?>
?>
Nefes darlığı, çarpıntı, göğüs ağrısı gibi şikayetler günlük yaşam içinde sık karşılaşıldığı ve birçok soruna işaret edebildiği için hafife alınabiliyor. Kapak hastalıkları için sessiz bir uyarı olabilecek bu işaretlerin bu anlamda yeterince dikkate alınmadığını hatırlatan Yeditepe Üniversitesi Koşuyolu Hastanesi Kalp ve Damar Cerrahisi Uzmanı Prof. Dr. Selim İsbir, “Kalp kapak hastalıkları, zamanında fark edilmediğinde yaşam kalitesini ciddi şekilde düşürmekle kalmıyor, hayati riskler de doğurabiliyor. Türkiye’de her yıl binlerce insan bu hastalıklar nedeniyle tedavi görmek zorunda kalıyor.” Dedi.
BEKLENEN YAŞAM SÜRESİNİN UZAMASI HASTALIĞIN ÖNEMİNİ ARTIRDI
Bugün dünya genelinde toplum genelinde yüzde 2 civarında görülen kalp kapak hastalıkları 75 yaş ve üzerindeki kişilerde yüzde 15’e kadar çıkabiliyor. Özellikle beklenen yaşam süresinin uzamasıyla birlikte kalp kapak hastalıklarının daha da önem kazandığına işaret eden Prof. Dr. Selim İsbir, “Özellikle ileri evrelerde hastanın yaşadığı nefes darlığı, çabuk yorulma ve göğüs ağrısı gibi semptomlar hastanın günlük yaşantısını da etkiler. Bu nedenle bireylerin sosyal yaşamdan izole olmasına hatta depresyon, aksiyete gibi psikolojik sorunların ortaya çıkmasına neden olabilir. Bununla birlikte çalışma çağındaki bireylerde de hastalığın ilerleyen aşamalarında işlerini sürdüremedikleri için sosyal izolasyonları da artar. Dolayısıyla kalp kapak hastalıkları yarattığı sosyal ve ekonomik etkileriyle birlikte değerlendirildiğinde oldukça önemli bir sorun olarak karşımıza çıkıyor. Özellikle kalbin sol tarafında yer alan mitral ve aort kapakları yaşa bağlı kireçlenmeye çok müsait kapaklardır. Kalp kapak hastalıklarının prognoz açısından birçok kanser türünden daha kötü olduğunu söyleyebiliriz.” Diye konuştu.
BU BELİRTİLER VARSA ACİLEN HEKİME BAŞVURULMALI
Prof. Dr. Selim İsbir, şikayetlerin kapak hastalıklarının etkilendiği kapağa göre farklılık gözlense de göğüs ağrısı ve nefes alamama hissi, aniden yaşanacak bayılma ve şiddetli çarpıntı durumunda vakit kaybedilmeden hekime başvurulması gerektiğine işaret etti. Prof. Dr. İsbir, konuyla ilgili şu bilgileri verdi: “Kalp kapaklarını bir kapı gibi düşünebiliriz. Nasıl ki bir kapının bir çerçevesi ve kanadı varsa, kalp kapaklarının da bir çerçevesi (anulus) ve kanatları (yaprakçık) mevcuttur. Bu kapakların yaşa bağlı kireçlenmesi ile kapının kanatları yani yaprakçıklar tam olarak açılıp kapanamaz ve bu durum kalp içindeki kan döngüsünde olumsuzluklara yol açar. Zaman içerisinde kalp kası zayıflar hastada nefes darlığı ortaya çıkar. Kalp kapak hastalıklarının bir diğer önemli bulgusu da kalpte oluşan düzensiz atımlardır. Aritmi adını verdiğimiz bu durumda kalp içerisinde düzensiz atıma bağlı pıhtı oluşabilir. Bu pıhtının beyne gitmesi ise felçle sonuçlanabilir.”
