?>
?>
Tiroid hastalıkları, metabolizma, vücut ısısı ve bağışıklık sistemini etkileyen kritik hormonları üreten tiroid bezinde meydana gelir. Hipotiroidi ve hipertiroidi gibi hormon dengesizlikleri genellikle ilaç tedavisiyle kontrol altına alınsa da, bazı durumlarda cerrahi müdahale gerekebilir. Doç. Dr. Türkmen Sarıyıldız, tiroid hastalıklarının cerrahi tedavi sürecini ve dikkat edilmesi gereken noktaları detaylandırdı.
Tiroid bezinin sağlık üzerindeki önemi nedir?
Tiroid, boynun ön kısmında yer alan kelebek şeklinde bir bez olup, vücudun metabolizmasını düzenleyen tiroksin (T4) ve triiyodotironin (T3) hormonlarını üretir. Bu hormonlar enerji üretimi, vücut ısısının düzenlenmesi, büyüme ve gelişme gibi birçok önemli süreçte rol oynar. Aynı zamanda ruh hali ve psikolojik denge üzerinde de etkisi vardır. Tiroid bezinin düzgün çalışmaması hipotiroidi veya hipertiroidi gibi sorunlara yol açarak kalp hastalıkları, obezite, depresyon gibi ciddi sağlık problemlerine zemin hazırlayabilir. Bu nedenle, tiroid bezinin sağlığı genel vücut dengesi için kritik önemdedir.
Doç. Dr. Türkmen Sarıyıldız, tiroid hastalıklarının iki ana grupta incelendiğini belirtiyor: Nodüler guatr ve difüz guatr.
Doç. Dr. Türkmen Sarıyıldız, “Nodüler guatr, tiroid bezinde tek veya çok sayıda nodül oluşmasıyla karakterizedir. Tek nodül genellikle iyi huylu olsa da, bazen kanser riski taşıyabilir. Bu durumda, ince iğne aspirasyon biyopsisi ile patolojik tanı konulması ve cerrahi tedavinin planlanması gerekir,” diyor. Difüz guatr ise genellikle cerrahiye ihtiyaç duymayan, yaygın tiroid büyümesi ile karakterize bir durumdur.
Cerrahi müdahale ne zaman gerekir?
Tiroid hastalıkları genellikle endokrinologlar tarafından ilaçla tedavi edilir. Ancak, ilaç tedavisine yanıt alınamayan ya da tiroid bezinin büyümesi nedeniyle soluk borusu veya ses telleri üzerinde baskı oluştuğunda cerrahi müdahale gündeme gelir. Doç. Dr. Türkmen Sarıyıldız, bu tür durumlarda bilateral total tiroidektomi operasyonu ile kesin ve kalıcı tedavi sağlanabileceğini ifade ediyor. Bu operasyon, her iki tiroid bezinin tamamen çıkarılmasını içerir.
Tiroid kanseri: Türleri, belirtileri ve tedavi yöntemleri
Papiller tiroid kanseri, tüm tiroid kanserleri arasında en yaygın görülen türdür ve tiroid kanserlerinin yüzde 80-85’ini oluşturur. Bu kanser türü genellikle yavaş ilerler ve erken dönemde teşhis edildiğinde tedaviye iyi yanıt verir. Doç. Dr. Türkmen Sarıyıldız, papiller tiroid kanserinin genellikle lenf nodlarına yayılma eğiliminde olduğunu ve bu nedenle boyunda şişlik ya da ele gelen kitle ile kendini gösterebileceğini belirtiyor. Tanıda ultrasonografi ve ince iğne aspirasyon biyopsisi önemli rol oynar. Papiller tiroid kanserinin tedavisinde ilk seçenek cerrahi müdahale olup, gerekli durumlarda radyoaktif iyot tedavisi uygulanabilir.
