?>
?>
Ergenlik döneminde fiziksel, duygusal ve bilişsel değişimleri daha iyi anlamak ve sağlıklı bir iletişim kurmak adına gerçekleştirilen seminerde “Ergenlik Döneminde Yaşanan Değişimler, Kimlik Gelişimi ve Bağımsızlık Arayışı, Ergen Beyninin Çalışma Yapısı, Ergenlerle Sağlıklı Bir İletişim Kurmak, Dijital Dünyanın ve Sosyal Çevrenin Etkisi” konuları uzman danışmanlar tarafından ailelere anlatıldı. Etkinlikte ergenlik döneminde gençlerin hem fiziksel hem duygusal hem de zihinsel olarak büyük değişimler yaşadıkları, kendilerini keşfetmeye başladıkları, ergenlik sürecinin getirdiği değişimlerin zaman zaman iletişim kopukluklarına, çatışmalara, anlaşmazlıklara yol açabildiği ve ergenleri anlamanın, onların dünyasına doğru bir bakış açısıyla yaklaşmanın büyük bir önem taşıdığı bilgileri de aktarıldı.
Seminerin ardından SAGEM’den faydalanan aileler memnuniyetlerini dile getirerek Selçuklu Belediyesi Başkanı Ahmet Pekyatırmacı’ya ve SAGEM’in uzman ekibine teşekkür etti.
Kaynak: (BYZHA) Beyaz Haber Ajansı
SAGEM’den Ailelere “Ergenlik Dönemini Anlamak” Semineri yazısı ilk önce Kocaeli Basın üzerinde ortaya çıktı.]]>
Peki Kimlere Kumar Bağımlılığı Tanısını Koyabiliriz?
Psikiyatride kullanılan Tanı Ölçütleri Başvuru El Kitabına göre (DSM-5) 12 ay boyunca aşağıdakilerden 4 maddenin olması yeterli.
Prof. Dr. Göğcegöz kumar bağımlılığında bireyin farkındalık döneminin önemli olduğunu vurgulayarak bağımlılığın bir hastalık olduğunu ve kendi başına çözemeyeceği mesajını uygun şekilde vermek için ailelerin destekleyici olması gerektiğinin altını çizdi. ‘’Burada önemli olan ailelerin kumar bağımlısı olan bireye maddi destek vermeleri değil tedavi için yanında olmalarıdır. Unutmayın tüm borçlarını ödeyerek desteklediğinizi düşündüğünüz hastaya aslında yeni kumar sayfaları açarsınız.’’ şeklinde sözlerine devam etti.
Bu bozukluğun tedavisi; psikofarmakoterapi (ilaç tedavisi), dirençli olgularda derin Transmanyetik Uyarım (Deep TMS), psikoterapi (motivasyonel görüşme teknikleri, bilişsel davranışçı terapi vs) aileninde tedaviye dahil edildiği bir tedavi programı ile olumlu sonuçlar alınmaktadır.
Kaynak: (BYZHA) Beyaz Haber Ajansı
Sanal Kumar Oynama Davranışı Ergenlik Yaşında Görülmeye Başlandı yazısı ilk önce Kocaeli Basın üzerinde ortaya çıktı.]]>Ergenlik çocukluktan erişkinliğe geçiş süreci olarak tanımlanıyor. Bu dönemde; üreme yeteneği kazanılıyor, ikincil cinsiyet özellikleri denilen meme gelişimi, sakal çıkması gibi cinsiyete özgü değişimler yaşanıyor. Ayrıca boy uzuyor ve nihai boya ulaşılmış oluyor. Normal ergenlik süreci kızlarda 8-13, erkeklerde ise 9-14 yaş arasında görülüyor. Bu yaşlarda kızlarda meme, erkeklerde ise testis boyutları artıyor ve hacmi büyüyor. Ergenliğin ne zaman normal, ne zaman erken ergenlik olacağının belirtilerini Acıbadem Bakırköy Hastanesi Çocuk Endokrinoloji Uzmanı Doç. Dr. Bahar Özcabı şöyle anlatıyor: “Ergenlik süreci kızlarda meme gelişimi ile 8-13 yaş, erkeklerde ise testis boyutlarının artması ve hacmin 4 ml’nin üzerine çıkması ile 9-14 yaş arasında başlar. Kız çocuklarında meme gelişiminin 8 yaşından önce başlaması ‘erken ergenlik’, 8-9 yaş arasında başlaması ise ‘erkence ergenlik’ olarak tanımlanır. Erkek çocuklarında ise 9 yaşından önce testis boyutlarının artarak 4 ml’nin üzerine çıkması ‘erken ergenlik’ olarak kabul edilir”
Erken Ergenlik: Gerçek mi, yalancı ergenlik mi?
