?> ?> İlaç arşivleri - Kocaeli Basın https://kocaelibasin.com.tr Yeni Nesil Kocaeli Haber Medyası Sun, 09 Mar 2025 14:30:13 +0000 tr hourly 1 https://wordpress.org/?v=7.0 https://kocaelibasin.com.tr/wp-content/uploads/2024/10/cropped-favicon1-32x32.png İlaç arşivleri - Kocaeli Basın https://kocaelibasin.com.tr 32 32 Zeytin üreticisine “ilaç” oldu https://kocaelibasin.com.tr/zeytin-ureticisine-ilac-oldu/ Sun, 09 Mar 2025 14:30:09 +0000 https://kocaelibasin.com.tr/zeytin-ureticisine-ilac-oldu/ Tarımda verimi artırmak ve ürün kalitesini yükseltmek için üreticiye yaptığı desteklerle öne çıkan İzmir Büyükşehir Belediyesi halkalı leke hastalığı nedeniyle bitme noktasına gelen Yarımada zeytinini hayata döndürdü.

Zeytin üreticisine “ilaç” oldu yazısı ilk önce Kocaeli Basın üzerinde ortaya çıktı.]]>
Tarımda verimi artırmak ve ürün kalitesini yükseltmek için üreticiye yaptığı desteklerle öne çıkan İzmir Büyükşehir Belediyesi halkalı leke hastalığı nedeniyle bitme noktasına gelen Yarımada zeytinini hayata döndürdü. Urla ve Karaburun’da 3,6 ton bordo bulamacı (bitki ilacı) dağıtımı yapıldı ve üreticiye eğitim verildi. Nisan ayında bölge üreticisine 2 ton bordo bulamacı daha dağıtılacağı bildirildi. 

İzmir Büyükşehir Belediyesi’nin tarımsal üretimi artırmak ve ürün kalitesini yükseltmek amacıyla üreticiye verdiği destekler sürüyor. Zeytin ve zeytinyağı üretiminin önemli merkezlerinden Yarımada’da zeytin verimliliğini önemli ölçüde etkileyen halkalı leke hastalığına karşı harekete geçen İzmir Büyükşehir Belediyesi’nin mücadelesi başarılı sonuçlar vermeye başladı. Çiftçinin yüzünü güldüren çalışmalar kapsamında bu yıl Urla’nın Kadıovacık Mahallesi ile Karaburun’un Eğlenhoca, Kösedere, İnecik mahallelerinde toplam 99 üreticiye 3 ton 630 kilogram bordo bulamacı (bitki ilacı)  dağıtıldı. Bordo bulamacı desteğinin yanı sıra çiftçiye doğru uygulama eğitimleri de verildi. İzmir Büyükşehir Belediyesi Tarımsal Hizmetler Dairesi Başkanlığı, nisan ayında bölge üreticisine 2 ton bordo bulamacı daha dağıtacak.  

“Doğru yöntemleri doğru zamanda uygulamak için çalışıyoruz”
Zeytinde halkalı leke hastalığı ile mücadelenin önemini anlatan İzmir Büyükşehir Belediyesi Tarımsal Hizmetler Dairesi Başkanı Bülent Üngür, “Zeytinde halkalı leke hastalığı özellikle yağışlı ve nemli geçen yıllarda zeytin ağaçlarında oluşan bir mantar hastalığı. Bu hastalık yaprak dökülmesine, bir süre sonra da verim kaybına neden oluyor. İzmir Büyükşehir Belediyesi Tarımsal Hizmetler Dairesi Başkanlığı olarak bu hastalığa karşı çiftçilerimize ücretsiz bordo bulamacı dağıtımı yapıyoruz. Ziraat mühendisi arkadaşlarımız üreticilerimize doğru yöntemleri doğru zamanda uygulamayı anlatarak onları bilgilendirmeye devam ediyorlar” ifadelerini kullandı. 

“Zeytin kültürel mirasımız”
Zeytinin sadece üretim aracı değil aynı zamanda kültürel miras olduğuna da değinen Üngür, “Bu kültürel mirası gelecek nesillere aktarmamız ve zeytin ağaçlarımızı korumamız gerekiyor. Tarımsal Hizmetler Dairesi Başkanlığı olarak bu hedef doğrultusunda çalışıyoruz. İzmir’in tamamına baktığınızda Türkiye’deki zeytin üretiminin yüzde 18’lik bir kısmını sağlıyor. O yüzden zeytin üreticilerimize desteğimiz devam edecek. İzmir Büyükşehir Belediye Başkanı Dr. Cemil Tugay’ın öncülüğünde çiftçilerimizin, üreticilerimizin her sorununda yanında yer alacak, tarımsal kalkınmayı artırmaya yönelik çalışmalarımızı sürdüreceğiz” dedi. 

“Halkalı leke hastalığını bitirmek üzereyiz”
Çalışmaların hastalığı bitirme noktasına getirdiğini söyleyen Urla Kadıovacık Mahalle Muhtarı Nihat Çağan, “Üç yıldır bordo bulamacı desteği alıyoruz. Verimlilik bitmek üzereyken bordo bulamacı sayesinde üretimimizi ayakta tutmayı başardık. Yine dağıtım var. Halkımız ilaçlama yapacak. Halkalı leke hastalığını bitirmek üzereyiz. Herkes ilaçlama makinası aldı, çok memnunlar. Verimliliğimiz çok yükseldi. İzmir Büyükşehir Belediyesi’ne çok teşekkür ederiz. Sağ olsunlar, var olsunlar” şeklinde konuştu. 

“Ağaçlarımız yeşermeye başladı”
Kadıovacııklı zeytin üreticisi Vahit Ercan, “Çalışmalardan memnunuz. Neticesini alıyoruz. Ağaçlarımızda yaprak kalmamıştı. İki seferdir bordo bulamacı atıyoruz, karşılığını alıyoruz. Ağaçlarımız yeşermeye başladı. Zeytinimiz bizim atadan kalma yağlı zeytin. Köyümüzün başka geliri yok, bir zeytinimiz var. İzmir Büyükşehir Belediyesi her zaman yanımızda. Köyümüzü hiç yalnız bırakmadılar” diye konuştu.

Saha çalışmaları devam ediyor 
Tarımsal Hizmetler Dairesi Başkanlığı ekipleri, bordo bulamacı desteğinin yanı sıra zeytin üreticilerinin yaşadığı sorunları tespit edebilmek ve mücadele yöntemlerinin doğru uygulanabilmesini sağlamak için sahada çalışmalarını sürdürüyor. Üreticilere uygulamalı ve teorik eğitim veren Tarımsal Hizmetler Dairesi Başkanlığı ekipleri, uygulama sonrası sahada incelemeler yaparak zeytinin son durumuyla ilgili tespit yapıyor.

 

Kaynak: (BYZHA) Beyaz Haber Ajansı

Zeytin üreticisine “ilaç” oldu yazısı ilk önce Kocaeli Basın üzerinde ortaya çıktı.]]>
İltihaplı Romatizmada Beslenme İlaç Kadar Önemli https://kocaelibasin.com.tr/iltihapli-romatizmada-beslenme-ilac-kadar-onemli/ Wed, 08 Jan 2025 10:12:31 +0000 https://kocaelibasin.com.tr/iltihapli-romatizmada-beslenme-ilac-kadar-onemli/ İltihaplı romatizmanın tek bir hastalık olmadığını, 150 farklı türü bulunduğunu biliyor muydunuz? Hatta genellikle eklemlerde belirti göstermesine rağmen, bazı durumlarda hastanın hiçbir eklem şikayeti olmayabiliyor! Acıbadem Bakırköy Hastanesi Romatoloji Uzmanı Dr.

