?>
?>
Törende konuşan Devlet Türk Musikisi Konservatuvarı Müdürü Prof. Dr. Özge Gülbey, “Tufan Hocamız 1984 yılında konservatuvarımıza ilk giren öğrencilerden birisiydi. Mezuniyetinden hemen sonra da araştırma görevlisi olarak çalışmaya başlamıştı. 30 yıldır Türk Halk Oyunları Bölümü bünyesinde bağlama ve solfej dersleri vermekteydi. O bağlaması ile hep sahnelerde olmaya alışıktı. Biz de bu nedenle kendisini konservatuvarımızın sahnesinden alkışlarla son yolculuğuna uğurlamak istedik” dedi.
“İşini de öğrencilerini de çok severdi”
Türk Halk Oyunları Bölüm Başkanı Prof. Dr. Mehmet Öcal Özbilgin “Tufan Güldaş hocamızı, arkadaşımızı, dostumuzu kaybetmenin derin üzüntüsünü yaşıyoruz. O kadar iyi bir insanı nasıl anlatmak mümkün olabilir bilemiyorum. Ama sizler, sevenleri onu zaten çok iyi biliyorsunuz. O, meslek yaşamı boyunca bölüme hep herkesten önce gelir, herkesten sonra ayrılırdı. İşini de öğrencilerini de hep çok sevdi. Cumhuriyetin değerlerine hep sahip çıkan bir hocamızdı. Birlikte çalıştığımız uzun yıllar boyunca hiçbir gün ne çalışma arkadaşlarını ne öğrencilerini hiç ama hiç kırmadı. İyilik onun doğasında vardı. Ben pırıl pırıl evlatlarından da görüyorum, öğrencilerinden de görüyorum o misyon devam edecek” diye konuştu.
Konservatuvar öğrencileri adına konuşan Türk Halk Oyunları Bölümü son sınıf Öğrencisi Civan Al ise, “Tufan Hocamızın hepimizin üzerinde çok emeği var. Hocaların hocasıydı. Biz ona öyle diyorduk. Bizlere müzik öğretti, insanlık öğretti daha pek çok şey öğretti. Hep önünde eğildik yine önünde eğiliyoruz. Uğurlar olsun” dedi.
Törende, Öğr. Gör. Tufan Güldaş’ın sevenleri de söz alarak kendisiyle ilgili düşüncelerini ve anılarını paylaştılar. Güldaş’ın dönem arkadaşı ve ses sanatçısı Sevim Taşçı Coşkun “Biz bu konservatuvarın ilk mezunlarıyız. Geldiğimizde müziği bilmiyorduk. Ama çıkarken sadece müzik değil daha pek çok şey öğrendik. Hocalarımızla beraber hiç kırmadan, kırılmadan yol aldık. 40 yıldır hiç kopmadık. İlk dönem mezunları olarak birbirimizden hiç ayrılmadık. Ama Tufan bir başkaydı. Gerçekten çok farklı bir kişiydi” diye konuştu.
Katılımcılar, tören sonunda Öğr. Gör. Güldaş’ı alkışlarla salondan uğurladılar. Güldaş, Bornova Taşkent Camii’nde kılınan cenaze namazının ardından Kemalpaşa Sütçüler Ansızca Mezarlığı’nda toprağa verildi.
Kaynak: (BYZHA) Beyaz Haber Ajansı
Öğr. Gör. Tufan Güldaş son yolculuğuna uğurlandı yazısı ilk önce Kocaeli Basın üzerinde ortaya çıktı.]]>Konuşmasına Cumhuriyet’in tanımını yaparak başlayan Öğr. Gör. Vahip Dursun, “Cumhuriyet, halkın kendi temsilcileri vasıtasıyla yönetilmesidir. Cumhuriyet, milli irade demektir. Milli iradenin üç temel sacayağı vardır. Bunlar; yasama, yürütme ve yargıdır. Cumhuriyet rejimi doğru şekilde uygulanırsa başarılı olur” dedi.
