?>
?>
Yaz döneminde yaşanması muhtemel sivrisinek sorununa her dönem olduğu gibi bu yıl da erken müdahale eden Zeytinburnu Belediyesi, larva ilaçlama işlemlerine başladı. İlçe genelinde yaz aylarına kadar dönem dönem olmak kaydıyla 5 tur larva ilaçlaması yapılacak.
Zeytinburnu Belediyesi’nde yaz gecelerinin kâbusu haline gelen sivrisinek sorununa erken çözüm için çalışmalar devam ediyor. Zeytinburnu Belediyesi Sağlık İşleri Müdürlüğü’nün bu yıl da larva döneminde başlattığı erken müdahale ile ilçe genelinde ilaçlama çalışmalarını ara vermeden sürdürüyor. Yaz aylarına kadar en az 5 tur daha ilaçlama yapılacak. Zeytinburnu Belediyesi’nin larvayla mücadele sistemi yaz aylarında gerçekleştirilen uçkunla mücadelenin bel kemiğini oluşturuyor.
KANAL SİSLEME ÇALIŞMASI İLE LARVA DÖNEMİNDE ERKEN MÜDAHALE
Özellikle sivrisinek aktivitesinin yüksek olduğu yaz aylarında gerekse kış koşullarında larva gelişimine müsait olan korunaklı kanalizasyon sistemlerinde doğru ve etkili kontrol yöntemi yalnızca kanal sisleme uygulamaları ile mümkün oluyor. Oluşturulan özel duman ile birlikte kapalı kanalizasyon sitemi içine verilen ilaç sayesinde, kış boyunca uyku halinde olan larvalar kontrol altına alınıyor.
Kaynak: (BYZHA) Beyaz Haber Ajansı
Zeytinburnu Belediyesi’nden Sivrisinek Sorununa Erken Müdahale yazısı ilk önce Kocaeli Basın üzerinde ortaya çıktı.]]>Mudanya Belediyesi’nin kanserde erken teşhisin önemine dikkat çekmek ve kansere olan farkındalığı artırmak amacıyla düzenlediği 4 Şubat Dünya Kanser Günü Farkındalık ve Bilinçlendirme Semineri’nde hastalıktan korunma yolları, erken teşhisin önemi ve hastalığın psikolojik etkileri konuşuldu.
MUDAŞ Sosyal Tesisleri’nde gerçekleşen seminerde konuşan Kadın Hastalıkları ve Doğum Uzmanı Op. Dr. Pınar Türk, meme kanserinin en sık rastlanan kanser türü olduğunu ancak erken teşhisle ölüm oranlarının ciddi şekilde düştüğünü belirtti. Akciğer kanserinin ise en fazla ölüme yol açan tür olduğunu vurgulayan Türk, “Kanser eğer çağımızın hastalığıysa, kendimizi korumak için bilinçli hareket etmeliyiz” dedi. Sağlıklı beslenme, düzenli egzersiz, kaliteli uyku ve stres yönetiminin kansere karşı korunmada etkili yöntemler olduğunu belirten Türk, “Her yıl düzenli taramalardan geçmek, erken teşhis açısından büyük önem taşıyor. Ayrıca kanserle tek başına mücadele vermek de zor, mutlaka sosyal, psikolojik destek gerekiyor.” dedi.
YILDA BİR KEZ MAMOGRAFİ ÇEKTİRİN
Uzman Dr. Türkan Düz ise sigara kullanımının akciğer kanserine yol açan en büyük faktörlerden biri olduğunu belirterek, pasif içiciliğin de büyük risk taşıdığına dikkat çekti ve rahatsız edici bir öksürük olduğunda doktora başvurmanın gerektiğini söyledi. Düz, meme kanserine ilişkin olarak ise, 40 yaş üstü kadınlarda sekiz kadından birinde meme kanseri görüldüğünü belirterek, “Son dönemde 40 yaş altı vakalarda da artış gözleniyor. Bu yüzden tüm kadınlar yılda bir kez mamografi çektirmelidir” dedi.
PSİKOLOJİK DESTEK ÖNEMLİ
Kanserin psikolojik etkilerine değinen Uzman Psikolog Ali Demirel ise hastalığın teşhis sürecinde ve sonrasında yaşanan duygusal zorluklara dikkat çekti. Kansere yakalanma korku ve endişesiyle insanların doktora gitmeyi ötelediğini bunun da erken tedavinin sağlayacağı faydalara engel olduğunu ifade eden Demirel, “İnsan kendini garanti altına almak için bilinmeyeni araştırır, belirsizlikleri giderir. Ama kanser tam tersi, insanı belirsiz bir ortama iter. Kanser sürecinde şok, öfke, inkar, pazarlık, duygusal çöküntü, kabullenme bireyde en çok görünen aşamalardır. Bu süreçlerde sağlık fiziksel ve psikolojik olarak bütüncül ele alınmalı. Stres bağışıklığı en çok baskılayan etkenlerden biridir. Stres yönetimi için de destek ayrı bir önem kazanıyor” diye konuştu.
Seminer sonunda Mudanya Belediye Meclis Üyeleri Nilgün Arslanoğlu ve Belgin Tanyeri konuşmacılara teşekkür ederek, farkındalık çalışmalarının devam edeceğini belirtti.
Kaynak: (BYZHA) Beyaz Haber Ajansı
Kanserde Erken Teşhis Hayat Kurtarıyor yazısı ilk önce Kocaeli Basın üzerinde ortaya çıktı.]]>
Tarama programları, koruyucu aşılar, çevresel faktörlerin azaltılması, obezitenin önlenmesi, iyi beslenme ve genetik risklere karşı alınan önlemlerle milyonlarca hayatın kurtarılabileceğine dikkat çeken Anadolu Sağlık Merkezi Hastanesi’nden Medikal Onkoloji Uzmanı Prof. Dr. Yeşim Yıldırım, “Erkeklerde en sık görülen kanser türleri; akciğer, prostat, kalın bağırsak, mide ve karaciğer iken, kadınlarda; meme, kalın bağırsak, akciğer, rahim ağzı ve tiroit kanserleri daha yaygın görülüyor” dedi.
