?>
?>
İstanbul Büyükşehir Belediyesi Şehir Tiyatroları Mihail Bulgakov’un yazdığı, Mustafa Kemal Yılmaz’ın çevirdiği, Onur Demircan’ın uyarlayıp yönettiği “Köpek Kalbi” oyununu seyirciyle buluşturuyor. Oyun, 22 Ocak 2025 Çarşamba günü 20.30’da Müze Gazhane Prof. Dr. Sevda Şener Sahnesi’nde ilk gösterimini yapıyor.
1924 yılı… Sovyet Rusya’nın karanlık atmosferinde, toplumsal düzenin ve bürokrasinin içine sıkışmış Profesör Preobrajenski insan beyni ve gençleşme üzerine çalışmaktadır. Ona dünya çapında şöhret kazandıran, insanların gençleşmesini sağlayan bir teknik geliştirmiştir. Beyin araştırmaları sürecinde yeni bir deney yapmayı tasarlar. Sokak köpeği Şarik’e zor bir ameliyatla bir insandan alınan hipofiz ve testisleri nakleder. Fakat ameliyattan sonra beklenmedik değişimler baş gösterir, Şarik insana dönüşmeye başlar. Bu değişim Profesör Preobrajenski’nin evinin kurallarını altüst edecektir. Köpek Kalbi, toplum mühendisliği, çürümüş bürokrasi ve sınıf savaşlarıyla toplumsal barışı yitirmiş bir halk üzerinden, insanı insan yapan şey nedir sorusunu soruyor.
Oyunun yönetmeni Onur Demircan, “Köpek Kalbi”ni şöyle anlatıyor:
“Mihail Bulgakov, Köpek Kalbi romanını 1925 yılında tamamladığında kitap Sovyet rejimi tarafından sansürlenip, daha yayınlanmadan yasaklandı. Devletin yeni sahipleri, eski düzenin elitleri ve yeni sistemin yarattığı insan arasında geçen sınıf, erk ve kültürel mücadelenin hicvedilmesi yönetim tarafından sakıncalı bulunmuştu. Romanın yazılmasının üzerinden tam yüz yıl geçti, romanı yasaklayan devlet adamları ve rejimler çoktan tarihe gömüldü. Ama sokak köpeği Şarik ve Profesör Preobrajenski’nin çatışması dünyanın her yerinde, zamansız bir inatla var olmaya devam ediyor.
Bu kısacık romanın son sayfasına kadar, sadece tüyler ürperten ama gülünç bir dönüşüm hikayesi okuduğunuzu sanıyorsunuz. Ta ki kitabın kapağını kapatana kadar. O anda benim aklımda tek bir soru vardı: peki, nasıl sağlanır bu toplumsal barış? Toplumu oluşturan grupları birbirine düşürmek için neden bir kıvılcım yeter? Farklı gruplar nasıl bir arada yaşar? Oyunun iki kutbu Şarikov ve Profesör Preobrajenski neden asla anlaşamazlar? (…)
Köpek Kalbi bu sorulara bir cevap vermeyecek.
Ancak tedirgin edici bu soruların kökenine bir bakış atmaya çalışacak. Ama bunu hicvederek, bükerek ve karanlık bir yerden gülünç bir hale getirerek, modern bir Frankenstein masalı olarak anlatmayı deneyecek.”
Dramaturgisini Başak Erzi’nin, müziğini Emrah Can Yaylı’nın, dekor tasarımını Barış Dinçel’in, kostüm tasarımını Gamze Kuş’un, ışık tasarımını Osman Aktan’ın, efekt tasarımını Özgür Yaşar İşler’in, maske tasarımını Ayten Öğütçü’nün, hareket düzenini Senem Oluz’un yaptığı, fotoğraflarını Sadi Ayan’ın çektiği oyunda Ali Gökmen Altuğ, Caner Çandarlı, İrem Arslan, Onur Şirin rol alıyor.
