?> ?> Gelişmeler arşivleri - Kocaeli Basın https://kocaelibasin.com.tr Yeni Nesil Kocaeli Haber Medyası Sat, 22 Feb 2025 12:50:13 +0000 tr hourly 1 https://wordpress.org/?v=7.0 https://kocaelibasin.com.tr/wp-content/uploads/2024/10/cropped-favicon1-32x32.png Gelişmeler arşivleri - Kocaeli Basın https://kocaelibasin.com.tr 32 32 Yapay Zeka ve Genetik Gelişmeler Beyin Cerrahisinin Rotasını Belirliyor https://kocaelibasin.com.tr/yapay-zeka-ve-genetik-gelismeler-beyin-cerrahisinin-rotasini-belirliyor/ Sat, 22 Feb 2025 12:50:12 +0000 https://kocaelibasin.com.tr/yapay-zeka-ve-genetik-gelismeler-beyin-cerrahisinin-rotasini-belirliyor/ Türk Nöroşirürji Derneği çatısı altında Genç Nöroşirürjiyenler Kurulu mentörlüğündeki Nöroşirürji Öğrenci Çalışma Grubu, bu yıl ikincisini düzenlediği nöroşirürji kongresiyle ülkenin önde gelen bilim insanlarıyla öğrencileri bir araya getirdi.

Yapay Zeka ve Genetik Gelişmeler Beyin Cerrahisinin Rotasını Belirliyor yazısı ilk önce Kocaeli Basın üzerinde ortaya çıktı.]]>
Türk Nöroşirürji Derneği çatısı altında Genç Nöroşirürjiyenler Kurulu mentörlüğündeki Nöroşirürji Öğrenci Çalışma Grubu, bu yıl ikincisini düzenlediği nöroşirürji kongresiyle ülkenin önde gelen bilim insanlarıyla öğrencileri bir araya getirdi. Acıbadem Üniversitesi’nde düzenlenen ve 76 farklı fakülteden, 40 ilden yaklaşık 400 akademisyen, hekim ve öğrencinin katıldığı kongrede “minimal invazif cerrahiler, yapay zeka destekli ameliyatlar ve genetik tabanlı tedaviler” tartışıldı. Öğrencilere beyin cerrahisinin rotasını değiştirecek yeni gelişmeler aktarıldı. 

Acıbadem Üniversitesi, Türk Nöroşirürji Derneği çatısı altında Genç Nöroşirürjiyenler Kurulu mentörlüğündeki Nöroşirürji Öğrenci Çalışma Grubu’nun düzenlediği II. Ulusal Nöroşirürji Öğrenci  Kongresi’ne ev sahipliği yaptı. Türkiye’nin önde gelen bilim insanlarının bir araya geldiği kongrenin koordinatörlüğünü Acıbadem Üniversitesi Tıp Fakültesi, Beyin ve Sinir Cerrahisi Anabilim Dalı Öğretim Üyesi Prof. Dr. Necmettin Pamir yaptı. Beyin ve sinir cerrahisi alanındaki son gelişmelerin ele alındığı “Nöroşirürjiye Bakış: Sahnenin Işıklarını Açmak” isimli kongrede özellikle “minimal invazif cerrahiler, yapay zeka destekli ameliyatlar ve genetik tabanlı tedaviler” masaya yatırıldı. Kongre Başkanı Kenan Kerem Özçınar, kongreye 76 farklı fakülteden, 40 ilden yaklaşık 400 akademisyen, hekim ve öğrenci katıldığını belirtirken Türk Nöroşirürji Derneği Başkanı Prof. Dr. Ömer Hakan Emmez ise öğrencilere seslenerek “Yüksek teknoloji kullanımı, minimal invazif işlemler ve moleküler araştırmalar, nöroşirürjinin geleceğini şekillendirecek. Hep eğitim peşinde koşmalısınız” dedi.

Acıbadem Üniversitesi Tıp Fakültesi Beyin ve Sinir Cerrahisi Anabilim Dalı Öğretim Üyesi Prof. Dr. Necmettin Pamir kongrede yaptığı konuşmada iyi bir beyin cerrahı olmak için öncelikle mükemmeliyetçi olmak gerektiğine dikkat çekerek, “Tıp fakültesinin ikinci sınıfında beyin cerrahı olmaya karar verdim ve işimi hep çok sevdim. Mükemmeliyetçi olup mükemmeli hedeflemeliyiz. Hocalarınızdan daha iyi olabilirsiniz, hatta daha iyi olmak görevinizdir!” diyerek öğrencilere ilham verdi.