ERKEN TANIYLA TEDAVİ ŞANSI YÜKSEK
“Eğer nefes darlığınız oluyorsa ve ara ara düzensiz kalp atımları hissediyorsanız, mutlaka kalp kapakları kontrol ettirilmeli” diyen Prof. Dr. İsbir, “Zira kalp kapak hastalıkları tanısı konulduktan sonra tedavi şansı olan ve tedavisi oldukça yüz güldürücü olan hastalıklardır” diyerek tedavi konusunda şu bilgileri verdi: “Kalp kapaklarının protez kapaklarla değiştirilmesi en sık yapılan kalp ameliyatları arasında yer almaktadır. Özellikle kalp kası zayıflamamış bir başka deyişle kalp yetmezliği gelişmemiş, ritim bozukluğu henüz ortaya çıkmamış hastalarda yapılan kalp kapak ameliyatlarında başarı şansı çok yüksektir ve bu hastalar ameliyat sonrası normal bir hayat sürebilirler. Eskiden bu hastaların ileri derece kalp yetmezliği gelişene kadar takip edildikleri ve sonrasında ameliyat için refere edildikleri ancak bugün için bunun hastanın tedavisi açısından olumsuz sonuçlar doğurduğunu aksine erken cerrahi tedavinin çok daha iyi sonuçlar verdiğini açıkça görmekteyiz.”
“TEDAVİDE UYGULANACAK YÖNTEMİ HASTANIN DURUMU BELİRLER”
Son yıllarda oldukça popüler hale gelen kasıktan kapak değişimi işleminin uygun hastalarda başarılı sonuçlar verdiğini belirten Prof. Dr. İsbir, “Bu işlem aslında tam bir kapak değişimi değildir. Mevcut hasar görmüş kapağın içerisine kateter yardımı ile yeni bir kalp kapağı konmasıdır. Ancak hangi hastada kapak değişimi hangi hastalarda ise kateter ile bir kapak yerleştirme işlemi yapılacağı hastadan hastaya değişmektedir. Bunun belirli kriterleri vardır. Kalp kapak hastalıklarının tedavisinde en önemli basamak erken tanı ve tedavidir. Erken tanı konulduğunda ve tedavi uygulandığında birçok önemli komplikasyonun önüne geçilmektedir.”
KAPAK AMELİYATI OLAN HASTALAR ENFEKSİYONA DİKKAT!
Kalp kapağı olan hastaların ameliyat sonrası en fazla dikkat etmeleri gereken konunun enfeksiyon olduğunun altını çizen Prof. Dr. Selim İsbir, sözlerini şöyle tamamladı: “Bu hastaların ayrıca kan sulandırıcı ilaçları belirli bir düzen içerisinde kullanmaları gerekir. Enfeksiyon ve kanama ile ilgili sorunlar en sık diş tedavileri sırasında karşımıza çıkmaktadır. Kalp kapak değişimi yapılan hastalarda özellikle diş tedavisi öncesi enfeksiyon ve kanamaya yönelik uygun tedavinin yapılması gerekmektedir. Ayrıca benzer şekilde herhangi bir girişimsel işlem veya ameliyat durumunda mutlaka bu önlemlerin alınması gerekmektedir.”
Kaynak: (BYZHA) Beyaz Haber Ajansı
Nefes Darlığı ve Çarpıntıyı Hafife Almayın; Kalp Kapaklarınızda Sorun Olabilir! yazısı ilk önce Kocaeli Basın üzerinde ortaya çıktı.]]>Projeye katkı sağlayan akademisyenleri makamında ağırlayan Ege Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Necdet Budak, “Akademisyenlerimiz tarafından hayata geçirilen projeler, TUBİTAK tarafından desteklenmeye devam ediyor. Hemşirelik Fakültesi öğretim üyesi Dr. Öğr. Üyesi Dilek Zengin’in yürütücülüğünü yaptığı proje ile sanal gerçeklik (VR) teknolojisi kullanarak, çocuk hastaların kalp kateterizasyonu operasyonuna hazırlanma sürecinde yaşadığı korku ve anksiyetenin azaltılması hedefleniyor. Proje ekibimizi tebrik ediyor, başarılarının devamını diliyorum” dedi.
“Kalp kateterizasyonu öncesi stres yönetimi hayati bir öneme sahiptir”
Proje hakkında bilgi veren Dr. Öğr. Üyesi Dilek Zengin, “Kalp kateterizasyonu, özellikle pediatrik hastalar için hem psikolojik hem de fizyolojik olarak zorlu bir süreçtir. 5-10 yaş arası çocuklar bu tür invaziv prosedürlerden önce yüksek düzeyde stres, anksiyete ve korku yaşarlar. Bu durum sadece operasyon öncesi ve sırasındaki uyumu zorlaştırmakla kalmaz, aynı zamanda operasyon sonrası komplikasyon riskini de artırır. Çocuklarda operasyon öncesi yeterli hazırlık yapılmadığında, bu süreç psikolojik travma, uzun vadeli kaygı bozuklukları ve postoperatif dönemde ağrı gibi olumsuz sonuçlarla sonuçlanabilir. Ayrıca, anksiyete ve korku düzeylerinin yüksek olması, operasyonun başarısını olumsuz etkileyebilir, iyileşme süresini uzatabilir ve hastane yatış süresini artırabilir. Bu bağlamda, kalp kateterizasyonu öncesinde çocuklarda stres yönetimi hayati bir gereksinim haline gelmektedir.” diye konuştu.