Kanser vakalarında artış devam ediyor
Araştırmalar kanser vakalarının giderek artmaya devam ettiğini gösterirken, Medikal Onkoloji Uzmanı Prof. Dr. Yeşim Yıldırım, “Genlerde meydana gelen mutasyonlarla hücrelerin kontrolsüz bir şekilde çoğalması anlamına gelen kanserde, vakaların yüzde 5 ila 10’u genetik geçişlidir. Ailesinde meme, yumurtalık, kalın bağırsak veya rahim kanseri öyküsü olan bireylerin genetik test yaptırması ve genetik danışmanlık alması önemli bir tedbir yöntemidir” dedi.
Tarama testleri hayat kurtarıyor
Herhangi bir şikâyeti bulunmayan sağlıklı bireylerde kanserin erken teşhisi için tarama testleri yapılabildiğini söyleyen Prof. Dr. Yeşim Yıldırım, “Bu tarama testleri sayesinde kansere bağlı ölüm oranları azaltılabilir. Meme kanserine karşı önlem için 40-44 yaş arası bazal bir mamografi tavsiye edilir. 45-55 yaş arasında ise her yıl düzenli mamografi önerilir. 55 yaşından sonra da 2 yılda bir mamografi ile taramalara devam edilebilir” diye konuştu.
Yüksek riskli hastalarda tarama özel olarak planlanmalı
Rahim ağzı kanseri için taramalara 25 yaşında başlanması gerektiğini öneren Prof. Dr. Yeşim Yıldırım, “HPV testi negatif ise her 5 yılda bir tekrar edilmeli, pap smear testi de her 3 yılda bir yapılmalı. Kronik bağırsak hastalığı olmayan ya da ailesinde kolon kanseri bulunmayan ortalama risk grubundaki bireylerde kolonoskopi taraması 10 yılda bir önerilir ancak kolorektal kanser gelişimi için yüksek riskli hastalarda tarama, kişisel risklere göre özel olarak planlanmalı. Akciğer kanserine karşı ise, 50-80 yaş arasında en az 20 paket/yıl sigara içim öyküsü olan, halihazırda sigara içen ya da 15 yıl içinde sigarayı bırakmış hastalara yılda bir düşük yoğunluklu akciğer tomografisi muhakkak yapılmalı. Risk grubundaki hastalarda tomografi ile akciğer kanserinin erken teşhisi sayesinde tedavi mümkün hale gelebiliyor” dedi.
Et tüketimi sınırlandırılmalı
Tedavi sürecini tamamlayan kanser hastalarının sağlıklı yaşam alışkanlarını benimsemelerinin hayati olduğunu vurgulayan Yıldırım, “Sigaradan kesinlikle uzak durulması ve sağlıklı bir beslenme planının uygulanması çok önemli. Kızartma, doymuş yağ, şekerli içecekler ve işlenmiş gıdalardan kaçınırken, taze sebze, meyve ve tam tahıllı gıdaların tüketimi artırılmalıdır. Et tüketiminin de haftada 2-3 kez ile sınırlandırılması gerekir. 30-45 dakikalık günlük yürüyüşler veya haftada 2 kez yoğun egzersizlerle ideal kilo korunmalı. Kanser belirtilerinin farkında olmanın ve erken teşhis için düzenli sağlık kontrolleri yaptırmanın hayat kurtaracağı unutulmamalı” dedi.
Kaynak: (BYZHA) Beyaz Haber Ajansı
Erken teşhis için kanser tarama testleri ihmal edilmemeli yazısı ilk önce Kocaeli Basın üzerinde ortaya çıktı.]]>Üsküdar Üniversitesi NPİSTANBUL Hastanesi Psikiyatri Uzmanı Dr. Öğr. Üyesi Alptekin Çetin, şizofreni hakkında bilinmesi gerekenleri anlattı.
Şizofreni, bireyin dünyayı algılama biçimini etkileyebiliyor!
Şizofreninin, düşünce, algı, duygu ve davranış bozuklukları ile karakterize, genellikle kronik seyirli bir zihinsel sağlık bozukluğu olduğunu dile getiren Psikiyatri Uzmanı Dr. Öğr. Üyesi Alptekin Çetin, “Gerçeklik algısında bozulmalar, yanılgılı düşünceler (çoğunlukla sanrılar) ve gerçekte var olmayan şeyleri görme veya duyma gibi belirtilerle kendini gösterir. Şizofreni, bireyin dünyayı algılama ve ona tepki verme biçimini önemli ölçüde etkileyebilir.” dedi.
Erkeklerde kadınlara göre daha erken başlayabiliyor!
Şizofreni belirtilerinin, genelde ‘pozitif belirtiler’, ‘negatif belirtiler’ ve ‘bilişsel bozukluklar’ şeklinde sınıflandırıldığını aktaran Dr. Öğr. Üyesi Alptekin Çetin, “Pozitif belirtiler arasında halüsinasyonlar, sanrılar, dağınık düşünce ve düzensiz davranışlar yer alır. Motivasyon eksikliği, sosyal geri çekilme, duygusal ifadesizlik ve iletişimde zorluklar negatif belirtiler sınıfında ve dikkat dağınıklığı, karar verme zorluğu ve yürütücü işlevlerde bozulma ise bilişsel bozukluklar sınıfında değerlendirilir.” dedi.
Hastalığın genellikle ergenlik dönemi sonları ile erken yetişkinlik arasında yani 15-30 yaş aralığında ortaya çıktığını ifade eden Dr. Öğr. Üyesi Alptekin Çetin, belirtilerin erkeklerde kadınlara göre daha erken başlayabileceğini söyledi.