Nöroşirürjinin Geleceği: Robotik Cerrahi, Yapay Zeka ve Genetik Analizler 

Mikrocerrahi, beyin cerrahisinde devrim yaratan tekniklerden biri. Teknolojik gelişmelerin hem cerrah hem de hasta açısından büyük avantajlar sağladığını vurgulayan Hacettepe Üniversitesi Tıp Fakültesi, Beyin ve Sinir Cerrahisi Anabilim Dalı Öğretim Üyesi Prof. Dr. Kaya Aksoy “Optik sistemler, robotik cerrahi ve 3 boyutlu teknolojiler, cerrahi müdahaleleri kısa sürede çözülebilir hale getirdi. Yapay zeka, patoloji ve radyolojinin yerine geçebilecek potansiyele sahip artık” diyerek teknolojik gelişmelere dikkat çekti.

Beyin tümörlerinin tanı ve tedavisinde de önemli gelişmeler yaşandığını belirten Acıbadem Üniversitesi Tıp Fakültesi, Beyin ve Sinir Cerrahisi Anabilim Dalı Başkanı Prof. Dr. Koray Özduman, “Beyin tümörlerini artık mikroskop altındaki görüntülerine göre değil, genetik özelliklerine göre tanımlayabiliyoruz. Tümöre tanı koyduğumuzda ise hastanın ne kadar, nasıl yaşayacağını bile söyleyebiliyoruz. Örneğin glioblastom hastaları, bir zamanlar en fazla 1 yıl yaşıyordu, ancak yeni tanı ve tedavi yöntemleri sayesinde 8 yıldır hayatta olan hastalarımız var” diyerek genetik araştırmaların önemini vurguladı.

Acıbadem Üniversitesi Tıp Fakültesi, Tıbbi Patoloji Anabilim Dalı Öğretim Üyesi Doç. Dr. Ayça Erşen Danyeli, mikroskop kullanımının giderek azaldığını ve moleküler analizlerle ilerlediklerine dikkat çekti: “Nöropatologlar olarak sadece hücrenin görüntüsü değil, hücrenin içinde olup biten tüm olaylar bizim ilgi alanımızda, bunları çok ileri teknolojilerle araştırabiliyoruz. Cerrahi ekiple ameliyatlara da giriyor, sadece tanı koymakla kalmıyor, yaptığımız genetik analizlerle aynı zamanda hastalığın nasıl seyredeceği ve hangi tedavinin işe yarayıp yaramayacağıyla ilgili de bilgi veriyoruz. Yaklaşık 140 beyin tümörü tipi var. Kişiselleştirilmiş, hedefe yönelik tedavi ve teknolojiler sayesinde çok zorlandığımız, çok kötü seyreden beyin tümörleri bile artık kontrol altında tutulabilir hale gelmeye başladılar. Yeni nesil dizileme, metilasyon profillemesi ve çok yakında uluslararası bir proje ortaklığı ile başlayacağımız ‘nanopore sekanslama’ en önemli gelişmelerden. Nanopore teknoloji dakikalar içerisinde tümörün DNA’sını analiz ederek tümörün tiplendirmesine büyük katkı sağlıyor. Artık standart tanı ve tedavi yöntemleri geçmişte kaldı”… 

Genetik Araştırmalarla Kişiselleştirilmiş Tedavi Dönemi

Tedavinin daha etkin hale gelmesini sağlayarak hastaların yaşam süresini uzatan en önemli gelişmelerden biri de genetik analizler sonucu gerçekleştirilen kişiye özel tedaviler. Tümörlerin genetik sınıflandırmasının, hastaların sağkalım sürelerini ve tedavi başarısını belirleyen en kritik faktörlerden biri olduğunu söyleyen Bahçeşehir Üniversitesi Tıp Fakültesi, Moleküler Biyoloji Uzmanı Doç. Dr. Timuçin Avşar, genetik analizler sayesinde artık daha doğru, daha hassas bir tümör sınıflandırması yapıldığına dikkat çekti. Doç. Dr. Timuçin Avşar, “Genetik alanındaki gelişmelerin beyin cerrahisi alanında katkıları çok büyük. Çığır açan teknolojiler arasında ise DNA’yı hızlıca analiz eden yeni nesil dizileme (NGS), kanda çok erken evrede tümör hücrelerini tespit eden likid biyopsi, tek hücre dizilemesi, DNA cerrahisi (Genome editing) gibi yöntemler yer alıyor. Artık pek çok farklı genetik belirteçle sınıflandırılabilen farklı glial tümörler ve hedefli tedavi seçeneklerimiz var. FDA onaylı, IDH mutasyonuna özel ilaçlar ise, tedavisi en zor olan glioblastoma tedavisinde umut verici” dedi.  

Sanat Beyni Olumlu Etkiliyor 

Sanatın beyin sağlığını nasıl etkilediğiyle ilgili bir sunum yapan Cerrahpaşa Tıp Fakültesi, Anatomi Anabilim Dalı Öğretim Üyesi Prof. Dr. Mehmet Selman Demirci, “Sanat stres ve kaygıyı azaltır. Müzik ve dans, özellikle Parkinson ve demans hastaları için iyileştirici etkiler sağlayabilir. Resim ve heykel psikolojik rahatsızlıkların tanı ve tedavisinde yardımcı olabilir. Sanat terapisi gibi uygulamaların, gelecekte beyin hastalıklarının tedavisinde daha fazla yerini alacağı öngörülüyor” dedi. 

