?> ?> habercisi… arşivleri - Kocaeli Basın https://kocaelibasin.com.tr Yeni Nesil Kocaeli Haber Medyası Tue, 04 Feb 2025 10:00:13 +0000 tr hourly 1 https://wordpress.org/?v=7.0 https://kocaelibasin.com.tr/wp-content/uploads/2024/10/cropped-favicon1-32x32.png habercisi… arşivleri - Kocaeli Basın https://kocaelibasin.com.tr 32 32 Uzun süreli ve tekrarlayan öksürükler astım habercisi olabilir https://kocaelibasin.com.tr/uzun-sureli-ve-tekrarlayan-oksurukler-astim-habercisi-olabilir/ Tue, 04 Feb 2025 10:00:11 +0000 https://kocaelibasin.com.tr/uzun-sureli-ve-tekrarlayan-oksurukler-astim-habercisi-olabilir/ Astımın ülkemizde yüzde 5 ila 10 arasında görüldüğünü belirten Çocuk İmmünoloji ve Alerji Uzmanı Doç.

Uzun süreli ve tekrarlayan öksürükler astım habercisi olabilir yazısı ilk önce Kocaeli Basın üzerinde ortaya çıktı.]]>
Astımın ülkemizde yüzde 5 ila 10 arasında görüldüğünü belirten Çocuk İmmünoloji ve Alerji Uzmanı Doç. Dr. Fatih Çiçek, “Astımlı hastaların şikayetleri, atakları ve öksürükleri geceleri daha fazla olabilmektedir. Eforla öksürüğün, nefes darlığının artması ve efor kapasitesinin düşmesi de oldukça tipiktir. Bazen de sadece tekrarlayan ve uzun süreli öksürüklerle çocuklar astım tanısı alabilir” dedi.

 

VM Medical Park Gebze Hastanesi Çocuk İmmünoloji ve Alerji Uzmanı Doç. Dr. Fatih Çiçek, çocukluk çağı astımı konusunda açıklamalarda bulundu.

Astımın ne olduğundan bahseden Doç. Dr. Çiçek, “Astım, solunum yollarının, bronşların dönem dönem tetikleyicilerle etkilenmesi sonucu, ataklar halinde seyreden hırıltı, hışıltı, nefes darlığı, göğüste sıkışma hissi, solunum güçlüğü ve öksürük gibi semptomlarla seyreden bir hastalıktır.  Astım çocukluk çağında sosyal hayatın kısıtlanmasına neden olabilen, okul devamsızlığının ve hastane yatışlarının önemli nedenlerinden biridir. Ülkemizde yüzde 5 ila 10 arasında görülmektedir. Astımlı hastaların şikâyetleri, atakları ve öksürükleri geceleri daha fazla olabilmektedir. Eforla öksürüğün, nefes darlığının artması ve efor kapasitesinin düşmesi de oldukça tipiktir. Bazen de sadece tekrarlayan ve uzun süreli öksürüklerle çocuklar astım tanısı alabilir” diye konuştu.

EV TOZU AKARLARI NEDEN OLABİLİR

Çocukluk çağı astımının ise solunum yollarının uzun soluklu süreçte enflamasyonu ile karakterize bir hastalık olduğunun altını çizen Doç. Dr. Çiçek, astımlı çocukların hava yollarının yapısal olarak daha hassas olduğunu ve genellikle basit bir uyaran/tetikleyici karşısında bile şikayetlere neden olarak hekime başvurulara sebep olduğunu belirtti. 

Doç. Dr. Çiçek, çocukluk çağı astımına neden olan tetikleyici faktörleri ise şöyle sıraladı:

“Sıklıkla alerjenler (aeroalerjenler, ev tozu akarları, polenler, küf sporları, hayvan epitelleri gibi), solunum yolu enfeksiyonları soğuk hava, hava kirliliği, keskin kokulara, kimyasallara maruziyet, efor yapmak (gülme, ağlama, koşma), reflü, az sıklıkta da gıda alerjileri.”

