?> ?> hazırlıklı arşivleri - Kocaeli Basın https://kocaelibasin.com.tr Yeni Nesil Kocaeli Haber Medyası Fri, 07 Feb 2025 13:21:15 +0000 tr hourly 1 https://wordpress.org/?v=7.0 https://kocaelibasin.com.tr/wp-content/uploads/2024/10/cropped-favicon1-32x32.png hazırlıklı arşivleri - Kocaeli Basın https://kocaelibasin.com.tr 32 32 Afetlere karşı hazırlıklı olmak kolektif korkuyu azaltıyor! https://kocaelibasin.com.tr/afetlere-karsi-hazirlikli-olmak-kolektif-korkuyu-azaltiyor/ Fri, 07 Feb 2025 13:21:12 +0000 https://kocaelibasin.com.tr/afetlere-karsi-hazirlikli-olmak-kolektif-korkuyu-azaltiyor/ Bu tür afetlerden sonra kolektif bir korku gelişebildiğini kaydeden Prof.

Afetlere karşı hazırlıklı olmak kolektif korkuyu azaltıyor! yazısı ilk önce Kocaeli Basın üzerinde ortaya çıktı.]]>
Bu tür afetlerden sonra kolektif bir korku gelişebildiğini kaydeden Prof. Dr. Erdoğan, “Uzun vadede toplumun bir kısmında sürekli bir kaygı halinin oluşmasına neden olabilir. Bu nedenle de bu kaygıya karşı, nasıl bireysel terapiler var, bir çeşit toplumsal terapilerle bunun çözülmesi gerekiyor. Eğer biz hazırlıklı olursak o zaman bu kolektif korku zaman içinde azalabilir.” dedi.

Üsküdar Üniversitesi Sosyoloji Bölümü Başkanı Prof. Dr. Barış Erdoğan, 6 Şubat depremlerinin yıldönümü dolayısıyla depremlerin sosyolojik etkilerini değerlendirdi.

Geçen yıl insanlar daha öfkeliyken bu yıl bu durum aşılmış!

Prof. Dr. Barış Erdoğan, depremin 2. yıldönümünü dolayısıyla Hatay’da olduğunu ve ilk depremin meydana geldiği gece saat 04.17’de bir anma gerçekleştiğini ifade ederek, “Geçen sene de ben buradaydım. Geçen seneye göre fark ne dersiniz? Bir kayıptan sonra bir yas süreci yaşanır ya, onun da belli evreleri vardır. Geçen yıl insanlar daha öfkeliyken bu yıl artık bu durum daha aşılmış. Hala acılar tabii ki ama durumun daha kabullenildiği, artık geleceğe yönelik insanların bakmaya başladığı bir havayı açıkçası sezdiğimi söyleyebilirim.” dedi.

Depremlerle, deprem yönetmelikleriyle mücadele edilebilir

Bu değişimi değerlendiren Prof. Dr. Barış Erdoğan, şöyle devam etti:

“Öncelikle deprem dediğimiz şey bir doğal afet ve doğal afetler insanları zengin, fakir ya da şu dinden, bu dinden diye ayırmıyor. Herkese karşı aynı şekilde davranıyor. Ama bu doğal felaketleri bizlerin algılayışı toplumdan topluma, kültürden kültüre değiştiğini görüyoruz. Tabii bizim de Türk toplumu olarak kendimize has birtakım özelliklerimiz var ve biz de onu o haliyle algıladık ve algıladığımız şekilde bazen iyi yanları da oldu, kötü yanları da oldu diyebilirim. Aslında depremlerle, deprem yönetmelikleriyle mücadele edilebilir, birtakım tedbirler alınabilir. Ama insani boyut açısından baktığımızda kimi kültürlerde ‘bize bir şey olmaz’ ya da bazı yasaları gözden kaçırmak, yapmamak, etmemek, bundan ders almamız gerektiğini bir kez daha gördük.”

