?>
?>
Ekim, Kasım ve Aralık aylarından oluşan IV. çeyrekte, yurt içinde ikamet eden 9 milyon 528 bin kişi seyahate çıktı. Seyahate çıkanların bir ve daha fazla geceleme kaydı ile ülke içinde yaptıkları toplam seyahat sayısı bir önceki yılın aynı çeyreğine göre %0,4 azalarak 11 milyon 467 bin seyahat olarak gerçekleşti. Bu çeyrekte seyahate çıkanlar 76 milyon 576 bin geceleme yaptı. Ortalama geceleme sayısı 6,7 gece oldu.
Yıllık olarak değerlendirildiğinde, 2024 yılında toplam seyahat sayısı bir önceki yıla göre %8,7 artarak 66 milyon 836 bin olarak gerçekleşti. Bu yılda seyahate çıkanların yaptıkları toplam geceleme sayısı bir önceki yıla göre %2,3 artarak 484 milyon 141 bin olarak gerçekleşti. Ortalama geceleme sayısı 7,2 gece oldu.
Seyahate çıkan kişi, seyahat ve geceleme sayıları, IV. Çeyrek: Ekim-Aralık ve Yıllık, 2024
Geceleme sayısı, IV. Çeyrek, 2024 Ortalama geceleme sayısı, IV. Çeyrek, 2024

Seyahate çıkanlar, 66 milyar 40 milyon 991 bin TL harcadı
Yerli turistlerin, yurt içinde yaptıkları seyahat harcamaları 2024 yılının IV. çeyreğinde bir önceki yılın aynı çeyreğine göre %44,4 artarak 66 milyar 40 milyon 991 bin TL olarak gerçekleşti. Bu harcamaların %93’ünü 61 milyar 446 milyon 909 bin TL ile kişisel harcamalar, %7’sini ise 4 milyar 594 milyon 81 bin TL ile paket tur harcamaları oluşturdu. Seyahat başına yapılan ortalama harcama ise 5 759 TL oldu.
Bu yıl, yurt içindeki seyahatlerde yapılan toplam seyahat harcamaları geçen yıla göre %82,5 artarak 419 milyar 300 milyon 959 bin TL oldu. Bu harcamaların %88,1’ini 369 milyar 276 milyon 184 bin TL ile kişisel harcamalar, %11,9’unu ise 50 milyar 24 milyon 775 bin TL ile paket tur harcamaları oluşturdu. Seyahat başına ortalama harcama ise 6 274 TL oldu.
Seyahate çıkan kişilerin seyahat harcamaları, IV. Çeyrek: Ekim-Aralık ve Yıllık, 2024
Toplam seyahat harcamaları, IV. Çeyrek, 2024 Seyahat başı ortalama harcama, IV. Çeyrek, 2024

Bu çeyrekte, harcama türlerinin toplam seyahat harcamaları içerisindeki dağılım oranları incelendiğinde en fazla paya %33,8 ile yeme ve içme harcamaları, %27,7 ile ulaştırma harcamaları ve %12,1 ile konaklama harcamaları sahip oldu. Bu harcama türlerinin geçen yılın aynı dönemine göre değişim oranları incelendiğinde ise yeme ve içme harcamalarında %61,4, ulaştırma harcamalarında %33,6 ve konaklama harcamalarında ise %50,3’lük artış görüldü.
Yıllık olarak harcama türlerinin seyahat harcamaları içerisindeki dağılım oranları incelendiğinde ise en fazla paya %31,8 ile yeme ve içme harcamaları, %24,3 ile ulaştırma harcamaları ve %16,7 ile konaklama harcamaları sahip oldu. Bu harcama türlerinin geçen yıla göre değişim oranları incelendiğinde ise yeme ve içme harcamalarında %81, ulaştırma harcamalarında %68,7 ve konaklama harcamalarında ise %78,8’lik artış görüldü.
Harcama türlerinin toplam harcama içerisindeki oranları (%), Yıllık ve IV. Çeyrek, 2024

Yakınları ziyaret amacı ile yapılan seyahatler %63,1 ile ilk sırada yer aldı
Bu çeyrekte, seyahate çıkış amaçlarında ikinci sırada %25,6 ile “gezi, eğlence, tatil”, üçüncü sırada ise %6,5 ile “sağlık” yer aldı.
Seyahate çıkış amaçları yıllık olarak değerlendirildiğinde ise, %57,2 ile “yakınları ziyaret’ birinci sırada yer alırken, ikinci sırada %35,3 ile “gezi, eğlence, tatil”, üçüncü sırada ise %3,7 ile “sağlık” amacıyla yapılan seyahatler yer aldı.