NEFES DARLIĞI GÖRÜLEBİLİR

Astımlı çocukların şikayetlerinin yaş gruplarına göre farklılıklar gösterebileceğini ve hastadan hastaya göre değişebileceğini söyleyen Doç. Dr. Çiçek, “Genellikle semptomlar aralıklı olarak ortaya çıkar ve hastalık dönemleri arasında sağlıklı, şikayetlerin olmadığı bir dönem de olur. Hırıltı, hışıltı, nefes darlığı, göğüste sıkışma hissi, eforla tetiklenen öksürük, gece artan öksürük şikayetleri ya da sadece uzamış öksürük ile karşımıza gelebilirler. Özellikle ilk 5 yaş çocuk grubunda basit solunum yolu enfeksiyonları, burun akıntısı sonrası sık bronşiolit atakları, ilaçlı buhar/nebül tedavileri gereksinimi ile kendini gösterebilirken, daha büyük yaş grubunda yaşıtlarına göre çabuk yorulma, efor kapasitesinde kısıtlanma, nefes darlığı ile hastalar hekime başvurabilirler” dedi.

BAZI TESTLERLE TANI KONULABİLİR

Tanı konma sürecini anlatan Doç. Dr. Çiçek, “Çocukluk çağı astımından şüphelenmek için astım hastalığını iyi tanımak ve hastanın öyküsünü, şikayetlerini tam anlamıyla anlamak gerekir. Çünkü çocukluk çağı astımı bir klinik tanıdır. Alerjinin varlığını tespit etmeye yönelik testler yapılır. Fakat alerjisi olmadan da hastaların benzer şikayetleri olabilir ve çocuk çağı astım tanısı alabilir. Altta yatan alerjik bir zeminin olması hastaların daha yakın takibini gerektirir” açıklamasında bulundu.

ASTIM GEÇİCİ MİDİR?

Astımın geçici olup olmadığı konusunda ailelerden sık soru geldiğini belirten Doç. Dr. Çiçek, “Hastanın astım hastalığının geçici mi, kalıcı mı olacağını öngörmek hastadan hastaya değişebilen, birçok etkenin rol oynadığı bir süreç sonrası tartışılabilir. Astım semptomlarının ilk başlangıç yaşı önemli bir etkendir. Semptomlar ne kadar ileri yaşta başlarsa, hastalık kalıcılığı riski bir o kadar artar. Diğer belirleyici faktörler genetik yükün fazla olması, alerjen duyarlılığının yüksek olması, solunum fonksiyon testlerinde düşüklük olması, eozinofili, diğer alerjik hastalıkların varlığı, hava kirliliğine ve sigara dumanına maruziyet olarak sıralanabilir” dedi.

HANGİ DURUMLARDA UZMAN HEKİME DANIŞILMALI?

Astım tedavisinin başarısının iyi bir aile-hasta-doktor ilişkisine bağlı olduğunu belirten Doç. Dr. Çiçek, “Atak semptomları ve tedavisi konusunda aile ve hasta bilgilendirilmeli, dikkat edilmesi gerekenler ve evde uygulanacak yazılı acil durum eylem planı aileye verilmelidir. Ancak bazı durumlarda şiddetli astım atakları evde tedaviye yanıt vermeyebilir ve hastanede tedaviye devam etmek gerekebilir. Evde uygulanan rahatlatıcı ilaçlar ile 1 saat içerisinde düzelme olmuyor, şikayetleri azalmıyor, hışıltı, ıslık sesi benzeri wheezing, hızlı nefes alıp verme, göğüste çekilme, karın kaslarının kullanılması söz konusu ise, beslenmede azalma, uyku hali, bilinç bulanıklığı, siyanoz (morarma) var ise, konuşurken zorlanma, duraksama oluyorsa, evde rahatlatıcı ilaç kullanım ihtiyacı 3 saatten daha sık aralıklarla olmaya başladıysa ve bu durum 24 saatten daha uzun süre devam ettiyse mutlaka hastane şartlarında tedaviye devam edilmelidir” ifadelerini kullandı.

TEDAVİ YOLLARI

Tedavi yollarını anlatan Doç. Dr. Çiçek, “Uzun dönemde astım tedavisinin amacı astımda kontrolü sağlamaktır. Hastanın şikayetlerinin yoğunluğuna ve astım kontrol düzeyine göre tedaviler planlanır. Bu kapsamda günlük semptom kontrolü ve hastalığın seyrini olumsuz etkileyecek risk faktörlerinden hastanın korunmasının sağlanması önerilir. Hastanın astımına eşlik edebilecek ko-morbid hastalıkların tedavisi planlanır. Tedavi rehberlerindeki ilk seçenek, direkt hava yollarına verilen ilaçlardır. Bu ilaçlar iki gruba ayrılır. Kontrol edici (önleyici) ilaçlar ve semptom giderici (rahatlatıcı) ilaçlar. Rahatlatıcı ilaçların sık kullanımı sakıncalıdır, kontrol ediciler ise hekim kontrolünde düzenli kullanılmalıdır. İleri basamak tedavilerde biyolojik ajan tedavileri devreye girebilir. Diğer önemli tedavi seçeneği de uygun hastalarda alerjen immünoterapi yöntemidir. Alerjen immünoterapi, alerjik hastalıkların ve çocukluk çağı astımının doğal seyrini değiştirebilen, alerjik reaksiyonu oluşturan mekanizmayı tedavi eden önemli ve tek tedavi yöntemidir. Çocukluk çağı astımı erken tanı ve doğru planlanan tedavilerle kontrol altına alınabilir. Kontrollü astımı olan çocuklar ise sosyal hayatlarını kısıtlamak zorunda kalmazlar” dedi.