Oyun, 22-25 Ocak, 29 Ocak-1 Şubat 2025 tarihleri arasında Müze Gazhane Prof. Dr. Sevda Şener Sahnesi’nde.
Kaynak: (BYZHA) Beyaz Haber Ajansı
Bulgakov’un Klasik Eseri “Köpek Kalbi” seyirciyle buluşuyor yazısı ilk önce Kocaeli Basın üzerinde ortaya çıktı.]]>
Başrollerini Sándor Berettyán, Ágota Szilágyi, Ágnes Barta ve Péter Herczegh’in paylaştığı Bánk Bán”, 17 Aralık 2024 Salı günü Harbiye Muhsin Ertuğrul Sahnesi’nde sanatseverlerle buluştu.
Oyunun gösterimine; Macar Kültür Ataşesi Gergő Kovács, Liszt Enstitüsü Macar Kültür Merkezi Müdürü Áron Sipos, Şehir Tiyatroları Genel Sanat Yönetmeni Ayşegül İşsever, Şehir Tiyatroları Müdürü Oytun Askeroğlu, Genel Sanat Yönetmeni Yardımcıları Emrah Özertem, Can Başak ve Şehir Tiyatroları sanatçıları katıldı.
József Katona’nın yazdığı, Attila Vidnyánszky’nin yönettiği oyun, Macarların Doğu ve Batı arasındaki çelişkisini, tekrarlanan tarihi çatışmalarını, dünyada anlaşılmadıkları duygusunu ve dünya ile olan uzlaşmazlıkları konularını işliyor.
Göz alıcı dekoru, dönemi yansıtan kostümleri ve oyuncuların etkileyici performanslarıyla seyircinin büyük beğenisini kazanan “Bánk Bán”, ayakta alkışlandı.
Kaynak: (BYZHA) Beyaz Haber Ajansı
Macar Devlet Tiyatrosu’nun Klasik Eseri Bánk Bán Seyirciyle Buluştu yazısı ilk önce Kocaeli Basın üzerinde ortaya çıktı.]]>
Akbank, Refik Anadol’un bankaya özel olarak tasarladığı ve Genel Müdürlük binasında yer alan Türkiye’nin ilk kalıcı yapay zeka eserini gençlerle buluşturuyor. Lise ve üniversite öğrencilerini hedefleyen okul turları, öğrencilere sanat ve teknolojiyi bir araya getiren eşsiz bir deneyim sunuyor.
Öğrenciler, bu turlarla rehber eşliğinde Refik Anadol’un yapay zeka eserini inceliyor. Gençlere eserin yaratım sürecine dair bilgiler, eserde kullanılan teknoloji ve verilerin sanata nasıl dönüştüğü detaylı bir şekilde anlatılıyor. Böylece gençler bu eserle birlikte yapay zeka sanatının inceliklerini de keşfediyor.
Turun ardından öğrenciler, Akbank’ın inovasyon merkezi Akbank LAB’de gerçekleştirilen Yapay Zeka ile Sanat Deneyim Atölyesi’ne katılıyor. Bu interaktif atölyede gençler, kendi yaratıcılıklarını keşfediyor ve sözlü anlatıma dayalı çizimler yaparak, yapay zeka ile doğru ve etkili çalışma yöntemlerini öğreniyor.
12 lise ve üniversite ile başlayan turlarda, okul ve öğrenci sayısı artırılarak kapsama alanı daha da genişletilecek.
Refik Anadol’dan İstanbul’a, Akbank’a ve doğaya adanmış bir eser
Refik Anadol’un Akbank için özel olarak tasarladığı eser, sanatçının dünyadaki en büyük 3 eserinden biri olma özelliği taşıyor. 60 milyondan fazla piksel ve 220 metrekarelik alanıyla göz dolduran eser, ziyaretçilerini sanat, teknoloji ve doğa arasındaki ilişkiyi yeniden düşünmeye davet ediyor.