Halk kısa sürede örgütlenerek deprem bölgelerine hızla yardım etti

Deprem sonrasında toplumsal dayanışmanın ülkede ne kadar güçlü olduğunun bir kez daha görüldüğünü kaydeden Prof. Dr. Barış Erdoğan, “Sosyal bağlarımızın kuvvetli olması sayesinde, halkımızın kısa sürede örgütlenerek deprem bölgelerine hızla yardım ettiğini gördük. Bu açıdan sevindiriciydi. Ama tabii afetler sonrasında toplumlarda görülen birtakım sorunlar da ortaya çıkıyor ya da var olan sorunlar daha da ön plana çıkabiliyor. Göç, işsizlik, bazı sosyal eşitsizliklerin ortaya çıkmış olması gibi… Ama burada esas önemli olan nokta şu: Birtakım toplumlar daha kırılgandır. Bu felaketler başlarına geldiği zaman dağılırlar, giderler ama kimi toplumlar ise birbirlerine bağlılıkları daha güçlüyse felaketler o kırılganlığı tam tersine çevirir, bağlar arasını güçlendirir. Bizde bu bağların daha güçlü olduğunu açıkçası gördük. Hiç mi sorunlar olmadı? Elbette ki sorunlar oldu. Ama işte toplumsal dayanıklılık dediğimiz konu var. Bunun güçlü olduğuna ama bunun daha da güçlendirilebileceğini bu deprem, bu felaket bize gösterdi.” diye konuştu.

Biz bir deprem ülkesindeyiz, hazırlıklı olmalıyız!

Bireysel ve toplumsal olarak yapılması gereken hazırlıklara da işaret eden Prof. Dr. Barış Erdoğan, şunları anlattı:

“Toplumun bilincinin arttırılması gerekiyor. Afet eğitiminin verilmesi, sosyal dayanışma ağlarının oluşturulması gerekiyor. Toplumsal farkındalık kampanyaları yapılmalı. Burada hem kamunun hem sivil toplum kuruluşlarının oynayacağı roller kilit rolde. Özellikle, ilkokul çağlarından itibaren çocuklar bu bilinçle yetiştirilmeli. Biz bir deprem ülkesindeyiz. Bu felaketi ülkemizin maalesef birçok yerlerinde bugün yaşamasak yarın tekrar yaşayacağız. Bütün bilim insanları, bilim bunu gösteriyor. Demek ki biz buna hazırlıklı olursak yaralarımız, alacağımız acılar bu kadar büyük olmayacak. Bu iki türlü. Bir; deprem vurduğu anda evet birtakım zararlar olacak. Belki binalar zarar görecek, insani kayıp yaşayacağız. Ama bunları minimuma indirmek mümkün. İkincisi bu yaralardan sonra hızlı bir şekilde toplanmak önemli. İşte toplumsal dayanıklılık derken bunu dile getirmek istiyorum. Dayanıklı olmalıyız. Krizler insanları kırar, toplumları kırar, bir yaradır, bir travmadır. Ama bundan hızlı şekilde çıkabilmek de önemli bir beceridir, yetenektir. Bunun için de afet öncesi bireysel hazırlıkların yapılması çok önemli. Kişi olarak kendi güvenliğimizi, ailemiz için güvenlikleri almalıyız. Deprem hazırlıklarımızı yapmalıyız. Hatta ilk 72 saatin uzmanlar çok önemli olduğunu söylüyorlar. Yani herhangi bir devlet ya da sivil toplum yardım olmadan ilk 72 saati geçirecek hazırlığımızı hepimiz yapmalıyız. Ama onun ötesinde o 72 saatten sonra da işin içine toplumsal hazırlıklar giriyor. Toplumun üyelerinin bilinçlendirilmesi, altyapı projelerinin gerçekleştirilmesi, afet plan ve yönetimin yapılması ama aynı zamanda da bunun tatbik edilmesi için de insanların bilgilendirilmesi, her an hazırlıkların yapılması çok önemli.”