Erken ergenlik de iki farklı biçimde kendini belli ediyor. Yalancı ve gerçek ergenlik olarak ikiye ayrılan bu durumun nedenleri de farklı. Yalancı erken ergenlik; cinsiyet hormonlarının miktar ya da etkisinin artmasına bağlı gelişiyor. Gerçek erken ergenlik ise yönetici merkezler olan hipotalamus ve hipofiz bezlerindeki hormonların salınımının artması, bu hormonların erkeklerde ve kızlarda üreme organlarını uyararak cinsiyet hormonlarının (kızlarda östrojen, erkeklerde testosteron) artışına neden olmasıyla ortaya çıkıyor.
Erken ergenlik kızlarda ve erkeklerde değişiyor!
Gerçek erken ergenlik kız çocuklarında erkeklere göre yaklaşık 10 kat daha sık görülüyor. Kızlarda daha sık görülmesinin nedeni tam olarak bilinmese de genetik ve çevresel etmenlere bağlanıyor, çoğunlukla altta yatan organik bir neden bulunmuyor. Doç. Dr. Bahar Özcabı “Nedenlere baktığımızda çocuğun ailesinde benzer öykünün varlığı büyük önem taşır. Daha nadir olarak altta yatan ek tıbbi bir durum saptanabilir. Erkek çocuklarında gerçek erken ergenlik nedenine biraz daha şüpheyle yaklaşmak ve detaylı incelemek gerekir. Bazı genetik sendromlarda, hematolojik ve onkolojik tedavi gibi bazı özel durumlarda erken ergenlik daha sık görülebilir. Anne babalar şunları bilmeliler; kızlarda 8, erkeklerde 9 yaşından önce ergenlik bulgularının ya da tüylenmenin başlanması durumunda aileler hekime başvurmalılar” diyor.
Bu belirtilere dikkat!
Ergenlikte, meme ve testis gelişiminin yanı sıra kilo alımı, vücut yağ dağılımında değişim ve boy uzamasında hızlanma görülebiliyor. Tüylenme, çoğunlukla böbreküstü bezlerinden salınan hormonların etkisi ile gelişiyor. Ancak farklı nedenlerle de tüylenme olabileceği için uzmanların değerlendirmeleri gerekiyor. Adetin başlaması kızlarda 10-16 yaşları arasında normal sayılırken erken ergenlikte daha erken yaşta başlayabiliyor. Erkeklerde ise testis boyutlarında artış yanında kas dokusunda artış, ses kalınlaşması ve sakal gelişimi gibi normalde daha ileri ergenlik aşamalarında görülen belirtiler daha erken görülebiliyor. Bu dönemde psikolojik farklılıklar da yaşanabiliyor; sinirlilik, içe kapanma, vücuttaki değişikliklere tepki, ruh halinde dalgalanma ve duygusal davranma gibi değişimler de oluşabiliyor. Ancak bu değişimlerin büyük kısmı ergenliğin ileri aşamalarında hafifliyor ve kayboluyor.
Obeziteden mavi ışık maruziyetine…
Obezite, erken ergenliğe yol açan en önemli sebeplerden biri. Bu nedenle çocuğun sağlıklı beslenme, düzenli uyku ve egzersiz yapması çok önemli bir hale geliyor. Ayrıca pestisitler, plastik içinde bulunabilen bisfenol A gibi ‘endokrin bozucu maddeler’ de erken ergenliğin ortaya çıkmasında etki gösteriyor. Lavanta ve soya, iyi bilinen östrojen benzeri bitkilerin kullanılması, çocuklarda meme büyümesine neden olabiliyor. Propolis ve keçiboynuzunun da hormonlar üzerinde etkili olabileceği ve ergenlik sürecini olumsuz etkileyebileceği düşünülüyor. Tablet ve bilgisayar gibi mavi ışık yayan teknolojilerle uzun zaman geçirmenin de hormonları yine olumsuz etkileyerek erken ergenlikte rol oynadığı biliniyor.
Erken ergenlik yeni sorunlara davetiye çıkarıyor
Erken ergenlik çocuklarda hem fiziksel hem psikolojik olarak yeni sorunlara yol açabiliyor. Yaşıtlarından daha gelişkin görünmek psikososyal sorunlara yol açabiliyor, özellikle kızların erken adet ile baş etmeleri zor olabiliyor. Kemiklerdeki büyüme noktaları yaşıtlarına göre daha önce kapanabiliyor ve bu durum boyunun kısa kalmasına neden olabiliyor. Ama dikkat! Bu durum her çocukta görülmüyor.