“Çocukların yaşadığı korkunun azaltılması hedefleniyor”
Dr. Öğr. Üyesi Dilek Zengin, “Bu proje, sanal gerçeklik (VR) teknolojisi kullanarak, çocukların operasyona hazırlanması sürecinde onların yaşadığı korku ve anksiyeteyi azaltmayı hedeflemektedir. Sanal gerçeklik gibi non-farmakolojik müdahale yöntemleri, çocukların dikkatini dağıtarak onları daha rahat bir psikolojik duruma getirir ve işlem sırasında daha uyumlu olmalarını sağlar. Bu, sadece çocukların stresini hafifletmekle kalmaz, aynı zamanda operasyonun sorunsuz ilerlemesine katkıda bulunarak genel başarı oranını artırır. Aynı zamanda, hastane ortamında geçirilen sürenin azalmasına ve postoperatif komplikasyonların minimuma indirilmesine yardımcı olur. Dolayısıyla, sanal gerçeklik teknolojisi ile yapılacak bu müdahale, çocukların sağlık süreçlerine daha olumlu katılımını sağlarken, sağlık hizmetlerinin verimliliğini de artırabilir.” dedi.
“Yeni bir uygulama standardı oluşturulacak”
Projenin aciliyetinin özellikle pediatrik hastalarda operasyon öncesi ve sonrası komplikasyonları en aza indirme ihtiyacından doğduğunu ifade eden Dr. Öğr. Üyesi Dilek Zengin, “Çocukların cerrahi müdahalelere olan duygusal tepkileri, ameliyatın başarı oranı üzerinde doğrudan etkiye sahiptir. Anksiyete, korku ve ağrının azaltılması, çocukların psikolojik durumlarını iyileştirerek daha kısa iyileşme sürelerine ve düşük komplikasyon oranlarına yol açacaktır. Ayrıca, mevcut literatürde bu yaş grubundaki çocuklar için sanal gerçeklik teknolojisinin etkilerini değerlendiren yeterli kanıt bulunmamaktadır. Bu proje, literatürdeki bu boşluğu doldurmayı ve yeni bilimsel bulgular sunmayı hedeflemektedir. Sonuç olarak, bu projenin başarıyla uygulanması, pediatrik sağlık hizmetlerinde yeni bir uygulama standardı oluşturarak çocukların hastane deneyimlerini iyileştirecek, sağlık maliyetlerini düşürecek ve çocukların operasyonel süreçlere uyumunu artıracaktır. Bu sebeplerden dolayı, proje acil bir şekilde uygulanmalı ve elde edilecek bulgular sağlık hizmetleri politikalarına yön verecek şekilde değerlendirilmelidir.” diye konuştu.
Multidisipliner bilim ekibi
Proje ekibinde; danışman olarak Ege Üniversitesi Hemşirelik Fakültesi Çocuk Sağlığı ve Hastalıkları Hemşireliği Anabilim Dalı öğretim üyesi Prof. Dr. Hatice Bal Yılmaz, araştırmacılar olarak Ege Üniversitesi Tıp Fakültesi Çocuk Sağlığı ve Hastalıkları Anabilim Dalı öğretim üyesi Prof. Dr. Reşit Ertürk Levent, Ondokuz Mayıs Üniversitesi Sağlık Bilimleri Fakültesi Çocuk Sağlığı ve Hastalıkları Anabilim Dalı öğretim elemanı Arş. Gör. Dr. Hatice Uzşen ve Ege Üniversitesi Hemşirelik Fakültesi Çocuk Sağlığı ve Hastalıkları Hemşireliği Anabilim Dalı öğretim elemanı Arş. Gör. Ayçin Ezgi Önel yer alıyor.
Kaynak: (BYZHA) Beyaz Haber Ajansı
VR teknolojisi kullanılarak, çocukların kalp kateterizasyonu öncesi yaşadıkları korku azaltılacak yazısı ilk önce Kocaeli Basın üzerinde ortaya çıktı.]]>Çabuk yoruluyorsanız sebebi kansızlık olabilir!