Cumhuriyet’in ilanının tarihi sürecine değinen Öğr. Gör. Dursun, “Cumhuriyete geçişimiz neredeyse yüz yılı aşkın bir zaman aldı. Bu süreç Senedi İttifak’la başladı. Çünkü ilk defa padişahın yetkileri kısıtlandı. Senedi İttifak, bu yönüyle İngiltere’nin Magna Carta’sına benzetilir. Bu gelişmelerin ardından 1839 yılında Tanzimat Fermanı imzalandı ve fermanla birlikte padişahın yetkileri biraz daha kısıtlandı. Tanzimat Fermanı ile azınlıklara verilen haklar, Islahat Fermanı ile daha da artırıldı. 1876’da Sultan 2. Abdülhamid tahta çıkarken devlet adamlarının şart koyduğu Meşrutiyetin İlanı ve Mebusan Meclisinin açılmasını kabul etti. Ancak bir sene sonra meclisi kapattı ve meclis tekrardan 1908 yılında açıldı” diye konuştu.
Öğr. Gör. Dursun, “Mustafa Kemal Atatürk, bir taraftan savaşırken diğer taraftan da parti kurmuş, anayasayı oluşturmuş, kendine bağlı teşkilat ve örgütlenmeye başlamış, meclisi açmış ve Cumhuriyet’e giden yoldaki taşları birer birer döşemiştir. Ancak ‘Cumhuriyet’ kelimesini hiç yüksek sesle telaffuz etmemiştir. Atatürk, 29 Ekim’den bir gece önce hazırladığı anayasanın ilk 6 maddesini belirlemişti. 29 Ekim günü meclis kürsüsüne çıkıp bu altı maddeyi okuması için Meclis Katibi Ruşen Eşref’e verdi. Daha sonra meclisteki oylama sonucunda 158 delegenin oyuyla Mustafa Kemal Cumhurbaşkanı seçildi” dedi.
Kaynak: (BYZHA) Beyaz Haber Ajansı
Öğr. Gör. Dursun, “Cumhuriyet, milli irade demektir” yazısı ilk önce Kocaeli Basın üzerinde ortaya çıktı.]]>Programın açılışında konuşan Dekan Yardımcısı Prof. Dr. Tolga Dinçer, sözlerine Mustafa Kemal Atatürk ve silah arkadaşlarını anarak başladı. Prof. Dr. Dinçer, “Öğrenci odaklı, tam akredite, araştırma üniversitemizin bir geleneği hâline gelen ‘Cumhuriyet ve Atatürk Günleri’ etkinlikleri kapsamında Cumhuriyetimizi ve Cumhuriyetimizin kurucusu Mustafa Kemal Atatürk’ü anlamak, gelecek nesillere anlatmak için bu tür etkinlikleri düzenliyoruz” dedi.
“Atatürk her zaman cumhuriyeti hedefledi”
Öğr. Gör. Latif Daşdemir, sözlerine Cumhuriyet’in 101’inci yıl dönümünü kutlayarak başladı. Daşdemir, “Ülkemizin yönetim şekli olan Cumhuriyet’in önemini daima hatırlamamız gerekiyor. Bu dönemleri hatırlayan veya önemini kavramış Türk aydınlarının bu konudaki hatırlatmalarına daha fazla ihtiyacımız vardır” dedi.
Mustafa Kemal Atatürk’ün, cumhuriyetçi fikirlere, Cumhuriyet’in ilanından çok daha önce sahip olduğunu dile getiren Öğr. Gör. Daşdemir, “Henüz Şam`a gitmeden önce arkadaşlarıyla gerçekleştirdiği sohbetlerde, Mustafa Kemal Atatürk’ün cumhuriyet vurgularını görebiliyoruz. Atatürk, İttihat ve Terakki’den farklı olarak cumhuriyetçi ve inkılapçı görüşlere sahipti. Daha 1905 yılında Osmanlının yıkılışını görmüştü, onun küllerinden yeni ve modern bir Türk devleti çıkarmak istiyordu. Atatürk, her zaman cumhuriyeti hedefledi, bu uğurda mücadele etti. Şayet sarf ettiği ‘Türk milletinin karakterine ve adetlerine en uygun olan yönetim, cumhuriyet yönetimidir’ sözleri de bunun bir göstergesiydi” diye konuştu.
Kaynak: (BYZHA) Beyaz Haber Ajansı
Öğr. Gör. Daşdemir, “Cumhuriyet’in önemini daima hatırlamamız gerekiyor” yazısı ilk önce Kocaeli Basın üzerinde ortaya çıktı.]]>