?> ?> duygusal arşivleri - Kocaeli Basın https://kocaelibasin.com.tr Yeni Nesil Kocaeli Haber Medyası Fri, 07 Feb 2025 09:03:52 +0000 tr hourly 1 https://wordpress.org/?v=7.0 https://kocaelibasin.com.tr/wp-content/uploads/2024/10/cropped-favicon1-32x32.png duygusal arşivleri - Kocaeli Basın https://kocaelibasin.com.tr 32 32 Aşırı ilgi kontrol, ilgisizlik duygusal mesafe ile ilgili… https://kocaelibasin.com.tr/asiri-ilgi-kontrol-ilgisizlik-duygusal-mesafe-ile-ilgili/ Fri, 07 Feb 2025 09:03:40 +0000 https://kocaelibasin.com.tr/asiri-ilgi-kontrol-ilgisizlik-duygusal-mesafe-ile-ilgili/ Aşırı ilginin, kaygılı bağlanma stiline sahip bireylerde ortaya çıktığını dile getiren Uzman Klinik Psikolog Özgenur Taşkın, “Bu bireyler, terk edilme veya reddedilme kaygısıyla ilişkiyi daha fazla kontrol etmeye çalışabilirler.

Aşırı ilgi kontrol, ilgisizlik duygusal mesafe ile ilgili… yazısı ilk önce Kocaeli Basın üzerinde ortaya çıktı.]]>
Aşırı ilginin, kaygılı bağlanma stiline sahip bireylerde ortaya çıktığını dile getiren Uzman Klinik Psikolog Özgenur Taşkın, “Bu bireyler, terk edilme veya reddedilme kaygısıyla ilişkiyi daha fazla kontrol etmeye çalışabilirler. Diğer taraftan, ilgisizlik genellikle kaçınan bağlanma stiline sahip, duygusal olarak mesafe koyma eğiliminde olan ve duygusal yakınlığa karşı direnç gösteren bireylerde görülür.” dedi. Bu dengesizliklerin, partnerler arasında güvensizlik yaratarak ilişkide duygusal kopukluğa neden olabileceğini vurgulayan Uzman Klinik Psikolog Özgenur Taşkın, sağlıklı bir ilişkinin sürdürülebilmesi için bireylerin duygusal farkındalık geliştirmesi, sınırlarını açıkça ifade etmesi ve empati kurması gerektiğini hatırlattı. 

Üsküdar Üniversitesi NPİSTANBUL Hastanesi Uzman Klinik Psikolog Özgenur Taşkın, romantik ilişkilerde görülebilen aşırı ilgi veya ilgisizlik davranışını ve nedenlerini değerlendirdi.

İlişkideki dengesiz durumlar, psikolojiyi olumsuz etkileyebilir…

Romantik ilişkilerde aşırı ilgi veya ilgisizliğin bireylerin duygusal ihtiyaçları, güven duyguları ve bağlanma biçimleriyle doğrudan ilişkili olduğunu dile getiren Uzman Klinik Psikolog Özgenur Taşkın, “Aşırı ilgi, genellikle partnerin duygusal onaya veya kontrol arayışına yönelik bir davranış olarak ortaya çıkabilir. Bu durum, bireyin güven duygusunda bir eksiklik veya ilişkiye dair güvensizlik yaşaması sonucu tetiklenebilir.” dedi.

Diğer taraftan ilgisizliğin bireyin duygusal mesafe koyma isteğinden ya da kayıtsızlık hissinden kaynaklanabileceğine dikkat çeken Uzman Klinik Psikolog Özgenur Taşkın, “İletişim eksiklikleri, ilişkiyi algılama farklılıkları ve bağlanma tarzlarının uyumsuzluğu, her iki durumda da partnerler arasında duygusal kopukluk ve güvensizlik yaratabilir. Bu tür dengesizlikler, ilişkinin sağlığını olumsuz etkileyebilir ve uzun vadede partnerlerin psikolojik iyilik halleri üzerinde de ciddi olumsuz etkiler yaratabilir.” şeklinde konuştu.