İltihaplı Romatizmada Beslenme İlaç Kadar Önemli yazısı ilk önce Kocaeli Basın üzerinde ortaya çıktı.]]>
İltihaplı romatizmanın tek bir hastalık olmadığını, 150 farklı türü bulunduğunu biliyor muydunuz? Hatta genellikle eklemlerde belirti göstermesine rağmen, bazı durumlarda hastanın hiçbir eklem şikayeti olmayabiliyor! Acıbadem Bakırköy Hastanesi Romatoloji Uzmanı Dr. Öğretim Üyesi Mehmet Karaarslan   “İltihaplı romatizma sadece eklemleri etkilemekle kalmaz; gözlerde, ciltte, akciğerlerde ya da kalp ve kan damarları gibi birçok organ ve sistemde etkili olabilir. Bazen çok ilgisiz görünen bir belirti ile de kendini gösterebilir. Örneğin; ağızda aft, göz kuruluğu, tekrarlayan karın ağrıları, nedeni bulunamayan ateş vb bile bu hastalıkların belirtisi olabilir” diyor. İltihaplı romatizmanın tedavisinde beslenmenin, ilaçlar kadar önemli rol oynadığını vurgulayan Dr. Öğretim Üyesi Mehmet Karaarslan, hastalıkta fayda sağlayan besinler ile kaçınılması gereken besinleri anlattı, önemli uyarılar ve önerilerde bulundu.

 

 

İstirahatta bile geçmeyen ağrı!

Halk arasında ‘kireçlenme’ ya da ‘kemik erimesi’ olarak bilinen romatizmal hastalıklar ile karıştırılabilen iltihaplı romatizma hakkında toplumumuzda yeterince farkındalık bulunmuyor. Eklemlerde iltihaplanma, şişlik ve istirahat halinde bile geçmeyen ağrılara yol açan, sabahları kişinin yataktan kaskatı şekilde ya da vücudu tutulmuş halde kalkmasına neden olan iltihaplı romatizmanın, romatizmal hastalıklardan farklı olduğunu ve 150 türü bulunduğunu belirten Acıbadem Bakırköy Hastanesi Romatoloji Uzmanı Dr. Öğretim Üyesi Mehmet Karaarslan “İltihaplı romatizmanın temel nedeni; bağışıklık sisteminin farklı ve hatta aşırı çalışması sonucu vücudun kendi kendine zarar vermesidir. Bu hastalıklarda ailesel yatkınlık söz konusu olmakla birlikte sağlıksız beslenme, kilo fazlalığı ve sigara gibi çevresel faktörlerin hatta diş sağlığının bile etkisi vardır. Diş ve dişeti hastalıkları iltihaplı romatizmayı tetikleyici olabilmektedir” diyor. 

İltihaplı romatizmanın görülme sıklığının hastalıktan hastalığa değişebildiğini, örneğin; ankilozan spondilit veya romatoid artrit gibi türlerinin göreceli olarak sık görülürken, Skleroderma veya sjögren hastalığının görülme sıklığının daha düşük olduğunu söyleyen Dr. Öğretim Üyesi Karaarslan sözlerine şöyle devam ediyor: “Yine iltihaplı romatizma hastalıklarında sayılan Ailevi Akdeniz ateşi veya Behçet gibi özel bir grup romatolojik hastalık, ülkemizde oldukça sık görülüyor. İltihaplı romatizmada ağrı en sık görülen belirtidir. Özellikle istirahat ile kötüleşen ağrı bizim için önemli bir ipucudur. Hastalar çoğunlukla sabah ağrısından şikayet ederler. Buna sabah tutukluğu ve katılık da eşlik eder. İltihaplı romatizma bazen çok ilgisiz görünen bir belirti ile de kendini gösterebilir. Örneğin; ağızda aft, göz kuruluğu, tekrarlayan karın ağrıları, nedeni bulunamayan ateş vb bile bu hastalıkların belirtisi olabilir.”

Beslenme kritik önem taşıyor!

İltihaplı romatizmanın tedavisinde beslenmenin ilaç kadar önemli bir rol oynadığını vurgulayan Dr. Öğretim Üyesi Mehmet Karaarslan; bazı besinlerin vücuttaki iltihabı artırabildiğini, bazılarının ise iltihabın azalmasına yardımcı olabildiğini söylüyor. Romatolojik hastalıklarda iltihabı azaltmanın, ağrıyı hafifletmek ve eklem hasarını önlemek için çok önemli olduğunu belirten Karaarslan “Beslenme, sinir sistemini etkileyerek ağrıyı azaltabilir. Özellikle omega-3 yağ asitleri, ağrı kesici etkisiyle bilinir. Doğru beslenme, bağışıklık sistemini güçlendirerek hastalığın ilerlemesini de yavaşlatabilir. Ancak her romatolojik hastalığın beslenme gereksinimlerinin fırklı olabildiğini belirten Mehmet Karaarslan, bu nedenle Beslenme ve Diyet Uzmanı ile çalışarak kişiye özel bir beslenme planı oluşturulmasının önemli olduğunu söylüyor.  

Bu besinler fayda sağlıyor!

Dr. Öğretim Üyesi Karaarslan iltihaplı romatizmaya karşı fayda sağlayan besinleri şöyle anlatıyor: “Somon, uskumru ve sardalya gibi yağlı balıklar, ceviz, fındık ve badem gibi omega-3 yağ asitleri ve kalsiyum açısından zengin olan besinler, brokoli, karnabalar ve yeşil yapraklı sebzeler, çilek, böğürtlen vb kırmızı-turuncu ve mor renkli sebze-meyveler, tam tahıllar, kurubaklagiller, süt ve süt ürünleri, yoğurt, et, tavuk, yumurta kasların onarımı ve güçlenmesi için büyük önem taşıdığından, bu besinleri tüketmenizi engelleyecek herhangi bir hastalığınız yoksa sofranızda mutlaka yer verin.”

Bu besinlerden kaçının!

Hazır yemekler, paketlenmiş ürünler ve fast food gibi işlenmiş gıdalar ile şekerli içecekler, tatlılar, kek ve kurabiye gibi rafine şeker içeren besinlerden mutlaka uzak durulması gerektiğini belirten Karaarslan “Bu besinler iltihabı artırabildiğinden ve kilo alımına neden olabildiğinden mutlaka uzak durulmalıdır. Ayrıca kızartılmış gıdalar, yüksek miktarda trans yağ içerir; trans yağlar da vücutta iltihabı artırır. Alkolün de karaciğer hasarına yol açmasının yanı sıra bağışıklık sistemini zayıflatıcı ve vücutta iltihabı artırıcı etkisi vardır. Bu nedenle bu tür içeceklerden ve yiyeceklerden de uzak durmak gerekir” diyor. 

Kaynak: (BYZHA) Beyaz Haber Ajansı

İltihaplı Romatizmada Beslenme İlaç Kadar Önemli yazısı ilk önce Kocaeli Basın üzerinde ortaya çıktı.]]>
Zirai ilaç ambalaj atıkları kontrol altında https://kocaelibasin.com.tr/zirai-ilac-ambalaj-atiklari-kontrol-altinda/ Mon, 06 Jan 2025 09:50:02 +0000 https://kocaelibasin.com.tr/zirai-ilac-ambalaj-atiklari-kontrol-altinda/ Nilüfer Belediyesi, zirai ilaç ambalaj atıklarının çevreye verdiği zararı önlemek amacıyla başlattığı kontrollü toplama sistemini Çaylı Mahallesi’nde de hayata geçirdi.

Zirai ilaç ambalaj atıkları kontrol altında yazısı ilk önce Kocaeli Basın üzerinde ortaya çıktı.]]>
Nilüfer Belediyesi, zirai ilaç ambalaj atıklarının çevreye verdiği zararı önlemek amacıyla başlattığı kontrollü toplama sistemini Çaylı Mahallesi’nde de hayata geçirdi.

Çaylı Mahallesi’ne yerleştirilen konteyner aracılığıyla zirai atıklar artık daha kolay toplanacak.

Nilüfer Belediyesi, çevre ve insan sağlığını tehdit eden zirai ilaç ambalaj atıklarının kontrollü toplanması için yürüttüğü çalışmaları genişletiyor. Bu kapsamda Konaklı, Fadıllı, Başköy ve Çatalağıl Mahallelerinin ardından Çaylı Mahallesi’ne de özel atık konteyneri yerleştirildi.

Uygulama kapsamında tarım alanlarında kullanılan kimyasal ürün ambalajlarının gelişigüzel doğaya atılması ve içlerindeki atık maddelerin suya ve toprağa karışması önleniyor. 3 bin litrelik özel konteynerlerle toplanan zirai ilaç ambalaj atıkları, Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanlığı’ndan lisanslı firmalar tarafından bertaraf ediliyor.

