?>
?>
‘Hocalı Katliamı’ ile ilgili bilgi veren Prof. Dr. Kurban, “26 Şubat 1992’de yaşanan bu trajedi, Azerbaycan tarihinin en acı olaylarından biri olarak hafızalara kazınmıştır. Hocalı soykırımı, 26 Şubat 1992 tarihinde Azerbaycan’ın Dağlık Karabağ bölgesinde, Hocalı Kasabası’nda Ermeni güçleri ve Rus 366. Motorize Alayı tarafından gerçekleştirilen büyük bir insanlık suçudur, bir soykırımdır. Hocalı, stratejik bir konumdaydı. Kasaba, Karabağ’daki tek havaalanına sahip olması nedeniyle Ermeniler için büyük bir öneme sahipti. Ermenistan’a bağlı kuvvetler, 25 Şubat’ı 26 Şubat’a bağlayan gece, Sovyetler Birliği’nin dağılmasının ardından bölgede kalan 366. Motorize Piyade Alayı’nın doğrudan desteğiyle Hocalı’ya ağır silahlarla saldırı düzenledi” dedi.
Soykırıma uğrayan ve katledilen sivillerin işkenceye maruz kaldığını ifade eden Prof. Dr. Kurban, “Ermeni güçleri ve Rus 366. Motorize Alayı, kadın, çocuk ve yaşlı demeden 613 Azerbaycanlı sivili katletmiştir. Bunların 106’sı kadın, 63’ü çocuk ve 70’i yaşlıydı. Olay sırasında 487 kişi ağır yaralandı. 1275 kişi esir alındı ve büyük çoğunluğu işkence gördü, 150’den fazla kişi kayboldu ve akıbetleri hâlâ bilinmemektedir. Cesetler üzerinde yapılan incelemeler, kurbanların işkenceye maruz kaldığını, bazı sivillerin kafataslarının parçalandığını, gözlerinin oyulduğunu ve vücutlarının yakıldığını ortaya koymuştur. Binlerce insanın evleri yakılmış, hayatta kalanlar ise ağır kış koşullarında dağlara kaçmak zorunda bırakılmıştır. Bu trajedi, Azerbaycan halkının hafızasında silinmez bir iz bırakmıştır” diye konuştu.
“Ulusal kimliğin ve bağımsızlık mücadelesinin sembolüdür”
‘Kanlı Pazar’ olarak bilinen 20 Ocak 1990’da yaşanan olay ile ilgili de konuşan Prof. Dr. Kurban “20 Ocak 1990’da yaşanan Kanlı Yanvar (Kanlı Ocak) olayının etkileri hâlâ tazeliğini koruyor. 20 Ocak 1990, Azerbaycan halkı için ulusal kimliğin ve bağımsızlık mücadelesinin sembolü hâline gelen bir tarihtir. Sovyetler Birliği’nin dağılma sürecinde, Azerbaycan’da bağımsızlık talepleri güçlenmiş ve halk meydanlara inerek özgürlük talep etmiştir. Ancak Sovyet yönetimi, bu hareketi bastırmak için Bakü’ye tanklarla girmiş ve 147 sivil hayatını kaybetmiştir. O gece, Azerbaycan halkının bağımsızlık iradesine karşı vahşice bir saldırı gerçekleştirilmiştir. Fakat bu katliam, Azerbaycan halkının özgürlük isteğini engellemek yerine daha da güçlendirmiştir” diye belirtti.
“Failler cezasız kaldı”
Yaşanan her iki olayın Sovyetler Birliği’nin çöküş sürecinde yaşandığına ve Azerbaycan’ın maruz kaldığı büyük saldırılar olduğuna dikkat çeken Prof. Dr. Kurban “ 20 Ocak 1990’da Bakü’de gerçekleştirilen katliam, Sovyetler Birliği’nin Azerbaycan’daki bağımsızlık hareketini bastırma girişimi olarak tarihe geçmiştir. Hocalı Soykırımı ise, Rus destekli Ermeni güçlerinin Azerbaycan topraklarını ele geçirme sürecinde gerçekleştirdiği en kanlı saldırıdır. Hocalı’da yaşananlar, uluslararası kamuoyunun gözleri önünde cereyan eden bir insanlık suçu olmasına rağmen yeterince güçlü bir şekilde kınanmamış ve failler cezasız kalmıştır. Hocalı’da gerçekleşen soykırım, uluslararası kamuoyunun gözü önünde yaşanan bir insanlık suçu olmasına rağmen, olayın failleri cezasız kalmış ve yeterli diplomatik baskı uygulanmamıştır” diye aktardı.