Acıbadem Sağlık Grubu’dan Beyin ve Sinir Cerrahisi Uzmanı Prof. Dr. Serdar Özgen ise çağımızın önemli bir hastalığı olan “beyin çürümesi”nden söz etti. Teknolojinin insanları tembelleştirdiğini ve insanların IQ’sunun maalesef giderek düştüğünü belirten Prof. Dr. Serdar Özgen, “Odaklanma sorunu, anksiyete ve kronik yorgunluk en sık görülen sıkıntılardan. Stres ve kötü beslenme alışkanlıkları da beyimizi olumsuz etkiliyor” dedi. 

Nöro-Mühendislik Alanında Çığır Açacak Gelişmeler

Koç Üniversitesi Tıp Fakültesi Beyin ve Sinir Cerrahisi Anabilim Dalı Öğretim Üyesi Prof. Dr. İhsan Solaroğlu, önümüzdeki dönemde çığır açacak bilim dallarından, özellikle nöro-mühendislikten söz etti. Prof. Dr. İhsan Solaroğlu, “Mühendislik alanındaki gelişimeler, özellikle de yapay zeka ve akıllı makineler, sağlık teknolojilerinde devrim yaratacak. Beyne benzeyen yeni bilgi işlem aygıtları geliştirilecek. Hibrit nöro-elektronik devreler ile ileride insan-bilgisayar etkileşimi gelişecek. Beyin cerrahları, gelişmiş görüntüleme yöntemleri ve fonksiyonel manyetik rezonans gibi teknolojileri kullanarak ameliyatları daha güvenli ve hassas bir şekilde gerçekleştiriyor. Gerçek zamanlı nöromonitörizasyon, beyin haritalama, nöronavigasyon, ultrason gibi teknolojilerin beyin cerrahisi alanında geniş bir kullanım alanı var. Önümüzdeki 50 yıl içerisinde, inovasyon ve medikal teknoloji uygulamalarının büyük bir kısmı nörobilim ile ilişkili olacak” şeklinde konuştu.

Kaynak: (BYZHA) Beyaz Haber Ajansı

Yapay Zeka ve Genetik Gelişmeler Beyin Cerrahisinin Rotasını Belirliyor yazısı ilk önce Kocaeli Basın üzerinde ortaya çıktı.]]>
Yapay Zeka ve Genetik Gelişmeler Beyin Cerrahisinin Rotasını Belirliyor https://kocaelibasin.com.tr/yapay-zeka-ve-genetik-gelismeler-beyin-cerrahisinin-rotasini-belirliyor-2/ Sat, 22 Feb 2025 12:41:28 +0000 https://kocaelibasin.com.tr/yapay-zeka-ve-genetik-gelismeler-beyin-cerrahisinin-rotasini-belirliyor-2/ Türk Nöroşirürji Derneği çatısı altında Genç Nöroşirürjiyenler Kurulu mentörlüğündeki Nöroşirürji Öğrenci Çalışma Grubu, bu yıl ikincisini düzenlediği nöroşirürji kongresiyle ülkenin önde gelen bilim insanlarıyla öğrencileri bir araya getirdi.

Yapay Zeka ve Genetik Gelişmeler Beyin Cerrahisinin Rotasını Belirliyor yazısı ilk önce Kocaeli Basın üzerinde ortaya çıktı.]]>
Türk Nöroşirürji Derneği çatısı altında Genç Nöroşirürjiyenler Kurulu mentörlüğündeki Nöroşirürji Öğrenci Çalışma Grubu, bu yıl ikincisini düzenlediği nöroşirürji kongresiyle ülkenin önde gelen bilim insanlarıyla öğrencileri bir araya getirdi. Acıbadem Üniversitesi’nde düzenlenen ve 76 farklı fakülteden, 40 ilden yaklaşık 400 akademisyen, hekim ve öğrencinin katıldığı kongrede “minimal invazif cerrahiler, yapay zeka destekli ameliyatlar ve genetik tabanlı tedaviler” tartışıldı. Öğrencilere beyin cerrahisinin rotasını değiştirecek yeni gelişmeler aktarıldı. 

