?>
?>
Başarılı bir nakliyatın temeli, detaylı bir planlamadan geçer. Çetinsoy Nakliyat olarak, taşınma öncesinde ücretsiz ekspertiz hizmeti sunuyoruz. Deneyimli ekibimiz, adresinize gelerek taşınacak eşyalarınızı yerinde inceler. Bu inceleme sırasında, eşyalarınızın hacmi, türü, paketleme ihtiyaçları ve taşınma mesafesi gibi faktörler dikkate alınır. Size özel bir taşınma planı oluşturulur. Bu plan, hangi aracın kullanılacağından, kaç personelin görev alacağına, hangi paketleme malzemelerinin tercih edileceğine kadar tüm detayları kapsar. Bu sayede, taşınma günü sürprizlerle karşılaşmazsınız. Ekspertiz raporu, size net bir fiyatlandırma sunar. Gizli maliyetler olmaz. Şeffaf bir süreç izlenir.
Eşyalarınızın güvenliği, bizim için en önemli önceliktir. Çetinsoy Nakliyat, her türlü eşyanın taşınması için özel ambalajlama teknikleri kullanır. Kırılacak eşyalarınız, özel baloncuklu naylonlar ve köpük malzemelerle dikkatlice sarılır. Mobilyalarınız, çizilmelere ve darbelere karşı kalın battaniyeler ve streç filmlerle korunur. Beyaz eşyalarınız, özel koruyucu ambalajlarla paketlenir. Giysileriniz, askılı dolaplar sayesinde kırışmadan taşınır. Bu titiz paketleme süreci, eşyalarınızın hasarsız bir şekilde yeni adresinize ulaşmasını garanti eder. Farklı eşya türlerine uygun malzemeler seçilir. Her bir eşya özenle paketlenir.
Çetinsoy Nakliyat, taşınma ihtiyaçlarınıza uygun, geniş bir araç filosuna sahiptir. Küçük evlerden büyük iş yerlerine kadar her türlü taşıma işlemi için uygun kapasitede araçlarımız bulunur. Araçlarımız, eşyalarınızın güvenli bir şekilde taşınması için özel olarak tasarlanmıştır. İç kısımları, eşyaların sabitlenmesini sağlayacak düzeneklerle donatılmıştır. Yüksek katlara erişim için asansörlü nakliyat hizmeti de sunmaktayız. Bu hizmet, eşyalarınızın merdivenlerden indirilip çıkarılması sırasında oluşabilecek riskleri ortadan kaldırır. Ekibimiz, alanında uzman ve deneyimli kişilerden oluşur. Her bir personelimiz, taşınma sürecinin her aşamasında profesyonel bir yaklaşım sergiler. Eşyalarınızı hassasiyetle taşırlar.
Çetinsoy Nakliyat, **kocaeli evden eve nakliyat** ve **izmit evden eve nakliyat** alanlarında lider firmalardan biridir. Kocaeli ve çevresinde geniş bir hizmet ağına sahibiz. Bölgedeki tüm ilçe ve semtlere kesintisiz hizmet sunmaktayız. Şehir içi ve şehirlerarası nakliyat ihtiyaçlarınızda yanınızdayız. Taşınma sürecinizin her adımında size destek oluruz. Koordineli bir çalışma yürütürüz. Müşteri memnuniyetini en üst düzeyde tutarız. İletişim bilgilerimiz 05316455336 ve 05340832327 numaralarından bize ulaşabilirsiniz.
Taşınma maliyetleri, birçok kişi için önemli bir konudur. Çetinsoy Nakliyat, kaliteli hizmeti uygun fiyatlarla sunmayı ilke edinmiştir. Ücretsiz ekspertiz hizmetimiz sayesinde, taşınma maliyetleriniz önceden belirlenir. Size sunulan fiyat teklifi, tüm hizmetleri kapsar. Gizli ek ücretler olmaz. Her şey şeffaf bir şekilde belirtilir. Yapılan sözleşmeler, her iki tarafın da haklarını koruyacak şekilde hazırlanır. Güvenilir bir **nakliyat** hizmeti almak, bütçenizi zorlamamalıdır. Biz, ekonomik çözümlerimizle bu beklentiyi karşılıyoruz.
Çetinsoy Nakliyat olarak, müşteri memnuniyeti en büyük önceliğimizdir. Yıllardır bu sektörde hizmet veriyoruz. Yüzlerce mutlu müşterimiz var. Referanslarımız, sunduğumuz hizmetin kalitesinin en büyük kanıtıdır. Eşyalarınızın güvenliği ve taşınma sürecinin sorunsuzluğu konusunda bize güvenebilirsiniz. Herhangi bir sorunla karşılaşmanız durumunda, çözüm odaklı yaklaşımımızla yanınızda oluruz. Müşteri memnuniyeti, bizim için bir hedef değil, bir yaşam biçimidir.
Sonuç olarak, **nakliyat** süreci, doğru firma ile çalışıldığında oldukça kolay hale gelir. Çetinsoy Nakliyat, **kocaeli evden eve nakliyat** ve **izmit evden eve nakliyat** hizmetlerinde sunduğu hız, ekonomik çözümler ve üst düzey güvenlik ile fark yaratmaktadır. Taşınma stresini geride bırakmak ve yeni evinize güvenle adım atmak için Çetinsoy Nakliyat’ı tercih edin. Profesyonel ekibimiz, modern araçlarımız ve müşteri odaklı hizmet anlayışımızla yanınızdayız. Detaylı bilgi ve ücretsiz ekspertiz için 05316455336 veya 05340832327 numaralı telefonlardan bize ulaşabilirsiniz.
Özetle, kocaeli evden eve nakliyat ile ilgili en iyi uygulamalar ve pratik ipuçları karar sürecini kolaylaştırır.
Özetle, izmit evden eve nakliyat ile ilgili en iyi uygulamalar ve pratik ipuçları karar sürecini kolaylaştırır.
Hızlı, Ekonomik ve Güvenli Nakliyat: Çetinsoy Nakliyat Farkı yazısı ilk önce Kocaeli Basın üzerinde ortaya çıktı.]]>Ekonomik güven endeksi Mart ayında 100,8 iken, Nisan ayında %4,2 oranında azalarak 96,6 değerini aldı.
Bir önceki aya göre Nisan ayında tüketici güven endeksi %2,3 oranında azalarak 83,9 değerini, reel kesim (imalat sanayi) güven endeksi %2,3 oranında azalarak 100,8 değerini, hizmet sektörü güven endeksi %4,3 oranında azalarak 109,5 değerini, perakende ticaret sektörü güven endeksi %2,5 oranında azalarak 110,6 değerini, inşaat sektörü güven endeksi %4,2 oranında azalarak 85,1 değerini aldı.
Ekonomik güven endeksi, Nisan 2025
Ekonomik güven endeksi, güven endeksleri ve değişim oranları, Nisan 2025
| Endeks | Bir önceki aya göre değişim oranı (%) |
|||
|---|---|---|---|---|
| Mart | Nisan | Mart | Nisan | |
| Ekonomik güven endeksi | 100,8 | 96,6 | 1,6 | -4,2 |
| Tüketici güven endeksi | 85,9 | 83,9 | 4,6 | -2,3 |
| Reel kesim güven endeksi | 103,2 | 100,8 | 0,4 | -2,3 |
| Hizmet sektörü güven endeksi | 114,4 | 109,5 | 0,2 | -4,3 |
| Perakende ticaret sektörü güven endeksi | 113,4 | 110,6 | -2,5 | -2,5 |
| İnşaat sektörü güven endeksi | 88,9 | 85,1 | -0,5 | -4,2 |
Endeks değerleri mevsim etkilerinden arındırılmış değerlerdir. Tüketici güven endeksinde mevsim etkisi bulunmamaktadır.
Kaynak: (BYZHA) Beyaz Haber Ajansı
Ekonomik Güven Endeksi, Nisan 2025 yazısı ilk önce Kocaeli Basın üzerinde ortaya çıktı.]]>Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin:
Değerli çalışma arkadaşlarım,
Bugün, ekonomik gündemimizdeki konulara dair bir toplantıyı daha gerçekleştiriyoruz. Hatırlatmak isterim ki bu tür düzenli toplantılar, mevcut durumu ve reel ekonomi, finans sektörü ve hizmetler alanındaki temel eğilimleri değerlendirme fırsatı sunmaktadır.
Mevcut ekonomik duruma ilişkin sürekli ve kapsamlı bir analiz yürütmek son derece önemlidir. Bu konu her zaman önceliğimiz olmuştur, özellikle de bugünlerde küresel ekonomik ortam nesnel olarak daha karmaşık hale gelirken ve küresel emtia ile finans piyasaları yoğunlaşan rekabet nedeniyle ciddi dalgalanmalarla karşı karşıyayken.
Bu faktörleri yalnızca izlemekle kalmayıp, aynı zamanda öngörülerde bulunmak da yeterli değildir; ortaya çıkan fırsatları değerlendirerek yerli sanayilerin, ticaret bağlarının ve ihracatın gelişmesini sağlamak, böylece Rus ekonomisini genel anlamda güçlendirmek, dış koşullar ne olursa olsun istikrarlı ve dinamik bir büyümeyi güvence altına almak esastır.
Bu konuyu 2024 yılının sonunda, Stratejik Kalkınma ve Ulusal Projeler Konseyi toplantısında ele almıştık. O toplantıda belirlediğimiz hedef, enflasyonu azaltırken düşük işsizlik oranını koruyarak istikrarlı bir ekonomik büyüme sağlanmasıydı. Bu yılın ilk aylarına ait istatistikler, bu yaklaşımın hâlâ geçerliliğini ve önemini koruduğunu göstermektedir.
Bildiğiniz üzere, Hükümet, Merkez Bankası ve uzmanlar, bu yıl gayrisafi yurt içi hasıla (GSYİH) büyümesinin 2024’e kıyasla biraz daha düşük olacağı konusunda hemfikir. Aslında, bu zaten önceden konuştuğumuz ve hedeflediğimiz bir durumdu. Amacımız, makroekonomik göstergeleri koruyarak ve öncelikle enflasyonu kontrol altına alarak, sözde “yumuşak iniş” sürecini gerçekleştirmekti.