Şizofreni birçok faktörden kaynaklanabilir!
“Şizofreninin kesin nedeni tam olarak bilinmemekle birlikte hastalık, biyolojik, genetik ve çevresel faktörlerin karmaşık etkileşimi sonucu ortaya çıkar.” diyen Dr. Öğr. Üyesi Alptekin Çetin bu faktörleri şöyle açıkladı:
“Şizofreni hastası bir ebeveyni veya birinci derece yakını olan kişilerde hastalık gelişme riski yüzde 10 civarındadır. Tek yumurta ikizlerinde bu oran yüzde 40-50’lere kadar çıkabilir. Beyindeki dopamin ve glutamat gibi nörotransmitterlerin dengesizliği şizofreni ile ilişkilidir. Doğum öncesi enfeksiyonlar, stres, travma, çocuklukta ihmal veya istismar gibi durumlar hastalık riskini artırabilir.”
Erken müdahale ve tedaviyle şizofreninin şiddetini azaltmak mümkün!
Şizofreniyi tamamen önlemenin mümkün olmamakla birlikte erken tanı ve uygun tedavi ile belirtilerin yönetilebileceğini ve hastalığın ilerlemesinin yavaşlatılabileceğini dile getiren Dr. Öğr. Üyesi Alptekin Çetin, “Araştırmalar, erken müdahale ve tedavinin atakların sıklığını ve şiddetini azaltılabileceğini, kötüleşme riskini düşürebileceğini, uzun dönemde hastaneye yatış oranlarını azaltabileceğini ortaya koyuyor.” dedi.
Tedavinin genellikle ilaç tedavisi, psikoterapi, aile desteği ve sosyal beceri eğitimlerini içerdiğini sözlerine ekleyen Dr. Öğr. Üyesi Alptekin Çetin, multidisipliner bir yaklaşımın şizofreni yönetiminde kritik önem taşıdığını vurguladı.
Uygun tedavi ve destek şizofreni hastalarının yaşam kalitesini artırabilir
Şizofreni tanısı alan bireylerin yaşam kalitesini etkileyen birçok faktör olduğunu aktaran Dr. Öğr. Üyesi Alptekin Çetin, sözlerini şöyle tamamladı:
“Tedavi planına sadıklık, belirtilerin yönetimi ve nükslerin önlenmesi için kritik önem taşır. Aile ve yakın çevrenin desteği, bireyin sosyal işlevlerini korumasına yardımcı olur. Yüksek stres düzeyleri belirtileri kötüleştirebilir. Bu nedenle, stres azaltıcı teknikler ve düzenli bir yaşam rutini büyük önem taşır. Hem bireyin hem de ailesinin hastalık hakkında bilgi sahibi olması, hastalığı daha etkili yönetmelerine yardımcı olur.
Şizofreniyle yaşayan bireyler, uygun tedavi ve destekle sosyal hayata katılım sağlayabilir ve yaşam kalitelerini artırabilir.”
Kaynak: (BYZHA) Beyaz Haber Ajansı
Şizofreni erkeklerde daha erken başlıyor! yazısı ilk önce Kocaeli Basın üzerinde ortaya çıktı.]]>İstanbul Atlas Üniversitesi Tıp Fakültesi Dekan Yardımcısı, Tıbbi Farmakoloji Anabilim Dalı Başkanı Doç. Dr. Zeynep Güneş Özünal, son günlerde gündemde olan sahte içki ve sağlık üzerindeki etkilerine ilişkin değerlendirmede bulundu.
Sahte içkide, aslında daha doğru bir açıklama ile yasal olarak üretilmeyen içkinin üretim süreçlerinde metil alkol bulunabildiğini belirten Özünal, “Alkollü içkilerin içerisinde yer alan etil alkoldür. Etil alkol, fermentasyon veya distilasyon gibi yöntemlerle elde edilir. Eser miktarda metil alkol bulunabilmekle birlikte yasal olarak imal edilen içkilerde kontrol edilmektedir. Metil alkol çözücü olarak endüstride kullanılmakla birlikte gıda olarak alınmaz” uyarısında bulundu.
Daha ucuz olduğu için metanol kullanılıyor
Türkiye’de damıtılarak alkol üretiminin yasal düzenlemeleri olduğunu kaydeden Özünal, “Uygun kaynaklardan elde edilmeyen ve uygun yöntemlerden ve kontrollerden geçmeyen damıtma süreçleri, sağlığa zarar verici oranda metanol içerebilir. Yasa dışı üretilen içkiler bazı durumlarda da metanol daha ucuz bir yan ürün olduğu için maliyeti düşürmek üzere, etanol yerine değişen oranda metanol ile üretilmiş olabilir” diye konuştu.
Metanol zehirlenmesi, doku hasarına ve ölüme neden oluyor
Sahte içkinin önemli sağlık sorunlarına yol açtığı uyarısında bulunan Özünal, “Metanol aslında düşük bir zehirleme riskine sahiptir. Fakat vücutta enzimler tarafından zehirli maddelere dönüşür. Metanol, enzimler tarafından formaldehite ve formik aside dönüşür. Metanol zehirlenmesi vakalarında formik asit birikmesi, doku hasarına ve ölüme neden olur. Zehirlenmede kan pH’ı değişir, görme kaybı olur” dedi.
Sahte içki 30-60 dakikada etkili oluyor
Sahte içki zehirlenmesinin belirtileri hakkında bilgi veren Özünal, “Metanol hızlı emilir. Yemek ile birlikte alınıp alınmadığına göre değişmek ile birlikte kanda 30-60 dakika süreyle yüksek konsantrasyona ulaşır. Ciltten temas ile ya da solunum yoluyla da kana karışır. Metanol zehirlenmesi, tipik olarak bulantı, kusma, karın ağrısı ve hafif merkezi sinir sistemi depresyonuna neden olur. Bu belirtiler etil alkolün yüksek dozda alındığı belirtilerden çok farklı değildir. Daha sonra, kısmen alınan metanol dozuna bağlı olarak, yaklaşık 12-24 saat süren bir dönem vardır, bunu takiben pH değişiklikleri bulanık görme ve değişen görme alanlarından tam körlüğe kadar değişen görme fonksiyonu bozulur. Bunlar tipik durumlar olmakla birlikte daha az görülen klinik bulgular da vardır. Kanda düzey tayini, tanı için önemli olmak ile birlikte her laboratuvarda rutin olarak yapılmamaktadır” diye konuştu.
