?>
?>
Beylikdüzü Belediyesi, 4 Şubat Dünya Kanser Günü dolayısıyla Beylikdüzü Atatürk Kültür ve Sanat Merkezi (BAKSM)’de bir söyleşi düzenledi. “Kanserden Korkma, Bilinçsiz Kalkmaktan Kork” adlı söyleşide medikal onkoloji uzmanı Prof. Dr. Deniz Arslan ve radyasyon onkolojisi uzmanı Dr. Yıldız Keleş kanserin nedenlerini, tedavisini ve hastalıktan korunma yollarını anlattı.
Arslan: Test, erken evrede hayat kurtarır
Her yıl dünyada yaklaşık 20 milyon, ülkemizde ise 240 bin kişinin kansere yakalandığını ve yılda 120 binin üzerinde insanın kanserden hayatını kaybettiğini hatırlatan Prof. Dr. Deniz Arslan, bu hastalık sebebiyle ölenlerden en az yüzde 50’sinin erken teşhisle kurtarılabileceğini vurguladı. Sigaranın kanserin başlıca sebepleri arasında olduğunu belirten Arslan, “Artık bir tartışma konusu değil. Sigarasız bir dünya yaratırsak kanserlerin yüzde 35’ini engelleyebiliriz. Nargile ve e-sigara da sizi kurtarmaz. Mesela cep telefonunun kanser yaptığına dair bir kanıt yok. Stres bile ikincil bir kanser kaynağıdır. Bu hastalığın en büyük nedeni sigaradır. Kanser tarama testleri erken evrede hayat kurtarır. 50 yaşından sonra yılda bir kez test yaptırmanızı öneriyoruz” dedi.
Keleş: Radyocerrahi kanser mücadelesi için bir umut
Söyleşinin ikinci bölümünde ise Dr. Yıldız Keleş onkolojide uygulanan tedavi yöntemlerini amlattı. Gelişen radyoterapi teknikleri hakkında bilgiler aktaran uzman doktor, hastanın tümörden nasıl kurtarılabileceğini açıkladı. Dr. Keleş, “Palyatif tedavilerde, yani daha düşük doz ve daha kısa süreli tedavilerde elimizin güçlü olduğunu söyleyebilirim. Diyelim hastalığı geç bir evrede yakaladık, o aşamada bile radyoterapiden faydalanabiliyoruz. Güncel tedavilerde son 10 yıldır gelişen yeni bir yöntem var. Yüksek doz radyasyonla tedavi, buna “Radyocerrahi” de deniliyor. Bunun için gerekli teknik ekipmanları hemen hemen tüm kliniklerde kullanılabiliyoruz. Ve sağlıklı hiçbir dokuya zarar vermeden lokalize bir tedaviyi uygulama şansına sahibiz” şeklinde konuştu.
“Kanser de basketbol gibi bir takım oyunudur”
Son olarak sahneye davet edilen milli basketbolculardan Erdi Gülaslan, “Ben kanser yaşamadım ama şunu biliyorum ki, bu da bir savaş ve kanserle mücadele de basketbol gibi bir takım oyunudur, tek başına aşılamaz” derken, Yesukan Onar ise “Gerçekten bugün buradan bir şeyler öğrenerek ayrılacağım. Buradan çıktıktan sonra aileme ve yakınlarıma kesinlikle sigarayı bırakmaları gerektiğini söyleyeceğim” dedi.
Kaynak: (BYZHA) Beyaz Haber Ajansı
Kanserden Korkma, Bilinçsiz Kalkmaktan Kork yazısı ilk önce Kocaeli Basın üzerinde ortaya çıktı.]]>
Uluslararası Kanser Savaş Örgütü tarafından 2000’de ilan edilen 4 Şubat Dünya Kanser Günü’nde kanserle ilgili farkındalığı yükseltmek, kanserin ne olduğunu anlatmak, erken tanı ve erken tedaviyle kanser hakkında bilgilendirme yapılması hedefleniyor.
İstanbul Atlas Üniversitesi Tıp Fakültesi Genel Cerrahi Ana Bilim Dalı Başkanı Doç. Dr. Emine Yıldırım, 4 Şubat Dünya Kanser Günü dolayısıyla yaptığı açıklamada, günümüzde kanser vakalarının artışındaki nedenlere değindi, risklerin azaltılmasına ilişkin tavsiyede bulundu.