Nitekim, 2025’in ilk iki ayında GSYİH, geçen yılın aynı dönemine göre yüzde 1,9 oranında artmıştır. Özellikle imalat sektöründeki büyüme oranı daha yüksektir; Ocak ve Şubat 2025’te bu sektördeki artış yüzde 5 civarındadır.
Ancak, enflasyon hâlâ yüksek seyretmekte; yüzde 10’un üzerindedir. Daha önce de belirttiğim gibi, enflasyonun kalıcı bir şekilde yavaşlamasını sağlamak zorundayız.
Konut inşaatı sektörüne özel bir dikkat gösterilmesi gerekmektedir. Ne yazık ki, geliştiriciler tarafından başlatılan yeni projelerin sayısında bir azalma gözleniyor. Bu durum, vatandaşlar için konut erişilebilirliğini doğrudan etkilediği ve yapı malzemeleri üretiminden mobilya ve ev eşyası imalatına kadar pek çok sektörü ilgilendirdiği için özel bir dikkati hak etmektedir.
Daha önce bu alandaki gelişmeleri özel bir gözetim altında tutma ve başka bazı alanlara da gerekli dikkatin verilmesi gerektiği konusunda mutabık kalmıştık. Hükümet bu konuyla ilgili bazı kararlar aldı. Bugün, bu kararların uygulanmasına ilişkin bir rapor sunulmasını ve gerekirse ilave adımların değerlendirilmesini istiyorum.
Ayrıca, konut ve altyapı inşaatının en zorlu koşullarla karşı karşıya olduğunu da vurgulamak isterim – bu durum, finansal sektörün ve bazı ekonomik sektörlerin direncini artırmaya yönelik hükümet alt komisyonunun yaptığı izleme çalışmalarıyla da belgelenmiştir.
Bu bağlamda şunu belirtmeliyim: bankaların kredi portföyü de yılın başından bu yana daralmıştır. Örneğin, ilk üç ayda bankaların bilançosundaki ruble cinsinden kurumsal kredilerin hacmi 680 milyar ruble azalırken, bireysel kredilerdeki düşüş 192 milyar ruble olmuştur.
Genel olarak, kredi portföyündeki bu daralma, federal bütçe harcamalarındaki artışla dengelenmiştir. 2025 yılının Ocak–Mart döneminde toplam bütçe açığı 2,2 trilyon rubleye ulaşmıştır.
Elbette, harcamalarımızın geçen yılın aynı dönemine göre yüzde 25 oranında arttığını biliyoruz ve bunu bilerek yaptık. Bu artış, ekonomik aktörlerin ve tüm kurumlarımızın yıl sonuna kadar gereken adımları zamanında ve etkili biçimde atabilmesi için gerekliydi.
Bununla birlikte, bütçe açığındaki artışın esasen harcama takviminin öne çekilmesinden kaynaklandığını bir kez daha vurgulamak isterim. Harcamalar yılın başına çekilerek, hem federal hem de bölgesel düzeydeki yetkililerin ulusal projelere hızla başlaması, sözleşmelerin yapılması, inşaat faaliyetlerinin başlatılması ve finansmanın sağlanması mümkün olmuştur. Bu durumu dikkate almamız gerekir. Ekonomik politikamız bu yaklaşımı içermelidir.
Şimdi, tartışmaya geçelim. İlk olarak sözü Maxim Reshetnikov’a veriyorum. Lütfen buyurun.
Kaynak: (BYZHA) Beyaz Haber Ajansı
Putin’den Ekonomik Konulara İlişkin Toplantı yazısı ilk önce Kocaeli Basın üzerinde ortaya çıktı.]]>Türkiye’nin çevre politikaları ve sürdürülebilirliğin iletişimi
Bu önemli program çerçevesinde BM binasında gerçekleştirilen etkinlik kapsamında Dr. Özgenur Reyhan Güler, Türkiye’nin çevre politikalarıyla birlikte geliştirdiği kamu diplomasisi stratejilerini ve sürdürülebilirliğin iletişim boyutlarını değerlendirdi. Güler, sürdürülebilirlik politikalarının yalnızca çevresel değil, kültürel, sosyal ve ekonomik katmanlarıyla da ele alınması gerektiğine dikkat çekerek şunları söyledi:
“Sıfır Atık, sadece bir çevre politikası değil; aynı zamanda bir iletişim biçimidir, bir yaşam kültürüdür. Türkiye, bu noktada sürdürülebilirliği bir medeniyet dili haline getirerek, çevresel diplomasi alanında örnek teşkil eden bir yaklaşıma öncülük etmektedir.”
Güler ayrıca, Türkiye’nin yürüttüğü bu çevre hareketinin dünya kamuoyundaki etkisine de değinerek, 2017-2023 yılları arasında Türkiye’de 45 milyon ton atığın geri dönüştürüldüğünü, 3,9 milyon ton sera gazı salımının önlendiğini ve bu süreçte yaklaşık 2 milyar TL’lik ekonomik kazanç sağlandığını vurguladı.
“Sanat, çevre bilincinin kalıcı hale gelmesinde büyük rol oynuyor”
Dr. Güler’in değerlendirmelerinde öne çıkan bir diğer konu ise sürdürülebilirliğin kültürel boyutu oldu. Güler’e göre sanat, medya ve eğitim gibi alanlar, çevresel farkındalığın toplumsal düzeyde yerleşmesinde stratejik bir rol üstleniyor. Bu bağlamda Emine Erdoğan’ın katılımıyla açılan “Echoes” adlı çevre temalı sergiye de değinen Güler, sanatın sürdürülebilirliğe yönelik iletişim araçlarından biri olarak önemini şöyle ifade etti:
“Echoes sergisi, sanatın çevreyle olan ilişkisini yeniden kuran bir farkındalık projesi. Bu tür kültürel içerikler, çevre bilincinin kalıcı hale gelmesinde büyük rol oynuyor.”
“Türkiye, sürdürülebilir kalkınma vizyonu ile öne çıkıyor”
Ayrıca, Birleşmiş Milletler nezdinde 30 Mart’ın “Uluslararası Sıfır Atık Günü” ilan edilmesinin, sadece sembolik bir tarih değil; çevreye, geleceğe ve ortak insanlık değerlerine verilen güçlü bir söz olduğunun altı çizildi.
İletişim bilimci ve kültürel diplomasi uzmanı kimliğiyle ulusal ve uluslararası platformlarda önemli projelere imza atan Dr. Özgenur Reyhan Güler’in BM’de gerçekleştirdiği bu özel röportaj, Türkiye’nin sürdürülebilir kalkınma vizyonunun ve küresel çevre politikalarındaki liderliğinin altını çizen önemli bir belge niteliği taşıyor.
Kaynak: (BYZHA) Beyaz Haber Ajansı
Türkiye’de 6 yılda 45 milyon ton atık geri dönüştürülerek 2 milyar TL’lik ekonomik kazanç sağlandı yazısı ilk önce Kocaeli Basın üzerinde ortaya çıktı.]]>Ekonomik güven endeksi 100,8 oldu
Ekonomik güven endeksi Şubat ayında 99,2 iken, Mart ayında %1,6 oranında artarak 100,8 değerini aldı.
Bir önceki aya göre Mart ayında tüketici güven endeksi %4,6 oranında artarak 85,9 değerini, reel kesim (imalat sanayi) güven endeksi %0,4 oranında artarak 103,2 değerini, hizmet sektörü güven endeksi %0,2 oranında artarak 114,4 değerini, perakende ticaret sektörü güven endeksi %2,5 oranında azalarak 113,4 değerini, inşaat sektörü güven endeksi %0,5 oranında azalarak 88,9 değerini aldı.
Ekonomik güven endeksi, Mart 2025

Ekonomik güven endeksi, güven endeksleri ve değişim oranları, Mart 2025
| Endeks | Bir önceki aya göre değişim oranı (%) |
|||
|---|---|---|---|---|
| Şubat | Mart | Şubat | Mart | |
| Ekonomik güven endeksi | 99,2 | 100,8 | -0,5 | 1,6 |
| Tüketici güven endeksi | 82,1 | 85,9 | 1,4 | 4,6 |
| Reel kesim güven endeksi | 102,8 | 103,2 | 0,2 | 0,4 |
| Hizmet sektörü güven endeksi | 114,2 | 114,4 | -1,9 | 0,2 |
| Perakende ticaret sektörü güven endeksi | 116,3 | 113,4 | 1,6 | -2,5 |
| İnşaat sektörü güven endeksi | 89,3 | 88,9 | -2,7 | -0,5 |
Endeks değerleri mevsim etkilerinden arındırılmış değerlerdir. Tüketici güven endeksinde mevsim etkisi bulunmamaktadır.
Kaynak: (BYZHA) Beyaz Haber Ajansı
Ekonomik Güven Endeksi, Mart 2025 yazısı ilk önce Kocaeli Basın üzerinde ortaya çıktı.]]>Dünya Ekonomik Forumunun (WEF) Eylül 2024’te hayata geçirdiği “Quantum Application Hub’a” kabul edilen 13 şirket arasında yer alan Ford Otosan’ın projesi, 20-24 Ocak 2025 tarihlerinde Davos’ta düzenlenen WEF Yıllık Toplantısı’nda ‘en iyi uygulama örnekleri’ arasında gösterildi.
Ford Otosan, inovasyon yolunda attığı stratejik adımlarla Dünya Ekonomik Forumu (WEF) Quantum Application Hub’a kabul edilen ilk otomotiv üretim şirketi oldu. Quantum Computing teknolojisini otomotiv sektöründe üretim planlama sürecine entegre etme hedefiyle, sektöre yenilikçi bir yaklaşım getirdi. Bu önemli adım, Ford Otosan’ın inovasyon yolundaki kararlılığını ve küresel liderlik hedeflerini bir kez daha ortaya koydu. Şirketin bu projedeki başarısı, 20-24 Ocak 2025 tarihlerinde Davos’ta düzenlenen WEF yıllık toplantısında dünyaya tanıtılan en iyi 13 uygulama örneğinden biri olarak uluslararası düzeyde takdir edildi.