Kaynak: (BYZHA) Beyaz Haber Ajansı

Uzun süreli ve tekrarlayan öksürükler astım habercisi olabilir yazısı ilk önce Kocaeli Basın üzerinde ortaya çıktı.]]>
Yemek sonrası gelen karın ağrısı safra taşı habercisi olabilir https://kocaelibasin.com.tr/yemek-sonrasi-gelen-karin-agrisi-safra-tasi-habercisi-olabilir/ Fri, 10 Jan 2025 10:42:27 +0000 https://kocaelibasin.com.tr/yemek-sonrasi-gelen-karin-agrisi-safra-tasi-habercisi-olabilir/ Dünya çapında yaygın bir sağlık sorunu olan safra kesesi taşları, yetişkinlerin yaklaşık yüzde 10-15'ini etkiliyor.

Yemek sonrası gelen karın ağrısı safra taşı habercisi olabilir yazısı ilk önce Kocaeli Basın üzerinde ortaya çıktı.]]>
Dünya çapında yaygın bir sağlık sorunu olan safra kesesi taşları, yetişkinlerin yaklaşık yüzde 10-15’ini etkiliyor. Safra kesesi taşlarının ayırt edici belirtisinin yemek sonrası gelişen ve karnın sağ üstünden kürek kemiği altına doğru yayılan bir ağrı olduğunu dile getiren Anadolu Sağlık Merkezi Hastanesi Genel Cerrahi Uzmanı ve Genel Cerrahi Bölüm Koordinatörü Prof. Dr. Sedat Karademir, “Ağrı, ateş, bulantı gibi şikâyet yaratan taş ya da çamurlu safra keselerinin cerrahi olarak çıkarılması gerekir. Şikâyet yaratmayan ve rastlantı sonucu saptanan safra kesesi taşlarının tedavisi ise, taşların boyutuna ve hastanın yaşına göre değişkenlik gösterebilir” dedi.

 

Safra kesesi; içine safra doldukça genişleyen, besin alımı ile birlikte kasılarak içindeki safrayı bağırsağa akıtan içi boş bir organdır. Safra ise; yiyeceklerin içindeki yağları parçalayarak bağırsaklarda emilmelerini sağlayan bir sıvıdır. Safra içeriği dengeli kişilerde kese içinde taş ya da çamur oluşmayacağını belirten Anadolu Sağlık Merkezi Hastanesi Genel Cerrahi Uzmanı ve Genel Cerrahi Bölüm Koordinatörü Prof. Dr. Sedat Karademir, “Oluşması durumunda hastada ağrı, ateş, bulantı gibi şikayetlere neden olabilir. Şikâyete neden oluyorsa önerilecek tedavi cerrahidir” dedi. 

Şikâyet yaratmadan sessiz duran taşlar için yaklaşımın farklı olabileceğini vurgulayan Prof. Dr. Karademir, “Yaşın ve taşın küçük olduğu kişilere cerrahi, büyük olduğu kişilere ise takip önerilebilir. Yaş küçüklüğü, taşların sorun yaratabileceği beklenen yaşam süresinin uzun olması nedeni ile, 4-7 mm çaplı küçük taşların varlığı ise ana safra kanalına düşerek ciddi bir sağlık problemi olan pankreas iltihabı geliştirebilme riski nedeni ile önemlidir” dedi.

 

Kapalı ameliyat iyileşme süresini hızlandırıyor

Günümüzde çoğu safra kesesi ameliyatının iyileşme sürecini hızlandıran kapalı yöntemle yapıldığını söyleyen Dr. Karademir, “Laparoskopik yani kapalı ameliyat yönteminde kesiğin küçük olması, hastanede kalış süresini kısaltıyor ve ağrıları azaltıyor. Bu yöntemle yapılan sorunsuz bir safra kesesi ameliyatının ertesi günü hasta kahvaltısını yaptıktan sonra taburcu olur, 3-4 gün dinlendikten sonra da yaklaşık 1 hafta içinde günlük yaşamına dönebilir. Açık yöntemin tercih edildiği durumlarda ise hastanede kalış süresi 2-3 gündür, ağrı yakınması daha belirgindir ve en az 10 günlük bir istirahat süresine ihtiyaç duyulur” diye konuştu.

