?>
?>
Uzundere hem dönüşüyor hem gelişiyor
İzmir Büyükşehir Belediyesi, Karabağlar’ın Uzundere semtindeki kentsel dönüşüm alanında projelendirdiği hizmet binasının yapımını tamamladı. Bölgede yeni konutlar inşa edilirken kazandırılan yeşil alanlar ve sosyal donatı birimleriyle mahalleleri de sağlıklı şekilde dönüştüren Büyükşehir Belediyesi, yapılan 4 katlı binayı engelli çalışmaları başta olmak üzere sosyal projeler için işlevsel hale getirecek. Çalışmaları yerinde inceleyen Başkan Dr. Cemil Tugay, “Vatanımızı, milletimizi seviyoruz. Bu işleri yapmakta kararlıyız. Her şey olacak. Arkadaşlarımız çok gayretli şekilde çalışıyor” dedi.
İzmir Büyükşehir Belediyesi’nin Türkiye’ye örnek olacak şekilde yüzde 100 uzlaşı, yerinde dönüşüm ve belediye garantörlüğünde şehrin 6 bölgesinde hayata geçirdiği kentsel dönüşüm projeleri sürüyor. Göreve gelir gelmez Kentsel Dönüşüm Dairesi Başkanlığı’nı yeniden kuran İzmir Büyükşehir Belediye Başkanı Dr. Cemil Tugay, vatandaşlar için güvenli konutlar inşa edilirken, sosyal donatı alanları ve yeşil çevre ile sağlıklı mahallelerin oluşturulması için çalışmalara hız kazandırdı.
4 etap halinde planlanan Karabağlar Uzundere Kentsel Dönüşüm Projesi’nde sosyal donatı kapsamında yapılan hizmet binasının yapımı tamamlandı. Binanın öncelikle engelli çalışmalarında kullanılmak üzere en kısa sürede kapılarını açması için hazırlıklar sürüyor. Başkan Dr. Cemil Tugay, 2 bin 350 metrekarelik inşaat alanında yer alan 4 katlı binadaki çalışmaları inceledi.
“Vatanımızı, milletimizi seviyoruz”
Başkan Dr. Cemil Tugay, “Bir merkez kuralım denilse böyle bir yer bulunmaz” diyerek sözlerine başladı. Kentsel dönüşümden yararlanan bazı vatandaşlarla sohbet eden, yurttaşlara herhangi bir talep ve ihtiyaçları olup olmadığını da soran Tugay, “Burada yapacağımız yeni konutlar var. Pazar yeri için çalışıyoruz, onu yapacağız. İhtiyaç duyulan her şey burada olacak. Göreve geldiğimizden beri sorunlarla uğraşsak da elimizden gelen her şeyi yapmaya devam edeceğiz. Vatanımızı, milletimizi seviyoruz. Arkadaşlarımız da çok gayretli şekilde çalışıyor” dedi.
Yalnızca binalar değil hayatlar da dönüşüyor
İzmir Büyükşehir Belediyesi, kentsel dönüşümde mevzuata aykırı ve sağlıksız konut stoku sorununu çözmekle yetinmiyor. Aynı zamanda ulaşım sıkıntıları, altyapı eksikliği, yeşil alan ve sosyal donatı yetersizliği gibi problemlerin de çözülmesini sağlayarak afete dirençli kent alanları oluşturma hedefiyle yol alıyor. Kentsel dönüşüm alanlarında İzmir Büyükşehir Belediyesi tarafından hazırlanan tasarım projelerinde konut alanları ile alanın ihtiyacı olan sosyal donatı bölümleri de planlanıyor. Bu kapsamda Uzundere kentsel dönüşüm alanında yaklaşık 3 bin 800 birim konut-konut altı ticaret, ofis ve otel kompleksi, gençlik merkezi, spor, eğitim ağırlıklı bir spor kompleksi, sosyal ve kültürel merkezler, açık pazar alanı, otopark alanları hayata geçiriliyor.