Üretim Sırasının Optimize Edilmesiyle Artan Saatlik Kapasite
Ford Otosan, dünyada tek üretim üssü olduğu Ford Transit’in 1.500’den fazla varyantıyla artan üretim karmaşıklığını yönetmek için Gölcük Fabrikası’ndaki gövde üretim hattına Quantum Computing teknolojisini entegre etti. Bu yenilikçi teknoloji, farklı özelliklere sahip araçların üretim sırasını optimize ederek, geçiş sürelerini azaltıyor ve iş yükü dengesini sağlıyor.
Yoğun talep dönemlerinde saatte 0,1 araç daha fazla üretim kapasitesine ulaşmayı mümkün kılan bu uygulamanın, yalnızca üretim hattında değil, fabrikanın diğer alanlarında da önemli verimlilik artışlarına olanak tanıyacak şekilde genişletilmesi hedefleniyor. Teknolojinin, tedarik zinciri yönetimi ve lojistik gibi süreçlerde de uygulanmasıyla, tedarikçi sevkiyatlarıyla ilgili belirsizliklerin daha iyi yönetilmesi, varyantlar arası üretim geçiş sürelerinin daha da kısaltılması, iş gücünün daha dengeli kullanılması ve ekipman arıza sürelerinin azaltılması hedefleniyor. Bu uygulama, Ford Otosan’ın operasyonel verimliliği artırma ve dijital dönüşümde lider olma vizyonunun bir parçası olarak, üretim süreçlerinde devrim niteliğinde bir değişim sağlıyor.
Ford Otosan Lideri Güven Özyurt: “Quantum hesaplama teknolojisinin üretim süreçlerimize entegrasyonu, Ford Otosan’ın inovasyon yolunda ne kadar kararlı ve ileriye dönük bir vizyona sahip olduğunun güçlü bir kanıtı”
Ford Otosan Lideri Güven Özyurt, inovasyonun Ford Otosan’da bir tercih değil, bir zorunluluk olduğunu şu sözlerle ifade etti: “Quantum hesaplama teknolojisinin üretim süreçlerimize entegrasyonu, Ford Otosan’ın inovasyon yolunda ne kadar kararlı ve yenilikçi teknolojilere odaklanan bir yaklaşım benimsediğimizin güçlü bir kanıtıdır. Bu adım, binlerce değişkeni analiz ederek klasik bilgisayarların çok uzun zamanda üreteceği çözümlerini dakikalar içinde sunmamızı sağlıyor. Bu sayede üretim çizelgelerimizi daha verimli hale getirirken, operasyonlarımızı da daha esnek bir yapıya kavuşturuyoruz. Küresel otomotiv sektöründe bu düzeyde bir uygulamanın başka bir örneğinin olmaması, ileriye dönük vizyonumuzu bir kez daha kanıtlıyor.” dedi.
Ford Otosan’ın Global Lighthouse Network Vizyonu Yeniköy’e Taşınıyor
Ford Otosan, 2019 yılında Endüstri 4.0 uygulamalarıyla WEF tarafından “Global Lighthouse Network”e dahil edilen Gölcük Fabrikası’ndaki öncü başarısını, şimdi Yeniköy Fabrikası’na taşıyor. Bu global prestije sahip fabrika, üretimde dijitalleşme ve yenilikçilikte bir referans noktası olmayı sürdürürken, Yeniköy’de de Quantum çizelgeleme sistemiyle yeni bir döneme imza atılması hedefleniyor.
Gölcük Fabrikası’nda gövde üretim hattında uygulanmak için planlanan Quantum çizelgeleme sistemi, Yeniköy Fabrikası’nda da ilerleyen dönemde Ford Custom araçlarının üretim süreçlerini optimize etmek için devreye alınacak. Bu ileri teknoloji sayesinde, sadece gövde üretim hattının çizelgelemesini iyileştirmek hedefiyle yetinilmeyecek; pres, gövde üretim, boyahane, montaj ve tampon stok bölgeleri gibi tüm üretim aşamalarını uçtan uca ele alarak optimize etme hedefiyle çalışmalar genişletilerek çok daha fazla verimlilik elde edilebilecek.
Quantum Çözümleri İçin Küresel Bir Platform: WEF Quantum Application Hub
Dünya Ekonomik Forumu (WEF) Quantum Application Hub, quantum teknolojilerini benimseyen öncü projeleri ve bu projelerin sektörlere sunduğu yenilikçi çözümleri sergilemeyi amaçlayan bir platform olarak öne çıkıyor. Platform, kuantum teknolojilerinin pratik uygulamalarını sergileyen projelere ev sahipliği yapıyor. Bu projeler, kuantum hesaplama, kuantum iletişimi ve kuantum sensörleri gibi alanlarda yenilikçi çözümler sunarak, endüstrilerde verimliliği artırmayı ve yeni fırsatlar yaratmayı amaçlıyor.
Quantum Computing teknolojisi nedir?
Quantum Computing (Kuantum Hesaplama), kuantum mekaniğinin temel ilkelerine dayalı olarak bilgi işlem yapan bir teknolojidir. Geleneksel bilgisayarların bitler yerine kuantum bitleri (qubit) kullanması sayesinde, aynı anda birden fazla olasılığı işleyebilme kabiliyeti sunar. Bu teknoloji, geleneksel bilgisayarlardan çok daha karmaşık ve büyük veri setlerini kısa sürede analiz etme yeteneğine sahiptir.
Kaynak: (BYZHA) Beyaz Haber Ajansı
Ford Otosan, inovasyon yolunda bir ilki daha gerçekleştirdi: Dünya Ekonomik Forumu (WEF) Quantum Application Hub’a Kabul Edilen İlk Otomotiv Şirketi Oldu yazısı ilk önce Kocaeli Basın üzerinde ortaya çıktı.]]>
Başkan Güner, zincir kafelerde tüketilen ürünleri aynı kalitede yarı fiyatına ve üçte bir fiyatına yurttaşlarla buluşturduklarının altını çizdi.
Çankaya Belediyesi, halkın ihtiyaçlarına cevap vermek ve daha kaliteli hizmet sunmak amacıyla önemli bir projeye daha imza attı. Daha önce özel bir işletme olan ve uzun zamandır kullanılmayan tesis, kapsamlı bir yenileme çalışmasının ardından belediyeye ait bir kafeteryaya dönüştürüldü. Çankaya Belediye Başkanlığı Binası’nın Sakarya Caddesi tarafında Başkentlilerin hizmetine sunulan Çankafe, lezzetli ve uygun fiyatlı menüsüyle dikkat çekiyor.
GÜNER: ÇANKAFE YAYGINLAŞACAK
Çankafe’nin uygun fiyatlarla hizmete açıldığını duyuran Çankaya Belediye Başkanı Hüseyin Can Güner, “Hem genç arkadaşlarımızın, üniversiteli arkadaşlarımızın hem de Kızılay’a gelip de vakit geçiren her ilçeden yurttaşımızın yoğun olarak kullandığı bir mekanı oldu. Daha önce özel bir işletmede kirada olan tesisimizi yenileyerek kendi belediye tesisimiz olarak yurttaşlarımızın hizmetine açtık. Dışarıda, piyasada, zincir kafelerde yaygın olarak gençlerin ve öğrencilerin uğrak mekanı olan zincir kafelerde tüketilen ürünleri aynı kalitede yarı fiyatına, üçte bir fiyatına yurttaşlarımızla burada buluşturuyoruz. Çankafe’nin özel bir ilgi ve memnuniyetle de karşılandığını belirtmek isterim. Tüm yurttaşlarımızı Çankaya’dan olsun olmasın herkesi Çankafe’ye bekliyoruz. Bu modeli ilçemizin farklı bölgelerinde de yaygınlaştırarak sürdüreceğiz” dedi.
SICAK BİR ORTAMDA KAHVE KEYFİ
Çankafe, her gün 08.00-22.00 saatleri arasında vatandaşlara sıcak bir ortamda keyifli zaman geçirme imkanı sağlıyor. Tesis, hem sabah kahvaltısı yapmak isteyenler için hem de öğle ve akşam saatlerinde uygun fiyatlarla lezzetli seçenekler sunuyor. Çankafe, modern tasarımı ve samimi atmosferiyle de, konuklarına huzurlu bir dinlenme alanı sunmayı amaçlıyor.
SAĞLIKLI VE LEZZETLİ SEÇENEKLER
Çankaya Belediyesi, halkın rahatlıkla erişebileceği Çankafe ile halkın sosyal ve kültürel yaşamına katkıda bulunmayı hedefliyor. Çankafe’nin menüsü, hem sağlıklı hem de damak tadına hitap eden zengin seçenekler içeriyor. Günün her saatine uygun çeşitli yiyecekler ve içecekler, misafirlerin beklentilerini karşılayacak şekilde özenle seçildi. Çankaya Belediye Başkanlık Binası’nın Sakarya Caddesi tarafında alt katında bulunan Çankafe, belediyeye gelen ziyaretçilere de kolay erişim imkanı sağlıyor.
Kaynak: (BYZHA) Beyaz Haber Ajansı
Başkentliler için ekonomik ve lezzetli bir mekan: çankafe hizmete girdi yazısı ilk önce Kocaeli Basın üzerinde ortaya çıktı.]]>İstanbul Atlas Üniversitesi Mühendislik ve Doğa Bilimleri Fakültesi Bilgisayar Mühendisliği bölümünden Dr. Öğretim Üyesi Arif Karabuğa, enerji verimliliği ile enerji tasarrufu arasındaki ilişki ve bu ilişkinin önemine ilişkin değerlendirmede bulundu.
Enerji tasarrufu sadece ekonomik katkı sağlamıyor
Enerji tasarrufunun sadece ekonomik açıdan değil, aynı zamanda çevresel sürdürülebilirlik ve kaynakların verimli kullanımı açısından büyük bir öneme sahip olduğunu belirten Karabuğa, “Küresel ısınma, doğal kaynakların tükenmesi ve enerji fiyatlarındaki dalgalanmalar gibi sorunlarla karşı karşıya olduğumuz bu dönemde, enerji tasarrufu sağlamak, hem bireyler hem de işletmeler için kritik bir gereklilik haline gelmiştir” dedi.