Yaşam süresi uzuyor, tarama programlarına rahat ulaşılıyor
Günümüzde kanser görülme oranlarında artış olduğunu belirten Yıldırım, “Bu durum, büyük oranda risk faktörlerindeki artışa bağlı olsa da yaşam süresinin uzaması, hastaların tanı almak için sağlık hizmetine rahat ulaşabilmeleri ve tarama programları sayesinde erken tanı alabilmeleri de kanser saptanma oranlarını etkilemektedir” dedi.
Obezite, diyabet ve hareketsizlik, kanserde artışa neden oluyor
ABD’de yapılan çalışmalarda bu artışın sebeplerinin araştırıldığını kaydeden Yıldırım, “Araştırmalara göre, obezite ve diyabet, hareketsiz yaşam tarzı, beslenme alışkanlıklarında bozulma ve metabolik sendrom gibi ilgili komorbiditelerin (eşlik eden hastalıklar) artması kolorektal kanser, meme kanseri gibi pek çok kanser tiplerinde artışı da beraberinde getirmiştir” dedi.
Kanser ölümlerinin yüzde 30’u tütün kullanımıyla ilişkili
Sigara kullanımının en önemli etkenlerin başında geldiğini vurgulayan Yıldırım, “Sigara kullanımı da son yıllarda artmıştır. Özellikle Türkiye gibi gelişmekte olan ülkelerde sigara tüketimi her yıl artış göstermektedir. TÜİK verilerine göre, 15 yaş üstü sigara kullanım oranı yüzde 28.3’tür. Kanser ölümlerinin yüzde 30 kadarı tütün içmekten kaynaklanmaktadır. Tütünü alkolle birleştirmek, kanser riskini artırır. Yapılan bazı araştırmalara göre, tütün içmek akciğer, özofagus (yemek borusu kanseri), mide, pankreas, mesane ve baş boyun kanserleri olmak üzere pek çok kanser tipi ile nedensel olarak ilişkilidir. Ayrıca radyasyon, genetik yatkınlık, çevre kirliliği de riski artıran faktörlerdir. Yaşam süresinin artışı da kanserle karşılaşma ihtimalini artıırır” diye konuştu.
Ölümlerin yüzde 35’i “değiştirilebilir risk faktörü” kaynaklı
Kanser oluşumunda hem genetik hem de çevresel faktörlerin önemli olduğunu ifade eden Yıldırım, “Ailesel ve kalıtsal olarak aktarılan kanser tipleri vardır. Ayrıca obezite, sağlıksız beslenme, sigara ve alkol tüketimi, sedanter (hareketsiz) yaşam tarzı, radyasyon maruziyeti en önemli risk faktörleri arasında sayılmaktadır. DSÖ araştırmasına göre, dünya genelinde kanserden kaynaklanan ölümlerin yüzde 35’i sigara ve alkol tüketimi de dahil olmak üzere yaşam tarzı, enfeksiyonlar, parazitler, ultraviyole ışığa maruz kalma ve ultraviyole radyasyon yayan cihazlarla bronzlaşma, diyet ve iyonlaştırıcı radyasyona maruz kalma gibi potansiyel olarak değiştirilebilir risk faktörlerinden kaynaklanmaktadır” dedi.
Meme kanseri 8 kadından 1’ini etkiliyor
Doç. Dr. Emine Yıldırım, “Meme kanserinin 8 kadından 1’ini etkilediğini bilmekteyiz. 40 yaş üstü kadınlara tarama amaçlı yapılan mamografi sayesinde hastalar henüz kanser fark edilemeyecek kadar küçükken tanı alabilir. Ya da gaytada gizli kan saptanan hastalara veya 50 yaş üstü tarama amaçlı yapılan kolonoskopik incelemeler sayesinde kalın bağırsak kanserleri erken dönemde tanı alabilir” dedi.
Kanserde risk azaltılabilir
Kanserin önlenebileceği şeklindeki söylemin çok iddialı olacağını belirten Yıldırım, “Kanseri önlemek değil ama riski azaltmak mümkündür. Obeziteden kaçınmak, sağlıklı beslenmek, spor yapmak, sigara ve alkol kullanmamak, sağlık kontrollerini düzenli olarak yaptırmak kanser riskini azaltmak için önemlidir” dedi.