Sahte içki asla tüketilmemelidir
Sahte içkinin hiçbir zaman içilmemesi gerektiğini vurgulayan Özünal, “Sahte içkiden korunmada ilk önlem sahte içkinin içilmemesidir. Ardından zehirlenmeye neden olan kimyasallara dönüşmesini engellemek yer alır. Etanol, metanolü yıkan enzimler için yarışarak zehirli kimyasallara dönüşümü yavaşlatır. Fomepizol de panzehir olarak kullanılır. Her zaman her koşulda erişim mümkün olmayabilmektedir. Bazı hastalarda diyaliz ile metanolün uzaklaştırılması gerekmektedir” dedi.
En yakın sağlık kuruluşuna başvurulmalıdır
Sahte içkiden zehirlenmelerde ilk yapılması gerekenin en yakın sağlık kuruluşuna başvurmak olduğunu belirten Doç. Dr. Zeynep Güneş Özünal, “Hastayı kusturmak akciğerlere kusmuk kaçması riski nedeniyle önerilmemektedir. Emilim çok hızlı olduğu için emilimi azaltan mide yıkama gibi yöntemlerin de faydalı olma ihtimali zayıftır. Sahte içkinin tat ve koku açısından ayırıcı bir özelliği bulunmamaktadır. Şüphe halinde en yakın sağlık kurumuna götürülmesi uygundur” diye konuştu.
Sahte içki zehirlenmesinin uluslararası literatürde nadir fakat ciddi zehirlenmeler arasında yer aldığını kaydeden Özünal, “Son zamanlarda ülkemizde nadir olmaması bu açıdan farklıdır. Metanol zehirlenmesi ihtimalinden şüphelenilmesi, bu içkiyi içenlerde benzer bulguların sorgulanması gereklidir” dedi.
Kaynak: (BYZHA) Beyaz Haber Ajansı
Sahte içki zehirlenmesinde erken müdahale önemli yazısı ilk önce Kocaeli Basın üzerinde ortaya çıktı.]]>Türkiye’de her 3 çocuktan birinde göz bozukluğu olduğunu ifade eden Dünyagöz Etiler Hastanesi’nden Doç. Dr. Osman Bulut Ocak, “Sorunun farkında olmayan aileler çocuklarının derslerdeki başarısızlığını öğrenme yeteneğinin düşüklüğüne bağlayabiliyor. Oysa çocuğun öğrenme kabiliyetinde bir eksiklik yok, çocuk iyi göremediği için derslerinde geri kalabiliyor. Başarılı bir eğitim hayatı için görme sorunlarına erkan müdahale şart oluyor. En önemlisi de göz bozukluğunda gerekli önlemler zamanında alınmazsa çocukta ilerleyen yıllarda tedavisi daha güç olan bir göz tembelliği tablosu oluşabilir. Bu nedenle aileler iş işten geçmeden duyarlı davranmalı ve 0-16 yaş grubundaki çocukların gözlerini korumak için mümkünse doğumdan hemen sonra, yoksa 6-12 aylıkken ya da okula başlamadan önce ve okul süresince düzenli göz muayenesini yaptırmalıdır” dedi.
Ebeveynlerin Göz Ardı Etmemesi Gereken Belirtiler
Çocukların görme sistemlerinin, hayatlarının ilk yıllarında geliştiğini söyleyen Doç. Dr. Osman Bulut Ocak, ebeveynlerin çocuklarının küçük yaşlardan itibaren görme yetilerini düzenli olarak gözlem altında tutmaları gerektiğini söyledi. “Gözde kayma, göz kapağında düşüklük, çapaklanma, şişlik, bir gözü kapayarak bakma, çocuğun tahtayı yeterince iyi görememesi, okurken satır atlaması, cümleleri eliyle takip etmesi, gözlerini kısarak bakması, televizyonu yakından seyretmesi, gözlerde sulanma, sık sık göz kaşıma, gözde ve başında ağrı, aktivitelerde düşük performans göstermesi ve ödevlerini yaparken zorlanması gibi belirtilerle karşılaşıldığında uzman bir göz doktoruna muayene olunması gerekir.
Özellikle göz tembelliği, yedi yaşın öncesinde tedavisi yapılması gereken bir rahatsızlık. Ancak bu hastalığa 10 yaşına kadar müdahalede bulunmak mümkün. Şaşılık ve göz tembelliği, ebeveynler veya öğretmenler tarafından kolayca fark edilebilir. Ancak fark edilmediğinde çocuğun görmesindeki sorunlar, ilerleyen yıllarda okuldaki başarısını, davranış eğilimlerini ve hatta iyi bir görüş gerektiren iş kollarına girmesini dahi etkileyebilecek sonuçlar oluşturabiliyor. Rutin muayeneler ve erken müdahale sayesinde, bütün bu sorunlar oluşmadan hızlıca çözüme kavuşturulabiliyor” diyor.