Çocukluk deneyimleri, yetişkinlikteki ilişki davranışlarını şekillendirebiliyor! 

Aşırı ilgi veya ilgisizlik davranışlarının psikolojik açıdan bağlanma teorisi ile açıklanabileceğini aktaran Uzman Klinik Psikolog Özgenur Taşkın, “Özellikle güvenli bağlanma stiline sahip bireyler, sağlıklı sınırlar koyarak duygusal yakınlık kurarken, kaygılı ve kaçınan bağlanma stilleri bu dengeyi kurmada zorlanabilirler.” dedi.

Bağlanma teorisine göre, bireylerin çocukluk dönemi deneyimleri ve geçmiş ilişkilerinin, yetişkinlikteki romantik ilişkilerdeki davranışlarını şekillendirdiğini hatırlatan Uzman Klinik Psikolog Özgenur Taşkın, “Aşırı ilgi, özellikle kaygılı bağlanma stiline sahip bireylerde görülür. Bu bireyler, terk edilme veya reddedilme kaygısıyla ilişkiyi daha fazla kontrol etmeye çalışabilirler. Diğer taraftan, ilgisizlik genellikle kaçınan bağlanma stiline sahip bireylerde görülür. Bu kişiler, duygusal olarak mesafe koyma eğilimindedirler ve duygusal yakınlığa karşı bir direnç gösterirler. Bu bağlamda, geçmişteki duygusal travmalar, terk edilme veya ihmal edilme deneyimleri, bireyin ilişki içinde aşırı ilgi veya ilgisizliğe eğilimli olmasına neden olabilir.” açıklamasını yaptı.

Aşırı ilgi de ilgisizlik de güven duygusunu sarsabilir! 

Partnerlerden birinin aşırı ilgi göstermesi veya ilgisiz davranmasının ilişki dinamiklerine etkilerini değerlendiren Uzman Klinik Psikolog Özgenur Taşkın şunları söyledi:

“Aşırı ilgi, ilişkiye dair boğulma hissi yaratabilir ve partnerde baskı, tükenmişlik ya da bağımsızlık ihtiyacı doğurabilir. Bu durumda, bireyler kendilerini duygusal olarak kısıtlanmış hissedebilir ve bu da ilişkiyi daha fazla zorlaştırabilir. İlgisizlik ise, duygusal mesafe yaratır ve zamanla partnerler arasında empati kaybına yol açar. Bu, ilişkiyi soğutabilir ve duygusal kopukluk derinleşebilir.

Her iki durumda da, partnerlerin güven duygusu sarsılabilir ve bu da ilişkinin devamlılığı üzerinde olumsuz bir etki yaratabilir. Ayrıca, her iki taraf da daha az tatmin edici duygusal deneyimler yaşar, bu da bireysel ve ilişki düzeyinde psikolojik zorlanmalara yol açabilir.”

Bireysel farkındalık geliştirmek dengeyi sağlamak için önemli

İlişkilerde aşırı ilgi veya ilgisizlik gibi dengesizliklerin önlenmesi için, öncelikle sağlıklı bir iletişim kurulması gerektiğini vurgulayan Uzman Klinik Psikolog Özgenur Taşkın, “Partnerler, duygusal ihtiyaçlarını ve sınırlarını açıkça ifade etmeli ve birbirlerinin ihtiyaçlarına duyarlı olmalı.” dedi.

Bireysel farkındalık geliştirmenin, özellikle bağlanma stillerinin farkında olmanın ve bu farkındalıkla ilişkinin dinamiklerini anlamanın, çiftler arasında dengeyi sağlayabilecek önemli bir etken olduğunu ifade eden Uzman Klinik Psikolog Özgenur Taşkın , sözlerini şöyle tamamladı:

“Ayrıca, bireysel alan tanıma ve birlikte geçirilen zamanın kalitesine odaklanma, ilişkinin duygusal sağlığını destekleyecektir. Bir çiftin ilişkisini sağlıklı bir şekilde sürdürmesi için empati geliştirmek, güvenli bağlanma sağlamak ve birbirlerinin duygusal durumlarına duyarlı olmak gereklidir. Bu tür dengesizliklerin önlenmesi ve düzeltilmesi için, psikoterapi gibi profesyonel desteklerin de önemli bir yeri vardır.” 

