?>
?>
Antalya Büyükşehir Belediyesi Çevre Koruma ve Kontrol Dairesi Başkanlığı, halk sağlığını korumak ve yaz aylarını konforlu geçirilebilmesi için yıl boyu sürdürdüğü vektörle mücadele çalışmalarını yoğunlaştırdı. Havaların ısınmasıyla birlikte artış gösterebilecek vektör popülasyonunu çevre ve halk sağlığını tehdit etmeyecek düzeyde kontrol altında tutmayı hedefleyen ekipler, sivrisinek, karasinek, hamamböceği, pire ve kemirgen gibi uçkun türlerine yönelik etkin bir mücadele gerçekleştiriyor. Biyosidal ürün uygulayıcısı sertifikasına sahip yaklaşık 1600 çevre sağlığı personeli, 202 adet vektörle mücadele aracıyla birlikte gece gündüz demeden Antalya’nın dört bir yanında denetim ve ilaçlama çalışmalarını sürdürüyor.
LARVA YAŞAM ALANLARI İMHA EDİLİYOR
Büyükşehir ekipleri, halk sağlığını tehdit eden türlerin üreme alanlarına yönelik önleyici mücadele ve imha çalışması yaparken, rögarlar, menholler, yağmur suyu ızgaraları, inşaat alanı boşlukları, fosseptikler, mezbahaneler, ahırlar, çöp konteynırları, kullanılmayan su kuyuları, pazar yerleri, apartman ve site rögarları, dereler, göl ve göletler gibi geniş sucul ortamlarda ilaçlamalar yapıyor. Yağış rejimlerindeki değişikliklere bağlı, sürekli su birikintisi oluşturarak larvalara yaşam alanı oluşturan araç lastiği, bidon, varil ve saksı gibi pek çok materyallerde ekiplerce tespit edilerek imha ediliyor.
BÜYÜKŞEHİRİN BİYOLOJİK MÜCADELESİ ÖRNEK TEŞKİL EDİYOR
Antalya Büyükşehir Belediyesine vektörle mücadele danışmanlığı yapan Akdeniz Üniversitesi Fen Fakültesi Biyoloji Bölümü Öğretim Üyesi Prof. Dr. Hüseyin Çetin, Büyükşehir ekiplerinin 12 ay boyunca hem larva hem de ergin mücadelesi yaptığını kaydetti. Larva mücadelesinin yılın her ayı yapıldığına dikkat çeken Prof. Dr. Hüseyin Çetin, “Antalya’nın iklimi müsait olduğu için yılın tamamında özellikle fosseptik, kanalizasyon ve rögar gibi noktalarda sürekli ilaçlama yapılmaktadır. Yapılan çalışmalarda sadece kimyasal ilaçlar, zehirler kullanılmamaktadır. Biyolojik mücadele çalışmalarına da önem veriliyor. Yüz binlerce seranın sulama havuzlarında balıklar kullanılarak bu mücadele gerçekleştirilmektedir. Tarım ürünlerine zehir bulaşmaması için balık ve bakteriler kullanılarak bu süreçler titizlikle kontrol altında tutuluyor. Büyükşehir Belediyemizin özellikle değerli temiz su kaynaklarımıza yakın alanlarda uyguladığı biyolojik mücadelede örnek teşkil etmektedir” dedi.
Vatandaşların kullanılmayan otomobil lastikleri, saksılar ve çeşitli su tutabilecek materyalleri bahçelerinde tutmaması gerektiğine vurgu yapan Çetin, “Ekipler larva oluşumuna neden olan bu materyallere ve alanlara ulaşmak istiyor ancak yüksek duvarlar, kapalı kapılar nedeniyle bu mümkün olmuyor. Böylesi özel korunaklı alanlara ne yazık ki müdahale edilemiyor. Ekiplerimiz çeşitli nedenlerle bir bahçeye girip fosseptikleri kontrol edemedikleri zaman bu alanlarda ne yazık ki yoğun bir sivrisinek oluşabiliyor. Halkımızdan ricamız ekiplerimiz saha taraması yapıyor ancak kontrol edemedikleri, gözden kaçan noktalar olabiliyor. Bir metrekare alanda binlerce sineğin gelişebileceğini düşündüğümüzde ekiplere yardımcı olmanın ne kadar önemli olduğunu hatırlatmak ister, halkımızdan bu konuda bizlere destek olmalarını bekleriz” dedi.