Yeraltı suları, yağmur suları, akarsular ve denizlerin kirlenmesinin önüne geçilmesinde önemli rol oynayan atık toplama sistemi, daha temiz ve sağlıklı bir çevreye de katkı sağlıyor.

 

Kaynak: (BYZHA) Beyaz Haber Ajansı

Zirai ilaç ambalaj atıkları kontrol altında yazısı ilk önce Kocaeli Basın üzerinde ortaya çıktı.]]>
Eczacıbaşı İlaç Sınai ve Finansal Yatırımlar sürdürülebilirlik raporunu yayımladı https://kocaelibasin.com.tr/eczacibasi-ilac-sinai-ve-finansal-yatirimlar-surdurulebilirlik-raporunu-yayimladi/ Fri, 27 Dec 2024 12:00:01 +0000 https://kocaelibasin.com.tr/eczacibasi-ilac-sinai-ve-finansal-yatirimlar-surdurulebilirlik-raporunu-yayimladi/ Bireye, topluma ve doğaya saygı ilkesiyle hareket eden Eczacıbaşı İlaç Sınai ve Finansal Yatırımlar, 2023 entegre sürdürülebilirlik raporunu yayımladı.

Eczacıbaşı İlaç Sınai ve Finansal Yatırımlar sürdürülebilirlik raporunu yayımladı yazısı ilk önce Kocaeli Basın üzerinde ortaya çıktı.]]>
Bireye, topluma ve doğaya saygı ilkesiyle hareket eden Eczacıbaşı İlaç Sınai ve Finansal Yatırımlar, 2023 entegre sürdürülebilirlik raporunu yayımladı. Raporda, sağlık faaliyetleri alanında sürdürülebilirlik adına atılan önemli adımların yanı sıra, Şirket iştiraklerinin Türkiye’deki üretim tesislerinde kullanılan elektriğin tamamının yenilenebilir enerji kaynaklarından temin edildiği vurgulandı.

 

Eczacıbaşı İlaç Sınai ve Finansal Yatırımlar (EİS), çatısı altında bulunan sağlık şirketlerinin 2023 yılı çalışmalarını, yayımladığı ilk entegre sürdürülebilirlik raporunda derledi.  Raporda, çalışmalarını “Kurumsal Yönetim”, “Gezegene Yatırım”, “İnsana Yatırım”, “Geleceğe Yatırım” başlıkları altında ele alan EİS, sağlık şirketlerinin enerji tüketimi, atık yönetimi ve su kaynaklarının kullanımında gerçekleştirdiği iyileştirmelere dikkat çekti. Küresel Raporlama İnisiyatifi (GRI) Sürdürülebilirlik Raporlama Standartları, Dünya Ekonomik Forumu (WEF) Paydaş Kapitalizmi Sürdürülebilir Değer Yaratımı Raporlama Kriterleri ve Uluslararası Entegre Raporlama Konseyi (IIRC) Uluslararası Entegre Raporlama Çerçevesi ile uyumlu hazırladıkları raporla ilgili açıklamalarda bulunan Eczacıbaşı İlaç Sınai ve Finansal Yatırımlar CEO’su Emin Fadıllıoğlu, 2023 yılında sürdürülebilirlik alanında gösterdikleri gelişimi vurguladı. 

 

Sürdürülebilirlik Çalışmalarına Bütüncül Yaklaşım

Türkiye’deki üretim tesislerinde kullanılan elektriğin tamamını yenilenebilir enerji kaynaklarından temin ettiklerine ve enerji verimliliğini artırmak amacıyla verimlilik projeleri gerçekleştirdiklerine değinen Fadıllıoğlu, “Enerji yönetimine dair yaptığımız çalışmaların yanı sıra, Gensenta üretim tesislerimizde atık yönetimi süreçlerimizi iyileştirdik ve toplam atık miktarımızın yüzde 87’sini geri dönüştürdük” dedi. Şirket olarak sürdürülebilirlik alanındaki adımlarını yalnızca çevresel etkiyi azaltmaya yönelik değil, iş süreçlerini iyileştirmeye yönelik atık yönetimi, su verimliliği ve enerji verimliliği gibi alanlarda sürdürülebilir uygulamalara da odaklandıklarını belirten Fadıllıoğlu sözlerini şöyle sürdürdü: “ Gensenta’da yıl boyunca yapılan çalışmalar sonucunda 2021 yılına kıyasla enerji yoğunluğunda %10’luk bir azalma elde etmekten ve bunun sonucunda 163,43 MWh/ton ürün enerji yoğunluğu seviyesine ulaşmaktan memnuniyet duyuyoruz. Aynı zamanda geri dönüştürülen atık su miktarımızı bir önceki yıla göre %43 arttıracak projeler yaparak su kaynaklarımızın verimli kullanımına katkı sağlıyoruz.”

  

Fırsat Eşitliği Hedeflerine Vurgu  

Fırsat eşitliğinin önemli sürdürülebilirlik odak alanlarından olduğuna değinen Emin Fadıllıoğlu, “Bu alanda da önemli adımlar attık. Sağlık şirketlerimizde beyaz yaka yeni işe alımda kadın çalışan oranı için belirlediğimiz yüzde 50 hedefini aşarak yüzde 51,3’e ulaştık. Benzer şekilde, yüzde 40 olarak belirlediğimiz yönetimde çalışan kadın oranı hedefimizi, yüzde 41,2 seviyesine çıkarmayı başardık. Beyaz yaka çalışanlarımız arasında çalışan kadın oranımızı ise yüzde 39,7 seviyesinde gerçekleştirdik” dedi. 

 

Sağlıklı Bir Gelecek İnşa Etmek İçin Çalışıyoruz 

Yaptıkları tüm çalışmaların temelinde sağlıklı bir gelecek inşa etme hayali olduğunu ifade eden  Emin Fadıllıoğlu, “Sürdürülebilirlik bizim için çok boyutlu bir kavram. Sunduğumuz ürün ve hizmetlerle bireylerin ve dolayısıyla toplumun sağlığına etki ediyoruz. Sağlıklı bireylerin sağlıklı bir dünyada var olabilmesi için üstlenmemiz gereken çevresel ve sosyal sorumlulukların bilinciyle adım atıyoruz. 2023 yılında hem çevresel hem sosyal sürdürülebilirlik alanlarında gelişim göstermiş olsak da bu yolculuğun uzun soluklu olduğunu ve sürekli bir çaba gerektirdiğinin farkındayız.  Stratejilerimiz doğrultusunda hedeflerimize kararlılıkla ilerlemeye devam edeceğiz.” dedi. 

Kaynak: (BYZHA) Beyaz Haber Ajansı

Eczacıbaşı İlaç Sınai ve Finansal Yatırımlar sürdürülebilirlik raporunu yayımladı yazısı ilk önce Kocaeli Basın üzerinde ortaya çıktı.]]>
Bu proje ile diyabet hastalarının yüksek dozda ilaç kullanımının önüne geçilecek https://kocaelibasin.com.tr/bu-proje-ile-diyabet-hastalarinin-yuksek-dozda-ilac-kullaniminin-onune-gecilecek/ Thu, 26 Dec 2024 09:20:06 +0000 https://kocaelibasin.com.tr/bu-proje-ile-diyabet-hastalarinin-yuksek-dozda-ilac-kullaniminin-onune-gecilecek/ Ege Üniversitesi(EÜ) Eczacılık Fakültesi doktora öğrencisi Yalçın Çelik Aydın’ın yürütücülüğünü yaptığı, Prof.

Bu proje ile diyabet hastalarının yüksek dozda ilaç kullanımının önüne geçilecek yazısı ilk önce Kocaeli Basın üzerinde ortaya çıktı.]]>
Ege Üniversitesi(EÜ) Eczacılık Fakültesi doktora öğrencisi Yalçın Çelik Aydın’ın yürütücülüğünü yaptığı, Prof. Dr. Emel Öykü Çetin Uyanıkgil’in danışmanlığını üstlendiği doktora tezi “Lipid bazlı nanotaşıyıcılar kullanılarak diyabet tedavisinde kullanılan model bir maddenin oral biyoyararlanımının artırılması” projesi TÜBİTAK “1002- B Acil Destekleme Modülü”  kapsamında destek almaya hak kazandı. Proje ile diyabet hastalarının ilaç kullanım süresinin ve dozunun azaltılarak hem hasta sağlığına hem de ekonomiye katkı sunulacak.

