?>
?>
Stres aritmiye neden olabilir
Sağlıklı erişkinlerde kalp dakikada 60-100 kez atar ve bu vuruşlar belirli bir düzen içinde gerçekleşir. Kişinin normalde kendi kalp vuruşlarını rahatsız edici bir şekilde hissetmesine “aritmi” denir. Örneğin koşarken, merdiven çıkarken, heyecanlandığımızda ya da duygusal stres altındayken kalp atışımızdaki hızlanmayı normal bir şekilde fark ederiz. Ancak kişi hiçbir neden yokken kalp atışlarında bir farklılık hissediyorsa, bu durum kalpte ritim bozukluğu olduğu anlamına gelebilir.
Aritmiye yol açan risk faktörleri şunlardır;
Kalpteki yavaşlamalar ileti sisteminde blok göstergesi olabilir ve bunun tedavisi bloğun seviyesine bağlı olarak çoğu kez ilaç tedavisi ve takip ile tedavi edilirken, ileri derecede kalp bloklarında kalıcı kalp pili tedavisi uygulanabilir. Kalp ritminin normal olmayan bir şekilde aniden hızlanması ve kişide bayıla yazma olması durumunda aritmiye neden olan uygunsuz uyarı odakları “radyofrekans ablasyonu” uygulanarak yok edilebilir.
Bu belirtilere dikkat!
Aritmiler kimi zaman herhangi bir belirtiye neden olmayabilir. Düzensiz kalp atışları başka bir nedenler muayeneye giden kişilerde tesadüfen de saptanabilir.
Aritminin belirtileri şunları içerebilir;
Ayrıca şu belirtiler de eşlik edebilir;
Kişi kalbinde bu tür değişiklikler hissettiği anda hemen en yakın sağlık kuruluşuna giderek kalp elektrosu (EKG) çektirmelidir. Bu sayede çarpıntı anında çekilen EKG ile aritminin türü belirlenebilir ve en uygun tedavi yöntemi seçilebilir. Ancak çarpıntı sırasında EKG çekilemediyse, belirli bir zaman dilimindeki kalp ritmini kaydeden ritim holter tetkiki ile aritmi araştırması yapılır.
Bazı ilaçlar aritmiye neden olabilir
Astım ve soğuk algınlığı tedavisinde kullanılan bazı ilaçlar, aşırı çay, kahve tüketimi ve stres aritmiye yatkınlığı olan bireylerde tetikleyici etki gösterebilir. Ailesinde ani ölüm öyküsü olan kişilerde aritmi açısından taramaya girmelidirler. İleri dönem kalp yetmezliği ve kalp damar hastalıkları ile birlikte seyreden aritmiler daha ciddi sonuçlara yol açabilir.
Aritmiden farklı tedavi seçenekleriyle kurtulabilirsiniz
Aritmi tedavisi; ritim probleminin ciddiyetine göre ilaç tedavisi, kalp pili takılması veya ablasyon yapılması gibi tedavi yöntemlerini içerir. Tedavinin hedefi yaşam kalitesini artırmak, hayati riskleri ortadan kaldırmaktır. Kalp sağlığına uygun bir yaşam tarzı, diyet ve düzenli yürüyüşler aritmileri tetikleyebilen sebepleri önlemede faydalı olabilir. İlaç tedavisi ile başarılı olunamayan ve genelde kalp kulakçık ve karıncıklarından kaynaklanabilen aritmiler de “radyo frekans yöntemiyle, aritmiye neden olan odak dondurularak veya yakılarak yok edilebilir. Bu yöntemin başarı oranı ritim probleminin türüne göre %70’den %99’lara kadar değişmektedir. Özetle, doğru ve bütünleyici bir yaklaşımla aritmiler tespit edilerek tedavileri başarı ile yapılabilmektedir.
