?>
?>
Proje ekibini tebrik eden Ege Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Necdet Budak, “Tam akredite bir araştırma üniversitesi olarak TÜBİTAK nezdindeki başarılarımızı sürdürmeye devam ediyoruz. Üniversitemizde oluşturduğumuz bilim ve araştırma ekosistemi sayesinde TÜBİTAK’a en çok proje yapan ve projesi en çok kabul gören üniversiteler arasında zirvede yer alıyoruz. Prof. Dr. Neriman Soğukpınar’ın yürütücülüğünü yaptığı, Uzm. Ebe Emine Alaçam’ın araştırmacı olarak yer aldığı proje, TÜBİTAK’tan destek almaya hak kazandı. Proje ekibimizi tebrik ediyor başarılarının devamını diliyorum.” dedi.
Proje ile ilgili bilgi veren Prof. Dr. Neriman Soğukpınar, “Bebeklerin-çocukların sağlıklı bir şekilde büyüyüp gelişmesinde anne ve babanın rolleri oldukça önemlidir. Babalık rolü, bir kadının gebeliği ile başlayan ve yaşam boyu devam eden bir süreç olarak tanımlanmaktadır. Babaların aile içinde çeşitli rolleri olmakla birlikte, bu roller arasında çocukların bakımına katılmak ve eşe destek olmak yer almaktadır. Tarihsel olarak babaların rolleri, ailenin maddi ihtiyaçlarını karşılayan bir rol figürü olmanın ötesine geçerek çocuğun bakımına katılan ve bakımı eşiyle paylaşan bir ebeveyn rolüne dönüşmüştür. Son yıllarda kadınların işgücüne katılımının artması, toplumsal yapıdaki değişimler ve cinsiyetler arasındaki eşitsizliğin azalması gibi nedenlerle babalar bebek bakımına daha fazla dahil olmaya başlasa da, babaların bebek bakımına katılımı hala istenen düzeyde değildir.” diye konuştu.
“Babaların bebek bakımına katılımının çocuğun gelişiminde olumlu etkisi var”
Çocukların güvende olması ve sağlıklı büyümesi için annelerin yanı sıra babaların da bebek bakımına katılmasını gerektirdiğini ifade eden Prof. Dr. Neriman Soğukpınar, “Babaların bebek bakımına katılımının çocuğun bilişsel, duygusal ve sosyal gelişim üzerinde olumlu etkileri vardır. Yapılan çalışmalarda, babaların bebeğin bakımına aktif katılmasının baba-bebek bağlanmasını olumlu yönde etkilediği ve bebeklerin daha güvenli bağlandığı bildirilmiştir. Bebeğin bezini değiştiren, banyo yaptıran, masaj yapan ve uyutan babaların, yapmayanlara göre baba-bebek bağlanma düzeylerinin daha yüksek olduğu saptanmıştır. Bununla birlikte babaların bebek bakımına hazır olması bebek, aile ve toplum sağlığı açısından oldukça önemlidir. Babaların bebek bakımına hazır oluşluklarının önemi nedeniyle, konuyla ilgili literatür incelendiğinde babalara yönelik çeşitli ölçeklerin geliştirildiği görülmektedir ancak babaların yenidoğan bakımına hazır olma durumlarını ölçen bir ölçüm aracına rastlanmamıştır. Babaların bebek bakımına hazır olma düzeylerinin ebe ve doğum hemşireleri tarafından güvenilir bir ölçüm aracı ile değerlendirilmesi, bilgi ihtiyaçlarının belirlenmesi ve eğitimlerin planlanması için yol gösterici olacak ve babaların bebek bakımına hazır olma düzeylerine önemli katkı sağlayacaktır.” dedi.
“Literatürde ilk defa araştırılıyor”
Literatür incelendiğinde, babaların yenidoğan bakımına hazır oluşluklarını değerlendiren bir ölçeğe rastlanmadığını belirten Prof. Dr. Neriman Soğukpınar,
ayrıca, babaların yenidoğan bakımına hazır olma durumları ile doğum sonrası kendilerini güvende hissetme durumları arasındaki ilişkiyi inceleyen bir çalışma da bulunmadığını söyledi. Prof. Dr. Neriman Soğukpınar, “Bu nedenlerle bu projenin, ilk aşamasında babaların yenidoğan bakımına hazır olma durumlarını değerlendiren bir ölçek geliştirilmesi amaçlanmıştır. Projenin ikinci aşamasında, babaların yenidoğan bakımına hazır oluşluk durumları ile doğum sonrası kendilerini güvende hissetme durumları arasındaki ilişkinin incelenmesi amaçlanmıştır. Projenin üçüncü aşamasında ise, çalışmanın sonunda babalara sunulmak üzere Babalar için Yenidoğan Bakım Rehberi isimli araştırmacı tarafından hazırlanan kitapçık geliştirilmesi amaçlanmaktadır. Bu projede geliştirilecek ölçek ile babaların doğum öncesi ve doğum sonrası dönemde yenidoğan bakımına hazır olma durumlarının ve bilgi ihtiyaçlarının belirlenmesi ve bu sonuçların babalara yönelik eğitimlerin planlanmasında kullanılması hedeflenmektedir.” diye konuştu.