Soykırımın tanımını yapan Prof. Dr. Kurban, “Soykırım, 1948 Birleşmiş Milletler Soykırım Suçunun Önlenmesi ve Cezalandırılması Sözleşmesi’ne göre belirli bir grup insanın tamamen veya kısmen yok edilmesi amacıyla yapılan sistematik eylemler olarak tanımlanır. Bu eylemler arasında öldürme, ağır fiziki ve psikolojik zarar verme, yaşam koşullarını yok etmeye yönelik uygulamalar gibi unsurlar bulunur. Dolayısıyla, Hocalı’da yaşananlar da bir soykırımdır. Azerbaycan devleti de bu olayın bir soykırım olduğunun uluslararası platformlarda kabul edilmesi için diplomatik çabalarını sürdürmektedir. Bu olay, sadece Azerbaycan ve Ermenistan arasındaki bir mesele değil, aynı zamanda uluslararası hukukun ve insan haklarının da bir meselesidir” dedi.
“Olaylar kamuoyuna doğru ve eksiksiz biçimde aktarılmalı”
Prof. Dr. Kurban, “Bugün Azerbaycan halkı için bu iki olay, yalnızca geçmişin bir hatırası değil, aynı zamanda ulusal birlik ve dayanışmanın güçlenmesine vesile olan tarihi dönüm noktalarıdır. 20 Ocak, bağımsızlık uğruna verilen mücadelenin ve direnişin sembolü olarak görülmektedir. Hocalı Soykırımı ise, adaletin hâlâ sağlanmadığı bir insanlık suçu olarak hafızalarda yerini korumaktadır. Azerbaycan halkı, her yıl 20 Ocak ve 26 Şubat’ta şehitlerini anarken, bu tür trajedilerin bir daha yaşanmaması için uluslararası kamuoyunu adaletin sağlanması yönünde harekete geçmeye çağırmaktadır. Tarihî olayların çarpıtılmasına yönelik girişimlere karşı bilimsel ve akademik, siyasi ve diplomatik platformlarda Azerbaycan’ın haklı davasının savunulması büyük önem taşımaktadır. Tarihsel gerçeklerin tahrif edilmesi, bölgesel barış ve istikrarın önündeki en büyük engellerden biridir. Bu nedenle, Hocalı Soykırımı ve 20 Ocak olaylarının uluslararası kamuoyuna doğru ve eksiksiz bir biçimde aktarılması, adaletin sağlanması adına temel bir gerekliliktir” dedi.
Kaynak: (BYZHA) Beyaz Haber Ajansı
Prof. Dr. Vefa Kurban, “Her iki olay Azerbaycan’ın bağımsızlık isteğini güçlendirmiştir” yazısı ilk önce Kocaeli Basın üzerinde ortaya çıktı.]]>Geçtiğimiz günlerde Milas Merkez Ortaokulu’nda düzenlenen ‘Tecrübe Paylaşım Söyleşileri’nin konuğu olan Milas Belediye Başkanı Fevzi Topuz, öğrencilerle mesleki deneyimlerini paylaşmıştı. Öğrencilere farklı meslek gruplarından ve alanlardan profesyonellerle bir araya gelme fırsatı sunarak, kariyer seçimleri konusunda ilham alabilmelerini hedefleyen bir program olan ‘Tecrübe Paylaşım Söyleşileri’nin sonunda Başkan Topuz, öğrencilerin sorularını da yanıtlayıp taleplerini dinlemişti.
Hayali başarılı bir müzisyen olmak…
Etkinlikte söz alarak Milas Belediye Başkanı Fevzi Topuz’a taleplerini ileten Merkez Ortaokulu 6. Sınıf öğrencisi Baha Doruk Serin, müzikle yakından ilgilendiğini ifade ederek aradığı tarzda gitar bulmakta zorlandığını belirtti. Öğrencinin sözünü tamamlamasının ardından Baha Doruk Serin’e gitar alma sözü veren Başkan Topuz, sözünü yerine getirerek başkanlık makamına davet ettiği Baha Doruk’a gitarını verdi. Annesi Nuray Serin ile birlikte belediyeye gelen Baha Doruk Serin, gitarını almasının ardından büyük sevinç yaşadı. İleride başarılı bir müzisyen olmak istediğini ifade eden Baha Doruk, Milas Belediye Başkanı Fevzi Topuz’a teşekkür etti.
Öğrencimize eğitim hayatında başarılar diliyorum…
Sorumluluk duygusu içerisinde vatandaşlarımızın taleplerini yerine getiriyoruz diyen Başkan Topuz “Baha Doruk’un katıldığımız bir etkinlikte bizlerden talep ettiği gitarı bugün kendisine takdim ettik. Sosyal projelerin bir ayağı olarak ihtiyacı olan diğer arkadaşlarımızı da değerlendireceğiz ve onlara da yardımcı olmaya çalışacağız. Öğrencimize eğitim hayatında başarılar diliyor, hayali olan başarılı bir müzisyen olma arzusuna kavuşmasını temenni ediyorum” diye konuştu.