Seyahat sayılarının amaçlara göre dağılımı, Yıllık ve IV. Çeyrek, 2024

Seyahate çıkanlar en çok arkadaş veya akraba evinde kaldı
Bu çeyrekte, seyahate çıkanlar 53 milyon 250 bin geceleme sayısı ile en çok “arkadaş veya akraba evinde” kaldı. Konaklama türlerine göre geceleme sayısında ikinci sırada 13 milyon 292 bin geceleme ile “kendi evi” yer alırken, “otel” 5 milyon 218 bin geceleme sayısı ile üçüncü sırada yer aldı.
Konaklama türleri yıllık olarak değerlendirildiğinde, seyahate çıkanlar 328 milyon 972 bin geceleme sayısı ile en çok “arkadaş veya akraba evinde” kaldı. İkinci sırada 77 milyon 911 bin geceleme ile “kendi evi” yer alırken, “otel” 44 milyon 516 bin geceleme sayısı ile üçüncü sırada yer aldı.
Geceleme sayısının konaklama türlerine göre dağılımı, Yıllık ve IV. Çeyrek, 2024
Kaynak: (BYZHA) Beyaz Haber Ajansı
Hanehalkı Yurt İçi Turizm, IV. Çeyrek: Ekim-Aralık, 2024 yazısı ilk önce Kocaeli Basın üzerinde ortaya çıktı.]]>İstanbul ve Marmara Bölgesi’nde beklenen büyük deprem, toplumsal farkındalık ve hazırlık çabalarının odağında yer alıyor. Bu çerçevede İstanbul Bilgi Üniversitesi ile Travma ve Afet Ruh Sağlığı Çalışmaları Derneği (TARDE) işbirliğiyle afetlere hazırlık, müdahale ve iyileşme süreçlerini ele almak amacıyla IV. Türkiye Travmatik Stres Kongresi”nin ilk gününde “İstanbul Depreminin İlk 3 Günü Çalıştayı” düzenlendi.
Akademisyenler, yerel yönetim temsilcileri, kamu yetkilileri ve sivil toplum kuruluşları temsilcilerinin katılımıyla gerçekleşen etkinlikte, bilimsel veriler ışığında müdahale ve iyileşme süreçlerinin nasıl yapılandırılması gerektiği masaya yatırıldı. Çalıştayda olası bir İstanbul depreminde ilk 72 saatte yaşanabilecekler Sağlık Hizmetleri, Arama Kurtarma, Sosyal Hizmetler, Sanayi ve İşletmeler ile İletişim ve Medya gibi farklı oturumlarda ele alındı. Sağlık hizmetlerinin afet anında nasıl devreye girdiği, arama kurtarma ekiplerinin kapasitesi ve gönüllü sistemlerin önemi, afetin psikososyal etkileri, sanayi tesislerinin hazırlık düzeyi, kriz anında iletişim stratejileri ve lojistik, ulaşım ile barınma altyapısının sürekliliği gibi konular, uzmanlar tarafından detaylı bir şekilde tartışıldı.
Açılış konuşmasında söz alan İstanbul Bilgi Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. M. Ege Yazgan, “Son yıllarda artan afetler, savaşlar ve pandemiler yalnızca fiziksel değil, ruhsal açıdan da derin etkiler yaratıyor. Afetlerin ekonomik yükü kadar, uzun vadeli psikososyal etkileri de bireyleri ve toplumları derinden etkiliyor. Bu durum, afetlere yalnızca mühendislik ve lojistik açıdan değil, psikososyal açıdan da bütüncül bir yaklaşımla hazırlıklı olmayı zorunlu kılıyor. Bu kongre, bilimsel bilginin ötesinde, travmalara karşı daha dirençli bir toplum inşa etme çabasına katkı sunuyor. Burada kurulan her bağ, gelecekte daha hızlı ve etkili çözümler için çok kıymetli.” dedi.
