?>
?>
Obezite ve sigara kullanımı böbrek tümörü riskini artıyor!
Böbrek kanserlerinin kesin nedeni bilinmemekle birlikte obezite, sigara, mesleki kimyasal madde maruziyeti, böbrekte uzun süreli taş bulunması veya genetik faktörlerin etkili olduğu bilinmektedir. Ailesel geçişli bazı hastalarda her iki böbrekte de tümör tespit edilebilmektedir.
Böbrek tümörleri genelde yavaş büyüyen tümörlerdir. Yıllık 0,7 milimetreye kadar büyümektedirler. Boyutu 7 cm olan tümörler 1. evre kanser olarak kabul edilmektedir.
Böbrek tümörlerinde metastaz riski tümörün boyutuna bağlıdır. Eğer böbrek tümörü 4 cm’den küçükse metastaz riski %3-5 arasındadır. Kanser hücrelerinin farklılığına göre böbrek tümörleri çeşitlendirilmektedir.
Böbrekteki her kitle kanser olmayabilir!
Böbrekte kitle oluşumu iyi huylu ya da kötü huylu olabilmektedir. Bulunan her kitle kanser değildir. İyi huylu kitleler kanser riski taşımamakta ve çoğu zaman yayılım yapmamaktadırlar. Yavaş büyüyen iyi huylu kitleler ciddi bir etki oluşturmamaktadır.
Ancak böbrek tümörleri yani kötü huylu olan kitleler, hiç belirti vermeden yıllarca ilerleyebilmektedir. Bu nedenle ultrasonografi (USG) ile uzman doktorların detaylıca tümörü incelemesi kitleyi küçükken yakalamak için önemlidir. Her kanserde olduğu gibi, böbrek kanserinde de erken teşhis hayat kurtarmaktadır.
Böbrek tümörleri ya da kanserler, erken evreler belirgin veya rahatsız edici belirtiye neden olmayabilirler. Pembe, kırmızı veya kola renginde olabilen kanlı idrar, sırt ve bel bölgesinde geçmeyen ağrı, iştahsızlık ve yorgunluk gibi belirtiler daha sonra ortaya çıkabilmektedir.
Böbrek tümörü büyüdükçe görülen böbrek kanseri belirtilerine dikkat!
Belirti vermeyebiliyor, tesadüfen tespit ediliyor
Böbrek kanseri genellikle asemptomatik olduğundan yani belirti vermeyebildiği için, tümör çoğunlukla hasta başka bir nedenle tıbbi teste girdiğinde saptanmaktadır. Hastaya yapılan ultrason ve bilgisayarlı tomografi incelemelerinde, hiç farkında olmadığı bir böbrek tümörü, hastalık henüz erken evredeyken tespit edilebilmektedir.
Bilgisayarlı tomogrofi (BT) ve MR taramaları böbrek tümörü teşhisinde kullanılmaktadır. Uzman doktorun daha fazla bilgiye ihtiyaç duyması halinde perkütan biyopsi olarak bilinen yöntem de uygulanmaktadır.
Böbrekteki kitlenin büyüklüğü tedavi şeklini belirliyor
Böbrek tümörü tedavisi cerrahidir. Böbrekteki kitlenin büyüklüğü, lokalizasyonun ve iki böbreğin de sağlık durumu değerlendirilerek böbreğin hepsinin mi yoksa sadece tümörlü kısmının mı alınacağı kararlaştırılmaktadır. Böbrek tümörü cerrahisi laparoskopik ve robot yardımlı yapılabilmektedir. Laparoskopi yani kapalı ameliyatlarda hastada daha az ağrı, yara yeri izi, kanama daha az, yatış kısa, iyileşme süresi hızlı olmaktadır. Cerrahiye uygun olmayan yaşlı hastalarda 4 santimden küçük tümörlerde dondurma kriyoterapi ve radyofrekans ablasyon gibi tedavi teknikleri bulunmaktadır. Böbrek tümöründen korunmak için 45 yaşından sonra düzenli check-up ve böbreklere yönelik ultrason yapılması önerilmektedir.
Kaynak: (BYZHA) Beyaz Haber Ajansı
Her Böbrek Tümörü Kanser Değildir yazısı ilk önce Kocaeli Basın üzerinde ortaya çıktı.]]>MS belirtilerinin, hastalığın seyrine bağlı olarak zamanla ilerleyebileceği ve farklı aşamalarda değişiklik gösterebileceğine vurgu yapan Prof. Dr. Sultan Tarlacı, hastalığın tedavisi konusunda karşılaştığı vakalardan örnekler vererek “Hastalığın seyri kişiden kişiye büyük farklılıklar gösterebilir ve doğru yönetim ile ilerlemesi yavaşlatılabilir.” dedi. Prof. Dr. Tarlacı ayrıca hastaların MS belirtileri ile başa çıkmalarını kolaylaştıracak önerilerde bulundu.
Üsküdar Üniversitesi NPİSTANBUL Hastanesi Nöroloji Uzman Prof. Dr. Sultan Tarlacı, Multipl Skleroz (MS) hastalığının erken belirtileri hakkında bilgi verdi ve MS belirtileri ile başa çıkma teknikleri hakkında öneriler paylaştı.