Bu eserle sanatçı aynı zamanda Akbank’ın tarihsel yolculuğunu, sürdürülebilirlik vizyonunu ve yoğun dijital işlem trafiğini estetik bir dille yorumluyor. Eserin farklı bölümleri, Akbank arşivlerinin görselleştirilmesinden İstanbul’un doğal ritimlerine ve dünyanın farklı mercan ekosistemlerine kadar uzanan geniş bir veri setini içeriyor.
Eser dört bölümden oluşuyor:
Eser, yalnızca teknolojik altyapısıyla değil, aynı zamanda sanat, bilim ve doğa arasındaki dinamik ilişkiyi sorgulatan derin anlamıyla da dikkat çekiyor. Refik Anadol, bu çalışmayla hem Akbank’ın kurumsal hafızasını hem de İstanbul’un doğal döngülerini ve küresel iklim sorununu estetik bir düzlemde bir araya getiriyor.
Kaynak: (BYZHA) Beyaz Haber Ajansı
Akbank’tan Gençlere Özel Bir Deneyim: Refik Anadol’un Yapay Zeka Eseri Öğrencilerle Buluşuyor yazısı ilk önce Kocaeli Basın üzerinde ortaya çıktı.]]>İstanbul Büyükşehir Belediyesi Şehir Tiyatroları Haldun Taner’in yazdığı, Yelda Baskın’ın yönettiği “Gözlerimi Kaparım Vazifemi Yaparım” oyununu seyirciyle buluşturuyor. Oyun, 27 Kasım 2024 Çarşamba günü 20.30’da Harbiye Muhsin Ertuğrul Sahnesi’nde ilk gösterimini yapıyor.
Epik Tiyatro’nun büyük ustası Haldun Taner, bu kült eserinde 31 Mart Vakası’ndan 71 Muhtırası’na kadar bireysel ve toplumsal anlamda yaşanan dönüşümlerin yanı sıra hiç değişmeyen şeylerin taşlamasını yapıyor. Oyunda yoksul bir aileden gelen, hayatı sorgulamadan yaşayan “dürüst” Vicdani ile varlıklı bir ailede doğan, servetine servet katarak yükselebilmek için her yolu mubah gören Efruz isimli iki zıt karakterin hayat hikâyesi aktarılıyor. Hiciv, mizah ve yer yer hazin hikâyelerle ilerleyen oyun, sınıfsal farklılıkların birey ve sosyal yaşam üzerindeki etkileri, insan tabiatı, vatan sevgisi, iyilik-kötülük gibi konulara dair sorular sorduruyor. Vicdani kendi gibi olanlara şöyle sesleniyor: “Ey benim kardeşlerim/ İbret olsun hayatım/ Açın ne olur gözünüzü, / Sakın siz de benim gibi/ Safçasına/ Plak olmayın”
Oyunun yönetmeni Yelda Baskın, eseri şöyle anlatıyor:
““Gözlerimi Kaparım Vazifemi Yaparım” düsturuyla biçimlendirilmiş bir toplumda, birey olmasına izin verilmemişlerin hikayesi… İşte, bu bizim hikayemiz.
Haldun Taner klasikleşen bu eserinde; iktidarların görev bilincini suistimal ederek, milli ve dini duyguları kullanarak “sıradan” insanı nasıl sömürdüğünü hicvediyor. Vicdani, Efruz karakterleri üzerinden…
Vicdani ve Efruz oyunda sadece iki karakter değil aynı zamanda iki sınıfın temsilcisi…
Haldun Taner, sınıfsal farklılıkların insan hayatını nasıl şekillendirdiğini çarpıcı bir şekilde gözler önüne seriyor.
Oyun boyunca değişen tarihsel ve toplumsal olaylar yirminci yüzyıl Dünya’sının ve Türkiye’sinin panoramasını çiziyor. Güncelliğini yitirmeyen bu eser, sadece geçmişi anlatmıyor, bugünü anlamak için bizi geçmişimizle buluşturuyor.
