?>
?>
Balkan şehirleri arasında dayanışma sağlamak amacıyla, 2021 yılında, ‘B40 Ağı’nı kurduklarını aktaran İmamoğlu, benzer oluşumları; Ortadoğu, Kuzey Afrika ve Karadeniz’e kıyısı olan ülkelerin şehirleriyle bir araya gelerek gerçekleştireceklerinin duyurusunu yaptı. İmamoğlu, “Tüm bu girişimlerde, bahsetmiş olduğum İstanbul Modeli sayesinde, kendi ülkemizde otoriter popülizm ile nasıl mücadele ettiğimiz konusundaki deneyimlerimizi paylaşıyoruz. Bence, şehir liderlerinin barışı ve demokrasiyi savunmak için kritik bir fark yaratabileceği nokta burasıdır. Çünkü barış yoksa, demokrasi de yoktur” diye konuştu.
İstanbul’un son yıllarda, düzensiz mülteci ve sığınmacı göçü tehdidiyle karşı karşıya olduğunun altını çizen İmamoğlu, “İstanbul’un bugün yüzleştiği zorlukların nedeni, sadece ülkede gittikçe artan otoriter sistem değil, otoriter liderlerin bölgesinde yayılmış olması. Suriye’deki iç savaş, 12 milyon insanı yerinden etti ve bu insanların çoğu Türkiye’ye sığındı. Ukrayna’daki ve Gazze’deki savaşlar, bölgede milyonlarca insanın yerinden edilmesine yol açarak, insani krizleri daha da derinleştirdi. Suriyeliler, Ukraynalılar ve diğerleri, sığınacak yer ararken, İstanbul, bir kez daha yaşanan insani krizin ön cephesinde. Oysa bu kriz, İstanbul ve Türkiye’nin tek başına omuzlayamayacağı kadar büyük” uyarısında bulundu.
Türkiye Belediyeler Birliği (TBB) ve İstanbul Büyükşehir Belediye (İBB) Başkanı Ekrem İmamoğlu, dünyanın hemen her yerinden 500’den fazla belediye başkanının katılımıyla 11’ncisi gerçekleştirilen “Bloomberg CityLab 2024 Zirvesi”ne davetli olarak, Meksika’nın başkenti Mexico City’e gitti. İmamoğlu, zirvenin, “Demokrasiyi Savunurken” başlıklı oturumuna konuşmacı olarak katıldı. İmamoğlu, oturumda, Bloomberg Philanthropies’de Kamu İnovasyon lideri olarak görev yapan James Anderson’un sorularını yanıtladı.
İBB’NİN ÖDÜLLÜ UYGULAMASI “ASKIDA FATURA”YI DÜNYAYA ANLATTI
Anderson’un İmamoğlu’na soruları ve İBB Başkanı’nın bu sorulara verdiği yanıtlar şöyle oldu:
– Askıda Fatura nedir ve neyi başarmayı amaçlar?
“Askıda Fatura platformumuz, vatandaşların vatandaşlara yardım ettiği, dayanışma belediyeciliğimizin özünü temsil ediyor. Pandeminin ilk yılında hayata geçirilen platform, İstanbul’daki hanelerin yüzde 25’inin elektrik faturalarını ödeyemedikleri için sosyal yardım başvurusunda bulunmasıyla başladı. Şehir, sosyal yardım bütçesini üç katına çıkardı, ancak yine de talebi karşılayamadı. Bu yüzden, eski bir geleneğe döndük ve insanların birbirlerine yardım etmelerine yardımcı olduk. Belediye, ihtiyaç sahiplerini belirlemek için kaynaklarını kullandı ve hane geliri 100 doların altında olan aileleri belirledi. Faturalarını yüklediler ve bağışçılar bu faturaları karşıladı. Hem bağışçılar hem de alıcılar anonimdi. Bağışlar, doğrudan alıcının faturasına ulaştı ve yüzde 100 şeffaflık sağlandı. Bu, bireyler arası dayanışma eylemi, basit ve etkili. İnsanların, ihtiyacı olan komşuları için fazladan bir somun ekmek için ödeme yaptığı, ‘askıda ekmek’ adlı eski bir Anadolu geleneğini yansıtıyor.”