İhale süreci devam ediyor
Uzundere’de birinci ve ikinci etabı tamamlayan Büyükşehir Belediyesi, 744 konut ve 73 işyeri olmak üzere 817 bağımsız birimi hak sahiplerine teslim etti. 3’üncü etapta yaklaşık bin 422 bağımsız bölüm 4’üncü etapta yaklaşık bin 307 bağımsız bölüm yapılacak. Uzundere’deki inşaatların en kısa sürede bitirilmesi için de ihale çalışmalarına başlandı.
Kaynak: (BYZHA) Beyaz Haber Ajansı
Kentsel dönüşümle sadece binalar değil çevre de değişiyor yazısı ilk önce Kocaeli Basın üzerinde ortaya çıktı.]]>Konak Belediyesi, vatandaşların huzuru ve güvenliği için ilçe genelindeki metruk binaların yıkımlarını tüm hızıyla sürdürüyor. Fen İşleri Müdürlüğü ekipleri, Yapı Kontrol Müdürlüğü’nün raporları doğrultusunda Millet ve Cengiz Topel mahallelerindeki 2 metruk binayı daha yıktı. Millet Mahallesi 2564 Sokak ve Cengiz Topel Mahallesi 1185/4 Sokak’ta usulüne uygun şekilde gerçekleştirilen yıkımların ardından her iki bölge temiz ve güvenli hale getirildi.
Yıkımlar aralıksız sürecek
Kent estetiğini bozan ve çeşitli suçlara zemin hazırlamaları nedeniyle güvenlik tehdidi oluşturan bu binaları yıkmaya devam edeceklerini vurgulayan Konak Belediye Başkanı Nilüfer Çınarlı Mutlu, “Daha temiz ve güvenli bir Konak için durmaksızın çalışıyoruz. İlçemizdeki metruk binaların tamamını ortadan kaldırma anlayışımız doğrultusunda geçen 9 ayda 92 yıkım gerçekleştirdik. Bundan sonra da üzerimize düşen sorumluluğu yerine getirmeye devam edeceğiz” dedi. Bu binaların kent suçluları ve suçlarına yataklık etmesinin yanı sıra görsel kirlilik de oluşturduğuna dikkat çeken Başkan Mutlu, “Daha güzel bir Konak için vatandaşlarımız ve ilgili kamu kurumlarıyla birlikte hareket ediyoruz. Daha yaşanabilir bir ilçeyi hep birlikte oluşturacağız” ifadelerini kullandı.
Kaynak: (BYZHA) Beyaz Haber Ajansı
Konak’ın kent dokusu değişiyor: 9 ayda 92 metruk bina yıkıldı yazısı ilk önce Kocaeli Basın üzerinde ortaya çıktı.]]>Kaynak: (BYZHA) Beyaz Haber Ajansı
Akhisar’ın Çehresi Değişiyor, Eski Tren Yolu Cazibe Merkezine Dönüşüyor yazısı ilk önce Kocaeli Basın üzerinde ortaya çıktı.]]>
HEM DAYANIKLI HEM TASARRUFLU
Büyükşehir, özellikle köy içi yollara kilit parke taşı döşeyerek, hem estetik bir görünüme kavuşturuyor hem de ulaşımı konforlu hale getiriyor. Dayanıklılığı ve uzun ömürlü olması dolayısıyla tercih edilen kilit parke taşları, ileride olası altyapı çalışmaları veya iklimsel koşullar nedeniyle yollarda bozulmalar yaşansa bile, sökülüp yeniden kullanılabiliyor. Sökülen taşların başka yerlere de serimi yapılabiliyor. Böylece kamu kaynakları yerinde kullanılarak, israfın önüne geçilmiş oluyor.
GEBZE VE KÖRFEZ’DE PARKE ÇALIŞMASI
Bu bağlamda Büyükşehir Belediyesi Yol Yapım, Bakım ve Onarım Dairesi Başkanlığı’na bağlı Yol Bakım Timi ekipleri, Gebze Hatipler Mahallesi’nde 8 bin metrekare kilit parke taşı serimi çalışması yaptı. Körfez İlçesi Karayakuplu Mahallesi’nde ise altyapı çalışmaları nedeniyle bozulan yollara parke taşı döşeniyor. Yapılan çalışmalarla kırsal mahallelerdeki yollar hem dayanıklı hale getiriliyor hem de görsel açıdan şık bir görünüme kavuşturuluyor.
