?>
?>
“Doğumunun 130. Yılında Mahir İz” Paneli, Zeytinburnu Kültür Sanat’ta!
Zeytinburnu Kültür Sanat’ta bu ayın paneli, 28 Ocak Salı akşamı saat 19.30’da gerçekleşiyor. Mahir İz’in bir eğitimci ve kültür insanı olarak anılacağı panelde onun kültür dünyamızdaki konumu değerlendirilecek. Moderatörlüğü Prof. Dr. Cihan Okuyucu üstlenirken Prof. Uğur Derman ve Prof. Dr. Mustafa Uzun konuşmalarıyla panelde yer alacak.
Mahir İz Kimdir?
Mahir İz, 28 Ocak 1895’te İstanbul’da doğdu. Babası, Medine ve Ankara kadılıklarında bulunmuş Seyyid İsmâil Abdülhalim Efendi, annesi ise önemli bir kadı ve şeyhülislâm ailesinden olan Râife Hanım’dır. Edebî ve ilmî alanda kendini geliştiren Mahir İz, özellikle Farsça, Fransızca ve edebiyat üzerine çalıştı. Şiirlerinde Maksud Kâmran, yazılarında ise Namık Yaz ve Abdullah Söğüt takma adlarını kullandı. Öğretmenlik hayatına devam ederken 1960’lı yıllarda Diyanet İşleri Başkanlığı için önemli çalışmalar yaptı. Kur’ân-ı Kerîm’in Türkçe anlamı üzerine önemli bir eseri gözden geçirdi. Mahir İz sosyal faaliyetlerde de yer aldı, çeşitli vakıflara katkı sağladı. 1974 yılında vefat eden Mahir İz, İstanbul’daki Sahrayıcedid Mezarlığı’na defnedildi. Ardında, edebî, ilmî ve dinî çalışmalarla hatırlanacak önemli bir miras bıraktı. “Tasavvuf”, “Din ve Cemiyet” ve “Yılların İzi” adlı eserlere imza atmıştır.
Kaynak: (BYZHA) Beyaz Haber Ajansı
Doğumunun 130. Yılında Mahir İz Paneli, Zeytinburnu Kültür Sanat’ta! yazısı ilk önce Kocaeli Basın üzerinde ortaya çıktı.]]>
Türk sinemasının özel isimlerinden biri olan Ahmet Uluçay, doğumunun 70. yılında Zeytinburnu Kültür Sanat’ta düzenlenen bir panelle anıldı. Özgün sinema dünyası ve nevi şahsına münhasır karakteriyle birlikte değerlendirilen Ahmet Uluçay’ın Türk sineması için önemine vurgu yapıldı.
“Uluçay’ın hayata dönük metafizik bir bakışı var.”
Tuba Deniz, Ahmet Uluçay’ın hayata ve sinemaya dair kendine has bir perspektifi olduğuna dikkat çekti:
“Ahmet Uluçay Türk sinemasında çağdaşlarından çok farklı bir noktada duruyor. Çok güçlü bir yol açıyor. Canlı bir sineması var. İmgelere can verebiliyor ve bu imgeler üzerinden zaman ve mekânı kuruyor. Yaşadığı topraklardan bağımsız bir şey değil bu. Metafizik bir bakış inşa edebiliyor. Hayata ve sinemaya dönük metafizik bakışı, seyircinin metafizik bakışıyla kesişiyor.”
“Sinemanın kibirli doğasını kabul etmedi.”
Murat Pay, “sinemanın kibirli doğası” kavramını kullanarak Ahmet Uluçay’ın sinema anlayışına dair düşüncelerini paylaştı:
“Sinemanın kibirli bir doğası var. Bir şey inşa etmeye başladığında ol diyor ve oluyor. Bütün insanlar gitsin diyorsunuz, gidiyor. Gelsin diyorsunuz, geliyor. Ahmet Uluçay bu doğayı kabul etmedi. Farklı bir duyarlılık geliştirdi ve bu yüzden setinde yolun ortasına konan kamera bile onu rahatsız etti. Bu durum onun sinemacılık anlayışını bize gösteriyor.”
“Kısa filmlerinde bambaşka bir atmosfer var.”