Kaynak: (BYZHA) Beyaz Haber Ajansı
Kalpte Aritmiye Yol Açan 8 Risk Faktörü yazısı ilk önce Kocaeli Basın üzerinde ortaya çıktı.]]>Ülkemizde her 100 kişiden yaklaşık olarak 5’inde görülen aritmiler içinde en sık tanı konulan atriyal fibrilasyonun görülme sıklığı artıyor ve bu ritim bozukluğunun 2050 yılına kadar 2 katına çıkacağı öngörülüyor. Kalpte ritim bozukluğu çoğu kez zararsız olsa da bazen hayatı tehdit edebiliyor. Öyle ki bozulan kalp ritmi, kan basıncında dramatik düşüşe, hatta kalp atışının durmasına bile sebep olabiliyor. Bu durumun ani kalp ölümünün en sık nedeni olduğuna dikkat çeken Acıbadem Üniversitesi Atakent Hastanesi Kardiyoloji Uzmanı Dr. Nur Kamer Kaya İnalkaç,“Kalp atışı hızlı ya da yavaş hissediliyorsa veya kalp atışı sırasında bir atımlık boşluk oluyor hissi yaşanıyorsa, kardiyoloji doktoruna muayene olmak yaşamsal önem taşımaktadır. Eğer göğüs ağrısı, nefes darlığı ya da bayılma belirtileri varsa acil servise başvurulmalıdır” diyor.
Pek çok nedeni var
Ritim bozukluğu, kalp damar hastalıklarına yol açan aynı etkenler nedeniyle gelişiyor. Kalp damar hastalığı olan kişilerde daha fazla oranda kalp ritim bozukluğu görülüyor. Kalp hastalığı için herhangi bir risk faktörü varsa, bazı durumlarda ritim bozukluğu doğrudan tetiklenebiliyor. Ritim bozukluğunun en yaygın sebeplerinin başında ise diyabet, hipertansiyon, fazla alkol ve kafein kullanımı, viral hastalıklar, grip, Covid-19 enfeksiyonu, genetik etkenler, uyku apnesi, sigara, kalp damar hastalığı veya geçirilmiş kalp krizi, yapısal kalp hastalığı, hipertiroidi ve obezite geliyor. Altta yatan neden kalp veya diyabet gibi sistemik hastalıksa bu durumda felç veya ani ölüm riski yükseliyor.
Bu belirtilerle sinyal veriyor!
Göğüste hızlı veya yavaş kalp atımı hissetmek, göğüs ağrısı, nefes almada zorluk, yorgunluk, baş dönmesi, terleme, bayılma veya bayılacakmış gibi hissetmek ritim bozukluğunun belirtilerini oluşturuyor. Ancak kalpte ritim bozukluğunun bazen hiç sinyal vermediğine işaret eden Kardiyoloji Uzmanı Dr. Nur Kamer Kaya İnalkaç, düzenli olmayan ritim bozukluklarının kimi zaman doktor muayenesinde tesadüfen fark edilebildiğini söylüyor.
Ritim bozukluğu ölümcül olabilir
Her ritim bozukluğu ciddi bir sorun anlamına gelmiyor. Zararsız kalp aritmileri, kardiyoloji uzmanının muayene ve tetkikleriyle takip altına alınabiliyor. Hayatı tehdit edici semptomlara yol açabilen aritmi hakkında uyarıda bulunan Kardiyoloji Uzmanı Dr. Nur Kamer Kaya İnalkaç, “Eğer göğüs ağrısı, nefes darlığı ya da bayılma belirtileri varsa, acil servise başvurulması yaşamsal öneme sahiptir. Ciddi ritim bozukluğu ve acil olan ‘ventriküler fibrilasyon’ olarak adlandırdığımız durumdur. Bu ritim bozukluğu kan basıncında dramatik düşüşe neden olabilir. Kişi saniyeler içinde yere düşebilir, nefes alması ve kalp atışı durabilir. Bu tablo ani kalp ölümünün en sık sebebidir. Bu durumda 112 aranmalı ve olay yerinde temel yaşam desteği eğitimi alan bir kişi varsa doğrudan hastaya kalp masajına başlamalıdır” diyor.