Ege Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Necdet Budak, Prof. Dr. Emel Öykü Çetin Uyanıkgil ve Yalçın Çelik Aydın’ı makamında ağırlayarak tebrik etti. Rektör Prof. Dr. Necdet Budak, “Tam kurumsal akreditasyona sahip, öğrenci odaklılıkta ödüllü, öncü araştırma üniversitemizde oluşturduğumuz örnek bilim üretme ekosistemimiz bünyesinde görev yapan araştırmacılarımızın yürütücülüğünü yaptığı nitelikli projeler ulusal ve uluslararası kurum ve kuruluşlardan destek görmeye devam ediyor. Diyabet, dünya genelinde en yaygın olarak görülen kronik hastalıklardan biridir. Geliştirilen projeyle diyabet tedavisi için ihtiyaç duyulan dozların azaltılmasıyla ekonomik geri kazanım sağlanacak. TÜBİTAK tarafından da destek gören bu projeyi gerçekleştiren akademisyenlerimizi tebrik ediyorum. Çalışmalarında başarılar diliyorum” dedi.

         “İlaçların yan etkileri tedaviyi de olumsuz etkiliyor”

 

Diyabete yakalanan bireylerin tedavisinin ömür boyu sürdüğünü söyleyen Doktora öğrencisi Yalçın Çelik Aydın, “Diyabet dünya genelinde en yaygın olarak görülen kronik hastalıklardan biridir. Tam anlamıyla tedavi sağlanarak geri döndürülmesi henüz keşfedilemediği için bir kere diyabet hastası olan bir kişinin tedavisi tüm ömrü boyunca sürmektedir. Bu durum hem hastaların ilaç kullanım sürelerini ve dozunu artırırken hem de sağlık sistemine giderek büyüyen bir yük bindirmektedir. Diyabetin tedavisinde ve obeziteye bağlı diyabetin önlenmesinde kullanılan ‘liraglutid’ ile ‘berberin’ düşük biyoyararlanım gösteren iki önemli etkin maddedir. Gösterdikleri düşük oral biyoyararlanım sebebiyle günümüzde berberin oral olarak yüksek dozlarda, liraglutid ise enjeksiyon yöntemi ile kullanmaktadır. Subkütan kullanım yolunun ve oral olarak kullanılan yüksek dozların doğal bir sonucu ise istenmeyen etkilerin de bu ilaçların kullanımları sırasında sıklıkla görülmesidir. İlaçlara bağlı olarak görülen istenmeyen etkiler, hastaların bu istenmeyen etkileri baskılamak için başka ilaçları da kullanmalarına veya ilaçları düzensiz kullanmaya ve hatta kullanmayı bırakmalarına sebep olmaktadır. Bu durum da tedavinin aksamasına ve hastalarda ikincil başka hastalıkların görülmesine zemin hazırlamaktadır” diye konuştu.

“Ekonomik olarak kazanım sağlanacak”

Tedavi için ihtiyaç duyulan dozların azalmasına bağlı olarak ekonomik geri kazanım da sağlanacağını vurgulayan Yalçın Çelik Aydın, “Yeni nesil ilaç taşıyıcı sistemler kullanılarak oral biyoyararlanımın artırılması ve istenmeyen etkilerin azaltılması son yıllarda sıklıkla kullanılan bir yöntemdir. Bu sayede çok daha az istenmeyen etki görülmesi sağlanarak hasta uyuncu yükseltilir ve tedavinin sağlıklı bir şekilde sürdürülmesi sağlanır. Artırılan oral biyoyararlanımın ikincil bir etkisi ise tedavi için ihtiyaç duyulan dozların azalmasına bağlı olarak sağlanan ekonomik geri kazanımdır. Proje çalışmalarımı yürütürken her zaman yanımda olan danışman hocam Prof. Dr. Emel Öykü Çetin Uyanıkgil’e çok teşekkür ederim” dedi.

Kaynak: (BYZHA) Beyaz Haber Ajansı

Bu proje ile diyabet hastalarının yüksek dozda ilaç kullanımının önüne geçilecek yazısı ilk önce Kocaeli Basın üzerinde ortaya çıktı.]]>
Evrensel Stratejik Gereklilik: Molekülden İlaca Projesiyle İlaç Sektörüne Yetkin İnsan Gücü Desteği https://kocaelibasin.com.tr/evrensel-stratejik-gereklilik-molekulden-ilaca-projesiyle-ilac-sektorune-yetkin-insan-gucu-destegi/ Sat, 21 Dec 2024 11:19:55 +0000 https://kocaelibasin.com.tr/evrensel-stratejik-gereklilik-molekulden-ilaca-projesiyle-ilac-sektorune-yetkin-insan-gucu-destegi/ Ankara Üniversitesi Biyoteknoloji Enstitüsü koordinatörlüğünde, Türkiye’den ve Avrupa’dan farklı üniversite ve sektör temsilcilerinin iş birliğiyle yürütülen ve Avrupa Birliği Erasmus+ Programı kapsamında finanse edilen, “Evrensel Stratejik Gereklilik: Molekülden İlaca” adlı proje ile ilaç sektöründe stratejik öneme sahip uzmanlar yetiştirildi.

Evrensel Stratejik Gereklilik: Molekülden İlaca Projesiyle İlaç Sektörüne Yetkin İnsan Gücü Desteği yazısı ilk önce Kocaeli Basın üzerinde ortaya çıktı.]]>
Ankara Üniversitesi Biyoteknoloji Enstitüsü koordinatörlüğünde, Türkiye’den ve Avrupa’dan farklı üniversite ve sektör temsilcilerinin iş birliğiyle yürütülen ve Avrupa Birliği Erasmus+ Programı kapsamında finanse edilen, “Evrensel Stratejik Gereklilik: Molekülden İlaca” adlı proje ile ilaç sektöründe stratejik öneme sahip uzmanlar yetiştirildi.

COVID-19 pandemisinin ardından ilaç araştırma ve üretim süreçlerinde uluslararası standartlara sahip, eğitimli ve deneyimli bir iş gücü oluşturulması hedefi ile molekülden ilaca uzanan süreçte yenilikçi ve pratik uygulamaları içeren bir yaklaşımla yürütülen proje, Avrupa Birliği tarafından 400 bin Euro bütçe ile desteklendi.
TOBB Ekonomi ve Teknoloji Üniversitesi, Dokuz Eylül Üniversitesi, Ankara Hacı Bayram Veli Üniversitesi, Kobay A.Ş. ile İtalya’dan Padova Üniversitesi, Portekiz’den Minho Üniversitesi ve Hollanda’dan Transmissible BV’nin de desteğiyle yaklaşık 2 yıl önce hayata geçirilen “Evrensel Stratejik Gereklilik: Molekülden İlaca” adlı projenin kapanış toplantısı, Ankara Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Necdet Ünüvar, Türkiye Ulusal Ajansı Başkanı İlker Astarcı ve Türkiye İlaç ve Tıbbi Cihaz Kurumu Başkanı Prof. Dr. Ahmet Ayar ile proje ortağı akademisyenler ve öğrencilerin katılımıyla gerçekleştirildi.

 Proje Multidisipliner Çalışma ile Yürütüldü

Toplantının başında Biyoteknoloji Enstitüsü Müdürü Prof. Dr. Demet Cansaran Duman, proje ve projenin çıktıları üzerine katılımcılara bilgiler verdi.

Prof. Dr. Duman, COVID-19 pandemisi ile birlikte ilaç ve aşı çalışmalarının ne kadar önemli olduğunun bir kez daha farkına varıldığını aktardı.