Yürütücülüğünü Prof. Dr. Neriman Soğukpınar’ın yaptığı projede, Uzman Ebe Emine Alaçam ise araştırmacı olarak yer alıyor.
Kaynak: (BYZHA) Beyaz Haber Ajansı
Babaların yenidoğan bakımına hazır oluşlukları ile doğum sonu güvenlik hissi arasındaki ilişki araştırılacak yazısı ilk önce Kocaeli Basın üzerinde ortaya çıktı.]]>TÜRKİYE’NİN iyileştiren gücü Abdi İbrahim’in Medikal Direktörlüğü tarafından hazırlanan ve ayda bir yayınlanan, “Bilimsel Gündem” bültenlerinin yeni sayısında, tıp alanındaki çarpıcı araştırmalara yer veriliyor. COVID-19 salgınının başlamasının üzerinden 4 yıldan fazla zaman geçmesine rağmen, milyonlarca insan COVID-19 enfeksiyonunun uzun vadeli sonuçlarından etkilenmeye devam ediyor.
Dünya Sağlık Örgütü (DSÖ)’ne göre, uzamış COVID, genellikle COVID-19 başlangıcından itibaren 3 ay içinde başlayan; bireylerde en az 2 ay süren ve alternatif bir tanı ile açıklanamayan semptomlardır. Akut enfeksiyondan sonra uzamış COVID görülme sıklığı üzerine tahminler, hastaneye yatan aşılanmamış kişiler için %50-85, hastaneye yatmayan aşılanmamış kişiler için %10-35 ve aşılanmış kişiler için %8-12 arasında değişiklik gösteriyor. Uzamış COVID’te görülen yaygın semptom; klasik olarak fiziksel veya zihinsel efordan sonra kötüleşen yorgunluk olarak biliniyor. DSÖ’ye göre yorgunluğun; uyku bozukluğu, ağrının şiddetlenmesi ve beyin sisi ile ilişkili olabilir. Yapılan çok sayıda çalışmaya rağmen, uzamış COVID’e sahip bireylerin nasıl değerlendirileceği ve yönetileceği konusu henüz netlik kazanmadı. Özellikle birden fazla COVID-19 enfeksiyonu geçirmiş kişilerde, ilerleyen dönemlerde uzamış COVID açısından dikkatli olunması öneriliyor.
Işık yayan e-kitap okumaları, melatonin hormonu salgılanmasını geciktiriyor
Akşam saatlerinde ışık yayan e-kitap okuyucularını kullanmak, melatonin salgısını yaklaşık 1.5 saat geciktirerek biyolojik saat üzerinde olumsuz etki yarattığı gözlemlendi. Melatonin baskılanması, uykuya dalma süresinin uzamasına ve derin uyku (REM uykusu) miktarının azalmasına neden oluyor. Araştırmalar, ışık yayan cihazların kullanımının ertesi sabah daha düşük enerji seviyeleri ve azalmış bilişsel performansla ilişkilendirildiğini gösteriyor. Bu durum, sirkadiyen ritmin bozulması ve uyku-uyanıklık dengesinin olumsuz etkilenmesiyle açıklanıyor. Uyku sağlığını korumak için yatmadan önce ışık yayan cihazlardan uzak durulması ve basılı materyallerin tercih edilmesi öneriliyor.
Günlük su alımını artırmak, böbrek hastalarına iyi geliyor
İnsan vücudunun önemli bir bileşeni olan su, metabolizma tarafından yeterli şekilde üretilemeyen temel bir besin olarak kabul ediliyor. Günde 8 bardak su içilmesi yaygın bir öneri de olsa bu konudaki destekleyici kanıtlar net değil. Yapılan bir araştırmada, artırılmış günlük su tüketiminin insan sağlığı üzerindeki etkisine ilişkin yaklaşık 1500 çalışma incelendi. Su tüketimini fazlalaştırmanın, böbrek taşı öyküsü olan hastalarda tekrar böbrek taşı oluşumunu azaltabileceği bildirildi. Bol su içmenin kilo verme, migren, idrar yolu enfeksiyonu, diyabet ve hipotansiyon üzerinde faydaları konusunda da olumlu görüşler olsa bile, henüz kanıtlanmış etkileri mevcut değil.
Spotify ve YouTube’a da yükleniyor
Tıbbın popüler alanındaki tüm yeni gelişmelerin, sade, kolay anlaşılır ve bilgilendirici bir yapıda kamuoyu ile paylaşıldığı bültenler, 38 bin KVKK onaylı kişiye mail yoluyla iletiliyor. Tıp alanındaki gelişmelerin yanı sıra Türk ve yabancı bilim insanları hakkında da bilgi paylaşımı yapılan referans kaynak niteliğindeki bültenler, Abdi İbrahim web sitesinde yayınlanıyor. Bunun yanı sıra her yeni sayısı podcast formatında Spotify’a yükleniyor ve sonrasında bu podcastler Youtube üzerinden de paylaşılıyor.
Kaynak: (BYZHA) Beyaz Haber Ajansı
Yorgunluk hissi, uzamış COVID’in habercisi olabilir yazısı ilk önce Kocaeli Basın üzerinde ortaya çıktı.]]>