Düzenli takip çok önemli!
Erken ergenlik saptanan her çocuğun mutlaka tedavi olması gerekmiyor. Tedavi kararı; erken ergenliğin başlangıç yaşı, klinik bulgular ve bulguların seyri, çocuğun öngörülen boyunun hedef boyun altında kalması, kızlarda adetin öne kayması gibi etmenlere bağlı olarak veriliyor. Doç. Dr. Bahar Özcabı, erken ergenliğe giren çocukların çocuk endokrinoloji uzmanı tarafından düzenli olarak takip edilmelerinin büyük önem taşıdığını belirterek, “Tedavide kullanılan ilaçlar ise (GnRH analogları) ayda bir kez ya da 3 aylık enjeksiyonlar halinde uygulanmaktadır ve etkileri sadece kullanıldıkları süre içinde geçerlidir. Çocuk ergenlik için uygun yaşa geldiğinde, örneğin kızlar 11, erkekler 12 yaşında olduklarında enjeksiyonların kesilmesiyle beraber gelişim kaldığı yerden devam edecektir. Özel durumlarda ek bazı ilaçlar da kullanılmaktadır” diyor.
Kaynak: (BYZHA) Beyaz Haber Ajansı
Erken ergenlik kızlarda 10 kat fazla görülüyor! yazısı ilk önce Kocaeli Basın üzerinde ortaya çıktı.]]>İstanbul Atlas Üniversitesi Diş Hekimliği Fakültesi Ortodonti Ana Bilim Dalı Başkanı Doç. Dr. Sanaz Sadry, ortodonti ve ortodonti tedavisi sırasında dikkat edilmesi gerekenlere ilişkin değerlendirmede bulundu.
Ortodonti, alt ve orta yüz düzensizliklerini de tedavi ediyor
Ortodontinin, yanlış konumlanmış dişlerin çene kemikleri üzerinde düzgün şekilde yerleşebilmesi ve yüz düzensizliklerinin teşhis ve tedavisi ile ilgilenen diş hekimliğinin bir uzmanlık dalı olduğunu belirten Doç. Dr. Sanaz Sadry, “Amaç karşı çenedeki dişler ile uyumlu, düzgün sıralanmış dişlerin olmasıdır. Tabi her ne kadar düzgün diş anlamına gelse de kelime anlamını aşan ortodonti bölümü, günümüzde sadece dişleri değil, alt ve orta yüz düzensizliklerini de tedavi etmektedir” dedi.
Ortodonti tedavisi gören hastaların yüzde 30’unu erişkinler oluşturuyor
Ortodonti tedavisinin çocuklara ve erişkinlere uygulandığını kaydeden Sadry, “Önceleri ortodontik tedavinin yalnızca çocuklarda uygulanabileceği görüşü hakim olsa da günümüzde ortodontik tedavi gören hastaların yüzde 30’unu erişkin bireyler oluşturur. Bu nedenle ortodonti tedavisinin her yaştaki birey için mümkün olduğunu söylemek mümkündür. Aynı zamanda sağlıklı bir kapanış 16 yaşında olduğu gibi, 60 yaşında da hastalar için önemlidir. Sağlıklı olan dişler her yaşta istenilen şekilde hareket ettirilebilir” diye konuştu.
Ortodonti tedavisine hangi yaşlarda başlanmalıdır?
Ortodonti tedavisinde yaş sınırı olmadığını, 7’den 70’e herkese tedavi uygulanabileceğini belirten Sadry, ortodonti tedavisi için en uygun yaş önerilerinin olduğunu söyledi.
Amerikan Ortodonti Derneği (American Association of Orthodontics -AAO) tarafından çocukların 7 yaşını geçmeden ortodontik kontrolden geçmelerinin önerildiğini ifade eden Sadry, “Çünkü bu yaşlardayken yani henüz ağızda süt dişleri bulunuyorken ortodonti uzmanı tarafından çocuğun çene ve diş gelişimindeki sorunlar kolayca tespit edilebilir. Anormal bir durumun tespit edilmesi halinde ortodonti soruna müdahale erkenden yapılabilir ve tedavi süreci çok daha kolay ve çok daha kısa sürede gerçekleştirilebilir. Aksi takdirde ileri yaşlarda daha komplike ve daha maliyetli tedavilere ihtiyaç duyulabilir” diye konuştu.
