.
ÇOCUK SESLERİ RAMAZAN’A NEŞE KATTI
Pazar günü ise KO-MEK tarafından düzenlenen Ramazan Feneri Temalı Kitap
Ayracı Atölyesi gerçekleştirildi. Etkinliğe 6-10 yaş arasındaki çocuklar katıldı.
Çocuklar bu etkinliğin ardından eğlenceli bir illüzyon gösterisi izledi. Çocuk
sesleri ve kahkahalarının eşlik ettiği etkinlikler Ramazan’a neşe kattı.
Kaynak: (BYZHA) Beyaz Haber Ajansı
Milli İrade Meydanı’nda çocuklar çok neşeli yazısı ilk önce Kocaeli Basın üzerinde ortaya çıktı.]]>Ödeme İste, yeni özellikleriyle çok daha fonksiyonel
VakıfBank “Dijital kolaylaştırır” yaklaşımıyla finansal teknolojilerde yeniliklerin adresi olmaya devam ederken VakıfBank Mobil’de yer alan “Ödeme İste” menüsüne yeni özellikler eklendi.
VakıfBank, paydaşı olduğu “Ödeme İste” ile müşterilerine beklentilerin üstünde bir deneyim yaşatıyor. Ödeme işlemlerinin kişiselleştirilmesine imkân tanıyan bu yeni özellikler, kullanıcılara daha fazla esneklik ve kolaylık sağlıyor. Yenilikler sayesinde VakıfBank müşterileri diledikleri tutarda ödeme talep edebiliyor, kısmi ödeme seçeneğiyle alacaklarını bölerek talep edebiliyor, ödeme tarihini belirleyerek planlayabiliyor, erken ödeme veya erteleme seçenekleriyle finansal akışlarını ihtiyaçlarına göre şekillendirebiliyor.
VakıfBank Mobil’de yer alan, Bankalararası Kart Merkezi ve Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankası iş birliğiyle yürütülen “Ödeme İste” ekranı, yeni özellikleri sayesinde ürün içeriği zenginleşmeye devam ediyor.
VakıfBank, kullanıcı deneyimini geliştirmeye yönelik yenilikçi adımlar atmaya devam ediyor. 18 Ocak 2025 tarihinde yeni özellikleri kullanıma sunan ilk bankalardan biri olarak, yalnızca bireysel müşterilerin değil, aynı zamanda kurumsal sektörde faaliyet gösteren işletmelerin ve e-ticaret kullanıcılarının da hayatını kolaylaştıracak çözümler sunuyor.
Ödeme İste ile esnek ve kolay ödeme deneyimi…
Talep ve ihtiyaçlara kusursuz bir şekilde cevap veren yenilikçi ürünlerle sektördeki güçlü konumunu pekiştiren VakıfBank, müşterilerinin günlük finansal işlemlerini daha da basitleştirmek adına yoğun bir efor sarf ediyor. VakıfBank Mobil ve internet bankacılığı kanalları üzerinden müşterilerin birbirlerinden para/ödeme talep edebildikleri Ödeme İste projesine ödeme tarihi belirleme, kısmi ödeme, erken ödeme, ödeme erteleme özelliklerini ekleyen VakıfBank, bu sayede müşteriler arasındaki ödeme isteme akışlarını daha fonksiyonel hale getiriyor.
Modern hayatın dinamiklerine uygun çözümler…
Müşterilerin ödeme işlemlerine daha fazla esneklik kazandıran yeni özellikler, süreci çok daha kullanıcı dostu hale getiriyor. VakıfBank Mobil ve internet bankacılığında yer alan “Ödeme İste” özelliği sayesinde, kullanıcılar sisteme dahil olan tüm bankaların müşterilerinden IBAN, TR Karekod veya Kolay Adres bilgilerini kullanarak 7/24 ödeme talep edebiliyor. Yeni eklenen özelliklerle birlikte:
Bu özellikler sayesinde VakıfBank,müşterilerine para transferi ve ödeme alışkanlıkları için daha basit ve sade bir yapı sunuyor. Bu sayede VakıfBank, hem ürünün kullanım alanını geliştiriyor hem de müşterilerine modern hayatın dinamiklerine uygun çözümler sunmaya devam ediyor.
Kaynak: (BYZHA) Beyaz Haber Ajansı
VakıfBank, “Ödeme İste” Yenilendi Ödeme İste, yeni özellikleriyle çok daha fonksiyonel yazısı ilk önce Kocaeli Basın üzerinde ortaya çıktı.]]>İzmir Büyükşehir Belediye Başkanı Dr. Cemil Tugay, ramazan ayının ikinci iftarını Tireli vatandaşlarla birlikte açtı. Tire Belediyesi iş birliği ile Tire Hangar Kapalı Tren İstasyonu’nda düzenlenen iftar programı, çok sayıda vatandaşı bir araya getirdi. İftara İzmir Büyükşehir Belediyesi Genel Sekreter Yardımcısı Prof. Dr. Pınar Okyay, Tire Belediye Başkanı Hayati Okuroğlu ve Bayındır Belediye Başkanı Davut Sakarsu da katıldı. Orucunu açtıktan sonra Tirelilere seslenen Başkan Tugay, “Bu güzel millete, bu güzel ülkeye birlik beraberlik ve bunun yanında iyilik çok yakışıyor. Bu asil millet, iyiliğiyle yücelsin. İnşallah bütün sıkıntılarının üstesinden gelsin” diye konuştu.