Dijital Göz Yorgunluğuna Dikkat
Dijital ekranlar, bilgisayarlar ve oyunların göz yorgunluğunun ana kaynakları arasında yer aldığını da söyleyen Doç. Dr. Ocak, “Günümüzde çocuklar bu ekranlar karşısında saatlerce vakit geçiriyor ve gözlerinin yorulduğunu önemsemiyorlar. Ancak uzun süre sabit bir ekrana bakmak çocuklarda başta gizli kaymalar olmak üzere alerji, arpacık, kuruluk gibi birçok göz sorununu beraberinde getirebilir. 4 yaşına kadar olan çocukların ekrana bakmaları önerilmez. 4-6 yaş arasında günde yarım saat, 6-10 yaş arasında günde 1 saat, 10 yaş sonrası ise günde en fazla 2 saat ekrana bakmalarına izin verilebilir ancak 20 dakikada bir mola verip gözleri dinlendirmeyi ihmal etmemeleri gerekiyor” diyerek sözlerini tamamladı.
Kaynak: (BYZHA) Beyaz Haber Ajansı
Göz Sağlığına Dikkat: Başarılı Bir Eğitim Hayatı İçin Görme Sorunlarına Erken Müdahale yazısı ilk önce Kocaeli Basın üzerinde ortaya çıktı.]]>İnmemiş testis, fetal hayatta böbreklere yakın konumda olan testislerin normal iniş yolundan skrotuma inememiş olması durumunu ifade eder. Bir başka ifadeyle skrotumda testislerin olmaması anlamına gelir. Testislerin spermiyogenezin daha sağlıklı olabilmesi amacıyla vücut ısısından yaklaşık olarak iki derece daha soğuk ortam olan skrotuma indiğinin bilinmesinden sonra inmemiş testis tedavisi de önem kazanmıştır.
İnmemiş testisin vücut ısısına maruziyeti sonrasında dokusunda değişmeler olmaktadır. Bu değişim neticesinde infertilite problemi yanında aynı zamanda nadir de olsa testis kanseri gelişim riski ortaya çıkmaktadır. Yıllar içerisinde yapılan çalışmalarla inmemiş testisin tedavisi testis hasarının erken yaşlarda başladığı düşünülerek gittikçe erken yaş dönemine çekilmiştir. Testisin inişi, antenatal dönemin 28. haftasında testisin hızlı bir şekilde skrotuma indiği bu inişin ise 35-37. haftalarda tamamlandığı uzun süredir bilinmektedir. Testisin skrotuma iniş sürecini açıklamaya yönelik uzun süredir çalışmalar yapılmaktadır. Hipotalamik-pitüiter-gonadal eksenin sağlıklı çalışması, gubernakulumun önemi, proksesus vaginalisin ve genitofemoral sinirin rolü gibi pek çok konuda çalışmalar yapılmış olmakla birlikte halen testisin iniş mekanizmasının açıklanmasına yönelik fikirbirliği yoktur. Yapılan çalışmalar ise genel olarak testisin iniş mekanizmasını açıklamaya yönelik değil testisin inişinde etkisi olan faktörlerin rollerini tartışmaya yönelik olmuştur.
Yenidoğan Çocuklarda Görülme Sıklığı Oldukça Yüksek!
İnmemiş testisin görülme sıklığı doğum haftasına göre değişiklik gösterir. Miadında doğanların %1-5’inde, preterm yenidoğanların %1-45’inde görülür. Doğumdan sonra maternal hormonların etkisinin azalması ile birinci haftadan üçüncü aya kadar hipofizer gonadotropinlerin seviyeleri yükselir. Gonadotropinlerin uyarısı ile testosteron salınımında ani bir artış meydana gelir. Bu artış üçüncü ayda pik yapar, altıncı ayda puberte öncesi seviyelere geriler. Doğumdan sonraki bu kısa döneme “mini puberte” denir. İlk altı aylık dönemde artmış gonadotropin ve androjenlerin etkisi ile inmemiş testislerin bir kısmı iner. Altıncı aydan bir yaşına kadar da az da olsa testisin inişi kısmen devam edebilir. Sonuç olarak, doğumda inmemiş olan testislerin büyük kısmı bir yaşına kadar inmiş olur. İnmemiş testisin gerçek insidansı bir yaş civarında %1’e geriler. İnmemiş testisle ilgili yapılan uzun çalışmalar neticesinde coğrafi ve ırksal olarak belirgin bir farklılığın göze çarpmadığı söylenebilir. En önemli risk faktörü olarak maternal yaş gösterilmektedir.
Neden Önemli?
İnmemiş testisteki en önemli sorun infertilite ve kanser gelişimidir. Bu sorunların kaynaklandığı esas patoloji konusunda ise fikir birliği yoktur. Bunun nedeni testisin kendisinde var olan bir anomali dolayısı ile mi inmediği yoksa inmediği için mi bozulduğu tartışmalarına dayanmaktadır. Yine inmemiş testisin indirildikten sonra düzelip düzelmediği veya hangi şartlarda düzeldiği de tam olarak aydınlatılamamıştır. Spermatogenezin sağlıklı şekilde devam edebilmesi için testisin ısısının vücut ısısından en az 2-50C düşük olması gerekmektedir. Ayrıca skrotumun ince ve kılsız yapısı, ter bezlerinin sık olması nedeni ile testis termoregülasyonu sağlanarak daha soğuk ortamda kalması sağlanır. İnguinal kanal yada abdomende yer alan testis ise ısıya maruz kalarak termal yaralanmasına neden olur. Isıya maruziyet sonrasında artmış olan serbest oksijen radikalleri ve ısı-şok proteinleri sertoli ve leyding hücrelerine zarar verir. İnmemiş testiste infertilitenin yanında malignite riski de artmıştır. Tümör gelişme riski testisin bulunduğu yer, indirme zamanı ve eşlik eden anomalilere bağlı olarak %2-5 arasında değişmektedir. Deneysel olarak protein kinaz C yolunun uyarılması ile kanser gelişimi olduğu bilinmektedir. İnmemiş testiste de parasempatik tonus artışının da bu yolu uyardığı düşünülmektedir. Tümör gelişiminde ısı etkenlerinin dışında germ hücrelerinin aberran dönüşümü veya apoptoza uğraması gerekirken bu işlemden kaçan gonositlerin rol aldığı öne sürülmüştür.
