?>
?>
Son dönemde dünya genelinde yayılan maymun çiçeği (Mpox) virüsüne karşı korunmada çiçek hastalığı aşısının etkili olduğu açıklandı. TOBB ETÜ Tıp Fakültesi Enfeksiyon Hastalıkları Uzmanı Prof. Dr. Halil Kurt, çiçek aşısının maymun çiçeği virüsüne karşı yüzde 85’e varan koruyuculuk sağladığını belirterek, özellikle risk gruplarının aşılanmasının önemine dikkat çekti.
Maymun çiçeği virüsü, çiçek hastalığına neden olan virüsle aynı aileden geliyor. Bu nedenle, geçmişte çiçek aşısı olan kişilerin maymun çiçeğine karşı da bir miktar koruma sağladığı biliniyor. Prof. Dr. Halil Kurt, “Çiçek aşısı, maymun çiçeği virüsüne karşı çapraz koruma sağlıyor. Özellikle 1980 öncesinde çiçek aşısı olanlar, bu virüse karşı daha dirençli. Ancak bu koruma zamanla azalabiliyor. Bu nedenle, yeni nesil aşıların kullanımı da büyük önem taşıyor” dedi.
Yeni Nesil Aşılar Devrede
Prof. Dr. Kurt, günümüzde maymun çiçeğine karşı özel olarak geliştirilen JYNNEOS aşısının da kullanıldığını belirterek, “JYNNEOS aşısı, hem çiçek hem de maymun çiçeği virüsüne karşı etkili. Özellikle risk gruplarına ve temaslı kişilere bu aşıyı öneriyoruz. Aşı, hastalığın şiddetini azaltmada ve yayılmasını önlemede büyük rol oynuyor” ifadelerini kullandı.
Kimler Aşı Olmalı?
Prof. Dr. Halil Kurt, maymun çiçeği aşısına yönelik öncelikli risk grupları arasında sağlık çalışanları, hastalıkla temas riski yüksek olan kişiler, bağışıklı sistemi zayıf olanlar ve çoklu partnerli cinsel ilişkide bulunanlar olduğunu belirterek maymun çiçeği belirtileri gösteren kişilerin en kısa sürede bir sağlık kuruluşuna başvurması gerektiğine dikkat çekti.
Maymun Çiçeği Belirtileri Neler?
Maymun çiçeği hastalığının belirtileri arasında ateş, baş ağrısı, kas ağrıları ve lenf bezlerinde şişlik ile cillte suçiçeği benzeri döküntüler olduğunu sıralayan Prof. Kurt, maymun çiçeği virüsüne karşı alınacak önlemlerin önemine de değinerek, “Aşı, hastalığın kontrol altına alınmasında en etkili yöntem. Bunun yanı sıra, hijyen kurallarına uymak ve riskli temaslardan kaçınmak da büyük önem taşıyor” dedi.
Maymun çiçeği virüsüne karşı korunmada çiçek aşısının etkisi, bilim dünyasında umut verici bir gelişme olarak değerlendiriliyor. Sağlık Bakanlığı ise maymun çiçeği vakalarını yakından takip ederek, gerekli önlemleri almaya devam ediyor.
