?>
?>
Buca Belediyesi, uzun yıllar boyunca atıl duran tarihi demiryolu hattını yenileyerek ilçenin merkezinde modern ve konforlu yeni bir yaşam alanı yaratıyor. Çalışmalarında sona yaklaşılan proje kapsamında demiryolu hattı, yeşil alanlar, yürüyüş ve bisiklet yolları, dinlenme noktaları, egzersiz ve çocuk oyun alanları ile donatılıyor. Tarihi demiryolu rayları da modern projeye entegre edilerek Buca’nın geçmişine atıfta bulunuluyor. Engelli dostu uygulamaları ile dikkat çeken alanda, bir de çay kahve gibi ürünlerin uygun fiyata sunulacağı Vagon Kafe hizmete açılacak.
ŞİMDİDEN UĞRAK NOKTASI OLDU
Toplam 2 bin metre uzunluğundaki alan, çalışmalar henüz sonlanmamış olmasına rağmen vatandaşların uğrak noktası oldu. Yapılan projeden duydukları memnuniyeti dile getiren Bucalılar, Buca Belediyesi’ne teşekkür ederek, semtin çehresinin değiştiğini söyledi.
YENİ BİR NEFES ALANI
Bir Bucalı olarak, yakın zamanda sonlanacak projenin kendisini çok mutlu ettiğini ifade eden Buca Belediye Başkanı Mimar Görkem Duman, şöyle konuştu:
“Uzun yıllardır atıl olan bir alanı günümüzle buluşturuyoruz. Yeni bir nefes alanı yaratarak değerli Bucalıların hizmetine sunacağız. Tarihi demiryolu hattı ilçede eski Buca ruhunu yaşatan önemli bir alan. Bu çalışmamız Buca’nın geçmişine saygı projesi olacak. Hepimizin hatıralarında önemli izler bırakan bu noktayı yeniden ilçemize kazandıracağımız için çok mutluyuz. Dokuz Eylül Üniversitesi Eğitim Fakültesi’nin hemen yanı başında olan 5 dönümlük alan için de öğrenci odaklı modern bir proje hazırlıyoruz. Proje kapsamında, tarihi istasyon binası yenilenerek, öğrenci lokantası ve kitap kafeye dönüştürülecek. İlçede hayata geçirdiğimiz çalışmalarda, kent belleğinden, tarihinden ve dokusundan kopmadan çevreye uygun bir şekilde ilerlemeye özen gösteriyoruz. Bu tutumumuz diğer çalışmalarımız için de devam edecektir.”
NE YAPILIYOR?
Projenin başlangıç alanı, tarihi tren istasyonundan Seyfi Demirsoy Devlet Hastanesi’ne uzanıyor. 305 metrelik bu alanda bin 450 metrekare yeşil alan oluşturularak belli kısımlarında raylar gün yüzünde bırakıldı, ayrıca burada 40 araçlık otopark yapılıyor.
İkinci alan, Seyfi Demirsoy Devlet Hastanesi’nden Hipodrom kavşağına kadar olan bin 250 metrelik kısmı kapsıyor. Burada bisiklet yolu ve yumuşak zemin olarak adlandırılan yürüyüş yolu, bir adet basketbol sahası, iki adet fitness alanı, iki adet ileri yaş grubu egzersiz alanı, 23 araçlık otopark yer alıyor. Ayrıca farklı tipte ağaçlar, çiçek ve bitkiler dikilip çim çalışması yapılarak 4 bin metrekare yeşil alan oluşturulacak. Üçüncü alan ise Şirinyer Hipodrom kavşağından İzban İstasyonu’na kadar olan 350 metrelik mesafeden oluşuyor. Burada, tarihi tren yolu hattını korumak amacıyla raylar ve ahşap traversler açık bırakıldı ve bu hattın içerisine zeytin ağacı, farklı tipte bitkiler dikilerek hattın içi yeşillendirildi. Bu hattın sağ kolunda, bin 400 metrekare yeşil alan oluşturularak peyzaj çalışması yapılıyor.
Kaynak: (BYZHA) Beyaz Haber Ajansı
Buca’nın nostaljik demiryolu hattını günümüze taşıyan projede son viraj yazısı ilk önce Kocaeli Basın üzerinde ortaya çıktı.]]>Buca Belediyesi, uzun yıllar boyunca atıl duran tarihi demiryolu hattını yenileyerek ilçenin merkezinde modern ve konforlu yeni bir yaşam alanı yaratıyor. Çalışmalarında sona yaklaşılan proje kapsamında demiryolu hattı, yeşil alanlar, yürüyüş ve bisiklet yolları, dinlenme noktaları, egzersiz ve çocuk oyun alanları ile donatılıyor. Tarihi demiryolu rayları da modern projeye entegre edilerek Buca’nın geçmişine atıfta bulunuluyor. Engelli dostu uygulamaları ile dikkat çeken alanda, bir de çay kahve gibi ürünlerin uygun fiyata sunulacağı Vagon Kafe hizmete açılacak.