“ASKIDA FATURA’YI, DÜNYANIN DÖRT BİR YANINDAKİ ŞEHİRLERE ULAŞTIRMAYI HEDEFLİYORUZ”
“Bu platformun esnekliği, beklentilerimizi aştı. Küçük çocuğu olan anneler, öğrenciler ve deprem mağdurları gibi hassas gruplara yönelik nakit desteğini de içerecek şekilde gelişti.
Bugün itibarıyla, bu sistem üzerinden, toplam değeri neredeyse 15 milyon dolara ulaşan 440 binin üzerinde para akışı sağlandı ve 250 binden fazla ihtiyaç sahibi, destek paketi aldı. Hem bağışlar hem de bekleyen talepler, tam şeffaflık içinde çevrimiçi olarak görülebiliyor. Dahası; Türkiye genelinde 35 şehir, bu modeli benimsedi. Askıda Fatura’nın ‘Küresel Belediye Başkanları Yarışması’nda ödül almasından gurur duymaktayız. Teşekkürler Bloomberg. Şimdi, Bloomberg’in ‘Fikir Değişim Programı’ kapsamında, Askıda Fatura’yı, dünyanın dört bir yanındaki şehirlere ulaştırmayı hedefliyoruz.”
“KRİZ DÖNEMİNDE BAŞLADIĞIMIZ UYGULAMA, ORTAYA; İDEOLOJİ, DİN
VEYA CİNSİYET AYRIMLARINI REDDEDEN GÜÇLÜ BİR TOPLULUK RUHU ÇIKARDI”
“Sorunuzun ikinci kısmına gelecek olursak: Neyi başarmayı amaçlıyoruz? Bu projenin iki nedenden dolayı çok önemli olduğuna inanıyorum. Birincisi; değişen ihtiyaçlara uyum sağlayan esnek bir model ile artan kent yoksulluğunu ele alıyor. İkincisi; otoriter popülizmin aşındırmaya çalıştığı toplumsal bağları yeniden inşa ediyor. Kriz döneminde başladığımız uygulama, ortaya; ideoloji, din veya cinsiyet ayrımlarını reddeden güçlü bir topluluk ruhu çıkardı. İstanbul’da, bir şehir yönetiminin en çok ihtiyaç duyulan anlarda şehir sakinleri arasında empati köprüsü kurabileceğini kanıtladık.”
“İSTANBUL MODELİ, ÜÇ TEMEL İLKE ÜZERİNE KURULDU: DAYANIŞMA, KALKINMA VE REFAH”
– “İstanbul Modeli”, kentteki önceliklerinize ve eylemlerinize nasıl rehberlik ediyor?
“İstanbul Modeli, üç temel ilke üzerine kuruldu; dayanışma, kalkınma ve refah. Bu ilkeler, uyguladığımız her politikaya rehberlik eder. İlk ilkemiz dayanışma. İstanbul Modeli ile şehir yönetimi ve 32 belediye şirketi, kent sakinlerinin ihtiyaçlarına öncelik vermektedir. Bu yaklaşım; göç, yoksulluk ve eşitsizlik gibi karmaşık sorunlarla mücadele ederken yaratıcı, adil ve yeşil bir şehir inşa eder. Dayanışma ilkesi aynı zamanda Askıda Fatura platformu gibi vatandaş platformlarının kolaylaştırılması anlamına da geliyor. Modelin ikinci ilkesi ise kalkınma. Odak noktamız, eşitlikçi ve akıllı kentleşme. Metro hatlarını uzatmak, otobüs ve deniz hatlarını iyileştirmek ve yetersiz hizmet alan bölgelere hareketlilik getirmek için önemli yatırımlar yaptık. Ayrıca yeşil alanları genişleterek, herkesin doğaya erişimini sağlıyoruz. Halihazırda 6 şehir ormanı da dahil olmak üzere, toplam 13 milyon metrekare yeşil alan açtık. Şehirler için, ifade ve örgütlenme özgürlüğünün sembolü olan 22 yeni kamusal meydan yarattık.”