Kaynak: (BYZHA) Beyaz Haber Ajansı
Köyler Büyükşehir’le gelişiyor, güzelleşiyor; Kocaeli’de köylerin çehresi değişiyor yazısı ilk önce Kocaeli Basın üzerinde ortaya çıktı.]]>Suriye’de son dönemde yaşanan gelişmeleri değerlendiren Uluslararası İlişkiler Uzmanı Doç. Dr. İbrahim Arslan, çok fazla aktörün devrede olduğu Suriye krizinde, anlık gelişmelere bakarak, geleceğe yönelik öngörüde bulunmanın oldukça güç olduğunu belirtiyor.
Doç. Dr. İbrahim Arslan, “Türkiye, Fırat’ın batısında bulunan Münbiç bölgesindeki PYD/YPG’ye karşı da Suriye Milli Ordusu ile bir harekât gerçekleştirebilir. Alandaki gelişmeler ve karşılıklı güven noksanlığı, Astana sürecinin sona erdiğini ya da alandaki gerçeklikler üzerinden yeni bir kurgunun yapılması gerektiğini göstermektedir.” dedi.
Üsküdar Üniversitesi Siyaset Bilimi ve Uluslararası İlişkiler Bölüm Başkanı Doç. Dr. İbrahim Arslan, Suriye’de son dönemde yaşanan gelişmeleri değerlendirdi.
Esad reform yapmak yerine sert müdahalelerde bulunmuştu…
Ortadoğu’da birçok devletin ciddi sarsıntılar geçirdiğine tanık olduğumuz Arap Baharı olarak adlandırılan süreçte, halkının çoğunluğu Sünni olmasına karşın, Nusayri olan Beşar Esad yönetimindeki Suriye’de de iç karışıklıklar çıktığını hatırlatan Doç. Dr. İbrahim Arslan, “Esad, iç istikrarın sağlanmasına yönelik olarak, halkın taleplerini dikkate alarak reform yapmak yerine, muhaliflerine karşı oldukça sert müdahalelerde bulundu. Bunun üzerine, Suriye’de yaşamlarını sürdürmelerinin mümkün olmayacağını gören Suriyeli muhalifler, diğer komşu ülkelerin yanı sıra, bölgenin en güvenlikli ülkesi olan Türkiye’ye de göç ettiler. Türk hükümetinin Suriye’den gelenlere karşı kolaylaştırıcı tutumu, Türkiye’ye göç eden Suriyelilerin sayısını daha da artırdı.” diye anlattı.
Suriye çok parçalı bir yapıya dönüştü…
Doç. Dr. İbrahim Arslan, ABD, Rusya, İran ve Türkiye’nin de müdahil olduğu krize işaret ederek, “Suriye, genel olarak, kuzeydoğusunda ABD’nin desteğindeki PKK terör örgütünün parça yapısı olan PYD/YPG kontrolünde bir bölge, Türkiye’nin hemen güneyinde Fırat’ın batısında Türkiye’nin kontrolünde bir bölge, İdlib’de Suriyeli muhaliflerin kontrolünde bir bölge, Suriye rejiminin kontrolünde bir bölge ve Suriye’nin güneyinde IŞİD kontrolünde bir bölge olmak üzere çok parçalı bir yapıya dönüştü. Suriye krizi sürecinde 30 Aralık 2016’da Türkiye, Rusya ve İran’ın garantörlüğünde ateşkes ilan edildi. Görüşmelerin tarafsız bir yerde yapılması ihtiyacı üzerine Astana’da süreç başlatıldı ve ilk görüşme 2017’de gerçekleştirildi.” ifadesinde bulundu.
HTŞ; ABD, İngiltere, Fransa ve İsrail tarafından destekleniyor!