Tiroid kanserleri içinde daha nadir görülen bir tür olan medüller tiroid kanseri, yüzde 5 ila 10 oranında rastlanır. Doç. Dr. Türkmen Sarıyıldız, medüller tiroid kanserinin parafoliküler C hücrelerinden köken aldığını ve bu hücrelerin salgıladığı kalsitonin hormonunun tanı koymada kritik bir rol oynadığını vurguluyor. “Kalsitonin seviyeleri 500’ün üzerine çıktığında, hastada mutlaka diğer organlara yayılma riski araştırılmalıdır,” diye ekliyor. Medüller tiroid kanserinde tedavi genellikle cerrahi müdahale ile yapılır, ancak hastalığın yayılımına göre ek tedavi yöntemleri de gerekebilir.
Foliküler tiroid kanseri, tiroid dokusunun invazyonu ile karakterize bir kanser türüdür. Doç. Dr. Türkmen Sarıyıldız, foliküler tiroid kanserinin genellikle vücudun uzak bölgelerine, özellikle de kemiklere ve akciğere metastaz yapma riski taşıdığını belirtiyor. Tedavi sürecinde cerrahi müdahale ilk adımdır; tümörün çapı ve yayılımına bağlı olarak ameliyat sonrası radyoaktif iyot tedavisi de uygulanabilir.
Tiroid hastalıklarının belirtileri nelerdir?
Tiroid hastalıkları, hormonların az veya çok salgılanmasına bağlı olarak farklı belirtiler gösterir. Hipertiroidi ellerde titreme, aşırı terleme, sinirlilik ve saç dökülmesi gibi belirtilerle kendini gösterirken, hipotiroidi kabızlık, hareketlerde yavaşlama, ödem, saç kırılması ve ses kalınlaşması gibi semptomlara yol açar.
Kronik ve akut tiroiditler
Tiroidit, tiroid bezinin iltihaplanması sonucu oluşur. Doç. Dr. Türkmen Sarıyıldız, akut tiroiditlerin genellikle boyunda ağrı ve viral enfeksiyon sonrası gelişen şikayetlerle ortaya çıktığını, kronik tiroiditlerin ise otoimmün bir hastalık olarak karşımıza çıktığını belirtiyor. “Kronik tiroiditli hastalar, endokrinoloji doktorları tarafından takip edilmelidir,” diye ekliyor.
Sonuç olarak, tiroid hastalıklarının tedavisinde cerrahi müdahale, özellikle ilaç tedavisine yanıt vermeyen durumlarda devreye giriyor. Cerrahi operasyonlar, hastaların yaşam kalitesini artırarak tiroid kaynaklı sorunları kalıcı olarak çözmeyi hedefliyor. Doç. Dr. Türkmen Sarıyıldız, bu süreçte doğru tanı ve tedavi planlamasının önemine vurgu yapıyor.
Kaynak: (BYZHA) Beyaz Haber Ajansı
Sık görülen tiroid hastalıklarına dikkat! yazısı ilk önce Kocaeli Basın üzerinde ortaya çıktı.]]>
Çocuklarda en sık görülen hastalıkların başında gelen grip (influenza), özellikle kapalı ortamlarda çok kolay bulaşır. Hapşırık ve öksürükle ortama çıkan canlı virüsler; gerek damlacık gerekse kapı kolları, masa vb yüzeylerdeki virüse elle temas edilmesi sonucu diğer bireylere de geçebilir. Tokalaşma, öpüşme ve bir metreden daha yakın mesafeden konuşma da bulaştırıcılık için risk faktörüdür. Ateş, baş ağrısı, halsizlik, kas ağrısı, öksürük ve boğaz ağrısı gibi bulgularla ortaya çıkar. Tedavide gecikildiğinde bakteriyel enfeksiyonun eklenmesiyle akciğer enfeksiyonu ve orta kulak iltihabı gelişebilir. Tedavisinde antibiyotiğin yeri yoktur ancak sinüzit, kulak iltihabı veya zatürre vb gelişirse gerekir. Aksi taktirde bakterilerin direnç kazanmasına neden olur.
Korunma yolları: Dr. Ülkü Yılmaz Tıraş “Grip enfeksiyonundan korunmada en önemli yöntem aşılamadır. Aşının yumurta alerjisi olmayan 6 aydan – 6 yaşa kadar çocuklara rutin yapılması önerilmektedir. Elleri doğru yıkamak, gün içinde yüze sürmemek, sosyal mesafeye dikkat etmek, maske takmak ve ortamı sık ve düzenli havalandırmak çok önemlidir” diyor.