Kırmızı kan hücrelerinin yetersiz olmaları nedeniyle organlara az sayıda oksijen taşınması sonucu oluşan halsizlik, çabuk yorulma ve ciltte solukluk, aneminin genellikle ilk belirtileri oluyor. Doç. Dr. Demet Çekdemir, aneminin diğer belirtilerini şöyle özetliyor: “Yine kandaki oksijen yetersizliğine bağlı olarak çarpıntı, baş dönmesi, nefes darlığı, saçlarda dökülme, tırnakların kırılgan hale gelmesi, dudak kenarlarında çatlama ve toprak gibi değişik şeyler yeme ihtiyacı da kansızlığın önemli sinyalleri arasında yer alıyor.”
Teşhis edilmesi kolay, ancak…
Anemi genel olarak kolay teşhis edilebilen bir sorun. Doğumdan itibaren her yıl düzenli olarak yapılan basit bir hemogram testi ve doktor muayenesi erken teşhisi mümkün kılıyor. Doç. Dr. Demet Çekdemir, ancak tam kan sayımı (hemogram) ile anemi fark edilebilse de altta yatan sebebin belirlenebilmesi için sonrasında ileri tetkikler gerekebildiğini belirterek “Örneğin, kanda ferritin ve demir seviyeleri, B12 ve folat seviyeleri, genetik birtakım hastalıkların yaptıkları anemi için özel tetkikler (örneğin talasemi), sindirim sistemi kanserleri için dışkıda gizli kan aranması gibi birçok ek tetkiklere ihtiyaç duyulabiliyor” diye konuşuyor.
Pek çok sebebi olabiliyor!
Anemi en sık adet gören kadınlarda görülürken, bebek ve çocuklarda, hematolojik kanser veya onkolojik kanser tedavisi gören hastalarda ve kronik hastalığı olanlarda (diyabet, hipertansiyon, böbrek yetmezliği olan diyaliz hastaları) da yaygın olarak teşhis ediliyor. Pek çok sebebi olmakla birlikte, aneminin en yaygın nedenleri demir, B12 ve folat eksikliği oluyor. Demirden yoksun (kırmızı etten eksik) beslenmek, fizyolojik kan kayıpları, çoklu ilaç kullanımı, bazı genetik hastalıklar ve özellikle kolon kanserinin yanı sıra çeşitli kanser türleri de anemiye yol açabiliyor. Bunların yanı sıra yaşlanmayla tanı sıklığı artan “Myelodisplastik Sendrom” ve sindirim sistemi kanserleri de aneminin önemli sebepleri arasında yer alıyor. Tedavi edilebilen “Myelodisplastik Sendrom” geç kalındığında ise akut lösemiye neden olabiliyor. Özellikle ileri yaşta görülen sindirim sistemi kanserlerinin ilk tanısı çoğunlukla sinsi gelişen bir anemi ile konuluyor.
Kalp yetmezliğine yol açabiliyor!
Kansızlık tedavi edilmediğinde dokulara az oksijen ulaşabildiği için dokular ‘hipoksi’ denilen ‘oksijen yetersizliği’ sorunu yaşamaya başlıyor. Hematoloji Uzmanı Doç. Dr. Demet Çekdemir, oksijen yetersizliği nedeniyle organların işlevlerini yapmakta zorlandıklarını vurgulayarak, “Kaslar hipoksi yüzünden yorulunca kramp oluşuyor. Ellerde karıncalanma veya uyuşmalar başlıyor. Bayılmalar olabiliyor. Vücudun geneline dağılmış olan ağrılar, unutkanlık ve hafıza güçlüğü gibi sorunlar gelişebiliyor” bilgisini veriyor. Aneminin aynı zamanda organ yetmezliğine de yol açabileceği uyarısında bulunan Doç. Dr. Demet Çekdemir “Kansızlık uzun süre devam ederse zorlanmaya bağlı olarak kalp büyüyor ve bunun sonucunda zamanla kalp yetmezliği gelişebiliyor. Akciğerler de zorlandıkları için nefes darlığı oluşabiliyor” diyor.
Tedavi nedene göre planlanıyor!