Acıbadem Üniversitesi, Türk Nöroşirürji Derneği çatısı altında Genç Nöroşirürjiyenler Kurulu mentörlüğündeki Nöroşirürji Öğrenci Çalışma Grubu’nun düzenlediği II. Ulusal Nöroşirürji Öğrenci  Kongresi’ne ev sahipliği yaptı. Türkiye’nin önde gelen bilim insanlarının bir araya geldiği kongrenin koordinatörlüğünü Acıbadem Üniversitesi Tıp Fakültesi, Beyin ve Sinir Cerrahisi Anabilim Dalı Öğretim Üyesi Prof. Dr. Necmettin Pamir yaptı. Beyin ve sinir cerrahisi alanındaki son gelişmelerin ele alındığı “Nöroşirürjiye Bakış: Sahnenin Işıklarını Açmak” isimli kongrede özellikle “minimal invazif cerrahiler, yapay zeka destekli ameliyatlar ve genetik tabanlı tedaviler” masaya yatırıldı. Kongre Başkanı Kenan Kerem Özçınar, kongreye 76 farklı fakülteden, 40 ilden yaklaşık 400 akademisyen, hekim ve öğrenci katıldığını belirtirken Türk Nöroşirürji Derneği Başkanı Prof. Dr. Ömer Hakan Emmez ise öğrencilere seslenerek “Yüksek teknoloji kullanımı, minimal invazif işlemler ve moleküler araştırmalar, nöroşirürjinin geleceğini şekillendirecek. Hep eğitim peşinde koşmalısınız” dedi.

Acıbadem Üniversitesi Tıp Fakültesi Beyin ve Sinir Cerrahisi Anabilim Dalı Öğretim Üyesi Prof. Dr. Necmettin Pamir kongrede yaptığı konuşmada iyi bir beyin cerrahı olmak için öncelikle mükemmeliyetçi olmak gerektiğine dikkat çekerek, “Tıp fakültesinin ikinci sınıfında beyin cerrahı olmaya karar verdim ve işimi hep çok sevdim. Mükemmeliyetçi olup mükemmeli hedeflemeliyiz. Hocalarınızdan daha iyi olabilirsiniz, hatta daha iyi olmak görevinizdir!” diyerek öğrencilere ilham verdi.

Nöroşirürjinin Geleceği: Robotik Cerrahi, Yapay Zeka ve Genetik Analizler 

Mikrocerrahi, beyin cerrahisinde devrim yaratan tekniklerden biri. Teknolojik gelişmelerin hem cerrah hem de hasta açısından büyük avantajlar sağladığını vurgulayan Hacettepe Üniversitesi Tıp Fakültesi, Beyin ve Sinir Cerrahisi Anabilim Dalı Öğretim Üyesi Prof. Dr. Kaya Aksoy “Optik sistemler, robotik cerrahi ve 3 boyutlu teknolojiler, cerrahi müdahaleleri kısa sürede çözülebilir hale getirdi. Yapay zeka, patoloji ve radyolojinin yerine geçebilecek potansiyele sahip artık” diyerek teknolojik gelişmelere dikkat çekti.

Beyin tümörlerinin tanı ve tedavisinde de önemli gelişmeler yaşandığını belirten Acıbadem Üniversitesi Tıp Fakültesi, Beyin ve Sinir Cerrahisi Anabilim Dalı Başkanı Prof. Dr. Koray Özduman, “Beyin tümörlerini artık mikroskop altındaki görüntülerine göre değil, genetik özelliklerine göre tanımlayabiliyoruz. Tümöre tanı koyduğumuzda ise hastanın ne kadar, nasıl yaşayacağını bile söyleyebiliyoruz. Örneğin glioblastom hastaları, bir zamanlar en fazla 1 yıl yaşıyordu, ancak yeni tanı ve tedavi yöntemleri sayesinde 8 yıldır hayatta olan hastalarımız var” diyerek genetik araştırmaların önemini vurguladı.

Acıbadem Üniversitesi Tıp Fakültesi, Tıbbi Patoloji Anabilim Dalı Öğretim Üyesi Doç. Dr. Ayça Erşen Danyeli, mikroskop kullanımının giderek azaldığını ve moleküler analizlerle ilerlediklerine dikkat çekti: “Nöropatologlar olarak sadece hücrenin görüntüsü değil, hücrenin içinde olup biten tüm olaylar bizim ilgi alanımızda, bunları çok ileri teknolojilerle araştırabiliyoruz. Cerrahi ekiple ameliyatlara da giriyor, sadece tanı koymakla kalmıyor, yaptığımız genetik analizlerle aynı zamanda hastalığın nasıl seyredeceği ve hangi tedavinin işe yarayıp yaramayacağıyla ilgili de bilgi veriyoruz. Yaklaşık 140 beyin tümörü tipi var. Kişiselleştirilmiş, hedefe yönelik tedavi ve teknolojiler sayesinde çok zorlandığımız, çok kötü seyreden beyin tümörleri bile artık kontrol altında tutulabilir hale gelmeye başladılar. Yeni nesil dizileme, metilasyon profillemesi ve çok yakında uluslararası bir proje ortaklığı ile başlayacağımız ‘nanopore sekanslama’ en önemli gelişmelerden. Nanopore teknoloji dakikalar içerisinde tümörün DNA’sını analiz ederek tümörün tiplendirmesine büyük katkı sağlıyor. Artık standart tanı ve tedavi yöntemleri geçmişte kaldı”… 