Suriye’de son günlerde yaşananları değerlendiren Arslan, “Bu noktada, son gelişmelerle dikkatlerin yoğunlaştığı İdlib üzerinde durmak isterim. Suriye’de çatışmasızlık bölgelerinden biri olarak belirlenen İdlib’in nüfusu yaklaşık 4 milyondur; halen çok sayıda rejim muhalifine ev sahipliği yapmaktadır. Şehir, Ebu Muhammet Colani liderliğindeki Heyet Tahrir eş-Şam (HTŞ) tarafından yönetilmektedir. HTŞ, 2011’de El Kaide’ye doğrudan bağlı olarak Nusra Cephesi adı altında kuruldu. Grubun lideri Colani, 2016’da El Kaide ile saflarını ayırdı ve benzeri birkaç grupla birleşerek Heyet Tahrir eş-Şam adını alan örgütü kurdu. HTŞ bünyesinde beş farklı örgüt bulunmaktadır. HTŞ, her ne kadar Batı tarafından terör örgütü olarak görülse de ABD, İngiltere, Fransa ve İsrail tarafından desteklendiği bilinmektedir. HTŞ, selefi anlayışa sahip radikal bir yapı olarak dikkat çekmesine rağmen, son zamanlarda ılımlı bir görüntü vermeye çalışmaktadır. Örgütün zaman zaman Türkiye’ye karşı olumsuz ve sert söylemleri olduğu da bir gerçeklik.” diye konuştu.
Suriye Milli Ordusu olarak adlandırılan yapı içinde yaklaşık 36 farklı örgüt var
“HTŞ, Türkiye tarafından da terör örgütü olarak tanınmaktadır.” diyen Doç. Dr. İbrahim Arslan, sözlerine şöyle devam etti:
“Türkiye’nin kontrolündeki bölgede bulunan ve Suriye Milli Ordusu olarak adlandırılan yapı içinde ise irili ufaklı yaklaşık 36 farklı örgüt bulunuyor. Suriye Milli Ordusuna dönüşmeden önce Özgür Suriye Ordusu olarak adlandırılan bu yapı, eğit-donat kapsamında başlangıçta ABD ve Türkiye tarafından teçhiz edildi. Daha sonra, 2015’te, ABD’nin eğit-donat programından çekilmesi üzerine, Türkiye’nin bu grup üzerindeki etkisi arttı. HTŞ ve Suriye Milli Ordusu, Suriye’de rejimin devrilmesini amaçlayan motivasyonla hareket etmekte. 27 Kasım 2024’te İdlib’den Halep istikametine hareket eden örgüt HTŞ olmakla birlikte, Suriye Milli Ordusuna bağlı bir kısım unsurun da bu örgütle birlikte hareket ettiği görülüyor.”
Farklı coğrafyalarda olsa da eş zamanlı gelişmeler birbiriyle bağlantılı…
Uluslararası ilişkilerde farklı coğrafyalarda olsa da eş zamanlı gelişmelerin birbiriyle bağlantısı olduğunu dile getiren Doç. Dr. İbrahim Arslan, “Bu kapsamda öncelikle Rusya-Ukrayna Savaşının üzerinde durmak istiyorum. Bilindiği üzere NATO’nun doğuya doğru genişlemesinden rahatsız olan Rusya, Ukrayna’nın NATO ve AB üyeliği perspektifini engellemek maksadıyla, 2014’te, Ukrayna’ya ait olan Kırım’ı işgal etti. Ardından, Ukrayna’nın doğusunda, Rus asıllıların yaşadığı gerekçesiyle fiili bir durum yaratarak Donbas bölgesine özel bir operasyon başlatan Rusya, ilerleyen süreçte, Kırım gibi bu bölgeyi de işgal ve ilhak etti. Rusya-Ukrayna Savaşı halen devam etmektedir.” dedi.