Shakespeare nasıl “Çürümüş bir şeyler var” diyorsa,
Molière yaşadığı toplumun ikiyüzlülüğünü ve gülünçlüğünü nasıl aktarıyorsa,
Haldun Taner de çürümenin, ikiyüzlülüğün, birey ve toplum olamayışımızın izlerini sürüyor.
Biz de Haldun Taner’in kılavuzluğunda bu iz sürmeye eşlik ediyoruz.
Komedinin ve trajedinin iç içe geçtiği oyunumuzda…
Toplumsal eleştiriyi dozunda yapabilmek ne büyük marifet, dili bu denli iyi kullanabilmek, kendi insanını böylesi tanıyabilmek… Bizler içinse bu büyük usta ile buluşabilmek, ne mutluluk!
Yazılışının altmışıncı yılında Haldun Taner’in “Gözlerimi Kaparım Vazifemi Yaparım” oyununu Şehir Tiyatroları’nda iyi bir ekip ile çalışabildiğim için bahtiyarım.”
Müziğini Sercan Büyükedes’in, dramaturgisini Gökhan Aktemur’un, dekor tasarımını Barış Dinçel’in, kostüm tasarımını Nihal Kaplangı’nın, koreografisini İlkem Ulugün’ün, ışık tasarımını Fatih Mehmet Haroğlu’nun, efekt tasarımını Metin Küçükyılmaz-Nesin Coşkuner’in, korrepetitörlüğünü Sinan Arslan’ın yaptığı, fotoğraflarını Sadi Ayan’ın çektiği oyunda Alp Tuğhan Taş, Aybar Taştekin, Cafer Alpsolay, Can Alibeyoğlu, Doğan Şirin, Emrecan Karakurum, Özgür Atkın, Özgür Dağ, Seda Çavdar, Yiğit Ali Uslu rol alıyor.
Oyun, 27-30 Kasım 2024 tarihleri arasında Harbiye Muhsin Ertuğrul Sahnesi’nde.
Kaynak: (BYZHA) Beyaz Haber Ajansı
Haldun Taner’in Ölümüsüz Eseri “Gözlerimi Kaparım Vazifemi Yaparım” Şehrin Tiyatrosunda yazısı ilk önce Kocaeli Basın üzerinde ortaya çıktı.]]>Osmangazi Düşünce Atölyesi, kitapseverleri bir araya getirmeye devam ediyor. Bu buluşmalar kapsamında Bursa Devlet Tiyatrosu Sanatçısı Nurettin Örük, Osmangazi Gösteri Merkezi’nde William Shakespeare’in Othello kitabını okuyarak, sanatseverlerle inceledi. Okuma etkinliğine katılan kitap meraklıları, insanın hayatta karşılaştığı durumlara karşı neye inanıp neye inanmak istemediğine veya neye kanıp neye kanmamayı tercih ettiğine dair durumları Othello, bağlamında değerlendirdi. Othello oyununda Lago karakteri, söylediklerine inanmayı ve sevdiği insana bunları sorup araştırarak doğrusunu bulmaya çabalamadan körü körüne bir inancın peşinden giderek kendi trajik sonunu hazırlıyor. Düzenlenen etkinlikte, bu durum temele alınarak kişi ve insanlar üzerinde değerlendirilip keyifli bir sohbet gerçekleştirildi.
Sohbet tadında geçen söyleşiye katılan kitapseverler, keyifli ve bilgi dolu geçen etkinlikte uzun uzun not aldı. Söyleşiye katılan yurttaşlar, böyle güzel etkinlikler düzenlediği için Osmangazi Belediye Başkanı Erkan Aydın’a teşekkür etti.
Kaynak: (BYZHA) Beyaz Haber Ajansı
Shakespeare’in Othello eseri Osmangazi Düşünce Atölyesi’nde incelendi yazısı ilk önce Kocaeli Basın üzerinde ortaya çıktı.]]>