Molekülün keşfinden ilaca giden yolda pek çok sürecin gerçekleştiğini belirten Duman, bunun için de multidisipliner bir çalışmaya ihtiyaç olduğunu kaydetti.
Keşif aşamasında biyoloji, moleküler biyoloji, kimya mezunlarının, faz çalışmalarında tıp mezunlarının, ruhsatlama aşamasında ise eczacılık fakültesi mezunlarının daha yetkin olduğunu belirten Duman, “Türkiye’nin neden halen molekülü yok, ilacı yok? Bu süreci el ele vererek tamamlamamız gerekir. Dolayısıyla bütünsel olarak bu ilaç geliştirme aşamasında yetkin insan gücü eksiğimiz ulusal ve uluslararası boyutta oldukça fazla. Bir parçanın ya da iki parçanın keşif aşamasını, araştırma aşamasını, geliştirme aşamasını bilen var fakat bir arada bütünsel ilaç geliştirme konusunda yetkin insan gücümüz maalesef ki eksik. Hem ulusal hem de uluslararası boyutta. COVID 19 bize bunu daha da net bir şekilde göstermiş oldu” ifadelerini kullandı.
Duman, bundan yola çıkarak başlattıkları projenin amaçlarını; ilaç araştırmalarında uzmanlaşmış iş gücü sağlamak, acil ilaç talebi durumlarında deneyimli personeli insanlığın hizmetine hazır hale getirmek, dünyayla aynı anda yenilikçi uygulamalarla ilaç araştırmaları ve Ar-Ge çalışmalarını yapmak ve ülkelerin ilaç araştırma üretim süreçlerinin yarıda kalmaması, araştırmaların sürdürülebilir ve sonlanabilir olmasını sağlamak şeklinde sıraladı.

Duman, koordinatörlüğünü Ankara Üniversitesinin yürüttüğü projede, her biri farklı alanda ilaç geliştirme alanında molekülden ilaca giden yolda her biri farklı uzmanlıklara sahip birçok araştırmacının yer aldığını da kaydetti.
 “İlaç Üretim Kültürü İnşa Ediyoruz”
Ankara Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Necdet Ünüvar da konuşmasında, Ankara Üniversitesinin fen bilimlerinde, sosyal bilimlerde, mühendislikte ve sağlık bilimlerinde çok yetkin akademisyenlere sahip olduğuna dikkat çekti.

Prof. Dr. Demet Cansaran Duman’ın koordinatörlüğünde paydaş üniversiteler ve firmalarla birlikte yürütülen “Evrensel Stratejik Gereklilik: Molekülden İlaca” projesinin, Türkiye Ulusal Ajansı tarafından Avrupa Birliği Erasmus+ Programı kapsamında en yüksek bütçe ile desteklendiğine vurgu yapan Ünüvar, şöyle devam etti:
“Gerçekten çok önemli bir iş yapıyorlar. ‘Molekülden İlaca’ denildiğinde üretim akla geliyor ama biz aslında bir kültür inşası da yapıyoruz. Ne kültürü? İlaç üretim kültürü. Pandemi bize bir şey gösterdi. Siz kendi kendinize yeten ülke olmazsanız mahkûm olursunuz. Ekonomik olarak mahkûm olursunuz. Bir müddet sonra da gerçekten o ilaca ya da tıbbi cihaza erişiminiz olmazsa mağdur olursunuz. Onun için mağdur ve mahkûm olmamak için bizim kendi üretimimizi yapmamız lazım.”
“Savunma Sanayiinde Yaptıklarımızı İlaç ve Tıbbi Cihazda da Yapabiliriz”
Savunma sanayiinde, Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan önderliğinde herkesin gurur duyduğu bir başarı hikayesinin yazıldığını ifade eden Ünüvar, “Savunma sanayiinde dışa bağımlılığımız yüzde 80’lerden yüzde 20’lere düştü. Artık kendi gemimizi, kendi helikopterimizi, kendi silahımızı, kendi savunma sanayii ürünlerimizi üretiyoruz. Savunma sanayiinde yaptıklarımızı ilaç ve tıbbi cihazda da yapabiliriz. Bunları yapmamız lazım. Bunun için gayret göstermemiz lazım. Aslında bu proje ile biz aynı zamanda o makus talihi kırma anlamında da çok önemli bir adım atıyoruz” diye konuştu.

 “Elimizden Geldiğince Desteklemeye Devam Edeceğiz”

Türkiye Ulusal Ajansı Başkanı İlker Astarcı da yapılan çalışmanın takdire şayan olduğunu belirterek, “Gerçekten muhteşem bir çalışma olmuş. Ben emeği geçen herkese çok çok teşekkür ediyorum. Ben bu çalışmanın birinci aşama olduğunu düşünüyorum. Devamının gelmesini ümit ediyorum ve gelmesi gerektiğini de düşünüyorum. Dolayısıyla biz vatanımıza, milletimize, insanlığa faydalı olacak bu tür projeleri elimizden geldiğince desteklemeye devam edeceğiz” ifadelerini kullandı.
Türkiye İlaç ve Tıbbi Cihaz Kurumu Başkanı Prof. Dr. Ahmet Ayar da sorumluluğunu üstlendiği kurumun tam da bunu yapmak istediğini dile getirerek, konuşmasında şu ifadeleri kullandı:

“Sayın Cumhurbaşkanımızın politikaları gereği dışa bağımlılığı azaltmak, maliyeti düşürmek ve yerli ürünler yaparak dünyaya katkıda bulunmak vizyonuna idareci bir kurum olarak, denetleyici bir kurum olarak biz de katkı vermek istiyoruz. Bu süreci bilen insan sayısını artırarak bunu başarmamız mümkün olacaktır. Bunu başarabilirsek dışa bağımlılığımızı azaltırız, kendi ulusal güvenliğimizi sağlarız.”

Konuşmaların ardından plaket takdimi ve anı fotoğrafı çekimi gerçekleştirildi.

 

Kaynak: (BYZHA) Beyaz Haber Ajansı

Evrensel Stratejik Gereklilik: Molekülden İlaca Projesiyle İlaç Sektörüne Yetkin İnsan Gücü Desteği yazısı ilk önce Kocaeli Basın üzerinde ortaya çıktı.]]>
Çocuklu evde bulunması gereken 7 ilaç https://kocaelibasin.com.tr/cocuklu-evde-bulunmasi-gereken-7-ilac/ Mon, 09 Dec 2024 10:10:08 +0000 https://kocaelibasin.com.tr/cocuklu-evde-bulunmasi-gereken-7-ilac/ Çocukların aileye katılmasıyla evdeki ‘acil’ durumların tanımı da değişebiliyor.

Çocuklu evde bulunması gereken 7 ilaç yazısı ilk önce Kocaeli Basın üzerinde ortaya çıktı.]]>
Çocukların aileye katılmasıyla evdeki ‘acil’ durumların tanımı da değişebiliyor. Çocuklu evde sıkça yaşanabilecek ateşli durumlar, ev kazaları ve alerjiler için hızlı müdahale gerekebildiğini paylaşan Anadolu Sağlık Merkezi Hastanesi Çocuk Sağlığı ve Hastalıkları Uzmanı Dr. Ayşe Sokullu, “Ailenin küçük üyeleri, evde her an beklenmedik kazalarla ya da acil sağlık durumlarıyla karşılaşabilir. Bu gibi olası durumlar için evde belirli ilaçların el altında bulunması ebeveynler için hayatı kolaylaştırabilir” dedi.

 

Anadolu Sağlık Merkezi Hastanesi Çocuk Sağlığı ve Hastalıkları Uzmanı Dr. Ayşe Sokullu, çocuklu her evde olması gereken ilaçları ve dikkat edilecek önemli hususları paylaştı.

 

  1. Ateş düşürücü ilaçlar

Çocuklarda en yaygın görülen acil durum ateş yükselmesi. Bu nedenle, evde ateş düşürücü ilaçların bulundurulması önemli. Koltuk altından 38 derece ve üzeri, kulaktan ise 38,5 derece ve üzeri ateş durumlarında, öncelikle çocuğun kıyafetleri çıkarılarak serinlemesi sağlanmalı ve ortamın sıcaklığı düşürülmeli. Ateşin devam etmesi halinde, parasetamol içeren şurup veya tabletler ilk tedavi seçeneği olarak kullanılabilir. Eğer bu tedavi yeterli olmaz veya kullanılamazsa, 6 aydan büyük çocuklarda ikinci seçenek olarak ibuprofen içeren şuruplar tercih edilebilir. Kusma, ağızdan ilaç alımının mümkün olmaması ya da ateşin çok yüksek olması durumunda dört saatte bir parasetamollü fitil kullanılabilir. İbuprofen ise 6 saatlik aralıklarla verilmeli. Ancak doktor önerisi olmadan hiçbir şekilde ilaç kombinasyonu yapılmamalı.