Düşük bir ihtimal olsa da ameliyat sırasında safra yollarının zarar görebileceğinin unutulmaması gerektiğini vurgulayan Dr. Karademir, “Yaralanma oluşması halinde, onarımın safra yolları cerrahisinde deneyimli bir cerrah tarafından yapılması, sürecin en az hasarla atlatılmasını sağlar” dedi.

 

Operasyondan sonra yumurta ve çikolata gibi safra yapımını artırıcı besinlerden uzak durulması önerilebilir

Normal bir safra kesesi ameliyatından sonra beslenme alışkanlarında herhangi bir değişime ihtiyaç duyulmayacağını ifade eden Dr. Karademir, “Bu tür diyet önerileri ise cerrahi sonrası bazı kişilerde oluşabilecek kısa süreli ishal ya da şişkinlik yakınmalarının azalmasına yardımcı olabilir” açıklamasında bulundu.

 

Cerrahi tedavi için geç kalınırsa ana safra kanalı tıkanabilir

Hastalardaki ağrı, bulantı gibi şikayetlerin, taş ya da çamurun safra kesesi çıkışını kapatması ile ortaya çıktığını belirten Dr. Karademir, “Safra koliği dediğimiz bu durum, birkaç saatin ardından sonlanabilir. Ancak kimi hastalarda tıkanma uzar, kasılmalar artar, safra duvarı kalınlaşır, kanlanma bozulur. Ortama bakterilerin gelmesi ile iltihap gelişir ve şikayetlere ateş de eklenir. Bu hastalar, tedavileri hastane şartlarında yapılmak üzere yatırılır. Kesedeki taş ya da çamurun safra kesesinde kalmayıp ana safra kanalına düşmesi halinde hastalar tıkanma sarılığı ve pankreas iltihaplanması gibi ciddi sağlık problemleri ile karşı karşıya kalabilirler. Önerilmesine rağmen cerrahi tedavide geç kalınması, gereksiz risk almak anlamına gelir” dedi.

 

Kaynak: (BYZHA) Beyaz Haber Ajansı

Yemek sonrası gelen karın ağrısı safra taşı habercisi olabilir yazısı ilk önce Kocaeli Basın üzerinde ortaya çıktı.]]>
Yorgunluk hissi, uzamış COVID’in habercisi olabilir https://kocaelibasin.com.tr/yorgunluk-hissi-uzamis-covidin-habercisi-olabilir/ Fri, 20 Dec 2024 08:10:03 +0000 https://kocaelibasin.com.tr/yorgunluk-hissi-uzamis-covidin-habercisi-olabilir/ Abdi İbrahim Medikal Direktörlüğü tarafından hazırlanan “Bilimsel Gündem” bülteninin yeni sayısında öne çıkan başlıklar arasında; COVID-19 başlangıcından itibaren 3 ay içinde başlayan, bireylerde en az 2 ay süren ve alternatif bir tanıyla açıklanamayan semptomlara verilen isim olan Uzamış COVID’ten, akşam saatlerinde e-kitap okumanın biyolojik saati olumsuz etkilediği ve su içmeyi artırmanın böbrek taşı riskini düşürebileceği gibi konular yer alıyor.

Yorgunluk hissi, uzamış COVID’in habercisi olabilir yazısı ilk önce Kocaeli Basın üzerinde ortaya çıktı.]]>
Abdi İbrahim Medikal Direktörlüğü tarafından hazırlanan “Bilimsel Gündem” bülteninin yeni sayısında öne çıkan başlıklar arasında; COVID-19 başlangıcından itibaren 3 ay içinde başlayan, bireylerde en az 2 ay süren ve alternatif bir tanıyla açıklanamayan semptomlara verilen isim olan Uzamış COVID’ten, akşam saatlerinde e-kitap okumanın biyolojik saati olumsuz etkilediği ve su içmeyi artırmanın böbrek taşı riskini düşürebileceği gibi konular yer alıyor.