Anemi pek çok etken sonucu gelişiyor ve tedavisi sebebine bağlı olarak değişiklik gösteriyor. Vitamin eksikliği (B12, folik asit) ya da demir eksikliği nedeniyle oluşan anemilerde eksik vitaminler ilaç olarak öneriliyor ve hasta düzenli olarak takip ediliyor. Hastalıklardan oluşan anemi tablolarında ise sebep olan hastalığa yönelik tedavi uygulanıyor. Anemilerde bazı durumlarda hastaneye yatış gerekebiliyor. Hematoloji Uzmanı Doç. Dr. Demet Çekdemir, tedavi sürecinde öncelikle hekimin önerdiği ilaçları uygun şekilde kullanmanın ve tetkikleri önerilen aralıklarda yaptırmanın büyük önem taşıdığına işaret ederek “Ayrıca genel olarak demirden zengin gıdalar ile beslenmeliyiz. Yeşil çiğ sebzeler, meyve ve kırmızı et, demirden zengin gıdalar arasında yer alıyorlar” diyor.
Kaynak: (BYZHA) Beyaz Haber Ajansı
Kansızlık Kalp Yetmezliğine Neden Olabilir! yazısı ilk önce Kocaeli Basın üzerinde ortaya çıktı.]]>
Hava sıcaklıklarının düşmesiyle birlikte, kalple ilişkili sağlık problemlerinin de arttığına şahit olduklarını belirten Medical Park Tokat Hastanesi Kardiyoloji Uzmanı Doç. Dr. Arif Arısoy, soğuk havanın kalp sağlığı üzerindeki etkileri konusunda bilgilendirmede bulundu.
SOĞUKLA BİRLİKTE KALBİN İŞ YÜKÜ ARTIYOR
Hava sıcaklıklarının düşmesi sonucunda kalple ilişkili sağlık problemlerinin artmasına, soğukla birlikte damarlarda büzüşme olması ve kalbin iş yükünde artış olmasının sebep olduğunun altını çizen Doç. Dr. Arif Arısoy, “Sağlıklı kalplerde bile bu durum söz konusu iken, kalp hastalığı ve kronik rahatsızlıkları olanlarda daha da önem arz etmektedir. Ancak her insanın vücudunun soğuk havaya verdiği cevap farklı olabilir. Yaş, fiziki durum, altta yatan kronik hastalıkların sayısı ve derecesi soğuğa karşı verilen tepkiyi etkiler” açıklamasında bulundu.
KALP HASTALARI SOĞUKTA GÖĞÜSLERİNİ ÖRTEN KIYAFET GİYMELİ
Özellikle kalp krizi geçirmiş, balon ve stent işlemi yapılmış, bypass ameliyatı geçirmiş olan, kalp yetersizliği, kapak hastalığı veya aritmi problemi olan kişilerin çok soğuk havalarda mümkünse dışarı çıkmamasını öneren Doç. Dr. Arısoy, “Dışarı çıkmak zorunda kalınırsa da, havanın biraz daha yumuşadığı öğlen saatlerini tercih etmeleri ve soğuk havadan koruyabilecek yeteri kadar kalın, mümkünse pamuklu-yünlü ve özellikle de göğüs bölgesini tamamen örten kıyafet kullanmalıdırlar” ifadelerini kullandı.
SOĞUK HAVADA RÜZGÂRA KARŞI YÜRÜMEK RİTİM BOZUKLUĞU SEBEBİ
Soğuk havalarda kaçınılması gereken davranışlara dikkat çeken Doç. Dr. Arısoy, şu önerilerde bulundu:
“Soğuk havalarda özellikle de sabah saatlerinde egzersiz yapılması, rüzgâra karşı yürüme- koşma gibi durumlar kalp krizlerine, ritim bozukluklarına ve kalp yetersizliğinin kötüleşmesine sebep olabilmektedir. Kış aylarında mümkünse kapalı alanlarda, öğlen saatlerinde ve uygun kıyafetlerle egzersiz yapılmasını öneriyoruz.”
KALP-DAMAR HASTALARI GRİP VE ZATÜRRE AŞISI OLMALI
Kış aylarında gribal enfeksiyonlar ve zatürre gibi hastalıklarda da artış olduğunu kaydeden Doç. Dr. Arısoy, “Bu da kalp ve damar hastalığını olumsuz etkileyen diğer bir problemdir. Bu tür enfeksiyonlar sonrası hafif dereceden, hayati olabilecek derecelere ulaşabilen ‘miyokardit’ dediğimiz kalp kası iltihapları görülebilmektedir. Yine mevcut kalp hastalıklarının kötüleşmesine, tekrarlayan hastane yatışlarına ve hatta ölümlere sebep olabilmektedir. Bu yüzden özellikle kalp-damar hastalıkları olanların grip ve zatürre aşılarını yaptırmaları bu riskin azaltılmasında çok önemlidir” diye konuştu.