Enerji verimliliği: Enerji tüketimi azaltılarak aynı performans sağlanıyor
Enerji tasarrufunun pek çok yönden avantaj sağladığını kaydeden Karabuğa, “Teknik olarak bakıldığında, enerji verimliliği, enerji tüketimini azaltarak aynı performansın elde edilmesini sağlar. Bu, enerji sistemlerinin optimize edilmesi, daha verimli cihazların kullanılması ve yenilikçi teknolojilerin devreye alınmasıyla mümkün olmaktadır. Enerji tasarrufu, hem elektrik ve ısınma giderlerini düşürür hem de sera gazı emisyonlarını azaltarak çevreye duyarlı bir yaşam tarzının benimsenmesine katkı sunar” dedi.
Doğal kaynaklar korunuyor, sürdürülebilir geleceğe yatırım yapılıyor
Enerji tasarrufunun aynı zamanda birincil enerji kaynaklarının daha etkin bir şekilde kullanılmasına olanak tanıdığını ve enerji bağımsızlığını artırarak dışa bağımlılığı azalttığını vurgulayan Karabuğa, “Sonuç olarak enerji tasarrufu hem çevresel etkileri azaltarak doğal kaynakların korunmasına yardımcı olur hem de ekonomik açıdan işletmelerin ve hanelerin daha sürdürülebilir bir geleceğe yatırım yapmalarını sağlar” diye konuştu.
Enerji verimliliği ve enerji tasarrufu birbirini tamamlıyor
Enerji verimliliği ve enerji tasarrufunun birbirini tamamlayan ancak farklı kavramlar olduğunu söyleyen Dr. Öğretim Üyesi Arif Karabuğa, “Enerji verimliliği, belirli bir iş veya hizmeti sağlamak için kullanılan enerji miktarının en aza indirilmesi sürecini ifade eder. Bu, enerji sistemlerinin, cihazlarının ve teknolojilerinin daha etkin bir şekilde çalışması anlamına gelir. Enerji verimliliği, kullanılan enerjinin daha iyi yönetilmesi ve daha az enerji ile daha fazla iş yapılabilmesi için yapılan iyileştirmeleri kapsar” dedi.
Enerji tasarrufu, enerjinin daha az tüketilmesidir
Enerji tasarrufunun genel anlamda enerjinin daha az tüketilmesi olarak tanımlanabileceğini kaydeden Karabuğa, “Enerji tasarrufu, enerji verimliliği artırılarak ve bilinçli enerji kullanımıyla sağlanabilir. Örneğin enerji verimliliği yüksek cihazların kullanımı, ısınma ve aydınlatma sistemlerinin daha verimli hale getirilmesi, enerji tasarrufu sağlayan önlemler arasında yer alır. Bu iki kavram arasındaki ilişki, enerji verimliliği sayesinde daha az enerji harcanarak tasarruf sağlanmasıdır. Yani enerji verimliliği artırıldığında, doğal olarak enerji tasarrufu sağlanır. Ayrıca, enerji verimliliği yalnızca bireysel tüketiciler için değil, endüstriyel düzeyde de büyük tasarruflar sağlar. Enerji verimliliği yatırımları, uzun vadede enerji tüketimini azaltarak ekonomik ve çevresel faydalar sağlar” dedi.
Dr. Öğretim Üyesi Arif Karabuğa, sözlerini şöyle tamamladı: “Sonuç olarak enerji verimliliği ve enerji tasarrufu arasındaki ilişki, enerji tüketiminin daha etkili ve verimli bir şekilde yönetilmesiyle daha az enerji harcanarak çevresel ve ekonomik kazanımların elde edilmesidir. Bu süreç, sürdürülebilir bir geleceğin inşa edilmesine önemli katkılar sağlar.”
Kaynak: (BYZHA) Beyaz Haber Ajansı
Enerji verimliliği yatırımları, ekonomik ve çevresel faydalar sağlıyor yazısı ilk önce Kocaeli Basın üzerinde ortaya çıktı.]]>
“2024 yılı ihracat performansı değerlendirme ve 2025 yılı öngörüleri toplantısı”nda konuşan Ege İhracatçı Birlikleri Koordinatör Başkanı Jak Eskinazi, “2023 yılında hedefimiz mevcudu korumak hedefimiz olacak demiştim. 2024 yılına girerken de hedefimiz mevcudu korumaktı, bizim için “Bir Ümit Yılıydı” ancak “Ayakta Kalma yılı” oldu. 2025 ise ekonomik program ile “Kararlılık Yılı” olacak. 2024 yılını yüzde 1 artışla 18,4 milyar dolar ihracatla geride bıraktık. Bunu da tarım ve maden sektörlerinin ihracat başarısına borçluyuz. Sanayi ihracatımız 9,5 milyar dolar, tarım ürünleri ihracatımız yüzde 4 artışla 7,6 milyar dolar olarak gerçekleşti. Madencilik ihracatımız yüzde 23 artışla 1,3 milyar dolara ulaştı.” dedi.
111 ülke ve bölgeye ihracatımızı artırdık
Başkan Eskinazi, “2024 yılında 216 ülke ve bölgeye ihracat gerçekleştirirken 111’ine ihracatımızı artırdık. Almanya’ya 1,7 milyar dolar, ABD’ye yüzde 8 artışla 1,6 milyar dolar, İtalya’ya 1 milyar dolar, İspanya’ya 988 milyon dolar, Birleşik Krallık’a yüzde 7 artışla 939 milyon dolar ihracat gerçekleştirdik. 2024’de Avrupa Birliği 9,3 milyar dolarla ihracatımızın önemli bir bölümünü oluşturdu.” diye konuştu.
2024 yılı bütün sektörlerimize ağır bir yük getirdi
Ticaret Bakanlığı’nın 2023 yılından beri açıklamaya başladığı faaliyet illeri istatistiğine göre Ege Bölgesinin ihracatı 2024 yılında 43 milyar dolara ulaştığını açıklayan Başkan Eskinazi, sözlerine şöyle devam etti:
“2024 yılında Türkiye geneli iller sıralamasında ise İzmir 23,8 milyar dolar ihracatla üçüncü sırada yer alıyor. Faaliyet istatistiği verileri, üretimi ve ihracatı İzmir’de olan ancak şirket merkezi farklı şehirde olan ihracat kayıtlarının tutulma kriterleri baz olarak oluşturuluyor.”
İstihdam üzerindeki yükler azaltılmazsa ve kur hedefi tutmazsa 280 milyar dolarlık OVP hedefi de tutturulamayacak
Jak Eskinazi, “Son yıllarda hedeflerde önemli sapmalar yaşandı. Daha önce 267 milyar dolar olan OVP hedeflerimiz, 264 milyar dolara çekildi ve bu rakam üzerinde de tekrar düşüşler yaşandı. Bu sene 262 milyar dolarda kaldık. İhracat hedeflerinde 3 milyar dolarlık bir geri çekilme var. Önümüzdeki dönemde OVP hedeflerinin gerçekçi bir çerçeveye oturtulup oturtulamayacağı da belirsiz. Merkez Bankası 22 ay sonra ilk kez faiz indirimine gitti. Bu küçük de olsa bizlerde bir moral etkisi yarattı.” dedi.
Yeni şartlar ve zorlama tedbirler bu sıkışık zamanda ihracatçılarımıza kredileri kullanmakta engeller teşkil ediyor
Başkan Eskinazi, “Ülkemizin en önemli ekonomik sorunu yüksek enflasyon. Enflasyon normal seviyelere düşmeden faizlerin istediğimiz noktaya inmesi de mümkün değil. Merkez Bankası geçtiğimiz günlerde ihracat ve döviz kazandırıcı hizmetlerde reeskont kredisi faiz maliyetinin %29,93’e düşürüldüğünü açıkladı. Kurların düşük kaldığı bu dönemde, reeskont kredisi faizinin vade sonuna bırakılması da isabetli olacaktır. İhracatçıların krediye olan bağlılığı, sektörlerimizin ne kadar zorlandığının bir başka kanıtı. Ayrıca Merkez Bankasının bu kredileri verirken istemiş olduğu yeni şartlar ve zorlama tedbirler bu sıkışık zamanda ihracatçılarımıza bu kredileri kullanmakta engeller teşkil etmektedir.” diye konuştu.
Üretim maliyetleri yüksek, krediler pahalı, finansman yok
Jak Eskinazi, “Enerji fiyatlarının yüksek olması, rekabetçi olamayışımızın önemli bir nedeni. Yenilenebilir enerji kaynaklarını etkin kullanmamız ve fabrikalarda öz-tüketim enerjisi üretiminin desteklenmesi gerekiyor. Ancak, mevzuat eksikliği nedeniyle bu konuda da geri kalıyoruz. Üretim maliyetleri yüksek, krediler pahalı, finansman yok. Kur düşük, kazanç da yok. Kârlılık olmayınca yatırımlardan çok uzak kalıyoruz.” dedi.
Türkiye’de büyük fabrikalarda işçilik maliyeti 1500 dolardan aşağı değil
Başkan Eskinazi, “Emek yoğun sektörlerdeki en büyük sıkıntı işçilik ücreti. Bugün Türkiye’de büyük fabrikalarda işçilik maliyeti 1500 dolardan aşağı değil. Dünyada rekabet ettiğimiz ülkelerde işçilik ücreti 200-300 dolarlarda. Onlar %50-60 randımanla çalışıyor, biz %85-90 randımanla çalışıyoruz. 2025 yılından itibaren faiz indirimleriyle ihracatçının finansmana erişebildiği bir yıl olmasını temenni ediyoruz. Yüksek enflasyona giden yolda, en önemli sorun da verimlilik. Ülkemizde istihdamın önemli bir kısmı, ne yazık ki, verimsiz alanlarda yoğunlaşmış durumda. Katma değer yaratmayan faaliyetler, bireysel kısa vadeli kazançlar sağlasa da, uzun vadede toplumsal kalkınmayı destekleyemiyor.” diye konuştu.