 

  1. Soğuk su-buz aparatları

Şiddetli çarpmalar ve yaralanmalarda ilk yapılması gereken, soğuk su veya buz uygulamalarıdır. Yanıklarda da soğuk su veya buz tedavisi, uzun vadede iyileşme sürecini olumlu yönde etkileyebilir. Ciddi yanıklarda, çocuğun giysileri dikkatlice çıkarılmalı ve hiçbir madde uygulamadan hastanenin acil servisine başvurulmalı. Güneş yanıkları gibi hafif yanıklarda ise, nemlendirici ve epitelizan kremler kullanılabilir. Açık yaraların temizliği için oksijenli su, iyotlu antiseptikler ve steril gazlı bez bulundurulması önemli.

 

  1. Alerji ilaçları

Çocuğun daha önce yaşadığı alerjik bir reaksiyon varsa özellikle doktorun tavsiye ettiği alerji şurupları veya kremlerinin evde bulundurulması kıymetli. Gıda alerjileri, sinek ve böcek ısırıkları veya arı sokmalarından sonra kızarma ve kabarma varsa doktora ulaşana kadar ilk müdahaleyi evde yapmak zaman kazandırır. Hayatı tehdit eden, solunum sıkıntısı yaratabilen veya düzenli ilaç kullanımını gerektiren şiddetli alerjiler varsa seyahatlerde gerekli ilaçların çocuğun yanında bulunması için doktordan mutlaka reçete alınmalı.

 

  1. Nefes açıcılar

Öksürük şurupları aslında acil ilaçlar arasında yer almaz. Ancak, çocuğun hava yolu duyarlılığı varsa ve zaman zaman nefes darlığı yaşıyorsa, doktorun önerdiği nefes açıcı ilaçların evde bulunması faydalı olabilir.

 

  1. İshal-kusma ilaçları

Çinko içeren şuruplar ve probiyotikler ishal için evde bulundurulabilecek ilaçlar arasında yer alıyor. Bu ilaçlar, çocuğun yaşı ve durumu doğrultusunda doktor tavsiyesiyle önceden satın alınabilir ancak doktor önerisi olmadan çocuğa verilmemeli. Kusma, birçok önemli hastalığın belirtisi olabileceği için, sürekli kusma durumunda acile başvurarak uzman fikri almak en doğru yaklaşım olur.

 

  1. Kremler

Aşırı terleme ve isilik türü cilt döküntüleri özellikle yazın sık görülen rahatsızlıklardan. Bunun için evde çinko bazlı krem ve losyonlar bulundurulabilir.

 

  1. Burun damlaları

Her mevsimde yaşanan burun tıkanmaları ve soğuk algınlığı gibi durumlar için serum fizyolojik içeren burun damlaları da evde bulundurulması gereken ilaçlar arasında.

Kaynak: (BYZHA) Beyaz Haber Ajansı

Çocuklu evde bulunması gereken 7 ilaç yazısı ilk önce Kocaeli Basın üzerinde ortaya çıktı.]]>
İlaç kullanımında kafein tüketimine dikkat! https://kocaelibasin.com.tr/ilac-kullaniminda-kafein-tuketimine-dikkat/ Thu, 05 Dec 2024 13:19:57 +0000 https://kocaelibasin.com.tr/ilac-kullaniminda-kafein-tuketimine-dikkat/ Kafeinin ilaçların etkilerini şiddetlendirerek yan etkilerin ve toksisitenin artmasına yol açabilen bir uyarıcı olduğunu belirten Atlas Üniversitesi Tıp Fakültesi Tıbbi Farmakoloji Anabilim Dalı Başkanı Doç.

İlaç kullanımında kafein tüketimine dikkat! yazısı ilk önce Kocaeli Basın üzerinde ortaya çıktı.]]>
Kafeinin ilaçların etkilerini şiddetlendirerek yan etkilerin ve toksisitenin artmasına yol açabilen bir uyarıcı olduğunu belirten Atlas Üniversitesi Tıp Fakültesi Tıbbi Farmakoloji Anabilim Dalı Başkanı Doç. Dr. Zeynep Güneş Özünal, özellikle bazı ilaçların kafein tüketimi ile birleştirilmemesi gerektiğini vurguladı. Antidepresan, hipertansiyon ve kalp hastalıkları gibi hastalıkların tedavisinde kullanılan bazı ilaçların kafein ile etkileşimleri olabileceği uyarısında bulunan Özünal, bu tür ilaçları kullanan hastaların kafein alımını sınırlaması veya kısıtlaması gerektiğini söyledi. 

Atlas Üniversitesi Tıp Fakültesi Tıbbi Farmakoloji Anabilim Dalı Başkanı Doç. Dr. Zeynep Güneş Özünal, 5 Aralık Türk Kahvesi Günü dolayısıyla yaptığı açıklamada kafein tüketiminde dikkat edilmesi gerekenlere ilişkin değerlendirmede bulundu.

Doç. Dr. Zeynep Güneş Özünal, kafeinin dünyanın en popüler stimulant maddelerinden biri olduğunu belirterek “Kakao çekirdekleri ve çay yaprakları da dahil olmak üzere 60’tan fazla farklı bitki türü doğal olarak değişen derecelerde kafein içerir. Kafein, yapraklar, çekirdekler ve meyveler de dahil olmak üzere çeşitli bitki kısımlarında bulunabilir. Kafein bulunduğu yere bağlı olarak farklı isimler alabilir. Örneğin çay bitkilerindeki tein, mate bitkilerindeki matein gibi. Doğal olarak oluşan kafeinin yanı sıra laboratuvarlarda yapay olarak da üretilebilir” diye konuştu.

Kafein tüketince vücudumuzda neler olur?

Kafein tüketiminin vücudumuzdaki etkilerini anlatan Özünal, “Kafeinin vücutta ilgili reseptör dediğimiz almaçlara bağlanması, uyuşukluğun geçici olarak giderilmesine neden olur ve bu nedenle kafein tükettiğimizde kendimizi geçici olarak daha uyanık hissederiz. Akciğerde düz kasların gevşemesiyle solunum yollarında hava yolları açılır, bağırsak hareketlerini arttırabilir, mide asidi salgılanmasını arttırır. Fazla miktarda alındığında uykusuzluğa, kalpte çarpıntıya ve kan basıncında yüksekliğe neden olabilir. Kalsiyum emilimini azaltır. Kronik alımda kemik yoğunluğunu azaltıcı yönde etki gösterebilir” dedi.

Kemik yoğunluğunu olumsuz etkileyebilir!

Kafein tüketiminin bazı kişilerde olumsuz etkilere yol açabileceğini belirten Özünal, “Ülseri olan hastalarda şikayetlerin artmasına neden olabilir. Osteoporoz hastalarında özellikle de kalsiyum alımı düşükse kemik yoğunluğunu olumsuz etkileyebilir. Kan basıncında artışa, kalp hızında artışa neden olabilir” uyarısında bulundu. 

Çocuklar tüketmemeli, hamilelerde kafein alımı 300 mg altında olmalı!

Genel olarak herhangi bir olumsuz sağlık etkisinden kaçınmak için sağlıklı bir yetişkinin günlük kafein alımının 400 mg ile sınırlandırmasının önerildiğini belirten Özünal, “Bir fincan Türk kahvesinde 60-65 mg kafein bulunmaktadır. Çocukların kafeinin etkilerine karşı yetişkinlerden daha hassas olabileceğine dair bazı çalışmalar bulunmaktadır. Güvenli bir doz belirlenmemiş olmasına rağmen, çocuklar kilogram vücut ağırlığı başına 2,5 mg’dan fazla kafein almamalıdır. Yani 20-25 kg’dan hafif bir çocuk için bir fincan Türk kahvesi fazla olabilir. Gebelerde Dünya Sağlık Örgütü’ne göre, alınan kafein miktarı günde 300 mg’ın altında olmalıdır” dedi.

