?>
?>
Düzenli pap smear testleri ve HPV aşıları, rahim ağzı kanseri riskini azaltmada önemli rol oynuyor. Erken teşhis önem taşıyor çünkü tedavi şansını artırabiliyor. Doç. Dr. Gökhan Demirayak “Rahim Ağzı (Serviks) Kanseri Farkındalık Ayı” kapsamında “Rahim ağzı kanseri taramaları ve HPV aşılarının önemi” hakkında bilgi verdi.
Belirtiler kanserin evresi ilerledikçe ortaya çıkıyor
Rahim ağzı (serviks) kanseri gelişmemiş ülkelerde en sık görülen jinekolojik kanser iken,gelişmiş ülkelerde tarama testleri ve aşılamalar sayesinde 3. sıraya gerilemiştir. Rahim ağzı kanserinin erken evrelerinde belirtiler genellikle belirgin değildir. Ancak hastalık ilerledikçe aşağıdaki belirtiler ortaya çıkabilir:
• Menopoz sonrası dönemde veya cinsel ilişki sırasında görülen kanama
• Cinsel ilişki sırasında ağrı veya rahatsızlık hissi
• Pelvik bölgede sürekli veya geçici ağrı
• Kokulu, kanlı veya renkli vajinal akıntı
Rutin jinekolojik muayenelerini ve tarama testlerini yaptırmayan kadınlarda sıklıkla anormal kanama ve kötü kokulu akıntı şikayetiyle hekime başvurulmakta ve maalesef rahim ağzı kanseri ileri evrelerde saptanmaktadır. İleri evre hastalıklarda büyük cerrahiler, kemoterapi ve radyoterapi tedavileri gerekmekte ve bu süreç hastalar için çoğu zaman oldukça yıpratıcı olmaktadır. Hastalığın evresi ilerledikçe nüks riski de artmaktadır. Bu sebeple her kanser türünde olduğu tarama testleri ve erken teşhis büyük önem taşımaktadır.
Tarama testleri büyük önem taşıyor
Rahim ağzı kanseri taramasında 21 yaşından sonra ya da ilk cinsel ilişkiden 3 yıl sonra başlamak üzere 30 yaşına kadar 3 yılda bir Pap Smear testi, 30 yaşından sonra ise 5 yılda bir Pap Smear ve yüksek riskli Human Papilloma Virus (HPV) DNA testi önerilmektedir. Bu tarama testlerinin amacı kanser öncesi lezyonlar olan CIN2 ve CIN3’ü saptamak ve kansere dönüşmeden önce bu lezyonları içerecek şekilde rahim ağzını LEEP ya da konizasyon adı verilen işlemle çıkarmak ve böylece kanseri önlemektir. Ülkemizde bu tarama testi aile hekimlikleri, Kanser Erken Teşhis Tarama ve Eğitim Merkezi (KETEM) be Toplum Sağlığı Merkezleri tarafından yaygın olarak yapılmaktadır. Böylece birçok kadın kanser öncesi aşamada yakalanmakta ve tedavi edilmektedir.
HPV aşıları kanser riskini azaltmada etkili rol oynuyor
Rahim ağzı kanserini önlemede ikinci önemli araç ise HPV aşılarıdır. HPV aşıları, özellikle serviks kanseri riskini azaltmada etkili bir rol oynar. Çünkü serviks kanserinin büyük bir çoğunluğu HPV enfeksiyonlarına bağlı olarak gelişir. 9’lu HPV aşısı ülkemizde uygulanmaktadır. Birçok ülkede rutin aşılama programında yer alan bu aşı maalesef ülkemizde rutin aşılama programında yer almamaktadır. 9-26 yaş aralığındaki tüm kız çocuğu/kadın ve erkeğe önerilmektedir. 15 yaşına kadar 2 doz önerilirken, 15 yaş ve üzerinde toplam 3 doz aşı gerekmektedir. Hekimliğin ana görevlerinden biri hastalıkları oluşmadan önlemektir. Bu sebeple rahim ağzı (serviks) kanseri tarama testleri ve HPV aşılarının mutlaka yaptırılması gerekmektedir.
Kaynak: (BYZHA) Beyaz Haber Ajansı
Rahim Ağzı Kanseri Gençlerde de Artış Gösteriyor yazısı ilk önce Kocaeli Basın üzerinde ortaya çıktı.]]>İngiltere’de yapılan geniş çaplı bir araştırmanın sonucuna da işaret eden Prof. Dr. Ebulfez Süleymanlı, “Yalnızlığın insan sağlığı açısından obeziteden daha kötü sonuçlar doğurabileceğini, erken ölüm riskini yüzde 26 artırabildiğini ve artan kardiyovasküler hastalık, demans, felç, depresyon ve anksiyete riskiyle ilişkili olduğunu ortaya koydu.” dedi.
Üsküdar Üniversitesi İnsan ve Toplum Bilimleri Fakültesi Sosyoloji Bölümü Öğretim Üyesi Prof. Dr. Ebulfez Süleymanlı, dijital çağda gençlerde artan yalnızlık duygusunu değerlendirdi.