Tanı ve Görüntüleme
İnmemiş testisi olan hasta skrotumda testisinin olmaması yakınması ile gelecektir. Aynı zamanda rutin fiziki inceleme esnasında hekim tarafından da muayene edildiğinde inmemiş testis tanısı konulabilir. İnmemiş testis tanısının konulmasına en değerli inceleme yöntemi fizik muayenedir. Dikkatli bir inspeksiyon ve palapasyonla inmemiş testis tanısı rahatlıkla konulabilir. Ultrasonografi (USG) ile inguinal yerleşimli testislerin %97’si tespit edilebilmektedir. USG ile karın içerisindeki testislerin %38’ini, atrofik testislerin ise %30’unu göstermek mümkün olabilir. Karın içerisindeki testislerin görüntülenmesinde Manyetik Rezonanas Görüntüleme (MRI) daha değerlidir. Spesifikliği %87,7 duyarlılığı %85 olarak bulunmuştur. Ancak MRI için anestezi gerekliliği en büyük sorundur. Bu nedenle yerini laparoskopiye bırakmıştır. Görüntüleme yöntemlerinin duyarlılığının düşük olması nedeni ile Avrupa Üroloji Birliği (EAU) ve Amerikan Üroloji Birliği (AUA) palpe edilmeyen testisler için radyolojik görüntüleme yapılmasını önermemektedir.
Tedavi: İnmemiş testiste tedavinin amacı, fertilite potansiyelini arttırmak, tümör gelişim riskini azaltmak, normal bir kozmetik görünüm sağlamak, potansiyel fıtık oluşumunu ortadan kaldırmak, torsiyon riskini azaltmak, travma riskini azaltmak ve olası psikolojik etmenleri engellemektir. İnmemiş testis tedavisinde geçmişten günümüze kadar hormonal ve cerrahi seçenekler tartışılagelmiştir. Bu tartışmaların kapsamı şekil değiştirse de halen devam etmektedir
Cerrahi Hangi Ayda Yapılmalı?
İnmemiş testisin cerrahi tedavisinin, spontan iniş ihtimalinin artık kalmadığı, testisin germ hücrelerinin de yüksek intrabdominal ısıdan henüz etkilenmediği 6 ay ile 18 ay arasındaki dönemde yapılması önerilmektedir. Testis palpabl ise, inguinal bölgeden yapılacak olan bir cilt kesisi ile inguinal kanal açılır, testis kendisini çevreleyen distaldeki gubernakular bağlantılarından ayrılır, spermatik kord ve elemanları proskimalde proksesus vaginalisten ayrılır. Herni kesesi bağlanır ve testis skrotumda hazırlanan poşa indirilir. Testisin vaz deferens veya testiküler damarlardaki kısalık nedeni ile tam olarak indirilemediği durumlarda Laroque ve Prentiss manevraları yapılarak inmesi sağlanabilir. Bu manevralar neticesinde de testis indirilememişse testis inguinal kanalda olduğu yerde bırakılır ve 6-12 ay sonra ikinci seans orşiyopeksi planlanır.
Tedavi Sonrası Süreç Nasıl İlerliyor?
İnmemiş testis cerrahi olarak tedavi edildikten sonra canlılığını koruyup korumadığı, boyutunda artış olup olmadığı ve skrotal seviyede kalmaya devam edip etmediği açısından takip edilmelidir. Ergenlik dönemine kadar yılda en az bir kez muayene edilmelidir. Kanser gelişme riski, infertilite ve kötü kozmetik görünüm önemli uzun dönem sonuçları arasındadır. Hastaların yaklaşık %10’unda testis atrofisi gelişebilmektedir. Atrofik testis zemininde kanser gelişme riski olduğundan çıkarılması önerilmektedir. Testis kanseri riski inmemiş testiste normal popülasyona göre yaklaşık 3 kat daha fazladır. İnmemiş testis cerrahisi olmuş olan testisin boyutu diğer testise göre genelde küçüktür. Atrofi nedeni ile orşiektomi yapılan çocuklarda kozmetik görünüm açısından testis protezi önerilebilmekte ancak protez enfeksiyonu ve ağrı gibi komplikasyonlar nedeni ile sonrasında çıkarılması gerekebilir. İnfertilite ve kanser gelişme riski nedeni ile aile ve adolesan döneme ulaşmış çocuk bilgilendirilerek uzun dönemde kendi kendisini muayene etmesi önerilmelidir.
Kaynak: (BYZHA) Beyaz Haber Ajansı
İnmemiş Testis Erken Tedavi Edilmezse Kansere ve Kısırlığa Neden Oluyor! yazısı ilk önce Kocaeli Basın üzerinde ortaya çıktı.]]>Doç. Dr. Halil Tanıl ve Arş. Gör. Dr. Agah Kozan’ı makamında ağırlayan Ege Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Necdet Budak, “Üniversitemizde oluşturduğumuz bilim ekosistemi meyvelerini vermeye devam ediyor. TÜBİTAK nezdinde en çok proje başvurusu yapan ve projesi en çok kabul edilen yükseköğretim kurumu olan tam akreditasyona sahip araştırma üniversitemiz alınan proje fon tutarında da ilk dört üniversite içerisinde yer alıyor. Bir kültüre dönüşen sürdürülebilir bilim atmosferimiz içerinde nitelikli çalışmalar yürüten Fen Fakültesi İstatistik Bölümü öğretim üyesi Doç. Dr. Halil Tanıl ve Arş. Gör. Dr. Agah Kozan hocalarımızın projeleri bu kapsamda desteklenmeye uygun bulundu. Hocalarımızı tebrik ediyor, başarılarının devamını diliyorum” dedi.