Kafein zehirlenmesine yol açabilir 

Aşırı tüketimin uykusuzluk, huzursuzluk ve bazen kas kasılmaları gibi bir dizi belirtiye neden olabileceği uyarısında bulunan Özünal, “Kandaki 80 mg/ml kafein konsantrasyonunun ölümcül olduğu bildirilmiştir. Kafein zehirlenmesinin nadir görülmesine rağmen, kafeinin farklı reseptör türlerini etkileme kabiliyeti göz önüne alındığında zamanında tedavi edilmez ise potansiyel olarak ölüme bile neden olabileceği bilinmektedir” diye konuştu.

Bu ilaçlar kullanılırken kafein tüketimine dikkat!

Potansiyel olarak tehlikeli etkileşimler nedeniyle kafein tüketimi ile birleştirilmemesi gereken ilaçlar bulunduğunu vurgulayan Özünal, “Kafein, bu ilaçların etkilerini şiddetlendirerek ilacın etkilerin ve toksisitenin artmasına yol açabilen bir uyarıcıdır. Kafein ile alkol, kalp damar hastalıklarında, nöropsikiyatrik hastalıklarda kullanılan bazı ilaçlar potansiyel olarak etkileşime girebilir. Bu ilaçları kullanan hastalar, etkinliğin azalmasını veya tehlikeli sağlık sonuçlarını önlemek için kafein alımını sınırlamalı veya kesmelidir. Dikkat Eksikliği ve Hiperaktivite Bozukluğunda (DEHB) kullanılan ilaçlar ile birlikte kullanıldığında kaygıya ve kalp hızında artışa neden olabilir.  Bu ilaç gruplarını kullanan bireylerin hekimlerine danışarak ilaç etkisinin kafein yan etkilerinin değerlendirilmesi uygun olabilir” uyarısında bulundu.

Kafeinin birçok hastalıkta etkisi araştırıldı

Kafeinin çok sayıda hastalıkta etkisine dair araştırmalar yapıldığını belirten Özünal, “Diyabet hastalarında glukoz metabolizmasına olumlu etkisini destekleyen çalışmalar vardır. Kahvenin mide bağırsak ve karaciğer kanserlerinden ve koruyucu etkisine ilişkin kanıtlar bulunmaktadır.  Beyin ilişkili hastalıklarda da etkisi incelenmiştir.  Parkinson hastalığının tedavisinde kafeinin mekanizmasına benzer etkisi olan bir ilaç ABD’de 5 yıl kadar önce onaylandı. Göz içi basıncı artışı, Alzheimer, atopik dermatit, apne ve Tip II Diyabet gibi farklı hastalık risklerini hafifletebileceğine dair çalışma sonuçları bulunmaktadır” dedi. 

Diğer farmakolojik etkisi olanlar gibi kafein için de dozun önemli olduğunu vurgulayan Özünal, “Günde 1-2 kahvenin bir karaciğer kanseri türü olan hepatoselüler kanserden yüzde 35’e varan oranda koruyabileceğini gösteren çalışmalar vardır” dedi. 

Doç. Dr. Zeynep Güneş Özünal, kafein etkileşimlerinin farkında olmanın, hastaların kahve, çay, soda, enerji içecekleri ve çikolata dahil olmak üzere diyetle alınan kafein miktarını iyi değerlendirmeyi sağlayacağını söyledi. Özünal, “Hastaların mevcut ilaçlarını bırakmamaları kafein kullanımı ile ilgili hekimlerinin görüşüne başvurmaları gerekir” dedi.

Kaynak: (BYZHA) Beyaz Haber Ajansı

İlaç kullanımında kafein tüketimine dikkat! yazısı ilk önce Kocaeli Basın üzerinde ortaya çıktı.]]>
Egeli akademisyenden Melisa bitkisini ilaç sektörüne kazandıracak proje https://kocaelibasin.com.tr/egeli-akademisyenden-melisa-bitkisini-ilac-sektorune-kazandiracak-proje/ Thu, 17 Oct 2024 10:30:16 +0000 https://kocaelibasin.com.tr/egeli-akademisyenden-melisa-bitkisini-ilac-sektorune-kazandiracak-proje/ Ege Üniversitesi Ödemiş Meslek Yüksekokulu Tıbbi ve Aromatik Bitkiler Programı Dr.

Egeli akademisyenden Melisa bitkisini ilaç sektörüne kazandıracak proje yazısı ilk önce Kocaeli Basın üzerinde ortaya çıktı.]]>
Ege Üniversitesi Ödemiş Meslek Yüksekokulu Tıbbi ve Aromatik Bitkiler Programı Dr. Öğr. Üyesi Merve Göre Akyüz’ün yürütücülüğünü yaptığı “Melisa Officinalis Üretiminde Organomineral ve Organik Gübre Kullanımının Bazı Tarımsal Parametrelere Etkileri” başlıklı proje, TÜBİTAK 1002 Hızlı Destek Programı kapsamında desteklenmeye uygun bulundu. Proje kapsamında organik gübre kullanımın melisa bitkisinin yetişmesine olan etkilerinin görülmesi ve bitkinin ilaç sanayine kazandırılması amaçlanıyor.

Dr. Öğr. Üyesi Merve Göre Akyüz ve ekibini tebrik eden Ege Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Necdet Budak, “Üniversitemizde oluşturduğumuz bilim ekosistemi neticesinde akademisyenlerimizin gerçekleştirdiği projeler, TÜBİTAK nezdinde kabul görmeye devam ediyor. Tam akredite bir araştırma üniversitesi olarak TÜBİTAK’a en fazla proje yapan ve projesi en fazla kabul gören üniversiteler arasında zirvede yer alıyoruz. Dr. Merve Göre Akyüz hocamız ve ekibinin yürüttüğü proje kapsamında melisa bitkisi ekonomiye kazandırılacak. Proje ekibini tebrik ediyor, başarılarının devamını diliyorum dedi.

Tıbbi ve aromatik bitkilerin giderek önem kazandığını ifade eden Dr. Öğr. Üyesi Merve Göre Akyüz, “Doğaya dönüşümün giderek arttığı günümüzde tarım topraklarına uygulanan alternatif organik materyallerin yanı sıra, tıbbi ve aromatik bitkilerin gerek ülkemizde gerekse dünyada, çeşitli amaçlarla kullanımı da günden güne hızla artmış ve kabul görmüştür. Tıbbi ve aromatik bitkiler, doğal ve alternatif çözümleri tercih eden insanlar tarafından sıklıkla kullanılmaktadır. Bu nedenle, Tıbbi ve aromatik bitkilerin bilinen etken maddelerine sürekli yenilerinin eklenmesi başta ilaç, kozmetik, parfüm, boya, baharat, biyoaktivatörler, biyopestisitler ve herbal çaylar gibi ilave yeni endüstriyel kullanımlarını ortaya koymakta ve bu bitkilere olan talepleri artırmakta ve büyük bir pazar oluşturmaktadır. Günümüzde çok sayıda kimyasal-sentetik kökenli ilaç geliştirilmiş olmakla birlikte bitkiler, halen tedavide kullanılacak ilaçların en önemli doğal kaynağıdırlar. Artan talebin ve pazar ihtiyacının karşılanması için ‘iyi üretim uygulamaları’ haricinde tarım arazilerine ihtiyaç fazlası pestisit ve kimyasal gübre uygulamalarının sonucunda tarım topraklarının bozulması ve verim kaybı gibi durumlar söz konusu olmaktadır” dedi.

“Organik gübre hem çevreye hem tüketiciye yarar sağlıyor”

Organik gübre kullanımın hem tüketici hem çevre açısından faydalı olduğunu belirten Dr. Öğr. Üyesi  Merve Göre Akyüz, “Kimyasal gübreler yerine organik veya organomineral gübrelerin kullanımının tüketici, üretici ve çevre açısından sağladığı birçok avantajı bulunmaktadır. Tüketiciler, kimyasaldan uzak yetiştirilen ürünlerin daha sağlıklı, daha lezzetli ve çevre dostu olduğunu düşünmektedirler. Organomineral ve organik katı gübre, üreticilerin doğal kaynakları daha iyi yönetmesine, daha az enerji harcamasına ve atık miktarının azalmasına yardımcı olurken toprak kalitesini artırarak toprağı verimli hale getirir ve su kaynaklarını korur. Bu nedenlerle bu tarz ürünlere olan talep, sadece tüketicilerin sağlığı için değil, aynı zamanda çevrenin korunması ve sürdürülebilir tarım için de önemlidir.