Gençlerde kronik yalnızlık artıyor!
Son yıllarda dünyada özellikle gençler arasında kronik yalnızlık duygusunun arttığını dile getiren Prof. Dr. Ebulfez Süleymanlı, “Sorunun boyutu şaşırtıcı derecede yüksek. Birleşik Krallık’ta 3,8 milyon insan kronik yalnızlıktan mustarip; ABD’de yetişkinlerin yüzde 36’sı ve gençlerin yüzde 61’i şiddetli yalnızlık yaşıyor. Alman Bertelsmann Vakfı’nın girişimiyle Mart 2024’te Almanya genelinde 2 bin 532 örneklem üzerinden gerçekleştirilen bir araştırmada ankete katılan 16-30 yaş arası gençlerin neredeyse yarısı (Yüzde 46) kendini yalnız hissettiklerini belirtmişlerdir.” dedi.
Yakın çevreleriyle selamlaşmayı bile unutan gençler var…
Türkiye genelinde her yıl gerçekleştirdikleri geniş kapsamlı yalnızlık araştırması sonuçlarına göre de 18-24 yaş arasındaki gençlerin yüzde 40’ının, 55 yaş üstündeki kişilerin ise yüzde 26’sının kendini sıkça yalnız hissettiğini söylediğini kaydeden Prof. Dr. Ebulfez Süleymanlı, şöyle devam etti:
“2021’e göre yaş grupları bazında yalnızlık hissiyatının değişimi incelendiğinde ise 25 yaş üstü grupların hepsinde 2021’e göre yalnızlık hissiyatında artış olduğu görülmekte. Genelde dijital teknoloji bağımlılığının yalnızlığı arttırdığı söylenir ama bunun dışında diğer faktörlerde etkili. Okul ve çalışma hayatının yoğunluğu nedeniyle sosyal çevrenin eksikliği, eğitim hayatında hep en yüksek notu alma ve aile içinde sülaledeki en iyi genç olma baskısı gibi nedenler de gençleri sosyalleşmeden yoksun bırakan ve yalnızlıklarını tetikleyen etkenler. Öte yandan çağdaş ebeveynlerin sürekli kollayıcı tutumlarından dolayı gençler benmerkezci bir anlayışla büyüdükleri için iletişim kurmaya zorlanıyorlar. Ne yazık ki, birbirleri ve yakın çevreleriyle selamlaşmayı bile unutan gençlerimiz var. Bu durum gençlerin sağlıklı ilişkiler kurmasını engellediği için gençlerin yalnızlık hissini derinleştirebiliyor.”
Gerçek buluşmaya zaman ve çaba harcamak istemiyorlar…
Gençlerin yaygın biçimde kullanmakta olduğu sosyal medyanın, kullanım şekline bağlı olarak hem bir sosyalleşme aracı hem de yalnızlaşmalarına neden olan bir alan olarak görüldüğüne vurgu yapan Prof. Dr. Ebulfez Süleymanlı, “İnternet ve sosyal medyanın aşırı kullanımı özellikle gençler arasında gerçek sosyal ilişkilerdeki yüz yüze iletişimin azalmasına ve bu nedenle de sosyal izolasyona yol açmaktadır. Fiziksel olarak bir arada bulunamama, sosyal medyada kısa ileti ve emojilerle gerçekleşen yüzeysel iletişim biçimleri yalnızlaşma duygusunu daha da tetiklemektedir. Pek çok genç gerçek buluşmaya zaman ve çaba harcamak bile istemiyor, romantik ilişkiler bile günümüzde tanışma siteleri aracılığıyla gerçekleşiyor. Araştırmalarda da sosyal medyayı daha sık kullanan gençlerin yalnızlık düzeylerinin daha yüksek olduğu görülmektedir. Burada çift taraflı bir etki söz konusudur. Yalnızlığın sosyal medya kullanımını arttırdığı gibi sosyal medyaya aşırı yönelimin de yalnızlığı arttırabileceğini belirtmektedirler.” diye konuştu.
Yapay zekayla uzun süreli iletişim yalnızlığı derinleştiriyor…
Dolayısıyla sosyal ağların yarattığı yeni sosyallikler içinde yalnızlığı gidermeye çalışan gençlerin daha da yalnızlaşabildiğini kaydeden Prof. Dr. Ebulfez Süleymanlı, şöyle devam etti:
“Sosyal izolasyondaki artış da zamanla yabancılaşmaya ve bireyin kendini daha fazla yalnız hissetmesine neden olabilmektedir. Sosyal medya dışında yalnızlıkla ilgili diğer güncel bir konuda yapay zeka. Yapay zeka teknolojileri de günümüzde hızla gelişen ve halihazırda iletişim kurabilen, insan duygularını iyi bir şekilde simüle edebilen yeni bir olgu. Günümüzde artık yapay zeka araçlarına, ilişki sorunlarımızdan bahsederek ve kendimizi çok kötü hissettiğimizi söylediğimizde, örneğin ChatGPT bize büyük bir şefkatle karşılık verebiliyor. Sosyal destek bağlamında insanların duymak istedikleri tüm sözleri söyleyebiliyor. Dolayısıyla yakın gelecekte hem gençlere hem de diğer yaş gruplarına başvuracak kimsenin kalmadığını hissettiği kriz anlarında yapay zeka geçici bir çözüm olarak görülebilir. Hatta bazı uzmanlar insanın özgüveninin azalmasının yalnızlığı arttırdığı yaklaşımından yola çıkarak, yapay zekanın insanlara pratik yapma ve sosyal becerilerini geliştirme fırsatı vererek ‘bu döngüyü kırmaya’ yardımcı olabileceğini söylemektedirler. Ancak burada da ölçülü olmak önemli. Çünkü kişilerin insanların yerine yapay zekayla uzun süreli iletişim kurmayı tercih etmeleri sosyal medya örneğinde olduğu gibi yalnızlığı daha da derinleştirecektir.”