Proje hakkında bilgi veren Doç. Dr. Halil Tanıl, “Halk sağlığı uzmanlarının, epidemiyologların ve ilgili devlet kurumlarının ilk kez karşılaşılacak olası salgınların erken tespit edilmesinde kullanabilecekleri bir istatistiksel karar destek sistemi oluşturulacaktır. Karar vericiler, farklı salgın senaryoları altında, olası salgının ilan edilmesi, önlemlerin alınmaya başlanılması türündeki kararlara hızlı bir şekilde varabileceklerdir. Önerilecek istatistiksel karar destek sistemi bir bilgisayar yazılımı haline getirilerek yaygın kullanım olanağı sağlanacaktır. Ülkemizde veya dünyada gelecekte ortaya çıkabilecek Covid-19 pandemisi benzeri yeni tür salgınların erken tespiti, olası ölüm sayılarının ve ekonomik kayıpların minimize edilmesini sağlayacak ve böylelikle salgınlarla ilgili olası toplumsal ve ekonomik risklerin azaltılmasında karar vericilere yardımcı olacaktır” dedi.
Kaynak: (BYZHA) Beyaz Haber Ajansı
Küresel salgınların erken tespitine yönelik istatistiksel karar destek sistemi geliştirilecek yazısı ilk önce Kocaeli Basın üzerinde ortaya çıktı.]]>Ergenlik çocukluktan erişkinliğe geçiş süreci olarak tanımlanıyor. Bu dönemde; üreme yeteneği kazanılıyor, ikincil cinsiyet özellikleri denilen meme gelişimi, sakal çıkması gibi cinsiyete özgü değişimler yaşanıyor. Ayrıca boy uzuyor ve nihai boya ulaşılmış oluyor. Normal ergenlik süreci kızlarda 8-13, erkeklerde ise 9-14 yaş arasında görülüyor. Bu yaşlarda kızlarda meme, erkeklerde ise testis boyutları artıyor ve hacmi büyüyor. Ergenliğin ne zaman normal, ne zaman erken ergenlik olacağının belirtilerini Acıbadem Bakırköy Hastanesi Çocuk Endokrinoloji Uzmanı Doç. Dr. Bahar Özcabı şöyle anlatıyor: “Ergenlik süreci kızlarda meme gelişimi ile 8-13 yaş, erkeklerde ise testis boyutlarının artması ve hacmin 4 ml’nin üzerine çıkması ile 9-14 yaş arasında başlar. Kız çocuklarında meme gelişiminin 8 yaşından önce başlaması ‘erken ergenlik’, 8-9 yaş arasında başlaması ise ‘erkence ergenlik’ olarak tanımlanır. Erkek çocuklarında ise 9 yaşından önce testis boyutlarının artarak 4 ml’nin üzerine çıkması ‘erken ergenlik’ olarak kabul edilir”
Erken Ergenlik: Gerçek mi, yalancı ergenlik mi?
Erken ergenlik de iki farklı biçimde kendini belli ediyor. Yalancı ve gerçek ergenlik olarak ikiye ayrılan bu durumun nedenleri de farklı. Yalancı erken ergenlik; cinsiyet hormonlarının miktar ya da etkisinin artmasına bağlı gelişiyor. Gerçek erken ergenlik ise yönetici merkezler olan hipotalamus ve hipofiz bezlerindeki hormonların salınımının artması, bu hormonların erkeklerde ve kızlarda üreme organlarını uyararak cinsiyet hormonlarının (kızlarda östrojen, erkeklerde testosteron) artışına neden olmasıyla ortaya çıkıyor.
Erken ergenlik kızlarda ve erkeklerde değişiyor!
Gerçek erken ergenlik kız çocuklarında erkeklere göre yaklaşık 10 kat daha sık görülüyor. Kızlarda daha sık görülmesinin nedeni tam olarak bilinmese de genetik ve çevresel etmenlere bağlanıyor, çoğunlukla altta yatan organik bir neden bulunmuyor. Doç. Dr. Bahar Özcabı “Nedenlere baktığımızda çocuğun ailesinde benzer öykünün varlığı büyük önem taşır. Daha nadir olarak altta yatan ek tıbbi bir durum saptanabilir. Erkek çocuklarında gerçek erken ergenlik nedenine biraz daha şüpheyle yaklaşmak ve detaylı incelemek gerekir. Bazı genetik sendromlarda, hematolojik ve onkolojik tedavi gibi bazı özel durumlarda erken ergenlik daha sık görülebilir. Anne babalar şunları bilmeliler; kızlarda 8, erkeklerde 9 yaşından önce ergenlik bulgularının ya da tüylenmenin başlanması durumunda aileler hekime başvurmalılar” diyor.
Bu belirtilere dikkat!
Ergenlikte, meme ve testis gelişiminin yanı sıra kilo alımı, vücut yağ dağılımında değişim ve boy uzamasında hızlanma görülebiliyor. Tüylenme, çoğunlukla böbreküstü bezlerinden salınan hormonların etkisi ile gelişiyor. Ancak farklı nedenlerle de tüylenme olabileceği için uzmanların değerlendirmeleri gerekiyor. Adetin başlaması kızlarda 10-16 yaşları arasında normal sayılırken erken ergenlikte daha erken yaşta başlayabiliyor. Erkeklerde ise testis boyutlarında artış yanında kas dokusunda artış, ses kalınlaşması ve sakal gelişimi gibi normalde daha ileri ergenlik aşamalarında görülen belirtiler daha erken görülebiliyor. Bu dönemde psikolojik farklılıklar da yaşanabiliyor; sinirlilik, içe kapanma, vücuttaki değişikliklere tepki, ruh halinde dalgalanma ve duygusal davranma gibi değişimler de oluşabiliyor. Ancak bu değişimlerin büyük kısmı ergenliğin ileri aşamalarında hafifliyor ve kayboluyor.