“İSTANBUL MODELİ; KAPSAYICI VE İNSAN MERKEZLİ BİR ŞEHİR İNŞA ETMEKTE REHBERİMİZ”
“İstanbul Modeli’nin üçüncü ilkesi ise refah. Politikalarımızla, tüm kent sakinlerinin gelişmiş toplu taşıma, kültürel mekanlara erişim, kadınlara ve gençlere yönelik fırsatlar gibi farklı yollarla kent yaşamından faydalanmalarını sağlıyoruz. 4 yaşından küçük çocuğu olan anneler, toplu taşıma araçlarından ücretsiz olarak yararlanıyorlar: Şimdiye dek, yaklaşık 700 bin anne, çocuklarını okula veya göreve geldiğimiz 2019 yılından bu yana açılan 104 kreşten birine götürmek için, 160 milyon yolculuk yaptı. Son 4 yılda, yaklaşık 300 bin öğrenciye burs verdik. Bu yıl, 100 bin öğrenciye daha burs sağlamayı planlıyoruz. Bu gibi politikalar ve uygulamalar aracılığıyla hedefimiz, ekonomik zorluk dönemlerinde aşırı yoksulluğu ele almaktır. Aynı zamanda, genç girişimcileri ve ‘startup’ları destekleyecek farklı programlarımız da bulunuyor. Yaklaşımımızın her aşamasında gözetilen bir son bir husus da vatandaşların karar alma süreçlerine katılımıdır. Bunun en iyi örneklerinden biri, İstanbul’un bütçesinin bir kısmını, vatandaşlarla birlikte hazırladığımız ‘Bütçe Senin’ girişimimiz. Vatandaşların e-yönetim ve karar alma süreçlerine katılımını artırmak için, ‘İstanbul Senin’ adını verdiğimiz bir süper uygulama da kullanıyoruz. Kullanıcılar, tek bir kullanıcı adı ve şifre ile 90’dan fazla uygulamaya erişebiliyor. Şimdiye kadar 5,2 milyon kullanıcı, hayatlarını etkileyen kararlarla ilgili görüşlerini paylaşabildikleri bu uygulamayı indirdi. Bu geniş istişareler, toplumun nabzını tutmamızı, beklentilerini anlamamızı ve bunlara yanıt vermemizi sağlıyor. Özetle; İstanbul Modeli; kimsenin geride bırakılmadığı, kapsayıcı ve insan merkezli bir şehir inşa etmekte rehberimiz.
“GÜNÜMÜZÜN OTORİTER POLİTİKACILARI, ARTIK ÇOK İYİ BİLİNEN BİR OYUNU OYNUYORLAR”
– Demokrasinin ve küresel barışın tehdit altında olduğu bir dünyada, şehir liderliği nasıl kritik bir fark yaratabilir?
“Günümüzün otoriter politikacıları, artık çok iyi bilinen bir oyunu oynuyorlar. Toplumsal bölünmeleri istismar ediyor, demokratik kurumların altını boşaltıyor ve muhalefeti susturuyorlar. Bu oyun, sadece ulusal sınırlar içinde oynanmıyor. Dış düşmanlar yaratarak ve uluslararası çatışmaları körükleyerek, güç üzerindeki kontrollerini sağlamlaştırmayı hedefliyorlar. İstanbul’un bugün yüzleştiği zorlukların nedeni, sadece ülkede gittikçe artan otoriter sistem değil, otoriter liderlerin bölgesinde yayılmış olması. Suriye’deki iç savaş, 12 milyon insanı yerinden etti ve bu insanların çoğu Türkiye’ye sığındı. Ukrayna’daki ve Gazze’deki savaşlar, bölgede milyonlarca insanın yerinden edilmesine yol açarak, insani krizleri daha da derinleştirdi. Suriyeliler, Ukraynalılar ve diğerleri, sığınacak yer ararken, İstanbul, bir kez daha yaşanan insani krizin ön cephesinde. Oysa bu kriz, İstanbul ve Türkiye’nin tek başına omuzlayamayacağı kadar büyük. Şehirler, göç ve mülteci krizinden doğrudan etkilenmektedir. Ancak küresel politikaların şekillendirilmesindeki rolleri çok sınırlıdır. Bu nedenle belediye başkanları, karar alma sürecini etkilemek için daha fazla iş birliği yapmalıdır”