Genetik Araştırmalarla Kişiselleştirilmiş Tedavi Dönemi

Tedavinin daha etkin hale gelmesini sağlayarak hastaların yaşam süresini uzatan en önemli gelişmelerden biri de genetik analizler sonucu gerçekleştirilen kişiye özel tedaviler. Tümörlerin genetik sınıflandırmasının, hastaların sağkalım sürelerini ve tedavi başarısını belirleyen en kritik faktörlerden biri olduğunu söyleyen Bahçeşehir Üniversitesi Tıp Fakültesi, Moleküler Biyoloji Uzmanı Doç. Dr. Timuçin Avşar, genetik analizler sayesinde artık daha doğru, daha hassas bir tümör sınıflandırması yapıldığına dikkat çekti. Doç. Dr. Timuçin Avşar, “Genetik alanındaki gelişmelerin beyin cerrahisi alanında katkıları çok büyük. Çığır açan teknolojiler arasında ise DNA’yı hızlıca analiz eden yeni nesil dizileme (NGS), kanda çok erken evrede tümör hücrelerini tespit eden likid biyopsi, tek hücre dizilemesi, DNA cerrahisi (Genome editing) gibi yöntemler yer alıyor. Artık pek çok farklı genetik belirteçle sınıflandırılabilen farklı glial tümörler ve hedefli tedavi seçeneklerimiz var. FDA onaylı, IDH mutasyonuna özel ilaçlar ise, tedavisi en zor olan glioblastoma tedavisinde umut verici” dedi.  

Sanat Beyni Olumlu Etkiliyor 

Sanatın beyin sağlığını nasıl etkilediğiyle ilgili bir sunum yapan Cerrahpaşa Tıp Fakültesi, Anatomi Anabilim Dalı Öğretim Üyesi Prof. Dr. Mehmet Selman Demirci, “Sanat stres ve kaygıyı azaltır. Müzik ve dans, özellikle Parkinson ve demans hastaları için iyileştirici etkiler sağlayabilir. Resim ve heykel psikolojik rahatsızlıkların tanı ve tedavisinde yardımcı olabilir. Sanat terapisi gibi uygulamaların, gelecekte beyin hastalıklarının tedavisinde daha fazla yerini alacağı öngörülüyor” dedi. 

Acıbadem Sağlık Grubu’dan Beyin ve Sinir Cerrahisi Uzmanı Prof. Dr. Serdar Özgen ise çağımızın önemli bir hastalığı olan “beyin çürümesi”nden söz etti. Teknolojinin insanları tembelleştirdiğini ve insanların IQ’sunun maalesef giderek düştüğünü belirten Prof. Dr. Serdar Özgen, “Odaklanma sorunu, anksiyete ve kronik yorgunluk en sık görülen sıkıntılardan. Stres ve kötü beslenme alışkanlıkları da beyimizi olumsuz etkiliyor” dedi. 

Nöro-Mühendislik Alanında Çığır Açacak Gelişmeler

Koç Üniversitesi Tıp Fakültesi Beyin ve Sinir Cerrahisi Anabilim Dalı Öğretim Üyesi Prof. Dr. İhsan Solaroğlu, önümüzdeki dönemde çığır açacak bilim dallarından, özellikle nöro-mühendislikten söz etti. Prof. Dr. İhsan Solaroğlu, “Mühendislik alanındaki gelişimeler, özellikle de yapay zeka ve akıllı makineler, sağlık teknolojilerinde devrim yaratacak. Beyne benzeyen yeni bilgi işlem aygıtları geliştirilecek. Hibrit nöro-elektronik devreler ile ileride insan-bilgisayar etkileşimi gelişecek. Beyin cerrahları, gelişmiş görüntüleme yöntemleri ve fonksiyonel manyetik rezonans gibi teknolojileri kullanarak ameliyatları daha güvenli ve hassas bir şekilde gerçekleştiriyor. Gerçek zamanlı nöromonitörizasyon, beyin haritalama, nöronavigasyon, ultrason gibi teknolojilerin beyin cerrahisi alanında geniş bir kullanım alanı var. Önümüzdeki 50 yıl içerisinde, inovasyon ve medikal teknoloji uygulamalarının büyük bir kısmı nörobilim ile ilişkili olacak” şeklinde konuştu.

Kaynak: (BYZHA) Beyaz Haber Ajansı

Yapay Zeka ve Genetik Gelişmeler Beyin Cerrahisinin Rotasını Belirliyor yazısı ilk önce Kocaeli Basın üzerinde ortaya çıktı.]]>
Prof. Dr. Ersoy Kocabıçak: “DBS’de yeni gelişmeler ele alındı” https://kocaelibasin.com.tr/prof-dr-ersoy-kocabicak-dbsde-yeni-gelismeler-ele-alindi/ Fri, 10 Jan 2025 12:40:11 +0000 https://kocaelibasin.com.tr/prof-dr-ersoy-kocabicak-dbsde-yeni-gelismeler-ele-alindi/ “Derin Beyin Stimülasyonu Derneği 1.