SAĞLIK BAKANLIĞI VE ÜNİVERSİTE İLE ORTAK ÇALIŞMA
Antalya Büyükşehir Belediyesi Çevre Sağlığı Şube Müdürü Mesut Çınar da Antalya’nın 19 ilçesinde 913 mahallesinde yaz uygulaması olarak nitelendirilen uçkun mücadelesine 1 Nisan tarihi itibariyle başlandığını söyledi. Vektörle mücadelenin araç takip sistemleri ile takip edilerek mahallelerin en ücra köşelerine kadar ulaşılmaya çalışıldığını söyleyen Çınar, Mücadelede kullandığımız kimyasalların tümü biyosidal ürün niteliği taşımakta olup insan sağlığına herhangi bir zararı bulunmamaktadır. Halk sağlığının korunması amacıyla Sağlık Bakanlığı, Akdeniz Üniversitesi ve Büyükşehir Belediyemiz tarafından ortak bir mücadele çalışması gerçekleştirilmekte. Bu ortak mücadele ile Antalya’da sıtma ve buna benzer hastalık vakaları son yıllarda hiç görülmemiştir. Yaz kış vektör mücadelemizi etkin bir şekilde sürdürmekteyiz. Bu çerçevede vatandaşlarımızdan gelebilecek talep, şikâyet ve olumsuz durumları Antalya Büyükşehir Belediyesi İletişim Merkezi (ABİM) üzerinden bizlere ulaştırarak mücadelemize destek olmalarını bekleriz” dedi.
Kaynak: (BYZHA) Beyaz Haber Ajansı
Havaların ısınmasıyla birlikte ilaçlama çalışmaları hız kazandı yazısı ilk önce Kocaeli Basın üzerinde ortaya çıktı.]]>Kış mevsiminin gelişiyle birlikte gözlerde; yanma, batma, yabancı cisim hissi, kızarıklık, sulanma, gün içinde bulanık görme veya göz yorgunluğu gibi göz kuruluğu şikayetlerinin arttığını belirten Dünyagöz Ataşehir Hastanesi Göz Hastalıkları Uzmanı Op. Dr. Sezer Hacıağaoğlu, “Havaların soğumasıyla birlikte kapalı ortamlarda daha fazla vakit geçirmeye başlıyoruz. Bulunduğumuz ortamlarda da klima, kalorifer gibi ısıtıcıların etkisiyle nem oranı düşüyor. Dışarıda geçirdiğimiz süre azalmakla birlikte açık alanlarda vakit geçirsek dahi çoğunlukla yüzümüze ve gözlerimize direkt etkisi olan ısıtıcılar altında zaman geçiriyoruz. Bu ısıtıcılar da göz yüzeyimizi kaplayan göz yaşı film tabakamızın hızla buharlaşmasına neden oluyor. Soğuk ve rüzgarın da buharlaşmayı arttırıcı etkisi olduğunu biliyoruz. Yine kış aylarında daha az terliyoruz, daha az sıvı harcıyoruz ve susama mekanizmamız daha az çalışıyor. Bu da az su içmemize ve vücudumuzun su oranının azalmasına neden oluyor. Nasıl az sıvı tükettiğimizde cildimiz kuruyorsa göz yaşımızın da su içeriği azalarak gözlerimizin kuruma riski artıyor” diyerek sözlerine devam etti.
“Kış ayında güneş gözlüğü kullanımı önemli”
Göz kuruluğundan korunmak için alınması gereken önlemleri belirten Dünyagöz Ataşehir Hastanesi Göz Hastalıkları Uzmanı Op. Dr. Sezer Hacıağaoğlu, “Bulunduğumuz ortamın nem oranını düzenlemek; göz kuruluğunu önlemek için en önemli faktörlerden birisi. Kalorifer peteklerine takılan nemlendirici cihazlar veya ortam nemlendiriciler bu konuda oldukça faydalı. Özellikle gece uyuduğumuz odanın nem oranı; sabah oluşabilecek göz kuruluğu şikayetlerini önlemek açısından önemli. Gün içinde su tüketimine dikkat etmeli, en az 2 litre su içmeye özen göstermeliyiz. Kış aylarında da dışarıda güneş gözlüğü takmak alınabilecek diğer önlemlerden bir tanesi. Güneş gözlüğü takmak hem güneşin kış aylarında da var olan ultraviyole hasarı oluşturma potansiyelini azaltmakta hem de rüzgâr ve soğuğa karşı bir bariyer etkisi oluşturarak göz yaşının buharlaşmasını engellemektedir. Bisiklet ve motosiklet kullanıcılarında rüzgâr maruziyetine bağlı; sulanma başta olmak üzere kuru göz şikayetlerinin çok arttığını gözlemliyoruz. Bu şikayetlerin azalması için mutlaka kask kullanılması ve seyir halindeyken vizörün kapalı olması da önem arz etmekte” dedi.
Göz sağlığında muayene şart
Tüm bunların yanında hali hazırda bir kuru göz teşhisi aldıysak ve kullandığımız ilaçlar mevcutsa kış döneminde de bunların ihmal edilmemesi gerektiğini söyleyen Hacıağaoğlu, “İlaç kullanımına rağmen şikayetlerde artış olduysa suni göz yaşı damlaların daha sık damlatılması, gözlerin sık dinlendirilmesi, ekran maruziyetinin azaltılması alabileceğimiz diğer önlemlerden. Ancak tüm bu önlemlere rağmen göz kuruluğu şikayetleri başladıysa veya artıyorsa mutlaka bir göz hastalıkları uzmanına başvurmalı detaylı muayene olmalıyız” diyerek sözlerini tamamladı.
Kaynak: (BYZHA) Beyaz Haber Ajansı
Havaların Soğumasıyla Birlikte Göz Yaşımız Kuruyor yazısı ilk önce Kocaeli Basın üzerinde ortaya çıktı.]]>