DÜNYA BARIŞI İÇİN ATATÜRK’Ü ADRES GÖSTERDİ
“İnsan hakları ve adalete inanıyorsak, insani krizler nerede yaşanırsa yaşansın, aynı kararlılıkla tepki göstermemiz gerekmektedir. Ne yazık ki, her zaman aynı kararlılıkla tepki gösterilmemektedir. Ve bu yüzden, liberal demokrasi zemin kaybediyor ve pek çok insan, küresel sistemin kendisini yüzüstü bıraktığını düşünüyor. Siyasi partimin ve Türkiye Cumhuriyeti’nin kurucusu Mustafa Kemal Atatürk, ulusal liderleri, ‘Millet hayatı tehlikeye girmedikçe, çıkarılan savaş savaş değil, cinayettir’ diye uyarmıştır. Onun herkesçe bilinen ‘Yurtta Sulh, Cihanda Sulh’ sözü, benim için hala yol gösterici bir ilkedir. Demokrasi ve küresel barışın tehdit altında olduğu bir dünyada, şehir liderleri seslerini duyurmalı, barış ve iş birliği için inisiyatif almalıdır. Biz, İstanbul ve ötesinde, tam da bunu yapıyoruz.”
BALKANLARDA BAŞLATTIK, ORTADOĞU, KUZEY AFRİKA VE KARADENİZ’E YAYACAĞIZ”
“2021 yılında, 23 şehir ile Balkanlar’da, bölgesel bir şehir ağı başlattık. ‘B40’ adını verdiğimiz bu ağ, şu anda 65 şehir için bir iş birliği ve diyalog platformu niteliğindedir. Aralık ayında, Ortadoğu ve Kuzey Afrika’nın önde gelen şehirlerinin belediye başkanları ile İstanbul’da buluşarak, çatışma kaynaklarını nasıl ele alabileceğimizi, barış ve iş birliği temelinde herkes için nasıl daha iyi bir gelecek inşa edebileceğimizi konuşacağız. Karadeniz’e kıyısı olan şehirler arasında da benzer şekilde inisiyatif almayı planlamaktayız. Tüm bu girişimlerde, bahsetmiş olduğum İstanbul Modeli sayesinde, kendi ülkemizde otoriter popülizm ile nasıl mücadele ettiğimiz konusundaki deneyimlerimizi paylaşıyoruz. Bence, şehir liderlerinin barışı ve demokrasiyi savunmak için kritik bir fark yaratabileceği nokta burasıdır. Çünkü barış yoksa, demokrasi de yoktur.”
“YIPRANMAMIŞ BİR DİLE VE YENİLİKÇİ BİR LİDERLİĞE İHTİYACIMIZ VAR”
– Burada bulunan ve birçoğu küresel demokrasi krizine odaklanmış olan belediye başkanları ve yenilikçilere tavsiyeniz nedir?
“Küresel demokrasi krizini ele almak için, liberal ve sosyal demokrasilerin geleneksel yaklaşımlarının ötesine geçmeliyiz. İnsanları, gerçekten siyasetin merkezine yerleştiren, yeni bir vizyona, yıpranmamış bir dile ve yenilikçi bir liderliğe ihtiyacımız var. Ben, bu yaklaşımı, ‘demokratik halkçılık’ olarak adlandırıyorum. Yani kötü bir üne sahip olan popülizmin yeniden tanımlanması. Bu liderlik biçimi, bölünme ve eşitsizlik yerine kapsayıcılığı, adaleti ve tüm gruplara saygıyı vurguluyor. Otoriter popülistler, toplumsal bölünmeleri ve eşitsizliği istismar ederek büyüyorlar. Bizim yaklaşımımız ise, adaleti teşvik eden sistemler inşa etmek olmalı. Toplum dışına itilen grupların saygı gördüğü ve tanındığı, kaynakların ve fırsatların adil bir şekilde yeniden dağıtıldığı sistemler oluşturmalıyız.”