SOĞUK GÜNLERDE KALP SAĞLIĞINI KORUYACAK ÖNERİLER
Doç. Dr. Arısoy, soğuk kış aylarında kalp sağlığını korumak için nelere dikkat edilmesi gerektiği hakkında şunları söyledi:
Kaynak: (BYZHA) Beyaz Haber Ajansı
Soğuk havalarda sabah egzersizi, kalp krizini tetikleyebilir yazısı ilk önce Kocaeli Basın üzerinde ortaya çıktı.]]>
Araştırma, kuruyemiş tüketiminin, farklı sağlık durumlarına sahip yetişkinlerde kan lipidleri üzerinde olumlu etkiler yaratabileceğini iyi bir şekilde ortaya koyuyor.
Bu bulgular, kardiyovasküler hastalıkların yanı sıra aşırı kilo/obezite, hipertansiyon ve dislipidemi gibi sağlık durumlarının önlenmesi ve tedavisi açısından önemli olabilir.
Badem, Brezilya fıstığı, kaju, fındık, makademya, pekan cevizi, çam fıstığı, antep fıstığı, ceviz ve yer fıstığı gibi çeşitli kuruyemişlerin kan lipid sonuçları üzerindeki etkisini değerlendiren 113 çalışma analiz edildi.
Ortalama günlük doz, günde 45,5 gram kuruyemiş olarak belirlendi ve bu doz kuruyemiş tüketmeyen bir grup ile karşılaştırıldı.
Bulgular, genel olarak kuruyemiş tüketiminin toplam kolesterol ve LDL (kötü) kolesterolde, trigliseritler ve apolipoprotein B’de ise orta düzeyde düşüşler sağladığını gösterdi.
Araştırmacılar kuruyemiş tüketiminin yetişkinlerde kan lipidlerini olumlu yönde etkileyerek kardiyovasküler riskin azaltılmasına katkı sağladığını açıkladı.
İspanya’daki Rovira i Virgili Üniversitesi’nden Prof. Jordi Salas-Salvadó, “Son çalışmalar, kuruyemişlerin kardiyovasküler sağlık üzerindeki faydalarına dair güçlü kanıtlar olduğunu ortaya koydu.” şeklinde yorum yaptı.
Toronto Metropolitan Üniversitesi’nden Dr. Stephanie Nishi ise şunları ekledi: “Bu bulgu, kuruyemişlerin sağlık açısından güçlü bir besin kaynağı olduğunu vurguluyor. Kuruyemişler, vitaminler, mineraller, lif ve sağlıklı yağların güçlü bir kombinasyonunu sunarak sağlıklı bir diyetin parçası olarak taşınabilir, doyurucu ve pratik bir atıştırmalık ya da ara öğün oluşturuyor.”
Kaynak: (BYZHA) Beyaz Haber Ajansı
Kuruyemişler Kalp ve Damar Sağlığını Koruyor yazısı ilk önce Kocaeli Basın üzerinde ortaya çıktı.]]>
Kalp hastalıklarının ne kadar iyi tanınırsa, önlenmelerinin de o kadar kolaylaşacağını paylaşan Anadolu Sağlık Merkezi Hastanesi İç Hastalıkları ve Kardiyoloji Uzmanı Prof. Dr. Nevrez Koylan, kalple ilgili ihmal edilmemesi gereken 11 belirtiyi paylaştı:
Göğüs ağrısı: Göğüs ağrısı, kalp krizinin en bilinen belirtisi. Göğsün ortasında veya sol tarafında sıkışma, baskı veya ağrı hissi olarak tanımlanabilir. Bu ağrı, sol kola, çeneye veya sırta yayılabilir. Göğüs ağrısı genellikle kalbe giden kan akışının azalması veya tamamen kesilmesi nedeniyle ortaya çıkar. Bu durum, acil tıbbi müdahale gerektirir.
Nefes darlığı: Nefes darlığı, özellikle efor sırasında veya dinlenme halinde ortaya çıkabilir. Bu belirti, kalbin yeterince kan pompalayamaması nedeniyle akciğerlerde sıvı birikmesi sonucu oluşur. Nefes darlığı; kalp yetmezliği veya koroner arter hastalığının bir işareti olabilir. Tedavi edilmezse, durum daha da kötüleşebilir.
