?>
?>
Etkinliğin açılış konuşmasını gerçekleştiren Dr. Öğretim Üyesi Hülya Gölgesiz, “Etkinliğimizde, yerel ve sözlü tarih araştırmacılarını ve öğrencileri bir araya getirmekten mutluluk duyuyoruz. Biz, 3 ay önce bu etkinliği gerçekleştirmek adına küçük ama inançlı bir kadroyla yola çıktık. Öğrencilerimizin ve katılımcılarımızın yoğun ilgisi sayesinde etkinliğimizi gerçekleştiriyoruz” diye konuştu.
“Bizi biz yapan ve besleyen kaynak yerel tarihtir”
Konuşmasının devamında yerel ve sözlü tarihin öneminden bahseden Dr. Öğr. Üyesi Hülya Gölgesiz, “Günümüz dünyasını tanımlarken öne çıkan kavramlara bakıldığında küreselleşme, dünya insanı olmak gibi kavramlar karşımıza çıkıyor. Bütün insanları birbirine yakınlaştıran gelişmeler ve birçok nedene bağlı olarak gerçekleşen göçler ile birlikte günümüzde kentler büyüdü ve kimlikleri değişti. Bu gelişmeler köklerimize olan bağımızı da koparttı. Bizler için kültürel kimlik inşasında yerel tarih çok önemli çünkü bizi biz yapan ve besleyen kaynağımız yerel tarihtir. Sözlü tarih çalışmalarıyla kuşaklar arasında bir bağ kurmanın yolunu da bulmuş oluyoruz” dedi.
Etkinlik kapsamında Prof. Dr. Yasin Doğan, “Geçmiş Dünya’dan Dijital Dünya’ya: Geçmişimizin Dijital Yansımaları” başlıklı bir konuşma gerçekleştirdi. Prof. Dr. Doğan, “Yerel tarih nedir? Ne değildir?’ bu ayrımı net yapmakta fayda var. Yerel tarih, tarih dediğimiz bilim dalının esaslarının birebir uygulanması gereken bir alan. Yani yerel tarihte de tarihte olduğu gibi kanıt, olgular, objektiflik gibi sorgulama süreçlerinin izlenmesi lazım. Tarihimizi makro tarih ve mikro tarih ölçeğinde ele aldığımız zaman yerel tarih mikro tarihe girer” dedi.
“Dijitalleşme hayatın her alanında kaçınılmaz son”
Tarihsel bilginin dijitalleşmesinin rağbet gördüğünü dile getiren Prof. Dr. Yasin Doğan, “Dijitalleşme, hayatın her alanında kaçınılmaz son, sosyal medya gibi dijital alanlarda çok farklı atılımlar yapıldı. E-Devlet’te 2018 yılında soy ağacı görüntüleme ile ilgili hizmet devreye girdi ve bir saat içinde 35 bin adet belge indirildi. Neticede dijital geçmiş bir odak noktası oldu. Türkiye’de verilerin dijitale aktarımında çalışmalar yapılıyor fakat veriler dağınık durumda. Tarihin dijitalleşmesinde en önemli nokta ana bir platformda birleştirmek” diye konuştu.
Konuşmasının sonunda dijitalleşme ve kişiselleşme arasındaki ilişkiden bahseden Prof. Dr. Yasin Doğan, “Artık grup, toplum, büyük kitle, toplumsal hafıza gibi kavramlar aşılıyor yerini bireyin tarihine bırakıyor. E-mail, paylaşımlar, blog, beğeni ve yorumlar gibi çok uzun süreli olmayan dijital ayak izleriyle, sanal dünyada geçmiş hafızamız birikiyor” dedi.
Şaban Yaylalı, Lozan Antlaşması kapsamında gerçekleştirilen Yunanistan Türkiye Nüfus mübadelesi nedeniyle bebekliğinde maruz kaldığı göçü ve Türkiye’ye geldiklerinde yaşadıkları zorlukları ayrıntılarıyla anlattı. İzleyiciler ve öğrenciler kendisine çok ilgi göstererek hatıra fotoğrafı çektirdiler.
Üç gün boyunca sürecek sempozyum kapsamında çevrimiçi ve yüz yüze oturumların yanı sıra atölye çalışmaları ve geziler de gerçekleştirilecektir.
Kaynak: (BYZHA) Beyaz Haber Ajansı
EÜ Eğitim Fakültesinde “I. Ulusal Yerel ve Sözlü Tarih Araştırmaları Öğrenci Sempozyumu” başladı yazısı ilk önce Kocaeli Basın üzerinde ortaya çıktı.]]>Ebeveynler ile çocuklar arasındaki çatışmaların nedenlerini derinlemesine incelediğimizde, çoğunun çocuğun cihazlarla geçirdiği süreyle ilgili olduğunu görüyoruz (vaka oranı %67).Çocuğun izlediği içerik, ankete katılanların çatışmalarının %35’inin nedenini oluşturuyor. Ebeveynler ayrıca çocuklarının sürekli olarak internette sohbet etmesinden ve faydalı hiçbir şey yapmamasından da rahatsız oluyor – bu da tartışmaların %20’sinin başlama nedenini oluşturuyor.
Çocuğun dijital yaşamı söz konusu olduğunda ailelerdeki çatışmaların temel nedenleri
Kaspersky Orta Doğu, Türkiye ve Afrika Tüketici Kanalı Başkanı Seifallah Jedidi, şunları söylüyor: “Çatışmalar genellikle yanlış anlaşılmalardan kaynaklanıyor. Ebeveynler açısından gelişen modern dijital dünyanın hızına ayak uydurmak gittikçe zorlaşıyor. Bu nedenle çok hızlı ortaya çıkan trendleri yakalayamadıkları için genellikle büyük resmin dışında kalıyorlar. Çocuklara gelince, siber risklerin gerçekliğini hafife alarak ve çevrimiçi ortamda maruz kalabilecekleri içeriği filtrelemek için stratejiler oluşturmayarak dijital yaşamda sınırlı bir dikkatle ilerleme eğilimindeler. Bununla birlikte, çocuğunuzla iletişim kurarak ve dijital yaşamlar hakkında güven ve iyi bir ilişki kurarak durumu iyileştirmek mümkündür. Ebeveynler çocukların olumlu dijital davranış becerileri ve alışkanlıkları geliştirmelerine yardımcı olmalı ve onlara temel siber hijyeni öğretmelidir.”
Kaspersky, ailelerle çocukları arasında olası çatışmaları ortadan kaldırmak ve çocukların dijital yaşamlarını ve deneyimlerini korumaya yardımcı olmak için aşağıdaki tavsiyeye uyulmasını tavsiye ediyor:
*“Growing Up Online” konulu anket, Kaspersky’nin talebi üzerine Toluna araştırma ajansı tarafından 2023-2024 yıllarında gerçekleştirilmiştir. Çalışmanın örneklemi, 5 ülkede 10 bin çevrimiçi görüşmeyi (3 ila 17 yaş arası çocukları olan 5 bin ebeveyn-çocuk çifti) içeriyordu. Katılımcı ülkeler Türkiye, Güney Afrika, Mısır, Suudi Arabistan ve BAE.
Kaynak: (BYZHA) Beyaz Haber Ajansı
Türkiye’de ailelerin %31’i çocuklarının çevrimiçi yaşamı nedeniyle tartışma yaşıyor yazısı ilk önce Kocaeli Basın üzerinde ortaya çıktı.]]>