En doğru yaş için ortodonti uzmanına danışılmalıdır
Ortodontik hastaların aktif tedavilerinin genellikle 8 ile 13 yaşları arasında başladığını kaydeden Sadry, “Böylece iskeletsel bozukluklar da çocuğun büyüme dönemi henüz bitmeden giderilebilir. Genç dokular daha iyi yönlendirildiği için ortodontistlerin en sevdiği tedavi zamanı, ‘ergenlik dönemi öncesi’ olarak adlandırılabilir. Küçük yaşlarda başlayan ve diş üzerinde yaşanan çapraşık yapıları düzenlemek ergenlik dönemde daha kolay olacaktır. Ortodonti tedavisine en uygun yaş, bireyin diş yapısı, çene gelişimi ve genel sağlık durumuna bağlı olarak değişebilir. Bu nedenle uzman bir ortodontiste danışarak en doğru yaş tespit edilmelidir” tavsiyesinde bulundu.
Ortodonti tedavisinde süre kişiden kişiye değişiyor
Ortodonti tedavi süresinin de kişiden kişiye farklılık gösterebileceğini ifade eden Sadry, “Aktif ortodontik tedavi 1 ile 4 sene arası sürebilirken, ortalama 2 senede biter. Bazı bireyler biyolojik yapılarından dolayı tedaviye diğerlerinden daha hızlı ya da daha geç cevap verebilir. Ayrıca önleyici ve erken tedaviler sadece birkaç ay sürebilir. Apareyler tedavi sürecinde periyodik olarak uyumlanır” dedi.
Ortodonti tedavisinde 4 noktaya dikkat!
Doç. Dr. Sanaz Sadry, ortodonti tedavisinde dikkat edilmesi gerekenlere ilişkin de şu uyarılarda bulundu:
Ağız Hijyeni: Dişlerinizi normal rutininizden daha fazla fırçalamanız gerekmektedir. Her yemekten sonra ve akşam yatmadan önce, dişlerin fırçalanması gerekmektedir. Fırçalama işlemi ortalama 3 dakika sürmeli ve teller pırıl pırıl olana kadar devam ettirilmelidir. Tedavi boyunca ‘ortodontik diş fırçasına’ ilave olarak ‘arayüz fırçası da’ kullanmanız gerekmektedir. Eğer dişler bu süreçte iyi fırçalanmazsa, braketlerin altından oluşacak çürümeler sonucu, dişlerinizde geri dönüşü olmayan lekeler meydana gelecektir. Ayrıca kötü ağız hijyeni hekimin keyfini kaçırmakta, tedavinin de uzamasına sebep olmaktadır.
Ortodontik Aparey ve Aygıtlar: Hekiminizin takmanızı istediği aparey, plak ve lastikleri uygun bir şekilde takmalısınız. Aksi halde tedavinizin süresi uzar ve istenilen sonucun alınamamasına sebep olur. Braketlerin diş yüzeyinden kopmaması için yasak yiyeceklerden uzak durmanız gerekmektedir. Braketlerin kopması tedaviyi yavaşlatmakta ve ek ücret alınmasına sebebiyet vermektedir.
Randevular: Randevularınıza özen gösteriniz. Eğer randevularınızı unutmanıza neden olacak çok özel bir durumunuz varsa hatırlatma isteyebilirsiniz. Telefonla randevu alma işini acil durumlar dışında son güne bırakmamanızı öneririz. Çalışma kapasitesi dolmuş bir güne kendinizi son anda sıkıştırtırsanız verimsiz bir seans geçirir, sadece gelmiş olursunuz. Tatillerinizi ve uzun süreli seyahatlerinizi tedavinizin gidişatına göre ayarlamanız iyi olur. Tedavinin bazı dönemlerinde doktorunuza sormadan plan yapmamalı ve uzun süre ortadan kaybolmamalısınız. Aksi halde tedavi zarar verici hale gelir.
Sabır: Genellikle 10 gün süren alışma döneminde sabırlı olmanız gerekmektedir. Ağrı kesici almanızı tavsiye etmemekle birlikte, zor durumda kalındığında aspirin dışındaki ağrı kesiciler kullanılabilir. Ortodontik tedavi disiplin, titizlik ve iş birliği isteyen, kuralcı, uzun ve zor bir tedavidir. Çünkü dişlere uygulanan kuvvet kontrolsüz kalırsa, kemikleri ve diş köklerini eritici etki gösterebilmektedir. Bütün bu önlemler ve kurallar dişlerinizin ve çenelerinizin zarar görmemesi içindir.
Kaynak: (BYZHA) Beyaz Haber Ajansı
Ortodonti tedavisinde en uygun dönem: Ergenlik dönemi öncesi yazısı ilk önce Kocaeli Basın üzerinde ortaya çıktı.]]>