Kaynak: (BYZHA) Beyaz Haber Ajansı

Aşırı ilgi kontrol, ilgisizlik duygusal mesafe ile ilgili… yazısı ilk önce Kocaeli Basın üzerinde ortaya çıktı.]]>
Kilo Alımını Tetikleyen Gizli Tehdit Duygusal Açlık https://kocaelibasin.com.tr/kilo-alimini-tetikleyen-gizli-tehdit-duygusal-aclik/ Fri, 29 Nov 2024 10:29:57 +0000 https://kocaelibasin.com.tr/kilo-alimini-tetikleyen-gizli-tehdit-duygusal-aclik/ Fazla kilo sorunu günümüzde yaş ayrımı gözetmeksizin birçok kişinin yaşadığı ciddi bir sorun.

Kilo Alımını Tetikleyen Gizli Tehdit Duygusal Açlık yazısı ilk önce Kocaeli Basın üzerinde ortaya çıktı.]]>
Fazla kilo sorunu günümüzde yaş ayrımı gözetmeksizin birçok kişinin yaşadığı ciddi bir sorun. Bu noktada beslenme alışkanlıklarıyla birlikte gerçek açlık hissiyle baş edebilmenin önemli bir yer tuttuğunu söyleyen Uzm. Dyt. Uzm. Klinik Psikolog Merve Öz, pek çok kişi açlık hissiyle baş etmeye çalışırken, bunun kaynağını anlamakta zorlandığını söyledi. Peki, karnınızın guruldaması mı sizi harekete geçiriyor, yoksa stresli bir günün sonunda çikolata arayışı mı? Duygusal açlık ile fiziksel açlık arasındaki ince çizginin modern yaşamın karmaşasında giderek daha da bulanıklaştığını hatırlatan Uzm. Dyt. Uzm. Klinik Psikolog Merve Öz, bu ayrımı anlamanın sadece sağlıklı bir yaşam için değil, duygusal iyilik halimizi korumak için de kritik öneme sahip olduğunu söyledi. 

 

“Hepimiz zaman zaman açlık hissiyle mutfağa yöneliriz. Ancak bu açlık her zaman bedenimizin ihtiyaçlarından mı kaynaklanır, yoksa yorgunluk, stres ya da yalnızlık gibi duygusal bir boşluğu doldurma çabası mı? Duygusal ve fiziksel açlık arasındaki farkı bilmenin hem yeme alışkanlıklarımızı hem de duygusal dengemizi yeniden gözden geçirmemize yardımcı olabileceğini belirten Yeditepe Üniversitesi Hastaneleri Uzm. Dyt ve Uzm. Klinik Psikolog Merve Öz, fazla kiloyla sonuçlanabilecek bu ayrımın yapılması konusunda önemli bilgiler verdi: 

Duygusal açlığın fazla kalori alımına neden olduğunu ve duygusal yeme probleminin çözülmediği takdirde hedef kiloya ulaşmanın, hedef kiloya ulaşılsa dahi bu kiloda kalmanın çok zor olacağını hatırlatan Merve Öz, duygusal açlık fark edildikten sonra mutlaka gerekli önlemlerin alınması gerektiğini söyledi. 

AÇLIĞINIZ DUYGUSAL MI FİZİKSEL Mİ? 

 Uzm. Dyt. Uzm. Klinik Psikolog Merve Öz, konuyla ilgili şu bilgileri verdi: “Duygusal beslenme; kişinin açlıktan ziyade olaylara, durumlara yemek yiyerek tepki vermesidir. Kişinin olumsuz duyguyu bastırmak, olumlu duyguyu ortaya çıkarmak için yemek yemesidir. Yani stres, sıkıntı, üzüntü gibi olumsuz duygular sadece duygusal açlığa neden olmaz. Mutluluk, neşe gibi olumlu duygular da duygusal açlığa neden olur. Fiziksel açlık ise; kişinin gerçekten aç olduğu için yemek yemesidir. Fiziksel açlığa, biyolojik açlık da denir ve hayatı idame ettirmek için gereklidir. Kişiler, karın guruldaması, halsizlik, gözlerin kararması, titreme gibi belirtileri takip ederek açlığın fiziksel açlık olup olmadığını anlayabilir.”