ŞİMDİDEN UĞRAK NOKTASI OLDU
Toplam 2 bin metre uzunluğundaki alan, çalışmalar henüz sonlanmamış olmasına rağmen vatandaşların uğrak noktası oldu. Yapılan projeden duydukları memnuniyeti dile getiren Bucalılar, Buca Belediyesi’ne teşekkür ederek, semtin çehresinin değiştiğini söyledi.
YENİ BİR NEFES ALANI
Bir Bucalı olarak, yakın zamanda sonlanacak projenin kendisini çok mutlu ettiğini ifade eden Buca Belediye Başkanı Mimar Görkem Duman, şöyle konuştu:
“Uzun yıllardır atıl olan bir alanı günümüzle buluşturuyoruz. Yeni bir nefes alanı yaratarak değerli Bucalıların hizmetine sunacağız. Tarihi demiryolu hattı ilçede eski Buca ruhunu yaşatan önemli bir alan. Bu çalışmamız Buca’nın geçmişine saygı projesi olacak. Hepimizin hatıralarında önemli izler bırakan bu noktayı yeniden ilçemize kazandıracağımız için çok mutluyuz. Dokuz Eylül Üniversitesi Eğitim Fakültesi’nin hemen yanı başında olan 5 dönümlük alan için de öğrenci odaklı modern bir proje hazırlıyoruz. Proje kapsamında, tarihi istasyon binası yenilenerek, öğrenci lokantası ve kitap kafeye dönüştürülecek. İlçede hayata geçirdiğimiz çalışmalarda, kent belleğinden, tarihinden ve dokusundan kopmadan çevreye uygun bir şekilde ilerlemeye özen gösteriyoruz. Bu tutumumuz diğer çalışmalarımız için de devam edecektir.”
NE YAPILIYOR?
Projenin başlangıç alanı, tarihi tren istasyonundan Seyfi Demirsoy Devlet Hastanesi’ne uzanıyor. 305 metrelik bu alanda bin 450 metrekare yeşil alan oluşturularak belli kısımlarında raylar gün yüzünde bırakıldı, ayrıca burada 40 araçlık otopark yapılıyor.
İkinci alan, Seyfi Demirsoy Devlet Hastanesi’nden Hipodrom kavşağına kadar olan bin 250 metrelik kısmı kapsıyor. Burada bisiklet yolu ve yumuşak zemin olarak adlandırılan yürüyüş yolu, bir adet basketbol sahası, iki adet fitness alanı, iki adet ileri yaş grubu egzersiz alanı, 23 araçlık otopark yer alıyor. Ayrıca farklı tipte ağaçlar, çiçek ve bitkiler dikilip çim çalışması yapılarak 4 bin metrekare yeşil alan oluşturulacak. Üçüncü alan ise Şirinyer Hipodrom kavşağından İzban İstasyonu’na kadar olan 350 metrelik mesafeden oluşuyor. Burada, tarihi tren yolu hattını korumak amacıyla raylar ve ahşap traversler açık bırakıldı ve bu hattın içerisine zeytin ağacı, farklı tipte bitkiler dikilerek hattın içi yeşillendirildi. Bu hattın sağ kolunda, bin 400 metrekare yeşil alan oluşturularak peyzaj çalışması yapılıyor.
Kaynak: (BYZHA) Beyaz Haber Ajansı
Buca’nın nostaljik demiryolu hattını günümüze taşıyan projede son viraj yazısı ilk önce Kocaeli Basın üzerinde ortaya çıktı.]]>İznik Belediyesi hayata geçirdiği “Yaşayan İznik Hazineleri” projesi kapsamında 34.belgeselinde İznik’te bir çok alanda faaliyet göstermiş Mahmut Usta (82) ve Kamil Özbek’in (78) hayatını ele aldı.
Unutulmaya yüz tutmuş el sanatlarının ustaları ile mesleklerinde yarım asrı devirmiş kişilerin hayatları İznik Belediyesi Basın Yayın ve Halkla İlişkiler Müdürlüğü’nün “Yaşayan İznik Hazineleri” projesi kapsamında belgeselleştirilmeye devam ediyor. Bu kapsamda son olarak İznik’in geçmişini ve sosyal hayatını hatıraları ve yaşanmışlıklarıyla ekrana aktaran Mahmut Usta ve Kamil Özbek’in hayatları ele alındı.