Prof. Dr. Ersoy Kocabıçak: “DBS’de yeni gelişmeler ele alındı” yazısı ilk önce Kocaeli Basın üzerinde ortaya çıktı.]]>
“Derin Beyin Stimülasyonu Derneği 1. Kongresi” alanında uzman isimleri bir araya getirdi

Alanında uzman isimleri bir araya getiren Derin Beyin Stimülasyonu Derneği 1. Kongresi, İstanbul Atlas Üniversitesi Vadi Kampüsünde gerçekleşti. Ulusal Derin Beyin Stimülasyonu Derneği Başkanı, İstanbul Atlas Üniversitesi Rektörü, Beyin ve Sinir Cerrahisi Uzmanı Prof. Dr. Ersoy Kocabıçak, halk arasında “beyin pili” olarak bilinen Derin Beyin Stimülasyonu (DBS) alanında çalışan farklı branştan bilim insanlarının bir araya geldiği kongrede yeni gelişmelerin ele alındığını ve kongrenin oldukça verimli geçtiğini söyledi. Kongreye beyin pili ameliyatlarının öncülerinden olan Uluslararası DBS Derneği Başkanı Prof. Dr. Abdelhamid Benazzouz da katıldı.

Derin Beyin Stimülasyonu Derneği 1. Kongresi, 3-5 Ocak tarihlerinde İstanbul Atlas Üniversitesi’nde gerçekleştirildi.

Beyin pili ameliyatlarının öncülerinden olan Uluslararası DBS Derneği Başkanı Prof. Dr. Abdelhamid Benazzouz ve Maastricht Üniversitesi Beyin ve Sinir Cerrahisi Ana Bilim Dalı Başkanı, Derin Beyin Stimülasyonu Dergisi Editörü Prof. Dr. Yasin Temel ve Fransa’dan katılan yönetim kurulu üyesi Prof. Dr. Elena Moro‘nun katıldığı kongrede Parkinson, tremor, epilepsi, distoni, obsesif kompulsif bozukluk, Tourette Sendromu ve ağır depresyon gibi pek çok farklı hastalıkta beyin pilinin kullanımı, tedavideki etkileri ele alındı.

Prof. Dr. Abdelhamed Benazzouz: “Parkinson’da belirgin fayda sağlanıyor”
İstanbul’da bulunmaktan ve kongreye katılmaktan duyduğu memnuniyeti dile getiren Prof. Dr. Benazzouz, Uluslararası DBS Derneği’nin çalışmaları hakkında bilgi verdi. Parkinson’da artık hastaların çok belirgin fayda görebildiğini ve daha az ilaç ihtiyaçları olduğunu belirten Benazzouz, günümüzde esansiyel tremor, distoni, obsesif kompulsif bozukluk hastalarında ve depresyon hastalarında da derin beyin stimülasyonunun çok başarılı sonuçlar verdiğini söyledi.

Prof. Dr. Benazzouz,Türkiye’deki beyin cerrahlarının Parkinson hastalarına uygulanan derin beyin stimülasyonu ameliyatlarında çok başarılı olduğunu ifade etti.

Prof. Dr. Ersoy Kocabıçak: “DBS öncelikle Parkinson hastalığında kullanılıyor”
Ulusal Derin Beyin Stimülasyonu Derneği Başkanı, İstanbul Atlas Üniversitesi Rektörü, Beyin ve Sinir Cerrahisi Uzmanı Prof. Dr. Ersoy Kocabıçak, düzenledikleri kongre ile özellikle derin beyin stimülasyonu ameliyatlarının hangi endikasyonlarda yapıldığını ve ne gibi sonuçlar doğurduğunu, güncel sonuçları ele aldıklarını söyledi.

Derin Beyin Stimülasyonu Derneği’nde pek çok disiplin ve branşın bir araya geldiğini ifade eden Kocabıçak, “Halk arasında beyin pili olarak bilinen DBS nörolog, beyin ve sinir cerrahisi doktorlarımız, psikiyatristlerimiz, psikologlarımız ve diğer branşlardan hocaların, bilim insanlarının, nörobilimcilerin bir araya geldiği, tamamen multidisipliner yapıda olan ameliyat yöntemidir.  Derin beyin stimülasyonu uygulamaları öncelikle Parkinson hastalığı olmak üzere  el titremeleri (tremor) ve distonide de kullanılıyor.  Aynı zamanda epilepside, bazı psikiyatrik hastalıklarda kullanılan DBS, obsesif kompulsif bozukluk dediğimiz takıntı hastalığında ya da sürekli tiklerin olduğu Tourette Sendromunda, hatta ağır depresyon vakalarında kullanılan bir tedavi yöntemidir” şeklinde konuştu.