TÜRKİYE’NİN iyileştiren gücü Abdi İbrahim’in Medikal Direktörlüğü tarafından hazırlanan ve ayda bir yayınlanan, “Bilimsel Gündem” bültenlerinin yeni sayısında, tıp alanındaki çarpıcı araştırmalara yer veriliyor. COVID-19 salgınının başlamasının üzerinden 4 yıldan fazla zaman geçmesine rağmen, milyonlarca insan COVID-19 enfeksiyonunun uzun vadeli sonuçlarından etkilenmeye devam ediyor.

Dünya Sağlık Örgütü (DSÖ)’ne göre, uzamış COVID, genellikle COVID-19 başlangıcından itibaren 3 ay içinde başlayan; bireylerde en az 2 ay süren ve alternatif bir tanı ile açıklanamayan semptomlardır. Akut enfeksiyondan sonra uzamış COVID görülme sıklığı üzerine tahminler, hastaneye yatan aşılanmamış kişiler için %50-85, hastaneye yatmayan aşılanmamış kişiler için %10-35 ve aşılanmış kişiler için %8-12 arasında değişiklik gösteriyor. Uzamış COVID’te görülen yaygın semptom; klasik olarak fiziksel veya zihinsel efordan sonra kötüleşen yorgunluk olarak biliniyor. DSÖ’ye göre yorgunluğun; uyku bozukluğu, ağrının şiddetlenmesi ve beyin sisi ile ilişkili olabilir. Yapılan çok sayıda çalışmaya rağmen, uzamış COVID’e sahip bireylerin nasıl değerlendirileceği ve yönetileceği konusu henüz netlik kazanmadı. Özellikle birden fazla COVID-19 enfeksiyonu geçirmiş kişilerde, ilerleyen dönemlerde uzamış COVID açısından dikkatli olunması öneriliyor.

Işık yayan e-kitap okumaları, melatonin hormonu salgılanmasını geciktiriyor

Akşam saatlerinde ışık yayan e-kitap okuyucularını kullanmak, melatonin salgısını yaklaşık 1.5 saat geciktirerek biyolojik saat üzerinde olumsuz etki yarattığı gözlemlendi. Melatonin baskılanması, uykuya dalma süresinin uzamasına ve derin uyku (REM uykusu) miktarının azalmasına neden oluyor. Araştırmalar, ışık yayan cihazların kullanımının ertesi sabah daha düşük enerji seviyeleri ve azalmış bilişsel performansla ilişkilendirildiğini gösteriyor. Bu durum, sirkadiyen ritmin bozulması ve uyku-uyanıklık dengesinin olumsuz etkilenmesiyle açıklanıyor. Uyku sağlığını korumak için yatmadan önce ışık yayan cihazlardan uzak durulması ve basılı materyallerin tercih edilmesi öneriliyor.

Günlük su alımını artırmak, böbrek hastalarına iyi geliyor

İnsan vücudunun önemli bir bileşeni olan su, metabolizma tarafından yeterli şekilde üretilemeyen temel bir besin olarak kabul ediliyor. Günde 8 bardak su içilmesi yaygın bir öneri de olsa bu konudaki destekleyici kanıtlar net değil. Yapılan bir araştırmada, artırılmış günlük su tüketiminin insan sağlığı üzerindeki etkisine ilişkin yaklaşık 1500 çalışma incelendi. Su tüketimini fazlalaştırmanın, böbrek taşı öyküsü olan hastalarda tekrar böbrek taşı oluşumunu azaltabileceği bildirildi. Bol su içmenin kilo verme, migren, idrar yolu enfeksiyonu, diyabet ve hipotansiyon üzerinde faydaları konusunda da olumlu görüşler olsa bile, henüz kanıtlanmış etkileri mevcut değil.

 

Spotify ve YouTube’a da yükleniyor

 

Tıbbın popüler alanındaki tüm yeni gelişmelerin, sade, kolay anlaşılır ve bilgilendirici bir yapıda kamuoyu ile paylaşıldığı bültenler, 38 bin KVKK onaylı kişiye mail yoluyla iletiliyor. Tıp alanındaki gelişmelerin yanı sıra Türk ve yabancı bilim insanları hakkında da bilgi paylaşımı yapılan referans kaynak niteliğindeki bültenler, Abdi İbrahim web sitesinde yayınlanıyor. Bunun yanı sıra her yeni sayısı podcast formatında Spotify’a yükleniyor ve sonrasında bu podcastler Youtube üzerinden de paylaşılıyor.