DUYGUSAL AÇLIK NASIL FARK EDİLİR? 

“Yeni yemek yediğiniz halde hala bir şeyler yemek istiyorsanız yaşadığınız durum duygusal açlık olabilir. Bu durumda kendinize en son ne zaman yemek dediğinizi ve gerçekten aç olup olmadığınızı sorun” diye konuşan Merve Öz, sözlerine şöyle devam etti: “Ayrıca stresli olduğunuzda, canınız sıkkın olduğunda ya da çok mutlu olduğunuzda yemek mi arıyorsunuz? Olumlu duyguyu artırmak, olumsuz duyguyu bastırmak için yemek yemeniz duygusal açlık yaşadığınızı gösterir. Ya da, kendinize bir bakın; İşyerinde, çekmecedeki abur cuburları stresli zamanlarınızda mı yiyorsunuz? İşten eve gelip çocuklar uyuyunca kendinizi televizyonun karşısında elinizde yiyecekle mi buluyorsunuz? Yoksa tüm gününüzü, günden kendinize artan zamanda ne yiyeceğinizi planlayarak mı geçiriyorsunuz? Bu soruların cevabı evet ise siz de duygusal açlık yaşıyorsunuz demektir.”

“YEMEDEN ÖNCE BİR KEZ DAHA DÜŞÜNÜN”

Duygusal açlık yaşayan kişinin aslında eskiden yaşadığı hazzı tekrar yaşamak için yiyeceğe yöneldiğini söyleyen Merve Öz, duruma şöyle bir açıklık getirdi: “Örneğin daha önce televizyon karşında yediğiniz cips sizin duygu durumunuzu biraz yükseltmişse aynı yiyecekten aynı performansı tekrar beklersiniz. Ve böylece tv karşısında cips yeme alışkanlığınız oluşur. Fakat bazen aynı yiyecek, aynı hazzı vermeyebilir. Çünkü; izlediğiniz film ya da dizi, mekan, hava ve yanınızdaki insanlar gibi birçok faktör yiyecekten alınan hazzın yükselmesini sağlar. Dolayısıyla bir yiyeceği tüketmeden önce, “bunu gerçekten yemek istiyor muyum, yoksa vereceği hazzın umuduyla mı yiyorum” diye kendinize sorun. Haz alma umuduyla yiyorsanız duygusal yeme probleminiz var demektir. Yiyeceğin kısa sürelik sağlayacağı haz, aldığınız kaloriye değecek mi? Yedikten sonra pişman olacak mısınız? Kendinize bu soruları sorduktan sonra yiyeceği yiyip yemeyeceğinize karar verin.”

“STRES ANINDA YEMEK YERİNE YAPILACAKLAR LİSTESİ OLUŞTURUN”

Duygusal açlık tespit edildikten sonra kişinin kendisini yemekle meşgul etmek yerine daha mutlu olmasını sağlayacağı farklı aktiviteler bulması gerektiğini anlatan Merve Öz, “Öncelikle stres anında yemek yerine yapılacaklar listesi hazırlanmalı ve bu liste göz önünde bulundurulmalıdır. Liste en az 10 maddeden oluşmalıdır. Yapılabilecekler arasında; Kahve, çay ya da su içmek, kitap okumak, müzik dinlemek, dans etmek, film izlemek, yürüyüş yapmak, ortamı değiştirmek, gevşeme egzersizi yapmak, sevilen birisi ile görüşmek, nefes egzersizi yapmak, resim yapmak ya da sizi yemekten uzaklaştıracak sevdiğiniz ne varsa olabilir. Bu aktiviteler odağınızın değişerek yemektense dopamin sağlayacak başka aktivitelere kaymasını sağlayacaktır.” Ve bu yaşanan açlığın geçici olduğunu asla unutmayın.