Afetlere hazırlıklı olursak o zaman kolektif korku zaman içinde azalabiliyor

Bu tür afetlerden sonra yaşananlara da dikkat çeken Prof. Dr. Barış Erdoğan, “Kısa vadede gördüğümüz gibi bir göç dalgası yaşandı, yaşanıyor. İnsanlar yıllardır alışık oldukları kentlerini bırakıyorlar, evlerini bırakıyorlar. Sadece bıraktığınız bir ev değil, aslında yıllarca kuşaklar boyu yarattığınız, size miras kalan bir kültürel yapıyı, dayanışma ağlarını bırakıyorsunuz. Bu insanlar üzerinde büyük bir tahribat yaratıyor ve bundan da en fazla yaşı daha büyük olanlar etkileniyor. Gençler gittikleri yerlere çok daha kolay uyum sağlayabiliyorlar. Bazen kurumlara karşı güven kaybı ortaya çıkabiliyor. Bu önemli bir sorun çünkü birbirimize güvenmek zorundayız. Diğer taraftan göç ya da kayıplarla beraber ekonomik sorunlar, işsizliğin ortaya çıkması gibi sorunlar var. Bunlar belki kısa ve orta vadede çözülebilecek sorunlar. Ama tabii ki bu depremler aynı zamanda kolektif hafızaya da kazınıyor. Bir kolektif korku da zaman içinde yaratabiliyor. Uzun vadede toplumun bir kısmında sürekli bir kaygı halinin oluşmasına neden olabilir. Bu nedenle de bu kaygıya karşı, nasıl bireysel terapiler var, bir çeşit toplumsal terapilerle bunun çözülmesi gerekiyor. Eğer biz hazırlıklı olursak o zaman bu kolektif korku zaman içinde azalabilir.” şeklinde konuştu.

Afet anında bizler tek başına her şeyin üstesinden gelemeyiz!

Devletin, yerel yönetimlerin, sosyal hizmetlerin, destek ağlarının toplumdaki etkilerinin de altını çizen Prof. Dr. Barış Erdoğan, şöyle konuştu:

“Biz birey olarak bir yere kadar çevremize, kendimize yardım edebiliriz. Bizler tek başına her şeyin üstesinden gelemeyiz. Bireysel olarak ben depreme karşı ya da diğer felaketlere karşı birtakım tedbirlerimi alabilirim. Evimi iyi yapabilirim. Çok mükemmel bir yerde de yaşayabilirim ama deprem olduğu zaman eğer kaliteli su yoksa, kanalizasyon sistemi gittiyse, yemek, iaşe vesaire bir yerlere ulaşmıyorsa tek başına ben kendimi kurtaramam. Bu da şunu gösteriyor ki biz depreme sadece bireysel olarak değil kurumlarla beraber katılmalıyız ve o kurumlara da güven duymalıyız. Kurumlar da bireylere güven duymalı. Bu karşılıklı bir etkileşim ve iletişim. Çünkü güvenin olduğu yerde bütün insani ilişkilerde olduğu gibi geleceğe yönelik kaygılar azalır. Kaygılar azaldığı zaman insanlar daha özgüvenle hareket ederler, elindekini daha kolay paylaşırlar, birbirlerine daha fazla yardım ederler. Çünkü kaygı varsa ya da korku varsa, insanlar çoğu zaman daha savunmacı olurlar, daha fazla içine kapanıyor ve bu da sosyal dayanışma ağlarının zayıflamasına neden olur. O yüzden hepimizin birbirimize güvenmesi ve bu güveni tesis edecek ortamın bu tip felaketler meydana gelmeden önce oluşturulması gerekiyor. Biz eğer hazırlıklıysak, birbirimize karşı güvenimiz varsa, kurumların karşı güvenimiz varsa bu felaketler sonrası acılar çok çok daha az olur ve geleceğe karşı da çok daha ümitli bakarız.”

Medya deprem öncesi ve sonrasında toplumu bilgilendirmeli

Medyanın oynadığı role de değinen Prof. Dr. Erdoğan, “Deprem öncesi ve sonrası toplumu bilgilendirme, farkındalık sağlama açısından çok önemli bir role sahip medya. Ancak özellikle bütün felaketler sonrası haberlerin abartılı veya yanlış verilmesi de toplumda paniğe ve stresin artmasına yol açabilir. O yüzden medyanın doğru ve güvenilir bilgi sağlaması kriz yönetiminde önemli bir faktör. Çünkü medyanın vereceği herhangi bir yanlış bilgi toplumun hem moralini bozabilir hem deprem ile ilgili ya da diğer felaketlerle ilgili yardım faaliyetlerinin aksamasına neden olabilir. Ana akım medyada çok büyük sorun çıkmıyor ama sosyal medyalar sorun yaratabiliyor. Çünkü buralarda hiçbir filtrelenme olmadığı için herkes istediğini istediği gibi yayabildiği için özellikle de günümüzde yapay zeka gibi teknolojilerle sahte görüntülerin yaratılarak yayılması söz konusu olabiliyor.” dedi.