Tekstil sektörü hakkında da bilgi veren Başkan Eskinazi, “Türkiye geneli tekstil ihracatımız 9,4 milyar dolar olarak gerçekleşirken Ege Tekstil ve Hammaddeleri İhracatçıları Birliğimizden yaptığımız ihracat ise 469 milyon dolar oldu. Bölgemizden yapılan tekstil ihracatında ise bir önceki yılın aynı dönemine göre %8 azalma görüldü. Tekstil sektörü, hazır giyim sektörü ile birlikte istihdamın yoğun olduğu sektörler arasında oldukları için 2024 yılında, istihdam kaybının en yoğun hissedildiği sektörlerden oldular. 2024’te personel maliyetlerinin artışı, kurdaki artış ile enflasyondaki artış dengesizliği, sektörü mali olarak zor bir sürece soktu ve kapanmaların yoğun yaşandığı bir yıl oldu maalesef.” dedi.
Ertan: 2 milyar 354 milyon dolarlık ihracat gerçekleştirdik
Ege İhracatçı Birlikleri Koordinatör Başkan Yardımcısı ve Ege Demir ve Demirdışı Metaller İhracatçıları Birliği Başkanı Yalçın Ertan, “Ege Demir ve Demirdışı Metaller İhracatçıları Birliği olarak 2024 yılı ihracat hedefimiz olan 2,2 milyar {{tooLongContent}}rsquo;ı aşarak bölgemiz firmalarının üstün çabaları ile 2 milyar 354 milyon dolarlık ihracat gerçekleştirdik. 2024 yılı boyunca, global çapta yaşanan yavaşlama, savaşlar ve krizler göz önünde bulundurulduğunda, sektörel bazda karşılaşılan zorluklara rağmen, yeni pazar arayışlarımız, sürdürülebilir üretim konusunda attığımız adımlar ile ihracatçı firmalarımızın tecrübesi ve başarısı, hedeflerimize ulaşmamızda bize çok büyük katkı sağlamıştır.” dedi.
Türkiye’deki iş gücü, enerji ve üretim maliyetleri Uzakdoğu ülkeleri ile rekabet edebilecek seviyede değil
Başkan Ertan, “2023 yılının ikinci yarısında enerji maliyetlerinde yapılan iyileştirmeler ve yeni devreye alınan kapasiteler ile artan üretim ve ihracat tonajlarımız üretimde bir canlanma yaratsa da ne yazık ki Türkiye’deki iş gücü, enerji ve üretim maliyetleri Uzakdoğu ülkeleri ile rekabet edebilecek seviyede değil. Uzakdoğu ülkeleri karşısında zayıflayan rekabet gücümüz ve küresel ekonomideki dalgalanmalar ile enflasyonun yarattığı küresel talep daralmasının etkilerini en büyük ihraç pazarımız olan Avrupa’ya ihracatımızda bariz bir şekilde hissediyoruz.” diye konuştu.
Kapasite kullanım oranımız mevcut durumda %60’lar seviyesinde
Yalçın Ertan, “Türk üreticiler, özellikle iç piyasada düşük maliyetlerle sunulan ve geniş bir yayılım gösteren Çin menşeli çelik ürünlerinin etkisiyle ciddi zararlar yaşamakta. Çin’in devlet destekli üretim politikaları ve düşük iş gücü maliyetleri, bu ürünlerin Türkiye piyasasında yerli ürünlere kıyasla daha cazip fiyatlarla satılmasına neden olmakta. Sektördeki birçok firma küçülme eğiliminde, bazıları ise faaliyetlerini durdurma noktasına geldi. Kapasite kullanım oranımız mevcut durumda %60’lar seviyesinde. Bizler sektör olarak çok daha yüksek kapasite kullanım oranları ile çalışabilecekken, girdi maliyetlerinin artışı bu anlamda sektörü zorluyor. Avrupa, ABD bizim ana ihraç pazarlarımız ve bu pazarların ikamesi yok. Kapasite kullanım oranlarımızın bu kadar düşük seyrettiği bu zorlu dönemde devlet desteklerine ve finansmana erişimin kolaylaştırılmasına, ithalata karşı korunmacı önlemlerin hızla devreye alınmasına ihtiyacımız olduğunun da tekrar altını çizmek isterim.” dedi.
ABD’nin korumacı önlemlerine devam edip etmeyeceğini yakından takip ediyoruz
Başkan Ertan, “Diğer taraftan, Orta Doğu küresel ticareti doğrudan etkileyen önemli bir kriz haline gelen İsrail-Filistin savaşı ve getirdiği belirsizlik, Süveyş Kanalı’ndan geçişlerde ciddi gecikmelere yol açmakta. Sevkiyat sürelerinin uzaması navlun maliyetlerinin artmasına neden olurken, bu durumu fırsata çeviren ülkelerden biri Türkiye oldu. Kriz ortamında, Süveyş Kanalı’ndaki sıkıntılar yüzünden alternatif arayan firmalar rotasını Türk üreticilerine yöneltti ve özellikle yassı mamul sektöründe ülkemizin yassı ürün ihracat artışına büyük etkisi oldu. ABD tarafına baktığımızda ise Donald Trump’ın ABD’nin 47. başkanı seçilmesinin ardından korumacı önlemlerine devam edip etmeyeceği konusunu da yakından takip ediyoruz. 2018 yılından beri ülkemize uygulanan ilave vergi uygulamasına alışkın olan Türk ihracatçıların Trump’ın yeni döneminin getireceklerine göre yatırım ve üretimlerini şekillendirerek ihracatlarına devam edeceklerine inanıyorum. 2025 yılı öngörülerimize dayanarak 2024’ün devamında bu yıl da oldukça zorlu bir yıl geçireceğimizi düşünüyoruz.” diye konuştu.
Uçak: Tarihimizde ilk defa ihracatımız 6 milyar doları aştı
Ege İhracatçı Birlikleri Koordinatör Başkan Yardımcısı ve Ege Yaş Meyve Sebze İhracatçıları Birliği Başkanı Hayrettin Uçak, “2024 yılı ihracatçımız için gerçekten uzun ve zorlu bir yıl oldu. Tüm zorluklara rağmen Ege Yaş Meyve Sebze İhracatçıları Birliği olarak ihracatımızı 1 milyar 314 milyon dolar olarak gerçekleştirmeyi başardık. 2024 yılında ihracatımızın bu seviyelerde kalmasını sağlayan Birliğimiz üyelerini üstün gayretlerinden ötürü kutlamak istiyorum. Türkiye genelinde de yaş meyve sebze ve meyve sebze mamulleri ihracatımızın toplamı 2024 yılı sonunda tarihimizde ilk defa 6 milyar doları aşarak 6 milyar 131 milyon dolara ulaştı. Bu rakamlar hem bizleri gururlandırdı hem de 2025 yılına umutla bakmamızı sağladı. Son yıllarda ihracatımızın odak noktasını üretimin kalitesini iyileştirmek olarak belirlemiştik. 2025 yılında da ana hedefimiz üretim odaklı olacak.” dedi.
Başkan Uçak, “2025 yılında hız kesmeden devam etmek istiyoruz. Bu hedefle 44 firmamızın katılımıyla başlattığımız yeni URGE projemiz 2025 yılı için bize ışık tutacak. Ticaret Bakanlığımızın da sağladığı destek ile projedeki firmalarımızın talepleri doğrultusunda yeni pazarlarda yeni müşteriler bulmayı hedefliyoruz. Yine 2024 yılında ilk defa İzmir’de gerçekleştirdiğimiz ve sektörümüzün göz bebeği olan Interfresh Fuarına bu yıl çok daha güçlü bir şekilde katılım sağlayarak hem İzmirimizin hem de sektörümüzün tanıtımını büyük bir gururla üstleneceğiz.” diye konuştu.
Zandar: 2024’ün en çok kaybettiren sektörüyüz
Ege Deri ve Deri Mamulleri İhracatçıları Birliği Başkanı Erkan Zandar, “2024’ün en çok kaybettiren sektörüyüz. Türkiye geneli yüzde 18, Birliğimizden yüzde 9 kayıpla 2024 yılını kapattık. Ocak 2024’de bu sene sektör küçülür demiştim bu senede ya bu seviyelerde yada yüzde 10 aşağı kapatılır. 2024 yılında yaşanılan tüm negatifliğin 2025’de devam etmemesi için faaliyetlerimizi belirledik. Suudi Arabistan’da temaslarımıza devam edeceğiz.” dedi.
Sertbaş: Sanayi istihdamındaki toplam kayıp 438.628 kişi
Ege Hazırgiyim ve Konfeksiyon İhracatçıları Birliği Başkanı Burak Sertbaş, “Sene başında yaptığımız tahminlerde toparlanmanın yılın son çeyreğinde olmasını bekliyorduk. Ancak ana pazarımız Avrupa’daki durgunluğun beklenenden uzun sürmesi sonucu toparlanma beklentilerimizi 2026 başına ertelemek durumunda kaldık. Açıkçası pandemi sonrası açılma dönemindeki siparişleri şu an arıyoruz. Sektör gerileme döneminde. Pandemi sonrası sektörün artan ihracatı maalesef saydığımız etmenler nedeniyle son yıllarda düşüş trendinde. Türkiye geneli hazırgiyim ihracatımız 2023 yılında 19,2 milyar dolar olarak gerçekleşmişti, bu seneyi ise %7 düşüşle 17,9 milyar dolarla kapatıyoruz. EHKİB olarak geçen seneye göre ihracatımızı az da olsa artırdık, dolar bazında %4 artışla 1 milyar 388 milyon dolar ihracat yaptık. Her ne kadar toplam ihracatımızı korumaya başarabilsek de artan maliyetlerimiz nedeniyle sektörde karlılık düştü. Sektörümüz tekstil ile beraber bundan yaklaşık 2 yıl öncesinde 1,2 milyon kişiye istihdam sağlıyordu. En güncel SGK rakamlarına göreyse (Ağustos 2024) zirveyi gördüğümüz 2022 yılına kıyasla 233.789 kişilik istihdam kaybı yaşadık. Aynı dönemde sanayi istihdamındaki toplam kayıp 438.628 kişi. Yani, sanayide istihdam edilip ayrılan ya da işsiz kalan her 2 çalışandan 1’i tekstil ve konfeksiyon sektöründen ayrılmış.” dedi.