“20 DAKİKADAN UZUN SÜREN YEMEKLER DOYGUNLUĞU ARTIRIR”

“Bu listenin her maddesi denendikten sonra yemek yeme isteği halen geçmemişse son çare olarak yemek yenilmelidir” diyen Merve Öz, bu konuda da bazı öneriler verdi: “Beyine doyma sinyalinin 20 dakika sonra gittiği, 20 dakika ve 20 dakikadan daha uzun süren yemeklerin doygunluğu artıracağı unutulmamalı. Ne yenirse yensin yavaşça ve ne yediğinin farkında olarak yenilmeli. Tüm bunları uyguladıktan sonra hala duygusal açlık yaşanıyorsa alanında uzman bir psikoterapist yardımıyla duygusal açlığınızın altında yatan nedenlerin araştırılması faydalı olacaktır.”

Kaynak: (BYZHA) Beyaz Haber Ajansı

Kilo Alımını Tetikleyen Gizli Tehdit Duygusal Açlık yazısı ilk önce Kocaeli Basın üzerinde ortaya çıktı.]]>
Meme kanseri teşhisi alan kadınlar için duygusal destek hayati önem taşıyor! https://kocaelibasin.com.tr/meme-kanseri-teshisi-alan-kadinlar-icin-duygusal-destek-hayati-onem-tasiyor/ Mon, 21 Oct 2024 07:50:02 +0000 https://kocaelibasin.com.tr/meme-kanseri-teshisi-alan-kadinlar-icin-duygusal-destek-hayati-onem-tasiyor/ Meme kanseri teşhisinin, birçok kanser teşhisinde olduğu gibi, şok, inkâr, korku, endişe, öfke ve üzüntü gibi yoğun duygusal tepkilere neden olabildiğini kaydeden uzmanlar, tedavi süreçlerinin, fiziksel olarak zorlu olduğu kadar psikolojik olarak da zorlayıcı olduğunu söylüyor.

Meme kanseri teşhisi alan kadınlar için duygusal destek hayati önem taşıyor! yazısı ilk önce Kocaeli Basın üzerinde ortaya çıktı.]]>
Meme kanseri teşhisinin, birçok kanser teşhisinde olduğu gibi, şok, inkâr, korku, endişe, öfke ve üzüntü gibi yoğun duygusal tepkilere neden olabildiğini kaydeden uzmanlar, tedavi süreçlerinin, fiziksel olarak zorlu olduğu kadar psikolojik olarak da zorlayıcı olduğunu söylüyor. Aile ve arkadaş desteğinin, bu süreçte kadınların duygusal sağlığı için çok önemli olduğunu da vurgulayan Uzman Klinik Psikolog Özgenur Taşkın, “Yakın çevredeki kişiler, kanserle mücadele eden kadının bağımsızlık duygusunu korumasına özen göstermelidir. Destekleyici bir ortam, kişilerin daha güçlü hissetmelerini sağlayabilir ve iyileşme süreçlerini pozitif yönde etkileyebilir.” dedi.

 

Üsküdar Üniversitesi NPİSTANBUL Hastanesi Uzman Klinik Psikolog Özgenur Taşkın, 1-31 Ekim Ayı Meme Kanseri Bilinçlendirme ve Farkındalık Ayı dolayısıyla meme kanseri teşhisi alan kadınların duygusal ve psikolojik tepkilerini değerlendirdi.

Meme kanseri teşhisi yoğun duygusal tepkilere neden olabiliyor

Meme kanseri teşhisinin, birçok kanser teşhisinde olduğu gibi, şok, inkâr, korku, endişe, öfke ve üzüntü gibi yoğun duygusal tepkilere neden olabildiğini kaydeden Uzman Klinik Psikolog Özgenur Taşkın, “Kadınlar, sağlıklarının tehdit altında olması ve hayatta kalma endişesiyle başa çıkmaya çalışırken, aynı zamanda bedenlerine yönelik kaygılar yaşayabilirler. Bu durum, özellikle tedavi süreci hakkında bilgi sahibi olmadıklarında belirsizlik hissini daha da artırabilir. Bu tepkiler oldukça normaldir ve her kadının kendi bireysel özelliklerine ve yaşam deneyimlerine bağlı olarak değişiklik gösterebilir.” dedi.