Dayanışma kültürü yardımla güçleniyor

Prof. Dr. Barış Erdoğandeprem sonrası dayanışma kültürüne işaret ederek, “Dayanışma kültürü topluluk üyelerinin birbirine yardım etmesiyle güçlenir. Bu süreç de sosyal bağları kuvvetlendirir ve toplumun daha dirençli hale gelmesini sağlar. Ancak bu dayanışmanın devamlılığı güven ve iş birliğine dayalı bir sosyal yapı ile mümkün. Bu sosyal yapıyı her gün her gün yeniden inşa etmemiz gerekiyor. Yani bir gün bile bırakmamamız gerekiyor. Eğer bunları yaparsak biz felaketlere karşı, depremlere karşı çok daha toplumsal dayanıklılığı güçlü bir toplum olarak, millet olarak yolumuza devam ederiz.” şeklinde sözlerine son verdi.

Kaynak: (BYZHA) Beyaz Haber Ajansı

Afetlere karşı hazırlıklı olmak kolektif korkuyu azaltıyor! yazısı ilk önce Kocaeli Basın üzerinde ortaya çıktı.]]>
Derse hazırlıklı katılmak çalışma verimini yüzde 100 artırıyor! https://kocaelibasin.com.tr/derse-hazirlikli-katilmak-calisma-verimini-yuzde-100-artiriyor/ Sat, 21 Dec 2024 11:00:17 +0000 https://kocaelibasin.com.tr/derse-hazirlikli-katilmak-calisma-verimini-yuzde-100-artiriyor/ Üniversite sınavında başarılı olmak için hedef belirleme ve verimli çalışmanın önemine işaret eden Uzm.

Derse hazırlıklı katılmak çalışma verimini yüzde 100 artırıyor! yazısı ilk önce Kocaeli Basın üzerinde ortaya çıktı.]]>
Üniversite sınavında başarılı olmak için hedef belirleme ve verimli çalışmanın önemine işaret eden Uzm. Psikolojik Danışman Özgür Akoğlan, “Ders çalışma esnasında ve molalarda ders verimini engelleyebileceği için televizyon, telefon, internet gibi dikkat dağıtıcı unsurlardan uzak kalmaya özen gösterilmeli.” dedi.

Odaklanma sorunu olan öğrencilerin Pomodor tekniğine (25 dakika çalışma ve ardından 5 dakika mola) göre çalışması önerisinde bulunan Akoğlan, “Derse hazırlıklı katılmak, çalışma verimini yüzde 100 arttıracaktır.” dedi.

Üsküdar Üniversitesi Eğitim Kurumları ve Rehberlik Hizmetleri Yöneticisi Uzm. Psikolojik Danışman Özgür Akoğlan, üniversite sınavında başarılı olmak için hedef belirleme ve verimli çalışmanın önemini değerlendirdi.

Odaklanmayı ölçen, yorum ve mantığı ölçen sorular çoğunlukta

Üniversite sınavında başarılı olmanın temelinde konu eksiklerinin doğru tespiti, bölüm ve net hedeflerin belirlenmesi, çalışma yöntemini kurgulama ve motivasyonu artırmanın önemli olduğunu kaydeden Uzm. Psikolojik Danışman Özgür Akoğlan, “Son yıllarda ÖSYM soru tarzlarında değişikliğe gitti daha çok analitik düşünmeyi gerektiren odaklanmayı ölçen yorum ve mantığı ölçen soru tarzları yoğunluk kazandı.” dedi.

Verimli ders çalışma ortamı nasıl olmalı?

Uzm. Psikolojik Danışman Özgür Akoğlan, verimli ders çalışmanın ve ortamın nasıl olması gerektiğini şöyle anlattı:

“Çalışma masasının üstünde sadece ders çalışmak için gereken materyaller olmalı. Oda çok sıcak ya da çok soğuk olmamalı. Ders çalışma esnasında ve molalarda ders verimini engelleyebileceği için televizyon, telefon, internet gibi dikkat dağıtıcı unsurlardan uzak kalmaya özen gösterilmeli. Ders çalışırken ve molalarda müzik dinlenmemeli, dinlenecekse de sadece molalarda sözsüz müzik tercih edilmesi daha uygun olur. Sürekli yemek yemek, sakız çiğnemek dikkatin yoğunluğunu azaltacaktır. Bunun yanı sıra aç ve yorgun bir şekilde ders çalışmak da çalışma verimini olumsuz etkiler. Gün sonunda mutlaka o gün çalışılan konular tekrar edilmeli. O derslerle ilgili olanaklar elverdiğince bol soru ve testler çözülmeli.”