HPV aşısının rahim ağzı kanserine karşı koruyucu olduğunun bilindiğini kaydeden Yıldırım, “Hepatit B aşısı ile hepatit B’ye karşı koruyuculuk sağlayıp buna bağlı siroz ve karaciğer kanserinden korunmaya imkan verir. Ayrıca güneşten korunmak cilt kanserine yakalanma riskini azaltır. Tarama programları sayesinde de kanser öncüsü lezyonlar tanınıp korunma sağlanabilir. Örneğin kolonoskopi ile kanser öncüüsü lezyonlar olan polipler erken tanınıp alınarak kanser gelişimi engellenebilir” diye konuştu.
Mamografi, tedavide başarı şansını artırıyor
Kanserde erken teşhisin öneminin altını çizen Doç. Dr. Emine Yıldırım, “Günümüzde artık kanserler de pek çok durumda tedavi edilebilir bir hastalıktır. Özellikle de erken tanı alan kanserlerde başarı oranları çok daha yüksektir. Bunu bir örnekle açıklarsak tarama programlarından olan mamografi sayesinde erken tanı alan bir meme kanseri hastasında tedavi başarısı yüzde 99’lara varmaktadır. Eğer kanser erken evrede tanı alırsa uygulanacak tedavi de daha az agresif olur. Böylece hastalıkla baş etmek daha az yıpratııcı hale gelir” diye konuştu.
Kaynak: (BYZHA) Beyaz Haber Ajansı
Kanserden ölümlerin yüzde 30’u sigara kaynaklı yazısı ilk önce Kocaeli Basın üzerinde ortaya çıktı.]]>
ERKEN TEŞHİSİN ÖNEMİ VURGULANDI
Kocaeli Büyükşehir Belediyesi tarafından meme kanseri farkındalık haftası kapsamında İzmit, Gölcük, Körfez ve Derince ilçelerinde yürüyüşler düzenlendi. Anne Şehir Merkezi Yasemin, Günebakan, Begonya ve Şehit Er Emre Kaan Arlı Spor Salonu tesislerinde gerçekleştirilen etkinliklere katılımcılar yoğun ilgi gösterdi. Etkinlik kapsamında kadınlar, “Kocaeli Anneleri Ekimde Pembe Giyer”, “Meme Kanseri Farkındalık Ayı”, “Kanserde Erken Tanı Hayat Kurtarır”, “Kendi Kendine Muayene Hayat Kurtarır”, “Kanserden Değil Geç Kalmaktan Kork” ve “Farkındayım Korkmuyorum” yazılı dövizler ile yürüyerek meme kanserinde erken teşhisin önemine dikkat çekti.
ANTRENÖRLER EŞLİĞİNDE SPOR
İzmit, Derince ve Körfez ilçelerinde düzenlenen yürüyüşe İl Sağlık Müdürlüğü’ne bağlı KETEM birimi de eşlik etti. Programda KETEM yetkilileri, yürüyüşe katılan katılımcılara meme kanserinin tanımı, belirtileri, erken teşhisin önemi, meme kanserinde düzenli kontrollerin ve kendi kendine meme muayenesinin önemi gibi konularda bilgilendirmelerde bulundu. Program sonrası katılımcılara Anne Şehir Sağlıklı Yaşam Programı antrenörleri eşliğinde açık havada spor yaptırıldı.
KANSERE KARŞI BİLİNÇLENDİRME
Düzenlenen etkinlikler kapsamında GEBZESEM’de Anne Şehir Merkezi Gardenya, Gelincik, Manolya, Nilüfer ve Mimoza tesislerinin katılımcılarına alanında uzman doktorlar tarafından seminer gerçekleştirildi. Seminerde meme kanseri tanı ve tedavi yöntemleri, meme kanseri belirtileri, meme kanserinde erken tanının önemi konuları hakkında bilgi verilerek, katılımcıların soruları cevaplandı.
Kaynak: (BYZHA) Beyaz Haber Ajansı
Kanserden değil geç kalmaktan kork yazısı ilk önce Kocaeli Basın üzerinde ortaya çıktı.]]>Meme kanseri ilk evrelerinde ayırt edici belirtiler göstermeyebiliyor ve bu sebeple gözden kaçırılması kolaylaşıyor. Şüphelenilmesi gereken belirtileri sıralayan Anadolu Sağlık Merkezi Hastanesi Genel Cerrahi Uzmanı, Meme Sağlığı Merkezi Direktörü Prof. Dr. Ali Uğur Emre, “Memelerden birinin şekli veya boyutunda aniden fark edilen bir değişiklik, meme cildinde çukurlaşma, portakal kabuğu görünümü, kızarıklık veya kalınlaşma, meme ucunda içe çekilme, hassasiyet veya meme ucunun etrafındaki deride renk değişiklikleri, meme ucundan özellikle kanlı bir akıntı gelmesi, memede veya koltuk altında tekrar eden bir ağrı hissedilmesi, bazı türleri lenf düğümlerini etkilediği için koltuk altında ya da boyun bölgesinde şişlik veya sertlik gibi şikayetler varsa vakit kaybetmeden bir sağlık merkezine başvurulmalı” dedi.