Meme kanserindeki tedavi süreçleri psikolojik olarak da zorlayıcı!

Meme kanserinde tedavi süreçlerinin, fiziksel olarak zorlu olduğu kadar psikolojik olarak da zorlayıcı olduğunu anlatan Uzman Klinik Psikolog Özgenur Taşkın, “Cerrahi operasyonlar, kadınların beden imajında ciddi değişikliklere yol açabilir. Kemoterapi ve radyoterapi, yorgunluk, saç dökülmesi, kilo değişimleri gibi fiziksel yan etkiler nedeniyle kendine güveni ve kadınlık algısını olumsuz etkileyebilir. Tedavi sürecinde, kadınlar bedenlerine karşı yabancılaşma, kendilerini eksik veya yetersiz hissetme gibi duygular yaşayabilirler. Bu durum, bazı kadınlarda depresyon ve anksiyete riskini artırabilir.” diye konuştu.

Duygusal olarak süreci konuşmak duyguları ifade etmek için yararlı

Tedavi sürecinde en önemli noktanın belirsizlik ile baş edebilmek olduğunu kaydeden Uzman Klinik Psikolog Özgenur Taşkın, şöyle devam etti:

“Hastalık hakkında kişinin kendi tedavi ekibinden bilgi alması gerekir. Gerçekçi fakat pozitivist bir süreç yürütmek önemlidir. Çünkü olaya çok realistik bakmak kişinin kendisi için zorlayıcı olacaktır. Önemli olan kontrollü bir süreç olduğunu hissetmek ve güveni sağlamaktır. Bu süre zarfında hastalık öğrenildikten sonra, hayatı 2 evrede ele almak önemlidir, kontrol edilebilenler ve kontrol edilemeyenler olmak üzere. Kontrol edilebilen alanlar arasına, bir terapist ile seanslara başlamak, öz bakıma özen göstermek, kendine şefkat göstermek, spor yapmak gibi birçok aktiviteyi ekleyebiliriz. Duygusal olarak bu süreci konuşmak, destek gruplarına katılmak veya bir terapistle çalışmak, duyguları ifade etmek ve anlamak için yararlıdır.”

Aile ve arkadaş desteğiyle hastaların kaygı ve yalnızlık hisleri azalabilir

Aile ve arkadaş desteğinin, bu süreçte kadınların duygusal sağlığı için çok önemli olduğunu da vurgulayan Uzman Klinik Psikolog Özgenur Taşkın, “Yakın çevre, şefkat, anlayış ve pozitif bir tutumla yanlarında olduklarını gösterdiğinde, hastaların kaygı ve yalnızlık hisleri azalabilir. Bu desteğin biçimi, ihtiyaç duyulduğunda sadece dinlemekten, günlük işlerde yardımcı olmaya kadar çeşitlilik gösterebilir. Yakın çevredeki kişiler, kanserle mücadele eden kadının bağımsızlık duygusunu korumasına da özen göstermelidir. Destekleyici bir ortam, kişilerin daha güçlü hissetmelerini sağlayabilir ve iyileşme süreçlerini pozitif yönde etkileyebilir.” şeklinde sözlerini tamamladı.

Kaynak: (BYZHA) Beyaz Haber Ajansı

Meme kanseri teşhisi alan kadınlar için duygusal destek hayati önem taşıyor! yazısı ilk önce Kocaeli Basın üzerinde ortaya çıktı.]]>
Menopozda kadının duygusal desteğe ihtiyacı var! https://kocaelibasin.com.tr/menopozda-kadinin-duygusal-destege-ihtiyaci-var/ Fri, 18 Oct 2024 11:00:01 +0000 https://kocaelibasin.com.tr/menopozda-kadinin-duygusal-destege-ihtiyaci-var/ Menopoz döneminin kadınlar üzerindeki duygusal etkilerini değerlendiren Psikiyatri Uzmanı Dr.