Çalışma planı hafta sonunu da kapsamalı!

Gün içinde kişiye en zor gelen dersten en kolay derse doğru çalışmanın en verimli çalışma olacağını da kaydeden Uzm. Psikolojik Danışman Özgür Akoğlan, “Çalışma planı haftanın her gününü (cumartesi, pazar dahil) kapsayacak şekilde oluşturulmalıdır. Her gün aynı saatte derse başlamak yararlı olur. Odaklanma sorunu olan öğrenciler Pomodor tekniğine (25 dakika çalışma ve ardından 5 dakika mola) göre çalışmalıdır.” diye konuştu.

Konuları biriktirmeyin!

Ders çalışma planı oluşturulurken, yapılması gereken çalışmaların listelenip öncelik sırasına göre kişiye uygun şekilde planlama oluşturulabileceğini dile getiren Uzm. Psikolojik Danışman Özgür Akoğlan, “Bütün dersler işlendikçe çalışılmalı, konular biriktirilmemeli. Dersler tekrar edilirken anlaşılmayan konular tespit edilmeli, ertelemeden öğretmene sorularak öğrenilmelidir. Yanlış yapılan veya çözülemeyen soruların doğru yanıtları da anlaşılmayan konular gibi tekrar edilmelidir.” dedi.

TV karşısında çalışmayın, yerinizi değiştirmeyin! 

Verimli ders çalışmada sayısal bir dersin ardından sözel bir dersle devam edilebileceğini de ifade eden Uzm. Psikolojik Danışman Özgür Akoğlan, “Sözel bir dersi çalışırken anahtar kelime ve cümlelerin renkli kalemlerle altları çizilebilir. Kesinlikle TV karşısında çalışmayın. Çalışma yerinizi değiştirmeyin. Her gün mutlaka 30 dakika kitap okuyun.” şeklinde konuştu.

Derslere hazırlık, verimi %100 artırıyor!

Verimli ders çalışma konusunda ip uçları veren Uzm. Psikolojik Danışman Özgür Akoğlan, “Derse hazırlıklı katılmak çalışma verimini yüzde 100 arttıracaktır. Hatalarını bilen ve düzelten herkesin iyi bir çalışmayla istediği hedefi rahatlıkla yakalayabileceğini unutmayın.” şeklinde sözlerini tamamladı.

Kaynak: (BYZHA) Beyaz Haber Ajansı

Derse hazırlıklı katılmak çalışma verimini yüzde 100 artırıyor! yazısı ilk önce Kocaeli Basın üzerinde ortaya çıktı.]]>
İzmir afetlere hazırlıklı hale geliyor https://kocaelibasin.com.tr/izmir-afetlere-hazirlikli-hale-geliyor/ Mon, 11 Nov 2024 14:08:38 +0000 https://kocaelibasin.com.tr/izmir-afetlere-hazirlikli-hale-geliyor/ İzmir Büyükşehir Belediyesi Afet İşleri Dairesi Başkanlığı, afetleri önlemek, kriz dönemini eksiksiz yönetmek, olası afetlere karşı güçlü mücadele yöntemleri geliştirmek için çalışmalarını hızlandırdı.

İzmir afetlere hazırlıklı hale geliyor yazısı ilk önce Kocaeli Basın üzerinde ortaya çıktı.]]>
İzmir Büyükşehir Belediyesi Afet İşleri Dairesi Başkanlığı, afetleri önlemek, kriz dönemini eksiksiz yönetmek, olası afetlere karşı güçlü mücadele yöntemleri geliştirmek için çalışmalarını hızlandırdı. Afet sonrası toplanma alanı olarak belirlenen 2 bin 684 noktada altyapı çalışmalarını sürdüren Büyükşehir Belediyesi, afet gönüllü sayısını da arttıracak. Temel ihtiyaçların kesintisiz ve sağlıklı şekilde teminini sağlamak için ise lojistik merkezleri kurulacak. 

İzmir Büyükşehir Belediyesi Afet İşleri Dairesi Başkanlığı; deprem, yangın, sel ve heyelan başta olmak üzere her türlü afetle mücadeleyi güçlendirmek ve kentin afetlere yönelik direncini artırmak için çalışmalarını sürdürüyor.