Çarpıntı: Kalp hastalıklarının belirtileri arasında yer alan çarpıntı; kalp atışlarının hızlı, düzensiz veya güçlü hissedilmesi durumudur. Çarpıntı; anksiyete, fazla kafein ve yoğun egzersiz nedeniyle oluşabilse de, düzensiz kalp ritmi gibi ciddi kalp problemlerinin de belirtisi olabilir. Bu semptom, felç riskini artırabileceği için bir hekim tarafından takibi kritiktir.
Baş dönmesi ve bayılma: Ani baş dönmesi veya bayılma, kalbin yeterince kan pompalayamaması nedeniyle beyne yeterli oksijen ulaşmamasından kaynaklanır. Bu belirtiler, kalp kapak hastalıkları, aritmiler veya kalp yetmezliği gibi ciddi kalp sorunlarının işareti olabilir.
Soğuk terleme: Aniden başlayan soğuk terleme, kalp krizinin yaygın bir belirtisidir. Bu belirti, vücudun strese veya ağrıya yanıt olarak salgıladığı adrenalin nedeniyle oluşur. Soğuk terleme, acil tıbbi müdahale gerektiren bir kalp krizinin belirtisi olabilir.
Ödem: Bu belirti; ayak bilekleri, bacaklar veya karın bölgesinde vücudun sıvı tutması nedeniyle ortaya çıkar. Kalp yetmezliği, böbrek fonksiyon bozuklukları veya damar tıkanıklıkları nedeniyle oluşabilir. Tedavi edilmezse, durum ciddi komplikasyonlara yol açabilir.
Yorgunluk: Kalp hastalıklarının belirtilerinden biri olan sürekli yorgunluk ve halsizlik hissi, kalbin yeterince kan pompalayamaması nedeniyle dokulara yeterli oksijenin ulaşamamasından kaynaklanabilir. Yorgunluk; kalp yetmezliği veya koroner arter hastalığının bir işareti olabilir. Bu belirti günlük basit aktiviteleri bile zorlaştırabilir.
Mide bulantısı ve kusma: Mide bulantısı ve kusma, özellikle kadınlarda kalp krizinin yaygın belirtilerinden biridir. Sindirim sistemi problemleriyle karıştırılabilse de, bu belirtiler kalp krizinin genellikle erken evrelerinde ortaya çıktığı için kaynağının detaylıca araştırılması çok önemlidir.
Çene veya sırt ağrısı: Çene veya sırt ağrısı, kalp krizinin atipik belirtilerindendir. Bu ağrılar, göğüs ağrısı olmadan da ortaya çıkabilir ve özellikle kadınlarda yaygındır. Çene veya sırt ağrısı, özellikle diğer kalp krizi belirtileriyle birlikte görülüyorsa, acil tıbbi müdahale gerektirir.
Egzersiz toleransında azalma: Daha önce rahatça yapabildiğiniz egzersizleri yapmakta zorlanıyorsanız veya egzersiz sırasında aşırı yorgunluk hissediyorsanız, bu durum kalbin yeterince kan pompalayamaması anlamına geldiği için altta yatan bir kalp rahatsızlığına işaret edebilir.
Hızlı veya düzensiz nabız: Hızlı veya düzensiz nabız, kalp ritim bozukluklarının bir işareti olabilir. Bu durum, kalp atışlarının hızlanması veya yavaşlaması şeklinde ortaya çıkar. Aritmiler, felç veya kalp yetmezliği gibi ciddi sağlık sorunlarına yol açabilir. Hızlı teşhis ve tedavi, komplikasyonları önlemek açısından hayatidir.
Kaynak: (BYZHA) Beyaz Haber Ajansı
Kalp hastalıklarının 11 belirtisi yazısı ilk önce Kocaeli Basın üzerinde ortaya çıktı.]]>Kahramanmaraş’ın Nurhak İlçe Jandarma Komutanlığı’nda görev yapan Uzman Çavuş İsmail Keleş, geçirdiği kalp krizi sonucu hayatını kaybetti. 33 yaşındaki Keleş’in Türk Bayrağına sarılı naaşı memleketi Nevşehir’e getirildi. Öğle namazına müteakip Külliye Camii’nde düzenlenen cenaze törenin ardından Keleş’in cenazesi Kaldırım Mezarlığı’nda toprağa verildi.
Cenaze törenine katılan Nevşehir Belediye Başkanı Rasim Arı, Uzman Çavuş İsmail Keleş’e Allah’tan rahmet, kederli ailesine başsağlığı diledi.