Yalnız gençlerin işsiz ve eğitimsiz olma olasılıkları daha yüksek
Yalnızlığın uzun vadede gençlerin sosyal becerilerine, akademik başarılarına veya kariyer hedeflerine etkilerine de dikkat çeken Prof. Dr. Ebulfez Süleymanlı, “Araştırmalar, yalnız yaşayan gençlerin işsiz veya eğitimsiz olma olasılıklarının daha yüksek olduğunu, kendilerini daha az çalışabilecek durumda gördüklerini ve sosyal açıdan daha başarılı akranlarına göre sosyal merdivende daha aşağıda olduklarını gösteriyor. King’s College London ve Greenwich Üniversitesi’nden İngiliz bilim insanları uzun süreli ve geniş bir örneklem kitlesi üzerinde yapılan araştırma sonucunda, erken ergenlik dönemindeki yalnızlığın, kişinin gelecekteki sosyo-ekonomik statüsünü zayıflattığını ortaya koydu. Araştırmacılar, 1994-1995 yılları arasında İngiltere ve Galler’de doğan 2 bin 232 kişinin gelişimini takip etti. 12, 18 ve 26 yaşlarındaki kişilerin yalnızlık düzeyleri ve sosyal statüleri değerlendirildi. Katılımcıların istihdam durumu ve istihdam edilebilirliği 18 yaşında değerlendirildi. Yalnızlığın erken yaşlardan itibaren ruh sağlığı üzerinde açık bir etkisi olsa da araştırmada, yalnızlığın kişinin istihdam olanaklarını da olumsuz etkilediği görüldü.” şeklinde konuştu.
Yalnızlık obeziteden daha kötü!
Araştırmanın sonucuna da işaret eden Prof. Dr. Ebulfez Süleymanlı, “Buradan çıkarılan sonuç şu ki, yalnızlık, kişinin işgücü piyasasında rekabet etme yeteneği üzerinde dolaylı sonuçlar doğurabilir. Bu sadece kişinin yaşam şansını azaltmakla kalmıyor, aynı zamanda ekonomiye de doğrudan zarar veriyor. Ayrıca yalnızlığın insan sağlığı açısından obeziteden daha kötü sonuçlar doğurabileceğini, erken ölüm riskini yüzde 26 artırabildiğini ve artan kardiyovasküler hastalık, demans, felç, depresyon ve anksiyete riskiyle ilişkili olduğunu ortaya koydu. Sosyal bağlantılar gençler için hayati önemde. Bu onların uyumlu gelişiminin anahtarıdır. Yüksek zihinsel işlevler prensipte diğer insanlarla etkileşim yoluyla gelişir. İletişim ve entelektüel uyarım olmadan körelebilirler bile.” dedi.
Sevilen işlerin daha sık yapılması öneriliyor…
Yalnızlık hissini azaltmak için gençlere önerilerde de bulunan Prof. Dr. Ebulfez Süleymanlı, “İstesek de istemesek de hepimiz yoğun veya düşük düzeyde yalnızlık duygusuyla karşı karşıyayız. Bu duygu aniden ortaya çıkabilir veya sürekli yoldaşımız olabilir. Her durumda, bu faktörün zamanında fark edilmesi çok önemli. Sosyal bağlantıların güçlendirilmesi, dikkatin diğer insanlara ve dış dünyaya odaklanması, yakın çevre, aile ve arkadaşlarla ilişkilerin canlı tutulması, yakın arkadaşlarla spor ve hobi aktiviteleri, sevilen işlerin daha sık yapılması kronik yalnızlık duygusunu yaşamamak veya bu durumdan kurtulmak için uzmanlar tarafından önerilen yöntemler. Sosyal izolasyonun zararlı etkilerini en aza indirmek için psikolog ve psikoterapistlerden yardım almaktan da çekinilmemeli. Çoğu zaman, kendini yalnız hissetmemek için kişinin sadece sesini duyurmaya ihtiyacı vardır.” şeklinde sözlerini tamamladı.
Kaynak: (BYZHA) Beyaz Haber Ajansı
Gençlerde kronik yalnızlık artıyor… yazısı ilk önce Kocaeli Basın üzerinde ortaya çıktı.]]>