 

Kaynak: (BYZHA) Beyaz Haber Ajansı

Yorgunluk hissi, uzamış COVID’in habercisi olabilir yazısı ilk önce Kocaeli Basın üzerinde ortaya çıktı.]]>
Ağrısız sarılık kanser habercisi olabilir https://kocaelibasin.com.tr/agrisiz-sarilik-kanser-habercisi-olabilir/ Fri, 13 Dec 2024 10:10:10 +0000 https://kocaelibasin.com.tr/agrisiz-sarilik-kanser-habercisi-olabilir/ Erken evrelerde belirti vermeyen pankreas kanseri genellikle geç fark edilen bir kanser türü.

Ağrısız sarılık kanser habercisi olabilir yazısı ilk önce Kocaeli Basın üzerinde ortaya çıktı.]]>
Erken evrelerde belirti vermeyen pankreas kanseri genellikle geç fark edilen bir kanser türü. Ancak günümüzdeki teknolojik gelişmeler sayesinde erken tanının mümkün olduğunu dile getiren Anadolu Sağlık Merkezi Hastanesi Genel Cerrahi Uzmanı Prof. Dr. Sedat Karademir, “Yapay zekâyla yapılan tıbbi kayıt taramaları sayesinde risk altındaki hastalar daha erken tespit edilebiliyor. 65-74 yaş aralığında olanlar, sigara kullananlar, diyabetliler, fazla kilolular ve ailesinde pankreas kanseri öyküsü bulunan kişilerin yapay zekâyla sıkı takibi, hastalığın erken dönemde yakalanma şansını artırdığı için çok önemli” dedi.

 

Tümörün pankreas içindeki yerleşimine göre kişide farklı belirtiler gözlemlenebildiğini ancak en önemli noktanın ağrısız gelişen sarılık olduğunun altını çizen Anadolu Sağlık Merkezi Hastanesi Genel Cerrahi Uzmanı Prof. Dr. Sedat Karademir, “Bu durum, pankreas kanseri açısından önemli bir klinik bulgudur. Pankreasın baş kısmına oturmuş bir tümör sarılık, ciltte kaşıntı, hazımsızlık ve kilo kaybı yakınmaları ile kendini gösterirken, pankreasın gövdesine yerleşen tümörler daha çok karın ve sırt ağrısı yakınmalarına neden olabilir. Kuyruk bölgesindeki tümörler ise herhangi bir şikâyete yol açmadan sinsi bir şekilde büyüyebilir” diye konuştu.

 

Gelişmeler umut vadediyor

Günümüzde erken evrede tanı konulan hastalarda yeni gelişmelerle cerrahi tedavi ve kür şansının daha yüksek olduğunu vurgulayan Genel Cerrahi Uzmanı Prof. Dr. Sedat Karademir, “Son dönemde pankreas kanseri tedavisinde özellikle immünoterapiler, hedeflenebilen tedavi seçenekleri ve erken teşhis yöntemleri başarı oranı açısından gelecek vadediyor” şeklinde konuştu.

 

Erken tanı ve kişiselleştirilmiş tedavi ile kanseri atlatmak mümkün

Cerrahi tekniklerdeki son gelişmeler, dikkatli hasta seçimi ve gelişen minimal invaziv yöntemler sayesinde daha iyi bir noktaya ulaşılmış olsa da çoğu hastanın ilerleyen evrelerde hekime başvurduğunu belirten Prof. Dr. Sedat Karademir, “Kanserin ilerlediği dolayısıyla cerrahinin mümkün olmadığı metastatik hastalarda kemoterapi ve radyoterapi gibi seçeneklerden faydalanılıyor. Oysa riskli hastaların düzenli kontrolü sağlandığında yüksek ihtimalle gelişmiş cerrahi tedavi yöntemlerinden faydalanmak mümkün” dedi.

Hastalığın cerrahi tedavisindeki başarısının; kanserin evresine, tümörün tamamen çıkarılabilir olup olmamasına ve hastanın genel sağlık durumuna bağlı olduğunu söyleyen Karademir, “Bu yüzden her klinik durum için en iyi tedaviyi seçmeye odaklanan, kişiselleştirilmiş ve multidisipliner bir yaklaşım şart. Cerrahinin deneyimli bir ekip tarafından yapılması, ameliyat sonrası komplikasyon oranlarını ve olası diğer riskleri azaltması hastalarda yüksek sağ kalım oranları sağlıyor” bilgilerini verdi.

Kaynak: (BYZHA) Beyaz Haber Ajansı

Ağrısız sarılık kanser habercisi olabilir yazısı ilk önce Kocaeli Basın üzerinde ortaya çıktı.]]>