İzmir Büyükşehir Belediyesi Afet İşleri Dairesi Başkanı Mutlu Gürler, afet öncesi, sırası ve sonrasındaki süreçleri içerecek biçimde bütünleşik afet yönetimi modelini benimsediklerini vurguluyor. Afet Yaşam Parkları kuracaklarını söyleyen Gürler, “Afet sonrası toplanma alanları ile geçici barınma alanları büyük önem taşıyor. Bu konudaki eksikliklerimizin giderilmesi ve daha kapsamlı bir çalışma yapmak için hazırlıklarımızı tamamladık. Bu alanları aynı zamanda bir yaşam parkına, hatta doğa ve afet farkındalık parkına çevirmek gibi projemiz var. Uygulama için pilot bir bölge belirledik ve ilgili diğer birimlerimizin de desteğini alarak proje üzerinde çalışıyoruz” dedi. 

“İmkanlarımızı seferber edeceğiz”

İzmir’de 2 bin 684 toplanma alanı bulunduğunu açıklayan Gürler, “Olası bir afet sonrası, toplanma ve barınma alanlarının temel ihtiyaçlarının başında elektrik ve suyun kesintisiz şekilde ulaştırılması geliyor. Aynı zamanda tuvalet ve duş, ilk yardım malzemeleri ile temel gereksinim için gıda ve hijyen malzemelerinin ulaşımı da son derece önemli. Kapsamlı şekilde çalışmalarımızı sürdürüyoruz. Bunların eksiksiz olması için imkanlarımızı seferber edeceğiz” diye konuştu.

Mahalle afet gönüllü sayısı artacak

Mahalle afet gönüllüleri çalışması kapsamında, gönüllü sayısını da arttırmayı hedeflediklerini vurgulayan Mutlu Gürler, şunları söyledi: “Afet farkındalık eğitimlerinin temel hedefi, afet gönüllüsü olmak isteyen gönüllü insanları, bu çerçeve içerisinde kendi çalışmalarımıza paydaş yapmak. Kendi bütünlüğü içerisinde bu çalışmaları yapan belli kurumsal seviyelere ulaşan grupları biliyoruz. Bu doğrultuda 26 arama kurtarma derneği ile eğitim, afet müdahalesi, tatbikat konularında iş birliği protokollerimizi yaptık. Onun dışında kendi verdiğimiz eğitimlerimizle 23 bin vatandaşımızla afet farkındalık eğitimi gerçekleştirildi. Bu sayıyı artırmak istiyoruz. Binlerce afet gönüllüsü, bizimle iş birliği yapıyor olsun istiyoruz. Şu anda sertifika eğitimleri tamamlanmış 850 afet gönüllüsü bulunuyor.”

Lojistik merkezi kurulacak

Çalışmalar kapsamında lojistik merkezlerinin kurulacağını da söyleyen Afet İşleri Dairesi Başkanı Mutlu Gürler, “Afetler sırasında ortaya çıkan ihtiyaçların hızlı şekilde giderilmesi için elimizde bazı kritik ekipmanların olması gerekiyor. Acil durumda ihtiyaç duyulan malzemelerin, ekipmanların hazırlanması için önemli oranda ihtiyaçlarımızı karşılayacak bir lojistik merkez tahsis edildi. Burasının altyapısını güçlendirmeye çalışıyoruz” dedi. 

AFAD’ın ilk toplantısı İzmir’de yapılacak

Ankara’da Afet ve Acil Durum Yönetimi Başkanlığı (AFAD) öncülüğünde yapılan toplantıda, İzmir Büyükşehir Belediyesi Afet İşleri Dairesi Başkanlığı için hazırladıkları yönetmelik taslağını sunduklarını da açıklayan Gürler, AFAD’ın, yeni kurulan daire başkanlıkları ile ilçe belediyeleri bünyesinde kurulan afet işleri müdürlükleri arasında sağlıklı bilgi ve hizmet akışı sağlamak, görev tanımlarını netleştirmek, ortak bir çalışma programı hazırlamak için ilk toplantısını İzmir’de yapacağını belirtti.

Kaynak: (BYZHA) Beyaz Haber Ajansı

İzmir afetlere hazırlıklı hale geliyor yazısı ilk önce Kocaeli Basın üzerinde ortaya çıktı.]]>