“Komşularım, dualarımız kabul olsun”
Tirelilere “Komşularım” diye hitap eden Başkan Tugay, “İzmir’de yaşayan herkes bizim komşumuz ama Tire’de iki yıl doktor olarak görev yaptım. Hayatımın en güzel iki yılından biriydi. Bu güzel günde, bu kutsal gecede bu masanın etrafında beraber iftar yapmak onurunu bizlere verdiğiniz için hepinize çok teşekkür ediyorum. Tuttuğumuz oruçların, dualarımızın kabulünü diliyorum. Allah gönlünüzdeki en iyisini sizlere versin, dualarınız kabul olsun. İzmir’in dört bir yanında hem İzmir Büyükşehir Belediyesi hem ilçe belediyelerimiz vatandaşlarımıza benzer sofralar kuruyor. Aynı zamanda Kent Lokantalarımızdan iftar yemekleri veriyoruz. On binlerce yurttaşımızın evine yemek servisi yapıyoruz. İhtiyacı olan, bize ihtiyacını bildiren herkesin ihtiyacını karşılamaya, onlara yetişmeye çalışıyoruz. İyi niyetle, iyi duygularla bu kutsal ayda, bu kutsal görev çerçevesinde tüm vatandaşlarımıza elimizden gelen hizmetin en iyisini yapmaya çalışıyoruz” ifadelerini kullandı.
“Hepimizin çok çalışması gerekiyor”
Ülkemizde yoksulluk ve işsizlik sorunu yaşandığını vurgulayan Başkan Tugay, sözlerini şöyle sürdürdü: “Gerçekten çok büyük sıkıntılar içinde olan birçok vatandaşımız var. Ülkemizin bu sıkıntılarının üstesinden gelebilmesi için hepimizin çok çalışması gerekiyor. Özellikle sorumluluk almış kamu yöneticilerinin, siyasetçilerin, devlet insanlarının çok çalışmasını bekliyor. Dürüst ve namuslu bir şekilde çalışması gerekiyor. Hiçbir şeyde gözü olmadan, kimsenin hakkını yemeden çalışması gerekiyor. Şunu bilmenizi isterim; iyi niyetle vatanını ve milletini seven, ülkesine hizmet etmeye çalışan insanların hepsinin vatandaşımızın manevi desteğini görmeye ihtiyacı var. Sizlerin bize destek olduğunu görmemize ihtiyacımız var. Onun için böyle zamanlarda bu masanın, bu mütevazı sofralarının etrafında bir arada olmak inanın bizler için her şeyden daha fazla değerli.”
“Dualarınız iyilik için olsun”
“Her şeyden önce ağız tadıyla milletimizin birliği, beraberliği daim olsun” diyen Başkan Tugay işsizlerin ve yoksulların sıkıntılarına çare olacak şekilde ülkeye bolluk ve bereket gelmesini temenni etti. Başkan Tugay, “Şunu biliyorum; gençlerimizin ve sıkıntıda olan insanlarımızın hayatlarına girmeye çalışan, onları sömürmeye çalışan çok kötü insanlar var. Onlara kimi zaman kumar kimi zaman uyuşturucu belasını aşılamaya çalışanlar var. Bunların hepsinin bu ülkeden defolup gittiği güzel günler bizlerle olsun. Dualarınız iyilik için olsun. Her zaman bizden daha fazla sıkıntılı olan insanları görelim, onlara elimizden geldiğince yardım elimizi uzatalım” dedi.
“Hep birlikte dayanışma içinde olalım”
Tire Belediye Başkanı Hayati Okuroğlu da “Ramazan bereketi, böyle güzel sofraların oluşumuyla, birlik ve beraberlikle oluyor. Ne güzel ki bugün İzmir Büyükşehir Belediye Başkanı’mızın önderliğinde bu sofrada hep birlikte olmaktan mutluluk duyuyoruz. İnşallah sonraki yıllarda da hep birlikte dayanışma içinde oluruz. Bugün buraya katılan tüm misafirlerimize teşekkür ediyorum. Ramazanımızın tüm insanlığa birlik, beraberlik sağlık getirmesini dilerim” ifadelerini kullandı.
“Ekonomik anlamda daha rahat bir döneme girelim”
İftara eşi Şule ve oğlu Furkan ile katılan Ersin Uçar, “Torbalı’dan Tire’ye gezmek için gelmiştik. Burada gayet güzel bir ortam var. Zor dönemlerden geçtik, inşallah tekrarını yaşamayız. Daha refah, ekonomik anlamda daha rahat, afetsiz bir döneme gideriz diye temenni ediyorum” dedi. İftara katılan Hazme Erdemci ise “Çok şükür, burası çok güzel. İnşallah bundan sonra hep beraber daha mutlu oluruz” diye konuştu.
“Demokrasi, adalet, hukuk istiyoruz”
İftara eşi ile katılan Gürsel Topkara “Ortam çok güzel. Belediyemiz yaptığı iftarla milletimizi buluşturuyor” derken, Şengül Topkara da “Demokrasi, adalet, hukuk istiyoruz. Birlik, beraberlik olsun” sözlerine yer verdi. İftara arkadaşları ile katılan Elif Gedik ise “Ramazan ayında bu tip iftar sofralarının, birlik ve beraberliği sağladığı için önemli olduğunu düşünüyorum. Benim duam, tüm Müslümanların günahlarının affolması ve barışın sağlandığı daha adil bir dünya” dedi.
Başkan Tugay, Tire’deki iftar buluşmasında vatandaşlarla sohbet de etti. Tirelilerin ramazan ayını kutlayan Başkan Tugay, onlarla fotoğraf çektirdi.
Kaynak: (BYZHA) Beyaz Haber Ajansı