Kaynak: (BYZHA) Beyaz Haber Ajansı

Prof. Dr. Ersoy Kocabıçak: “DBS’de yeni gelişmeler ele alındı” yazısı ilk önce Kocaeli Basın üzerinde ortaya çıktı.]]>
Omurga Kemik Metastazında Yeni Gelişmeler Hayat Kurtarıyor! https://kocaelibasin.com.tr/omurga-kemik-metastazinda-yeni-gelismeler-hayat-kurtariyor/ Mon, 18 Nov 2024 10:30:12 +0000 https://kocaelibasin.com.tr/omurga-kemik-metastazinda-yeni-gelismeler-hayat-kurtariyor/ Dünyada her yıl 19 milyon kişi kansere yakalanıyor ve yaklaşık 10 milyon kişi bu hastalık nedeniyle hayatını kaybediyor.

Omurga Kemik Metastazında Yeni Gelişmeler Hayat Kurtarıyor! yazısı ilk önce Kocaeli Basın üzerinde ortaya çıktı.]]>
Dünyada her yıl 19 milyon kişi kansere yakalanıyor ve yaklaşık 10 milyon kişi bu hastalık nedeniyle hayatını kaybediyor. Gerekli önlemler alınmazsa 2040 yılında bu sayının 30 milyona yükseleceği öngörülüyor. Ülkemizde de her yıl yaklaşık 240 bin kişiye kanser tanısı konulduğu belirtiliyor. Son yıllarda kanser tedavilerinde yaşanan önemli gelişmelere paralel olarak yaşam süresi uzadıkça halk arasında ‘kanserin omurga kemiğine sıçraması’ olarak bilinen omurga metastazı ile karşılaşma sıklığı artıyor. Acıbadem Fulya Hastanesi Ortopedi ve Travmatoloji, Ortopedik Onkoloji Uzmanı Prof. Dr. Seyit Ali Gümüştaş,    akciğer ve karaciğerden sonra en sık omurgada kemik metastazı görüldüğüne dikkat çekerek, “Kanser tipine bağlı olarak omurgada metastazın görülme sıklığı yüzde 40 gibi yüksek oranda görülüyor.  Erken tanı ile tedavi ise yaşamsal önem taşıyor. Dolayısıyla kanser hikayesi olan hastalarda boyun, sırt ya da bel ağrısı şikayeti ortaya çıkmış ise ve bu ağrı zamanla artıp istirahatte de devam ediyorsa, mutlaka alanında uzman bir hekime başvurulması gerekiyor” diyor.

En sık görülen belirtilerine dikkat!

Omurgada oluşan kemik metastazları çoğunlukla 40 yaş sonrasında görülüyor ve  kanserin ilerlemiş olduğunu gösteriyor.  Kanserlerin tamamının metastaz yapma ihtimali olsa da en sık meme, prostat, akciğer, böbrek ve tiroit kanserleri omurgaya metastaz yapıyor. Bunun nedeni ise bu kanser tiplerinin toplumda daha yaygın görülmeleri ve yaşam süresinin uzun olması.    Omurga metastazı sıklıkla kanser tedavisi sürecinde olan hastanın şikayeti olmaksızın yapılan rutin taramada veya bazı yakınmalarıyla  hekime başvurduğunda teşhis ediliyor. Omurga metastazlarının en sık görülen ve ilk belirtisi boyun, sırt ya da bel ağrısı oluyor.  Ağrının istirahatte bile dinmemesi ve zamanla şiddetinin artması tipik belirtilerini oluşturuyor.  Prof. Dr. Seyit Ali Gümüştaş, hastanın ilerleyen dönemlerde geceleri ağrı nedeniyle uykudan uyanabildiğini ve standart ağrı kesicilerden yeterli fayda görmeyebildiğini belirterek, “Omurga kemiğine metastaz hastalarında omurilik ya da sinir kökü basısına bağlı olarak kol ya da bacaklarda uyuşma, karıncalanma ve güçsüzlük de ortaya çıkabiliyor. Hasta yürümekte zorluk çekebiliyor. Sinir hasarına bağlı olarak bağırsak ve idrar fonksiyonlarında bozulma gelişebiliyor” diyor. Omurga kemiği metastazı başta yıpranmış omurga hastalıkları (fıtık, dar kanal vs) olmak üzere ağrıya ve sinir basısı bulgularına neden olan birçok omurga problemi ve osteoporoz  (kemik erimesi) ile karışabiliyor. Bunun asıl sebebi hastalarda ortak şikayete neden olmaları. Prof. Dr. Seyit Ali Gümüştaş, bu nedenle özellikle kanser hastalarında ayrıntılı tanı yöntemlerine başvurmanın son derece önemli olduğunu vurguluyor. 

Erken tanı yaşamsal öneme sahip!