Mahmut Usta 1943, Kamil Özbek ise 1947 yılında İznik’te dünyaya gelirler. O yıllarda İznik’te tek ilkokul olan Kılıçaslan İlkokulu’nda başladıkları okul hayatı orta okul da farklı yerlerde devam eder. Çocukluk ve gençlik yıllarını geçirdikleri İznik’te birçok anı biriktirirler. Mahmut Usta Hava Astsubayı olarak meslek hayatına başlarken, Kamil Özbek’te Adliye de memur olarak mesleğine başlar. İznik’ten bağlarını hiçbir zaman koparmayan iki arkadaş emekli olduktan sonra yine İznik’te buluşarak yeni anılar biriktirmeye devam ederler. Yaşayan İznik Hazineleri 34. Bölümü’nde izleyiciyle buluşan hayat hikâyeleri büyük beğeni toplamaya devam ediyor.
Kaynak: (BYZHA) Beyaz Haber Ajansı
Geçmişten Günümüze İznik’i Anlattılar yazısı ilk önce Kocaeli Basın üzerinde ortaya çıktı.]]>Doç. Dr. Zafer Derin, sunumunda Smyrna’da bulunan 100-150 bin yıl öncesine kadar uzanan insan izlerini ve bu coğrafyada yaşamış ilk toplumları anlattı. İlk Egelilerin yaşam tarzı, mimarisi ve özgün yaşam modelleriyle dikkat çeken bir topluluk olduğunu belirten Doç. Dr. Zafer Derin “İkiz Göller çevresinde neredeyse 30-35 bin yıl öncesine ait taş aletleri var. Yaptığımız araştırmalarda kent ve kentin dışında farklı yerleşimler olduğunu, 8-9 bin yıl öncesine kadarki süreçler içinde de artık insanların tarım, hayvancılık, avcılık yerleşim modeline sahip olduğunu görüyoruz” dedi.
“Özgür ve rahat yaşayacakları evleri tercih etmişler’’
Egeli insanların geçmişten günümüze toplumsal yapısı hakkında bilgi veren Doç. Dr. Zafer Derin, “Egeliler, devşirme malzeme kullanarak kendi duvarlarını örmüşler, bu da gösteriyor ki bu toplumlar, atık bırakmayan toplum. Egelilerin ikinci özelliği ise özgürlüklerine düşkün olmaları. Evleri birbirinden ayrı ve her evin kendi bahçesi var. Doğu Anadolu ve İç Anadolu’daki yerleşimler gibi dip dibe, ortak duvarlı ve ortak çatılı bir yapı tarzını benimsemiyorlar. Özgür ve rahat yaşayacakları evleri tercih ediyorlar” dedi.
Doç. Dr. Zafer Derin, evlerin ana dizaynının kanal etrafında yer almasından dolayı Egelilerin suyu yöneten bir toplum olduğunu belirterek “Gökdere’den gelen suyu yönlendirmişler ve yerleşimin tam ortasına almışlar. İki tarafını da set duvarlarıyla çevirmişler. Dolayısıyla yaşam alanına ilk suyu getiren topluluktur diyebiliriz. Kontrollü kullanımla set duvarlarını her dönemde yükselterek taşkınları engellemişler. En çok rastlanan malzeme balık ağı. Yoğun balıkçılık faaliyetleri gerçekleştirmişler. En çok Siros Adası’na ticaret yapmışlar çünkü o dönemde adalara yürüyerek de geçilebiliyordu. Siros Adası’ndan da yeşim taşı ticareti yaparak yeşim taşını balta yapımında kullanmışlar’’ diye konuştu.
Doç. Dr. Zafer Derin, İzmir’in panterin en çok avlandığı yer olduğundan bahsederek, “Yapılan çalışmalarda neolitik çağda çanak ve çömleklerin üzerlerinde panter motiflerine rastlanmıştır. Bizler, panter kemiklerini daha çok Yassıtepe’de çıkardık ve orada prestij için avlandıklarını görüyoruz. Bulunan kemiklere DNA testi yaparak onları İzmir’de korumaya çalışmaktayız” dedi.
“Bu etkinlik aktif müze anlayışının en güzel örneklerinden biri’’
Etkinliğe katılmaktan duyduğu memnuniyeti dile getiren Doç. Dr. Derin, “Müze kavramı içinde sosyal faaliyetlerle, söyleşilerle ve aynı zamanda diğer faaliyetlerle birlikte bütüncül olarak yer almak çok önemli. Bu açıdan aktif müze anlayışının en güzel örneklerinden birinin Doç. Dr. Dilek Maktal Canko hocamızın sayesinde gerçekleşmesi çok anlamlı. Bir Ege Üniversitesi mensubu olarak bu durumdan çok mutluyum’’ diye konuştu.
Söyleşi sonunda Etnografya Müzesi Müdürü Doç. Dr. Dilek Maktal Canko tarafından Doç. Dr. Zafer Derin’e “Teşekkür Belgesi” takdim edildi.