Düzenli taramalar kansere sebep olmaz, kanserden korur
40 yaş ve üzeri kadınların düzenli olarak mamografi çektirmelerinin önerildiğini vurgulayan Prof. Dr. Ali Uğur Emre, “Bu tarama yöntemi, henüz belirti vermeyen küçük tümörleri bile ortaya çıkarabilir. Bu yüzden her yıl mamografik tarama yapılması tavsiye edilir. Mamografi, genellikle düşük dozda radyasyon kullanır. Bu doz, günlük yaşamda karşılaşılan doğal radyasyon miktarından çok daha düşüktür. Öyle ki uzun bir uçak yolculuğunda alınan radyasyon miktarı daha fazladır. Mamografinin yararlarının potansiyel risklerinden çok daha fazla olduğu unutulmamalı” şeklinde konuştu.
Kadınların kendi kendilerine meme muayenesi yapmaları, olası değişiklikleri erken fark etmeleri açısından önemlidir diyen Prof. Dr. Ali Uğur Emre, “Elle meme muayenesi, mamografi gibi taramaların kesinlikle yerine geçemez ancak meme kanseri farkındalığını artıran ve erken teşhisi destekleyen önemli bir yöntemdir” açıklamasında bulundu.
Tüm kanser türlerinde olduğu gibi meme kanserinde de erken tanı ve tedavinin hastanın ömrünü uzatmakla kalmadığını, hastalığın tamamen yok edilmesini sağlayabildiğini söyleyen Prof. Dr. Ali Uğur Emre, erken tanının yarattığı farkları 5 maddede özetledi:
Kanser yayılmadığı için sınırlı alanda tedavi kolaylaşır
Meme kanseri erken evrelerde tespit edildiğinde, kanser genellikle sadece meme dokusuyla sınırlıdır ve henüz yayılmamıştır. Bu durumda, tedavi kolaylaşır ve kanserin tamamen ortadan kaldırılma olasılığı daha yüksektir. İleri evrelerde ise kanser akciğer, karaciğer, kemik gibi organlara yayılabilir, bu da tedaviyi zorlaştırır.
Cerrahi müdahale gerekiyorsa memenin tamamı alınmaz
Erken evrelerde cerrahi müdahaleler daha küçük çaplı olabilir ve memenin tamamının alınması yerine yalnızca kanserli bölgenin çıkarılması mümkün olabilir.
Yaşam kalitesi daha iyi korunur
Erken evrelerde tanı konulduğunda genellikle kemoterapi veya radyoterapi gibi yoğun tedavilere daha az ihtiyaç duyulabilir bu yüzden uygulanan daha hafif tedavi yöntemleri, hastanın yaşam kalitesini korumasına yardımcı olur. Erken evrelerde teşhis edilen hastalar, tedavi sonrası günlük yaşamlarına daha çabuk dönebilirler. Ağır olmayan tedavilerin yan etkileri de hafif olacağı için, hastaların fiziksel ve psikolojik olarak daha iyi bir iyileşme süreci geçirmesi sağlanabilir.
Daha az maliyetli tedavilere ihtiyaç duyulur
Erken evrelerde teşhis edilen meme kanseri vakalarının tedavisi, ileri evrelerdeki kanserlere kıyasla daha az maliyetli olabilir. İleri evrelerde daha karmaşık ve uzun süreli tedavi süreçlerine gerek duyulabilir.
Yaşam tarzı değişikleriyle daha tehlikeli kanser türlerinden koruma sağlanır
Erken tanı, daha sonraki kanserlerin veya nükslerin önlenmesi için önemli bir fırsat sunar. Örneğin meme kanseri erken tespit edildiğinde daha ileri kanserleri önlemek için belirli yaşam tarzı değişiklikleri veya daha yakından takip planları uygulanabilir.
Kaynak: (BYZHA) Beyaz Haber Ajansı
Mamografiden değil ilerleyen kanserden korkulmalı yazısı ilk önce Kocaeli Basın üzerinde ortaya çıktı.]]>