50 binden fazla Filistinli, İsrail tarafından gerçekleştirilen askeri operasyonlarda hayatını kaybetti
Üzerinde durulması gereken bir başka önemli gelişmenin de HAMAS-İsrail çatışması olduğunu kaydeden Arslan, “HAMAS’ın 7 Ekim 2023’te Gazze’den yaklaşık 5 bin roketle başlattığı Aksa Tufanı operasyonu, İsrail’in önce Gazze, ardından Batı Şeria ve Lübnan’da askerî harekât icra etmesine gerekçe teşkil etti. Gelinen noktada 50 binden fazla Filistinli, İsrail tarafından gerçekleştirilen askeri operasyonlarda hayatını kaybetti, İsrail’in saldırıları halen devam etmektedir. Süreç içinde İran ve Suriye toprakları da İsrail saldırılarına maruz kaldı.” diye konuştu.
HTŞ’yi harekete geçiren esas motivasyon ne?
Suriye’deki rejimin, Lübnan’da İsrail’e karşı güç kaybeden Hizbullah’ın yarattığı boşluğu kapatmak üzere, Halep’teki güçlerini İsrail’den gelebilecek bir saldırıyı önlemeye yönelik olarak güneye kaydırması ve Halep’i PYD/YPG’ye bırakmasının, İdlib’deki HTŞ unsurları için Halep’in ele geçirilmesine yönelik bir fırsat doğduğu yönünde algılandığını kaydeden Doç. Dr. İbrahim Arslan, sözlerini şöyle sürdürdü:
“ABD’nin 1979’dan bu yana uyguladığı yaptırımlardan dolayı güç durumda bulunan İran’ın; Lübnan’da desteklediği Hizbullah’ın İsrail karşısında başarılı olamaması ve bu örgütün üst düzey 19 yöneticisini İsrail saldırıları sonucunda kaybetmesi nedeniyle bölgedeki etkisi en alt düzeye indi. Aynı dönemde Batı silahlarıyla desteklenen Ukrayna karşısında istediği sonucu alamayan Rusya’nın da dikkatini bir başka bölgeye çevirebilecek durumda olmaması, HTŞ tarafından, Suriye rejimine karşı harekete geçilmesi gereken anın geldiğine dair inancı güçlendirdi. Suriye rejimini destekleyen Rusya ve İran’ın içinde bulunduğu zor durum, HTŞ’yi harekete geçiren esas motivasyon olarak görülmektedir.”
Bölgede çatışmalar yeniden şiddetlenebilir…
HTŞ ile Suriye Milli Ordusunun bir kısmının çok kısa sürede Halep’i ele geçirmesi ve Hama’ya doğru ilerlemesinin yanı sıra, Suriye Milli Ordusunun PYD/YPG’nin kontrolünde bulunan Tel Rıfat’ı ele geçirmesinin, “Suriye’de dengeler değişiyor mu?” sorusunu gündeme getirdiğini anlatan Doç. Dr. İbrahim Arslan, “Çok fazla aktörün devrede olduğu Suriye krizinde, anlık gelişmelere bakarak, geleceğe yönelik öngörüde bulunmanın oldukça güç olduğunu belirtmek isterim. Bunun için biraz daha beklemek gerektiğine inanıyorum. Nitekim, bu düşüncemizi doğrular biçimde, 2 Aralık Pazartesi günü Rusya ve İran, Suriye rejimine koşulsuz desteklerini açıkladılar. İlave olarak Putin, Suriye’deki Rus güçlerinin komutanını değiştirdi. Bu gelişmelerle birlikte Esad’ın ülkede zorla askere alma uygulamasını başlattığına dair bilgiler gelmektedir. Bu durum, bölgede çatışmaların yeniden şiddetleneceğine dair ipuçları vermektedir.” şeklinde konuştu.