Melisa bitkisinin rosmarinik asit üretiminde iyi bir alternatif olduğunu dile getiren Dr. Öğr. Üyesi  Göre Akyüz, “Melisa bitkisinin biyoaktif maddelerinden biri olan rosmarinik asit, antioksidan, anti-inflamatuar ve antimikrobiyal özellikleriyle bilinmektedir. Bu nedenle, rosamarinik asit, enfeksiyonlara ve inflamasyona karşı koruma sağlamak için kullanılan bir bileşen olarak kabul edilir. Özellikle sinirsel kaynaklı uykusuzluk, stres, anksiyete, baş ağrısı ve sindirim sistemi sorunlarının tedavisinde etkili olduğu düşünülmektedir. Ayrıca, rosmarinik asit, Alzheimer ve Parkinson gibi nörodejeneratif hastalıkların tedavisinde de potansiyel olarak faydalı olabileceği düşünülmektedir. Rosmarinik asit Lamiaceae familyası türlerinde önemli bir fenolik asit olup tür içi ve türler arası geniş değişimler göstermektedir. Günüzmüzde rosmarinik asite olan ihtiyaç çoğunlukla biberiye bitkisinden karşılanmaktadır. Ancak biberiyenin hala büyük çoğunluğunun doğadan toplanması, bitkinin çalı formda olması nedeniyle makinalı hasata uygun olmayışı tarımsal zorlukları meydana getirmektedir. Bunun aksine otsu yapıdaki melisanın kültürü, işlenmesi ve bakımının makinalı hasada uygun olması ve yaprak-sap hasadının birlikte yapılması, veriminin daha yüksek olmasını beraberinde getirmektedir. Ayrıca bu sebepler melisa bitkisini rosmarinik asit üretimi için daha avantajlı konuma getirmektedir” dedi.

“Melisa bitkisi ilaç hammaddesi amaçlı ilk kez kültür koşullarında üretilecek”

Dr. Öğr. Üyesi  Göre Akyüz, “Dünyada organomineral ve organik gübrelerin melisa bitkisi verim ve kalite parametreleri üzerine etkileri ile ilgili kısıtlı sayıda çalışma bulunmaktadır.  Hazırlanan proje ile melisa bitkisinde ilk defa organomineral gübre kullanılacak olup bu uygulamalar kapsamında ilk defa rosmarinik asit değişimleri incelenecektir. Son dönemlerde ilaç sanayi tarafından rosmarinik asit etken maddesine artan talebin melisa ile karşılanması ve melisanın Rosmarinik asit üretiminde kullanılması değerlendirilecektir. Ayrıca melisa bitkisinin ilaç etken maddesi ile ilgili ilk defa kültür koşullarında üretimi söz konusu olacaktır.

Kaynak: (BYZHA) Beyaz Haber Ajansı

Egeli akademisyenden Melisa bitkisini ilaç sektörüne kazandıracak proje yazısı ilk önce Kocaeli Basın üzerinde ortaya çıktı.]]>
World Medicine CPHI Milan Dünya İlaç Kongre ve Fuarı’nda ziyaretçilerini ağırladı https://kocaelibasin.com.tr/world-medicine-cphi-milan-dunya-ilac-kongre-ve-fuarinda-ziyaretcilerini-agirladi/ Wed, 16 Oct 2024 11:30:03 +0000 https://kocaelibasin.com.tr/world-medicine-cphi-milan-dunya-ilac-kongre-ve-fuarinda-ziyaretcilerini-agirladi/ World Medicine, dünyanın en büyük ilaç sektörü buluşması olan CPHI Milan 2024’te ziyaretçilerini ağırladı.

World Medicine CPHI Milan Dünya İlaç Kongre ve Fuarı’nda ziyaretçilerini ağırladı yazısı ilk önce Kocaeli Basın üzerinde ortaya çıktı.]]>
World Medicine, dünyanın en büyük ilaç sektörü buluşması olan CPHI Milan 2024’te ziyaretçilerini ağırladı. Etkinlik 8-10 Ekim tarihleri arasında Milano, İtalya’da Fiera Milano Rho fuar alanında gerçekleşti. Dünyada farklı kıtalarda 50’den fazla ülkeye ilaç ihracatı gerçekleştirdiklerini söyleyen World Medicine Yönetim Kurulu Başkanı Ruşen Kalender, “Türkiye’de uzun yıllardır Milli ilaç ve ilaç ihracatı için yatırımlar yapıyoruz. Türkiye ekonomisine ilaç ihracatı ile en çok katkı sunan kurum olmak için çalışıyoruz. Güçlü olduğumuz ilaç pazarlarında ilk 5’te, dünyada bulunduğumuz ülkelerde ise ilk 20 ilaç üreticisi arasında yer almayı hedefliyoruz” dedi. World Medicine, İtalya Türkiye Cumhuriyeti Başkonsolosu Mehmet Özöktem ile İstanbul Kimyevi Maddeler ve Mamulleri İhracatçıları Birliği Yönetim Kurulu Başkanı Adil Pelister’i de stantlarında ağırladı.  

 

Türkiye’de 2011 yılından bu yana faaliyet gösteren World Medicine, ilaç sektörünün farklı paydaşlarını bir araya getiren Uluslararası İlaç Fuarı’nda ziyaretçilerini ağırladı. Şu anda 450’den fazla ilaç üretimiyle geniş bir portföye sahip olduklarını söyleyen World Medicine Yönetim Kurulu Başkan Ruşen Kalender; “Bu yıl da CPHI fuarında ihracat şampiyonu unvanımızla yer aldık. 13 yıl önce Türkiye’de faaliyetlerimize büyük bir amaçla başlamıştık. Bu amaç Türkiye’yi ilaç üretim üssü haline getirmek ve Türkiye’de üretilen ilacı dünyaya ihraç etmekti. Bugün baktığımızda adım adım bu hedefimize yaklaştığımızı görüyoruz. Hem üretim hem de ihracat anlamında kendimizi geliştiriyoruz, bu alanlara yatırımlarımızı da hız kesmeden sürdürüyoruz” diye konuştu.

 

Bugün itibariyle Asya, Afrika, Güneydoğu Asya, Latin Amerika gibi farklı kıtalarda 50’den fazla ülkeye ilaç ihraç ettiklerini ifade eden Ruşen Kalender, “İhracat stratejimizin temelinde istikrarlı büyüme yer alıyor. Türkiye’de yaptığımız üretim ve Ar-Ge yatırımlarıyla yüksek standartta ürettiğimiz ilaçları dünyanın birçok farklı noktasına ulaştırabiliyoruz.” dedi. 

 

Kalender; “5000’den fazla ruhsatlı ürünü bugün, dünya çapında 5 ayrı üretim tesisimizde üretebiliyor, toplamda ise yıllık 1,5 milyar kutu ilaç üretimi yapabiliyoruz. Fuar süresince son teknolojiye sahip üretim alt yapımızla bizimle iş birliği yapmak isteyen tüm müşterilerimize sunduğumuz kontratlı üretim (CMO) ve bitmiş ürün (FDF) çözümleri için görüşmelerimiz devam ederken, üretim kapasitemizi daha da arttırmak için yaptığımız teknoloji ve fabrika yatırımlarımızı, sürdürülebilir üretim anlayışımızla yenilenebilir enerji alanında gerçekleştirdiğimiz önemli çalışmaları anlattık.” açıklamasında bulundu. 

Kaynak: (BYZHA) Beyaz Haber Ajansı

World Medicine CPHI Milan Dünya İlaç Kongre ve Fuarı’nda ziyaretçilerini ağırladı yazısı ilk önce Kocaeli Basın üzerinde ortaya çıktı.]]>