“‘3R’ SLOGANINI BENİMSİYORUM: SAYGI DUY (RESPECT), TANI (RECOGNİZE) VE YENİDEN DAĞIT (REDİSTRİBUTE)”
“İşte bu nedenle, ‘3R’ sloganını benimsiyorum: Saygı duy (respect), tanı (recognize) ve yeniden dağıt (redistribute). Dayanışma, kalkınma ve refaha odaklanarak, demokrasinin sadece hayatta kaldığı değil, aynı zamanda geliştiği şehirler ve nihayetinde toplumlar yaratabiliriz. Bu yüzyılın, şehirler yüzyılı olacağına inanıyorum. Şehirler, en acil küresel sorunlara çözüm bulmak için en uygun yerlerdir. Şehirler, demokrasiyi savunmak ve güçlendirmek için en uygun yerlerdir. Ve belediye başkanları olarak biz, bu sorumluluğu üstlenmeli ve hem yurtta hem dünyada daha iyi yarınlar için değişimin öncüleri olmalıyız. Tam da bu yüzden aranıza katılmaya geldim. Davetiniz için teşekkür ederim.”
İMAMOĞLU’NUN MEXİCO CİTY GÜNCESİ
İmamoğlu, 14 Ekim’de geldiği Mexico City’de Türkiye Cumhuriyeti Meksika Büyükelçisi Murat Salim Esenli tarafından havaalanında karşılandı. Mexico City’de ilk olarak, ülkemizin kurucusu Mustafa Kemal Atatürk’ün heykelinin bulunduğu alanı ziyaret eden İmamoğlu ve beraberindeki heyet, Türkiye İşveren Sendikaları Konfederasyonu’nun (TİSK) girişimiyle, Azeri heykeltıraş Sait Rüstem tarafından yapılan ve 2003 yılında kaidesine oturtulan Atatürk heykeli önünde anı fotoğrafı çektirdi. T.C. Meksika Büyükelçiliği’ne ziyarette bulunan İmamoğlu, Büykelçi Esenli tarafından rezidansında ağırlandı. 15 Ekim’de, açılışı yapılan ‘Bloomberg CityLab 2024 Zirvesi’ne katılan İmamoğlu, Mexico City’de geçirdiği 3 gün boyunca, farklı şehirlerin belediye başkanlarıyla ikili görüşmeler gerçekleştirdi. 15 Ekim’de Bloomberg Philanthropies CEO’su Patricia E. Harris ve Uruguay’ın başkenti Montevideo Belediye Başkanı Mauricio Zunino ile de bir araya gelen İmamoğlu, kurucusu olduğu Balkan Kentleri Ağı’na (B40) üye Saraybosna Belediye Başkanı Benjamina Karic, Üsküp Belediye Başkanı Danela Arsovska ve B40 dönem başkanı Tiran Belediye Başkanı Erion Veliaj ile de 4 buluşmada bir araya geldi. İmamoğlu, 16 Ekim’de de Bloomberg CityLab 2024 Zirvesi’nin ana üstlenicilerinden Aspen Enstitüsü Başkan Yardımcısı Elliott Gerson, Denver Belediye Başkanı Mike Johnston ve Guatemala City Belediye Başkanı Ricardo Quiñónez Lemus ile bir araya gelerek, bilgi ve yapılacak olası iş birlikleri için görüş alışverişlerinde bulundu.
YENİ SEÇİLEN MEXİCO CİTY BELEDİYE BAŞKANINI TEBRİK ETTİ
İmamoğlu, 5 Ekim 2024’te görevine başlayan Mexico City Belediye Başkanı Clara Brugada’ya, CHP Adana milletvekili Bilal Bilici ile birlikte tebrik ziyaretinde bulundu. Tarihi Mexico City Belediyesi’nde gerçekleşen buluşmada, İmamoğlu ve Brugada, iki büyük kent arasında deneyim paylaşımı ve farklı konularda iş birliklerini arttırmaya dönük çalışmalar yapma konusunda mutabık kaldı. İmamoğlu, Burgada’ya Tarhi İstanbul Haritaları kitabını hediye ederken, Mexico City Belediye Başkanı da İBB Başkanı’na ülkesinin ulusal sembollerinden olan bir geyik heykeli sundu.