Erken belirtiler başka hastalıklarla karıştırılabilir!
Multipl Skleroz (MS) hastalığının merkezi sinir sistemini etkileyen bir otoimmün hastalık olduğunu hatırlatan Prof. Dr. Sultan Tarlacı, “MS’in erken belirtileri genellikle sabit değildir. Bu durum, MS’in diğer nörolojik ve sistemik hastalıklarla karışmasına neden olabilir.” dedi.
Erken belirtiler arasında görme sorunları, özellikle optik nörit ile kendini gösteren tek taraflı bulanık görme, renklerin soluk algılanması ve göz hareketleriyle ortaya çıkan ağrı bulunduğunu aktaran Prof. Dr. Sultan Tarlacı, “Bu durum, migren, diyabetik retinopati veya glokom gibi hastalıklarla karışabilir. Duyu bozuklukları da sık görülen bir belirtidir. Kol, bacak veya yüz bölgesinde uyuşma ve karıncalanma hissi, boyun fıtığı veya periferik nöropati gibi durumlarla benzerlik gösterebilir. Yorgunluk, özellikle nedeni açıklanamayan ve dinlenmekle geçmeyen bir yorgunluk hissi, fibromiyalji ya da depresyon gibi hastalıklarla karışabilir. Denge ve koordinasyon sorunları, vertigo veya denge bozukluğu şeklinde ortaya çıkabilir ve iç kulak hastalıkları ya da beyin damar hastalıkları ile karıştırılabilir.” açıklamasını yaptı.
Ayrıca kas güçsüzlüğü ve spastisite gibi belirtilerin, miyopati veya motor nöron hastalıkları ile benzerlik gösterebileceğine dikkat çeken Prof. Dr. Tarlacı, MS belirtilerinin, genellikle farklı zamanlarda ortaya çıkması ve düzensiz bir seyir izlemesi nedeniyle doğru tanı konulmasının zaman alabileceğine dikkat çekti.
Hastalığın seyri belirtileri farklılaştırabiliyor
MS belirtilerinin, hastalığın seyrine bağlı olarak zamanla ilerleyebileceği ve farklı aşamalarda değişiklik gösterebileceğine vurgu yapan Prof. Dr. Sultan Tarlacı, bu aşamaları şöyle açıkladı:
“MS’in seyri genellikle dört ana tip altında sınıflandırılır. Hastalığın başlangıcında en sık görülen form olan RRMS, ataklar ve iyileşme dönemleri ile karakterizedir. Ataklar sırasında yeni belirtiler ortaya çıkabilir veya mevcut belirtiler şiddetlenebilir. Remisyon dönemlerinde belirtiler kısmen veya tamamen kaybolabilir. Zamanla, bazı hastalarda RRMS formu SPMS’ye dönüşebilir. Bu aşamada, atakların sıklığı azalır, ancak nörolojik fonksiyon kaybı giderek artar ve belirtiler sürekli hale gelir. Örneğin, yürüme zorlukları veya sürekli kas spastisitesi belirgin hale gelebilir.
PPMS, hastalığın başlangıcından itibaren nörolojik fonksiyon kaybının sürekli ilerlediği bir formdur. Ataklar genellikle görülmez, ancak yavaş bir kötüleşme süreci vardır. Bu formda, hareket kabiliyeti ve denge sorunları erken dönemde ortaya çıkabilir ve giderek artar. PRMS ise hem sürekli bir ilerleme hem de ara sıra ataklarla kendini gösterir. Ancak bu form oldukça nadirdir. Hastalığın ilerleyen aşamalarında belirtiler daha karmaşık hale gelebilir. Yutma ve konuşma zorlukları, ileri düzeyde kas güçsüzlüğü, ciddi yorgunluk, bilişsel bozukluklar ve mesane ya da bağırsak kontrol sorunları sık görülür. Ancak hastalığın seyri kişiden kişiye büyük farklılıklar gösterebilir ve doğru yönetim ile ilerlemesi yavaşlatılabilir.”
Hastaya özgü tedavi stratejileri geliştirilmeli…
MS belirtileri ve hastalığın ilerleyişi konusunda karşılaştı en ilginç vakadan bahseden Prof. Dr. Sultan Tarlacı, “En ilginç vaka tek taraflı görme kaybı 1 ay önce olan ve uluslararası gemi seyahatinde olduğu için tedaviden yararlanamamış bir gemiciydi. Sağ gözü tam kördü. Işık algısı ve 50 cam’den parmak sayması daha yoktu. Normalde 1 ay geçmiş ve artık tedavi zamanını aşmış kabul edilen bir kişiydi. Ancak görme çok değerli olduğundan, bir ay geçse de hasta ile birlikte en azından kısa süreliğine yüksek doz kortizon deneyelim kararı aldık. Başladık ve bir hafta sonrasında görmesi, körlüğü tam olarak sekelsiz düzeldi. Böyle bir durum tedavinin bireysel olması ve kitaba bağlı kalmamak gerektiği, hastaya özgü de düşünmek, tedavi stratejileri geliştirmek gerektiği konusunda bir deneyim oldu.” dedi.