Türkiye, Fırat’tın doğusunda ve batısında kontrol sağladı…
Türkiye’nin, güneyinde Akdeniz’e çıkışı olacak bir terör yapılanmasını önlemek maksadıyla, 2016, 2018 ve 2019’da Suriye’nin kuzeyine gerçekleştirdiği Fırat Kalkanı, Zeytin Dalı ve Barış Pınarı olarak adlandırdığı operasyonlarla, arada boşluk olmakla birlikte, Fırat’tın doğusunda ve batısında kontrol sağladığını kaydeden Doç. Dr. İbrahim Arslan, şöyle devam etti:
“Türkiye, Fırat’ın doğusunda ABD’nin desteklediği PYD/YPG terör oluşumunu dikkate alarak, bu oluşumun etkisiz hale getirilmesi ve Türkiye’deki Suriyelilerin, Suriye’nin kuzeyinde emniyetli bir bölgede yaşamalarını sağlayacak bir sahanın elde bulundurulması için Suriye’den erken bir tarihte çekilmek istememektedir. Buna karşılık Rusya ve İran’ın desteklediği Esad, Türkiye’nin, Suriye’nin kuzeyindeki askeri varlığını çekmesini istemekte, bu durumun gerçekleşmemesi halinde, Türkiye ile müzakere masasına oturmamakta ısrarcı olacağını ortaya koymaktadır. Şam rejimi, ABD’nin desteklediği PYD/YPG yapılanmasını, Türkiye’nin aksine, bir tehdit olarak görmemektedir.”
Rusya ve İran, son harekatın Türkiye’nin bilgisi dahilinde gerçekleştiğine inanıyor
Rusya ve İran’ın, HTŞ ve Suriye Milli Ordusunun bir kısmının birlikte gerçekleştirdiği son harekatın, en azından, Türkiye’nin bilgisi dahilinde gerçekleştiğine inandığını dile getiren Doç. Dr. İbrahim Arslan, “Buna karşın Türk Dışişleri yetkilileri, İran dahil, bölgedeki tüm başkentlerle iletişimini sürdürmekte ve gelişmeleri yakından takip ettiğini ifade etmektedir. HTŞ’nin gerçekleştirdiği ve Esad’ı müzakere masasına oturmaya zorlama potansiyeli olan bu harekâta, Suriye rejimi müttefikleriyle birlikte karşılık vereceğini açıkladı. Rusya ve İran’ın bu yöndeki açıklamalarını birlikte değerlendirdiğimizde, önümüzdeki günlerde, başta Halep olmak üzere HTŞ’ye karşı özellikle yoğun hava saldırılarının başlatılacağını söyleyebiliriz. İran’ın; HTŞ’nin gerçekleştirdiği saldırılarda Türkiye’yi suçlaması halinde İsrail, Türkiye ve İran’ı karşı karşıya getirmek maksadıyla, barış anlaşması imzaladığı Lübnan’ın yanı sıra Filistinlilerle de barış görüşmelerine başlayabilir. Bu durum, Halep’teki HTŞ’ye karşı kullanılmak üzere, Lübnan’daki Hizbullah üzerindeki baskıyı ortadan kaldırır, İran’ın elini rahatlatır.” diye konuştu.
Türkiye, Fırat’ın batısında bulunan Münbiç bölgesinde harekat gerçekleştirebilir
Suriye’nin; güneyindeki güçlerini Halep’in tekrar alınması için kuzeye kaydırmasının, son dönemde, 1967’den bu yana işgali altındaki Golan Tepelerinde bulunan mayınları kaldıran İsrail için Şam’ın güneyinden PYD/YPG kontrolündeki bölge istikametinde, Suriye içlerine saldırıya geçmesine uygun bir zemin hazırlayabileceğini kaydeden Doç. Dr. İbrahim Arslan, sözlerini şöyle tamamladı:
“İsrail güçleriyle birleşmeye yönelik olarak, PYD/YPG’nin de Suriye’nin güneyinden Golan Tepelerine doğru ilerlemesi mümkündür. Türkiye, PYD/YPG’nin böyle bir girişimde bulunmasına izin vermeyecektir. İlave olarak Türkiye, Fırat’ın batısında bulunan Münbiç bölgesindeki PYD/YPG’ye karşı da Suriye Milli Ordusu ile bir harekât gerçekleştirebilir. Alandaki gelişmeler ve karşılıklı güven noksanlığı, Astana sürecinin sona erdiğini, ya da alandaki gerçeklikler üzerinden yeni bir kurgunun yapılması gerektiğini göstermektedir. Bu vesileyle, 27 Kasım’da başlayan hareketlilikte öne çıkan HTŞ’nin Halep saldırısı esnasında kullandığı silahların ve uyguladığı yöntemlerin, örgütün, iyi teçhiz edildiğini ve bilinçli yönlendirildiğini gösterdiğini de vurgulamalıyım. Terör örgütü olarak ilan edilseler de bu tür yapıların, günümüzde, ulusal çıkarlarını gerçekleştirmek isteyen tüm devletler için oldukça kullanışlı aparatlar olduğunun altını çizmek isterim.”