Menopozda kadının duygusal desteğe ihtiyacı var! yazısı ilk önce Kocaeli Basın üzerinde ortaya çıktı.]]>
Menopoz döneminin kadınlar üzerindeki duygusal etkilerini değerlendiren Psikiyatri Uzmanı Dr. Öğr. Üyesi Emine Yağmur Zorbozan, “Menopozda östrojen ve progesteron seviyelerinin azalması, serotonin gibi duygu durumunu düzenleyen hormonları üzerinde etkilidir.” dedi.

Menopozun, yaşamın doğal bir evresi olup bu dönemde kadının hem kendine şefkat göstermesi hem de çevresinden destek görmesinin, sürecin daha sağlıklı geçmesini sağlayacağını ifade eden Dr. Öğr. Üyesi Emine Yağmur Zorbozan, “Eşler, arkadaşlar veya aile üyeleri, menopozdaki kadının ihtiyaçlarına karşı duyarlı olmalı ve gerekirse profesyonel destek arayışında cesaretlendirmelidir.” dedi.

NP Feneryolu Tıp Merkezi’nden Psikiyatri Uzmanı Dr. Öğr. Üyesi Emine Yağmur Zorbozan, 18 Ekim Dünya Menopoz Günü dolayısıyla menopoz döneminin kadınlar üzerindeki duygusal etkilerini değerlendirerek bu sürecin nasıl yönetilebileceğine dair önemli bilgiler sundu.

Menopozda serotonin gibi duygu durumunu düzenleyen hormonlar etkileniyor

Menopozun, kadınların hayatında hormonal değişimlerin yoğun yaşandığı bir dönem olduğunu ifade eden Dr. Öğr. Üyesi Emine Yağmur Zorbozan, “Bu değişimler duygusal dengeyi önemli ölçüde etkilemektedir. Menopozda östrojen ve progesteron seviyelerinin azalması, serotonin gibi duygu durumunu düzenleyen hormonları üzerinde etkilidir.” dedi.

Menopoz döneminde kadınlarda sık görülen duygusal değişiklikler neler?

Dr. Öğr. Üyesi Emine Yağmur Zorbozan, menopoz döneminde kadınlarda sık görülen duygusal değişiklikleri de şöyle sıraladı:

Duygu durum dalgalanmaları: Östrojenin azalmasıyla birlikte kadınlar ani ruh hali değişimleri yaşayabilir. Mutluluktan üzüntüye, öfkeden kaygıya geçişler hızlanabilir.

Depresyon ve Anksiyete: Hormonal değişiklikler, depresyon ve anksiyete riskini artırabilir. Özellikle daha önce bu tür sorunları olan kadınlarda risk daha fazladır.

İrritabilite (Asabiyet): Küçük şeylere aşırı tepki verme ve tahammülsüzlük menopoz sırasında yaygın olabilir.

Sıcak basmaları uykuyu bozuyor!

Uyku Sorunları: Sıcak basmaları ve gece terlemeleri gibi fiziksel belirtiler uykuyu bozarak yorgunluk ve zihinsel bulanıklığa neden olabilir, bu da duygusal dengesizliği tetikleyebilir.

Konsantrasyon Zorluğu ve Hafıza Problemleri: Beyin sisi olarak adlandırılan bu belirtiler, östrojenin sinir sistemine olan etkisi nedeniyle ortaya çıkar ve günlük yaşamda zorluklar yaratabilir.

Libido kaybı: Hormonal değişiklikler cinsel istekte azalmaya yol açabilir, bu da ilişkilerde duygusal gerilimlere neden olabilir.”

Kadının çevresinden destek görmesi önemli

Menopoz sürecinin yaşanma şeklinin, kadının kişilik özelliklerine, strese dayanıklılığına ve baş etme stratejilerine bağlı olarak büyük ölçüde değiştiğini de vurgulayan Dr. Öğr. Üyesi Emine Yağmur Zorbozan, “Bu nedenle, kişilik tipine uygun yaklaşımlar geliştirmek, menopozun duygusal etkilerini hafifletmeye yardımcı olabilir. Menopoz, yaşamın doğal bir evresi olup bu dönemde kadının hem kendine şefkat göstermesi hem de çevresinden şefkatli ve anlayışlı bir destek görmesi, sürecin daha sağlıklı geçmesini sağlar.” diye konuştu.