Obeziteden mavi ışık maruziyetine…
Obezite, erken ergenliğe yol açan en önemli sebeplerden biri. Bu nedenle çocuğun sağlıklı beslenme, düzenli uyku ve egzersiz yapması çok önemli bir hale geliyor. Ayrıca pestisitler, plastik içinde bulunabilen bisfenol A gibi ‘endokrin bozucu maddeler’ de erken ergenliğin ortaya çıkmasında etki gösteriyor. Lavanta ve soya, iyi bilinen östrojen benzeri bitkilerin kullanılması, çocuklarda meme büyümesine neden olabiliyor. Propolis ve keçiboynuzunun da hormonlar üzerinde etkili olabileceği ve ergenlik sürecini olumsuz etkileyebileceği düşünülüyor. Tablet ve bilgisayar gibi mavi ışık yayan teknolojilerle uzun zaman geçirmenin de hormonları yine olumsuz etkileyerek erken ergenlikte rol oynadığı biliniyor.
Erken ergenlik yeni sorunlara davetiye çıkarıyor
Erken ergenlik çocuklarda hem fiziksel hem psikolojik olarak yeni sorunlara yol açabiliyor. Yaşıtlarından daha gelişkin görünmek psikososyal sorunlara yol açabiliyor, özellikle kızların erken adet ile baş etmeleri zor olabiliyor. Kemiklerdeki büyüme noktaları yaşıtlarına göre daha önce kapanabiliyor ve bu durum boyunun kısa kalmasına neden olabiliyor. Ama dikkat! Bu durum her çocukta görülmüyor.
Düzenli takip çok önemli!
Erken ergenlik saptanan her çocuğun mutlaka tedavi olması gerekmiyor. Tedavi kararı; erken ergenliğin başlangıç yaşı, klinik bulgular ve bulguların seyri, çocuğun öngörülen boyunun hedef boyun altında kalması, kızlarda adetin öne kayması gibi etmenlere bağlı olarak veriliyor. Doç. Dr. Bahar Özcabı, erken ergenliğe giren çocukların çocuk endokrinoloji uzmanı tarafından düzenli olarak takip edilmelerinin büyük önem taşıdığını belirterek, “Tedavide kullanılan ilaçlar ise (GnRH analogları) ayda bir kez ya da 3 aylık enjeksiyonlar halinde uygulanmaktadır ve etkileri sadece kullanıldıkları süre içinde geçerlidir. Çocuk ergenlik için uygun yaşa geldiğinde, örneğin kızlar 11, erkekler 12 yaşında olduklarında enjeksiyonların kesilmesiyle beraber gelişim kaldığı yerden devam edecektir. Özel durumlarda ek bazı ilaçlar da kullanılmaktadır” diyor.
Kaynak: (BYZHA) Beyaz Haber Ajansı
Erken ergenlik kızlarda 10 kat fazla görülüyor! yazısı ilk önce Kocaeli Basın üzerinde ortaya çıktı.]]>Yetenek ağacı ve savaş sistemiyle ünlü, merakla beklenen Aksiyon RPG, altı oynanabilir sınıf ve sınıf başına iki Ascension alt rolü sunuyor.
Oyuncular, bir arkadaşlarıyla aynı ekranda co-op oynama veya altı kişilik bir parti kurarak 50 destansı boss dövüşü ve 400’den fazla farklı düşman türüyle mücadele etme imkanına sahip.
Campaign tamamlandığında, her yöne sonsuzca yayılan alanlardan oluşan bir Atlas ve etkileşimde bulunulabilecek yedi farklı içerik sistemini içeren geniş bir oyun sonu deneyimi oyuncuları bekliyor.
Oyunda, karanlık ve acımasız bir macera, Campaign’i tek başına veya altı kişilik bir grupla birlikte oynamak isteyen oyuncuları bekliyor. Path of Exile 2’de Monk, Warrior, Ranger, Mercenary, Witch veya Sorceress sınıflarından birini seçebilirsiniz. Her sınıf, oyunda ilerledikçe iki farklı role yükselebiliyor. Bu da Campaign tamamlandıktan sonra oyun sonu süresince düşman dalgalarını temizlemenize büyük ölçüde yardımcı oluyor.
Orjinal Path of Exile’dan yirmi yıl sonra geçen oyunda, terk edilmiş Wraeclast kıtası yıkımdan kurtulsa da Ogham Kontu, güç vaadinin cazibesine kapılarak topraklarda Corruption’ı serbest bırakıyor. Bunun sonucunda ölüler yükseliyor, canavarlar mutasyona uğrayıp delilik yayılmasına neden oluyor.
Corruption’ın karanlık etkisi altındaki Kont, kendisini sorgulayanlara ölüm cezaları veriyor. Cellatlarının pençesinden kaçan ve zar zor hayatta kalmayı başaran oyuncuların, yıkımın kaynağı olan Seed of Corruption’ın izini sürmesi gerekiyor.
Oyuncular erken erişimde Path of Exile 2’nin Ascension Trials, Delirium, Rituals ve daha fazlasını içeren yedi farklı oyun sonu sistemini tecrübe ederken, 50 boss ve 400 düşman türüyle savaşabilecekler. Sürgünlerin Wraeclast’i çok daha zorlu bir ortamda ve daha büyük ödüllerle yeniden keşfetmelerini sağlayan Cruel Difficulty adlı ikinci bir Campaign zorluğu da eklendi.
Oyuncular, kayıp uygarlıkları keşfederek birçok boss ile karşılaşma fırsatı sunan, merakla beklenen aksiyon RPG’ye artık PC, Steam, PlayStation, Xbox, ve Epic Games Store üzerinden erişebiliyor.
Path of Exile 2 hakkında daha fazla bilgi için Path of Exile 2’nin internet sitesini ziyaret edebilirsiniz.
Kaynak: (BYZHA) Beyaz Haber Ajansı
Path of Exile 2 Erken Erişimi, kapsamlı ve ulaşılabilir bir oyun sonu deneyimi ile başladı yazısı ilk önce Kocaeli Basın üzerinde ortaya çıktı.]]>