Kaynak: (BYZHA) Beyaz Haber Ajansı
Suriye’de dengeler değişiyor mu? yazısı ilk önce Kocaeli Basın üzerinde ortaya çıktı.]]>
BÜYÜKŞEHİR ULAŞIMDA ÇIĞIR AÇTI
Kocaeli Büyükşehir Belediyesi, ulaşımda çığır açan çalışmalarıyla dikkat çekiyor. Büyükşehir belediyeleri içerisinde ulaşıma yaptığı yatırımlarla örnek şehir modeli olan Kocaeli, toplu taşıma da adından söz ettiriyor. Duble yollar, tüneller, kavşaklar, üst geçitler, köprüler yapan Kocaeli Büyükşehir Belediyesi, bu yollara da yakışır toplu taşıma ağını oluşturdu.
ŞEHİR İÇİ ULAŞIMINDA TRAMVAY
Ülkemizde demiryolları sektöründe dev yatırımlarla büyük mesafeler kat edilirken bu ilerlemenin önemli payını ise Kocaeli oluşturuyor. Kocaeli Büyükşehir Belediyesi, ulaşımda yenilikçi adımlarıyla kentin tarihinde ilk kez farklı bir ulaşım sistemi oluşturmayı başarırken, Büyükşehir’in en önemli yatırımlarından biri de şehir içi ulaşımını hem ekonomik hem çevreci olan hafif raylı sistemle tanıştırmak oldu. İzmit Kuruçeşme ile Otogar ve İzmit Kocaeli Şehir Hastanesi arasındaki ulaşımı tramvay hattı ile rahatlatan Büyükşehir, bu ağı daha da genişletme kararlılığını sürdürüyor. Uzunluğu 3,8 km olan Otogar ile Alikahya Stadyumu arasındaki tramvay hattında çalışmalar devam ediyor. Bu çalışma da tamamlandığında şehir içi ulaşımı daha hızlı ve konforlu hale gelecek.
METRO HATLARI
Kocaeli Büyükşehir Belediyesi, şehri yeni bir ulaşım sistemiyle daha tanıştırmaya hazırlanıyor. Kocaeli Büyükşehir Belediyesi tarafından 2018 yılında projesi yapılarak yapımına başlanan ardından Ulaştırma ve Altyapı Bakanlığı’na devredilen Gebze OSB-Darıca Sahil Metro Hattı’nda çalışmalar sürüyor. Seyahat süresi 40 dakika, toplam uzunluğu 30,8 kilometre olacak olan metro hattı, günde 330 bin yolcuya hizmet edecek. Çalışmanın Gebze bölgesinin trafik yükünü büyük ölçüde azaltması hedefleniyor. Kocaeli Büyükşehir Belediyesi ayrıca Ulaştırma ve Altyapı Bakanlığı ile Türkiye’nin en önemli ulaşım projelerinden biri olan Körfez, Derince, İzmit ve Kartepe’yi birbirine bağlayacak olan Kuzey Metro hattı için de düğmeye bastı. İhalesi tamamlanan ve yer teslimi yapılan 26,85 kilometre uzunluğundaki metro hattı projesi de Kocaeli’nin doğu-batı aksında günlük yaklaşık 300 bin yolcu taşıyacak.