Etkinliğe katılan İstanbul Vali Yardımcısı Mahmut Hersanlıoğlu, afet yönetiminin yalnızca kurumların değil, tüm toplumun ortak sorumluluğu olduğunu ifade etti. Hersanlıoğlu, “İstanbul’da bir deprem yaşanırsa ilk 12 saat içinde profesyonel arama kurtarma ekiplerine ciddi ihtiyaç duyacağız. Bu nedenle üniversitelerde afet kulüplerinin kurulmasını destekliyor, gençleri afet eğitimlerine dahil etmeyi hedefliyoruz. İstanbul’da yürüttüğümüz İstanbul Risk Azaltma Planı ve Afet Müdahale Planı çerçevesinde, 39 ilçede çalışmalar yürütülüyor.” dedi. Hersanlıoğlu ayrıca, afet bilincinin erken yaşta kazandırılmasının önemine dikkat çekerek, Milli Eğitim müfredatına afet konularının dahil edilmesinin bu anlamda sevindirici olduğunu belirtti.
İstanbul Bilgi Üniversitesi Afet Çalışmaları Uygulamalı Ruh Sağlığı Yüksek Lisans Programı Direktörü ve TARDE Yönetim Kurulu Başkanı Prof. Dr. A. Tamer Aker, “Depreme hazırlıksız yakalanmayı 1999 yılında ve 6 Şubat depremlerinde yaşadık. Bu sefer öyle olmamak için bu bilinci ve yapıyı yerleştirmemiz gerekiyor” dedi.
BİLGİ Sağlık Bilimleri Fakültesi Dekanı Prof. Dr. Zeynep Şimşek, afetlere bireysel ve toplumsal düzeyde zihinsel hazırlığın hayati öneme sahip olduğunu vurgulayarak şunları söyledi: “Deprem anında ne yapacağımızı bilmek, sadece fiziksel değil, zihinsel ve bilişsel bir hazırlık gerektiriyor. ‘Şunları yaparsam hayatta kalabilirim’ diyebilecek bir farkındalık düzeyine ulaşmamız şart. Afet sonrası yaşanan şok, kontrol kaybı ve güven duygusunun sarsılması, özellikle dezavantajlı gruplar için daha derin etkiler yaratıyor. Anne babasını kaybetmiş çocuklar, yaşlılar, hastalıklarla mücadele eden bireyler gibi grupların ihtiyaçlarını önceden planlamak sosyal hizmetlerin temel sorumluluklarından biri.”
Çalıştaya katılan İstanbul Büyükşehir Belediyesi (İBB) Afet İşleri Dairesi Başkanı Ergün Cebeci ise, İstanbul’un büyük bir deprem riski taşıdığına dikkat çekerek kurumlar arası koordinasyonun önemine vurgu yaptı: “Afet yönetiminin en kritik süreci olan ilk üç gün; ulaşım, sağlık, barınma, defin ve gıda gibi temel hizmetlerin organize edilmesi açısından hayati öneme sahip. İBB olarak, afetin ilk anlarında bile müdahale edebilmek için 10 yeni lojistik merkez kuruyor, afet simülasyon ve eğitim merkezlerini hayata geçiriyoruz.” Cebeci, afet eğitimlerinin yaygınlaştırılması, kriz yönetim merkezlerinin etkinleştirilmesi ve deprem parkları gibi fiziksel alanların artırılmasının da belediyenin öncelikleri arasında olduğunu belirtti.
‘Depremle ilgili bilimsel temeli olmayan rakamlar korku yaratıyor’
Kocaeli Üniversitesi Jeofizik Mühendisliği Bölümü Öğretim Üyesi ve Çalıştay Başkanı Prof. Dr. Şerif Barış olası İstanbul depremine yönelik değerlendirmelerde bilgi kirliliğine dikkat çekerek, “Medyada 300 binden 4 milyona kadar yansıtılan can kaybı rakamları bilimsel bir zemine dayanmıyor. Bunlar hiçbir bilimsel çalışma yapmadan ortaya koyulan kişisel öngörülerdir. Bilim, olasılıklarla çalışır; çalışmalara göre 30 yıl içinde 7,3 ve üzeri büyüklükte bir deprem olasılığı yüzde 47 olarak belirlendi. Bu, her an deprem olacak demek değildir” dedi. Barış, medyaya da bu noktada önemli bir sorumluluk düştüğünü söyleyerek “Korkutucu değil, bilinçlendirici dil kullanılmalı” uyarısında bulundu.