Bir diğer ilginç vakanın ise ‘hastalık farkındalığı olmayan’ bir hasta olduğunu belirten Prof. Dr. Sultan Tarlacı, bu vakayı da şöyle anlattı:
“Bu hastada, MS’in ilerleyişi sırasında hafif bilişsel bozukluklar gelişmiş, ancak hasta semptomlarını fark edememişti. Yakınlarının ısrarlı şikayetleri üzerine yapılan değerlendirmede, yavaş ilerleyen bir MS formu olan Primary Progressive MS teşhis edildi. Özellikle bilişsel sorunlar ve kişilik değişiklikleri, hastanın hem kendi semptomlarını küçümsemesine hem de tedaviye direnç göstermesine neden olmuştu. Tedavi ve destekle hem bilişsel hem de psikolojik durumu stabilize edilerek yaşam kalitesi artırılabildi. Bu tür vakalar, MS’in klinik spektrumunun ne kadar geniş olduğunu ve her hastada seyrin benzersiz olabileceğini gösteriyor.”
MS belirtileri ile başa çıkma teknikleri yaşam kalitesini artırabilir!
Multipl Skleroz (MS) belirtileriyle başa çıkmak için hastalara çeşitli stratejiler önerildiğini dile getiren Prof. Dr. Sultan Tarlacı, “İlk olarak, hastalığı modifiye edici tedaviler (DMT) kullanılarak hastalığın ilerlemesi yavaşlatılabilir ve atak sıklığı azaltılabilir. Ayrıca, belirtilere yönelik ilaç tedavileri, ağrı, spastisite, yorgunluk, depresyon ve mesane sorunları gibi durumlarla başa çıkmak için önemlidir.” dedi.
Fiziksel aktivitenin de MS hastalarının yaşam kalitesini artırabileceğine dikkat çeken Prof. Dr. Sultan Tarlacı, sözlerini şöyle tamamladı:
“Özellikle fizyoterapi, kas güçsüzlüğü, spastisite ve denge sorunları için faydalıdır. Düşük etkili egzersizler, örneğin yoga, yüzme ve pilates, esneklik ve hareket kabiliyetini geliştirirken yorgunluğu da azaltabilir. Ergoterapi, hastaların günlük yaşam aktivitelerinde zorluk yaşamamaları için enerji koruma teknikleri sunar. Beslenme, MS’te önemli bir rol oynar. Anti-enflamatuar diyetler, Omega-3 yağ asitleri ve bol sebze tüketimi önerilirken, yeterli su tüketimi de mesane ve bağırsak sağlığını destekler. Sigara ve alkol MS semptomlarını kötüleştirebileceği için bu alışkanlıkların bırakılması teşvik edilir. Psikolojik destek de büyük önem taşır. Depresyon ve kaygıyı yönetmek için psikoterapi ve stres azaltıcı teknikler, hastaların genel ruh halini iyileştirebilir. Tüm bu stratejiler, hastaların MS ile daha iyi başa çıkmalarına ve yaşam kalitelerini artırmalarına yardımcı olabilir.”
Kaynak: (BYZHA) Beyaz Haber Ajansı
MS’in erken belirtileri genellikle sabit değildir! Belirtiler farklı aşamalarda değişiklik gösterebiliyor yazısı ilk önce Kocaeli Basın üzerinde ortaya çıktı.]]>Sosyal medya hesabından yazılı bir açıklama yapan Zorlu, şu ifadeleri kullandı:
* 14 Mayıs seçimlerine ilerlerken son günlerde sosyal medya aracılığıyla bazı kişi ve mahlas hesaplar üzerinden bir takım iddiaların ortaya atıldığı görülmektedir.
* Şüphesiz ülkemizde yolsuzluk ve yoksulluğun sebeplerinin her anlamda araştırılması, buna ilişkin belge ve iddiaların yetkili makamlarca titizle irdelenmesi milletimizin bizlerden beklediği somut bir mücadeledir.
* Ancak bu iddiaların özellikle bir kısmının bel altı bir yönteme taşınarak insan haysiyetini ve onurunu aşağılayıcı bir seviyeye ulaşıyor olması Türk siyaseti açısından kabul edilebilir değildir.
* Şunu kamuoyumuza açıkça ifade etmek isteriz ki, İYİ Parti olarak gerek siyasi etik anlayışımız gerekse ahlaki normlar bakımından böyle bir anlayış ve yöntemi doğru bulmadığımız gibi temelden reddediyoruz!
* 14 Mayıs’ta milletimizle birlikte kazanacak ve siyasi iktidar eliyle 21 yılda oluşturulan yozlaşmaya ciddiyet ve adaletle son vereceğiz.
İYİ Partili Zorlu: İddiaların bir kısmı kabul edilebilir değildir yazısı ilk önce Kocaeli Basın üzerinde ortaya çıktı.]]>