644 ADET ÇEVRE DOSTU OTOBÜS
Kocaeli Büyükşehir Belediyesi, şehir içi ulaşım hizmeti verdiği otobüs filosunu da her geçen gün büyütüyor. Bu kapsamda “2021 yılında 125, 2022 yılında 90, 2023 yılında 10, 2024 yılında da 90 olmak üzere 315 adet yeni otobüsü daha filosuna katan Kocaeli Büyükşehir Belediyesi’nin şu anki yeni stil otobüs sayısı 644’e ulaştı. 12 metre CNG (Sıkıştırılmış doğalgaz) yakıtlı çevreci ve alçak tabanlı BMC otobüsler 5 yıl yedek parça ve servis garantili. 90 yolcu kapasiteli otobüslerde çarpışma ve sürücü ikaz sistemi bulunuyor. Ayrıca otobüsler; yakıt tasarrufu, rampa çekiş performansı ile emsallerine göre daha güçlü motor sistemine sahip. Otobüslerde konfor ön planda tutuluyor. Araç içerisinde son model yangın ikaz söndürme sistemi, ergonomik yapıya sahip nano teknoloji bakteri önleyici koltuk, bebek, hamile, yaşlılar için özel olarak dizaynedilmiş fosfor özellikli görsellere sahip tercihli koltuklar ve elektronik yolcu bilgilendirme ekranları bulunuyor.
18 YAŞ ÜSTÜ OTOBÜSLER KALKIYOR
Otobüs filosunu yenileyen Kocaeli Büyükşehir Belediyesi, aldığı UKOME kararı neticesinde 18 yaş üstündeki halk otobüslerini de trafikten çekiyor. 2006 model ve altı otobüslere çalışma ruhsatı vermeyen Kocaeli Büyükşehir Belediyesi 2024 yılında bu kapsama giren 62 adet özel halk otobüsünü uygun hale gelene kadar trafikten men etti. Ayrıca yine UKOME tarafından 2025 yılı için 18 yaş üstü 172 adet özel halk otobüsünün de yenilenmesine karar verildi. Büyükşehir, 18 yaş üstü araçları trafikten çektiği gibi 15 ile 18 yaş aralığındaki otobüslere de her yıl uygunluk belgesi alma zorunluluğu getirdi. Büyükşehir Belediyesi gerekli gördüğü durumlarda otobüslerin trafiğe tekrar çıkabilmesi için bakım ve onarımlarının yapılması şartı koşuyor. Bu yaş aralığında olan otobüslere her yıl Kocaeli Büyükşehir Belediyesi Ulaşım Daire Başkanlığı’ndan uygunluk almadan çalışma ruhsatları verilmiyor.
İSTANBUL’A VE HAVALİMANINA ULAŞIM KOLAYLIĞI
Kocaeli Büyükşehir Belediyesi, şehir içi ulaşımında olduğu gibi şehirlerarası ulaşıma da çözüm getiriyor. Gebze-Darıca Metro Hattı ile Kocaeli ve İstanbul arasındaki trafiği rahatlatacak olan Büyükşehir, şehir içi toplu taşıma hizmetini de mega kente kadar ulaştırmayı başardı. Hat 200 ile Otogar ile Kartal arasında toplu taşıma hizmeti sunan Kocaeli Büyükşehir Belediyesi’nin bu çalışması sadece Kocaeli değil, İstanbul’da yaşayan vatandaşlar tarafından da memnuniyetle karşılanıyor. İki il arasında seyahat etmek isteyen vatandaşlar, 200 Hat ile birbirine entegre edilmiş olan Marmaray ve metro hatlarını tercih ediyor. Hat 250 ila İzmit Otogar-Sabiha Gökçen Havalimanı ve hat 250 G ile de Gebze Otogar-Sabiha Gökçen Havalimanı arasında toplu taşıma hizmeti ile günün her saatinde vatandaşlara havalimanına ulaşma imkânı sunuluyor.
Kaynak: (BYZHA) Beyaz Haber Ajansı
Kocaeli ulaşımda da gelişiyor, değişiyor yazısı ilk önce Kocaeli Basın üzerinde ortaya çıktı.]]>