Kaynak: (BYZHA) Beyaz Haber Ajansı
Prof. Dr. Zafer Derin, geçmişten günümüze İzmir’de yaşayan toplumların yaşam şekillerine ışık tuttu yazısı ilk önce Kocaeli Basın üzerinde ortaya çıktı.]]>Dr. Öğr. Üyesi Aytekin Erdoğan, “Cumhuriyetin kuruluşundan itibaren, Atatürk, arkeoloji alanında yapılacak olan çalışmaları gerçekleştirmek ve kültürel zenginliğimize sahip çıkmak düşüncesiyle pek çok öğrenciyi, uzmanlaşmaları için yurt dışına gönderdi. Bu öğrenciler, yurt dışından döndükten sonra ülkenin çeşitli bölgelerinde kazı çalışmaları yürüttüler. Biz de zamanında bu çalışmaları yürüten bilim insanlarının üçüncü kuşak bilim insanları olarak onların çalışmalarını devam ettiriyoruz. Atatürk’ün o dönem yapmak istediği şey, Anadolu toprakları üzerinde var olan kültürlerin ortaya çıkarılması, korunması ve anlaşılmasını sağlamaktı. Bu kapsamda Türk Tarih Kurumu’nu ve Türk Dil Kurumu’nu kurdu. Anadolu toprakları üzerinde bulunan antik yerleşimler üzerinde ilk arkeolojik çalışmalar, Türk Tarih Kurumu Başkanlığı altında yürütüldü” dedi.
“Çalışmaların çeşitlilik kazanmasında Cumhuriyetin önemli etkisi var”
Çalışmaların çeşitlilik kazanmasında Cumhuriyet’in önemli bir etkisi olduğunu vurgulayan Dr. Öğretim Üyesi Erdoğan, “Cumhuriyet, farklı bir bakış açısı getirdi. Ortaya çıkarılan kültürel mirasların kimler tarafından ortaya konulduğu, hangi amaçlarla inşa edildiği, ne ifade ettiği konularının geleceğe aktarılması gerekiyordu. Atatürk ve Cumhuriyet, bir anlamda bunu büyük oranda gerçekleştirdi. Bu süreçlerin millileştirilmesi, aynı zamanda Anadolu’da yaşayan herkes için bilinir düzeye taşınması demektir. Bunu sağlayabildiğimiz oranda çalışmalarımız başarılı olur” diye konuştu.
“Türkiye arkeoloji alanında verimli bir süreçten geçiyor”
Türkiye’nin arkeoloji alanında verimli bir süreçten geçtiğini ifade eden Dr. Öğretim Üyesi Erdoğan, “Türkiye’nin birçok yerinde, birçok farklı konu başlığı altında arkeolojik çalışmalar yürütülüyor. Bugün ülkemizde bu alanda çok sayıda antik yerleşimlerde kazı çalışmaları yürütülmektedir. Bu çalışmalar kazı, araştırma ve arkeometri gibi çeşitlilik içermektedir. Ayrıca ülkemizde gerçekleştirilen büyük kamusal projelerde bu çalışmalara katkı sağlamaktdır. Örneğin büyük baraj projeleri bunların başında gelmektedir. Aslında baraj projeleri, barajların yapılacağı yerde insanların bir şekilde o toplanan suyla birlikte tarımsal süreçleri yürütebilmesi veya su ihtiyacının karşılanması anlamına geliyor. Bu baraj projeleri, Türkiye’de arkeoloji çalışmalarına inanılmaz derece katkılar sağlıyor. Baraj projeleri kapsamında yapılan arkeolojik çalışmaların ortaya çıkardığı veriler oldukça fazla. Sonuç olarak Atatürk, cumhuriyetin kuruluşu ile birlikte arkeoloji bilimine ve bu kapsamda yürütülen çalışmalara öncülük etmiştir. Bu alanda çok sayıda bilim adamı ve kadınının yetişmesi için onları yurt dışına eğitime göndermiş, bu insanlar ülkemize döndüklerinde hem üniversitelerde arkeoloji alanında çok sayıda yeni bilim adamlarının ve kadınlarının yetişmesini sağlamış, hemde farklı bölgelerde gerçekleştirdikleri kazı çalışmaları ile ülkemizdeki kültür varlıklarının ortaya çıkartılmasına, korunmasına ve tanıtılmasına katkıda bulunmuşlardır. Türkiye Cumhuriyeti gerçekleştirdiği arkeolojik çalışmalarla kültür mirasımıza sahip çıkıyor ve çıkmaya da devam edecektir” dedi.
Kaynak: (BYZHA) Beyaz Haber Ajansı
Cumhuriyet’ten günümüze arkeolojik çalışmalar tartışıldı yazısı ilk önce Kocaeli Basın üzerinde ortaya çıktı.]]>