Rakiplerimize göre %40-50 daha pahalıyız
Başkan Sertbaş, “Üretim düşüşü şirket kapanmaları, konkordatoları artırdı. İhracatımızın düşmesiyle kapasite kullanım oranımız %84’lerden yüzde %77 seviyelerine gerilemiş durumda. Bildiğiniz üzere asgari ücret 22.104 TL olarak açıklandı. Bu rakamla ilgili farklı kesimlerden farklı yorumlar gelebilir ancak bunu tartışmanın manası yok. Her zaman savunduğumuz gibi burada önemli olan insanlarımızın alım gücünün korunması yoksa 2 ay sonra bu tutarda açlık sınırının altında kalması halinde başa dönmüş oluruz. Rakip ülkelerle kıyaslandığında son dönemde artan maliyetlerimiz nedeniyle rakiplerimize göre %40-50 daha pahalıyız. Aslında Ortadoğu’daki savaş nedeniyle Asya’dan Avrupa’ya tedarik zincirinde yaşanılan sıkıntılar bizim gibi Avrupa’ya yakın konumda bulunan ülkeler açısından avantaj yaratıyor fakat ülkemizdeki maliyetlerin rakiplerle kıyaslandığında yüksek olması bu avantajı tam manasıyla kullanmamıza engel oluyor. Burada en büyük rakibimiz ucuz işçilik gücü ve coğrafi konumundan ötürü Mısır. Son dönemde ülkemizden de Mısır’a çok sayıda yatırım yapan hazırgiyim/tekstil firmamız bulunuyor. Bu noktada hazırgiyim sektörünün potansiyeli ve ülkemiz için vazgeçilmez olduğunun altını çizmek istiyorum.” diye konuştu.
Öztürk: 2024 yılında sektörümüz 11,9 milyar dolarlık ihracat ile gıda ihracatımızda %33’lük pay almıştır
Ege Hububat Bakliyat ve Yağlı Tohumlar İhracatçıları Birliği Başkanı Muhammet Öztürk, “2024 yılında sektörümüz 11,9 milyar dolarlık ihracat ile gıda ihracatımızda %33’lük pay almıştır. Birliğimizin ihracatı 965 milyon dolar olarak gerçekleşmiştir. 2023 yılına göre sektör ihracatımız %10 düşüş göstermiştir. Bu düşüşün en önemli nedenleri; birçok hububat ve bakliyat ürününün ihracatına ve ayrıca buğday gibi sektörlerimizde hammadde olarak kullandığımız ürünlerin ithalatına getirilen kısıtlamalar ve döviz kurunun düşüklüğü olmuştur. Ayrıca, Hindistan ile yapılan Mutabakat Zaptı’na rağmen Hindistan’ın Türkiye’den beyaz haşhaş tohumu ithalat kotası ilan etmemesi nedeniyle ihracatımız beklenen seviyede gerçekleşmemiştir. Yukarıda bahsetmiş olduğum konuların çözümlenmesini umduğumuz 2025 yılında Birliğimiz ihracat hedefini 1,2 milyar dolar olarak belirledik ve bu hedefe ulaşmak adına yoğun bir pazarlama takvimi oluşturduk.” dedi.
Işık: 1,8 milyar dolar ihracat gerçekleştirdik
Ege İhracatçı Birlikleri Organik Ürünler ve Sürdürülebilirlik Koordinatörü ve Ege Kuru Meyve ve Mamulleri İhracatçıları Birliği Başkanı Mehmet Ali Işık, “2024 yılı, hepimiz için pek çok zorluğun yaşandığı bir yıl oldu. 2024 sezonu için Türkiye genelinde 1,8 milyar dolar hedef açıklamıştık. Ve bu hedef yaklaşık 1,8 milyar dolar olarak gerçekleşti. Türkiye genelinde geçen sene sezonu 1,6 milyar dolar ile kapatmıştık. Bu yıl, 417 bin tonluk ihracatımızla ülkemize 1,8 milyar dolarlık gelir kazandırdık ve dünya liderliğimizi koruduk. Çekirdeksiz kuru üzüm, kuru incir ve kuru kayısı ihracatımız, bu başarının temel taşları oldu. Özellikle Avrupa’daki pazar payımız %44 gibi yüksek bir seviyede seyrederken, ABD, Avusturalya, İngiltere gibi pazarlarda da büyümeyi başardık.” dedi.
Hindistan pazarlarını hedefleyen Turquality projemiz için Ticaret Bakanlığı onayımızı aldık
Başkan Işık, “Çekirdeksiz kuru üzüm ihracatımız 180 bin ton olarak gerçekleşti ve değer bazında %15 artışla 534 milyon dolar gelir elde ettik. Dünya kuru üzüm ihracatının %32’si tek başına ülkemiz tarafından gerçekleştirildi. Kuru incir ihracatımız, 63 bin ton olarak gerçekleşti ve değer bazında %25 artışla 337 milyon dolarlık bir gelir sağladı. Bu ürün, Türkiye’nin prestij sembollerinden biri olmayı sürdürüyor. Kuru kayısı ihracatımız ise miktar olarak bir önceki yıla göre %9 artışla 77 bin ton olarak gerçekleşti. Bununla birlikte, ihracat geliri %2 artarak 411 milyon dolar seviyesinde kaldı. Tüm bu başarıların yanında, sürdürülebilirlik adına önemli adımlar attık. Üretim miktarının ve kalitesinin artırılması için ilgili bakanlıklarımızla iş birliği içinde çalıştık. Ayrıca Hindistan pazarlarını hedefleyen Turquality projemiz için Ticaret Bakanlığı onayımızı aldık. Ege İhracatçı Birlikleri olarak, 2018 yılında başlattığımız “Turkish Tastes” Turquality Projesi ile bugün önemli bir eşik aşılmış bulunmaktadır. ABD’deki pazar hedeflerimize adım adım yaklaşırken, bu ülkedeki faaliyetlerimizi daha da genişletmek için stratejik adımlar atmaktayız.” diye konuştu.
Tokatlıoğlu: “Maden ihracatı 6 milyar dolara ulaştı”
2024 yılında Türkiye’nin maden ihracatının yüzde 5 artışla 6 milyar dolar olduğu bilgisini veren Ege Maden İhracatçıları Birliği Başkan Yardımcısı Faik Tokatlıoğlu, maden ihracatında doğal taş ihracatının 1,9 milyar dolar olduğunun altını çizdi.
Ege Maden İhracatçıları Birliği olarak ihracatlarını yüzde 23’lük artışla 1 milyar 300 milyon dolara taşıdıklarını aktaran Tokatlıoğlu, “Sektörel ihracatımızım büyük çoğunluğunu doğal taş oluşturdu. İhracat rakamları az da olsa olumlu bir tablo çizse de son günlerde maalesef sadece sektörün değil tüm ihracatçıların belini büken gelişmeler oluyor. Ekim ayı başında 37.80₺/€ olan kur bugün 36.50₺/€ idi. Bu sürede TL mevduat sahibi %10 kazanırken, ihracatçının dövizi %3,5 düştü maalesef. 2024 yılı boyunca %12-17 aralığında artış gösteren döviz kurları, Avrupa’daki resesyon göstergeleri, 2000€’ya ulaşan giydirilmiş asgari ücret maliyeti ile ihracatçı ve üreticiler için olumlu konuşmak pek mümkün görünmüyor. 2023 yılı KAR Yılı değil AR Yılı olacak demiştim. 2024 yılı da KAR Yılı değil DAR Yılı oldu. 2025 yılı bu gidişle KAR Yılı değil KOR ATEŞ yılı olacak” dedi.
2024 yılında fuarlar, sektörel ticaret heyetleri ve alım heyetleriyle ihracatı artırma çabası içinde olduklarını paylaşan Tokatlıoğlu 2025 yılında da yoğun bir takvim oluşturduklarını söyledi. Tokatlıoğlu sözlerini şöyle tamamladı: “Xiamen Doğal Taş ve Teknolojileri Fuarı’na milli katılım organizasyonumuzu gerçekleştireceğiz. 2025 yılında ABD, Polonya, İngiltere, Romanya, Sırbistan, Avustralya ve Kazakistan’a heyet düzenlemeye yönelik hazırlıklarımıza da devam ediyoruz. 2024 yılında ara verdiğimiz Amorf Doğal Taş Proje ve Tasarım Yarışmasını beşincisini 2025 yılında gerçekleştireceğiz.”
Gürle: “ABD’de fuar, 7 ülkede sektörel ticaret heyeti yapacağız”
2023 yılında 906 milyon dolar olan ihracatlarını, 2024 yılında yüzde 4,25’lik bir artışla 946 milyon dolara yükselttikleri bilgisini veren Ege Mobilya Kağıt ve Orman Ürünleri İhracatçıları Birliği Başkanı Ali Fuat Gürle, bu ihracatta kağıt sektörünün 576 milyon dolar, mobilya sektörünün 212 milyon dolar ve odundışı orman ürünleri sektörünün 122 milyon dolarlık payla temsil edildiklerini vurguladı.
İhracatlarını artırmak için 2024 yılı içinde Fas, Suudi Arabistan, Hindistan’a yönelik sektörel ticaret heyetleri yaptıkları bilgisini veren Gürle, “2025 yılında da yoğun bir takvimimiz olacak. Şubat ayında mobilya sektörüne yönelik Irak’a, Mart ayında baharat sektörüne yönelik Brezilya’ya Sektörel Ticaret Heyetleri yapacağız. 2025 yılı içerisinde ayrıca, Suudi Arabistan, Fas-Tunus, Kazakistan ve Hindistan Sektörel Ticaret Heyetleri ile bir tanesi Modeko fuarıyla eş zamanlı olacak şekilde 3 adet Mobilya Sektörel Alım Heyeti düzenlemeyi planlıyoruz. ABD-Chicago’da 9-11 Haziran 2025 tarihleri arasında düzenlenecek olan NeoCon Show’25 mobilya fuarı Türkiye milli katılımını gerçekleştireceğiz. 2024 yılı içerisinde bu konuyla ilgili olarak fuar idaresiyle görüşmelerimizi tamamlayarak firmalarımıza duyuruya çıktık. Birliğimizin mobilya sektörüne yönelik ilk milli katılım organizasyonu olacak olması sebebiyle heyecanımız çok büyük. Ülkemizde endüstriyel tasarım kültürünün oluşturulması amacıyla düzenlediğimiz EzberBozan Mobilya Tasarım Yarışmasının hazırlıklarını sürdürüyoruz” şeklinde konuştu.