Hastaların nadir olarak da metastazın kemiği zayıflatmasının yol açtığı omurga kırığıyla hekime başvurduklarına işaret eden Prof. Dr. Seyit Ali Gümüştaş, “Özellikle gecikmiş vakalarda, omurga kemiğindeki kırık nedeniyle ciddi çökmeye bağlı oluşan kemik parçalarının ya da ilerleyen tümörün omurilik basısı durumunda felç gibi ciddi tablolar gelişebiliyor. Omurgadaki kemik metastazına bağlı kırık gelişimi hastanın beklenen yaşam süresini ve günlük yaşam aktivitelerini olumsuz etkileyeceği için erken tanı ve tedavi yaşamsal önem taşıyor. Kırık gelişmeden yapılacak müdahale ameliyat riskini azaltacağı gibi hastanın gündelik yaşama dönüşünü hızlandırıyor ve ek cerrahi gereksinimini azaltıyor” diyor.  

Tedavide çok önemli gelişmeler yaşanıyor

Omurga kemiği metastazlı kanserlerin tedavisinde temel amaçlar; ağrıyı azaltmak, kırık gelişimini engellemek ve hastanın fonksiyonu ile yaşam kalitesini iyileştirmek. Kanserin tipi, yaygınlığı, kemik yıkımının boyutu, tümörün radyoterapi ve kemoterapiye yanıtı, hastanın genel durumu ve beklenen yaşam süresi tedaviye karar vermede ana etmenleri oluşturuyor. Radyoterapi yöntemi çoğu omurga kemiği metastazı için ilk tedavi seçeneği oluyor ve ameliyat sonrasında tümörün tekrarlama riskini düşürmek için de rutin olarak uygulanıyor. Cerrahi tedaviye özellikle ve sıklıkla kırık riski ya da varlığında, omurilik veya sinir kökü basısında başvuruluyor. Ayrıca radyoterapiye ve medikal tedaviye rağmen ağrının kontrol altına alınamaması ve tümörün tekrarlaması durumunda da tercih ediliyor. Hastanın ve omurga metastazının durumuna göre kapalı yöntemler uygulanabileceği gibi açık yöntemlere de başvurulabiliyor. Prof. Dr. Seyit Ali Gümüştaş, son yıllarda tıp dünyasında ve teknolojide atılan dev adımlar sayesinde kemik metastazlarının tedavisinde çok önemli yenilikler yaşandığını belirterek, “Omurga kemiği metastazlarının tedavisinde yeni gelişmeler; görüntüleme eşliğinde (tomografi, seyyar röntgen) kapalı uygulanan yakma (radyofrekans ablasyon, mikrodalga ablasyon) ve dondurma (krioablasyon) işlemleridir. Bu yöntemler özellikle radyoterapiye dirençli ya da tekrarlamış  (nüks) metastaz varlığında uygulanıyor ve bu hastalarda etkin sonuç alınabilmesi en önemli avantajlarını oluşturuyor. Omurga kemiğindeki tümörün tedavi edilmiş olması hastaların sadece yaşam kalitelerini artırmıyor, ayrıca özellikle tek bir yerde omurga metastazı olan hastalarda beklenen yaşam süresini de uzatıyor. Bu tedavi yöntemlerindeki en kritik nokta ise uygun hasta seçimi ve deneyimli ellerde yapılan titiz uygulamadır’’ diyor

Tümör yüksek ısıda yakılabiliyor!

Ortopedi ve Travmatoloji Uzmanı Prof. Dr. Seyit Ali Gümüştaş, günümüzde omurga kemiği metastazlarında bu uygulamalardan en sık radyofrekans ablasyon ile yakma yönteminin tercih edildiğini belirterek, “Radyofrekans ablasyon, tümör odağının görüntüleme eşliğinde, yüksek ısıda ve kapalı olarak yakılması işlemidir. Yöntem özellikle genel durumu çok iyi olmayan ve açık cerrahiyi tolere edemeyecek hastalarda yaşamsal önem taşıyor. Düşük riskli ve hızlı sonuç alınabilen etkin yöntem olarak kabul ediliyor” diyor.  Seçilmiş hastalarda radyofrekans ablasyon ile tümörü yaktıktan sonra aynı giriş yerinden çimentolama yönteminin de  güvenle uygulanabildiğini belirten Prof. Dr. Seyit Ali Gümüştaş, sözlerine şöyle devam ediyor: “Omurga kemiğine metastaz varlığında en sık uygulanan  ve lokal anestezi altında gerçekleştirilen kapalı çimentolama (vertebroplasti) yönteminde özellikle ağrıda hızlı ve etkili azalma elde edilebiliyor. Hastaların aynı gün taburcu olabildiği bu yöntemde zayıflayan ve çöken omurga güçlendirilerek daha fazla hasarlanması önleniyor. Böylelikle hasta gündelik yaşamına güvenle geri dönebiliyor” Radyofekans ablasyon ve vertebroplasti kapalı işlemler olduğu için hastalar bir gün sonra kemoterapi ya da radyoterapi tedavisine başlayabiliyor. 

Kaynak: (BYZHA) Beyaz Haber Ajansı

Omurga Kemik Metastazında Yeni Gelişmeler Hayat Kurtarıyor! yazısı ilk önce Kocaeli Basın üzerinde ortaya çıktı.]]>