Kadınların kendi kendilerine dikkat etmesi gereken noktalar neler?

Kadınların kendisine ve çevrelerinin onlara karşı dikkat etmesi gereken bazı hususlara da dikkat çeken Dr. Öğr. Üyesi Emine Yağmur Zorbozan, kadınların kendi kendilerine dikkat etmesi gereken noktaları da şöyle sıraladı:

“Kendini dinlemek: Kadınlar, bu süreçte bedensel ve duygusal değişimlerini fark etmeli ve bu değişiklikleri kabul etmelidir. Kendine karşı anlayışlı ve sabırlı olmak bu sürecin daha rahat geçmesine yardımcı olabilir.

Stres yönetimi: Düzenli egzersiz, yoga, meditasyon gibi stres azaltıcı aktiviteler bu dönemde faydalı olabilir. Stresi yönetmek, duygusal dalgalanmalarla başa çıkmayı kolaylaştırabilir.

Dengeli bir diyet, menopoz semptomlarını hafifletebilir

Sağlıklı beslenme: Dengeli bir diyet, menopoz semptomlarını hafifletebilir. Östrojen seviyelerindeki düşüşü dengelemek için kalsiyum ve D vitamini açısından zengin gıdalar tüketmek önemlidir.

Destek aramak: Psikolojik ya da tıbbi destek almak, menopozun duygusal ve fiziksel zorluklarını daha rahat atlatmaya yardımcı olabilir. Bir terapistle ya da menopoz konusunda uzman bir doktorla görüşmek etkili olabilir.

Uyku düzenine özen gösterme: Menopoz döneminde yaşanan uyku sorunlarına karşı düzenli uyuma saatleri belirlemek ve uyku hijyenine dikkat etmek önemlidir.

Kendine zaman ayırmak: Kişisel hobilerle ilgilenmek, sosyalleşmek ve duygusal ihtiyaçlara yönelmek, bu dönemin daha pozitif geçmesine yardımcı olabilir.”

Eleştirel yaklaşımlar yerine destekleyici tutum sergilenmeli!

Dr. Öğr. Üyesi Emine Yağmur Zorbozan, menopoz döneminde kadınların çevrelerinin onlara karşı dikkat etmesi gereken noktaları da şu şekilde sıraladı:

“Empati ve anlayış: Bu dönemde kadınların hormonal değişimlerden dolayı daha hassas olabileceklerini anlamak ve onlara karşı empati göstermek son derece önemlidir. Eleştirel yaklaşımlar yerine destekleyici tutum sergilenmelidir.

Sabırlı olmak: Duygu durum dalgalanmaları, sıcak basmaları ve uykusuzluk gibi sorunlar çevreyi de etkileyebilir. Ancak bu semptomların biyolojik bir süreç olduğunu unutmadan sabırlı olmak gerekir.

Onları dinlemek ve duygusal destek sağlamak bu süreçte önemli

İletişimi güçlendirmek: Açık ve dürüst bir iletişim kurmak, menopoz dönemindeki kadınlarla ilişkileri güçlendirir. Onları dinlemek ve duygusal destek sağlamak bu süreçte önemlidir.

Destekleyici olmak: Eşler, arkadaşlar veya aile üyeleri, menopozdaki kadının ihtiyaçlarına karşı duyarlı olmalı ve gerekirse profesyonel destek arayışında cesaretlendirmelidir.

Yargılamadan destek sunmak: Fiziksel ya da duygusal değişikliklere karşı yargılayıcı tutumlar yerine, her bireyin bu süreci farklı şekillerde yaşadığını kabul eden bir destek sunmak önemlidir.” 

Kaynak: (BYZHA) Beyaz Haber Ajansı

Menopozda kadının duygusal desteğe ihtiyacı var! yazısı ilk önce Kocaeli Basın üzerinde ortaya çıktı.]]>