Hatalı alışkanlıklara dikkat!
Ritim bozukluğunda hastaların ilk olarak hipertansiyon veya diyabet tanısı varsa bunların tedavisine harfiyen uymaları gerekiyor. Zira, dengesiz seyreden kan şekeri ve tansiyon durumunda kalp damar hastalığı, kalp yetmezliği ve beraberinde kalpte ritim bozukluğu riski artıyor. Fazla kafeinin de aritmiyi tetiklediğine işaret eden Kardiyoloji Uzmanı Dr. Nur Kamer Kaya İnalkaç, şunları söylüyor: “Kahvenin tamamen kesilmesi gerektiği toplumda doğru bilinen yanlışlardandır. Günde 2-3 bardak kahve içmenin ritim bozukluğuyla ilişkisi saptanamamıştır. Ancak kalpte ritim bozukluğu veya kalp damar hastalığı olan hastalarda kafeinin fazlası ritim bozukluğunu tetikleyebilmektedir. Enerji içeceği, sigara, elektronik sigara ve fazla alkol kullanımından da mutlaka kaçınılmalıdır. Alkolü azaltmakla ritim bozukluğu ve kalp yetmezliği de önlenebilmektedir.”
Kaliteli uyku ve spor çok önemli!
Uyku alışkanlıkları da ritim bozukluğunu etkileyen faktörlerden. Gece kesintisiz 8 saat uyumanın önemine değinen Dr. Nur Kamer Kaya İnalkaç, “Gece uykusu bölünmeden, sirkadyen ritmi bozulmadan, uykuya dalışta zorlanmadan uyuyabilen kişilerde tüm kalp hastalıkları daha az sıklıkta görülmektedir” diyor. Bunun yanı sıra obezite ve hareketsizlik ritim bozukluğunu arttırdığı için hastalara spor yapmaları tavsiye ediliyor. Çok az sayıdaki hastaya ise spor ve fiziksel aktivitenin yasaklandığına değinen Kardiyoloji Uzmanı Dr. Nur Kamer Kaya İnalkaç, “Ek kronik hastalıkları olan ve ritim bozukluğu riski yüksek değerlendirilen hastalar tetikleyici faktörlerden uzak durmalıdırlar. Bu hastalara spor ve ağır aktivitelerden, ani stres ve büyük üzüntüden kaçınmalarını, masum görülse de aritmiyi tetikleyebilen, örneğin bazı grip ilaçlarını kullanmamalarını önermekteyiz” diyor.
İlk basamak ilaç tedavisi
Ritim bozukluğu tedavisinde kalp atım sayısının dakika başına 60-100 olacak şekilde düzenlenmesi amaçlanıyor. Kardiyoloji Uzmanı Dr. Nur Kamer Kaya İnalkaç, ilk olarak ilaç tedavisinin tercih edildiğini belirterek, “İlaç tedavisi yeterli olmazsa ileri girişimsel yöntemler ve kalp piline ihtiyaç duyulabilmektedir” diyor.