‘Yırtılma doğrultusu ve zemin yapısı hasarın kaderini belirliyor’
Deprem sırasında oluşan enerjinin yeryüzüne nasıl ulaştığını açıklayan Barış, yırtılma doğrultusunun önemine de dikkat çekti: “Depremde hasar sadece büyüklüğe değil, fay hattına yakınlık ve yırtılma doğrultusuna bağlı olarak artar. İstanbul’un altından geçen aktif bir fay yok, Kuzey Marmara Fayı deniz içindedir. Bu, sarsıntının etkisini azaltan önemli bir avantaj. Ayrıca İstanbul’da kalın alüvyonlu zeminlerin az olması ve liman ile havaalanlarının fay hatlarından uzakta bulunması, olası bir afette erişim ve müdahaleyi kolaylaştıracaktır. Hatay’da bu yapılamadığı için etki çok daha yıkıcı oldu.” Barış, afet kültürünün eğitimle şekillendiğini vurgulayarak Türkiye’de en az 10 yıl boyunca okul öncesinden başlayarak uygulamalı afet eğitiminin şart olduğunun altını çizdi.
Kaynak: (BYZHA) Beyaz Haber Ajansı
BİLGİ’de ‘İstanbul Depreminin İlk 3 Günü Çalıştayı’ ve ‘IV. Türkiye Travmatik Stres Kongresi’ düzenlendi yazısı ilk önce Kocaeli Basın üzerinde ortaya çıktı.]]>Uluslararası Bilim Şenliği açılış konuşmasını gerçekleştiren Ege Üniversitesi Sosyal Bilimler Enstitüsü Müdürü Prof. Dr. Mustafa Mutluer, “ Ege Üniversitesi özellikle son 6 yıldır akademik ve idari anlamda büyük mesafeler kaydetmiş, araştırma üniversitesi olma, eğitim öğretimde kaliteyi arttırma ve öğrenci odaklılık hedefleri doğrultusunda ciddi ilerlemeler sağlamış, Yükseköğretim Kalite Kurulu tarafından 5 yıl süre ile ‘Tam Kurumsal Akreditasyon’ almaya hak kazanmış, ‘Araştırma Üniversitesi’ olmuş ve öğrenci odaklılık ile ilgili belgeyi sayın Rektörümüz Prof. Dr. Necdet Budak bizzat Cumhurbaşkanının elinden almıştır. Bu ciddi ilerlemelerde hiç kuşkusuz Rektörümüzün çabaları ve vizyonerliğinin etkisi büyüktür” diye konuştu.
“Akademik iş birliklerinin geliştirilmesini hedefliyoruz”
Uluslararası Bilim Şenliğinin önemini vurgulayan Prof. Dr. Mustafa Mutluer, “Ege Üniversitesi Sosyal Bilimler Enstitüsü, önceki yıllarda ısrarlı çalışmalarımız sonucunda lisansüstü tezlerden özellikle de doktora tezlerinden mezuniyetten önce yayın şartının getirilmesi Üniversitemiz lisansüstü eğitim-öğretim yönetmenliğinde yerini bulmuştur. Uluslararası Bilim Şenliği Lisansüstü Tez Buluşmaları, üniversitelerde düzenlenen, lisansüstü öğrencilerinin (yüksek lisans ve doktora) tez konularını ve araştırmalarını sundukları bir etkinliktir. Bu etkinlik, bilimsel çalışmaların paylaşılmasını, farklı alanlardaki araştırmaların tanınmasını ve akademik iş birliklerinin geliştirilmesini hedeflemesiyle birlikte aynı zamanda kültürel etkileşim ve uluslararası iş birliği de sağlanmış oluyor. Katılımcılar, kendi araştırmalarını sunarak geri bildirim alıyor; ayrıca diğer öğrencilerin ve akademisyenlerin araştırmalarıyla ilgili tartışmalara katılıyorlar. Etkinliğimizi her yıl geleneksel hale getirmek istiyoruz. Etkinliğimiz kapsamında lisansüstü öğrencilerimiz, hazırladıkları tezleri tartışma ortamına sunacaklar. Toplamda 11 oturumuz olacak. Bu oturumlarda 43 bildiri sunulacak. Multidisipliner bir etkinlik olacak. Programımızın gerçekleştirilmesinde emeği geçen herkese teşekkür ederim” dedi.
İki gün sürecek etkinlik kapsamında; Arkeoloji, Psikoloji, Tarih, Edebiyat, Yabancı Dil, Gazetecilik, İktisat, İşletme, Uluslararası İlişkiler, Coğrafya, Halkla İlişkiler, Felsefe, Sosyoloji gibi konularda hazırlanan lisansüstü tezler, jürinin beğenisine sunulacak.
Kaynak: (BYZHA) Beyaz Haber Ajansı
EÜ’de “IV. Uluslararası Bilim Şenliği” başladı yazısı ilk önce Kocaeli Basın üzerinde ortaya çıktı.]]>