Kaynak: (BYZHA) Beyaz Haber Ajansı
Başkan Topuz, Baha Doruk’un İsteğini Yerine Getirdi yazısı ilk önce Kocaeli Basın üzerinde ortaya çıktı.]]>Başkan Özel’in çözümü üzerine teşekkür eden vatandaşlar, “Çok memnun
kaldık başkanımız verdiği sözü yerine getirdi. Kendisine çok çok
teşekkür ederiz Allah razı olsun. Galip başkan sağolsun duyar duymaz
ilgilenip konuyu çözdü. Allah razı olsun başkanımızdan. Allah
başkanımıza uzun ömürler versin, sağlık sıhhatini bozmasın” sözleriyle
memnuniyetlerini iletti.
Belediye Başkanımız Sayın Mustafa Galip Özel yaptığı açıklamada,
“Vatandaşlarımızın taleplerini karşılamak bizim en önemli görevimizdir.
Durumu öğrendikten sonra ekip arkadaşlarımla birlikte hızlıca
çalışmalarımıza başlayarak vatandaşımızın isteğini yerine getirdik.
Dutlukuyu mevkiimizde vatandaşlarımızın ezan sesini duyabilmesi için iki
adet hoparlörümüzün montajını gerçekleştirdik. Biz birlikte güçlüyüz.
Her zaman dediğimiz gibi bizim işimiz gücümüz Bozdoğan. Hayırlı olmasını
diliyorum ” ifadelerine yer verdi.
Kaynak: (BYZHA) Beyaz Haber Ajansı
Ret cevabı alan M.A. ile A.A. arasında tartışma çıktı. Tartışmanın büyümesi M.A., A.A.’ya hakaret ve küfürler edip, kolunu sıktı. Polisi arayan A.A., darp raporu alıp, şikayetçi oldu.
Polis merkezine çağrılan M.A. aralarında tartıştıklarını, kendisini korumak için sevgilisinin bileğinden tuttuğunu söyledi. Uzaklaştırma kararı verilen M.A., ifadesinin ardından serbest bırakıldı.

“DÖNÜP, BİLEKLERİMİ SIKMAYA BAŞLADI”
Bileğinde ve kolunda morluklar oluşan A.A., yaşadıklarını şöyle anlattı:
“1,5 aydır birlikteydik. Ayrılıp, barışmıştık. Daha önce de şiddete meyilli bir hareketi olmuştu. Parti çıkışı başka okuldan kız arkadaşım, M.A. ve ben evime gittik. Kafası güzeldi, hepimiz alkol almıştık. Arkadaşım tuvalete gitti.
Bu sırada M.A., bana cinsel anlamda yaklaşmaya başladı. ‘Yapma’ dememe rağmen, beni kendisine doğru çekti. Kolumdan tutuyordu. ‘Bırak’ diyerek karşı koltuğa geçtim. Açıkça istemediğimi söyledim. O da bana, ‘Bizi mi istemiyorsun’ diye sordu.
Ben de ‘Hayır bizi değil; cinsel anlamda bir şey yaşamak istemiyorum’ diyerek karşılık verdim. Sonrasında sayıp sövmeye başladı. ‘Git’ dedikçe gitmedi, evimde kaldı.
Ceketinden tuttum, ‘Çık’ dedim. Dönüp, bileklerimi sıkmaya başladı. ‘Canım yanıyor’ dedim, hiçbir şekilde bırakmadı. Sonrasında kendimi bir şekilde geri çektim.”

“ODAMA GİDİP POLİSİ ARADIM”
Daha sonra polise haber verdiğini belirten A.A., “Gitmesini beklemek için odama geçtim ve polisi aradım. Aradım ama içeriden hakaretler etmeye devam ediyordu. Hakaretlerin ardından odamdan tekrar çıktım. Evimi hiçbir şekilde terk etmiyordu. Ben de kendisini kapıya doğru itmeye başladım. Kapıda yine arbede yaşandı. Kollarımı sıkmaya başladı. Kendimi korumak için 1 kere tokat attım. Sonra polisler beni geri aradı. Darp raporunun ardından emniyete gittik. Hem uzaklaştırma kararı çıkarttım hem de şikayetçi oldum” diye konuştu.
‘BABA TAHLİYE’ PAYLAŞIMI YAPTI
Zorlama ve tacize karşı susmayacağını ifade eden A.A., vücudundaki izleri gösteren bir fotoğrafı da sosyal medyada paylaştı. A.A., paylaşımda “Yaşadıklarımı bir kareye sığdıracak olsam; bunlar olurdu. Herkesi vicdanıyla ve yaptıklarıyla baş başa bırakıyorum” dedi. Öte yandan serbest bırakılan M.A.’nin sosyal medya hesabından fotoğraf paylaşıp, “Baba tahliye. Haha atarsa 2 yıl” yazdığı görüldü. (DHA)
İlişki isteğini reddeden sevgilisine kâbus yaşattı, attığı mesaj ‘pes’ dedirtti yazısı ilk önce Kocaeli Basın üzerinde ortaya çıktı.]]>