Abdulhamit Güler, Uluçay’ın kısa filmleriyle uzun metrajlı filminin farklarına vurgu yaptı:
“Kısa filmleri, Karpuz Kabuğundan Gemiler Yapmak filmine bakınca daha da anlam kazanıyor. Bir uzun metraj film yapmanın şartları var. Kısa film, uzun metraja geçmeden önce bir basamak olarak algılanıyor. Ama Uluçay bunu değiştirdi. Uluçay’ın filmlerini izlediğimizde kısa filmlerde bambaşka bir anlatım dili ve atmosfer olduğunu görüyoruz. Uzun metrajda onu daha düşük yoğunluklu olarak kullanıyor.”
Kaynak: (BYZHA) Beyaz Haber Ajansı
Doğumunun 70. Yılında Ahmet Uluçay Paneli, Zeytinburnu Kültür Sanat’ta Gerçekleşti yazısı ilk önce Kocaeli Basın üzerinde ortaya çıktı.]]>
Döneminin önemli kültür insanlarından olan İbn’ül Emin Mahmut Kemal İnal doğumunun 153. yılında, Zeytinburnu Kültür Sanat’ta düzenlenen bir panelle anıldı. Yaşadığı dönem için çok önemli bir şahsiyet olduğu vurgulanan İbn’ül Emin Mahmut Kemal İnal, farklı bakış açılarıyla ele alındı.
Hayatı ve Karakteriyle İbn’ül Emin Mahmut Kemal İnal
Dr. İsmail Alperen Biçer, İbn’ül Emin Mahmut Kemal İnal’ın hayatına dair bilgiler verirken onun kişisel özelliklerine dair anekdotlar da paylaştı:
“Hep kendi adıyla irtibatlandırılabilecek terkipleri seçer. Bunu metin içinde de kullanır. Bu onun egosantrik yönünü gösterir. Tanpınar’ın ifadesiyle söyleyecek olursak İbn’ül Emin’in beşerî ilişkilerini tayin eden bir kural vardır: ‘Ya beni olduğum gibi kabul edersiniz ya da sizin için yokum.’ Bu kadar açık ve nettir onun egosantrik yönü. Sevmediği insanları konağa davet etmediğinde ‘Onu öldürdüm, benim için ölü hükmünde’ diye açıklama yapıyor. Bu kadar benmerkezci bir insan.”
Bir Sanatçı Olarak İbn’ül Emin Mahmut Kemal İnal
Prof. Dr. Ali Şükrü Çoruk, İbn’ül Emin Mahmut Kemal İnal’ın bir alim ve sanatçı olarak çok yönlü karakterini vurguladı:
“Onun yazdıklarına ve ilgi alanlarına baktığımızda eskilerin Hezarfen dediği, birden çok alanda eser verebilecek seviyede bilgi sahibi olduğunu da tespit etmek lazım. Batılıların polimat ismini verdiği sanatçı tiplerinden birisidir İbn’ül Emin Mahmut Kemal İnal. Yazdığı eserler arasında edebiyatla ilgili olanlar da var. Meclis sahibi bir babanın oğlu olarak bu geleneği devam ettirmiş ve edebiyatla ilgilenmiş. Çeşitli gazeller, didaktik eserler yazmış. Gençlik ürünü bir romanı da vardır.”
Bir Müzeci Olarak İbn’ül Emin Mahmut Kemal İnal
Ekrem Aytar ise İbn’ül Emin Mahmut Kemal İnal’in müzeci yönüne dikkat çekti.
“İbn’ül Emin Mahmut Kemal İnal, 1937 yılında yaş haddinden emekli olana kadar müzeciliğin kuruculuk kısmında yer aldı. On yıllık bir süre boyunca Müze Müdürlüğü görevi de yaptı. İbn’ül Emin Mahmut Kemal İnal, müzemizin dördüncü müdürüydü.”
Kaynak: (BYZHA) Beyaz Haber Ajansı
Doğumunun 153. Yılında İbn’ül Emin Mahmut Kemal İnal Paneli Zeytinburnu Kültür Sanat’ta düzenlendi yazısı ilk önce Kocaeli Basın üzerinde ortaya çıktı.]]>