Girit: Su ürünleri ve hayvansal mamuller sektörü 1 milyar 724 milyon dolar ihracat gerçekleştirmiştir
Ege Su Ürünleri ve Hayvansal Mamuller İhracatçıları Birliği Başkanı Bedri Girit, “Su Ürünleri ve Hayvansal Mamuller Sektörü, 2024 yılında ihracatını 2023 yılına göre %12 artışla 1 milyar 724 milyon $ olarak gerçekleştirmiştir. Sektör, Genel Sekreterliğimizin toplam ihracatı 18 milyar 414 milyon $ ihracatımızda ise % 9’luk pay almıştır. 2024 yılında ihracat gerçekleştirilen alt sektörler sırasıyla, 1 milyar 293 milyon dolarla su ürünleri, 173 milyon dolarla yumurta, 149 milyon dolarla kümes hayvanları etleri, 63 milyon dolarla süt ve süt ürünleri, 17 milyon dolarla kırmızı et ve sakatat, 16,5 milyon dolarla bal, 13 milyon dolarla diğerleridir. 2024 yılında en çok ihracat gerçekleştirilen ilk 5 ülke sırasıyla, 196 milyon dolarla Rusya, 180 milyon dolarla İtalya, 153 milyon dolarla İngiltere, 151 milyon dolarla Yunanistan, 142 milyon dolarla Hollanda’dır.” dedi.
Umur: 947 milyon dolarlık ihracat gerçekleştirdik
Ege Tütün İhracatçıları Birliği Başkanı Ömer Celal Umur, “2024 yılında Türkiye genelinde toplam bir önceki yıla göre %6’lık bir artışla 978 milyon dolarlık yaprak tütün ve tütün mamulleri ihracatı gerçekleşmiştir. Ege Tütün İhracatçıları Birliği olarak bu rakamın %97’sini yani 947 milyon dolarını gerçekleştirmiş bulunuyoruz. 2024 yılında gerçekleştirilen toplam 978 milyon dolarlık ihracatın 327 milyon doları yaprak tütün ihracatı ve 651 milyon dolarlık kısmı tütün mamulü ihracatı olarak gerçekleşmiştir. Ülke bazında değerlendirecek olursak, yaprak tütün ihracatın en çok ihracat yaptığımız ilk 3 ülke sırasıyla İran, Belçika ve ABD olmuştur. Mamul ihracatında ise Irak, ABD ve Birleşik Arap Emirlikleri ilk 3 ülkeyi oluşturmaktadır. Sektörümüz, yarattığı istihdam, ihracat geliri ve sağladığı katma değer ile Türkiye ekonomisinde önemli bir yere sahiptir. Yaprak tütün, ticari değeri en yüksek tarım ürünlerimizden biri olarak öne çıkmaktadır.2025 yılı, ihracatın ön planda olduğu, dengeli ve sürdürülebilir büyümenin sağlandığı bir yıl olma potansiyeli taşımaktadır.” Diye konuştu.
Uygun: “AB’den 30 bin ton kota istiyoruz”
Türkiye’nin 2024/25 sezonunda 475 bin ton zeytinyağı rekoltesiyle dünya ikincisi olacağını söyleyen Ege Zeytin ve Zeytinyağı İhracatçıları Birliği Başkanı Emre Uygun, Avrupa Birliği’nin ülkemize tanıdığı yıllık 100 tonluk zeytinyağı kotasının çok yetersiz olduğunu, AB’den 30 bin ton kota alınması için çaba içinde olduklarını vurguladı.
Türkiye’nin sofralık zeytin ihracatının yüzde16 artarak 192 milyon dolardan 224 milyon dolara yükseldi bilgisini veren Uygun, en fazla ihracat yaptıkları ilk 3 ülkenin Almanya, Irak ve Romanya olduğunu belirtti. Uygun, “2024 yılında dökme ve varilli zeytinyağı ihracatına getirilen kısıtlamalar nedeniyle zeytinyağı ihracatımız geçen yıla kıyasla yüzde 16 düşüş ile 535 milyon dolar olarak gerçekleştirildi. Eylül ayından itibaren kısıtlamaların tamamen kaldırılması, Türk zeytinyağımızın yurtdışında daha geniş bir erişime sahip olmasını ve rekabet gücümüzün artmasını sağladı. 750 bin ton sofralık zeytin ve 475 bin ton zeytinyağı rekoltesini ihraç edeceğimiz 2025 yılında 1 milyar dolar ihracat hedefliyoruz. 2028’de ise 1,5 milyar dolar seviyesine çıkarmak için çalışacağız” dedi.
Celep: “İhracat Türk ekonomisinin motoru”
İhracatı Türk ekonomisinin motoru olarak konumlayan Türkiye İhracatçılar Meclisi Yönetim Kurulu Üyesi Birol Celep, “Büyümemizin itici gücü ihracat. Orta Vadeli Programda ortaya konulan hedeflere ulaşmak için yoğun bir mesai yaptık. TİM ve Birlikler olarak 58 ülkeye 135 heyet düzenledik, 350’ye yakın fuara katıldık. Küresel ihracattaki payımızı yüzde 1,08’e çıkardık ve yeni rekorlara imza attık.
2024 yılını 262 milyar dolar ihracatla geride bıraktık. 2025 yılı için belirlenen 279,6 milyar dolar ihracat hedefine ulaşmak için var gücümüzle çalışacağız” dedi.
Kaynak: (BYZHA) Beyaz Haber Ajansı
2025 ekonomik program ile “Kararlılık Yılı” İhracatçı döviz kurunda enflasyon kadar artış istiyor yazısı ilk önce Kocaeli Basın üzerinde ortaya çıktı.]]>
Sabancı Üniversitesi İstanbul Uluslararası Enerji ve İklim Merkezi (IICEC) tarafından her yıl düzenlenen IICEC Konferansı 24 Aralık’ta ‘Ekonomik Büyüme ve Enerji: Geleceğin Ekonomisini Şekillendirmek’ temasıyla gerçekleştirildi. T.C. Hazine ve Maliye Bakanı Mehmet Şimşek’in onur konuğu olarak katıldığı konferansa, Sabancı Üniversitesi Kurucu Mütevelli Heyeti Başkanı Güler Sabancı ile Uluslararası Enerji Ajansı (IEA) Başkanı ve IICEC Onursal Başkanı Dr. Fatih Birol ev sahipliği yaptı.
“Uzun vadeli küresel büyümenin önünde ciddi sorunlar var”
T.C. Hazine ve Maliye Bakanı Mehmet Şimşek, küresel ekonomik büyüme ve Türkiye ekonomi politikalarına dair strateji ve öncelikleri paylaştığı konuşmasında, uzun vadede küresel büyümeyi sınırlayan yapısal faktörlere değindi. Şimşek, “Son 30 40 yılda 5’er yıllık büyüme tahminlerine baktığımızda şu anda büyüme tahminlerinin en düşük olduğu dönemdeyiz. Uzun vadeli küresel büyümenin önünde ciddi sorunlar var. Petrol ve doğalgaz fiyatlarını sınırlayacak en önemli faktör, Çin’le birlikte bu durumdur. Ticarette artan korumacılık da büyümenin önündeki en önemli faktörlerden biri. Mal ticaretinde karşılaştığımız sınırlama; hizmet, yatırım ve finansa da sirayet etmeye başladı. IMF’nin yaptığı bir çalışmaya göre bu şekilde giderse, Fransa ve Almanya’nın büyüklüğü kadar küresel bir kayıp söz konusu. Çünkü aslında ticaret büyümenin motorudur bu motorlardan bir tanesi eskisi gibi çalışmıyor. Dünya ekonomisinin önemli motorlarından bir tanesi olan Amerika’da seçim öncesindeki taahhütler hayata geçirilirse küresel ekonomiyi ve gelişmekte olan ülkeleri iyi bir senaryo beklemiyor” dedi.
“Önümüzdeki dönemde beşeri sermayeye daha çok yatırım yapacağız ve inovasyon ekosistemini güçlendireceğiz”
Türkiye’nin bu senaryodan en az etkilenecek ülkeler arasında yer aldığını vurgulayan Mehmet Şimşek, “Dünyada olup bitenler bizi etkileyecek ama nispeten az etkileneceğiz. Dünyada bölgesel entegrasyon önem kazanacak. Lojistik üsleri önem kazanacak. Türkiye bu konuda avantajlı çünkü dünyanın merkezindeyiz. Uzun vadeli stratejimizin de önemli bir bileşeni bölgesel entegrasyonda yatıyor. Türkiye önemli avantajlara sahip. Türkiye’de harekete geçirilebilecek büyük potansiyelimiz var ve bu konuda da önümüzdeki dönemde önemli adımlar atıp, reformlar yapıp özellikle kadınların işgücüne katılım oranını artıracağız. Türkiye gelişmekte olan ülkeler ortalamasına göre yapay zekâ hazırlık endeksinde iyi konumda. Önümüzdeki dönemde beşeri sermayeye daha çok yatırım yapacağız. İnovasyon ekosistemini güçlendireceğiz ve özellikle dijital altyapıya yatırıma odaklanacağız. Türkiye küresel entegrasyon üzerinden, yapısal dönüşüm üzerinden ve enflasyon üzerinden daha verimli daha rekabetçi bir ekonomiye kavuşacak” diye konuştu. Türkiye’nin yenilenebilir enerjide G-20 arasında önlerde yer aldığına, enerji yoğunluğu azaltımında gelişmelerine de vurgu yapan Mehmet Şimşek, önümüzdeki dönemde iklim değişikliiği ile ilgili konuların önemine de değindi.
“Enerji, ekonomik ve sosyal gelişimin sağlanmasında kilit rol üstleniyor”
Sabancı Üniversitesi Kurucu Mütevelli Heyeti Başkanı Güler Sabancı konferansın açılışında yaptığı konuşmada, “2024 yılında jeopolitik gelişmeler, enerji arz güvenliğini güçlendirme arayışları, iklim krizinin çarpıcı etkileri, temiz enerji teknolojilerine ilişkin dinamikler, dünya gündeminde öne çıkan başlıklar arasında oldu. Türkiye, enerji stratejileri, yatırımları ve gelişen piyasalarıyla, Avrupa’nın en büyük ve dünyanın en dinamik enerji sektörlerinden biri konumuna ulaştı” dedi.