Kaynak: (BYZHA) Beyaz Haber Ajansı
Kalp Krizi Sonucu Vefat Eden Uzman Çavuşa Son Veda yazısı ilk önce Kocaeli Basın üzerinde ortaya çıktı.]]>Ege Üniversitesi (EÜ) Atatürk Sağlık Hizmetleri Meslek Yüksekokulu ve Resüsitasyon Derneği iş birliği ile “Dünya Kalbi Yeniden Canlandırma Günü” kapsamında yapılan uygulamalı etkinliğe öğrenciler ve çalışanlar yoğun ilgi gösterdi. EÜ 1 No’lu Yemekhane önünde yapılan etkinliğe, Atatürk Sağlık Hizmetleri Meslek Yüksekokulu Müdürü Prof. Dr. Ali Ekşi, Resüsitasyon Derneği Temsilcisi Ege Üniversitesi Tıp Fakültesi Anesteziyoloji ve Reanimasyon Anabilim Dalı Öğretim Üyesi Prof. Dr. Kubilay Demirağ ile akademisyenler ve öğrenciler katıldı.
Ani kalp durmalarında ilk beş dakikanın önemli olduğunu belirten Prof. Dr. Ali Ekşi, “Dünya Kalbi Yeniden Canlandırma Günü’ aslında bir farkındalık günüdür. Çünkü hastane dışında ani kalp durmalarında yanımızda bulunan kişilerin kalp masajı yapmaları gerekiyor. Ambulans sistemlerinin alana ulaşma süresindeki kaybedilecek 5 dakikalık süre çok önemli. Kalbimiz durduktan sonra beyin hücreleri ölmeye başlıyor. Beyin hücreleri, geri dönüşsüz olduğu için geçen beş dakikada kalp masajı yapılmamışsa gelen ambulansın yapacağı bir şey kalmıyor. Yaşama şansı son derece azalıyor. Bunun için herkesin kalp masajı öğrenmek adına farkındalığının olması gerekiyor. Kalp masajını bir gün sevdiklerimize uygulamak durumunda da kalabiliriz, çünkü sürekli sevdiklerimizle birlikteyiz. Kalp krizi özellikle genç bireylerde sık görülmeye başlandı. Bu alana yönelik sosyal sorumluluk projelerinde üniversitemizin üst yönetimi de bizi destekliyor. Destekleri için başta Ege Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Necdet Budak’a, altyapıda bize destek olan Sağlık, Kültür ve Spor Daire Başkanımıza ve emeği geçen çalışma arkadaşlarıma teşekkür ederim” dedi.
“Bilinçli ilk yardım hayat kurtarır”
Prof. Dr. Kubilay Demirağ ise “Kalp durması, herkesin başına gelebilecek bir durum. Kalbi ve solunumu durmuş olan bir kişi için sağlık ekibi gelene kadar çevresinde bulunan kişilerin etkin ve doğru bir şekilde kalp masajı, suni solumu gerçekleştirmesi, o kişinin hayatta kalmasını sağlayan en etkili faktörlerden bir tanesi. Bunu sağlayacak olan ise sizlersiniz. Eğer ki yanınızda bulunan kişinin kalbinin, solunumunun durduğunu fark eder ve etkin bir müdahalede bulunursanız o kişinin hem kalbinin çalışmasını sağlıyorsunuz hem de aynı zamanda beyninin oksijensiz kalmamasını ve bilinç açık olarak kendinde kalmasını, eski sağlığına tekrar kavuşmasını sağlıyorsunuz. Yurt dışında özellikle bu konudaki eğitimler son derece yaygın olarak uygulanıyor. Bu eğitimler son derece önemli. Sizlerin de mutlaka bu masajı manken üzerinde uygulayarak hayata geçirmeniz gerekiyor. Manken üzerinde yaptığınız doğru uygulamalarla gerçek hayatta karşılaştığınızda doğru müdahale ederek kalbe yeniden hayat verebilirsiniz. Bu konuda Prof. Dr. Ali Ekşi Hocamıza ve emeği geçen herkese teşekkür ederim” diye konuştu.
Konuşmaların ardından paramedik öğrencileri katılımcılarla birlikte kalp masajı uygulamalarını cansız mankenler üzerinde uyguladı. Etkinliğe Ege Üniversitesi öğrenci ve çalışanları büyük ilgi gösterdi.
Kaynak: (BYZHA) Beyaz Haber Ajansı
Prof. Dr. Ekşi “Ani kalp durmalarında ilk 5 dakika çok önemli” yazısı ilk önce Kocaeli Basın üzerinde ortaya çıktı.]]>