Nezle de grip gibi viral enfeksiyondur ancak farklı etkenlerden oluşur. Nezleye sebep olan 200’den fazla virüs olduğunu belirten Dr. Ülkü Yılmaz Tıraş “Nezle gribe göre ayakta geçirilebilen bir enfeksiyondur. Süt çocuklarında genellikle ateş, burun akıntısı görülür. Daha büyük çocuklarda burun tıkanıklığı-akıntısı, öksürük, boğaz ağrısı, ses kısıklığı gibi bulgular olabilir. Çocukların bağışıklıkları zayıf olduğu, hijyen kurallarına tam uyamadıkları ve okul, kreş gibi kapalı yerlerde uzun zaman geçirdikleri için hava yoluyla ve direkt temas yoluyla çok kolaylıkla virüs bulaş imkanı bulur. İki haftaya kadar bulaştırıcılık devam eder” diyor. Doktor önerisi olmadıkça takviye ürünlerin kullanımından kaçınılması gerektiğini belirten Dr. Ülkü Yılmaz Tıraş, hastalığın ardından kulak enfeksiyonu, astım atağı, sinüzit, alt solunum yolu enfeksiyonu olursa antibiyotik tedavisi gerekebildiğini söylüyor.
Korunma yolları: Nezleden korunmada; sağlıklı beslenme, yeterli uyku, ellerin sık sık yıkanması, genel hijyen kurallarına dikkat edilmesi ve maske takılması büyük önem taşıyor.
Özellikle kapalı ortamlarda çok yüksek bulaş riski taşıyan, öksürük, hapşırık ve konuşurken ortama yayılabilen damlacıklar yoluyla bulaşan beta enfeksiyonu en sık 5-15 yaşları arasında görülür. Dr. Ülkü Yılmaz Tıraş “A Grubu Beta Hemolotik Streptokok, okul çağı çocuklarıyla temas halinde olan küçük çocuklarda da görülebilir. Hastayla temas ve solunum yoluyla bulaşır. Bulaştırıcılık akut dönemde daha sıktır” diyor. Mutlaka doktor tedavisi gerektiğini vurgulayan Dr. Tıraş, çocuğun ateşsiz 24 saat geçirinceye kadar evde dinlenmesinin önemli olduğunu, oda nemlendiricisinin de rahat nefes almasına destek sağlayabileceğini belirtiyor.
Korunma yolları: Hasta kişilerden uzak durmak, yemekten önce ve tuvaletten sonra mutlaka elleri doğru yıkamak, sabun yoksa yüzde 60 alkol bazlı el dezenfektanı kullanmak, göz, burun ve ağıza kirli elle dokunmamak gerektiğini öğretmek, oyuncakla oynadıktan sonra el temizliği yapmasını sağlamak çok önemli.
Çocukluk çağında özellikle de sonbahar ve kış aylarında çok sık görülen orta kulak iltihabına çoğunlukla üst solunum yolu enfeksiyonu neden olur. Kulak ağrısı, ateş ve huzursuzluğa yol açan orta kulak iltihabında doktor önerisiyle antibiyotiğe başlanabilir ve ek sorunların riski azaltılır. Kalıcı işitme kayıplarına sebep olduğu için orta kulak iltihabının tedavisine mutlaka hızlıca başlanmalıdır. Dr. Ülkü Yılmaz Tıraş “Çocuğunuz yıl boyu 5’in üzerinde orta kulak iltihabı oluyorsa geniz eti, alerji ve bağışıklık sistemi açısından değerlendirilmelidir” diyor.
Korunma yolları: Orta kulak iltihabından korunmak için üst solunum yolu enfeksiyonlarında olduğu gibi; kapalı ortamlarda düzenli ve sık havalandırma, çocuğu sigara dumanına maruz bırakmamak, hijyen kuralları, maske ve sosyal mesafeye dikkat etmesi yönünde çocuğu bilinçlendirmek gerekir.
Kaynak: (BYZHA) Beyaz Haber Ajansı
Bugünlerde Çocuklarda En Sık Görülen 4 Hastalık! yazısı ilk önce Kocaeli Basın üzerinde ortaya çıktı.]]>