“Önümüzdeki yıl petrolde piyasaları rahat bir dönem geçirecek”
Uluslararası Enerji Ajansı (IEA) Başkanı ve IICEC Onursal Başkanı Dr. Fatih Birol konuşmasında; petrol ve doğalgaz fiyatlarının nasıl değişeceği, dünya enerji sektörünün geçirdiği derin transformasyon ve enerjide ticaret savaşları olmak üzere üç konu üzerinde durdu. Birol şöyle konuştu: “Ortadoğu’da aylardır devam eden büyük siyasi gerginliklere rağmen petrol fiyatları halen 70 dolar civarında seyrediyor. Petrol talebindeki büyüme geçmişe kıyasla daha zayıf. Yaklaşık 15 ay önce, Uluslararası Enerji Ajansı olarak 2024 yılı için dünya petrol talebi artışını 1 milyon varil olarak öngördük ki bu, geçmişe göre oldukça düşük bir rakam. Enerji piyasalarını anlamak istiyorsak özellikle Çin’e bakmamız gerekiyor. Son 10 yılda dünya petrol talebindeki artışın yüzde 60’tan fazlası Çin’den kaynaklanıyordu. Ancak Çin ekonomisinin büyüme hızı geriledi, bu da petrol talebini etkiledi. Petrol talebindeki düşüşün ikinci nedeni olarak elektrikli otomobillerin yükselişini gösterebiliriz. Günümüzde dünya genelinde satılan her dört otomobilden biri elektrikli. Bu oranın giderek artması, petrol talebindeki büyümeyi önemli ölçüde yavaşlatıyor. Düşüşteki bir diğer etken ise “Amerikan Quartet” olarak adlandırdığım ABD, Kanada, Brezilya ve Guyana petrol üretim artışı. Bu dört ülkede gerçekleşen üretim artışı, dünya genelindeki toplam petrol üretim artışını bile geride bırakmış durumda. Önümüzdeki yıl petrol piyasalarının fiyat açısından daha rahat bir dönem geçireceğini öngörüyoruz. Doğalgaz tarafında ise 2025 sonu ile 2026-2027 yılları arasında ABD ve Katar’dan büyük miktarda yeni enerji sevkiyatı yapılması bekleniyor. Önümüzdeki 2,5-3 yıl içinde gelecek bu yeni enerji miktarı, son 40 yılda sağlanan arzın yarısına eşit olacak. Bu durum, bugüne kadar satıcıların güçlü olduğu doğalgaz piyasasının, alıcıların daha avantajlı olduğu bir yapıya dönüşmesini sağlayacak ve fiyatlar üzerinde aşağı yönlü bir baskı oluşturacak. Bu da enerji açısından dışa bağımlı olan Türkiye gibi ülkeler için oldukça olumlu bir gelişme.”
“Gelecek 10 yılda elektrik talebi enerji talebinden 6 kat fazla büyüyecek”
Fatih Birol, dünya enerji sektörünün geçirdiği yapısal dönüşüm konusunda şu ifadeleri kullandı: “Yeni bir çağ başlıyor: Elektrik çağı. Geçen 10 yılda enerji talebi büyüdü ama elektrik talebi bundan iki kat daha fazla büyüdü. Gelecek 10 yılda ise elektrik talebi enerji talebinden 6 kat fazla büyüyecek. Elektrik kullanımı artıyor. Bu durumun nedenlerini; klima kullanımındaki artış, elektrikli otomobil ve yapay zeka ile veri merkezlerinin elektriğe ihtiyacı olarak sıralayabiliriz. Elektrik, enerji sektöründe önemli bir yol oynayacak. Dünyadaki jeopolitik gelişmelere baktığımızda Avrupa ile Türkiye arasında iş birliği fırsatları doğacağını öngörüyoruz. Önemli bir gelişme olarak, Avrupa’da 2025’te “Temiz Enerji Mutabakatı” dediğimiz bir açıklama olacak. Bu, Avrupa’nın yarının ekonomisindeki rolünü belirleyecek. Sanayi sektöründe nasıl adımlar atılması gerektiği ve sadece Avrupa içinde değil, partner ülkelerle nasıl bir yol haritası çizileceği konusunda belirleyici olacak. Bu gelişme, Türkiye için Avrupa ile iş birliği konusunda bir fırsat. Dünyadaki jeopolitik durum esasında uluslararası iş birliği konusunda daha az verimli olma yolunda gidiyor. Rekabet artacak ticaret savaşları gündeme gelecek. Bu çerçevede enerji sanayi ve ticaret politikalarının ülkelerin ekonomik öncelikleri çerçevesinde harmanlanması gerektiğini düşünüyorum.”
“Enerji dönüşümü sürdürülebilir bir ekonomi modeli kurma şansı sunuyor”
Konferans kapsamında, Sabancı Holding Enerji Grup Başkanı Kıvanç Zaimler’in moderatörlüğünde; T.C. Dışişleri Bakanlığı Genel Müdür Yardımcısı Elçi Zeynep Savaş, JP Morgan Chase Bank Genel Müdürü Mustafa Bağrıaçık, ING Türkiye Yönetim Kurulu Üyesi ve Denetim Komitesi Başkanı Semra Kuran ve Avrupa İmar ve Kalkınma Bankası Ülke Başkan Vekili Şule Kılıç’ın katılımıyla bir panel gerçekleştirildi. Panelde, dünya ekonomilerinin dönüşümünde enerji politikalarının oynadığı kritik rol konuşuldu. Sabancı Holding Enerji Grup Başkanı Kıvanç Zaimler, panelin açılışında yaptığı konuşmada; “Enerji dönüşümü, yalnızca daha temiz bir gelecek değil, aynı zamanda daha güçlü ve sürdürülebilir bir ekonomi modeli kurma şansı sunuyor. Yenilenebilir enerjilere yapılan yatırımlar, dışa bağımlılığı azaltarak ekonomik büyümeye katkı sağlarken, Türkiye’nin jeopolitik konumunu enerji koridorlarında stratejik bir merkez haline getiriyor. 2053 net sıfır hedefi doğrultusunda, kamu, özel sektör ve akademi iş birliğiyle bu dönüşümü hızlandırarak geleceğin ekonomisini bugünden şekillendirebiliriz.
“Hedeflere ulaşabilmek için uluslararası iş birliği zorunluluk”
T.C. Dışişleri Bakanlığı Genel Müdür Yardımcısı Elçi Zeynep Savaş panelde; “Enerji politikalarımızın temel hedefi enerji güvenliğimizin sağlanması olduğu kadar, artık iklim değişikliği alanında verdiğimiz mücadeleyle de bağlantılı hale geldi. Enerji konusu jeopolitik mülahazaların yanı sıra temiz enerji dönüşümü, kritik madenlere erişimdeki rekabet, dijitalleşme, yapay zeka alanındaki gelişmeler ve çevre konularına ilişkin diplomasiyle de iç içe geçmiş durumda. Küresel düzeyde son yıllarda yaşanan gelişmeler enerji diplomasimiz bakımından önem taşıyor. Enerji politikalarımızı hayata geçirebilmek ve koyduğumuz hedeflere ulaşabilmek için uluslararası iş birliği bir zorunluluk. Son yıllarda enerji arzının sağlanması sadece refahımızla sınırlı bir konu olmaktan çıkarak, milli güvenliğimizi de ilgilendiren stratejik bir konu haline dönüştü” diye konuştu.
“Finans sektörü dönüşümde katalizör görevi üstlenebilir”
ING Türkiye Yönetim Kurulu Üyesi ve Denetim Komitesi Başkanı Semra Kuran, enerji dönüşümünün doğru politikalar, yatırımlar ve kapsayıcı bir bakış açısıyla Türkiye için stratejik bir fırsata dönüşebileceğine dikkat çekti. Kuran şunları söyledi: “Bu süreçte kapsayıcılığı, sürdürülebilirliği ve inovasyonu merkezine alan bir yaklaşım büyük önem taşıyor. Enerji dönüşümü uzun bir yolculuk; bu noktada bütün paydaşların ve sektörlerin ortak hedefe doğru ilerlemesi kritik. Finans sektörü ise bu dönüşümde katalizör görevi üstlenebilir. Yenilikçi finansman modelleri, kapsayıcı politikalar ve etkili risk yönetimiyle sermayeyi, uzun vadede sürdürülebilir değer yaratan projelere yönlendirebilir. 30 yılı aşkın süredir sürdürülebilirlik alanında güçlü temeller inşa eden ING Grubu olarak biz de global uzmanlığımız ve deneyimimizle ülkemizin yeşil dönüşümüne önemli katkılar sağlamaya devam ediyor, sürdürülebilir finansman alanında Türkiye’de aksiyon liderlerinden biri olarak konumlanıyoruz.”
“Sürdürülebilir finansman mekanizmaları oluşturulmalı”
Avrupa İmar ve Kalkınma Bankası Ülke Başkan Vekili Şule Kılıç, Avrupa İmar ve Kalkınma Bankası’nın Türkiye’nin yeşil enerji hedeflerine ulaşmasında kritik bir rol üstlendiğini söyledi. Kılıç, “Özel sektörle iş birliği içinde, yeşil dönüşüme ivme kazandıracak projelere finansman sağlıyor ve teknik destek veriyoruz. Bu dönüşümde karşımıza çıkan en büyük zorluk, enerji geçişinin finansman ihtiyacının büyüklüğü. Bu nedenle, uluslararası finans kuruluşları, kamu ve özel sektörün ortak çabalarıyla sürdürülebilir finansman mekanizmalarının oluşturulması gerekiyor. Önümüzdeki dönemde bütün paydaşların iş birliği ile yeşil yatırımları teşvik edecek politikaların güçlendirilmesi ve finansman araçlarının geliştirilmesiyle ülkemizin potansiyelini en üst düzeye çıkaracağımıza inanıyoruz” dedi.
Kaynak: (BYZHA) Beyaz Haber Ajansı
IICEC Konferansı ‘Ekonomik Büyüme ve Enerji: Geleceğin Ekonomisini Şekillendirmek’ temasıyla düzenlendi yazısı ilk önce Kocaeli Basın üzerinde ortaya çıktı.]]>