BLOOMBERG CİTYLAB: “ASKIDA FATURA, İNOVATİF BELEDİYECİLİĞİN TEK KELİMEYLE ÇARPICI BİR ÖRNEĞİ”
Bloomberg CityLab zirveleri, 11 yıldır, dünya çapında yüzlerce şehirden en etkili belediye başkanlarını ve sesleri bir araya getiriyor. CityLab zirveleri, geçmiş dönemlerde; New York, Los Angeles, Londra, Miami, Paris, Detroit, Washington, D.C. ve Amsterdam’da düzenlenmiştir. Mexcico City’de düzenlenen zirveye, İmamoğlu ile birlikte, dünyanın önde gelen 500’den fazla şehrinin belediye başkanları katıldı. Etkinlik; Bloomberg Philanthropies tarafından organize edilmektedir. Etkinliğin ortaklarından biri de Aspen Enstitüsü’dür. 2021 yılında Bloomberg Cities Network kapsamında düzenlenen “Bloomberg Küresel Belediye Başkanları Yarışması”nda (Mayors Challenge), İstanbul, “Askıda Fatura” projesiyle, “Sağlık” (Health and Wellbeing) kategorisinde birincilik ödülü almıştı. Bloomberg CityLab, Askıda Fatura projesini, tüm dünyaya, “Askıda Fatura, inovatif belediyeciliğin tek kelimeyle çarpıcı bir örneği” ifadesiyle tanıtmıştı.
Kaynak: (BYZHA) Beyaz Haber Ajansı
Ekrem İmamoğlu’ndan dünyaya ‘otoriter rejimler’ uyarısı: Barış yoksa, demokrasi de yoktur. yazısı ilk önce Kocaeli Basın üzerinde ortaya çıktı.]]>Dün Erzurum’da gerçekleştirilen saldırıyla ilgili Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın yaptığı açıklamaya cevap veren İmamoğlu, şu ifadeleri kullandı;
“BUNLARIN UTANMALARI BİLE KALMAMIŞ”
“Cumhurbaşkanı ne diyor; biz olayı provoke etmişiz. Onlara kalsa, utanmadan bir de kendimize taş attırmışız. Nasıl gücümüz var ki kendimize taş attırırken emniyet müdürüne de valiye de talimatı ben veriyorum. Biz öyle bir ahlaka sahip değiliz. Bunların utanmaları bile kalmamış.”
ERDOĞAN NE DEMİŞTİ?
Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, dün Erzurum’da Ekrem İmamoğlu’nun mitingine yapılan taşlı saldırıyla ilgili olarak bugün Edirne’de “Kendi provokasyonlarıyla olay çıkarıp utanmadan şehirlerimizi karalamaya çalışıyorlar. Bu milleti kirli oyunlarına alet edemeyecekler” dedi.
İmamoğlu’ndan Erdoğan’a yanıt: Bunların utanmaları bile kalmamış yazısı ilk önce Kocaeli Basın üzerinde ortaya çıktı.]]>“ERZURUM’A YAKIŞMAYAN BİR HAMLEDE BULUNMUŞTUR”
Erzurum mitingi için gerekli izinlerin alındığını anlatan İmamoğlu, şu ifadeleri kullandı:
“Gün içerisinde hem Sivas’ta hem Çorum’da mitingimizi yaptık. Üçüncü durak olarak Erzurum’a geldik. Daha doğrusu Erzurum’a gelmeden Çorum-Sivas arasında oraya büyükşehir belediyesi, büyük bir nezaketsizlik göstererek, 40-50 tane otobüsünü yığarak bir tanıtım yapacağı şeklinde bir duyuru alındı. Kendisini tanıyorum, bu nezaketsizliğini deneyimli bir belediye başkanı olarak kendisine hiç yakıştırmadığımı da ifade ediyorum. Dadaş diyarı Erzurum’a yakışmayan bir hamlede bulunmuştur.