Kaynak: (BYZHA) Beyaz Haber Ajansı
Kalpte Ritim Bozukluğuna Dikkat! yazısı ilk önce Kocaeli Basın üzerinde ortaya çıktı.]]>Toplumda yüzde 1-2 oranında izlenirken, ilerleyen yaşla beraber görülme sıklığı giderek artıyor. 2020 yılında tahminen dünyada 50 milyon kadar atriyal fibrilasyon hastası olduğu belirtiliyor. Atriyal fibrilasyon ritim bozukluğunun en önemli riski ise kalpte pıhtı oluşumuna ve bunun sonucunda felce yol açabilmesi. Hastalık aynı zamanda kalp büyümesi ve yetersizliğine de neden olabiliyor. Acıbadem Altunizade Hastanesi Kardiyoloji Uzmanı Prof. Dr. Duhan Fatih Bayrak, nabız düzensizliği ve hızlanması, nefes darlığı ile çarpıntının bu hastalığın en belirgin sinyalleri olduğuna dikkat çekerek, “Özellikle minimal hareketle kalp hızının artması ve hastaların yürüyememeleri tipik bulgulardandır. Ancak atriyal fibrilasyon hastaların yüzde 10-15’inde sessiz seyredebildiğinden tanı konulması gecikebiliyor. Bu nedenle özellikle 50 yaşından itibaren rutin kardiyoloji muayenesi yaşamsal önem taşıyor” diyor. Aslında erken tanı ve tedaviyle felç ve kalp yetmezliği riskleri azaltılabiliyor, hatta ortadan kaldırılabiliyor. Kardiyoloji Uzmanı Prof. Dr. Duhan Fatih Bayrak, atriyal fibrilasyonun tedavisinde dünyada 2021 yılından bu yana ülkemizde de bir yıldır uygulanan PFA (Pulsed Field Ablasyon) yönteminin ön plana çıktığını belirterek, “Ritim bozukluğunu tetikleyen odakların ortadan kaldırılmalarına yönelik uygulanan bu yöntem çevre dokulara zarar vermemek ve bu sayede tedaviye bağlı oluşabilecek ciddi komplikasyonları önlemek ve işlem süresini kısaltmak gibi son derece önemli avantajlar sağlıyor” diyor.
En önemli risk kalpte pıhtı oluşumu!
Normalde kalbimiz bir dakikada 60-100 arasında atarken, atriyal fibrilasyonda bu sayı 120 – 150’ye kadar çıkabiliyor. Atriyal fibrilasyon ritim bozukluğunun getirdiği en önemli risk ise ‘kalpte pıhtı’ oluşumu! Kalp kulakçıklarının ritim bozukluğu nedeniyle düzgün kasılamamaları kalp içinde pıhtı oluşumuna ve pıhtının kan dolaşımıyla beyne gitmesi sonucu felce neden olabiliyor. Üstelik bu hastalıkta inme riski normal popülasyona göre 5 kat artıyor! Ayrıca atriyal fibrilasyon süresi uzadıkça kalpte zamanla yapısal bozukluklar oluşuyor, bu tablo da kalp kulakçıklarında büyüme nedeniyle kalp yetersizliğiyle sonuçlanabiliyor.
Amaç kalp ritmini normale çevirmek, pıhtı riskini azaltmak!
Atriyal fibrilasyon günümüzde başarıyla tedavi edilebilen bir hastalık. Tedavisinde temel amaç kalp ritmini normale çevirmek ve pıhtı riskini azaltmak. Kardiyoloji Uzmanı Prof. Dr. Duhan Fatih Bayrak, ritim bozukluğuna karşı çeşitli tedavi yöntemlerine başvurulduğunu belirterek, “Pıhtı riski kan sulandırıcı ilaçlar ile azaltılıyor. Ritmi normale çevirmek için de ritim bozukluğuna yönelik ilaçlar, kalbin elektriksel şoklaması ve ablasyon yöntemleri kullanıyor. Isı bazlı ablasyon yöntemleri; kriyobalon ile dondurma ve radyofrekans ile ısıtma esasına dayanarak uygulanıyor. Burada amaç ritim bozukluğunu tetikleyen odakların ortadan kaldırılması. Bu alanda yeni geliştirilen teknoloji de PFA (Pulsed Field Ablasyon) yöntemidir” diyor.
PFA yöntemiyle kısa sürede yüksek enerji!