Kaynak: (BYZHA) Beyaz Haber Ajansı
Çiçek Hastalığı Aşısı, Maymun Çiçeğine Karşı da Koruyucu yazısı ilk önce Kocaeli Basın üzerinde ortaya çıktı.]]>
Hipokondriyazis, kişinin ciddi bir hastalığa sahip olduğuna dair aşırı ve gerçek dışı endişe yaşadığı bir anksiyete bozukluğu olarak tanımlanıyor. Genellikle genç yetişkinlik dönemi olan 20-30’lu yaşlarda başlayan hipokondriyazis ülkemizde her 100 kişiden 5’ini etkileyen bir hastalık. Acıbadem International Hastanesi Uzm. Klinik Psikolog Feyza Ağaç Çelebi, hipokondriyazis hastalığında kişilerin en hafif bedensel belirtileri bile önemli bir hastalığın işareti olarak algıladıklarına dikkat çekerek, “Hastalar ciddi bir sağlık problemleri olduğunu veya olabileceğini düşünerek yoğun bir korku ve kaygı yaşıyorlar. Bu kaygı hastaların sürekli doktor ziyaretlerine ve gereksiz tıbbi testler yaptırmalarına yol açabiliyor. Kaygının en yaygın ifade edilme şekli ise sürekli olarak tekrar eden ve ikna olunamayan sağlık şikayetleri oluyor. Hastalar ‘Kesin doktorların bile bulamadıkları ve adını koyamadıkları ciddi bir rahatsızlığım var’ diye düşünüyorlar. Bazı hastalarda ise tam aksine doktor muayenesinden kaçınma sorunları yaşanabiliyor” diyor. Uzm. Klinik Psikolog Feyza Ağaç Çelebi, kişinin iş, sosyal ve aile yaşantısında önemli sorunlara neden olabilen hipokondriyazis hastalığının aslında psikoterapi ve ihtiyaç halinde ilaçlar ile tedavi edilebildiğini vurguluyor.
Nefes alamıyorum, acaba kalp krizi mi geçiriyorum?
Kişinin geçmişinde, kendisinde veya yakın çevresinde ciddi bir hastalık öyküsünün bulunması, hipokondriyazis hastalığında en yaygın görülen nedeni oluşturuyor. Ayrıca ciddi semptomlu hastalıklar geçiren hastalara bakım vermek durumunda kalınması, hastalığın psikolojik veya fiziksel olarak bilinen zor taraflarına tanıklık edilmesi de hipokondriyazis oluşumunda önemli bir etken. Bunların yanı sıra bazı insanlar genetik olarak bedensel duyumlara karşı daha hassas olabiliyor. Tüm bu etkenler nedeniyle hastalar “Nefes alamıyorum acaba kalp krizi mi geçiriyorum?” “Başım ağrıyor, beynimde tümör mü var?” veya “Midem ağrıyor, kesin mide kanseri oldum” kaygılarıyla sık sık doktorlara başvuruyorlar.
İnternette sık sık hastalık belirtileri araştırıyorsanız, dikkat!
Uzm. Klinik Psikolog Feyza Ağaç Çelebi, aşağıda yer alan belirtilerde mutlaka bir uzmana başvurulması gerektiğine dikkat çekiyor:
Tedavide psikoterapi çok önemli!
Hipokondriyazis hastalığında, psikoterapi ve ihtiyaç halinde ilaç tedavisinden oldukça başarılı sonuçlar alınıyor. Uzm. Klinik Psikolog Feyza Ağaç Çelebi, psikoterapinin bu hastalıkta en yaygın başvurulan yöntem olduğunu belirterek, “Bilişsel Davranışçı Terapisi, hipokondriyazis tedavisinde en etkili yöntemlerden biridir. Bu yöntemde kişinin olumsuz düşüncelerini ve hastalıklarla ilgili yanlış inançlarını değiştirmesi hedefleniyor. Vücut duyumlarını yanlış yorumlama eğilimini fark etmeye ve bu düşüncelere karşı sağlıklı bir yaklaşım geliştirmeye fayda sağlıyor. Ayrıca EMDR Terapisi (Göz Hareketleri ile duyarsızlaştırma ve yeniden işleme tekniği) ve farkındalık (mindfulness) ile gevşeme teknikleri de anksiyete yönetiminde yine etkili olan yöntemleri oluşturuyor. Hipokondriyazis tedavisinden bu yöntemlerle kurtulmak mümkün olabiliyor” diyor.
Hastalık kaygısıyla baş etmenin 5 etkili yolu!
Uzm. Klinik Psikolog Feyza Ağaç Çelebi, hipokondriyazis ile baş etmenin 5 etkili yolunu şöyle özetliyor:
Kaynak: (BYZHA) Beyaz Haber Ajansı
Nedeni hastalık hastalığı olabilir! yazısı ilk önce Kocaeli Basın üzerinde ortaya çıktı.]]>