*Daha sonra arkadaşlarım valiyle irtibat kuruldu. Vali, ‘5 bine yakın polisimizle Erzurum’da gerekli tedbirler alınmıştır, hiçbir sorun yok. Endişe etmeyin. Zaten otobüsler de yerinden çekiliyor’ diye ifadelerde bulunmuştur. Ardından biz havalimanından karşılamayla beraber, konuşma yapacağımız alana vardık.
“POLİSLERİN HİÇBİRİSİ KILINI KIPIRDATMADI”
*Bu esnada orada biriken bir kalabalığın olduğunu, tabi bütün meydan bizim vatandaşlarımız tarafından doluydu. Bütün Türk bayraklarıyla o güzelim meydanı gelincik tarlasına çevirmişler. Biz Erzurum’da vatandaşımıza her yerde olduğu gibi seslenecektik. Bir baktık ki her yerden taş yağıyor. Görüntülerde de var polislerin hiçbirisi kılını kıpırdatmadı.
“BU ‘MÜDAHALE ETMEYİN’ TALİMATIDIR”
*Bu bir talimattır. Bunun adı başka bir şey olamaz. ‘Müdahale etmeyin’ talimatıdır. Orada TOMA var, taşlar atılıyor milletin kafasına, biz otobüsün üstüne çıktık, bize taşlar atılıyor. Yapılan müdahaleyle beraber ben konuşmanın beşinci dakikasında konuşmamı kestim.
“BENİM GÖZÜMÜN ÖNÜNDE 10-15 İNSAN YARALANDI”
*Çünkü bize atılan taşlar, bizim üstümüzden insanların kafasına, gözüne… Benim gözümün önünde 10-15 insan yaralandı. Öyle olunca ben vatandaşlarıma dedim ki, ‘Bizim yüzümüzden size de taş geliyor, lütfen arabadan uzaklaşın. Ben de arabanın içine giriyorum’ dedim ve arabanın içine girdim. Vatandaşlarımızı yine orada bekleyeyim diye düşündüm ama taş trafiği devam edince, vatandaşlar da hemen geri çekilmeyince oradan seslendim, ‘lütfen siz cevap vermeyin bunlara, uymayın bunlara. Burada sizi korumakla yükümlü polisler vardır. Polis sizi uyarıyorum, eğer müdahale etmezseniz buradaki yetkili amirleriniz hakkında suç duyurusunda bulunacağım’ akabinde ben arabayla oradan ayrıldım.
“ONLAR AK PARTİLİ NE ONLAR ÜLKÜCÜ, NE DE ONLAR ERZURUMLU”
*Allah’a şükür arabanın içine giren arkadaşlarımın hiçbir şeyi yok. Bir tarafta 200 kişiyi geçmez, öbür uç tarafta da yaklaşık 200-300 tane de sözüm ona Ak Partili olduğunu söyleyen insanlar vardı. Ne onlar Ak Partili ne onlar ülkücü, ne de onlar Erzurumlu. Öyle bir şeyi kabul etmiyorum.
“VALİYE İSTİFA ETMESİ GEREKTİĞİNİ YAZDIM”
*Az önce vali beye mesaj attım, kendisinin Erzurum’a yakışmadığını, gerekeni yapması gerektiğini, istifa etmesi gerektiğini yazdım. O da kendisi beni aradı, bilgilendirme için aradığını söyledi. Vali, ‘Biz sadece esnaf ziyaretini biliyorduk’ dedi. Kesinlikle öyle bir şey yok. Sabah bize söylediği, ‘5 bine yakın polisle görevimin başındayım, hiçbir sorun yok’ diye teminat veren vali, şimdi ‘orası size verilmedi, biz miting olduğu için tedbirleri o anlamda almadık. Yoksa miting olsa kuş uçurtmazdık…’ Valiye söylüyorum buradan, siz, Erzurum’a yakışmayan bir valisiniz.
*Nene Hatun torunlarına yakışmayan bir valisiniz. Yakışmayan bir emniyet müdürlüğü vardır burada, yakışmayan bir irade vardır. Bu iradenin tepesinde kim varsa, İçişleri Bakanından cumhurbaşkanına kadar sorumludurlar, gereğini acilen yapmalıdırlar.