Ritim bozukluğunu tetikleyen odakların ortadan kaldırılmasına yönelik uygulanan yeni ablasyon yöntemi olan PFA (Pulsed Field Ablasyon) hastalara sağladığı önemli yararlar ile ön plana çıkıyor. Dünyada ilk kez 2021 yılında, ülkemizde de 2024 yılı içerisinde sınırlı sayıda uygulanmaya başlanan PFA (Pulsed Field Ablasyon) yöntemi ısı ya da soğuk enerji kullanan klasik ablasyon yöntemlerinden farklı olarak kalpte ritim bozukluğu oluşturan dokuya yüksek frekanslı ve kısa süreli yüksek enerji uygulamaları yaparak etkili oluyor.
Hastanede sadece 1 gece yatış gerekiyor
PFA (Pulsed Field Ablasyon) yöntemi genel anestezi ya da derin sedasyon altında, hastanın girişimi hatırlamayacağı veya hissetmeyeceği şekilde uygulanıyor. Klasik anjiyografi yöntemlerine benzer şekilde, sıklıkla sağ kasıktan toplardamar içine giriliyor ve ablasyon kateteri kalp içine ilerletiliyor. Ardından hatalı odakların olduğu bölgelere PFA enerjisi veriliyor. Kardiyoloji Uzmanı Prof. Dr. Duhan Fatih Bayrak, atriyal fibrilasyon tedavisinde, diğer yöntemlerle benzer şekilde yüzde 80 civarında başarı elde edildiğini belirterek, “Hasta işlemden sonra bir gece hastanede yatıyor ve ertesi sabah taburcu oluyor. En fazla bir hafta sonra ise günlük yaşamına geri dönebiliyor” bilgisini veriyor.
Çevre dokulara zarar vermiyor, önemli komplikasyonlar görülmüyor!
PFA (Pulsed Field Ablasyon) yöntemi hastaya pek çok yarar sağlıyor. Kardiyoloji Uzmanı Prof. Dr. Duhan Fatih Bayrak, PFA yönteminin kalp dokusunda ısı etkisi oluşturmadığı için diğer ablasyon yöntemlerinden farklı olarak kalp dokusuna spesifik etki gösterdiğine ve bu sayede çevre dokulara zarar vermediğine işaret ederek, “Dolayısıyla işlem sonrasında, hayati tehlikeye neden olabilen kalp fistülü oluşması, diyafram felci ve ablasyon bölgesinde toplar damar darlıkları gibi önemli komplikasyonlar PFA yönteminde görülmüyor” diyor. İşlem süresini bir saatten 30 dakikaya kadar kısaltan bu yöntem ritim bozukluğu oluşturan odakları ortadan kaldırıp atriyal fibrilasyonun tekrarlama riskini azaltıyor. Bunların yanı sıra bu ritim bozukluğunun daha sık izlendiği ileri yaş hastalarında da kısa işlem süresi ve güvenlik özellikleri sayesinde rahatlıkla kullanılabiliyor.
Hastalar bunlara dikkat etmeli
Kardiyoloji Uzmanı Prof. Dr. Duhan Fatih Bayrak, işlem sonrasında hastanın dikkat etmesi gereken kuralları ise şöyle anlatıyor: “Yöntemin başarısını arttırmak için hastanın yüksek tansiyon, diyabet ve uyku apnesi gibi hastalıklarının uygun şekilde tedavi edilmesi büyük bir önem taşıyor. İşlem sonrasında kan sulandırıcıların en az 2 ay, ritim bozukluğu ilaçlarının 3 ay civarında alınması gerekiyor. İşlem kasıktan girilerek yapıldığı için bir hafta spor yapılmaması, ıkınmak gerektiren işlerden uzak durulması ve ilk günlerde araç kullanılmaması, dikkat edilmesi gereken diğer kuralları oluşturuyor. Düzenli ve orta şiddette egzersiz yapılması, alkol tüketiminin kısıtlanması ve kilo verilmesi de yine önerilen kurallar arasında yer alıyor.
Kaynak: (BYZHA) Beyaz Haber Ajansı
Kalpte ritim bozukluğuna PFA yöntemi! yazısı ilk önce Kocaeli Basın üzerinde ortaya çıktı.]]>