“YARALILARLA İLGİLİ BİLGİ ALMADAN ERZURUM’U TERK ETMİYORUM”
*Seçime giderken ortaya konan bu davranış biçimi, asla kabul edilemez. Vali beye şunu söyledim, ‘En geç 20 dakika içinde, oradaki insanların can güvenliğini sağladık diye bir açıklama yapana kadar burada bekleyeceğim. Yaralılarla ilgili açıklamanızı bekliyorum. Yaralılarla ilgili yapılan açıklamayla beraber yaralıları gerekirse ziyaret edeceğim. Onlarla ilgili bilgi almadan da Erzurum’u terk etmiyorum.
“MÜCADELE ETMEYE DEVAM EDECEĞİZ”
*Bugün yaşanan demokrasi adına utanç verici bir durumdur. Elinde Türk bayraklarıyla, milli duyguları en üst seviyede olmuş insanları taşlatan bir anlayış bu memleketi bölme anlayışının sahibi olan bir anlayıştır.
*Buna karşı mücadelemiz devam edecektir. Biz yine milletimizi barışa, huzura davet etmeye devam edeceğiz. 86 milyon insanımızın kardeşliği, birliği ve beraberliği için mücadele etmeye devam edeceğiz.
İmamoğlu’ndan saldırı sonrası ilk açıklama: Cumhurbaşkanı sorumludur yazısı ilk önce Kocaeli Basın üzerinde ortaya çıktı.]]>Uyarı sonrası polis, saldıran gruba müdahale ederken İmamoğlu ile Erzurum Valisi Sami Bulut arasında dikkat çeken bir telefon görüşmesi gerçekleşti.
“AĞIR MI KONUŞUYORUM…”
İmamoğlu’nun sert tepki gösterdiği o konuşma kameralara da yansıdı. İmamoğlu, şu ifadeleri kullandı;
“Sizi Erzurumlular adına kınıyorum. Beni daha fazla yormayın. Bana tedbirleri aldım ama üzgünüm derseniz bunu söylerim size. Ama ben tedbir alamadım, gereğini yapacağım derseniz… Ağır mı konuşuyorum, sen dua et ki ben böyle konuşuyorum sayın Valim…”
İmamoğlu’ndan valiye: Ağır mı konuşuyorum? Sen dua et ki ben böyle konuşuyorum yazısı ilk önce Kocaeli Basın üzerinde ortaya çıktı.]]>– Vatandaş patatesi, soğanı alıp almamayı düşünüyor. Vatandaşın evine her gün giren yiyecekler neredeyse lüks tüketim haline geldi. Ülkenin ekonomisi freni patlamış kamyon gibi, uçurumdan aşağı gidiyor. Hayat pahalılığı vatandaşımızın hayatını cehenneme çeviriyor.
– Anneler babalar kara kara düşünüyor. Gençler, şu anda bu topluluğun en ön safında bulunan pırlanta gençler, bu ülkeyi terk etme hayalleri kuruyorlar. Çorum bu konuda en fazla yurt dışına göç veren şehirlerden bir tanesi. Aileler evlatlarına “Gitme evladım” diyor. Çünkü bu ülkede kimse gelecek, umut göremiyor.
VERECEĞİNİZ SÖZ MÜ KALDI SİZİN?
– Çocukların hayal kurması bile zorlaşıyor. Ben bu 21 yıllık iktidara soruyorum, Allah aşkına 21 yıldır iktidarsınız bu milletin evlatlarına hak reva gördüğünüz standart bu mu? Bu milletin gençlerine reva gördüğünüz gelecek bu mu? Bu milletin çocuklarının pırıl pırıl gençlerinin hayallerini çalmaya utanmıyor musunuz? 21 yıldır iktidarsınız, bu milletin vatandaşlarına vereceğiniz söz mü kaldı sizin?
– Kim kaset yayınlayacak. Dinleyeceklerimizi dinlediklerimizi ağzımız bir karış açık dinlemiyor muyuz. Utanılacak şeyler dinliyoruz. Bu milletin malına böyle bakılır mı?
İmamoğlu’ndan “kaset” açıklaması yazısı ilk önce Kocaeli Basın üzerinde ortaya çıktı.]]>